İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracı ile Küçükbakkalköy mahallesinden ... Üniversitesine doğru ilerlerken, Küçükbakkalköy ile İçerenköy mahallesini ortadan kesen Kayışdağı caddesi üzerinde bulunan Küçükbakkalköy ışıklarında, davacı müvekkilimin eşi olan müteveffa ...'ye çarpması sonucunda, kendisinin taksirli ölümüne sebebiyet vermiş ve Müvekkilinin eşinin geçirdiği kaza sebebiyle Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesi kapsamında davalı sigorta şirketine müvekkilinin uğradığı maddi zararların tazmini talebiyle 11 Kasım 2019 tarihinde başvuru yapılmış ve Gelinen süreçte davalı sigorta şirketi anılan kanun maddesi uyarınca başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde başvuruya yazılı olarak cevaplamadığından, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve Arabuluculuk görüşmelerinde de davalı sigorta şirketi anlaşma yoluna gitmediğinden işbu davanın ikame edilme zorunluluğu hasıl olmuş ve Sigorta şirketine başvuru yapıldığını gösterir dilekçe ile arabuluculuk uzlaşmama tutanağını işbu dilekçemiz ekinde dava dosyasına ibraz ettiklerini ve bahsi geçen kaza neticesinde, davalı ...hakkında İstanbul Anadolu ... Ceza Mahkemesi'nin ... Esas,... Karar sayılı dosyası kapsamında TCK md. 85 uyarınca taksirle öldürme suçundan yargılanmış olup, davalı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Anılan dosya Yargıtay incelemesinden geçtikten sonra 23.02.2017 tarihinde kesinleşmiş ve sayın mahkemeden İstanbul Anadolu ... Ceza Mahkemesi'nin ...Esas - ... Karar sayılı dosyasının celbini talep ettiklerini, bununla birlikte anılan dosyanın gerekçeli kararını ve kesinleşme şerhini de işbu dilekçemiz ekinde dava dosyasına ibraz etmekte olduğunu ve Davalı ... adına kayıtlı... plakalı araç, kaza tarihinde, diğer davalı...Sigorta A.Ş. Tarafından 2091-K- ... poliçe numarası ile sigortalamış ve yasal mevzuat gereği sigorta şirketleri trafik kazası sebebiyle meydana gelen ölümlü ve/veya yaralanmalı trafik kazalarından doğan davalarda, haksız fiili işleyen kişi ile birlikte trafik sigortası poliçesi kapsamında müşterek ve müteselsilen sorumlu ve Bu nedenle sayın mahkemenin tespit edeceği maddi tazminatın diğer davalı sigorta şirketi ile diğer davalı ...'den müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmekte olduğu ve ... 28.05.1933 doğumlu olup, ailesinin geçimine yardımcı olmakta ve Müteveffanın, dava konusu üzücü kaza neticesinde vefatı, kendisinin eşi olan müvekkilinin derin üzüntü ve ıstırap yaşamasına sebep olmuş ve Bu sebeple işbu dava ile müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların tazminin talep edilmesi gereği hasıl olmuş ve arz ve izah ettiğimiz sebeplerle işbu belirsiz alacak davası ile;fazlaya dair tüm ve dava hakları saklı kalması kaydıyla, dava seyrinde arttırılmak üzere şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın, davalı ...'den kaza tarihi olan 26.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, diğer davalı ...Sigorta A.Ş.'den, sigortacıya başvuru tarihi olan 11.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, Davalı ...'den 50.000 TL manevi tazminatın işbu dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, (Diğer davalı sigorta şirketinden manevi tazminat talebimiz bulunmamaktadır.) ve Tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş.(Eski ünvan; ... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.01.2009 tarihinde meydana gelen bir trafik kazasında, davacılar destekçisinin ölmesine neden olduğu iddia edilen... plakalı araç, müvekkilim şirket nezdindeki ... nolu ZMMS Trafik Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza tarihi gözetildiğinde, işbu davanın zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, söz konusu poliçeye göre teminatın sakatlanma ya da ölüm halinde şahıs başına azami 100.000,00 TL ile sınırlıdır. Ancak bu otomatikman her olayda ödenmesi gereken bir meblağ olmayıp, gerçek zarar ve trafik sigortalımızın kazanın meydana gelmesindeki kusur miktarına göre tazminat meblağının belirleneceğini, davalı şirketin poliçelerden kaynaklanan sorumluluğu; azami teminat limiti dâhilinde gerçek zarar ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, Trafik tutanağında ve diğer adli safahatlardaki sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kesinlikle kabul etmediklerini, uyuşmazlık konusu trafik kazasındaki tarafların gerçek kusuru, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, Müvekkil Şirketin dava konusu kaza nedeniyle herhangi bir hukuki sorumluluğu doğacaksa bile bu sorumluluk, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına göre ve münhasıran azami poliçe limiti ile sınırlı olacağını, ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumlarınca davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığının, ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması da gerekeceğini, keza davacıya bu kaza nedeniyle aylık bağlanmışsa, davacının zararı doğmamış olacağından müvekkil sigorta şirketinden talepte bulunulması mümkün olmayacağını, yapılacak yargılama neticesinde davacının haklı olduğu, desteğin ölümü nedeniyle maddi tazminat ödenilmesi ihtimalinin doğması halinde, bu tazminatın nasıl hesap edileceği, Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçları ZMMS Trafik Poliçesi Genel Şartlarının "Ek:
2- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" yan başlığı altında belirlendiğini, T.C. Hazine Müsteşarlığınca hazırlanarak Resmi Gazetede yayımlanan ve tebliğ niteliğinde olup yasal mevzuatımızın bir parçası olan söz konusu genel şartname bağlayıcı olup, yürürlük tarihinden sonraki olaylara uygulandığını, bu nedenle, hesap bilirkişisinin anılan genel şartlar uyarınca bir hesaplama yapması yasal zorunluluk olduğunu, yani alışılagelmiş bir aktüerya hesabı değil, ölüm tablosu olarak TRH 2010; iskonto oranı (teknik faiz) ise %1,8 olarak dikkate alınması gerektiğini, davacıların olay günü yaralanmasına/ölümüne neden olunan kazada müterafik kusurlu olduğunun -yargılama sırasında- anlaşılması halinde TBK.nun 51. ve 52. madde hükümleri uyarınca gerekli indirimlerin yapılması gerektiğini, davacı ile sigortalıları arasında bir uzlaşma söz konusu işbu davanın CMK uyarınca reddi gerektiğini, öte yandan sigortalımız araç sürücüsünün, kaza günü kullandığı aracın sınıfına uygun yeterli ehliyete sahip olmamasının ya da alkollü olduğunun; araçta istiap haddi aşımı vb. bir durumun dava sırasında saptanması halinde, gerekli ihbar ve rücu haklarının saklı olduğunu, keza alacaklı ve borçlunun birleşmesi (yargılama sırasında böyle bir durumun tespiti) halinde; ödenecek tazminatın ZMMS Genel Şartları uyarınca davacıya rücu edilmesi ihtimalinin doğması durumunda davanın reddi gerekeceğini belirterek öncelikle davanın zamanaşımından reddine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesinin "DAVA DEĞERİ" kısmında 50.000 TL manevi tazminat talep edildiği, "NETİCE VE TALEP" kısmında ise 30.000 TL manevi tazminat talep edildiğinden talepler arasında uyuşmazlığın mevcut olacağını, işbu hususun davacı tarafa açıklattırılmasına, mevcut olması halinde harç eksikliğinin tamamlattırılmasına karar verilmesini istemek gerektiğini, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü gibi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 109/2'de cezayı gerektiren bir fiil söz konusu olduğunda ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise bu süre "maddi" tazminat talepleri için de geçerli olduğunu, davalının, 26/01/2009 tarihinde meydana gelen ve İstanbul Anadolu ...Asliye Ceza Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile yargılaması yapılan olayda Taksirle Ölüme Neden Olma suçu kapsamında yargılanmış ve ceza kanununda tayin olunan asgari hadden cezalandırılmış, cezasında indirim yapıldığını ve ertelendiğini, olayın niteliği gereği müvekkilin söz konusu olayda kast, yahut olası kast ile hareket etmediğinin açık olduğunu, olayda hiçbir kastı olmayan müvekkilin bu olay nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle karşı karşıya olması adalet duygusunu zedelemekte olduğunu, davalının karıştığı bu olaya dair duyduğu elem ve keder yetmez gibi yukarıda değinilen ceza yargılaması neticesinde bizce haksız bir cezaya tabii olduğunu, ceza dosyası kapsamından sayın mahkemenizce de görüleceği üzere, 11.06.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda müvekkil de müteveffa da asli kusurlu bulunmuş, itirazlar üzerine gelen 25.12.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda müteveffa tam kusurlu, müvekkil ise kusursuz bulunmuş, itirazlar üzerine gelen 21.07.2014 tarihli raporda müteveffa asli kusurlu, müvekkil tali kusurlu bulunduğunu, alınan üç adet bilirkişi raporunun biri (Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi) müvekkile kusur atfetmemiş, biri ise tali kusur atfettiğini, buna rağmen müvekkil asgari hadden de olsa cezalandırıldığını, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı B.K. Madde 53 ikinci cümlede "... ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." denilmiştir. Yine yürürlükte olan 6098 sayılı T.B.K. Madde 74 ikinci fıkrada "... ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." denildiğini, Mahkememizce ceza hakiminin kusur değerlendirmesine ilişkin kararının yeniden gözden geçirilmesini talep ettiklerini, zira davalının cezalandırılması ile sonuçlanan bu değerlendirmenin ceza dosyası muhteviyatındaki raporlarda görüldüğü üzere yerinde olmadığının açık olduğunu, Mahkemece yeniden Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden yahut farklı bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması halinde de bu gerçeğin açığa çıkacağını, dava konusu olayın aynı 25.12.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda belirtildiği şekilde 26.01.2009 günü saat 13: 30 sıralarında sürücü müvekkil ... idaresindeki ...plakalı otomobil ile Kayışdağı caddesini takiben Kayışdağı istikametine doğru seyir halindeyken Küçükbakkalköy trafik ışıklarına geldiğinde kendisine yeşil ışık, yayalara kırmızı ışık yandığı esnada istikametine göre sağ taraftan kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmekte olan yaya ...'ye aracının sağ ön çamurluk ve cam kısımları ile çarpması sonucu meydana geldiğini, yine aynı raporda müvekkilin kusursuz olduğu, müteveffanın ise asli derecede tam kusurlu olduğunun da tespit olunduğunu, maddi yahut manevi tazminatın vücut bulması için öncelikle kast yahut kusurun mevcut olması gerektiğini, Mahkemece dava konusu olaydaki kusur incelemesinin yeniden değerlendirilmesi neticesinde açığa çıkacağı gibi müvekkilin olayda kusuru bulunmadığını, manevi tazminat hukukunda kişilik hakkı ihlal edilen kişinin acı ve ızdırabını bir miktar azaltabilmek amacı ile hakkı ihlal eden kişiye ödetilen para olduğunu, ancak dava konusu olay üzerinden on bir yıldan fazla bir süre geçtiğini, bu nedenle müvekkile manevi tazminat yüklenmesi, zamanında iş bu davayı ikame etmemiş olan davacı tarafın acı ve ızdırabını azaltma amacını gerçekleştiremeyecek, adeta hukuk sistemimizde yeri olmayan, Anglo-sakson hukuku uygulaması olan, manevi tazminata caydırıcılık, özel hukuk cezası gibi işlevler de yüklenmiş olacağını, ki bu yöntemin belirttikleri gibi hukuk sistemlerinde hiçbir suretle yeri olmadığını, ayrıca davacı taraf maddi tazminat talepleri için belge sunmadığını, maddi tazminat taleplerini neye dayandırdıklarının meçhul olduğunu, bu halde hem tarafımızca hem de sayın Mahkemece kabul edilmesi olanaksız olduğunu, tüm bunların yanı sıra, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacı yanın maddi manevi tazminat talebinde haklı olduğu düşünülürse tayin olunacak tazminat miktarının müteveffanın başkaca mirasçılarının da mevcut olması, söz konusu tazminatın davacı bakımından nisabının yapılarak hükmedilmesi gerekeceği hususunu da Mahkemenin dikkatine sunduklarını belirterek dava dilekçesinin değer ve talep kısımlarında talep olunan manevi tazminat meblağı farklı olduğundan davacı yana bu hususun açıklattırılmasına, eksiklik mevcut ise harç tamamlattırılmasına, süresinde tamamlanmadığı takdirde bu kısım için davanın reddine karar verilmesine, neticeten iş bu haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, İstanbul Anadolu ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP sureti, hizmet dökümü, nüfus kayıt örneği, araç tescil kayıtları, poliçe ve hasar dosyası dosyamız içerisine alınmıştır.
Davacının sosyo- ekonomik durum araştırması yaptırılmıştır.
Dosya ATK Trafik İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen 17/05/2024 tarih, ... sayılı raporda; davalı sürücü ...'ün kusursuz olduğu, müteveffa yaya ...'nin %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Dosya İTÜ Trafik Kürsüsünden seçilen 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/02/2025 tarihli raporda; ölen yaya, trafik ışıkları ile kontrollu, yaya geçitli, üç yönlü yol (T) kavşağında, karşıdan karşıya geçmek için, yayalara yeşil ışık yanmasını beklemesi gerekirken, bu hususa riayet etmemiş ve yayalara yanan kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek istemiş, bu suretle, araçlara yanan yeşil ışıkta seyretmekte olan, davalı sürücü yönetimindeki otomobilin yolunu kesmiş, ilk geçiş hakkını ihlal ettiği, davacının murisi yaya ...'nin, tedbirsiz, dikkatsiz, dikkat ve özen yükümlülüklerine, trafik ışıklarına uyma zorunluluğuna ve yaya hareketlerini düzenleyen kurallara aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı davranışının, olayda, birinci (asli) derecede ve takdiren % 80 (yüzde seksen) oranında etkili olduğu, davalı sigorta şirketine Trafik sigortalı, ...plaka numaralı otomobilin sürücüsü davalı, 30 km/saatlik hız sınırlamasına uyması ve trafik ışıkları ile kontrollu, yaya geçitli kavşakta, yayaların muhtemel kural dışı hareketlerine karşı müteyakkız davranması ve ölen yayanın yolu geçme teşebbüsünü farkedince, tesirli şekilde korna çalması, derhal etkin fren ve direksiyon manevrası tedbirlerine başvurması gerekirken, bu hususlara riayet etmemiş, davalı sürücünün 60-70 km/saat hızla seyretmekte olduğunu belirten tanık beyanından, olayın cereyan tarzı ve ağır şekilde sonuçlanmasından da anlaşıldığı üzere, olay yeri şartlarına göre aşırı hızla seyretmiş, üç trafik şeritli taşıt yolunda, sağdan taşıt yoluna giren adı geçen yayanın sol şeritteki çarpma noktasına kadar hareket etmesi sırasında, kazayı önlemek için gerekli tedbirlere başvurmadığı, davalı sürücü ...'ün, yeşil ışıkta seyretmekte de olsa, tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, hız sınırlamasına uyma zorunluluğuna aykırı şekilde hareket ettiği, kazayı önlemek için çaba sarfetmediği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, ikinci (tali) derecede ve takdiren % 20 (yüzde yirmi) oranında etkili bulunduğu mütalaa olunmakta ve kendisinin, 26/01/2009 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile 25/12/2013 tarihli ve 17/05/2024 tarihli Bilirkişi Raporlarında, kusursuz sayılması isabetsiz görüldüğü gibi, 10/06/2013 tarihli Bilirkişi Raporunda, yeşil ışıkta seyreden otomobil sürücüsü ... ile kırmızı ışıkta taşıt yolunda karşıdan karşıya geçmek isteyen ölen yaya ...'nin eşdeğer derecede (asli derecede) kusurlu sayılmalarının isabetsiz olduğu, sürücü ...'e izafe edilen asli derecedeki kusurun fazla bulunduğu belirtilmiştir.
Dosya Aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 28/07/2025 tarihli raporda; davacının 8 yıllık desteklik zararının davalı sürücünün %20 kusur kapsamında 16587,07 TL olacağı ve davalı sürücünün temerrüt tarihinin olay tarihi olacağı ve sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 26.11.2019 tarihi olmak üzere araç sigorta limitinin 500.000 TL olduğu ve limtler dahilinde olduğu, manevi tazminat talebinin takdirinin sayın mahkemeye ait olmak üzere maddi tazminattan davalıların müştereken müselselden sorumlu olacakları belirtilmiştir.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dosya kapsamından 26.01.2009 tarihinde saat 13: 00 sularında, davalı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Küçükbakkalköy mahallesinden ...Üniversitesine doğru ilerlediği, Küçükbakkalköy ile İçerenköy mahallesini ortadan kesen Kayışdağı caddesi üzerinde bulunan Küçükbakkalköy ışıklarında yeşil ışıkta geçtiği esnada davalının eşi ...’nin yayaları kırmızı ışık yandığı halde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı bu sırada davalı ...'ün davacının eşi olan müteveffa ...'ye çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.
Kazaya sebebiyet veren ... 11/04/2008-11/04/2009 Tarihleri arasında Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmıştır.
Davalı ...hakkında İstanbul Anadolu ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas- ...Karar sayılı ilamı ile Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan yargılama yapıldığı, hakkında verilen ilamın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2015/16724 Esas- 2017/1363 Karar sayılı ilamı ile 23/02/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Olayın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olan... plakalı aracın davalı sürücüsünün %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğundan sigortalı araç sürücüsünün %20 kusuruna isabet eden tutar davacı yararına maddi tazminat miktarı olarak dikkate alınacaktır.
Somut olay trafik iş kazası olmadığı gibi müteveffanın ölümünde 3. Şahısların kastı olduğuna dair mahkeme kararı veya resmi belge olmadıkça SGK tarafından bağlanan gelirin rücu edilebilmesi 5510 sayılı yasanın 39. Maddesine göre mümkün görülmemektedir. O halde; hesaplanan maddi zarar tutarından rücuya tabi ödemeler hususunda indirime yer bulunmamaktadır.
Davacılar vekili Mahkememize süresinden sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin taleplerini alınan bilirkişi raporu doğrultusunda artırmakla birlikte ıslah ettiği miktar bakımından eksik harcı ikmal etmemiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85/1'nci maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Yine sonra sözü geçen Kanun'un 88/1'nici maddesinde"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
" denildikten sonra anılan Kanun'un 90'nci maddesinde "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklindedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49/1'nci maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" denilerek haksız fiil sorumluluğu belirlendikten sonra anılan Kanun'un 61'nci maddesi "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." hükmünü içermekte olup buna göre zarara sebebiyet veren sürücü,işleten ve zorunlu sigortacı zarar görene karşı haksız fiil hükümleri çerçevesinde müteselsilen sorumludurlar.Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limiti ve sigortalısının kusuru oranındadır.
Manevi tazminat talebine gelince; TBK'nun 56. Maddesine göre "...Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebi ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak ve TBK 56 maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nefaset kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira MK'nun 4.maddesinde kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği görülmüştür. Bu takdir hakkı kullanılırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikler gözönünde tutulmalı ve buna göre manevi tazminat takdir edilmelidir (Yargıtay HGK 23/06/2004, 13/291-370).
Davacı ...'nin yargılama sırasında 15/12/2024 tarihinde vefat ettiği bunun üzerine davacı ...'nin mirasçılarının davaya dahil edilerek vekaletnamelerinin dosyada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu kazanın, gerçekleşmesinde, trafik ışıkları ile kontrollü, yaya geçitli, üç yönlü yol (T) kavşağında, karşıdan karşıya geçmek için, yayalara yeşil ışık yanmasını beklemesi gereken, bu hususa riayet etmeyen ve yayalara yanan kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek isteyen, davacı murisi yaya ...'nin, tedbirsiz, dikkatsiz, dikkat ve özen yükümlülüklerine, trafik ışıklarına uyma zorunluluğuna ve yaya hareketlerini düzenleyen kurallara aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı davranışının, olayda, birinci (asli) derecede ve takdiren % 80 (yüzde seksen) oranında etkili olduğu buna karşın davalı sürücü ...'ün, yeşil ışıkta seyretmekte de olsa, tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, hız sınırlamasına uyma zorunluluğuna aykırı şekilde hareket ettiği, kazayı önlemek için çaba sarfetmediği, bu hatalı sevk ve idaresinin, olayda, ikinci (tali) derecede ve takdiren % 20 (yüzde yirmi) oranında etkili bulunduğuna dair düzenlenen 11/02/2025 Tarihli bilirkişi Heyet Raporuna mahkememizce de itibar edilerek davacının murisi ...'nin %80 oranında, davalı ...'ün ise %20 oranında kusurlu oluşu, mevcut olay sebebiyle ATK raporuna göre davacıların murisinin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu hususu, dava sırasında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma sonuçları dikkate alındığında kazanın gerçekleştiği 2009 yılı ve karar tarihi dikkate alındığında müteveffa ...'nin ölümü nedeniyle mirasçısıları için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya dair talebin reddine yine Maddi Tazminat yönünden davanın kabulü ile davacılar için taleple bağlı kalınarak ve artırılan miktar için eksik harç yatırılmadığı nazara alınarak 5.000,00 TL (destekten yoksun kalma) tazminat alacağının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 26.11.2019 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi 26.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigortanın ZMMS Poliçe limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-a) Maddi Tazminat yönünden davanın KABULÜ ile,
Davacılar için hesaplanan 5.000,00 TL (destekten yoksun kalma) tazminat alacağının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 26.11.2019 tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi 26.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigortanın ZMMS Poliçe limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsili ile davacılara verilmesine,
1-b) Manevi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile,;
Davacılar için 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
2-Maddi Tazminat Talebi Yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 854,72 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 122,72 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 5.000,00 TL vekalet ücretinin Davalılardan müştereken müteselsilen alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacılara verilmesine,
-Davacılar tarafından yapılan 597,72 TL peşin/nisbi harcı, 257,00 TL tamamlama harcı, olmak üzere toplam 854,72 TL yargılama giderinden iadesine karar verilen 513,17 TL harç düşüldükten sonra kalan 341,55 TLnin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
3-Manevi Tazminat Talebi Yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 0,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 732,00 TL harcın Davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (13/2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 10.000,00 TL vekalet ücretinin Davalı ...'den alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacılara verilmesine,
-Davalı ...lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına(14.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2024 Tarihli 2024/29 E., 2024/226 K. Sayılı Karar karara göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” Başlıklı 326. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan; ‘’Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü Manevi Tazminat davaları yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak İPTALİNE, Kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından (14.03.2025) başlayarak dokuz (9) ay sonra yürürlüğe girmesine, karar verilmiştir.)
3-Davacılar tarafından yapılan 19.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.310,35 TL tebligat+posta+diğer masrafları olmak üzere toplam 20.310,35 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 8.704,44 TL'nin davalılardan (Sigorta şirketi 2.163,45 TL'sinden sorumlu olmak üzere) müştereken müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davacılar tarafından karşılanan 3.375,00 TL ATK fatura ücretinin davanın kabul red oranı dikkate alınarak 1.446,42 TL'sinin davalılardan (Sigorta şirketi 361,50 TL'sinden sorumlu olmak üzere) alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 565,71 TL'sinin davalılardan (Sigorta şirketi 140,68 TL'den sorumlu olmak üzere), 754,29 TL'sinin davacılardan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/04/2026