İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: işleticisi -----olan---- plakalı aracı kullanan davalı ----- kusurlu olarak 19.10.2017 tarihinde----- plakalı araçla (motosiklet) seyir halindeki müvekkil davacı ----çarparak ağır yaralanmasına sebep olduğunu, davaya konu kazanın müvekkilini uzun süre bütün iş çalışmalarından alıkoyduğunu, kalıcı sakatlıklar nedeniyle çok büyük performans kaybına uğradığını, kazaya bağlı olarak ---- Asliye Ceza mahkemesi-----karar sayılı ilamı ile araç sürücüsü davalı ---- hakkında hüküm verildiğini, ceza dosyasının istinaf incelemesinde olduğunu, kaza ile ilgili müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı aracı kullanan ---- trafik kurallarına riayet etmediğini, kavşağa dikkatle çıkan müvekkiline çarparak ağır yaralandığını, bu durumun yapılan keşif ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu raporlarda kusuru olamadığı halde müvekkili için sayın Trafik bilirkişisi kusursuzluğu belirtmekten kaçınmış YÜKSEK ORANDA TALİ KUSUSRLU dediğini, tek ve asıl %100 kusurlu olan sürücünün davalı olduğunu, müvekkilinin trafik kurallarına uyduğunu, davalı sürücünün kavşağa girerken durması gerekirken durmadığı gibi yavaşlamadığını, kazaya bağlı olarak müvekkilinin kemiklerinin kırıldığını, aylarca yatağa bağlandığını, işini yapamadığını, ekonomik olarak ailesi ve çevresine muhtaç duruma düştüğünü, arabuluculuk yoluna gidildiğin ancak anlaşmanın sağlanamadığını, müvekkilinin tedavi sürecinde hastane giderleri, ulaşım giderleri, özel beslenme masrafları, yatağa bağlılıktan kaynaklanan alınması gereken çeşitli tıbbi aparatlar gibi birçok gideri olmuştur, bakıcı gideri, geçici iş görmezlikten kaynaklı kazanç kaybı bakımında müvekkilinin 4,5 aylık dönemde hiç çalışamadığını, daha sonraki yaklaşık 6 ay ise şiddetli ağrılarla çalışmak için düşük performansla da olsa kendisini zorladığını, bedensel ve ruhsal zarara bağlı olarak manevi tazminat taleplerinin olduğunu, kaza tarihi itibariyle bütün alacağa avans faizinin uygulanarak toplam alacağın tahsili ile davacıya ödenmesini talep ettiklerini, tedbir taleplerinin olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tedbir talebinin kabulünü, davacı için, davalılarca birlikte ve müteselsilen, bu aşamada 1.000,00 TL Tedavi gideri, 1000,00 TL bakıcı gideri 1.000,00 TL geçici iş görmezlik ve 1.000,00 TL bedensel güç kaybı nedeniyle sürekli iş görmezlik bedeli olarak toplam yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 4.000,00 TL maddi tazminat ödemelerini, davacı için, davalılar, araç işleteni-----. ile davalı aracı kullananı ----- tarafından birlikte ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminat ödemelerini,kaza tarihi itibariyle bütün alacağa avans faizinin uygulanarak toplam alacağın tahsili ile davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte olay tarihinde mevcut dahi olmayan müvekkili bakımından söz konusu araç kiralama faaliyetinin mevcut olduğunu bir an için düşünülse bile davacı ile arada bir sözleşmesel ilişki bulunmamasından, davaya konu olayın bir trafik kazasından kaynaklanmasından dolayı davacı bakımından yansıma şekilde bir ticari iş durumundan söz edilemeyeceğini, davanın yetkili Asliye Hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın görevsizlik yönünden reddi gerektiğini, husumet yönünden de itirazlarının olduğunu, işbu dava konusu trafik kazasına karışan ----- plakalı aracın yapılan araştırmalar sonucunda -----Şirketine ait olduğu ortaya çıktığını, müvekkili firma olan ----- İle hiçbir bağlantısı bulunmayan----- plakalı aracın karıştığı kaza sebebiyle oluşan hasarlardan dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin işleten sıfatına sahip olduğu yöndeki beyanın hatalı olduğunu, müvekkilinin aracın karıştığı tarihte faal bir firma olmadığını, ------ plakalı aracın müvekkil şirketin kullanımında olmadığını, işleten sıfatlarının bulunmadığını, husumet yönünden itiraz ettiklerini, davacının kazanç kalemlerine ilişkin herhangi geçerli bir belge sunmadığını, herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğunu, bir kişinin yaklaşık beş tane meslek grubuyla ilgilenmesi ve bunlardan gelir elde etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının gelirinin tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabında esas kazançlar belirlenirken gerçek kazancın dikkate alınacağını, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının kabulünün mümkün olmadığını, kazanın gerçekleşmesinde davalı sürücü ----- %100 kusurunun bulunmadığını, tutulan kaza tutanağında tutanak memurları tarafından her iki tarafa da kusur yüklemesinde bulunulduğunu, ceza davasında dosya mahkeme tarafından bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişi incelemesi sonucu hem ----- hem de --- kusurlu bulunduğunu, taraflar arasında kusur durumuna ilişkin bir çekişmenin mevcut olduğunu, yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının tedavi giderleri için ayrı, bakıcı giderleri için ayrı tazminat taleplerinde bulunduğunu, bakıcı giderlerinin tedavi giderleri kapsamında değerlendirildiğini, tedavi giderlerinde sorumluluğun SGK'ya ait olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, talep edilen faiz türünün kabul edilemeyeceğini, bu tür uyuşmazlıklarda yasal faiz uygulanması gerektiğini savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, müvekkili yönünden davanın husumet yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, dava dilekçesinde belirtilen hususları kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza tarihinde -----plakalı aracı ile seyir halindeyken bir anda aniden ve aşırı hızlı şekilde davacının sevk ve idaresindeki ----- plakalı motosikletin önüne çıkması üzerine çarpışmanın gerçekleştiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumundan kusur durumuna dair rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin kaza sonrasında davacıyı aradığını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorduğunu, daha önce de bir motor kazası geçirdiğini ve ayağının kırıldığını belirttiğini, daha sonra müvekkili hakkında şikayetçi olduğunu, kaza neticesinde davacıda kalıcı maluliyet oluştuğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, ------ Devlet Hastanesinden alınan raporu kabul etmediklerini, davacının gelirinin tespit edilmesi gerektiğini, davacının bakıcı giderlerine ilişkin belge sunmadığını, tedavi giderlerini ise müvekkilinden talep edemeyeceğini, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığı için manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği meblağa olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep etmiş ise de davaya karışan araç hususi araç olduğunu ve davacı taraf tacir olmadığından avans faizi talep edilmesi de mümkün olmadığını savunarak; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılması zorunluğu getirildiğini, müvekkiline Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenmiş bir rapor ile başvuru yapılmadığını, davacı tarafça sürekli maluliyet durumunu gösterir rapor ibraz edilmediğinden dolayı dava şartı yerine getirilmemiş olup, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketi nezdinde ------. adına kayıtlı----- plakalı aracın trafik sigortası bulunduğunu, müvekkilinin sigortalısının kusuru oranında poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dosyada maluliyet raporunun bulunmadığını, maluliyet oranının müvekkil şirket tarafından tespiti sonrasında aktüer bilirkişi tarafından rapor hazırlandığını, yapılan hesaplamada 17.602,44 TL tazminat alacağı olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin arabuluculuk sürecinden önce ve sonra ödeme yapmaya çalıştığını, davacının yapılacak bu ödemeyi kabul etmediğini, davanın açılmasına müvekkilinin neden olmadığını, maluliyet oranının ATK tarafından tespitinden sonra aktüer bilirkişi tarafından hesaplama yapılması gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatının müvekkili tarafından karşılanmasının söz konusu olmadığını, SGK'dan davacıya peşin sermaye değerli, rücuya tabi aylık bağlanıp bağlanmadığının ve geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek taleplerin trafik sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının faiz talebinin reddi gerektiğini savunarak; davanın esastan ve usulden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
------ Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, ---- Şirketi, ----- Asliye Ceza Mahkemesi,------Emniyet Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü.
ATK ----. İhtisas Kurulu'nun 20/09/2024 tarihli raporu aşağıdaki gibidir:
Mevcut belgelere göre;
----ve ------ oğlu, 17/04/1964 doğumlu, -----19/10/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve ---- sayılı ------ gazetede yayımlanan Özürlülük
Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında;
Kas-İskelet Sistemi, üst ekstremiteye ait sorunlar, Şekil 2.10’a göre %2, Şekil 2.11’e göre %1, toplam üst ekstremite özürlülük oranı %3, tablo 2.3’e göre %2 olduğu,
Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.10’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %7 olup Tablo 3.2’ye göre %4 olduğu,
Balthazard formülüne göre;
1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %6 (yüzdealtı) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği,
3.Dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme (iş göremezlik) süresi içerisinde 2(iki) ay süresince bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği oy birliği ile mütalaa olunu-----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile aşağıdaki gerekçelerle hüküm kurulduğu görülmüştür.
8-Trafik Bilirkişisi ----- 05/10/2019 tarihli raporunda özetle:----- plaka nolu h. Otonun sanık sürücüsü ----- tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları nedeniyle 2918 Sayılı K.T.K'nun hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak ile ilgili 52/a.md. "sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar." Kuralını ihlal etmesi ve Kavşaklarda geçiş hakkı ile ilgili 57/a.md. Kavşağa yaklaşan sürücüler yavaşlamak, dikkatli olmak ve geçiş önceliği olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar" kuralını ihlal etmesi nedeniyle, aynı kanunun asli kusurları belirleyen 84/h.md"kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kuralının gereği meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda. Asli Kusurlu Olduğu Kanaatine Varılmıştır.
Müşteki sürücünün geldiği yol diğer yola göre anayol olup (kavşaktaki trafik durumunun müsait olması durumunda) geçiş önceliği kendisini de olsa da yine de kavşak kuralı gereği yavaşlamak, dikkatli olmak ve kavşaktaki trafik durumunu kontrol etmek zorundadır. ---- plaka nolu motosikletin müşteki sürücüsü ------ tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları ile 2918 Sayılı K.T.K.nun dönüş kuralları ile ilgili 53/b-5 md. " sürücüler sola dönüş sırasında karşıdan gelen ve emniyetle durdurulmayacak kadar kavşağa yaklaşan taşıtların geçişlerini beklemek zorundadırlar." kuralını, 53/b-6. " sürücüler sola dönerken gireceği yolun gidişine ayrılan kısmına girebilmek üzere geniş kavisle (açıktan) dönüş yapmak zorundadırlar." kuralını ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen ve kendisinin yaralanması ile sonuçlanan maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda. Yüksek Oranda Tali Kusurlu olduğu Kanaatine varılmıştır.----- plaka nolu h. Otonun sanık sürücüsü ------ tedbirsiz, dikkatsiz ve trafik kurallarına aykırı davranışları nedeniyle meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda, asli kusurlu olduğu,----- plaka nolu motosikletin müşteki sürücü ----- tedbirsiz, dikkatsiz ve trafik kurallarına aykırı davranışları nedeniyle meydana gelen ve kendisinin yaralanması ile sonuçlanan maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda Yüksek Oranda Tali Kusurlu Olduğu,
9---- Asliye Ceza Mahkemesinde talimat ile alınan beyanında: "Sanık benim eşim olur, eşimle birlikte ----- tatile gitmiştik, araba ile yolumuzda yavaş bir şekilde devam ederken dur tabelasını gördüğümüz yerde iyice yavaşladık, ancak sağ taraftan çok hızlı bir şekilde motor geldiği için çarpıştık, motorun çıktığı yol köy yolu gibi gözüküyordu, motorsiklet sürücüsü önce arabanın camına çarptı sonra yere düştü, emniyette bize karşı taraftan siz de şikayetçi olmayın olay uzamasın dediler, ancak o esnada karşı taraf zaten bizi şikayet etmiş, olayla ilgili bilgim görgüm bundan ibarettir. Şahitlik yaptığım için ücret talebim yoktur. "şeklinde beyanda bulunmuştur.
10-Kolluk ekiplerince düzenlenen ----- kaza sıra numaralı trafik kazası tespit tutanağı,
11------Devlet Hastanesinin 13/02/2019 tarihli ------ rapor numaralı Engelli Sağlık Kurulu Raporu: H52.0 Hipermetropi, H52.4 presbiyopi, S94.2 Ayak bileği ve ayak düzeyinde derin peroneal sinir yaralanması, Z41 sağlık durumunun tedavi edilmesi dışındaki amaçlar için uygulamalar, Z01.1 Kulak ve işitme muayenesi. Engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %14. Ağır engelli: Hayır.
12--/- Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 07/05/2020 tarihli ve ----- sayılı raporunda özetle: Sanık sürücü --- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı otomobili ile gündüz vakti meskun mahaldeki yolda seyri esnasında, yola gereken dikkatini vermediği, seyrini kontrollü ve müteyakkız olarak sürdürmediği, olay mahalli kavşağa geldiği esnada kendisine hitaben bulunan "Dur" işaret levhasını dikkate alarak durup, yeterli kontrolü yapıp ilk geçiş hakkını kendi seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan motosiklet sürücüsüne vermesi gerekirken kontrolsüz şekilde kavşağa girdiği, ilk geçiş hakkını sağ taraftan gelen motosiklet sürücüsüne vermediği anlaşılmakla dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile olayda asli kusurludur. Müşteki sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı motosikleti ile gündüz vakti, meskun mahaldeki olay yeri kavşağa geldiği sırada sola dönüşünü geniş açıyla yapması gerekirken dar açıyla kontrolsüzce sola dönüşe geçerek solundaki kavşak kolundan kavşağa giriş yapan otomobile karşı zamanında etkin tedbir almadan bu aracın kendi motosikletinin sol yan kısımlarından çarpması ile meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle tali kusurludur. A)Sanık sürücü ------ asli kusurlu olduğu, B) Müşteki sürücü ------- tali kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.
13---- Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 10/06/2020 tarihli ve ------ sayılı raporunda özetle: Kişinin skapula (kürek kemiği) ve tibia-fibula (alt bacak kemiklerinde) kırıklara ve sağ ayak bileğinde yüzde 10-20 arası hareket kısıtlılığına neden olan yaralanmasının, a-)Vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında, şahısta saptanan, birden fazla kemiğin skorlama yapılarak hesaplanmasında, hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, b) duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olduğu, kanaatini bildirir rapordur.
Sanık ---- sevk ve idaresindeki----- plakalı aracı ile katılan ---- plakalı motosikletine ----- mevkiinde çarpması sonucunda katılan ------ kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, Mahkememizce yapılan keşif ve bilirkişi raporları ile sanık sürücü ----- ilk geçiş hakkını kendi seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan motosiklet sürücüsüne vermesi gerekirken kontrolsüz şekilde kavşağa girdiği, ilk geçiş hakkını sağ taraftan gelen motosiklet sürücüsüne vermediği anlaşılmakla dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile olayda asli kusurlu, katılan ------ sola dönüşe geçerek solundaki kavşak kolundan kavşağa giriş yapan otomobile karşı zamanında etkin tedbir almadan bu aracın kendi motosikletinin sol yan kısımlarından çarpması ile meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmak suretiyle tali oranda kusurlu olduğunun anlaşıldığı, katılanın ----- Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 10/06/2020 tarihli ve ----- sayılı raporu ile kürek kemiği, ve alt bacak kemiklerinde kırıklara ve sağ ayak bileğinde yüzde 10-20 arası hareket kısıtlılığına neden olacak şekilde yaralandığının, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına etkisinin ağır (5) derecede olduğunun ve yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olduğunun bildirildiği, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ----katılan ------yönelik taksirle yaralama suçunu işlediği sabit olup eylemine uyan TCK'nın 89/1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve sanığın taksirle yaralama eylemi neticesinde katılanın vücudunda kemik kırığı meydana geldiği ve duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına neden olunduğu hususu ile sanığın eyleminde cezasında arttırım nedeni olan, birden fazla nitelikli hal bulunduğu da gözetilerek takdiren ve tercihen alt sınırdan uzaklaşılarak sanık hakkında adli para cezası ile ceza tayin edilmiştir.
Hükmün ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----Ceza Dairesi'nin ----- Esas sayılı ilamı ile usulden kaldırıldığı görülmüştür.
Tanık --- 17/07/2025 tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.
Davalı eşim olur, balayı için ------ gittik, dağlık bir alandı, şehir merkezine inerken yaklaşık 1-2 km bir kasisten geçtik, geçtikten hemen sonra kaza oldu, dur levhası varmış ancak ağaçların arkasında olduğu için görülmüyordu, davacı taraf motor kullanıyordu, hiç bakmadan yola girdi, yine motorcunun girdiği yol topraklı bir yoldu, meğerse ana yolmuş, bizim ilerlediğimiz yol ise asfaltlı yoldu, kazadan sonra ilgilenmek istedik, elimizden gelen herşeyi yaptık, şikayetçi olmayacağını söyledi ancak daha sonra şikayetçi oldu. Bildiklerim bunlardan ibarettir
Tanık -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin----- Talimat sayılı dosyasındaki 11/12/2025 tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.
Davacı benim oğlum olur, oğlum 2017 yılında trafik kazası geçirdi, bu kaza nedeni ile mağdur oldu, bacağı ve omzundan yaralandı, bu kazadan dolayı sıkıntıları halen devam etmektedir, oğlum turizm işi ile uğraşmaktaydı, ancak kazadan çok etkilendi ve çalışamadı, uzun süre ayakta kalamıyor, zorlanmaktadır, ben kaza anını görmedim, oğlumun tedavi süreci 4 ay sürdü, ailecek çok sıkıntılı zamanlar geçirdik, başkaca bir diyeceğim yoktur
Tanık---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Talimat sayılı dosyasındaki 11/12/2025 tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.
Kaza anını görmedim, oğlum bu kazadan dolayı çok sıkıntılar çekti, tedavi süresi 4 ay boyunca ben yanındaydım, sonra eşi ilgilenmeye devam etti, kazadan sonra çalışamadı, başkaca bir diyeceğim yoktur
Tanık---. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Talimat sayılı dosyasındaki 11/12/2025 tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur.
Davacı eşim olur, kaza olduğunda beni aradılar, eşimin yanına gittim, eşimi ambulans ile hastaneye götürdüler, tedavi süreci başladı, eşimin hem omzundan hem bacağından yaralandı, kemik kırıkları vardı, şu an yürümede halen zorlanmaktadır, ameliyatlardan sonra 4,5 ay evde yattı, psikolojik ve maddi açıdan zorluk çekti, çocuğumuzun eğitim hayatı ile ilgilenemedi, bu süreçte çalışamadı, ben kaza yerine gittiğimde eşim yerde yatıyordu, yaşanan olay eşimi ve hepimizi olumsuz etkiledi, başkaca bir diyeceğim yoktur
Dava, davacının sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç ile dava dışı----- Şirketi'ne ait, davalı ------ sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu ------ plakalı aracın karıştığı 19/10/2017 tarihli trafik kazası nedeniyle tedavi gideri, bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi bedensel zararın ve manevi zararın giderilmesi amacıyla açılan tazminat davasıdır.
Davalı---- yönünden;
UYAP WEB kayıtlarına göre dava konusu ----- plakalı aracın 08.07.2017 ilâ 29.11.2018 tarihleri arasında (kaza tarihi itibariyle) dava dışı ----- Şirketi'ne (VKN: ------) ait olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin 12/04/2021 tarihli beyan dilekçesi ile "09.04.2021 tarihli talep dilekçemizde taraf değişikliği talebinde bulunarak sehven yanlış yazılan----- yerine---- adresinde bulunan------ davalı taraf olarak kaydını talep etmiş idik. Bu aşamada ayrıca davaya davalı taraf olarak kaydını istediğimiz ------- ile yapılan Dava Şartı Arabuluculuk başvurumuza ilişkin “ ANLAŞMAMA” ile sonuçlanan Arabuluculuk Son Tutanağını ekte sunmaktayız." şeklinde taraf değişikliği talebinde bulunduğu görülmüştür.
Dosyaya celbedilen Ticaret Sicil Kayıtları'na ve --- Gazetesi açık kaynaklarına göre davalı ------ eski unvanın "------olduğu, taraf değişikliği talebine konu --- kaza tarihindeki -----ile bir ilgisinin bulunmadığı, ayrı şirket olduğu görülmüştür.Davalı ----- vekilinin talebin HMK 124 kapsamında değerlendirilemeyeceği ve taraf değişikliğine muvafakati bulunmadığı hususunu beyan ettiği görülmüştür.
Bu hususlar da dikkate alınarak mahkememizce davacının taraf değişikliğine ilişkin 09/04/2021 tarihli talebinin, davada davalı olarak gösterilen----- yanlış gösterilmesine ilişkin geçerli ve kabul edilebilir bir yanılgı olduğuna dair somut bir beyan ileri sürülmemiş olması ve bu sebeple maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi de bulunmuyor olması nedenleriyle reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın davacının sevk ve idaresindeki ------ plakalı araç ile dava dışı ----- Şirketi'ne ait, davalı ------ sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu ------ plakalı aracın karıştığı 19/10/2017 tarihli trafik kazası nedeniyle tedavi gideri, bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi bedensel zararın ve manevi zararın giderilmesi amacıyla açılan tazminat davası olduğu, davanın ---- aleyhine ------ plakalı araç maliki/işleteni sıfatıyla KTK 85 kaynaklı yönetildiği, yukarıda da ortaya konulduğu gibi davalının kaza tarihi itibariyle araç maliki olmadığı, başka sebeple araç işleteni olduğuna dair de bir iddia ve delil bulunmadığı, bu nedenle bu davalının eldeki davada pasif husumetinin bulunmadığı, bu davalıya karşı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat taleplerinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği kanaatine varılmış, bu davalı yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı---- ve ------- karşı açılan maddi tazminat davası yönünden;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 313. maddesi uyarınca "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (...)"
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca "(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (...)"
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin davalı sigorta şirketi olan taraftan alacaklarının alınmış olduğundan bahisle taraflar arasındaki sulh sözleşmesi yapıldığını mahkememize bildirdiği, sulh sözleşmesinin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlığa ilişkin olduğu, sulhun davanın devam ettiği süreç içerisinde yapıldığı, bu sebeple eldeki davada sulhun davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı, sulhun alacakların tahsil edildiğinden bahisle yapıldığının bildirilmesi ve tarafların bu şekilde talep etmesi nedeniyle atıf yapılan yasa hükmü uyarınca eldeki davada davalı sigorta şirketi yönünden sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, yine sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin nihai olarak borcun tamamından sorumlu olması nedeniyle TBK 166/3 maddesi uyarınca borcun davalı ----- yönünden de sulh nedeniyle sona erdiği, bu sebeple bu davalı yönünden de maddi tazminat davasının konusuz kaldığı, sulh sözleşmesinde zorunlu arabuluculuk ücretine hangi tarafın katlanacağı hususunun kararlaştırılmadığı, sulhun altında yatan sebep dikkate alındığında arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilmesi gerekiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle taraflar arasındaki sulh sözleşmesine uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı ---- aleyhine davacının manevi tazminat davası yönünden;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca "(1)Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2)Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda da belirtildiği gibi davacının 19/10/2017 tarihli haksız fiil nedeniyle bedensel bütünlüğünün zedelenmesine maruz kaldığı, bu kapsamda davacının %6 sürekli maluliyet ve 9 aylık geçici maluliyete maruz kaldığı, bu sebeple tarafların kusur durumu --- Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında kusura etki eden olgular tespit edilmiş, mahkememizce de bu tespit kapsamında davalı ----- asli kusurlu olduğu kanaatiyle manevi tazminat hakkında hüküm kurulmuştur), tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve davacının uğramış olduğu bedensel zararın ağırlığı dikkate alınarak davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluştuğu, mahkememizce belirlenen kriterler, tanık beyanlarında belirtilen öznel durum dikkate alındığında davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesinin uygun görüldüğü, alacağa haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326/2 maddesinin Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarihli ve ---- sayılı Kararı ile “manevi tazminat davaları” yönünden iptal edilmiş ve iptal kararının hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olması ve derhal uygulama ilkesinin geçerli olması nedeniyle, reddedilen kısım yönünden davalı ---- lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacının maddi ve manevi tazminat davalarının davalı ------ Şirketi yönünden husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davacının maddi tazminat davasında davalı ----- yönünden tarafların sulh olması nedeniyle ve davalı ------ yönünden konusuz kalmış olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 20.000,00 TL manevi tazminatın 19/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ------ alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (20.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 184,44 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.181,76 TL harcın davalı ----- alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin sulh sözleşmesi gereği davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin sulh sözleşmesi gereği davalılar üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
8-Maddi tazminat davası yönünden, davacı lehine sulh sözleşmesi gereği vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Maddi tazminat davası yönünden, davalılar ------ lehine sulh sözleşmesi gereği vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Maddi tazminat davası yönünden; davalı---- yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (4.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 uyarınca hesaplanan 640,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,
11-Manevi tazminat davası yönünden; davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (20.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/1 uyarınca hesaplanan 3.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,
12-Manevi tazminat davası yönünden; davalı ------ yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (50.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 uyarınca hesaplanan 8.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---- verilmesine,
13-Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ----- sayılı dosyası yönünden, 6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilmesi gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ---- alınarak Hazineye gelir kaydına,
14-Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ------ sayılı dosyası yönünden, 6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin ve davalı ---- vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.