Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ----- bugüne kadar hem bireysel hem de kurumsal birçok müşterisine hizmet veren Türkiye'nin önde gelen bir çok kurumu ile ortak projeler üreten ve üretmeye de devam ettiği bir firma olduğunu, müvekkili şirketin bu misyonuna uygun olarak davalı şirket ile Motosikletli vale/şoför hizmetleri sözleşmesi akdedildiğini, tarafların sözleşmede belirtilen hak ve yükümlülüklerini yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin konusu davalı şirketin projesi olan ve ---- adı altında verilecek olan saatlik araç kiralama servisi için araç talep eden müşterilere ve davalı şirkete motosikletli vale hizmeti sunulduğunu, müşterilerin talep ettiği araçların müvekkili şirketin çalışanı tarafından talep edilen noktaya ulaştırılacağını, ardından da --- getirilen katlanabilir özel motor vasıtasıyla ---- hizmet noktasına geri getirileceğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği kullanılacak olan motorları ----- getirdiğini, bu projede kullanılacak personeli özel olarak seçtiğini ve gerekli eğitimleri aldırdığını, sonrasında sözleşmeyi hazır hale getirdiğini, ------ projesi kapsamında talep edilen araçların bu motorlar vasıtasıyla müşterilere ulaştırılması ve teslim alınması sürecinde müvekkili şirketin sözleşme dönemi boyunca yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirket ve müşterilerine en iyi hizmeti sunmaya çalıştığını hem şirket yetkilileri hem de müşteriler tarafından olumlu dönüşler alındığını, ancak davalı şirketin kanunlara ve ticari örf ve adete aykırı gayeler içerisinde hareket ettiğini ve planlı şekilde kötü niyetli hareket ettiğinin anlaşıldığını, taraflar arasında imzalanan motosikletli vale” Şoför Hizmetleri sözleşmesinin ---- tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, sözleşmenin sona erme tarihinin yaklaşmaya başladığı sırada davalı şirket yetkilileri ile müvekkili şirket sözleşmesinin yenilenmesi hususunda görüşmeler başladığını, ancak sözleşmenin bitimine çok az bir süre kaldığı anda davalı şirketin ----. Noterliğinin ------ yevmiye ve 10 Haziran 2019 keşide tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeden feshettiğini, sözleşme devam ettiği esnada davalı şirketin sözleşmesel haklarını kötüye kullanarak müvekkili şirketin çalışanlarının iş akitlerini sonlandırdığını ve sonrasında bu çalışanları diğer davalı ---- aracılığı ile ----projesinde çalıştırmaya başlattığını, sözleşmenin devam ettiği esnada müvekkili şirketin bu projede hali hazırda çalışmakta olan çalışanlarının, davalı şirketin talimatı ile muhtelif zamanlarda çıkarıldığını, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin a-) Hizmet ve ücret başlıklı A.2 maddesinde hüküm bulunduğunu, davalı şirketin iş bu madde ile projede çalışan müvekkili şirketi çalışanlarının işten çıkarılmasını isteme yetkisine sahip olduğunu, davalı şirketin ilgili sözleşme maddesi kapsamında müvekkili şirket çalışanlarının çıkarılması talimatını verdiğini, müvekkili şirketin de davalı şirketin taleplerini yerine getirdiğini, işten çıkarılması talep edilen çalışanlar ve sözleşmenin feshi ile müvekkili şirketin bahse konu çalışanlarının bir bölümünün davalı şirkete hizmet veren ve aslından bir İK firması olan diğer davalı ----- aracılığı ile ---projesi için rekabet yasağına aykırı olarak ve söz konusu ------ ile yapılan sözleşmeye istinaden yeniden çalıştırmaya başlandığını, sözleşme devam ederken davalı ----- ile müvekkili şirketin imzaladığı sözleşmenin münhasırlık maddesini ve haksız rekabet hükümlerini kötü niyetli ve planlı bir şekilde bertaraf etmeye çalıştığını, davalı şirket ile müvekkili arasındaki sözleşmenin bölünebilirlik ve münhasırlık başlıklı 11. maddesinde “Taraflar iş bu sözleşme ile, iş bu sözleşmede tanımlı hizmeti sözleşme süresi içerisinde Türkiye sınırlarında üçüncü kişilerle yapmayacağını, kabul ve taahhüt eder.” denmekte olduğunu, davalı şirketin sözleşme süresi içerisinden üçüncü bir şirketle iş ilişkisine girerek sözleşme hükmünü ve dolayısıyla rekabet yasağını ihlal ettiğini, delil tespiti talebi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda ---- çalışanlarının sözleşme süresi içerisinde----- projesinde çalıştıklarının tespit edildiğini, ulusal basında muhtelif zamanlarda yaptıkları işler ile gündeme gelen ----- Türkiye'nin önde gelen birçok kuruluşu ile kurumsal çözümler olarak ortak projeler yürütmekte olduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu haksız rekabete aykırı hükümler aracılığı ile söz konusu sektörün belli başlı şirketler nezdinde yürütüldüğü ve bu tür olayların hızla yayılmasının müvekkili şirkete itibar kaybettirdiğinin ortada olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin bilinirliğine ve özenli iş yapma hususunda gösterdiği hassasiyete halel gelmemesi açısından sayın mahkemenizi talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini nihai kararların ulusal gazetelerde masrafı davalıdan alınmak üzere ilan edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin yapılan haksız rekabet nedeniyle hem zarar uğradığını, hem de müvekkili şirketin çalışanlarını işe almış olan ----- aracılığı ile devam ettirilen iş ilişkisi nedeni ile hakkı olan kardan yoksun kaldığını, haksız rekabet nedeniyle uğramış oldukları zararın tespiti de ticari defterler ve belgeleri üzerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talep edilecek maddi zararın davalı şirketten tazminini talep ettiklerini, maddi zararın tespit edilememesi halinde TTK ve Yargıtay kararları çerçevesinde haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına karar verilebileceğini belirterek açılan davanın kabulüne, müvekkili şirketin davalı şirketler sebebiyle oluşan fiili zararı ve yoksun kalınan karına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 120.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline, manevi tazminat ilişkin olarak 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsiline, mahkemenizde haklı bulunmaları halinde kesinleşen ilamın da masrafı davalıdan alınarak ulusal gazetelerde ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davacı arasında 11.08.2018 tarihli Motosikletli Vale/Şoför Hizmetleri Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin konusunun ----- adı altında verilecek olan saatlik araç kiralama servisi kapsamında ----- tarafından yerine getirilecek motosikletli vale/ şoför hizmetinin ------ sunulduğunu, davacı şirketin sözleşmeyi kendi lehine farazi olarak yorumladığını ve esasında talep edilmesi hukuken mümkün olmayan bir bedeli kötü niyetli olarak dava konusu yaptığını, bu bağlamda davacı şirket tarafından ileri sürülen iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olmakla birlikte reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ----- ile akdettiği sözleşmeye aykırı hareket etmediğini, kendisine sağlanan hakkı kullandığını ve bu sözleşmeyi usulüne uygun şekilde ve tek taraflı olarak fesih ettiğini, davacı şirketin sözleşmenin fesih düzenlemesine uygun olarak feshedilmesi halinin dürüstlükle bağdaşmadığını iddia etmesinin davacının basiretli tacir sıfatı uyarınca hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ve ----- arasındaki sözleşmenin,-her iki tarafının da tacir olduğu düşünüldüğünde müzakere süreci sonrasında karşılıklı mutabakatlar sonucu akdedildiğini, müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullandığını ve ihbar öneline de uyarak ------ ile aralarındaki sözleşmeyi sözleşmesel hak kapsamında 1 ay öncesinde bildirerek, tek taraflı olarak ve hiçbir tazminat bedeli ödemesine gerek olmadan feshettiğini, tarafların iddiasının ispatla yükümlü olduğunu, feshin kötü niyetli olduğunu ve müvekkili şirketin haksız rekabet teşkil eden fiilerde bulunduğunun kanıtlanamadığını, müvekkili şirketin sözleşmeden kendisine tanınan bir hakkı kullanılması haksız rekabet teşkil etmediğini, taraflar arasında akdedilen ve her maddesi üzerine mutabık kalınan sözleşmenin 5A2 numaralı maddesi ile müvekkili şirketin herhangi bir personelinin görevden alınmasını isteme hakkının mevcut olduğunu, görülen lüzumlar, personel durumları, müşteri geri dönüşleri v.b sebeplerle müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanmasının haksız rekabet eylemleri teşkil etmediğini, bu bağlamda davacı şirketin kötü niyetli talebinin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin çalışanları ayarttığı şeklindeki ahlaka aykırı nitelendirmenin kabulünün mümkün olmadığını, işçilerin nerede çalışacaklarına karar vermelerinin kendi hür iradelerinde olduğunu, davacı şirketin delillerinde bildirdiği işçilerin müvekkili şirketin kadrosunda görev almadığını, söz konusu işçilerin motor kullanan valeler olduğunu, bu işçilerin davacı şirketin ticari işlerini, davacı şirketin sır niteliğindeki bilgilerine vakıf olan kimseler olmadığını, bu mahiyetteki işçilerin müvekkili şirket açısında davacı şirkete karşı haksız bir rekabet yaratmayacağı izahtan veraset olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme süresi boyunca rekabet yasağını ihlal etmediğini, müvekkili şirketin sözleşmeyi feshettiği tarihe kadar davacı dışında üçüncü bir tarafla çalışmadığını, sözleşmeye konu hizmeti sadece davacı taraftan temin ettiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesi tahtında sözleşmenin 1 yıl süre ile geçerli olacağının düşünüldüğünü, 11.08.2018 tarihinde imza edilen sözleşmenin--- Noterliğinin 10.06.2019 tarihli, ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sona erdiğinin bildirildiğini, davacı şirketin soyut ispat edilemeyen, dayanaksız ve haksız iddia ve taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile diğer davalı arasında davacı şirketin iddia ettiği gibi bir ilişki bulunmadığını, davalı şirketin dava dilekçesinin 3. Sayfasının B bendi ile başlayan paragrafında "sözleşmenin devam ettiği esnada, --- sözleşmesel haklarını kötüye kullanarak müvekkili şirketin çalışanlarının iş akitlerini sonlandırmış ve sonrasında bu çalışanları diğer davalı -- aracılığı ile ---- projesinde çalıştırmaya başlamıştır" iddiasını dile getirdiği müvekkili şirketin davacı şirketin iddia ettiği gibi çalışanları bulunmadığının SGK kayıtlarından anlaşılacağını, davacı şirketin ---- yetkilisi aleyhinde ----- Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulduğunu, savcılık soruşturmasında müvekkili şirket yetkilisi davacı şirket ile aralarında bir sözleşme bulunmadığını, savcılığın müvekkili şirket temsilcisi yönünden kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, davacı şirketin hala davalı şirketi itham ettiği bu nedenle husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi talep ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin davada taraf olduğu kabul edilecek olması halinde de davanın reddi gerektiğini, haksız rekabetin şartlarının oluşmadığını ve davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, davaya konu projenin davacı şirketin özgün projesi olmadığını, fikri hak tescili, patent, buluş ve sair benzeri, hukuki olarak korunması gereken bir hak bulunmadığını, davacı şirketin buna karşın kendi buluşu olmayan ve muhtemelen başkaca bir şirketten görüp yaptığı işi özgün bir projeymişçesine başkaları tarafından yapılmasına mani olunmasını istemesi ya da bedelin talep etmesinin hukuk tarafından korunamayacağını, davacının taleplerinin ticari hayatın gerçekliği ile uyumsuz, hayatın olağan akışına ters olduğunu, çalışanların iş akitlerinin sonlandırılması ve sonrasında ise başka şirkette benzer işler yapmaları davacı şirketin haksız rekabeti oluşturan bir unsurmuş gibi değerlendirildiğini ancak bu değerlendirmenin yersiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirketin ifade ettiği gibi çalışanların iş akitlerini sonlandıran bizzat davacı şirketin kendisi olduğunu, tüm bu hususular ve davacı şirket tarafından yapılan şikayete istinaden ---- Cumhuriyet Başsavcılığını---- soruşturma numaralı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde TTK.'nın haksız rekabet düzenleyen 54. ve 55. maddelerinin ihlal edilmediğini belirterek öncelikle davanın husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine, mümkün olması halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık, davacı şirket ile davalı ----- arasında imzalanan 'Motosikletli vale şoför hizmetleri' sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalıya '----' adı altında saatlik araç kiralama hizmeti verdiği, davalı ----- şirketi tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, davalı ----- talebi ile davacının işçilerinin işten çıkarıldığı, davacı tarafından çıkarılan işçilerin davalı şirkete hizmet veren diğer davalı ------ ile birlikte iş teklifinde bulunduğu, sözleşmenin 11. maddesine aykırı davranıldığı, her iki davalının haksız rekabet sonucu davacıyı zarara uğrattığı ve davacının kar kaybına uğradığı iddiasıyla her iki davalıdan maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanmış, tanıklar dinlenilmiş, --- Asliye Ticaret Mahkemesinin-----sayılı dosyası celp edilerek incelenmiş, bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir.
Davacı tanığı ----- beyanında; Davacı şirketle danışmanlık ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin davalı ----. ile ------ (şoförlük) hizmetine ilişkin yazılı sözleşme yaptığını, sözleşme süresinin bir yıl olduğunu ve bu süreçte işçi sayısının davalı talebine göre artırılıp azaltıldığını, sözleşme bitimine yaklaşık bir ay kala davalı şirketin davacı şirket çalışanlarıyla bilgileri dışında toplantılar yaparak işçileri başka bir firmada çalışmaya yönlendirdiğini, bu durumu çalışanlardan gelen mesajlar aracılığıyla öğrendiklerini, davalı şirketin işi davalı ----- ile sürdürmesi nedeniyle sözleşmenin fiilen sona erdiğini, bazı işçilerin bu firmaya geçtiğini, motorların davacı tarafından temin edilip sözleşme sonunda davalıya fatura edilerek teslim edildiğini ifade etmiştir.
Davacı tanığı ----- beyanında; Davacı şirkette operasyon müdür yardımcısı olarak çalıştığını, davacı ile davalı ----. arasında ----- hizmetine ilişkin bir yıllık sözleşme bulunduğunu, işçi sayısının ihtiyaç doğrultusunda değiştirildiğini, sözleşme bitimine yakın dönemde işçilerden gelen bilgi ve görsellerle davalı şirketin çalışanlarla toplantılar yaptığını ve bir kısmının henüz sözleşme sona ermeden başka firmalarla çalışmaya başladığını öğrendiklerini, sistem kayıtlarından bazı işçilerin davalı bünyesinde veya ilgili hizmet kapsamında çalışmaya devam ettiğinin görülebildiğini, sonrasında davalı şirketin operasyonu kendisinin yürütmek ve şoförlük hizmetini başka firmaya vermek suretiyle davacıyla çalışmayı sonlandırdığını, motorların davacı tarafından alındığını ve sözleşme bitiminde davalıya fatura edilerek teslim edildiğini ifade etmiştir.
Davalı tanığı ---- beyanında; 2014-2020 yılları arasında davalı ---- firmasında finans müdürü olarak görev yaptığını, bu firmanın ----- personel temin ettiğini ancak temin edilen çalışan sayısını ve bu çalışanların ----- bünyesinde tam olarak hangi işleri yaptıklarını bilmediğini, kendi görev süresinin son dönemlerinde söz konusu çalışanların “------” firması kuryesi olarak çalıştıklarını gördüğünü, ---- ile ---- arasındaki ticari ilişkinin başlangıç tarihini hatırlamadığını, çalışanların resmi olarak ---- bünyesinde yer aldığını, SGK primleri ile maaş ödemelerinin ---- tarafından gerçekleştirildiğini, ----- sözleşmeli olduğu firmanın----- olduğunu bildiğini ifade etmiştir.
Davalı tanığı ----- beyanında; Davalı ----- firmasında saha operasyon elemanı olarak çalıştığını, 1 Haziran 2019 tarihinde bu firmada işe başladığını, daha önce davacı ---- firmasında aynı işi yaptığını, davacı firmanın işten ayrıldıktan sonra iki yıl boyunca aynı sektörde başka firmada çalışmamaya yönelik bir sözleşme imzalatmak istediğini ancak çalışanlar olarak bunu kabul etmediklerini, bunun üzerine firma sahibi tarafından kendilerine hakaret içerikli sesli mesaj gönderildiğini, kendisinin sözleşmeyi imzalamayacağını açıkça ifade ettiğini ve akabinde işten çıkarıldığını, işten ayrıldıktan sonra davalı ---- tarafından aranarak aynı iş için teklif aldığını ve kabul ederek bu firmada çalışmaya başladığını, görünüşte ---- firmasında çalışıyor gözükmesine rağmen talimatları ----- aldığını, davacı firmada çalıştığı dönemde davalı firmalarla herhangi bir görüşmesinin olmadığını ve ilk temasın işten ayrıldıktan sonra gerçekleştiğini ifade etmiştir.

Uyuşmazlık konusu hakkında mali müşavir, haksız rekabet alanında uzman bilirkişi ve sözleşme hesap uzmanı bilirkişisinden alınan kök raporda; Davacı ile davalı----. arasında 11.07.2018 tarihli 'Motosikletli vale/şoför hizmet sözleşmesi' kapsamında, davacının ---- araç kiralama hizmeti sunduğu, sözleşmenin davalı tarafça feshedilmesi, davacı çalışanlarının işten çıkarılması ve akabinde davalı bünyesinde çalıştırılmaları suretiyle haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla her iki davalıdan maddi ve manevi tazminat talepli açılan davada; ticari defter ve kayıtların yapılan incelemesinde, davacı ve davalı şirketlere ait 2018–2022 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, HMK. 222 maddesi kapsamında delil niteliğine haiz olduğu, davacı defterlerine göre dava tarihi itibariyle 131.303,32 TL alacak, davalı defterlerine göre ise 100.203,31 TL borç bulunduğu, davalının 10.06.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 6. maddesi uyarınca bir ay önceden bildirimle fesih hakkını kullandığı, işbu fesih işleminin sözleşmeye uygun olduğu, dosyada mevcut delil tespiti bilirkişi raporuna göre davacı bünyesindeki 29 çalışanın 2019 yılı Nisan-Haziran döneminde topluca işten ayrılarak davalı şirkette benzer görevlerle çalışmaya başladığının tespit edildiği, davacının mali verilerine göre 2018 yılında zarar, 2019 yılında 758.718,22 TL faaliyet karı, 2020 yılında ise zarar ettiği, sözleşmenin feshi nedeniyle 2019 yılındaki karın 2020 yılında elde edilemediği TTK m.54 ve 55 hükümleri çerçevesinde haksız rekabet yönünden yapılan değerlendirmede çalışanların topluca davalıya geçişinin tek başına hukuka aykırılık oluşturmayacağı ancak davalının sözleşmeden doğan hakkını kullanmak suretiyle davacı çalışanlarının işten çıkarılmasını sağlayıp ardından bu çalışanları bünyesine alması ve sözleşmeyi feshederek rekabet avantajı elde etmesinin dürüstlük kuralına aykırı davranış niteliğinde değerlendirilebileceği, bu nedenle somut olayda TTK m.54 kapsamında haksız rekabetin varlığının kabul edilebileceği, ancak maddi tazminat açısından davacının uğradığı zarar ile davalı eylemleri arasında illiyet bağının ayrıca ispatlanması gerektiği, haksız rekabetin varlığının kabulü halinde davacının kar kaybının 758.718,22 TL olabileceği yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Tarafların kök bilirkişi raporuna itirazları üzerine taraf itirazlarını karşılayacak şekilde mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış olup; Mali veriler bakımından davacının 2018 yılında sınırlı zarar, 2019 yılında 758.718,22 TL faaliyet kârı, 2020 yılında ise 189.631,12 TL faaliyet zararı elde ettiği, bu çerçevede haksız rekabetin varlığının mahkemece kabulü halinde davacının 2019 yılındaki kâr seviyesini 2020 yılında da sürdürebileceği varsayımına dayalı olarak aynı tutarda kâr kaybına uğramış olabileceği şeklindeki kök rapor tespitinin korunduğu, ayrıca dosya kapsamındaki bulgulara göre 2019 yılı Nisan-Haziran döneminde davacı bünyesindeki 29 çalışanın iş ilişkisinin sona erdirilerek davalı ----- bünyesine geçtiği, sözleşme sona ermeden önce başlayan bu süreç ile davalının davacının yetişmiş personelini bünyesine katmak suretiyle rekabet avantajı elde ettiği, bu durumun TTK m.54 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranış teşkil edebileceği yönündeki teknik görüşün korunduğu, ancak haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat talep edilebilmesi için davacı tarafından zarar ile davalı eylemleri arasında illiyet bağının somut olarak ispatlanması gerektiği, bu kapsamda yalnızca yoksun kalınan kârın değil fiili zararın da talep edilebileceği, fiili zararın ise malvarlığındaki azalma veya gider artışı şeklinde somut kalemler halinde ortaya konulması gerektiği, mevcut dosya kapsamında fiili zarara ilişkin yeterli somutlaştırmanın bulunmadığı yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Davacının fiili zararı bulunup bulunmadığı hususunda dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup; 16/04/2025 tarihli ek raporda özetle; Davacı vekilince sunulan 10.08.2020 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi esas alınarak yapılan incelemede, sözleşme uyarınca avukata ödenecek ücretin dava sonunda hükmedilecek toplam tutarın %15’i olarak kararlaştırıldığı, ---- Barosu’nun 2025 yılı tavsiye tarifesine göre asgari ücretin 85.000 TL’den az olmamak üzere dava değerinin %16’sı olarak belirlendiği, haksız rekabet hukukunda dava ve avukatlık giderlerinin kural olarak fiili zarar kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmekle birlikte somut olayda sözleşmenin 6. maddesi gereğince avukatlık ücretinin mahkeme kararından sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla dava açılmadan önce yapılmış bir ödeme veya malvarlığında gerçekleşmiş bir azalma bulunmadığı, davacı tarafından fiili zarara ilişkin başkaca herhangi bir somut belge sunulmadığı, bu nedenle söz konusu avukatlık ücretinin henüz muaccel hale gelmemiş olduğu ve davanın sonucuna bağlı bulunduğu, bu haliyle mevcut veya müstakbel zarar değil ancak gerçekleşmesi belirli bir koşula bağlı olan “muhtemel zarar” durumunun mevcut bulunduğu, Yargıtay kararlarına göre yalnızca malvarlığında fiilen meydana gelen eksilmenin tazmin edilebileceği ve muhtemel zararların tazmininin mümkün olmadığı dikkate alındığında, davacının avukatlık ücretine dayalı olarak ileri sürdüğü talebin bu aşamada fiili zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle söz konusu kalem yönünden hukuken talep edilebilir bir zarar bulunmadığı yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile haksız rekabet iddialarına ilişkin yapılan teknik ve hukuki incelemeler, dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirket ile davalı ----- arasında 2018 tarihli Motosikletli Vale/Şoför Hizmetleri sözleşmesi akdedildiği, sözleşme konusunun davalı --- şirketinin projesi olan ve ------ adı altında verilecek olan saatlik araç kiralama servisi için araç talep eden müşterilere ve davalı ----- motosikletli vale hizmeti sunulduğu, taraflar arasında hizmet sunumuna dayalı, süreklilik arz eden ticari hizmet sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davacı tarafça belirli bir hizmetin ifası yükümlülüğünün üstlenildiği, davalı ----- ise bu hizmetlerden yararlanarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğü ve karşılığında sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödeme borcu altına girdiği, dosya kapsamı, sözleşme hükümleri, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ifasında yaşanan aksaklıklar nedeniyle davalı ---- tarafından sona erdirildiği, bu çerçevede davalı ----- sözleşmeyi fesih iradesinin sözleşme hükümleri ve dürüstlük kuralı kapsamında haklı nedene dayandığı, haksız rekabet iddiaları yönünden yapılan incelemede davalıların fesih sürecindeki davacıya yönelik eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı, aldatıcı, yanıltıcı nitelikte olmadığı, davalıların kendi ticari faaliyetlerini sürdürmelerinin ise tek başına haksız rekabet oluşturmayacağı, davacı tarafından ileri sürülen hususların rekabeti sınırlayıcı ya da yanıltıcı işlem ve uygulama kapsamında değerlendirilemeyeceği, dinlenen tanık beyanlarının büyük ölçüde duyuma dayalı, soyut ve davacının iddialarını destekler nitelikte kesin ve inandırıcı vakıa içermediği, kök raporda davacının iddialarını ispata elverişli, somut, objektif ve denetlenebilir nitelikte teknik ve mali bulguların ortaya konulamadığı, ileri sürülen zarar kalemlerinin dayanağının yeterli şekilde belgelendirilemediği ve davalıya atfedilen fiiller ile iddia olunan zarar arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, alınan ek raporda ise dosya kapsamındaki sözleşme hükümleri, ticari defter ve kayıtlar ile mevcut veri ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesi davacının iddialarının varsayıma dayalı kaldığı kanaatine varılarak davacının davasını yeterli, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE

2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.561,75 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.829,75 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı ------ tarafından yapılan 1.560,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ------ verilmesine,

5-Davalı ------ tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,

7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalılar vekili için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.