Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 2020/... Arabuluculuk Numaralı dosya ile 08.09.2020 tarihinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, müvekkil şirket doğrudan ve bağlı ortaklıkları aracılığı ile Türkiye genelinde ... isimleri ile hizmet vermekte olan hastanelere sahip olduğunu, müvekkil elektrik piyasası mevzuatı uyarınca serbest tüketici konumunda olduğunu, dilediği elektrik tedarik şirketi ile sözleşme yapma imkanına sahip olduğunu, bu kapsamda yüksek elektrik enerjisi maliyeti de düşülerek, avantajlı fiyat sunan davalı şirket ile 05.12.2019 tarihinde müvekkil şirket ve bağlı ortaklıklar tarafından işletilmekte olan hastanelere elektrik enerjisi tedariğine ilişkin elektrik enerjisi satış sözleşmesi akdedildiğini fakat müvekkil tarafından sözleşme ile belirlenen mücbir sebep maddesine uygun olarak yükümlülükler askıya alınmak istenmişse de bu durum davalı tarafından kabul edilmediğini, haksız ve hukuka aykırı şekilde sözleşme fesih edildiğini, bu durum müvekkilin zarara uğramasına neden olduğunu, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü 20.03.2020 tarihinde, ... sayılı “Pandemi Hastaneleri” konulu Genelgesi yayınlamış olduğunu, ilgili Genelge’nin 2.maddesine göre bünyesinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji göğüs hastalıkları iç hastalıkları uzmanı hekimlerden en az ikisinin bulunduğu ve 3.seviye erişkin yoğun bakım yatağı bulunan hastaneler Pandemi Hastanesi ilan edildiğini, anılan genelge kapsamına göre, hastanelerimizin %95’i “pandemi hastanesi” olduğunu,covid-19 şüphesi dışında hastaneye çoğunlukla çeşitli sağlık şikayetleri ile başvuran hasta profili 65 yaş ve üzeri olduğunu fakat bu hasta profilinin ise sokağa çıkması İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile kanser ve organ nakli hastaları hariç yasaklandığını, bu durum müvekkil hastanelerinin olağan çalışma düzeni dışında hizmet vermesi ve geçin yılın bir önceki dönemine göre gelirlerinin % 80'den fazla düşmesine sebebiyet verdiğini, gelinen durumda müvekkil şirket hastaneleri neredeyse kamulaştırıldığını, bu durumdan kaynaklı müvekkil şirketin hastanelerinin giderinin de arttığını, müvekkil şirketin karlılığı bir tarafa bıraktığını, kamu hizmeti niteliğindeki sağlık faaliyetine devam ederek hastalara tedavi sunabilmek nezdindeki çalışanların istihdamlarını sürdürebilmek çabası içersine girdiğini, bu nedenle mevcut koşullarda müvekkilin ticari hayatına devam edebilmesi ve müvekkil şirket aleyhine bozulmuş olan dengenin tekrar kurulabilmesi adına sözleşmelerle belirlenen yükümlülükler askıya alınmaya başlandığını, davalı ile olan sözleşme ile mücbir sebep hali ve sonuçları tanımlandığını, davalı şirket ile yapılan sözleşmenin mücbir sebepler başlıklı 12. maddesi ile mücbir sebebin ortaya çıkması halinde tarafların hak ve yükümlülükleri belirlendiğini, müvekkil açısından mücbir sebebin ortaya çıkması ile birlikte, mart ayı sonunda taahhütlü posta yolu ile gönderilen ekteki bildirim ile sözleşmenin 12. maddesi kapsamında yükümlülüklerin askıya alındığı ve bu nedenle bir ödeme yapılamayacağı davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirket mücbir sebep nedeniyle sözleşmesel hakların kullanılmasını engellediğini ve sözleşmeyi feshettiğini, davalı şirket tarafından 07.04.2020 tarihli ekte sunulan yazılar ile özetle mücbir sebep hali nedeni ile yükümlülüklerin askıya alınmasının kabul edilmeyeceğini, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde yükümülülükleri askıya almanın mümkün olmadığı belirtilerek yeni teminat mektupları verilmesi, vade farkı uygulaması gibi zaten ödeme zorluğu içerisinde olan müvekkil bakımından kabul edilemeyecek teklifler sunduklarını, söz konusu tekliflerden anlaşılacağı üzere davalı şirket açık şekilde yükümlülükleri askıya alamayacağını belirttiğini, karşılıklı borç yükleyen anlaşmalar bakımından mücbir sebep halinin her iki tarafı da etkilemesi gerektiği gibi bir düzenleme veya uygulama mümkün olmadığını, davalının karşılıklı borç yükleyen sözleşmeler bakımından tek taraflı olarak mücbir sebebe dayanarak yükümlülüklerin askıya alınmayacağını belirtmesi hukuk kuralları ve mantığına uygun olmadığını, devam eden süreçte müvekkile mail yolu 16.04.2020 ve 17.04.2020 tarihlerinde yeni teklifler iletilmiş ve 17.04.2020 saat 16.30'a kadar kararın bildirilmesi istenmiştir. Böyle bir tutum ne ticari etikle ne de basiretli davaranma yükümlülüğü ile bağdaşmadığını, müvekkil küçük bir şirket olmadığını, halka açık bir şirket olarak karar alma süreçleri titizlilikle yürütüldüğünü, 16.04.2020 tarihinde mail ile teklif gönderip, birgün sonra karar verilmesinin talep edilmesi kabul edilebilir olmadığını fakat bu ısrarın nedeni davalı kurum 17.04.2020 tarihinde saat 19.59'da gönderdiği bildirim ile sözleşmenin fesh edildiği ve müvekkil ve bağlı şirketlerinin portföylerinden çıkartıldığı bilgisini iletildiğini, bu feshin kötü niyetli olduğunu, sözleşmeye ve kanuni düzenlemelere aykırı olarak gerçekleştirildiğini, taraflar arasında ki sözleşme incelendiğinde fesih hali yalnıca belli şartlara bağlandığını, elektrik mevzuatında bir değişiklik olması, müşterinin başka tedarikçiye geçmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması halinde davalı açısından fesih durumu ortaya çıkabileceğini, mevzuat gereği de yalnızca borç ödeme de temerrüde düşülmesi veya teminat verilmemesi halinde fesih ve portföyden çıkarma söz konusu olabildiğini, fesih tarihi itibari ödenmemiş veya ödemede temerrüde düşülmüş bir borçta bulunmadığını, faturaların ay sonunda gönderildiğini ve her ayın 17'sine kadar ödendiğini, fesih tarihi olan 17.04.2020 tarihi itibari ile temerrüde düşülmüş bir borç bulunmadığını, sözleşmenin feshi zamanlaması itibari ile müvekkilin yeni bir tedarikçi ile avantajlı fiyatlar üzerinden anlaşmasının önüne geçildiğini, davalı şirket müvekkilin portfoylerinden çıkarıldığını fakat 17.04.2020 tarihinde müvekkile bildirmiş ve gönderdikleri ... Barosu Başkanlığı’nın 21.04.2020 tarih ve 2020/... sayılı ihtarı ile 01.05.2020 tarihi itibari ile görevli tedarik şirketinden elektrik alınması gerektiği belirtildiğini bu durumun müvekkilin zararının ortaya çıkmasına neden olduğunu, müvekkil ve bağlı ortaklıkları tarafından teminat mektupları güvence bedeli olarak verildiğini, mücbir sebep nedeni ile Sözleşmenin 12. Maddesi uyarınca yükümlülüklerini askıya almak isteyen müvekkile davalı şirket tarafından engel olunduğunu ve müvekkil davalı şirket portföyünden çıkartılarak sözleşme eylemli olarak sona erdirildiğini, müvekkilin nakit akışının daha bozacak şekilde teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin kabulü mümkün olmadığını bu sebeplerden ötürü taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen teminat mektubunun nakde çevrilmesi için gerekli koşulların oluşmaması; karşı tarafın sözleşmeyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde mücbir sebep halinin varlığına rağmen kötüniyetli bir şekilde feshetmesi, müvekkile izafe edilecek herhangi bir kusurun bulunmaması ve diğer haklı gerekçeler nedeniyle, davalı şirketin malvarlıkları üzerine tedbir konulmasına, müvekkil nezdinde oluşan ve oluşacak zararların fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TLsinin davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasını kısmi dava olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığından ötürü davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı davasını fazlaşa ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000 TL olarak ikame ettiğini fakat davacının dava niteliği ve koşulları çerçevesinde kısmi dava olarak bu davayı açmasının mümkün olmadığını, davalının müvekkil ile imzaladığı sözleşmede düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve taleplerin kabul edilemeyeceğini, bu sözleşmenin kendine özgü sözleşme olduğu ancak ağırlıklı olarak satış sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını ve bu sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen ve sürekli borç ilişkisi oluşturan bir sözleşme niteliğinde olduğunu, tek tarafın edimine devam ettiğini, diğer tarafın ifasının askıya alınması karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin ayakta kalmasına imkan vermediğini, davalı sözleşmede düzenlenen hakkını kötü niyetli ve tek taraflı şekilde hukuka aykırı olarak kullanması kabul edilemeyeceğini, alınan idari tedbirler neticesinde müvekkilin elektrik alımı gerçekleştirdiği tedarikçileri de mücbir sebep hükümlerine dayanarak elektrik satış sözleşmelerini askıya alındığını, müvekkil şirket görevli tedarik şirketi olmadığını, bu sebepler dolayısıyla müvekkil şirketin ücretini alamayacağı miktarda elektriği davacıya satmaya devam etme imkânı ortadan kalktığını, gelinen noktada, covid–19 salgını nedeniyle ticari işletmelerin önceden akdettikleri sözleşmelerin müvekkil şirketin ekonomik ve fiili anlamda davacının taleplerini kabul ederek faaliyetlerini yürütmesi imkânsız hâle geldiğini, müvekkil şirket davacı ile akdedilmiş olan sözleşme için mücbir sebep olarak nitelendirilen durumda olmasına rağmen sözleşme yükümlülüklerini mücbir sebep dolayısıyla askıya alma hakkı varken bu yola gitmek istediğini, davacı şirkete elektrik tedarik etmeye devam etme kararı almış ise de davacı taraf hukuka ve sözleşme hükümlerine aykırı şekilde sözleşmeyi tek taraflı askıya aldığını, doğmuş borçlarını ödemeyeceğini ve belirsiz bir süre boyunca da doğacak olan borçlarını ödemeyeceğini 29/03/2020 tarihli ve usulünce yapılmayan yazısıyla bildirdiğini, davacı şirketin pandemi döneminde dahi normal faaliyetlerine ara vermediğini, her türlü hasta kabulü ve tedavisi gerçekleştirdiğini ve kampanyalar yürüttüğünü, davacının talepleri kanun hükümlerine açık aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalı kötü niyetli ve haksız talepler ile sözleşmenin feshine yol açtığını, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamasının gerektiğini, sözleşmelerin, yapıldığı zamandaki durumların değişmemesi örtülü şartıyla yapıldığı varsayılacağını fakat sözleşmenin yapıldığı zamandaki şartların önemli ölçüde değişmesi hâlinde sözleşmeye bağlı kalmayı beklemek adil sonuçlar doğurmayacağını, davacı sözleşme hükümlerine kötü niyetli şekilde aykırı hareket etmiş olup basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkil şirket sözleşmenin ayakta kalabilmesi adına sözleşme yükümlülüklerini de yerine getirerek çok sayıda teklif sunduğunu fakat davacı taraf kötüniyetli şekilde bütün teklifleri sebepsiz geri çevirdiğini, davacının doğmuş ve doğacak borçlarını ödemeyeceği ancak elektrik alımına devam etme talebi kabul edilemeyecek olmasına rağmen müvekkil şirket sözleşmenin ayakta kalabilmesi adına üst yönetim kapsamında telefonla ve yüz yüze görüşmek ve ayrıca yazılı olarak defalarca teklifler sunduğunu fakat haksız ve kötü niyetli şekilde anlaşmaya yanaşmadığını, davacının müvekkil şirketi zarara soktuğunu ve üstüne tazminat talepli hukuki mesnetten yoksun bu davayı açtığını, portföyden çıkartmak ve fesih ayrı şeyler olduğunu, fesihe davacının temerrüde düşmüş olması sebep olduğunu, davacının iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacınında dilekçesinde belirttiği üzere borç ödeme temerrüdüne düşülmesi durumunda fesih ve portföyden çıkarma söz konusu olmadığını ve davacı şirket temerrüde düşmüş olduğunu, davacı tarafından ikrarda bulunulan halen ödenmemiş mart ve nisan ayı faturaları mevcut olduğunu, davacının müvekkil şirketçe portföyden çıkarılmasından dolayı uğradığını iddia ettiği zarar hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı dava dilekçesinde portföyden çıkarıldıktan sonraki EPDK fiyatı ile sözleşme fiyatı arasındaki farktan dolayı zarara uğradığını iddia etmiş ise de bu iddiası gerçek dışı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının borç ikrarında bulunduğu ihtarnamesi ve muhasebe mutabakatlarının mevcut olduğunu, Mart 2020 ve Nisan 2020 faturalarını ödemeyen ve ihtaren temerrüde düşen davacı .... Noterliği aracılığıyla 08.06.2020 tarihinde müvekkile borç ikrarı içerir ihtarname gönderdiğini, bu ikrarda Mart ve Nisan ayı faturalarının davacı tarafından incelendiğini ve teminat mektubu miktarı düşüldükten sonra dahi düzenmiş faturalarımızdan talep edilen tutar kadar müvekkile borçları olduğunun davacı tarafından kabul edildiği beyan edildiğini, davacının kötüniyetle müvekkil şirketi zarara soktuğunu ve borcunu ödemediğini bu sebeplerden ötürü açılan hukuki mesnetten yoksun davanın usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esas bakımından reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri, avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen 05/12/2019 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasıyla davacının uğradığını belirttiği zararlarının davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Davalının adresinin ... olması ve davalı şirketin kayıtlarının ...'da bulunması nedeniyle .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/258 talimat sayılı dosyası aracılığıyla alınan Mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 04/01/2022 tarihli talimat raporunda özetle: Davalı şirketin 2020 yılsonu itibariyle, davacı yandan İcra Takibine konu ettiği Nisan 2020 Ayı fatura
bakiye bedeli 45.955,19 TL alacaklı gözüktüğü, Davalı şirketin, protokol hükümleri gereğince davalı yandan Fesih Bedeli talep edip edemeyeceği
hususu uzmanlık alanımda olmaması nedeniyle bu hususta görüş bildirilemeyeceği tespit ve rapor edilmiştir.
Mali müşavir ..., EPDK alınanda uzman Elektrik Mühendisi ... ve nitelikli hesaplama uzmanı ... tarafından müşterek imzalı 06/10/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Dava Konusunun; davalının davacı şirket ile olan elektrik tedariki sözleşmesini haksız ve
hukuka aykırı şekilde feshetmesi nedeni ile doğan zararların tanzimi için davacının şimdilik
10.000 TL tutalı alacak talebinden ibaret olduğu, Davacının 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, Davacı Tarafın ... Ticaret Odasına ... sicil numarası ile Tacir olarak kaydolduğu
görülmüştür. Detaylıca verilen davacı taraf yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacının davalı
tarafa cari hesap bakiye Borç/Alacaklı olmadığı, tespit edilmiştir.14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlan Elektrik
Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre, Davalı olan serbest tüketici yönetmeliğin
MADDE 16 – (1) deki; Düşük tüketimli serbest tüketici, yukarıda belirtilen durumlarda
herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma bedeli ve/veya ceza koşulu ödemeksizin
bildirim yapmak suretiyle ikili anlaşmayı feshedebilir. Ancak Düşük tüketimli serbest
tüketiciye Mücbir sebeplerden dolayı tüketicin fesih hakkı vermemektedir.
Belirli süreli ikili anlaşmada tedarikçi ya da düşük tüketimli serbest
tüketici aleyhine ceza koşulu ancak haksız fesih işlemleri için kararlaştırılabilir. Haksız
fesih, haklı bir sebebe dayanmaksızın veya süre ya da şekil bakımından usulüne aykırı
olarak yapılan fesihtir. " şeklinde kanaate varıldığı anlaşılmıştır.
Mali müşavir ..., EPDK alınanda uzman Elektrik Mühendisi ... ve nitelikli hesaplama uzmanı ... tarafından müşterek imzalı 18/08/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; "Dava Konusunun; davalının davacı şirket ile olan elektrik tedariki sözleşmesini haksız ve hukuka aykırı
şekilde feshetmesi nedeni ile doğan zararların tanzimi için davacının şimdilik 10.000 TL tutalı alacak
talebinden ibaret olduğu,
Davalı tarafın Kesilen aşağıda dökümü yapılan 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı
14.715,82 TL fatura ile 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı 31.239,37 TL’lik adet
faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde yer almadığı, 2 adet toplam fatura bedeli davalı tarafın
alacak bakiyesi olan Toplam 45.955,19 TL olduğu, tespit edilmiştir. Detaylıca verilen davacı taraf yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacının davalı tarafa cari
hesap bakiye Borç/Alacaklı olmadığı, tespit edilmiştir. Bu durumda davalı tarafın söz konusu faturaları işleme aldığında Borç/Alacak Bakiyesinin olmayacağı
bu hususta talimatla alınan bilirkişi incelemesinde de değerlendirilmediği göz önüne alındığında
davalı tarafın dava konusu uyuşmazlığa konu faturaları kayıtlı olmamasından dolayı olduğu söz
konusu faturaların davalı tarafın BA-BS Formları incelendiğinde taraflar arasında uyuşmazlık net
olarak belirlenebileceği hususunda takdir sayın mahkemeye aittir. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na dayanılarak hazırlan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine göre, Davalı olan serbest tüketici yönetmeliğin madde 16 (1)
deki; Düşük tüketimli serbest tüketici, yukarıda belirtilen durumlarda herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma bedeli ve/veya ceza koşulu ödemeksizin bildirim yapmak suretiyle ikili
anlaşmayı feshedebilir. Ancak Düşük tüketimli serbest tüketiciye Mücbir sebeplerden dolayı tüketicin
fesih hakkı vermemektedir. madde 20– (1) Belirli süreli ikili anlaşmada tedarikçi ya da düşük tüketimli serbest tüketici aleyhine
ceza koşulu ancak haksız fesih işlemleri için kararlaştırılabilir. Haksız fesih, haklı bir sebebe
dayanmaksızın veya süre ya da şekil bakımından usulüne aykırı olarak yapılan fesih olduğu ve sonuç olarak sayın mahkemenin talebi doğrultusunda bilirkişi raporu ile ibraz edilen bilgi ve
belgelerin yeniden incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda kök rapordaki görüşlerimiz aynen
geçerli olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Mali müşavir ... tarafından imzalı 16/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacı tarafın 2020 yılında davalı tarafından 5 adet kdv hariç 1.121.668 TL fatura aldığı ve beyan ettiği, Davalı tarafın 2020 yılında davacı tarafından 5 adet kdv hariç 1.477.788 TL fatura aldığı ve beyan ettiği, Ancak her iki tarafında ne kadar 5 adet fatura bildirimi olmuş ise de tutara bakıldığında davacı tarafın BA-BS formlarında 356.12 TL eksik fatura beyan edildiği, bu hangi faturalara ait olduğu tarafımızca tespit edilmediği, bu hususta faturaların beyan edilip edilmediği hususunda net bir sonuca varılamayacağı, ancak tafraların sundukları (davalı tarafın 128 şüpheli tic alacaklar Hesabı) Davalı tarafın Kesilen aşağıda dökümü yapılan 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı 14.715,82 TL'Lik fatura ile 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı 31.239,37 TL'lik adet faturaları davalı tarafın 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında Takip ettiği, Davalı tarafın Kesilen aşağıda dökümü yapılan 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı 14.715,82 TL'Lik fatura ile 31.10.2020 tarihli ... fatura numaralı 31.239,37 TL'lik adet faturaları davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı, Davacı tarafından 23.10.2020 tarihinde icra dosyasına yapılan ödemelerde cari hesap bakiyesi uyuşmazlığa konu iki faturanındı içinde yer aldığı cari hesap bakiyesi sıfırlandığı, kapandığı, Mahkemenizce Davacı tarafından icra dosyasına ödenen bakiye kabul edilecek olursa davacı taraf yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacının davalı tarafa cari hesap bakiye Borç/Alacaklı olmadığı, tespit edilmiştir. Davalı tarafından icra dosyasına ödenen bakiyenin kapak hesabında hangi alacakların düşümü yapıldığı ve hesaba kayıt ettiği, takdirin Mahkemeye ait olduğu tespit ve rapor edilmiştir.
Mali müşavir ..., EPDK alınanda uzman Elektrik Mühendisi ... ve Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ... tarafından müşterek imzalı 02/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; Mali inceleme neticesinde: Davacı’ya ait 2020 yılı yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davacı ...A.Ş.’ ne ait 2020 yılı yevmiye defterinde davalı ... Elektrik

A.Ş. 320E+07 cari hesap koduyla kayıtlı olduğu, bu cari kodla yevmiye defterinde yapılan
işlemler kayıt altına alındığı, davacı şirketin davalıdan 31.12.2020 tarihi itibariyle 526.783,94 TL ALACAKLI olduğu, Talimat Mahkemesince incelenen davalı yasal defterlerine göre
davacıdan 45.955,19 TL ALACAKLI olduğunun görüldüğü, davacının yasal defter ve
kayıtlarının doğru ve gerçeği yansıtmadığı, 31.10.2020 tarihli iki adet faturanın gerçekte var
olmadığı, dolayısıyla taraflar arasında cari hesap mutabakatsızlığının var olduğu,
Taraflar arasında var olan cari hesap mutabakatsızlığının incelenmesi ile; Davalı şirket yasal defterlerine göre 31.03.2020 tarih 2020600 nolu 281.239,37 TL tutarlı Mart 2020 dönemi
faturasını 08.05.2020 tarihinde davacıya ait 250.000,00 TL teminat mektubu tazmini olarak ve
11.06.2020 tarihinde 31.239,37 TL ödeme yapılarak faturanın kapandığı, 30.04.2020 tarih
... nolu 253.551,82 TL tutarlı Nisan 2020 dönemine ait faturaya karşılık davacı
tarafından 11.06.2020 tarihinde 207.596,63 TL olarak ödenerek (253.551,82-
207.596,63=45.955,19) 45.955,19 TL davacının davalıya borcu kaldığı, bu alacak ile ilgili
davalı tarafından icra işlemine başlanıldığının davalıya ait yasal defter ve kayıtlardan
anlaşıldığı gibi davacı tarafından Mart 2020 ve Nisan 2020 dönemine ait faturaların geç
ödendiğinin görüldüğü, Taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan protokolün 5.maddesine göre en yüksek fatura
tutarının 07.02.2020 tarihli 285.497,21 TL tutarlı fatura olarak gözüktüğü, davalı şirket
tarafından fesih cezai şart bedeli (285.497,21*2=570.994,42) 570.994,42 TL olarak hesap
edilerek fatura düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu fatura davacının yasal defterlerinde kayıtlı
olmadığından davalıdan alacaklı olarak gözüktüğü, Teknik inceleme neticesinde: Taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesi, 12 aylık taahhüt
döneminin 5. ay dönemi itibariyle davacının geciken – önceki dönemlere ait borçları nedeniyle iptal edilmiştir. (protokol madde 5) Taahhüt süresi 01.01.2020 – 31.12.2020 (12 ay) olup, fiili fesih 01.05.2020 itibariyle gerçekleşmiştir. Takibe konu 570.994,42 TL tutarındaki Cayma bedel hesaplamasının taraflar arasında imza edilen 05.12.2019 tarihli protokolün 5. maddesi gereği, “…Abonenin işbu protokolün eki olduğu sözleşmedeki ve/veya işbu protokoldeki yükümlülüklerine uygun hareket etmemesi sebebi ile ...'in sözleşmeyi haklı olarak feshetmesi halinde Abone
sözleşme çerçevesinde fesih talebine kadar geçen sürede tahakkuk eden en yüksek fatura bedelinin 2
(iki) katı tutarında fesih bedelini kendisine bildirilen son ödeme tarihine kadar ödemeyi peşinen
kabul, beyan ve taahhüt eder” şeklindeki hükme TEKNİK BAKIMDAN uygun olarak hesap
edilmiş olduğu; Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı abone tarafından davalının sözleşmeyi
haklı nedene dayanmaksızın feshettiğinin iddia edildiği ve uğranılan-uğranılacak zararlar için
şimdilik 10.000 TL.nin ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği; ancak yukarıdaki teknik
inceleme neticesinde davacının ödemelerde gecikmesi nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin
feshedildiği tespit edildiği için davacının zarara uğradığı iddiası ile tazminat yönünde alacaklı
olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.
Mali müşavir ..., EPDK alınanda uzman Elektrik Mühendisi ... ve Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı ... tarafından müşterek imzalı 01/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Davacının itirazında da var olan "31.10.2020 tarihli iki adet faturanın gerçekte var olmadığı," tespitinden dolayı davacı yasal defter ve kayıtlarının doğru ve gerçeği yansıtmadığının kök raporda belirtildiği, davalı tarafından 31.10.2020 tarih ... nolu 14.715,82 TL ve 31.10.2020 tarih 31.10.2020 tarih 2020600 nolu 31.239,37 TL tutarlı faturaların yok iken davacı şirket tarafından olmayan faturaya iade faturası düzenlediği, icra dairesine yapılan ödemeyi davacı şirket yasal defterlerine işlediği fakat davalının düzenlediği 31.08.2020 tarih 202070 nolu 570.994,42 TL ceza faturasını yasal defterlerine işlemediğinden davalıdan alacaklı olarak gözüktüğü, fatura tutarı olan 570.994,42 TL den davacının alacağı olan 526.783,94 TL düşüldüğü takdirde davacının davalıya (570.994,42--526.783,94-44.210,48) 44.210,48 TL borçlu olduğunun görüleceği, dolayısıyla davacının bu itirazının kök rapordaki görüş ve kanaati değiştirecek nitelikte olmadığı, Kök raporun 5.8 maddesinde davalı şirket tarafından ödenmeyen faturalarla ilgili ihtarname gönderildiğinden davacının itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan sözleşme davacı şirketin borçlarını süresinde ödemediğinden ve sözleşmeyi askıya almayı teklif ettiğinden davalı tarafından feshedildiği, bunun sonucu olarak cezai şart faturası düzenlediğinden davacının hesaplanacak bir zararının söz konusu olmadığı, taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan sözleşme davacının borçlarının süresinde ödemediğinden yapılan ihtar sonucunda cezai fatura düzenlenerek fesih edildiğinden davacının rapora yaptığı itirazın yerinde olmadığı, Elektrik-elektronik mühendisliği bakımından yapılan ilave incelemede; uyuşmazlığın, serbest tüketici statüsündeki aboneliğe enerji temin sürecinin kesintisiz. sürdürülme koşulları, tüketim dönemlerine ait faturalandırma-akış ilişkisi ve portföy değişiminin uygulamadaki yansıması kapsamında değerlendirilmesi gereken bir durum olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamındaki yazışmalar, ihtarnameler ile sözleşme ve protokol hükümleri birlikte incelendiğinde davacı tarafça 29.03.2020 tarihli yazı ile mevcut ödeme ve yükümlülük akışında değişiklik talebinin bildirildiği, davalı tarafça 07.04.2020 tarihli yazı ile alternatif ödeme modellerinin sunulduğu, 17.04.2020 tarihinde portföyden çıkarma bildiriminde bulunulduğu ve 01.05.2020 tarihi itibariyle görevli tedarik şirketi üzerinden enerji temininin öngörüldüğü tespit edilmiştir. Bu kapsamda, ek rapora konu itirazların elektrik-elektronik mühendisliği bakımından kök raporda esas alınan teknik değerlendirme çerçevesini değiştirecek nitelikte yeni bir teknik veri, yeni bir hesap yöntemi veya farklı bir piyasa işleyiş unsuru içermediği, cezai şart hesabına esas alınan en yüksek fatura bedelinin de protokolde tanımlanan hesap esasına göre belirlendiği tespit edilmiş olup, teknik yönden kök rapordaki kanaat korunmuştur. Sonuç olarak Mahkemenin görevlendirmesi gereğince, davacı tarafın rapora yönelik itirazları yukarıda tasnifli ve tafsilatlı olarak cevaplandırılmış olup kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik olmadığı tespit ve rapor edilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Taraflar arasında 05/12/2019 tarihli elektrik tedarik sözleşmesi akdedildiği, anılan bu sözleşmenin davalı tarafça feshedildiği hususları taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf iddiasında, davalının feshinin haksız ve kötüniyetli olduğu, covid-19 salgınının mücbir sebep niteliğinde olduğu ve davacının da en çok etkilenen alanda faaliyet gösterdiğini, sözleşme kapsamında 12. Maddeye göre mücbir sebep nedeniyle yükümlülüklerini askıya alma hakkı bulunduğu halde bu hakkının kullanılmasının davalı tarafça engellenerek sözleşmenin feshedildiğini belirterek haksız fesih nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararlarının davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise savunmasında, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin her iki tarafa da borç yükleyen ve sürekli borç ilişkisi oluşturan nitelikte olduğu ve mücbir sebebe dair 12. Maddenin tek taraflı uygulanmasının mümkün olmadığı, davacının kötü niyetli ve haksız talepleri ile sözleşmenin feshine yol açtığını ve halen ödenmemiş faturaları olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan incelemede, talimat Mahkemesi ve Mahkememiz aracılığıyla alınan raporlardan belirlendiği üzere, her iki tarafın da defterlerinin usule uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfının bulunduğu belirlenmiş, davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan 526.783,94 TL tutarında alacaklı olduğu, talimat raporunda belirlendiği üzere davalı kayıtlarına göre ise 10/04/2020 tarihli faturanın (Mart 2020) vadesinde ödenmemesi nedeniyle teminat mektubunun nakde çevrilerek kısmen tahsil edildiği, bakiyenin ise 11/06/2020 tarihinde tahsil edildiği, Nisan 2020 faturasının da bir kısmının 11/06/2020 tarihinde ödendiği ve bu fatura nedeniyle davalının bakiye alacağının bulunduğu belirlenmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme, davalının davacıya keşide ettiği .... Noterliğinin 08/05/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafından davacının fatura bedellerinin ödememesi nedeniyle sözleşmenin 6. Maddesine dayanılarak taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş ve davacı tarafından davalıya keşide edilen .... Noterliğinin 08/06/2020 tarihli ... yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesinde feshin haksız olduğu, fatura birim fiyatlarına ilişkin itirazlarını belirterek bakiye 238.836 TL7nin ödeneceğini ve haksız feshe ilişkin haklarını saklı tuttuklarını bildirmiştir. Anılan ihtarnameler ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere sözleşme davalı tarafça .... Noterliğinin 08/05/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin 6. Maddesine dayalı olarak feshedilmiş ve davalı tarafından davacı adına en son Nisan 2020 dönemine ilişkin fatura düzenlenmiş, her iki tarafın kayıtlarına göre 11/06/2020 tarihi itibariyle davalının davacıdan 45.955,19 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmış, bu durumda her iki ihtarname içeriği ve tarafların incelenen kayıtlarına göre davalının davacı adına düzenlediği faturalar nedeniyle alacağının bulunduğu, mart ve nisan 2020 dönemine ilişkin faturaların davacı tarafça süresinde ödenmediği, davacı tarafça süresinde ödenmeyen faturalar nedeniyle davalının sözleşmenin 6. Ve 7. Maddelerine göre fesih hakkının bulunduğu ve .... Noterliğinin 08/05/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname sözleşmenin 6. Maddesine dayanılarak sözleşmenin feshediliği göz önünde bulundurulduğunda, feshin haklı olduğu değerlendirilmiş ve sözleşme davalı tarafça haklı olarak feshedildiğinden, davalının davacı adına düzenlediği 31/08/2020 tarihli 202070 nolu 570.994,42 TL tutarındaki fesih cezai şart faturasının da sözleşmenin ve eki protokolün cezai şarta ilişkin düzenlenen 5. Maddesine uygun olduğu anlaşılmış, sözleşme 05/12/2019 tarihinde imzalanmış ve ek olarak imzalanan protokole göre taahhüt süresi 01/01/2020-31/12/2020 tarihleri arasında 12 ay olup, fiilen fesih 01/05/2020 tarihinde gerçekleşmiş, davacı tarafından Mart ve Nisan 2020 dönemi faturaları süresinde ödenmediğinden sözleşmenin 6. Ve 7. Maddelerine göre davalının sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğu gibi teminat mektubunu nakde çevirme ve davacıdan cezai şart talep etme hakkının bulunduğu, cezai şart faturasının da teknik olarak sözleşme ve protokol hükümlerine uygun olduğu belirlendiğinden, sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedilmesi nedeniyle davacının davalıdan tazminat talep etme hakkı bulunmadığı gibi, dosya kapsamında davacının uğradığını iddia ettiği zararı tespit edilemediğinden, ayrıca davacının mücbir sebep olarak dayandığı duruma ilişkin sözleşmenin 12. Maddesinin incelenmesinde, salgın hastalıklar mücbir sebepler arasında sayılmakla birlikte, madde metninden açıkça anlaşıldığı üzere tarafların kontrolü dışında gelişen hallerde tarafların yükümlülüklerinin durumun devamı süresince askıya alınacağı düzenlenmiş ve bu durumun her iki taraf için de geçerli olacağı anlaşılmış yani davacının ödeme yükümlülüğünün askıya alınabileceği gibi davacılının da elektrik tedarik yükümlülüğünün askıya alınabileceği, ancak taraflar arasındaki yazışmalardan (davacı tarafından davalıya gönderilen 29/03/2020 tarihli yazı ve davalı tarafından davacıya gönderilen 07/04/2020 tarihli cevabi yazı içeriklerinden) açıkça anlaşıldığı üzere davalının elektrik tedarikine devam ettiği davacının ise ödeme yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve taraflar arasında bu hususta anlaşmaya varılamadığı, davalının tedarik yükümlülüğünün devam etmesi nedeniyle davacının da ödeme yükümlülüğünün devam etmesi gerekeceği, kaldı ki davalının mart 2020 ve nisan 2020 dönemlerinde elektrik tedarik yükümlülüğünü ifa ettiği açık olduğundan, bu maddenin davacıya tek taraflı olarak ödeme yükümlülüğünün askıya alınması imkanı tanımayacağı zira tekraren belirtmek gerekirse mücbir sebebe ilişkin 12. Maddenin her iki tarafın yükümlülükleri için birlikte düzenlendiği, sadece taraflardan birinin yükümlülüklerinin askıya alınmasına imkan vermediği değerlendirildiğinden davacının bu husustaki talep ve iddialarının da haklı olmadığı kanaatine varıldığından, bu hususla birlikte davacının uğradığı zararın tespit edilememesi ve sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedilmesi de göz önünde bulundurulduğunda davacının talep edebileceği tazminat bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda izah olunan nedenlerle;

1-Davanın reddine,

2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 md ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2026