Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

ASIL DAVA BAKIMINDAN:

davacı vekili özetle; davacı ..., 15-20 yıl kadar önce davalı ...'dan bir araç satın aldığını, bu sebeple tanıdığı davalı ile Şubat 2020'de ...'de karşılaştığını, telefon numarasını isteyen davalı daha sonra davalıyı arayarak sürekli olarak borç istemeye başladığını, davacının sürekli kendisini arayan bu şahıstan rahatsızlık duymaya başladığını, Haziran 2020'de davacıyı ... Restauranta çağırarak davalının davacıya önüne önceden doldurulmuş 70.000,00 EURO'luk bir senet/bono koyarak zorla imzalamasını istediğini, davacı imzalamayacağını söylediğinde ise davalı tehdit ederek "eğer imzalamazsan çocuklar dışarıda bekliyor, zaten takip ettiler" diyerek tehdit ettiğini, davacının duyduğu korku ve endişe nedeni ile senedi imzaladığını, davalı ve onun yanında hareket eden kişiler davacıdan ...'da bulunan taşınmazlarını istediğini, ve ...'da bulunan apartına giderek davacının eşine ve kızına kendisini sorduklarını; "... gelene kadar buradan gitmeyeceğim" dediklerini, davacının ...'de bulunan ikametinde de sürekli olarak davalı şahıs ve yanında kim olduğu belli olmayan kişilerin dolaşmaya başladığını, tehditlere ve kendisinden zorla alınan senet nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur..../... Soruşturma numarası ile bu soruşturma devam edildiğini, davacı tarafından zorla imzalatılan senedin üçüncü kişilere verilerek dolaşıma sokulabilir ve senedi bağımsızlığı ilkesi nedeni davacının zor durumda kalabileceğini, davacının emekli olduğunu ve 20 yıldır çalışmadığını ve herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, davalı tarafla ya da üçüncü kişilerle herhangi bir alacak-borç ilişkisine girmesinin mümkün olmadığını, davacının tehdit ve korku altında imzaladığı senetin henüz ele geçmediğini, senedin ne şekilde doldurulduğunun belirsiz olduğunu, davanın kabulünü, davacıya tehdit ile imzalatılan senetten dolayı borcu bulunmadığının tespiti ile senedin irade fesadı nedeni ile iptalini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı tarafa ödettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalının, davacıyı çok uzun süredir tanıdığını, davacının Muğla ili, Bodrum İlçesinde otel ve pansiyon yapacağım demesi üzerine, aralarındaki samimiyete güvenerek borç para verdiğini, davacıdan bu alacağa karşılık, 2 adet, bono aldığını ve daha sonraki süreçte davacının, davalıya 1 adet taşınmazını borca karşılık vereceğini beyan ederek, tapu randevusu aldığını bildirdiğini, bu süreçte alacağına karşılık bu beyana güvenen davalıdan senedin 1 tanesini iade aldığını, ve tapu devrini de yapmadığını, davalının elinde kalan bonolardan birini ciro edip 3. Şahıs ...'ya verdiğini, onun tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi başlatıldığını, bu aşamada davacının senet vadesinden hemen önce, maliki olduğu taşınmazları mal kaçırma amaçlı olarak muvazaalı devrettiğini, üzerine kendi lehine intifa hakkı tesis ettiğini, ayrıca bononun kendinden yağma, tehditle alındığını iddia ettiğini ve soruşturma dosyası açtığını, ayrıca imzaya itiraz davası da açtığını, imzaya itiraz davasında vekilinin ise davacı ...'nun imzayı karalamak suretiyle attığını beyan ettiğini, hemen ardından sonraki duruşmada hazır olan davacının ise avukatını yalanladığını, savcılıktaki ifadesinin de gerçek olmadığını beyan ettiğini, ilgili dosyada takibe konu bono imza incelemesi için bilirkişiye gönderildiğini, davacı asilin kendisinin yağma, tehdit ve zorla senet alınmadığını beyan ettiğini, bu davada imza inkarı da bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, HMK 188 maddesi anlamında ikrarla, yağma suretiyle, zorla senet alınmadığı beyan edildiğinden,huzurdaki davada yağma ve zorla senet alma iddiası reddedilmesi gerektiğini, davacının başsavcılık ve mahkemeye sunulan iş bu dava dilekçesi ve senet hamilinin açtığı icra takibine karşı açtığı dosyaya sunduğu dilekçedeki beyanlarının zıt ve çelişkili olduğunu, senedin tanzim tarihinin 11/06/2020 tarihi olduğunu, gerek savcılık şikayeti ve gerekse menfi tespit davasının senedin vade tarihi olan 10.09.2020 tarihinden hemen önce yapılması yani 2-3 ay beklenmesi ve senet vadesinden hemen önce tüm taşınmazlarını davacının kızı adına kaçırılmasının her şeyi açık olarak ortaya koyduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN:

davacı vekili özetle;
davacının yıllar önce bir araç alımı nedeniyle dava dışı ... isimli şahıs ile tanıştıkları ve devamında söz konusu şahıs tarafından davacının sık sık aranarak borç istendiği, söz konusu şahsın varlıklı olduğunu bildiği davacı ile önce güvene dayalı bir ilişki kurmaya özen gösterdikten sonra dilekçede açıklanan sosyolojiye bağlı olarak davacı üzerindeki baskısını arttıran ... ve yanındakiler tarafından davacıdan, ... Restorantta tehdit ve ikrah altında önüne koydukları 70.000 Euro tutarındaki senedi elde ettikleri, davacının söz konusu senedi imzalayıp imzalamadığını hatırlayamadığı; davacının bundan 25 yıl kadar önce bir grup tarafından kaçırılıp 10 gün işkence gördükten sonra adli makamların titiz bir operasyonu ile kurtarıldığı, Eyüp .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden kaçıranlar hakkında ceza davası açıldığı; yine bundan 7 yıl önce telefonla dolandırıldığı ve 60.000 TL'nin dilekçede belirtilen şekilde ve yere teslim edilmesi üzerine yapılan suç duyurusuna bağlı olarak açılan ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın .../... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden devam ettiği; bu olayların travmatik etkilerinin davacıda korku ve kaygıya dayalı derin bir iz bıraktığı, tansiyon ve şeker hastalıklarında etkisiyle 66 yaşındaki davacının psikolojik durumunun derinden sarsıldığı; davalı tarafından kendisine uygulanan manevi cebir, şantaj ve tehdidin davacıyı korkutup psikolojisini bozduğu; söz konusu senedi ele geçiren ... ile kardeşi olan davalının ve yanındaki adamlarının ....'te oteli basarak taşınmazın kendisine devri konusunda davacının kızının ve eşinin alıkonularak tehdit edildiği ve bu olaylar nedeniyle davacı ile kızı .... tarafından suç duyurusunda bulunulduğu; soruşturmaların İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın .../...., .../.... Soruşturma sayılı dosyaları ile Bodrum Cumhuriyet Savcılığı'nın .../.... ve ... Soruşturma sayılı dosyaları üzerinden devam ettiği; davacının söz konusu 11/06/2020 tanzim, 10/09/2020 vade tarihli ve 70.000 Euro bedelli senet nedeniyle borcunun olmadığı; söz konusu senedin lehtarı ... hakkında açılan menfi tespit davası yönünden Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden 19/10/2020 tarihinde verilen görevsizlik kararı üzerine Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../.. Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gördüğü ve davanın derdest olduğu ancak senet lehtarının söz konusu senedi kardeşi olan davalı ...' ya ciro etmesi nedeniyle 21/09/2020 tarihinde İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ..../.... Esas sayılı icra dosyası üzerinden davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, ileri sürülen imza itirazının İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ..../... Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gördüğü; davacının yaşadığı süreçlere bağlı olarak sahip olduğu taşınmazları kızı Tülay Hacıoğlu' na devretmesi nedeniyle aleyhine açılan tasarrufun iptali davasının Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gördüğü ve ayrıca İstanbul Anadolu .... İcra Ceza Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası üzerinden de ceza davası bulunduğu; senet lehtarına karşı irade sakatlığı nedeniyle hükümsüzlük iddiasına da dayalı menfi tespit davası derdest olduğu halde belirtilen şekilde hamil konumuna gelen davalının yasa hükümlerine göre haklı hamil durumunda olmadığı ve TTK. Madde 687 düzenlemesindeki koşulların mahkemece tartışılması gerektiği, davalı ile senet lehtarı ...'nın kardeş olmaları nedeniyle eldeki bu davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu ve dilekçede açıklanan sebeplerle davalının ağır kusurlu olarak senedi devraldığı ileri sürülerek öncelikle davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../.... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve söz konusu senedin iptali ile iadesine ve senet bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkumiyetine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: asıl dosya ile birleşen dosyadaki dava dilekçeleri arasında dahi çelişki bulunduğunu, asıl davada davacının senedi imzaladığını belirttiğini, birleşen dava dilekçesinde ise imzalayıp imzalamadığını hatırlamadığını beyan ettiğini, davacının yalan beyanda bulunduğunu, davacı tarafından açılan imza inkarı dosyası olan İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında mahkeme huzurunda davacı vekilinin dayandığı CBS Başsavcılığı ifadesinin doğru olmadığını ikrar ettiğini, davacı tarafın, asıl davada açıkça ikrar ettiği üzere ve gerekse senet üzerindeki tanzim tarihinden davaya konu bononun Haziran 2020 tarihinde düzenlendiğinin açık olduğunu, dava konusu bononun ... Restaurant'ta Haziran ayında zorla alındığı iddia edilmesine rağmen, Cumhuriyet Başsavcılığı şikayetlerinin senedin vadesine çok yakın tarih olan Ağustos ayına yani 2-2.5 sonra yapıldığının görüldüğünü, senedin zorla ve yağma ile alındığının iddia edilip senedin vadesine yakın tarih beklenerek Savcılık şikayetlerinin yapılmasının inandırıcı olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil ettiğini, davalı ...'nın, lehtar ...'nın kardeşi olduğunu, alacağından dolayı asıl ...'nın senedi ciro ederek ...'ya verdiğini, müvekkili tarafından bundan dolayı icra takibi başlatıldığını, takip başlatılmadan önce davacının adına kayıtlı tüm taşınmazları kızına devrettiğini, daha sonra da kendi lehine intifa hakkı tesis ettiğini, bononun kendisinden yağma, tehditle alındığını iddia eden dosyasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacının itirazının ise red edildiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında yapılan imza incelemesinde imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini ve davacının davasının reddine karar verildiğini, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, bononun kanunda öngörülen bütün şartları taşıdığını, davacının İstanbul Anadolu ....icra Müdürlüğü'nün .../... e.sayılı icra takibinin durdurulması talebinin reddine, davacının haksız ve kötü niyete dayalı davasının ve davada talep ettiği vesair tüm taleplerinin reddine, mevcut aşamada henüz icra dosya alacağı dosyaya yatmadığüından, şayet İ.İ.K 72 madde kapsamında icraya yatan paranın ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilirse, davacı aleyhine olmak üzere %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Küçükçekmece ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava dosyası,
İstanbul CBS Faili Meçhul Suçlar Bürosu'nun .../... soruşturma sayılı dosyası,

İstanbul CBS Esas ve Karar Bürosu'nun .../... soruşturma sayılı dosyası,

İstanbul CBS Esas ve Karar Bürosu'nun ..../.... soruşturma sayılı dosyası,
Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava dosyası,
İstanbul Anadolu ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava dosyası,
İstanbul ... Sulh Ceza Hakimliği'nin .../... ceza değişik iş sayılı dosyası,
İstanbul Anadolu ... İcra Ceza Mahkemesi'nin .../... ceza dava dosyası
Bodrum CBS'nin .../.., .../... ve .../... soruşturma sayılı dosyası,
Bakırköy CBS'nin .../.... ve ..../... soruşturma sayılı dosyası,
İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/133 esas sayılı dava dosyası,
İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası,
İstanbul Anadolu ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava dosyası,
İstanbul Anadolu ... İcra Ceza Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dava dosyası,
Davacıya ait imza örnekleri, imzaları içeren evrak asılları,
03/11/2025 tarihli Adli Tıp Raporu

Asıl davanın İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı icra takip dosyasına dayanak, davacının borçlu, davalının lehdar olduğu, 11/06/2020 düzenleme tarihli, 70.000 Euro bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı, bononun tehdit ile alınıp alınmadığı iddialarının sübutu noktasında toplanmış olduğu anlaşılmıştır.
Birleşen davanın 11/06/2020 tanzim, 10/09/2020 tarihli, 70.000 EURO bedelli senet bakımından davacının borçlu olup olmadığı, tehdit ve ikrah altında imzalanıp imzalanmadığı noktasında ve İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün .../... esas icra takibinde ihtiyati tedbir nedeniyle durdurulması noktasında toplandığı olduğu anlalşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan adli tıp incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 03/11/2025 tarihli adli tıp raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce aldırılan 03/11/2025 tarihli Adli Tıp Raporu ile;
Alacaklısı Murat Karakaya, borçlusu ... olan 11/06/2020 tanzim ve 10/09/2020 ödeme tarihli 70.000 EURO bedelli senette bulunan imzaların asıl ve birleşen dava davacısı ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nun eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).

İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve .../..-... E., .../... K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir.
Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve ..../..-.. Sayılı YİBK).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu .../...-... E..../... K.)
Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687,659.1,825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir.
Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürmektedir. Davacı, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edecektir.
Somut olayda:
Davacı asıl ve birleşen davalarda alacaklısı ...., borçlusu ... olan 11/06/2020 tanzim ve 10/09/2020 ödeme tarihli 70.000 EURO bedelli senette bulunan imzaların kendisine zorla ve tehdit ile imzalatıldığını iddia ederek, senedin irade fesadı nedeni ile iptalini talep etmiş ise de;
Asıl davanın irade fesadı nedeniyle senedin iptali olduğu, açıldığı; birleşen davanın senet konusunun aynı olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine ilişkin takibin yapıldığı, dilekçesinin 2. Sayfasının 2. Paragrafında da İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasında imza itirazında bulunduğunu belirtmiş olduğu, borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptali ile senedin iadesini talep ettiği, asıl ve birleşen dava bakımından zorla ve tehditle senet imzalatmaya yönelik olarak soruşturma dosyaları sonucu beklenmiş ve delil olarak sunulan soruşturma dosyalarının KYK kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca davalı vekilinin icra hukuk mahkemesi dosyasında yapılan imza incelenmesi ile yetinilmesi talebinin, birleşen dosyada dava dilekçesinin 2. Sayfasının 3. nolu maddesinde senedi imzalayıp imzalamadığını hatırlayamadığını belirtmesi karşısında ve Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alındığında, icra hukuk mahkemeleri dar yetkili mahkeme olması, kural olarak bu mahkemelerden verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği, icra hukuk mahkemelerinde aldırılan raporların hükme dayanak yapılamayacağından, birleşen dava yönünden tekrar imza incelenmesine gidilmiş olup Adli Tıp Kurum'undan rapor alınmıştır.
Asıl ve birleşen dosyalarda; asıl ve birleşen dosya bakımından davacının zorla ve tehdit ile dava konusu senedi imzaladığına dair ispat yükü üzerinde olmasına rağmen, dosya kapsamında celp edilen savcılık dosyalarında KYK kararlarının kesinleşmesi ile de, davacının bu iddiasını destekler bir karar bulunmadığının anlaşıldığı, davacının bu yönlü iddiasını ispat edemediği, birleşen dava bakımından ise; mahkememizce aldırılan Adli Tıp Raporu ile dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, asıl davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı REDDİNE,

Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri:

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın, peşin+tamamlama harcı olarak 68,31 TL + 11.200,50 TL toplam 11.268,81 TL harçtan mahsubu ile eksik 10.536,81 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 520.637,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, (16/04/2026 tarihinde 1 EURO=52,81 TL MB Efektif satış)

7-Davalı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 300,00 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri:

9-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın, peşin+tamamlama harcı olarak 59,30 TL + 10.541,00 TL toplam 10.600,30 TL harçtan mahsubu ile eksik 9.868,30 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,

10-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

11-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,

12-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 520.637,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, (16/04/2026 tarihinde 1 EURO=52,81 TL MB Efektif satış)

13-Davalı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 8.902,90 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

14-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026