İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 22/05/2020 tarihli dava dilekçesinden özetle; davalı ...'nın 2014 yılında müvekkilinden teminat olarak aldığı 2017 yılında borç yapılandırması anında gerçek teminat senedi yerine kopya senet vererek müvekkillerine ait imzalı boş senedi hile yolu ile kendi uhdesinde tuttuğunu sonradan doldurulmuş senet olduğundan bu haliyle ciro ve takibe konu edilmesinin tedbiren durdurulması talepli menfi tespit davası açtıklarını, davalı ...'nın hile ile boş senedi elinde tutmuş olduğunu, ...'in çalışanı (şirketinin müdürü) ... nin 28/04/2020 tarihinde müvekkillerini arayarak bildirdiğini, bunun üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığına ... Soruşturma numarası ile derdest olduğunu, davalının senedi hile ile uhdesinde tuttuğunun, müvekkillerinin henüz öğrenmiş olduğundan bu davanın açıldığını, 31/01/2017 tarihinde ... isimli restoranda müvekkilleri ile davalı, davalının oğlu ... ve tanık ... bir araya gelerek bu borcu yapılandırdıklarını, toplam 700.000 TL olan borcun bu defasında geçmiş ve gelecek gün faizleri üzerine konularak 1.430.000 TL olarak yapılandırıldığını, bu yapılandırmaya ilişkin davalı tarafından bizzat alınan bir de protokol tanzim edildiğini, protokol tanzim edildikten sonra protokolde yazılı senetlerin müvekkilleri tarafından imza edilmiş 350.000 TL de nakit ödeme protokol anında karşı tarafa ödendiğini, bu ödeme mukabilinde müvekkillerinden geçmişte alınan dava konusu imzalı boş senedin müvekkillerine verilmediğini, yerine karşı tarafça kopyası yapılan senedin verildiğini, öncelikle dava konusu senedin protesto edilmesinin üçüncü kişilere devir ve temliğin tedbiren önlenmesine, dava konusu senedin icra takibine konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, kötü niyetli bir takip yapılması halinde iş bu takiplerden dolayı %20 den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin dava konusu senetten dolayı borcunun bulunmadığının tespitine ve senedin iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinden anladığımız kadarıyla henüz icra takibine konu edilmemiş bir kıymetli evraktan bahsedildiğini, Senedin hangi senet olduğunun bilinmediğini, Söz konusu senedin icra takibine konu edilmediği için herhangi bir borç tehdidi altına girdiğinin düşünülemeyeceğini, dolayısıyla davacıların menfi tespit davası açmakta hukuki yararları bulunmadığını, dava dilekçesinde her ne kadar davaya konu senedin teminat senedi olduğundan bahsedildiğini, dava dilekçesinden anladıkları kadarı ile senedin herhangi bir bölümünde "teminat" ibaresi yer almadığını, ayrıca bu kıymetli evrakın teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir sözleşmede bulunmadığını, davacıların, dava konusu senedin kopyasının kendilerine sahtesinin verildiğini iddia ettiklerini, bu olayın ise, 31.07.2017 tarihinde gerçekleştiğini beyan ettiklerini, davacı ...'nın, 29.04.2020 Tarihli karakol ifadesinde "senedin yırtık parçalarını bantladığını ve kasasında muhafaza ettiğini" beyan ettiğini, davacıların senedin imzasının sahte olduğunu o an anlamamaları hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kabul etmemekle birlikte beyan ettiklerine göre senedin yırtık parçalarını birleştirmiş olduğunu ve kasalarında muhafaza ettiklerini, müvekkili ile borçlular arasında, borçlularında kabul ettiği üzere bir çok alacak verecek, borç söz konusu olduğunu, bu borçların müvekkilinin nakden verdiği borçlar olduğunu, davacıların gerek protokolle gerek dava dilekçesinde kabul etmiş olduklarını, söz konusu kıymetli evrakların tamamının müvekkili ile davacılar arasındaki nakden borç ilişkisinden kaynaklandığını, davacıların müvekkilline olan borçlarını ödememek bu borçlardan kurtulmak için böyle bir yola başvurdukları, taraflar arasında borç ilişkileri devam ettiğini, davacıların 31.07.2017 tarihinden önceki tüm borçları kapattıklarını iddia etseler de bu iddialarının doğru olmadığını, Protokolden de bu hususun anlaşılmadığını,. Protokolden anlaşılan 700,000 TL lik nakdi borcun geri ödemesi olduğunu, gerek eskiye dönük gerek bu protokolden sonra müvekkilinin alacağının kalmadığına dair herhangi bir ibare yer almadığını, davanın açılma tarihinin 22.05.2020 tarihi olduğunu, davacıların bu tarihten geriye dönük borçlarının olmadığını iddia etmelerinin hukuken mümkün olmadığını, bu hususu ispatlayan bir ibranameleri bulunmadığını, bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, teminat amaçlı açığa verilen bononun davalı tarafça hile yoluyla sonradan doldurulduğu iddiasıyla bu bonodan dolayı borçlu olunmadığına dair açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce taraflarca bildirilen tanıkların beyanları tespit edilmiştir.
Davacı tanığı ... yeminli beyanında; "dava konusu bono elden alınmış borçlara karşılık davacılar tarafından davalıya teminat amaçlı verilmiştir, bonolar benim yanımda verilmemiştir, ancak davacılar bana bonoları boş olarak verdiklerini söylediler, daha sonra taraflar verilen baştaki teminat senedini geri alıp borcun yapılandırılması hususunda anlaştılar, davalı taraf başta verilen teminat amaçlı bonoyu davacılara verdiğini biliyorum ancak görmedim, bu bono verildikten sonra yapılandırma sonrasında birden fazla bono davacılar tarafından davalıya verilmiştir, tüm borçlar bitmesine rağmen daha sonradan verilen birden fazla bonolar davacılara iade edilmiştir ancak başta verilen teminat amaçlı bono yerine başka bir bono davacılara iade edilmiştir, bunu bana davacılar söyledi, ancak ben aslında davalı ...'in arkadaşıyım, ben davalıya arkadaşım olmasına rağmen ulaşamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... yeminli beyanında; "ben davacı şirkette son 3,5 yıldır muhasebeci olarak çalışmaktayım, dava konusu bono başlangıçta borçlara karşılık teminat amaçlı boş olarak verildi, akabinde borç yapılandırıldı ve 36 adet bono ile peşin 350.000 TL baştan ödeme yapıldı, tüm ödemeler bitti, 36 adet bono iade alındı, borçlar bittiği için 36 adet bono iade alındı ancak başlangıçta teminat amaçlı boş olarak verilen bono davacılara iade edilmedi, şöyleki başlangıçta verildiği iddia edilen bono yerine başka bir bono verildiğini şifahen ben davalı ...'in yanında mağaza müdürü olarak çalışan ...'den öğrendim, ... bana başta boş olarak verilen senedin doldurularak davacılara kumpas kurulacağını söyledi, ben 36 adet bononun ödemesini bizzat elden muhasebe sorumlusu olarak kendim yaptım, borcun yapılandırılması sırasında ödemeleri bizzat ben yaptığım için davalı ... ödeme yaparken bunlar bu bonoları ödeyebilecek mi diye sorunca bende iyiniyetli olarak davacıların mal varlığına ilişkin hakkında bilgiler verdim, davalı ... bu durumu öğrenince kumpas amaçlı başlangıçtaki boş bonoyu davacılara iade etmedi, ödenen borcu bir kez daha almak istiyor, ben bunu Bünyamin'den öğrendim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı asil 13/04/2021 tarihli duruşmada "Davacı asil ...'dan soruldu: şuan davacı asiller olarak size göstermiş olduğumuz bono tüm borç olan 1.430.000 TL ye teminat olarak verilmiştir, borcun hepsini ödememize rağmen (bu 36 taksit ödemeye ilişkin delilleri de dosyaya sunduk) kalan 350.000 TL yi de ödememiz nedeniyle bu bono yerine kopya ve sahte olarak yapılan senet bize iade edilmiştir, ancak boş olan dava konusu bono tarafımıza iade edilmemiştir, tanık ... beni arayarak borca karşılık olarak vermiş olduğun boş senedin üzeri 20 milyon 30 milyon olarak dolduracaklar diye bana söyledi, bir önceki celse tanık olarak dinlettiğimiz tanık da kendisinin kullanıldığını kabul etmiştir, davalı ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığında 30 yakın benzer dosya vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalının isticvabına karar verilmiş, davalı asilin 15/06/2021 tarihli duruşmada "şuan bana göstermiş olduğunuz, isticvap tutanağında belirtilen protokolü ben doldurdum, protokol gereğince 31/01/2017 tarihinde ödenmesi gereken 350.000 TL davacılar tarafından tarafıma ödendi, 350.000 TL ödendiğinde müzekkere ekinde bir örneği bulunan 1 nolu olarak adlandırılan mavi senedin 350.000 TL rakamı ile 31/01/2017 tarih kısmı ile iptal yazısı tam hatırlamamakla birlikte bana ait olduğunu düşünüyorum, ödeme mukabilinde bu senedin davacılara iade edilip edilmediği hususunda davacıların hala bana borcu vardı, o yüzden benden süre istediler, aylık aylık ödeme talebinde bulundular, yakın zamanda 350.000 TL daha sonraki ödemelerin ise 4-5 ay başlamak üzere her ay 30.000 TL olmak üzere toplam 36 ayda ödeme teklifinde bulundular, ben de kırtasiyeden aldığım bonoları davacılara imzalatarak kendi uhdemde tuttum, yanlarında çanta ile 350.000 TL yi getirdiklerinde bende bu 350.000 TL bedelli bonoyu davacıların önüne koydum, kendilerine verdim, bu 350.000 TL peşin olarak ödendiğinden doldurulmasına gerek kalmadı, üzerine de iptal yazısını ben yazdım, protokolde yazılı tüm borç taksitler halinde davacılar tarafından ödenmiştir, protokolden sonra başkaca borç alacak ve senet ilişkisi vardır, şöyle ki davacılar 2009-2010 tarihinde küçük bir şirket kurmuşlardı, ben bu şirketin 2/3'e 2010 yılının Ağustos ayında ortak oldum, sürekli davacılara elden yüksek meblağlı paralar verdim, TL ve döviz olarak yaklaşık 2,5 yıl para verdim, Çin den ithal mal getirmek için bu paraları davacılara vermiştim dolayısıyla benim kar payım var, ortaklığım var, çeşitli tahsilatlardaki payların bulunmakta olduğundan protokol tarihinden sonra da geçmişten gelen bu borçlar nedeniyle davacıların bana borcu vardı, bu borçlara karşılık alacağım vardır, bu ödemeleri ben kendilerine elden yaptığım için herhangi bir kaydım ya da belgem maalesef yoktur, çünkü güvene dayalı ilişkimiz vardı, bana şuan göstermiş olduğunuz kahve renkli senet fotokopisinin bende olup olmadığını bilmiyorum, başka bir kişiye ciroladığımı da hatırlamıyorum, bana sormuş olduğunuz cep telefonu numarası şirketimin hattıdır, Bünyamin oğlumun şirketinin genel koordinatörüydü, benimle de ilgileniyordu, benim şirket telefonumdan ... bu mesajları atmış olabilir, bu mesajlarda davacıların ödeme gücü olup olmadığını ölçmek istedim davacıların mal varlığına ve özel bilgilerine kendilerinin yanında çalışan Nuri isimli kişiden öğrendim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce 03/02/2022 tarihli duruşmada ... CBS nin ... sayılı soruşturma dosyasının TBK 74. Maddesi gereğince sonucunun beklenilmesine, karar verilmiştir. Bekletici mesele kararı verilen soruşturma dosyasında, "Tarafların yazı imza örnekleri ile olaya konu 31/07/2017 tarihli 350.000 TL tutarlı üzerine 'iptal' ibaresi yazılmış muhtelif yerlerden yırtılmış ve selefon bantla yapıştırılmış bazı yırtık parçaları üzerinde olmayan senet üzerinde yapılan 29/05/2020 tarihli kriminal inceleme raporunda: Mevcut bilgi ve belgeler doğrultusunda, senet üzerindeki yazı ve imzaların ..., ..., ... ve ...'e aidiyeti hususunda müspet ya da menfi yönde bir kanaat beyanında bulunmanın mümkün olmadığının açıklandığı,
04/04/2024 tarihli ikmal edilen son kriminal inceleme raporunda: Söz konusu senet üzerindeki ibarelerin bilgi sahibi ... aidiyeti hususunda müspet ya da menfi yönde bir kanaat beyanında bulunmanın mümkün olmadığının açıklandığı, senedin parçalanması, kopmalar ve eksiklikler bulunması nedeniyle sağlıklı bir inceleme yapılmasının da mümkün olmadığının açıklandığı,
Dosya kapsamında yapılan yukarıda açıklanan deliller ve tahkikat işlemleri sonucunda ikmal edilen tüm dosya safahatı bütün olarak değerlendirildiğinde: İkmal edilen kriminal inceleme raporları dikkate alındığında, şikayete konu özellikleri yukarıda açıklanan söz konusu senedin parçalanması, kopmalar ve eksiklikler bulunması nedeniyle sağlıklı bir inceleme yapılmasının da mümkün olmadığının açıkça anlaşıldığı, soruşturmanın geldiği aşama itibariyle adı geçen tüm taraflardan ikmal edilen çeşitli yazı imza örneklerinin tahkikata konu belge ile karşılaştırma incelemesinden teknik olarak müspet ya da menfi herhangi bir tespitin yapılamayacağının anlaşıldığı, zira söz konusu belgenin teknik incelemeye elverişli olmadığının anlaşıldığı, şikayet tarihi itibariyle yaklaşık 5 yıldır süren soruşturma sonucu elde edilebilecek tüm delillerin ikmal edildiği, bu aşamadan sonra soruşturmanın devamı halinde yeni bir delil elde etme imkanının kalmadığı, mevcut deliller doğrultusunda ise iddia edilen resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik kamu davası açmaya yeterli nitelikte şüphe delili dosya kapsamında tespit edilemediği anlaşılmakla, delil yetersizliği gerekçesiyle,
Dolandırıcılık iddiası yönünden ise, atılı suçun yasal kurucu unsurlarının somut olayda tespit edilemediği, zira şikayet içeriğinden de olayın mahiyeti açıkça anlaşıldığı üzere, her iki tarafın da ticaret işi yaptığı ve aralarında ticari ilişkinin açık olduğu, müşteki tarafın şüpheliden borç aldığı ve karşılığında duyulan yüksek güvene dayalı rızasıyla şüpheliye boş senet verdikleri, keza şüpheli şahsın da ifadesinde bu durumu inkar etmediği, müşteki ve şüpheli taraf arasında borç ve senet alışveriş ilişkisinin olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki ilişkide dolandırıcılık suçunun yasal kurucu unsurlarından etkili nitelikli hile unsurunun tespit edilemediği" gerekçeleri ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, KYOK kararına yapılan itirazın reddi üzerine kararın 01/10/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacıların, 2014 yılında davalıya olan borçlarını teminat alma amacıyla davacılar tarafından imzalanmış içeriği doldurulmamış bonoyu davalıya teslim ettikleri, 2017 yılına gelindiğinde tarafların bir araya gelerek temel ilişkiden kaynaklı borcun yapılandırılması konusunda anlaştıkları, buna göre 31.07.2017 tarihli protokol ile tüm borcun 1.430.000 TL olarak sabitlenerek 350.000 TL protokol tarihinde ödeme yapıldığı, kalan borcun ise her biri 30.000 TL olacak şekilde 36 adet bono keşide edilerek ödenmesi konusunda tarafların anlaştıkları, davacı tarafça 2020 yılına kadar 36 adet bono bedelinin ödendiği, buraya kadar tarafların iddia ve savunmaları arasında ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın 2014 yılında açığa imza atılarak davalıya verilen bononun ve bu bonodan kaynaklı borcun mevcut olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Davalı ..., mahkememizde isticvabı üzerine verdiği beyanda taraflar arasında protokole konu borç ilişkisinden başkaca senet ilişkilerinin de olduğu, davacı tarafça sunulan kahve renkli senet fotokopisinin kendisinde olup olmadığını bilmediğini, başka bir kişiye ciroladığını da hatırlamadığını beyan ettiği, davacı tarafça ise söz konusu açığa imza atılarak teslim edilen bononun, kopyası oluşturularak yapılandırma kapsamında ödenen 350.000 TL karşılığında davalı tarafça doldurularak huzurlarında imha edildiğine ilişkin hileli davranışlarda bulunulduğunun iddia edildiği, davanın açıldığı 2020 yılından karar tarihi olan 2026 tarihine kadar geçen sürede söz konusu bononun ortaya çıktığına dair taraflarca bir iddia veya savunmada bulunulmadığı, kambiyo senetlerinin sebepten soyut olmaları sebebiyle taraflar arasındaki muhtelif ilişkilerde düzenleme imkanı bulunduğu, bu nedenle hangi bononun hangi ilişkiye istinaden düzenlenmiş olduğunun bono mevcut olmadan ve üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadan bilinemeyeceği, bunun yanı sıra TBK 74 maddesi uyarınca bekletici mesele yapılan ... CBS nin... sayılı soruşturma dosyasında da davacı tarafça dava konusu edilen bonodan kopyalama yolu ile oluşturulduğu iddia edilen 350.000 TL bedel kaydı içeren bono üzerinde yapılan kriminal incelemeler sonucunda düzenlenen raporlarda senedin parçalanması, kopmalar ve eksiklikler bulunması nedeniyle sağlıklı bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, teknik olarak müspet ya da menfi herhangi bir tespitin yapılamayacağı, zira söz konusu belgenin teknik incelemeye elverişli olmadığının anlaşıldığının belirtildiği, CBS tarafından da anılan raporlara istinaden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu hali ile henüz tedavülde olmayan, keşide tarihi, vadesi, bedeli belirli olmayan bir bonodan kaynaklı menfi tespit isteminde bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılarak davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 732,00 TL'nin peşin alınan 853,88 TL ile tamamlama harcı olan 23.567,00 TL olmak üzere toplam 24.420,88 TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 23.688,88 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacılar ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.. 19/02/2026
Başkan ...
e- imzalıdır.
Üye ...
e- imzalıdır.
Üye ...
e- imzalıdır.
Katip ...
e- imzalıdır.