İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; ... A.Ş ile 06/08/2018 tarihinde imzaladıkları "Yüzen ... Hizmet Alımına Ait Sözleşme" kapsamında kullanılmak üzere davalıya 21.01.2018 tarihinde bir adet deniz taşıtı siparişi verdiklerini böylelikle ... A.Ş. ile yapılan sözleşmenin akabinde deniz taşıtının imalatı için davalı ile anlaşıldığını, bu kapsamda davalının 21.01.2018 tarihinde 550.189,17 TL tutarlı fatura gönderdiğini ve ödemelere başlandığını, davalının kestiği faturalar uyarınca geminin tek ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunun kabul ettiğini ilk peşinat 140.00 TL 'nin 04.09.2018 60.000 TL 'nin 04.10.2018 40.00 Euronun 05.12.2018 25.000 Euronun 07.12.2018 tarihlerinde olmak üzere toplam 65.000 Euro ve 200.00 TL ödeme yapıldığını, ... tarafından tespit edilen eksiklerin giderilmesi amacıyla 30.090 TL fatura uyarınca muhtelif tarihlerde olmak üzere toplamda 30.090 TL daha ödendiğini halihazırda davalı tarafından 580.279,17 TL fatura gönderildiği buna karşılık davalıya 624.866,50 TL ödendiğini ancak anlaşma uyarınca gemi imal edilmiş faturası kesilmiş ve teslim edilmiş ve bedeli tamamen ödenmiş iken davalı tarafça sözleşmenin ifasında kötü niyetli kaçınılarak gemi tescilinin haksız şekilde davalının kendi adına yaptırdığını, geminin tescilinin yapılması adına davalı tarafça önerilen ... Tescil ve Müşavirlik adına vekalet çıkartılması gerektiğinin davalı tarafından bildirildiğini, firmaya vekalet verildiğini ve tescil masrafı olarak 8.500 TL ödeme yapıldığını, ... A.Ş'ne kiraya verilen geminin 2019/ Nisan ayından 2019/ Ağustos ayına kadar İstanbul'da kullanıldıktan sonra ...'ya nakledildiğini geminin 24.05.2019 tarihinde ... sigortaya sigortalattırıldığını, anlaşmanın aksine davalının deniz taşıtanı kendi adına tescil ettirdiğini, yapılan inceleme ve duyumlar ile gemi üzeriden davalının borçlarından kaynaklanan hacizler olduğunun öğrenildiğini, muvazaalı hacizler uygulattırıldığını, muvazaalı hacizlerin tek sebebinin malik olmaları gerekirken geminin davalı tarafça gasp edilmek istenmesi olduğunu, geminin her türlü takyidattan ari şekilde iadesi ve tescilinin mümkün olmaması durumunda gemi bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesini talep ettiklerini, mahkemenin ... D.iş nolu dosyası tahtında geminin ihtiyaten haczedilmesine karar verildiğini, ....İcra Müdürlüğü ... nolu dosyasında ilgili kurumlara yazı yazılarak gemi siciline haciz kaydının işlendiğini, deniz taşıtından gereği gibi faydalanmadıkları için kar kaybına uğradıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat taleplerinin olduğunu, ... A.Ş. ile sözleşmenin feshedilmesi sonrasında davalının mülkiyetinin kendilerinde olduğu iddiasıyla gemiyi ... Liman Başkanlığından teslim aldığını, davalının dolandırıcılık suçunu işlediğinden İstanbul Cumhuriyet Savcılığına 2020/... soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu beyanla, dava konusu ... Bağlama Kütüğü Numaralı ... ... CIN Numaralı ... Tekne sınıflı ... isimli geminin taraflarına her türlü takyidattan ari şekilde iadesini ve tescilini,dava konusu ... Bağlama Kütüğü Numaralı ... ... CIN Numaralı ... Tekne sınıflı ... isimli geminin her türlü takyidattan ari şekilde iadesi ve tescilinin mümkün olmaması halinde deniz taşıtı bedelinin faiziyle birlikte müvekkili tarafa ödenmesini, müvekkili şirketin uğradığı zararlara ve mahrum kaldığı kazança ilişkin olarak HMK m. 107 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla şimdilik, 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile ...'ye teslim edilmek üzere 4 adet teknenin imalat ve teslimi konusunda anlaştıklarını, tarafların anlaşmasına göre her tekne için yapılan 4.000 Euro indirim sonrasına toplam 340.000 Euro ödeme yapılacağını, ancak bu ödemelerde sadece 65.00 Euro ile 200.000 TL ödeme yapılmış olduğunu, bakiye bedelinin ödenmediğini ayrıca ... talebi ile yapılan değişiklikler için 30.000 TL ödeme yapıldığı anlaşma bedelinin 248.354,00 Euro bakiye bedelin halen ödenmediğini davacı ile yapılan anlaşma sonrasında ... A.Ş. ile 4 adet tekne için imalat sözleşmesi yapıldığını bu sözleşme incelendiğinde siparişi verilen teknelerin ... A.Ş.'de kullanılmak üzere sipariş verildiğinin açıkça anlaşılacağını davacı yandan gelen ödemelerden 441.070 TL ... A.ş'ne ödendiği ilk teknenin 2019 Nisan ayında davacıya teslim edildiğini, davacı tarafından ödeme yapılmadığı için diğer teknelerin üretilmediğini, ...'nin diğer tekneleri teslim almadığı gerekçesiyle davacı ile arasındaki sözleşmeyi 2020 yılında feshettiği 4 adet tekne için 1.176.000 Euro olmak üzere tek bir teknenin 294.000 Euro olarak anlaşma yapıldığını, tekne bedellerinin ödenmemesi üzerine davacıya ... 50. Noterliğinden ihtarname gönderildiğini, davacı ödemelerini ifa etmediği için ... şirketine karşı yükümlülüklerini yerine getiremedikleri tüm eksik ödemelere karşın teknenin 2019/ Nisan da davacıya teslim edildiğini, ... nin tekneyi 05.07.2019 tarihinde tören ile hizmete aldığını ancak hiç kullanmadığını, ... ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ve yasal zorunluluk gereği teknenin ilk olarak geçici tescil ile kendi adlarına tescil edildiğini, anlaşma sağlanan bedellerin ödenmemesi nedeniyle tescilin davacı yana geçirilmediğini, tekne çalışır sağlam ve lüks halde teslim edildiği halde ...'nin tekneyi hizmete almaması nedeniyle altı delik olarak batmaya terk edildiğini ve gelen ihbar üzerine teknenin batmaktan kurtarıldığını davacının ödeme yapmaması üzerine ödeme güçlüğü içerisine düştükleri ve bir çok icra takibiyle karşılaştıklarını bu sebeple ... isimli tekne üzerinde birden çok haciz işleminin yapıldığını, davacının TBK m.97 gereği borçlarını ifa etmeyen taraf sıfatı ile bir talepte bulunmaya hakkı olmadığı gönderilen ihtarname ile davacının temerrüde düşürüldüğünü ancak davacı yanca gönderilen bir taahhütnamenin ise bulunmadığını taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğunu, ve davacı tarafından feshedilmediği manevi tazminat şartlarının oluşmadığını kendi yaptıkları savcılık şikayetinin akıbetinin meçhul olduğunu, henüz taraflarına bir karar tebliğ edilmediğini davacının da şikayete bulunduğunu beyanla, her iki dosya neticesinin beklenmesini ve dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiği beyanları ile davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler tarafından tanzim edilen 04.03.2022 tarihli raporda; tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan incelemede, ..., sözleşmenin kapsamının belirlenebilmesi için, TTK m. 372'nin uygulama alanına ilişkin bilgiler, şirket yetkililerinin imzaladığı sözleşmelerin şirketi ne zaman, hangi koşullarda bağladığı ve icazetin verilmesi halinde şirketlerin bağlı olup olmadığı hususlarını ele almak üzere şirketler hukuku alanında uzman bir bilirkişinin heyete katılması gerektiğini, gemi mülkiyetinin şekle bağlı bir sözleşmeyle geçeceği, somut uyuşmazlıkta teslim edilen gemiye ait mülkiyetin davacı'ya geçmemiş olduğunun sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
Aynı bilirkişi heyetinin düzenlediği 13.01.2023 tarihli ek raporda; tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan incelemede, ... Ltd. Şti. adına imzaya yetkili olarak “...”nın, ... Ltd. Şti. Adına “...”nun şirketi temsile yetkili müdür olarak atandığını, ... ve ...'nun ise her iki şirkette de yetkili olmadığını, ... Ltd. Şti. Adına imza attığı iddia edilen ... ve ..., şirket unvanı adı altına imza atmadığı gibi esasen şirket adına imza atmaya yetkili olmadığını, bu kapsamda bahsi geçen imzaların ve sözleşmenin davacı ... Ltd. Şti. şirketini bağlamadığını, gemi imalatı konusunda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması nedeniyle tarafların ifaları ve eylemlerinden anlaşma koşulları hakkında yorumda bulunmak gerektiğini, tarafların kaç adet gemiye ilişkin anlaşma yaptıkları tespit edilemediğinden iki farklı değerlendirme yapmanın yerinde olacağını; taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir adet gemiye ilişkin bir anlaşma bulunduğunun kabulü halinde, davalının fiilen teslim ettiği ilk geminin bedeline ilişkin davacının 85.000 Euro ödenmesi gerektiğini iddia ettiği ancak bu tutarda mutabık kalındığını ispatlayamadığı ayrıca davacıya toplam 580.279,17 TL değerinde fatura kesildiği ve bu tutarların ödendiğinin dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden tespit edildiğini, mevcut durumda davacının edimini gereği gibi yerine getirdiğini, bedel ödeme edimini yerine getiren davacının, davalıdan kendi edimini yerine getirmesini yani sözleşme konusu geminin adına tescilini talep edebileceğini, davalının iddia ettiği gibi dört adet gemi için tarafların anlaştığının kabulü durumunda dahi kısmi ifa konusunda taraflar arasında bir kabul mevcut olduğunu, davalının davacı tarafa kestiği faturalar incelendiğinde açıklama kısmında faturanın ...Tekneye ilişkin olduğunun yazıldığı görüldüğünü, davalı tarafça, 65.000.000 Euro ve 200.000 TL tutarında ödemenin yapıldığını, dekontların açıklama kısımları incelendiğinde ilgili ödemelerin tekne imalatına ilişkin olduğunun anlaşıldığını, davalının kesmiş olduğu fatura bedelini karşılayan tutarda bir ödemenin davacı şirketçe yapılması, buna mukabil teknenin teslim edilmesi, ancak gemi mülkiyetinin nakli için gerekli tescil yapılmadığı görülmekle birlikte; davalının kestiği fatura bedellerinin davacı şirketçe ödenmesi, akabinde gemiyi fiilen teslim etmesi eylemlerinin, davacı ve davalının bu bedelin ödenerek ilgili geminin teslimi konusunda taraflar arasında fiili bir uyumun/kabulün olduğunu gösterdiğini, son halde davacının üzerinde düşen bedeli ifa yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalı şirketin ise gemiyi fiilen teslim etmiş olsa da kendi edimi olan geminin mülkiyetini yapılacak tescille davacıya geçirme borcunu yerine getirmediğin sonuç ve kanaatine varılmıştır.
04/04/2023
tarihli ek bilirkişi raporunda ; davacı tarafından davalıya 4 adet tekne imalatı sipariş edildiğini, sipariş edilen deniz taşıtlarının deniz kargo olarak kullanılması için davacı ile ... arasında dört adet deniz taşıtının kiralanmasına ilişkin 06.08.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, üretilen teknelerin ... tarafından fiili kullanma tarihinden itibaren her bir teknenin aylık kira bedeli olarak 4.900 Euro fiyat belirlendiği sözleşme süresinin 60 olarak belirlendiği 4 tekne için toplam 1.176.000 Euro bedel belirlendiği (4.900 Euro x 4 tekne x 60 ay) yapımı tamamlanan ... bağlama kütüğü no.lu ... ... CIN numaralı ... teknenin (...) deniz taşıtının davalı tarafından 2019 yılı Nisan ayında tamamlanarak davacıya ... Kargo'ya fiilen teslim edildiğini, davacı tarafından teslim alınan deniz taşıtının, davacı tarafından ...'ye teslim edildiğini ve davacı ile ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında ... tarafından önce İstanbul'da sonrasında ise ...'da kullanıldığını, davaya konu teknenin, davalı ... tarafından davacı ... adına tescilinin yapılmadığını, kendi adına tescil yaptırdığını, tekne, fiilen davacının kullanımında olsa da resmi belgelere göre davalı ...'a ait gözüktüğünü. Davalı ... aleyhine üçüncü kişilerce takip yapılması ve davaya konu teknenin kullanımında sorunlar yaşanması sonrasında ... davacı ile yapmış olduğunu 06.08.2018 tarihli kiralama niteliğindeki sözleşmeyi 22.01.2020 tarihinde feshettiği görüldüğünü. Davacı şirketin 2018 yılında davaya konu sözleşemler kapsamında ve ana faaliyet kapsamında herhangi bir gelirinin olmadığı (600-602 hesap kodu) görüldüğünü. Davaya konu teknenin ... tarafından kullanıldığı Nisan 2019- Ocak 2020 döneminde davacı tarafından dava dışı ...'ye aşağıda bilgileri yer alan faturaların tanzim edildiğini, davacı şirketin 2019 yılında ana faaliyetleri kapsamında davaya konu teknenin kiralama işinden dolayı 173.081,18 TL, tekne yakıtından dolayı 1.378,96 TL gelir elde ettiğini, bu gelirleri elde etmek için davalı şirket nezdinde toplam 257.374 TL hizmet üretim maliyeti oluştuğunu ve davalı şirketin tekne kiralama hizmetinde 2019 yılında kar elde edemediğini 84.293 TL (257.374 -173.081)zararının oluştuğunu, davalı şirketin 2020 yılında davaya konu tekneden ve ana faaliyetleri kapsamında herhangi bir gelir elde etmediğinin görüldüğünü, teknenin ... tarafından kullanıldığı dönemde üretim ve faaliyet giderlerinin yüksekliği nedeniyle davacının herhangi bir kar kaybından bahsetmenin mümkün olmadığını, davaya konu teknenin davacı adına tescilinin kabulü halinde kar kaybı hesabının; sözleşmenin devam etmesi halinde elde edilecek hasılattan, hasılatın elde edilmesi için yapılacak olan giderlerin düşülmesinden sonra kalan kâr tutarı ile ... sözleşmenin feshinden sonra teknenin kullanımından elde edilen net hasılat arasındaki fark'a göre yapılması gerektiğini, davaya konu teknenin sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen üretim ve faaliyet giderleri ve oranları dikkate alındığında ve bu giderlerin ve oranların sonraki dönemlere teşmili halinde davaya konu 1 adet deniz taşıtı açısından kar kaybı oluşumundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığını. Teknenin 24.05.2019 tarihinde ... Sigorta tarafından 89.500 Euro bedelle sigortalandığı görüldüğünü. Dava konusu teknenin dava tarihi olan Ağustos/2020 tarihi itibariyle piyasa değerinin; Covid 19 Pandemisi nedeniyle izole tekne tatiline ilginin artması sonucunda ikinci el teknelere olan talebin de artmış olması, bunun yanı sıra yine Covid 19 pandemisi ile artan girdi maliyetleri ve artan enflasyon nedeniyle“100-110.000 Euro” mertebesinde olduğunun değerlendirildiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce resen seçilen 2. Bilirkişi heyetinden alınan 18.03.2024 tarihli raporda; bila tarihli el yazılı adi sözleşmenin davacı şirketi ilzam ettiği /bağladığı ve geçerli bir temsile dair şartların bulunmadığının ileri sürülemeyeceği kanaatine varılırsa bu durumda sözleşmenin davacı şirketi bağlayacağını; şayet geçerli bir temsil ilişkisinin bulunmadığı ya da gerçek kişilerin davacı şirketi ilzama yetkili olmadıkları tespiti yanı sıra geçersizliğin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğine dair somut olayda ispata yeterli olgular bulunmadığı kanaatine varılacak olur ise, bu kere söz konusu adi yazılı sözleşmenin davacı şirketi bağlamayacağı sonucuna varılması gerekeceğini, bila tarihli el yazılı adi sözleşmenin davanın taraflarını bağladığı ve geçerli olduğu sonucuna varılması halinde; sözleşmenin konusunun 4 adet deniz taşıtının teslimi şeklinde olacağını, ‘Sözleşmenin konusunun 4 adet deniz taşıtı olduğu sonucuna varılsa dahi somut olaydaki fiil ve işlemlerle (faturalardaki açıklamalara istinaden) sözleşme ilişkisinin tadil edilerek fiilen 1 deniz taşıtı teslimine dönüştüğü’ yönündeki önceki ek rapora katılmanın mümkün olamadığını, bununla birlikte meselenin hukuki yorum ve delil takdirinin sayın mahkemeye ait olduğunu, Mahkemece, davacının davasında haklı olduğunun (sözleşmenin 1 deniz taşıtına dair olduğunun ve bedeli ödenmesine rağmen mülkiyetin sözleşmeye aykırı surette davacıya devredilmediğinin) kabulü halinde, davacının hem müspet zarar hem de aynen ifayı aynı anda istemesinin mümkün olmayacağını, eğer davacı tarafın kar yoksunluğu ifadesiyle kast ettiğini, ifanın gecikmesi sebebiyle uğranılan gecikme zararının tazmini ise bunun ispat edilerek talebinin mümkün olabileceğini, davacının sonraki beyan dilekçesi ile fiili zarar ve mahrum kalınan kar taleplerini deniz taşıtının davalı tarafından alıkonulduğunu 06.07.2020 tarihinden itibaren huzurdaki davanın neticelendiği tarihe kadar olarak açıklamak suretiyle beyan ettiğini, dava dışı ...’nin kira sözleşmesini feshetmesinden sonra geminin davalı tarafça düzenlenen tutanakla Barınak İşletmesinden teslim alınmasının sözleşmeye aykırılık oluşturacağı ve bu sebeple geminin onarılıp ticari olarak kullanıma sokulabileceği andan itibaren dava tarihine kadar -şayet bu geminin başka türlü değerlendirilmesinin mümkün olduğu ispat edilecek olur ise- bu durumda bu süreç için gecikme tazminatının istenmesinin mümkün görülebileceğini, yine “aynen ifa”, geminin takyidattan ari şekilde teslimini de içerdiğinden söz konusu takyidatların (haciz kayıtlarının vs) terkini mümkün ise aynen ifanın mümkün hale geleceği, sözleşmeden dönme (bedel iadesi) ile birlikte müspet zarar ya da gecikmeye dayanan zarar (gecikme tazminatı) talep edilmesinin mümkün olmadığını, bedelin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faziyle birlikte iadesinin gerekeceği, ikinci ihtimal olarak mahkemece davacının davasında haklı olmadığının (sözleşmenin 4 deniz taşıtına dair olduğunun ve bakiye bedel ödenmediğinden davalının mülkiyetin devrinden ve sonradan uhdesine aldığı deniz taşıtının zilyetliğinin devrinden kaçınabileceği) kanaatine varılması halinde: bu ihtimalde, muaccel olduğu halde kendi bakiye bedel ödeme borcunu ifa etmeyen davacının, davalıdan deniz taşıtının mülkiyetinin ve zilyetliğinin devrini talep edemeyeceğini, zira davalının gönderdiği 04.03.2019 tarihli ihtarname ile davacıdan bedel borcunun ifasını talep etmiş olduğunu, bunun aslında vade defi olarak önce ifa yükümlüsü olan davacıya karşı ileri sürülmüş bir defi niteliğinde olduğunu, bu durumda davalı için borçlu temerrüdü şartları mevcut olmayacağından temerrüten doğan aynen ifa + gecikme tazminatı veya bundan vazgeçerek müspet zarar tazminatı talep hakkı veya bu her iki seçimlik haktan da vazgeçerek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi isteme hakkının söz konusu olmayacağının davanın tamamen ya da kısmen kabulü yönünde karar ittihazı halinde, ... Esas sayılı dava ile davacı şirketin dava dışı ... aleyhine açtığı tazminat davasındaki örtüşen talepler yönünden anılan davanın bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı ya da diğer surette karar ittihazının sayın mahkemenin takdirinde olduğunun sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkemece resen seçilen 3. Bilirkişi heyetinden alınan 18/03/2025 tarihli raporda; sözleşme kapsamı: Bu hususta heyet üyelerinin farklı görüşte olduğunu. ...'e göre: Somut verilere göre, fiilen bir adet teknenin imal ve teslimi konusunda taraflar anlaştığını, davalının “4 tekne” iddiası ispatlanamadığını, 18.03.2024 tarihli kök raporda bu itiraz konularının gerekçeleriyle ve ihtimalli olarak değerlendirildiğini, sözleşme konusunun 4 tekne olup olmadığı hususunda sözleşmenin taraf beyanları, dosya kapsamındaki deliller bakımından nihai yorumu ve delil takdirinin mahkemeye ait olduğunu, sözleşme konusunun deniz taşıtı olduğu kabul edildiği takdirde, bedeli ödenmiş olduğundan yukarıdaki görüşe katılmak mümkün olabileceğini. Ancak sözleşme konusunun 4 adet deniz taşıtı olduğu sonucuna varılırsa, bedel borcunun eksik ifası karşısında davalının ifadan kaçınma hakkı oluşacağından sözleşmeye aykırılık gerçekleşmemiş olacağını, nihai yorum ve delil takdirinin mahkemeye ait olduğunu, Kar Kaybı: Bu hususta heyet üyelerinin farklı görüşte olduğunu: ...'e göre: Defter kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin ... kiralama faaliyetinde kâr edemediğini, kar mahrumiyetiyle ilgili ispat sunamadığının görüldüğünü, dolayısıyla kar kaybı talebinin hesaplanabilir bir temelinin bulunmadığını, mahkemece davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığı kanaatine varılması halinde, şayet dava dışı ...'ye teslim edilen deniz taşıtının, kira sözleşmesine aykırı olmasında ve bu surette dava dışı ...'nin davacı ile arasındaki kira sözleşmesini feshetmesinde davalının borca aykırı bir deniz taşıtı imal etmesi/ettirmesi, temerrüdü v.s. sözleşmeye aykırı davranışları rol oynamakta ise; davacı taraf kira sözleşmesinin feshedilmiş olması karşısında elde etmesi gereken kira bedelini elde edememişse, kira gelirini elde edemediği dönem için gelir kaybına uğrayacağını sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
17.10.2025 tarihli ek raporda; dosyada yer alan bila tarihli dava dışı kişilerce imzalanmış tekne teslimine ilişkin yazılı belgenin işbu davadaki tarafları bağlayıcı nitelikte olmadığını, davacı ile davalı arasında, davacı tarafından faturadaki bedelin ödenmesi karşılığında davalı tarafından bir adet teknenin yapımı ile mülkiyetinin ve zilyetliğinin teslimine ilişkin borç ilişkisi bulunduğunu, davacının fatura konusu bedeli ödediğini, ancak davalının dava tarihi itibariyle geminin mülkiyetini ve zilyetliğini devretmediğini, davacının geminin mülkiyetinin ve zilyetliğinin devri talebinin geçerli ve kabul edilebilir olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın tazmini talebinin gecikme tazminatı niteliğinde olduğunu, gecikme tazminatı talebinin ise geminin mülkiyetinin teslim edilmemiş olması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın varlığı davacı tarafından ispat edilemediğinden dayanaksız olduğunun sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.
davacının siparişi üzerine davalı tarafça inşa edilen teknenin her türlü takyidattan ari şekilde iadesi ve tescili, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin faizi ile birlikte tahsili ile geminin davacı adına tescil edilmemesinden kaynaklanan zararlar ve kar kaybı ile manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, davacı vekili 12.01.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; Dava konusu ... Baglama Kütügü Numaralı ... ... CIN Numaralı ... Tekne sınıflı ... isimli geminin tarafımıza her türlü takyidattan ari sekilde iadesi ve tesciline, bu talebin mahkemece kabul görmemesi halinde ise HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak olarak talep edilen maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak müvekkil tarafından davalıya gemi imal ve tadilat bedeli olarak ödenen 65.000,00 EURO maddi tazminatın 3095 sayılı kanun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının bir yıl vadeli EURO mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle, 230.000,90 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeeskont avans faiziyle, 30.000 TL manevi tazminatın da dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili iddialarında, taraflar arasında sözlü olarak gemi imalatına ilişkin bir sözleşme akdedildiğini, davacının sözleşme kapsamında yapılması gereken tüm ödemeleri yerine getirdiğini, geminin fiziken de müvekkiline teslim edildiğini, bu kapsamda geminin dava dışı ...'ye kiralanarak geminin zilyetliğinin ...'ye geçirildiğini, ancak davalının sonradan geminin zilyetliğini hileli şekilde yeniden ele geçirerek haksız şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, davalının borçları nedeniyle gemi üzerinde haciz işlemleri uyguladığını, geminin tek ve gerçek malikinin davacı olduğunu, ileri sürmüştür. Davalı ise, davacı ile aralarında dört adet geminin inşası ve teslimine ilişkin bir sözleşme akdettiklerini, davacının taahhüt ettiği ödemelerini yerine getirmediğini, bu nedenle TBK m. 97'den doğan hakkını kullanarak gemiyi davacı adına tescil ettirmediğini savunmuştur.
İddia ve savunmalar çerçevesinde dosyadaki uyuşmazlık konuları; tarafların kaç adet teknenin yapımı-inşası konusunda ve hangi şartlarda anlaşma yaptıkları, tarafların sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, buna göre davacının sözleşmeye aykırılığının sözkonusu olup olmadığı, dava konusu teknenin davacı adına tescili koşullarının oluşup oluşmadığı, tescilin zamanında yapılmamış olmasından dolayı davacının kar kaybı zararı ile başkaca zararlarının doğup doğmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dosyaya celb ve ibraz edilen deliller incelendiğinde; davalı ile ... A.Ş. Arasındaki düzenlenen tarih ve imza bulunmayan sözleşmede; 4 adet ... teknenin anahtar teslim yapım işi olduğu, 4 adet tekne için sözleşme bedeli, tekne bedeli olarak 140.000 Euro, motor ve ekipmanlar için 79.232 Usd ve 55.340 Euro olduğu ve ödeme planı olduğu görülmektedir. Sözleşme ekinde bulunan dekontlara göre davalı tarafından ... A.Ş.'ne toplam 441.070 TL ödenmiş olduğu, ... A.Ş. tarafından davalıya kdv dahil 462.241,70 TL tutarında ... tekne için fatura düzenlendiği görülmektedir. El Yazısı Şeklinde Sözleşme Tarih bilgisinin yer almadığı elle yazılı ve aslının sonradan mahkemeye sunulduğu sözleşmede; 10 Aralıkta tekne teslim edileceği, 85.000 Euro nun teslim günü ödeneceği, 3 Aralıkta 2,3 ve 4. teknelerin %30 una tekabül eden 76.500 Euro ödeneceği, 51.000 Euro 9420 ye tekabül eden ödemenin 25 Aralıkta yapılacağı, 25 Ocakta 41.500 Euro ödeneceği, 2,3 ve 4 teknelerin tesliminde 35.000 Euro ödeneceği, kalan “420 51.000 Euro ödemenin Şubat faturası ödemesi alındığında ödeneceği, toplamda 4 tekne için 85.000 Euro x 4: 340.000 Euro ödeneceği belirtilmiş ve ..., ... ve ... tarafından imza altına alındığı görülmektedir. Davalı tarafından davacıya gönderilen ... 50. Noterliğinin ... nolu, 04.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile, 30.11.2018 tarihli sözleşme kapsamında 4 adet tekne imalatı konusunda 340.000 Euro bedel ile anlaşıldığı, bugüne dek 90.000 Euro ödeme yapıldığı, ancak sözleşme gereği bugüne dek yapılması gereken ödemenin 289.000 Euro olması gerektiği, 199.000 Euro bakiye bedel ödemesi bulunduğu, yapılan ödemenin bir tekne fiyatına sayılarak geri kalan siparişin iptal edilmesinin talep edildiği, bu talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, 8 adet motor anlaşması yapıldığı, iptal edilmesi durumunda indirimli olarak alınan 2 adet motor için fiyat farkı uygulanacağı, tekne kalı bedelinin 50.000 Euro olduğu ve 4 eşit parçaya bölünerek yansıtıldığı, her tekne için ayrı kalıp yapıldığı, 3 siparişin iptali durumunda 50.000 Euro bedelin tek tekne fiyatına yansıtılması gerekeceği, taşeronlarla 4 tekne üzerinden anlaşma yapıldığı iptal edilse dahi sözleşme bedellerinin ödenmek zorunda kalınacağı, teknelerin orta gövde üretim sürecinin bittiği başka bir şekilde ve başka tekne altında kullanılmasının mümkün olmadığı, yapılan ödemenin 65.000 Euro kısmının sadece 3 tekne için harcandığı, sözleşmeden dönüldüğü takdirde ortaya çıkan zararların yansıtılacağı ve sonuç olarak toplam 199.000 Euro bedelin 7 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. 08.06.2018 tarihli ... ile Davacı firma arasında imzalanan sözleşmede, 4 adet yatın edinilmesi hizmet alımı işi olduğu, her bir yat için her ay 4.900,00 Euro x 60 Ay ödemeli toplam bedelin 1.176.000 Euro olduğu, 21.01.2018 Tarihli 1002 Nolu ve 12.04.2019 Tarihli 001094 Nolu Faturalardan 21.01.2018 tarihli faturanın, davalı tarafından davacıya “1 adet ... ... Tekne ve ekipmanları için Toplam 550.189,17 TL (89.500,00 Euro) bedelle düzenlendiği, 12.04.2019 tarihli faturanın, davalı tarafından, davacıya “proje değişikliği konusuyla 30.090,00 TL” bedelle düzenlendiği görülmektedir. 65.000 Euro, 200.000 TL ye ... talebi ile yapılan proje değişiklikleri için 30.090 TL ödemelerin yapılmış olduğu, bu tutarların taraflar arasında çekişme konusu olmadığı anlaşılmaktadır. ... A.Ş. 08.07.2020 Tarihli Yazısı ... AŞ. tarafından, davacıya gönderilen yazıda; 06.08.2018 tarihinde imzalanan ve 22.01.2020 tarihinde feshedilen sözleşme kapsamında, taşıtın teslim alınmasına ilişkin ....Noterliği kanalıyla ihtarname gönderildiği, deniz taşıtının ... Koop. tarafından ruhsat sahibi ... Ltd. Şti.'ne teslim edildiği 07.07.2020 tarihli ... ... Başmüdürlüğü 12309 sayılı yazısından anlaşıldığı bildirilmektedir. 07.07.2020 tarihli ... ... Başmüdürlüğü 12309 sayılı yazısında; 07.07.2020 tarihinde ... isimli teknenin durum tespitine yönelik yapılan kontrolde, teknenin yerinde bulunmadığının görüldüğü, ... Kooperatifi yetkilileri ile yapılan görüşmede teknenin ruhsat sahibi olduğu iddia edilen ... Ltd. Şti.'ne 06.07.2020 tarihinde tutanak ile teslim edildiği ve ekte tutanağa yer verildiği bildirilmektedir.
... Bağlama Kütüğü no.lu ... ... CIN numaralı ... isimli teknenin Gemi Sicil Bilgi Sisteminden edinilen bilgilerden, dava konusu teknenin 17.01.2019 tarihinde inşatının bitirilmiş olduğu ve ... Liman Başkanlığı 01.12.2020 tarihli yazısı ekinde gönderilen sicil kaydından “...” isimli teknenin davalı “... Ltd. Şti.” adına 100 pay ile 17.01.2019 tarihinde tescil edilmiş olduğu” görülmektedir. Tekne üzerinde haciz rehin kayıdı olup olmadığına dair 30.07.2025 tarihi itibarı ile sistem üzerinde kontrol sağlandığında “...” isimli tekne üzerinde aktif/güncel haciz- rehin kaydının olmadığı görülmüştür.
Davalı tarafından 2019 yılı Nisan ayında yapımı tamamlanarak davacı ... Kargo'ya fiilen teslim edilen “...” teknesinin davacı tarafından da ...'ye teslim edildiği ve davacı ile ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında ... tarafından önce İstanbul'da sonrasında ise ...'da kullanıldığı, tekne fiilen davacının kullanımında olsa da resmi belgelere göre davalı ...'a ait gözükmesi, davalı ... aleyhine üçüncü kişilerce takip yapılması ve davaya konu teknenin kullanımında sorunlar yaşanması sonrasında ...'nin davacı ile yapmış olduğu 06.08.2018 tarihli kiralama niteliğindeki sözleşmeyi 22.01.2020 tarihinde feshettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ... E. sayılı dosyasında dava dışı ... aleyhine açılan davada, ...’den Ocak 2020 ile Nisan 2024 arasındaki döneme ilişkin kira kaybı nedeniyle şimdilik 10.000 TL tazminat talep ettiği, ayrıca kira sözleşmesine güvenerek yaptığı damga vergisi, huzurdaki davalı ... şirketine ödenen 65.000 Euro ve 200.000 TL ödeme, davalı ...’nin talimatı doğrultusunda yapılan ek imalat masraflarından şimdilik 10.000 TL’sinin tazminini talep ettiği, yine kiracının kiralanan deniz taşıtını geç teslimi nedeniyle şimdilik 10.000 TL’nin faiziyle birlikte tazminini talep ettiği görülmektedir.Davacının eldeki davadaki talepleri bakımından aynen ifa (geminin davacı adına tescili) halinde ya da terditli bedel iadesi talebi yönünden; ...’den gemiye yapılan ödemelerin tazminat olarak talep edilmesi karşısında her iki dosyadaki bir kısım taleplerin örtüştüğü anlaşılmaktadır. Bu noktada davalı vekili söz konusu ... E sayılı dosyasının sonucunun beklenilmesini talep etmiş ise de, Usul Hukuku hükümlerine göre, her iki dava da davacı lehine tam ya da kısmi kabul alması halinde, tazminatın zenginleşme amacına hizmet edemeyeceği ilkesi uyarınca, “tahsilde tekerrür olmamak üzere” söz konusu tazminatların tahsili cihetine gidebileceğinden dosya sonucunun beklenmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın değerlendirilmesi bakımından öncelikle dava dışı ... isimli kişilerce imzalanmış bila tarihli belgenin geçerliliği, somut uyuşmazlık bakımından bu belgenin davacı ve davalıyı bağlayıp bağlamadığı, aralarındaki ilişkiye etkisi, söz konusu belgedeki hükümler çerçevesinde davacının taahütlerini yerine getirip getirmediği tespit edilmelidir.
Sözkonusu belgenin, şirket ünvanları kullanılmaksızın ... ve ... ve ... isimli kişiler tarafından imzalandığı, 4 adet teknenin satışına ilişkin birtakım irade beyanlarının yer aldığı görülmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere ... davacı tarafın yetkili temsilcisi olmayan hisse sahibi iken, ... ise davalı tarafın hisse sahibi hem de yetkili temsilcidir. Yazılı belgede imzaları yer alan kişilerin birbirilerine temsilci sıfatını bildirmediği bila tarihli yazılı belgede şirket unvanlarının kullanılmamış olmasından anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sözleşmenin taraflarının birbirlerine temsilci sıfatını bildirmemiş oldukları şeklen sabittir. Bununla birlikte davalı tarafından ...'ya temsil yetkisi verildiği ancak davacı tarafından ...'na temsil yetkisinin verilmedi anlaşılmaktadır. Bu nedenle TBK m. 40/2 bu uyuşmazlık bakımından uygulanabilir nitelikte değildir. Bu kapsamda uygulanacak hüküm TBK m. 46 olacaktır. TBK m. 46' da düzenlenen; “Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.” hükmüne göre, ...'nun imzaladığı belgedeki irade beyanlarının davacı tarafı bağlayabilmesi, ancak davacı tarafın bu işleme onay vermiş olması şartına bağlıdır. Dava dosyasına bila tarihli belgede yer alan belgenin davacıyı bağlayacağına dair, davacının açık onayının yer aldığı somut bir belge sunulamamıştır. Bu konuda yani söz konusu belgenin tarafları bağlayıcılığı noktasında bilirkişi raporlarında farklı görüş ve kanaatlerin bildirildiği görülmektedir.
06.08.2018 tarihli “Yüzen ... (Deniz Postası) Hizmet Alımına Ait Sözleşme” incelendiğinde, 4 adet deniz taşıtı için sözleşme yapıldığı belirlidir. Bundan sonra ise davalı tarafından 2018 yılı eylül, ekim ve aralık aylarında dava dışı ...'a “... Anatolia Gemi” açıklamasıyla bir takım ödemelerin yapıldığı görülmektedir. Bu her iki husus birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında ... hizmetinde kullanılmak üzere tekne yapılması, yapılacak teknenin mülkiyetinin ve zilyetliğinin davacıya veya göstereceği üçüncü kişiye devredileceğine dair yazılı olmayan geçerli bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır.
... ile yapılan özleşmedeki tekne sayısının 4 adet olması, taraflar arasındaki ilişkinin konusunun da 4 adet tekneye dair olabileceği sonucuna yol açar görünse de, 1. teknenin yapılıp teslim ve devri ile karşı bedelinin ödenmesi borcundan oluşan dar anlamda 1. borç ilişkisinin, 2., 3. ve 4. tekne yapım, teslim ve devrine ilişkin borç ilişkilerinden bağımsız, birbiriyle mübadele ilişkisinde olmayan ayrı borç ilişkileri mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. O halde tarafların 4 adet teknenin yapımı/ satışı konusunda anlaşmış olduğu söylense dahi her bir tekne satışı birbirinden bağımsız olduğundan, davacı yaptığı ödemeye karşılık gelen teknenin mülkiyet hakkını kazanmış olacaktır. Buna göre taraflar arasında kaç adet teknenin yapımı, teslimi ve mülkiyetinin devredildiği ve karşı bedelinin ödendiğinin tespit edilmesi gerekecektir.
Dosyada davacı tarafından davalıya, Eylül ve Ekim 2018 yılında “Tekne Yapım Sözleşmesine istinaden” açıklamasıyla yapılan toplam 200.000 TL lik ödeme ile Aralık 2018 yılında yapılan 65.000 Euro ödemeler sonrasında davalı tarafından kesilen 550,189,17 TL lik bir adet tekneye ilişkin fatura göz önüne alındığında, davacının bir adet tekneye ilişkin gerekli ödemeyi yaptığı anlaşılmaktadır. Diğer deyişle davacı ile davalı arasında ilişkinin konusunun ilk planda bir adet teknenin yapımı, mülkiyetinin ve zilyetliğinin devrine dair olduğu değerlendirilmiştir. Dosyada yer alan davalı muavin defter kayıtları ile davalı tarafından kesilen fatura tarihi karşılaştırıldığında 550,189,17 TLlik faturanın tarihinin 21,01. 2019 olması gerekirken sehven 21.01.2018 yazıldığı, bu nedenle davalı tarafından “...” bir adet tekne için kesilen fatura tarihinin 21.01.2019 olması gerekmektedir. Ayrıca faturanın en altında yer alan, matbaaya ilişkin bilgiler arasında basım yılının 2019 olarak belirtilmiş olması da faturanın 2018 yılına ilişkin olamayacağı hususunu desteklemektedir. Bu kapsamda davacı ile davalı arasında bir adet “...” tekne yapımı sonrasında mülkiyetinin ve zilyetliğinin devrine ilişkin borç ilişkisinin olduğu sonucu doğmaktadır. Bu ilişkide ise davacı tarafından 2018 yılı eylül, ekim ve aralık ayında yapılan ödemeler ve teknenin davalı tarafından davacıya teslim edilmiş olması olgusu, bu ilişkiden doğan borçların ifasına başlandığını göstermektedir.Dosyaya sunulmuş dekontlardan davacı tarafın davalı tarafa peyderpey yapılan ödemelerle 65.000.000 Euro ve 200.000 TL para transferi yaptığı görülmüştür. Akabinde davalı da gemiyi fiilen teslim etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ödemelerin ardından davalının yapımını tamamladığı “...” tekneyi davacıya teslim etmekle 1.tekne satışının 2.3.4.Tekne satışından ayrı/bağımsız bir borç ilişkisi olduğunu fiilen kabul ettiği kanaatine varılmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; taraflar arasındaki gemi imalatına ilişkin bir sözleşme kapsamında bedel ödeme edimini yerine getiren davacı, davalıdan kendi edimini yerine getirmesini yani sözleşme konusu ... (...) geminin kendi adına tescilini ve teslimini talep etme hakkını kazanmış olduğundan, bu kanaat ışığında davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulü ile, bağlama kütüğü ... olan ... isimli teknenin her türlü takyidatından ari şekilde davacı adına tesciline ve teslimine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile bağlama kütüğü ... olan ... isimli teknenin her türlü takyitad'dan ari şekilde davacı adına TESCİLİNE ve davacıya TESLİMİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 86.439,13 TL den karar harcı olan 732,00 TL nin mahsubu ile fazla alınan 85.707,13 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (54.40 TL ilk harç 3417,50 TL posta ücreti ve 88.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 91.471,90 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekili için takdir edilen 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/02/2026
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Üye ...
✍e-imzalıdır.
Katip ...
✍e-imzalıdır.