Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda:

Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkili ile Bayilik sözleşmesi imzalayan davalının, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce erken feshi sebebiyle Bayilik protokolünün 4. Maddesinde öngörülen blok cezai şart tutarı olan 50.000,- USD karşılığı 188.880,00 TL nin sözleşmenin fesih tarihi olan 28.01.2019” dan itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, asgari satış taahhüdünü ihlalden doğan cezai şart alacaklarının ileride artırılmak üzere şimdilik 6.660,00 USD karşılığı 25.154,00 TL” sinin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 26.10.2018 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, bayilik sözleşmesinin 46. Maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği 28.01.2019' dan sözleşmenin normal sona erme tarihi olan 09.10.2022 tarihine kadar olan dönem bakımından müvekkili lehine hesaplanacak kar mahrumiyeti alacağının ileride artırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL” nin sözleşmenin fesih tarihi olan 28.01.2014 dan itibaren işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalı bayiye teslim edilen ariyet ve demirbaşların aynen ve hasarsız şekilde davacı müvekkile iade edilmesine; aynen iade mümkün değilse tespit edilecek olan rayiç değerlerinin şimdilik 30.000,00 TL tutarındaki kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen davacı adına vekaleten tahsilini " talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkiline ait yakıt tankerinin, sözleşmeden yaklaşık 6 ay sonra yakıt almak için davacı şirketin dolum ve dağıtım tesisinin bulunduğu Giresun iline gittiğini ve yakıt almak istediğini, müvekkilinin 50.000,00 TL teminatı olmasına rağmen davacı şirket tarafından yakıt verilmediğini, bu sebeple müvekkilinin petrol istasyonu 6 ay kapalı kaldığını, bu süre zarfında müvekkili tarafından defaten davacı şirketle irtibat kurularak yakıt verilmesini aksi takdirde sözleşmenin fesih edilerek başka bir firmadan yakıt temin edilmek zorunda kalınacağını, ancak davacı şirketin tutumunda bir değişiklik yapmadığını, davacı şirketin müvekkiline gerekçesiz şekilde ve teminatı olduğu halde yakıt vermediğini müvekkili” ninde zorunlu olarak mevcut sözleşmeyi nater kanalı ile feshettiğini davacıya bildirdiğini ve başka bir firmadan yakıt alım sözleşmesi yapmak zorunda kaldığını davalı adına beyan etmiştir. Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini" talep etmiştir.

Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süresinden önce davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla sözleşmenin süresinden önce feshedilmesinden kaynaklı cezai şart, asgari satış taahhüdünden kaynaklanan cezai şart, kar mahrumiyeti ve ariyet ile demirbaşların aynen iadesi; mümkün değilse rayiç bedelinin iadesi isteminden ibarettir.

Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı ve davalı arasında akdedilen Akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ek protokollerine göre davalı 888.715 litrez 889 m3 alım yaparak 111 m3 eksik alım yapmış olduğu, beher m3 için 60 USD toplamda 111*60 usd 6.660 USD karşılığı 25.154,-TL cezai şart ödeyeceği, Bayilik sözleşmesinin 46. Maddesinini d bendine göre 1.801,92 TL kar mahrumiyeti talep edebileceği, Bayilik Protokolünün 4 maddesine göre davalı Bayi tarafından süresinden önce erken feshi sebebiyle 50.000,00 USD karşılığı 188.880,00 TL cezai şart ödeyeceği, Protokolün 5.3 maddesine göre davalıya ariyet olarak verilen otomasyon, kurumsal kimlik ve demirbaşların iade edilmesi, iade edilmemiş ise amortisman payi düşüldükten sonra 30.000,00 TL talep edebileceği Dava tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi talep edebileceği, Dava tarihine kadar 188.880,-TLt*25.154,-TL4*30.000,-TLt*1.801,92 TL toplamda 245.832,92 TL ve dava tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi oları 44.369,97 TL ile birlikte 245.832,92444.,369,97- 290.202,89 TL talep edebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.

Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişiden ek rapor istendiği ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Davacı ve davalı arasında akdedilen Akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ek protokollerine göre davalı 888.715 litre- 889 m3 alım yaparak 111 m3 eksik alım yapmış olduğu, beher m3 için 60 USD toplamda 111*60 usd 6.660 USD karşılığı 25.154,-TL cezai şart ödeyeceği, Bayilik sözleşmesinin 46. Maddesinin d bendine göre 180.194 TL kar mahrumiyeti talep edebileceği, Bayilik Protokolünün 4 maddesine göre davalı Bayi tarafından süresinden önce erken feshi sebebiyle 50.000,00 USD karşılığı 188.880,00 TL cezai şart ödeyeceği, Protokolün 5.3 maddesine göre davalıya ariyet olarak verilen otomasyon, kurumsal kimlik vedemirbaşların iade edilmesi, iade edilmemiş ise amortisman payı düşüldükten sonra 30.000,00 TL talep edebileceği Dava tarihinden tahsil tarihine kadar avans faizi talep edebileceği, Dava tarihine kadar 188.880,-TL*25.154,-TL430.000,-TL*180.194,00 TL toplamda 424.228,00 TL ve dava tarihine kadar değişen oranlarda avans faizi olan 76.567,26 TL ile birlikte 424.228,004-76.567,26- 500.795,26 TL talep edebileceği," şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.

Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporda özetle: "Değerlendirilen söz konusu ekipmanların toplam 2.el piyasa rayiç değeri yukarıda da belirtildiği üzere 345.000,00 TL dir. Makine-ekipmanların mevcut teknik durumları tarafımca incelenmiş ve ortaya çıkan bu tutar (345.000,00 TL) üzerinden ayrıca ortalama %25 amortisman bedelinin düşürülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla Toplam Miktar= 645.000,00 TL - (645.000,00 TL * 25/100) = 645.000,00 TL - 161.250,00 TL = 483.750,00 TL 'dir." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.

Yine mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, heyetin sunmuş olduğu raporda özetle: "Sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının hukuki açıklaması, Kar mahrumiyeti hesabında 6 aylık makul süre dikkate alınarak yapılabileceği, Dava tarihi itibariyle cezai şart, hak mahrumiyeti ve otomasyon bedeli toplam 500.795,26 TL olarak hesaplandığı, Şirketin 2020 yılında öz varlıklarından karşılanacağı varsayıldığında; 2.200.714,51 TL olan işletme öz varlıklarından doğrudan zarar olan 500.795,26 TL'nin karşılanması durumunda Şirket öz varlıkları toplamı 1.699.919,25 TL olacağı, Buna göre; Cezai şartların davalının mahvına sebep olmayacağı, Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davalı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği, ayrıca davalının sözleşmenin feshi noktasında davalıya süre vermesinin de gerekmediği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığı, Muhterem Mahkemece davalı tarafından ileri sürülen sebeplerin sözleşmenin olağanüstü sebeple feshini gerektirecek nitelikte olmadığı ve ayrıca davalının sözleşmenin feshi noktasında davalıya süre vermesinin gerektiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olduğu, Sayın Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayanmaksızın feshedilmiş olduğu kanaatinde Olunması ihtimaline binaen Bayilik Protokolü'nün 4. Maddesi uyarınca talepte bulunulan 50.000,00 USD cezai şartın ve sözleşmenin 46. Maddesi uyarınca talepte bulunulan kar kaybının hesaplanması suretiyle devam edileceği, davacının sözleşmenin feshinden kaynaklı 50.000,00 USD'lik cezai şart talebine ek olarak oluşan zarar-ziyan ve tazminat hakları saklı tuttuğu, hâl böyle olunca kâr mahrumiyeti de zarar kapsamında değerlendirildiğinden sözleşme hükmüne göre davacının her iki talebi de aynı anda ileri sürebileceği, Somut olayda davacının eksik alıma ilişkin ihtarname gönderdiği nazara alınmakla asgari alım taahhüdünün ihlali sebebiyle Sayın Mahkeme tarafından davalının eksik alım yaptığı tespit edilir ise davacının cezai şart talebinde bulunabileceği, Sayın Mahkeme tarafından davalının eksik alım yaptığı tespit edilir ise benzin, motorin türleri ve biodizel için beher m? başına 60 USD talep edilebileceği, Davacının ariyet konusu malzemenin iadesini talep edebileceği, şayet ariyet konusu malzeme, teçhizat ve diğer tüm menkuller iade edilemiyorsa davacının bu ariyetlerin bedelini talep edebileceği" şeklinde rapor sunmuşlardır.

Mahkememiz ara kararı gereği kök rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor aldırıldığı, bilirkişilerin sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Kar Mahrumiyeti yönünden 18.019,38 TL'nin tahsilini talep edebileceğinin ifade edilebileceği, 50.000,0 USD'lik Cezai Şart Talebi Yönünden: Somut olayda taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacı şirket bayilik protokolünün 4.Maddesinde öngörülen blok cezai şart tutarı olan 50.000.-USD karşılığı 188.880,00.-TL'nin sözleşmenin fesih tarihi olan 28.01.2019'dan itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ettiği, bu yönü ile Muhterem Mahkemece hükmediler: Zzai şartın 3,7776-TI USD kur üzerinden sonuca ulaşılabileceği ifade edilebileceği, Bay Protokolü Gereğince Asgari Ürün Alım Taahhüdünden Kaynaklanan Cezai Şart Talebi Yönünden: Somut olayda taleple bağlılık ilkesi kapsamında davacı şirket asgari satış taahhüdünü ihlalden doğan cezai şart alacaklarının ileride artırılmak üzere şimdilik 6.660,00.- USD karşılığı 25.154,00.-TL'sinin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 26.10.2018 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, bu yönü ile taleple bağı esi kapsamında Muhterem Mahkemece hükmedilecek asgari alım taahhüdüne aykırılığa dayanan cezai şartın 3,81 12 TL USD kur üzerinden sonuca ulaşılabileceğinin ifade edilebileceği, Protokolün 3.1.7 Maddesi Uyarınca Ariyetler Yönünden: Somut olayda bahse konu ariyetlerin davacıya teslim edilmediği ve dolayısıyla her davanın açıldığı tarih itibari ile sonuçlarını doğurduğu nazara alındığında davacının ariyetler kapsamında sözleşmenin fesih tarihinden itibaren 3 günlük süre (01.02.2019) ile dava tarihi (09.01.2020) arasındaki sürece tekabül eden 342 günlük süre için x 200,00 USD olmak üzere toplamda 68.400,00 USD'lik talepte bulunabilecektir. Her dava açıldığı tarih itibari ile sonuçlarını doğurduğundan ve huzurdaki dava 09.01.2020 tarihinde ikame edildiğinden davacının 1,00 USD- 5.9004 TL karşılığı 403.587,36 TL'nin tahsilini talep edebileceğinin ifade edilebileceği, Cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği, Davacı tarafından davalıya 06.12.2019-28.01.2020 tarihleri arasında petrol sağlanmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi ve kar mahrumiyeti hususunda yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasında 09/10/2017 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdedilmiştir. Bahse konu bayilik sözleşmesi uyarınca davalı şirketçe davacıya 50.000,00 TL bedelli teminat sunulduğu savunulmuş ve davacı tarafça bu hususa herhangi bir itiraz sunulmamıştır. Özetle; davalı tarafından davacı bayinin kendisine içeride teminatı bulunmasına rağmen 6 ay boyunca akaryakıt vermediği, bu sebeple istasyonunun kapalı kaldığı ileri sürülerek sözleşmenin haklı olarak feshedildiği savunulmuştur. Davacı tarafça ise davalının sözleşmede öngörülen asgari alım taahhüdünü yerine getirmediğini ve haksız olarak sözleşme süresi öncesinde sözleşmeyi feshettiği iddia edilmiştir.
Burada çözümlenmesi gereken ilk husus sözleşmenin davalı tarafından haklı olarak feshedilip edilmediği noktasıdır. Bu bağlamda; öncelikle taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin temel amacı her iki tarafın da ortaklaşa bir şekilde ticari ilişki yürüterek karşılıklı olarak kazanç sağlama isteğidir. Bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerde davacı tarafından davalıya 06/12/2019-28/01/2020 tarihleri arasında petrol sağlanmadığı anlaşılmıştır. Yine sektör bilirkişisi tarafından davalının davacıda teminatı bulunmasına rağmen asgari alım taahhüdünün yerine getirilmediğinden bahisle belirlenen cezai şartı ödememesi nedeniyle akaryakıt temin edilmemesinin davalı bakımından haklı nedenle fesih oluşturacağı değerlendirilmiştir. Mahkememizce de tarafların tacir olmaları, bahse konu sözleşmeyi ticari faaliyetlerini devam ettirmek ve kâr elde etmek amacıyla kurdukları da göz önüne alındığında yaklaşık iki buçuk aylık bir süre boyunca davacı tarafından davalıya akaryakıt temin edilmemesinin mâkul olmadığı ve davalının söz konusu sonuca katlanmasının beklenemeyeceği kanaati oluşmuştur. Nitekim davacı tarafından gönderilen ihtarnamede ve bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerde davalının yıllık 1.000,00 m3 ürün alması gerektiği hâlde 889 m3 ürün aldığı ve 111 m3 ürünün eksik kaldığı, bunun karşılığı olarak her bir metreküp başına 60 USD cezai şart belirlendiği ve davalının toplam ödemekle yükümlü olduğu cezai şartın 6.660,00 USD olduğu anlaşılmıştır. Bahse konu cezai şartın ise 1 yıllık sürenin sonuna tekabül eden 09/10/2018 tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru karşılığı 40.864,42 TL'ye tekabül etmektedir. Kaldı ki, davacı tarafından huzurda ikame edilen dava ile söz konusu bedel karşılığı olarak 25.154,00 TL talep edilmiştir. Her iki rakam da davalının davacıya vermiş olduğu teminat bedelinin altında kalmakta olup davacı tarafından söz konusu teminatın paraya çevrilerek bahse konu cezai şartın tahsil edilme imkanı bulunmasına rağmen davalıya yaklaşık iki buçuk ay akaryakıt temin edilmemesi davalı bakımından sözleşmeyi katlanamaz hâle getirdiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Bu sebeple her ne kadar bilirkişiler tarafından TBK 123 uyarınca davalı tarafından davacıya bu hususta süre verilmesi gerekebileceği değerlendirilmiş olsa da hukuki takdirin hâkime ait olduğu da dikkate alınarak devam eden ticari ilişki içerisinde davalı tarafından davacıya TBK 123 uyarınca süre verilmemiş olsa da akaryakıt temin edilmeyen sürenin uzunluğu dikkate alındığında davalının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça sözleşme haklı olarak feshedildiğinden; feshe bağlı alacak olan sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle cezai şart ve kar mahrumiyeti taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının asgari ürün alım taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle cezai şart talebi bakımından yapılan değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinde; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Emsal mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamının karşı oy yazısında özetle; "Bütün ülkelerde yargı sistemleri kendi ülke para birimlerini esas almak suretiyle tahsil ve icra yetkisini devletin egemenlik haklarının bir sonucu olarak görürler (Yabancı Para Borçlarının İfası, Prof. Dr. Serkan Ayan, dergipark.org.tr).
Ancak 818 sayılı Eski Borçlar Kanununun 83. maddesinde olduğu gibi kısmi değişikliklerle 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi- “I.Ülke parası ile” başlıklı olup "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi ile genel kuralın para borcunun ülke parası ile ödenmesi olduğuna işaret edildikten sonra, borcun ülke parası dışında başka bir para birimi ile belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.
Buna göre yabancı para borçlusunun ifada temerrüde düşmesi hâlinde alacaklının seçebileceği üç alternatif bulunmaktadır.
-Yabancı para borcunun aynen (yabancı para olarak) ödenmesi,
- Yabancı paranın vade (muacceliyet) tarihindeki Türk Lirası karşılığının ödenmesi,
- Yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının ödenmesi istenebilecektir.
Bu seçim hakkı kullanıldıktan sonra artık bu haktan dönülmesi mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23.01.2002 tarih 15-15/19)." denilmiştir.
Yukarıda da izah edildiği üzere taraflarca akdedilen sözleşme ve protokol kapsamında davalı tarafından 1 yıllık süre zarfında davacıdan 1.000,00 m3 ürün alımı yapılacağı taahhüt edilmiştir. Söz konusu taahhüde aykırı davranılması hâlinde ise her bir metreküp başına 60 USD cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda bilirkişiler tarafından yapılan incelemede davalının sözleşmenin ilk yılı sonunda toplam 111 m3 eksik ürün aldığı dosya kapsamı ile sabittir. Dolayısıyla her ne kadar davalı sözleşmeyi fesihte haklı olsa da söz konusu cezai şart feshe bağlı bir cezai şart olmayıp davacı bakımından fesihten önce talebi mümkün hâle gelmiştir. Dolayısıyla dosya kapsamında yapılan hesaplama doğrultusunda davacının 6.660,00 USD cezai şartı isteme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hususta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde 6.660,00 USD karşılığı 25.154,00 TL talep edilmiş olmakla; yabancı para borcunun ifasında vade tarihindeki Türk Lirası karşılığı seçildiği anlaşılmış ve söz konusu seçim hakkından davacının dönemeyeceği anlaşılmıştır. Bu sebeple davacı tarafından söz konusu alacak miktarı esasen 1 yıllık sürenin dolması ile muaccel olmuştur. Dolayısıyla yukarıda da izah edildiği üzere 09/10/2018 tarihi itibariyle 6.660,00 USD TCMB efektif satış kuru karşılığı 40.864,42 TL'ye tekabül etmektedir. Ancak taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının talep etmiş olduğu 25.154,00 TL üzerinden ve yine dava dilekçesinde talep edilen temerrüt tarihi doğrultusunda (esasen daha erken temerrüt gerçekleşmiş olsa da taleple bağlılık ilkesi uyarınca) davanın kabulüne ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Ariyet ve demirbaşların iadesi olmaz ise bedelinin tahsili istemi bakımından yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasındaki protokolün 3.1.7 maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya sağlanan ariyetlerin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren 3 gün içinde davacıya iade edileceği hüküm altına alınmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; bahse konu talebin feshin haklı/haksızlığına ilişkin olmadığı, ne şekilde sözleşme feshedilirse edilsin davalının bahse konu ariyet ve demirbaşları davacıya iade ile yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda mahkememizce ariyet ve demirbaşların davacıya iadesinin uygun olup olmadığı ve değerlerinin tespiti için talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemelerde; söz konusu ekipmanların "1 Adet ... marka ön ve arkada olmak üzere 2 tabancalı LPG Dispenseri
3 Adet ... marka ön ve arkada olmak üzere 4 tabancalı AKARYAKIT Dispenseri
1 Adet 30000 lt lik motorin akaryakıt tankı
1 Adet 29000 lt lik benzin akaryakıt tankı
1 Adet 15000 lt lik benzin akaryakıt tankı
1 Adet 10000 lt lik LPG tankı
1 Adet Otomasyon Kabini"nden ibaret olduğu, davacı tarafından davalıya sağlanan demirbaş ve ariyetlerin davalının uhdesinde bulunduğu ancak söz konusu ekipmanların montaj-demontajları sırasında mevcut durumlarına göre teknik olarak sağlıklı çalışmalarını riske edebilecek olası bir arıza yahut hasara maruz kalma ihtimalleri bulunduğundan aynen iadelerinin mümkün olmadığı değerlendirilerek bahse konu ekipmanların ikinci el rayiç bedellerinin toplam 645.000,00 TL olduğu, %25 amortisman bedelinin düşülmesi hâlinde davacının davalıdan talep edebileceği miktarın 483.750,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda bahse konu demirbaş ve ariyetlerin davacıya iadesinin mümkün olmadığı anlaşılarak tespit edilen ikinci el rayiç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... bakımından yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasındaki sözleşme ve protokolün incelenmesinde davalı ... tarafından davalı şirketin davacıya olan borçlarından dolayı 6 yıl süre ile 300.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla kefil olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihi ve yukarıda izah edilen alacak kalemlerinin doğum tarihi bakımından 6 yıllık azami sürenin dolmadığı da dikkate alınarak hüküm fıkrasında davalı ... bakımından 300.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla şerhi düşülmüş ve yargılama gideri, vekalet ücretinden de kefalet miktarının davanın kabul edilen kısmına oranı kadar sorumluluğuna hükmedilmiştir.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,

1-Davacının ariyet ve demirbaş bedeli talebinin kabulü ile 483.750,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak (davalı ... bakımından kefalet limiti olan 300.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davacıya verilmesine,

2-Davacının asgari alım cezai şartı talebinin kabulü ile 25.154,00 TL'nin taleple bağlılık ilkesi uyarınca 26/10/2018'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak (davalı ... bakımından kefalet limiti olan 300.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla) davacıya verilmesine,

3-Davacının sözleşmenin erken feshi sebebiyle cezai şart ve mahrum kalınan kar taleplerinin reddine,

4-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 34.763,23 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 12.770,29 TL'nin mahsup edilerek bakiye 21.992,94 TL (Davalı kefil ...'ın 12.755,90 TL'den sorumlu olması kaydıyla) harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından yatırılan 12.770,29 TL peşin ve tamamlama harcı, 54,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 12.824,69 TL harcın davalılardan (Davalı kefil ...'ın 7.438,32 TL'den sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen (Dava %68,05 oranında kabul edilmiştir) 508.904,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 81.424,64 TL'nin (Davalı ...'ın 47.226,29 TL'den sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen (dava % 31,95 oranında red edilmiştir) 238.880,00 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

8-Davacı tarafından yapılan 1.493,00 TL tebligat, posta gideri, 4.942,65 TL Keşif Harcı ile 31.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 38.235,65 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 26.019,35 TL'nin (Davalı ...'ın 15.091,22 TL'den sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/04/2026