İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; ... faaliyet göstermek amacıyla davalı şirket ile acentelik sözleşmesi imzaladığını, sonrasında sözleşmenin sonlandırılmasına rağmen davalı şirketin teminat ve yapılan işlerden kaynaklı hak edişleri ödemediğini, alacakların ödenmesi hususunda ... Noterliği'nin 19/06/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ancak davalı yanca cevap verilmediğini, ....İcra Müdürlüğü'nün 2019/... takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davanın kabulüne, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir .
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin ise taraflar arasında mevcut olan ve olduğu iddia edilen acentelik sözleşmesi incelendiğinde, davacı yanın müvekkiline karşı ödemesi gereken herhangi bir teminat bedeli ve benzer yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin de davacı yandan herhangi bir teminat bedeli tahsil etmediğini ve ayrıca hak ediş bedeline ilişkin olarak da herhangi bir bedel borcu bulunmadığını, defterlerinin incelenmesi durumunda taraflar arasında hiçbir borç ilişkisinin mevcut olmadığının görüleceğini belirterek, davanın reddine, davacı nezdinde %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir .
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında alacaklı olduğundan bahisle davacı tarafça başlatılan takibe davalının ayptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı süresinin dolduğu yönündeki iddianın incelenmesinde; TBK 147 uyarınca zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.05.2015 tarihinde yapıldığı, anılan tarihten 5 yıl geçmeden 09.10.2019 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve takiple zamanaşımının kesildiği, takipten sonra kesilerek yeniden işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin 2020 yılında açılan dava tarihine kadar yine dolmadığı anlaşılmakla yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce celp edilen ....İcra Müdürlüğü'nün 2019/... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin davacı tarafça davalı aleyhine 16.997,86 TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsili için yapılan ilamsız icra takibinden ibaret bulunup davalı şirketin vekili marifetiyle yasal süre içerisinde sunduğu itiraz dilekçesi ile; ödeme emrine, borca, ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu ve davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi ... ve ...tarafından düzenlenen 11/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..1-Davalının 2014/2015 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,
2-Davalının ticari defterlerine göre; Davacının takibe konu ettiği alacak tutarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, işbu alacak bakiyesinden dolayı davalının takip tarihi (17.07.2019) itibariyle davacı yana borçlu olmadığı görülmüştür .
3-Davacı taraf, 05/11/2021 tarihinde incelemeye katılmadığı, yerinde inceleme talebinin olmadığı, davacı taraf 05/11/2021 tarihinde ticari defter ve kayıtları ibraz etmediğinden davacı taraf ticari defter kayıtları üzerinden bir tespitinin yapılamadığı,
4-Tüm bu hususlar dikkate alındığında davalının takip tarihi (17/07/2019) itibariyle davacı yana borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır .
5-İİK 67/2 maddesi uyarınca, takibin alacak hesabına dayanması bu kapsamda belirlenebilir ve likit olması sebebi ile ayrıca davacının %20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatı talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.
Saygılarımızla arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişi ..., ... ve ...tarafından düzenlenen 21/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
''..1-Davalının ticari defterlerine göre; Davacının takibe konu ettiği alacak tutarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, işbu alacak bakiyesinden dolayı davalının takip tarihi (17/07/2019) itibariyle davacı yana borçlu olmadığı görülmüştür .
2-Davacı tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün 2019/... takip sayılı dosyası ile 17/07/2019 tarihinde açılan icra dosyasında, davacı asıl alacak teminat 3.757,45 TL çay değirmeni için teminat 10.724,10 TL hakediş 2.462,00 TL, işlemiş faiz 54,31 TL toplam 16.997,86 TL tutarında ilamsız takip başlatılmış ise de taraflar arasında akdedilen gerek sözleşme gerek ise davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda, sözleşme kapsamında hak ediş ve teminat ile ilgili herhangi bir maddenin yer almadığı görülmekle bu husus da alacak iddiası ispatlamak davacı tarafa ait olduğu,
3-Davacı tarafından her ne kadar bilirkişi raporuna itiraz etmiş olsa da ticari defterlerini sunmadığı ve bu nedenle davacı ticari defterlerinde inceleme yapılmamıştır. Kök rapordaki görüşümüzde değişiklik olmamıştır.
Saygılarımızla arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmu
Bilirkişi ..., ... ve ...tarafından düzenlenen 08/09/2023 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle;
''..Önemli itirazlardan birisi de davcının prim alacağı ile ilgilidir. Davacı vekilinin prim alacağına yönelik itirazları tekrar değerlendirilmiş olup kök raporda görüşte herhangi bir değişme olmadığı değerlendirilmiştir .
Sonuç olarak Sayın Mahkemenin talebi doğrultusunda bilirkişi raporu ile ibraz edilen bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kök rapordaki görüşlerimiz aynen geçerli olduğu değerlendirilmiştir .
Saygılarımızla arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/12/2024 tarihli anılı bilirkişi 3.ek raporunda sonuç olarak;
''..Önemli itirazlardan birisi de davcının prim alacağı ile ilgilidir. Davacı vekilinin prim alacağına yönelik itirazları tekrar değerlendirilmiş olup kök raporda görüşte herhangi bir değişme olmadığı değerlendirilmiştir .
Sonuç olarak Sayın Mahkemenin talebi doğrultusunda bilirkişi raporu ile ibraz edilen bilgi ve belgelerin yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kök rapordaki görüşlerimiz aynen geçerli olduğu değerlendirilmiştir .
Saygılarımızla arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..1.Davalı şirket tarafından gönderilen ticari defter e beratlarına göre, davalı şirkete ait 2015,2016,2017, 2018,2019, ve 2020 yılına ait ticari defterin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği,
2.Davalı şirketin merkezi ... adresine gidilmiş olduğu, adreste şirketin bulunamadığı, şirket vekili Av. ... (... Law ...) ile iletişime geçilmiş olduğu ve şirketin 2015,2016,2017,2018,2019,2020 yıllarına ait ticari defter bilgilerinin mail olarak iletilmiş olduğu, iletilen veriler arasında dava dışı ...'e ait verilen gönderilmesinin istenildiği ancak gelen mailde davalı şirketten herhangi bir olumlu dönüşün olmadığının bildirildiği,
3.Buna göre sunulan hesap ekstrelerine göre takip tarihi olan 09/10/2018 itibariyle, davacı şirkete borcunun bulunmadığı,
4.Davalı şirketin ticari defterlerinin tamamının incelenemediğinden dolayı dava dışı ...'e ticari ilişkileri bulunup bulunmadığı tespit edilemediği,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır . "şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Taraflar arasında 13.05.2015 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığı, davacının anılan sözleşmenin sona ermesinden sonra, davalıdan yatırmış olduğu teminat ve hak edişler nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek eldeki davayı ikame ettiği, ancak Mahkememizce farklı heyetlerden alınan tüm raporlarda görüleceği üzere davalının takip tarihi itibari ile kendi defter kayıtları uyarınca davacıya bir borcu bulunmadığı, yine taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde de taraflar arasında yalnızca hizmet bedelinin kararlaştırıldığı, tarafların teminat ödemelerine veya böyle bir kesinti yapılacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, davacının hizmet bedeli adı altında faturalar sunduğu ancak bu faturaların davalı tarafa tebliğ edilip edilmediğinin, davalı tarafça yasal süresinde iade edilip edilmediğinin veya ödenip ödenmediğinin bilinemediği, yine sunulan bazı faturaların davalı adına da kesilmediği, davacının dava dışı ...'in davalının taşeronu olduğunu, bazı belgelerde anılan şirketin de imzası bulunduğu hususlarını beyan etse de dava dışı ..... Ltd.Şti'nin farklı bir tüzel kişiliği bulunduğu, davalının taşeronu olsun ya da olmasın davacı ile anılan dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin ayrı bir davanın konusu olduğu, anılan dava dışı şirket adına atılan bir imza ile farklı tüzel kişiliği olan davalı şirketin borç altına sokulamayacağı, yine davalı şirketin dava dışı ..... Ltd.Şti ile 2019-2021 yılları arasında ticari ilişkileri bulunduğunu, bu ticari ilişkinin dava konusu ile alakalı olmadığını beyan ettiği, davacı tarafça fatura numaralarının yazılı olduğu dökümler, bir takım faturalar ve çizelgeler sunulmuş ise de hiçbirinde davalı imzası bulunmadığı, belgelerin tek taraflı olarak hazırlandığı, davalı tarafın bir anonim şirket olması nedeniyle davacı tarafa ne ad altında olursa olsun yapacağı ödemelerin ve ticari ilişkilerin ticari defterler üzerinden incelenebileceği, davalı defterlerinde davacı ile davalı arasında 15.04.2014-23.11.2015 tarihleri arasında ödeme kayıtlarının olduğunun görüldüğü, ancak bu tarihlerden sonra hesabın sıfırlandığı, davanın değeri itibari ile tanıkla ispatın mümkün olmadığı, taraflar arasında bir ticari ilişkinin varlığının zaten sabit olduğu ve inkar edilmediği, ancak tarafların alacak borç dökümlerinin miktar bakımından ne kadar olduğunun tanık beyanları ile ispat edilemeyeceği, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla; ispatlanamayan davanın ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 732 TL peşin harçtan davacı tarafın yatırdığı 290,29 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 441,71 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 16.997,86 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli karardın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize ya da Mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı . 10/03/2026