İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının vekili tarafından yapılan beyanlara göre, müvekkil henüz kendisine tebliğ yapılmamış olmasına rağmen, e-devlet ve bağlantılı hizmetlerden öğrenildiği üzere, davalı tarafından ... 14. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla, kambiyo senedine dayalı bir icra takibi başlatılmıştır. Bu nedenle müvekkilin, haksız icra takibine karşı Sayın Mahkeme nezdinde menfi tespit davası açma mecburiyeti doğmuştur. Müvekkil, senetteki imzanın kendisine ait olup olmadığının incelenmesini talep etmekte ve icra takibinin haksız olduğu hususlarını ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Takibe konu senet, 150.000 TL bedelli olup, alacaklısı “...” olarak gösterilmiştir. Senet, ...’da 11/12/2018 tarihinde düzenlenmiş ve vadesi 10/12/2019’dur. Müvekkil, davalı-alacaklıyı tanımamakta ve söz konusu bedelle ilgili herhangi bir alışveriş veya alacak-borç ilişkisi bulunmamaktadır. Araştırmalar, davalı-alacaklının hukuk fakültesi öğrencisi olduğunu ve icra takibindeki vekilinin avukatlık bürosunda stajyer düzeyinde çalıştığını göstermektedir. Müvekkil, uzun yıllar ... Ltd. Şti.’nde 15/07/2002 - 10/02/2018 tarihleri arasında işçi olarak çalışmış, iş akdinin feshi sonrasında açtığı alacak davası ... 35. İş Mahkemesi'nin... E., ... K. sayılı kararıyla kabul edilmiş ve söz konusu karar, ... 12. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı takibine dayanak olmuştur. Müvekkil, e-devlette söz konusu icra takibinin kendi takibinden iki gün sonra başlatıldığını görmüş ve davalıyı tanımadığını belirtmiştir. Senedin incelenmesinde, başkaca bir ciro olmadığı, doğrudan davalı adına keşide edildiği anlaşılmaktadır. Müvekkilin maddi durumu ve hayatı, böyle bir bedeli ödeyebilecek veya söz konusu senedi imzalayabilecek konumda olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, davalı-alacaklının vekili Av. ...’in stajyer düzeyinde olduğu ve arabuluculuk sürecinde eski işveren .... Ltd. Şti. adına ...ile birlikte hareket ettiği tespit edilmiştir. Bu durum, müvekkil ile davalı arasında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını ve icra takibinin kötü niyetli olduğunu göstermektedir. Müvekkil, dava konusu senede imza atıp atmadığını hatırlamamaktadır ve imza tetkiki ile senette tahrifat olup olmadığının bilirkişi tarafından incelenmesini talep etmektedir. Müvekkil, eski işveren bünyesinde zaman zaman belgeler imzaladığını, ancak söz konusu senedin tamamen kurgu olabileceğini ve icra takibinin müvekkilin işçilik alacakları davasına dayanak olarak kötü niyetle düzenlendiğini ifade etmektedir. Söz konusu senedin müvekkil tarafından imzalanmış olsa dahi, bu imzanın eski işvereni .... Ltd. Şti. tarafından hile ile alındığı ve kötü niyetle icra takibine konu edildiği iddia edilmektedir. Müvekkil, senedin tanzim tarihi olarak gösterilen dönemde hastalık ve tedavi süreçleri nedeniyle evden çıkmadığını, yalnızca eşi ve oğlunun nezaretinde hastaneye gittiğini, dolayısıyla senedi imzalamasının mümkün olmadığını beyan etmektedir. Bu husus, icra takibinin kötü niyetli ve haksız olduğunu desteklemektedir. Müvekkil ayrıca, şüpheliler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na sahtecilik ve dolandırıcılık suçları nedeniyle şikâyette bulunmayı planlamaktadır. Olayın genel akışı değerlendirildiğinde, müvekkil aleyhine gerçekleştirilen icra takibinin, müvekkilin eski işvereni .... Şti. aleyhine işçilik alacakları davasının sonucu olarak ortaya çıkan kararı icra yoluyla engellemek veya zarar vermek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Takip alacaklısı ve vekilinin durumu, senedin boş olarak müvekkile imzalatıldığı ve daha sonra doldurularak icra takibine konu edildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, müvekkil aleyhine yapılan icra takibinin haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğu değerlendirilmiş, davanın kabulü, davalıya karşı alacaklı olmadığının tespiti, ihtiyati tedbirle icra takibinin durdurulması ve teminat konulması, kötü niyetli takip sebebiyle tazminat talebi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesi talep edilmiştir. Deliller arasında ... 14. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası, senet aslının celbi, ... 35. İş Mahkemesi'nin...E., ... K. sayılı dosyası, Bakırköy 12. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyası, ... sayılı arabuluculuk dosyası, davalının sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin araştırmalar, müvekkilin sağlık evrakları, bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları yer almaktadır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, alacaklıyı tanımadığı ve işçi olması sebebiyle senet miktarında borçlu olamayacağı yönündeki iddiaları yerinde değildir. Davaya konu icra takibine dayanak senetle ilgili olarak ileri sürülen bu iddialar tamamen hukuka aykırıdır. Kıymetli evrakta mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereği, senedin düzenlenmesine yol açan temel borç ilişkisinin senetten anlaşılması mümkün değildir. Kambiyo senetleri, doğumlarına neden olan hukuki işlemden bağımsızdır ve senedin geçerliliği, temel borç ilişkisinin varlığı veya geçerliliğine bağlı değildir. Yargıtay kararları da senetteki borcun soyut ve mücerret nitelikte olduğunu, temel borç ilişkisinde aksaklık olsa dahi senedin geçerliliğinin etkilenmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır (Yargıtay 12. HD, ... E., ... K., 03.10.2013... E., ...K., 04.06.2015; Yargıtay 19. HD, ... E., ... K., 17.02.2014). Davacının menfi tespit davası açmış olmasına rağmen, 28.09.2020 tarihinde 24.153,75 TL tutarında teminat ve 29.09.2020 tarihinde icra dosyasındaki 183.430,00 TL borcu ödemesi, borcu ikrar ettiğini göstermektedir. Hiçbir haciz baskısı altında bulunmadan yapılan bu ödemeler, davacının borçlu olmadığını iddia etmesine rağmen icra takibine konu borcu kabul ettiğini ortaya koymaktadır. Müvekkilin genç olması sebebiyle borç veremeyeceği iddiası gerçekleri yansıtmamaktadır. Müvekkilin taşınmaz ve değerli varlık sahibi olduğu belgelerle sabittir. Davacı, icra takibini “komplo” olarak nitelendirmiş olsa da tüm dilekçelerde senaryoya dayalı iddialarda bulunmuştur. Bunun yanı sıra, dava dışı üçüncü kişiye ait arabuluculuk dosyası bilgileri hukuka aykırı şekilde kullanılmış, gizlilik ilkesine riayet edilmemiştir. Arabuluculuk Kanunu’nun 33. maddesi gereği gizlilik ihlali cezai sorumluluk doğurmaktadır. Davacının, dava konusu senette işveren olmayan kişiler tarafından senedin doldurulduğu ve bu nedenle borçlu olmadığı yönündeki iddiaları da kabul edilemez. Senet, bononun tedavüle çıktığı anda tüm kanuni unsurları taşımakta ve icra takibine konu senet hukuka uygun olarak düzenlenmiştir. Davacının tedavi gördüğü veya senet üzerinde sonradan değişiklik yapıldığı iddiaları somut delillerle desteklenmemiştir. Yargıtay içtihatları da senedin kambiyo vasfını etkilemeyecek şekilde tedavüle çıkarıldığını belirtmektedir (12. HD,...; Yargıtay 19. HD, ... E.,... K., 30.01.2013). Bu nedenlerle, davacı şirketin iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, senedin kambiyo senedi niteliğinde bulunduğu, müvekkilimizin icra takibinin kanuna uygun ve gerekli şekilde yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Hukuki sebepler: İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat. Deliller: ... 14. İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası, müvekkile ait taşınmaz ve malvarlığı kayıtları, tapu kaydı, kıymetli maden banka dökümü, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin, tanık beyanları ve sair her türlü delil. Sonuç ve talep: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine, takip konusu alacağın İİK’nın 170. maddesi uyarınca inkâr tazminatı ve para cezasına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesi talep olunur.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;takibe konulan senetteki imzanın sahteliği ve taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminden ibaret olduğu görüldü.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davalının alacaklı, davacının borçlusu olduğu, davacının keşidecisi, davalının hamili olduğu 150.000,00 TL miktarlı 11/12/2018 tanzim tarihli,10/12/2019 vade tarihli bono dayanak yapılmak suretiyle, davalı tarafça davacı aleyhine başlatılan ... 14. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
Mahkememizce bono aslı ve emsal imzalar celp edilmiş, takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğuna ilişkin 20/06/2022 tarihli ATK raporu dosya arasına alınmıştır.
Davacının, davalı hamile aleyhine şikayetçi olması üzerine, bono üzerinde tahrifat yapılması sebebiyle, ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyası üzerinden kovuşturma yapıldığı görülmüştür.
Davalı vekilinin, dava konusu icra dosyasına sunduğu 19/12/2025 tarihli dilekçesi ile dosyanın feragat nedeniyle kapatılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünün 22/12/2025 tarihli kararı ile dosyanın feragat ile kapatıldığı görülmüştür.
Davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunduğuna dair beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili 28/01/2026 tarihli celsede "dava dilekçemizde de belirttiğimiz üzere icra dosyasından dolayı borçlu olmadığımızın tespitini talep ediyoruz" beyanında bulunmuş olup dava konusu icra dosyasının da feragat ile kapatıldığı görülmekle davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı kararında özetle; "Davalı alacaklı vekilinin dava açıldıktan sonra yargılama devam ederken 09/04/2015 tarihinde davanın konusunu oluşturan icra takibinden feragat ettiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalının davacı aleyhine giriştiği icra takibinden feragat ettiği ve böylece davada haksızlığını kabullenmiş olduğu gözetilerek dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesi gerekirken aksine davacının aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklinde karar vermiştir.
Mahkememiz dosyasında da davalı alacaklı vekili tarafından dava açıldıktan sonra icra dosyasına sunulan beyan ile icra takibinden feragat ettiği görülmekle icra takibi başlatmaktaki haksızlığını kabullenmiş olduğundan davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş ancak mahkememizce alınan ATK raporunda bono üzerinde imzanın davacıya ait olduğu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü diğer iddiaların ise ispata muhtaç olduğu tespit edilmekle davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu karar harcının peşin alınan 2.749,91 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 2.134,51 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026