İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirket...'ın, 1994 yılından itibaren fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin hizmetleri veren; yurt içinde ve yurt dışında marka, patent, endüstriyel tasarım vb. fikri ve sınai hakların başvuru ve tescil işlemlerini yapan ve bu işi Türkiye'de şirket statüsünde resmileştiren öncü şirketlerden biri olduğunu, davalı ... ...'nin ise, müvekkilinin 2006 yılından bu yana birlikte çalıştığı bir şirket olup, müvekkili tarafından davalı ... Şirketi adına pek çok marka, patent vb. başvuruları hem yurt içi hem yurt dışında yapılmış ve bu başvurulara ilişkin tüm işlemler (yenileme, adres değişikliği bildirimi, WIPO ilave ülkelerde bireysel yurtdışı tescil başvurusu işlemleri vb.) gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında müvekkili tarafından takip edilmiş, gerekli iş ve işlemlerin davalı şirketin talepleri doğrultusunda yerine getirilmiş olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında uzun yıllardır süren bir ticari ilişki bulunmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin “açık hesap" olarak tabir edilen, cari hesaba ilişkin olarak ödemeler yapılan bir ilişki olduğunu, müvekkili ile davalı şirketin; davalı şirkete ait marka, patent vb. Fikri ve sınai hakları ilgilendiren ve müvekkilinin çalışma alanı olan iş ve işlemlerin yerine getirilmesi için anlaşma sağladığını ve müvekkilinin söz konusu anlaşma doğrultusunda iş ve işlemleri gereği gibi yerine getirdiğini, akabinde usul ve yasaya uygun olarak ve taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca faturalar düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin ise faturaların bir kısmına haksız ve hukuka aykırı olarak hiçbir dayanağı ve sebebi olmadığı halde itiraz ettiğini, bir kısmına ise hiç itiraz etmediğini ve faturaların kesinleştiğini, ancak hem usul ve yasaya aykırı olarak itiraz ettiği faturalara hem de kesinleşen faturalara ilişkin ödeme yapmadığını, müvekkilinin davalı şirketten arz ve izah edilen faturalara ve geçmiş dönemden kalarak açık hesaba işlenen tutarlara istinaden 2.826,84 TL + 10.299,16 CHF + 7.127,30 EUR + 14.103,27 USD tutarında döviz ve Türk Lirası alacağı bulunduğunu, söz konusu TL ve döviz cinsi tutarların bankaların yabancı paralara uyguladığı en yüksek banka faiz ve fer'ileri ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığı üzerinden müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin incelendiği 01.12.2021 tarihli Bilirkişi Raporu, davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiği 14.10.2022 tarihli Bilirkişi Raporu ve dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine gönderilmesi sonucunda yeniden inceleme yapılan 08.08.2023 tarihli Bilirkişi Raporu düzenlenmiş olup işbu Bilirkişi Raporları ile müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun usul ve yasaya uygun olarak tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirket adına takip etmiş olduğu herhangi bir dava bulunmadığını, davalı yanın cevap dilekçesinde usul ve yasaya aykırı olarak bahsettiği .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı davasının ise müvekkilinin vekilleri olan Av. ... ve Av. ... ... tarafından takip edilmiş ve söz konusu dosyada haklı nedenle istifa edilmiş olduğunu, takas mahsup def'inin ancak ve ancak aynı taraflar arasında ise ileri sürülebileceğini, ancak davalı şirketin usul ve yasaya ve gerçeğe aykırı olarak ileri takas mahsup def'inin huzurdaki davada ileri .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasının davacı şirket tarafından değil Av. ... ve Av. ... ... tarafından takip edilmiş ve söz konusu davadan haklı nedenle istifa edilmiş olduğunu, her türlü usuli yükümlülüğün Av. ... ve Av. ... ... tarafından eksiksiz yerine getirildiği ve yapılması gereken her tür işlemin eksiksiz yapıldığı işbu dava dosyasında davalı şirketin Av. ... ve Av. ... ...'ın muvafakatini almadan ve onlara haber dahi vermeden başka bir avukatı görevlendirmiş ve dava dosyasına Av. ... ve Av. ... ...'dan habersiz ve Avukatlık Kanununa aykırı olarak bir avukatın davalı şirketin vekili olarak vekaletnamesini sunmuş olduğunu, 08.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen müvekkilinin ticari defterleri ve davalı şirket ticari defterleri arasındaki kısmi farklılığın, davalı şirketin müvekkiline USD olan borçlardan birini CHF hesabına göndermesinden kaynaklandığını, davalı tarafın mükerrerlik iddiasının tamamen gerçek dışı ve afaki olduğunu, bu hususun işbu dosyada mübrez delilleri ile de sübut bulduğunu, davalı ... ...A.Ş.'den 2.826,84 TL + 10.299,16 CHF + 7.127,30 EUR+414.103,27 USD tutarındaki açık hesap ilişkisinden kaynaklanan (cari hesap) TL ve döviz cinsi alacağın bu konuda yapılmış olan masrafları da dâhil olmak üzere, yabancı para ve dövizler için bankalarca uygulanan en yüksek döviz faizi ile birlikte, Türk lirası için reeskont faizi ve fer'ileri ile birlikte fili ödeme gününde hesaplanacak TL karşılıkları ile ödenmesi ve tahsiline, neticede haklı davanın tüm talepleri yönünden kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline dönem dönem birtakım marka ve patent vekilliği ve dava takip hizmetleri sunmuş olup, müvekkilinin onayı dâhilinde sunulan tüm hizmetlerin bedellerini ve masraflarını ödediğini, 2019 yılı ortalarından itibaren davacının, bir kısmı neredeyse on yıl kadar geriye giden, birtakım işlerle ilgili olarak yeniden faturalar veya "dekontlar" göndermeye başladığını, müvekkilinin talep edilen tutarlar hakkında inceleme yaptığında bunların bir kısmının geçmişte faturalanmış ve ödenmiş olduğunu ve mükerrer olarak talep edildiğini ve zaten zamanaşımına uğramış olduğunu veya iddia edilen masraf veya işlemle ilgili müvekkilinin hiçbir onayı bulunmadığını, davacının geçmişte aslında hiç olmayan veya çok daha düşük olan masraflar için gerçeğe aykırı ve şişirilmiş faturalarla müvekkilinden fazladan para tahsil ettiğini, müvekkilinin kendisine yurt dışındaki vekillere ödenmek üzere gönderdiği paraları ilgili kişilere göndermediğini, yani müvekkilinin, davacının alacaklı değil müvekkiline borçlu olduğunu tespit ettiğini, bu sebeple davacı tarafından 2019'dan itibaren gönderilen tüm faturaları incelemeye almış ve yapılan incelemenin ardından mesnetsiz olanları iade etmiş olup, bu husustaki sorgunun devam etmekte olduğunu, davalının, tüm bu hususları sorgulandığında davacının, hesaplarına bakan çalışanının hesaplarda usulsüzlük yaptığı ve kendisini dolandırdığı türünden müvekkilini ilgilendirmeyen birtakım iç sorunlarını ileri sürdüğünü, müvekkilinin davacının haksız ve arada olması gereken güven ilişkine tamamen aykırı talepleri ve marka işleri ile ilgili takipsizlikleri üzerine başka bir firma ile çalışmak istediğini belirtmesi üzerine davacının açıkça onay almadan faturalar yollamaya devam edeceğini beyan ettiğini, davalının salt kendileri ile çalışılmaya mecbur kalınsın diye acil ve süreli işlerle ilgili belge ve bilgi vermemeye başladığını ve müvekkilini açıkça dava açmakla veya takip ettiği ve bedelini tamamen tahsil ettiği işleri yarıda bırakmakla tehdit ettiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun olmadığını, aksine mükerrer ödeme yaptığı ve davacının yarıda bıraktığı işlerle ilgili davacıdan alacaklı olduğunu, davacının herhangi bir alacağı olduğunun tespiti halinde ise ki bunu kabul etmediklerini müvekkilinin dilekçenin B kısmında açıklanan alacağı takas veya mahsup def'i olarak ileri sürülmekte olduğunu, davacının zamanaşımına uğramış olan alacak iddiaları ile ilgili zamanaşımı def'inin kabulüne, haksız ve tamamen başka gerekçelerle açılan davanın reddine, herhangi bir alacak iddiası kaleminin kabul edilmesi halinde, bunlarla ilgili takas ve mahsup def'inin kabulüne, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, 2020/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememizin 2020/554 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, 2021/... Soruşturma sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, 2021/... Soruşturma sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, Cumhuriyet Başsavcılığınızın 2019/... soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememizin 2020/554 esas sayılı dosyasına gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
...Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, 2024/... soruşturma sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce ... Asliye Ticaret Mahkemesine 26/05/2022 tarihinde davalı defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmış ve üç kişilik Mali Müşavir heyeti vasıtasıyla bilirkişi raporu mahkememiz dosyasına sunulmuştur.
Mahkememizce 30.11.2020 tarihinde Mali Müşavir vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 07.08.2023 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 31.05.2024 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Marka Patent uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 20.01.2026 tarihinde Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Marka Patent vekili vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Dava, taraflar arasındaki marka patent danışmanlığı sözleşmesi uyarınca yapılan işlerin bedelinin tazmini talebine ilişkindir.
Davacı marka patent danışmanlığı hizmeti veren bir şirket olup, davalının yurt içinde ve yurt dışındaki marka, patent başvuru işlemlerini ve bunlara ilişkin birtakım devam işlerini gerçekleştirdiğini, ancak bu işlerin karşılığında düzenlenen birtakım faturaların ödenmediğini iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme niteliği gereği vekâlet sözleşmesidir. Vekâlet sözleşmesi TBK md. 502’de vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Vekilin borcu, sözleşme kapsamındaki işi vekâlet verenin talimatına uygun olarak, şahsen, sadakat ve özenle yerine getirmektir. Vekâlet verenin borcu ise, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmaktır.
Davalı vekili, taraflar arasındaki hukukî ve ticarî ilişkiyi inkâr etmemiş, düzenlenen faturaların bir kısmının fahiş fiyatla düzenlendiğini ve mükerrer olduğunu savunmuştur. Bunun yanında davalı, zamanaşımı itirazında bulunmuş ve kendi alacakları sebebiyle takas def’ini ileri sürmüştür.
Mahkememizce önce zamanaşımı itirazı incelenmiştir. Davacının düzenlediği dava konusu faturalar her ne kadar 2019 yılına ait olsa da, yapılan işlerin 2015 ve sonrasına dayandığı, faturaların geç düzenlendiği görülmüştür. Vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi 5 yıldır. Dava öncesi arabuluculuk süresi ve dava tarihi gözetildiğinde 2015 ve sonrasındaki işlemler için düzenlenen dava konusu faturalara konu alacakların zamanaşımına uğramadığı değerlendirilmiş ve davalının zamanaşımı itirazı kabul edilmemiştir.
Taraflar arasındaki ticarî ilişkinin tespiti ve alacak miktarının hesabı için ticarî defterlerin incelenmesi ile bilirkişi raporu alınmıştır. İncelemeler sonucu taraflar arasındaki ticarî ilişkinin 2006 yılından beri devam ettiği ve açık hesap ilişkisi şeklinde çalışıldığı görülmüştür. Davacının ticarî defterleri incelenerek hazırlanan 01/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan 260.641,30 TL alacaklı olduğu, sunulan uzman görüşündeki alacak miktarı ile farkın kur farkından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davalının ticarî defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan 14/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalıdan 287.776,94 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İncelenen ticarî defterler kapsamında tarafların kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Mali müşavir bilirkişilerce hazırlanan bu raporların ticarî defter kayıtlarına dayandığı, davalının savunmasında ileri sürdüğü hususların araştırmasının yapılmadığı ve bunların bilirkişilerin uzmanlık alanında olmadığı anlaşıldığından mahkememizce mali müşavir, marka/patent uzmanı ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşan yeni bir heyet kurulmuştur. 20/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu faturalar tek tek incelenmiş, fatura konusu işler detaylandırılmıştır. Yapılan bu incelemede dava konusu faturalar arasında mükerrerlik veya fahiş fiyatlandırma tespit edilmemiştir. Dava konusu faturalardan 15/08/2018 tarihli 1.008,90 USD’lik faturanın ödendiği ve 22/11/2019 tarihli 1.582,38 CHF’lik faturanın tarafların ticarî defterlerinde kayıtlı olmadığı bildirilmiştir. Yapılan anlaşma ile sözleşme konusu işlerin işleyişi gereği, davalının davacıya fatura konusu işler için onay verdiği, işlerin yurt dışında takip ediliyor olması ile işin niteliği gereği işin uzamasının olağan olduğu anlaşılmıştır. Faturaların geç düzenlenmesinin sebeplerinden biri işin niteliği gereği uzun olmasıdır. Bunun dışında davacının ihmali ile faturaların geç düzenlenmesi işin yapılmadığı ya da davalının bilgisi ve onayı dışında olduğu anlamına gelmez. Masraf/tercüme/kargo/transfer ücreti adı altında düzenlenen faturaların değerlendirilmesinde, davalının ödeme yapmış olduğu faturalarda da aynı hizmetlerin yer aldığı, yurt dışı marka ve patent başvuruları için yapılan masrafların işin gereği olduğu ve TBK md. 510 gereği davalının, davacının iş gereği yapmış olduğu masrafları ödemek zorunda olduğu kanaatiyle bu kalem alacakların tahsilinin talep edilebileceği anlaşılmıştır. Tarafların ticarî defterlerinde kayıtlı olmayan fatura açısından yapılan değerlendirmede, ticarî defterlerin takdiri delil niteliğinde olduğu, bir faturanın defterde kayıtlı olmamasının, o faturaya konu işin yapılmadığı anlamına gelmediği ve fatura konusu işin taraflar arasındaki ticari ilişki ve vekâlet sözleşmesinin kapsamıyla uyumlu olduğu, bu sebeple fatura bedelinin talep edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamında bulunan 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporu, davacı ile bilirkişi Mehmet Taşar arasındaki husumet ve yargılama sürecinde bilirkişinin, davacının şikâyeti üzerine İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından disiplin cezası alması sebebiyle hükme esas alınmamıştır.
Alanında uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan, denetime elverişli, usûl ve yasaya uygun ve tarafların ticarî defterlerinde yer alan kayıtlarla uyumlu olan 20/01/2026 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler gözetilerek, dava konusu faturaların taraflar arasındaki ticarî ilişkiye dayandığı, fatura konusu işlere davalının onay verdiği, mükerrer veya fahiş fatura savunmasının yerinde olmadığı, davalının 15/08/2018 tarihli 1.008,90 USD’lik faturayı ödediği ancak diğer faturalar sebebiyle borçlu olduğu anlaşılmıştır.
Davalının takas def’isinin değrelendirilmesinde, bahsedilen 6.879,86 USD’lik ödemenin açık hesap ilişkisi kapsamında davacının alacağından düştüğü, hesaplanan alacağın bakiye alacak olması ve bakiye alacağın davalının kendi kayıtları ile uyumlu olması sebebiyle yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. .... AHM’de görülen davaya ilişkin taraflar arasında borç doğuran bir ilişki olmadığı, işbu davanın davacısının ... … Ltd. Şti. olduğu, bu şirketin avukat olan temsilcilerinin dava konusu dışında avukatlık mesleği gereği borçlarının davacı şirketten talep edilemeyeceği, davacı şirketin avukatlık hizmetine ilişkin yapılan sözleşmede taraf olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davalının takas def’inin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, taraflar arasındaki vekâlet sözleşmesine dayalı olarak uzun süredir mevcut bulunan ticarî ve hukukî ilişki sonucunda, davacının davalıya düzenlediği ihtilaf konusu faturalar sebebiyle 2.445,84 TL+13.094,37 USD+10.299,16 CHF+7.127,30 EURO alacaklı olduğunun kabulüyle davanın kısmen kabulüne, davacının dava dilekçesinde faiz talebi için başlangıç tarihi belirtmemesi sebebiyle kabul edilen bedellere dava tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine hükmedilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
2-2.445,84 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-13.094,37 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-10.229,16 CHF’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-7.127,30 EURO’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
7-Davalının takas ve mahsup def’inin reddine,
8-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 107.742,83 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 4.931,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 102.810,91 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 4.931,92 TL peşin/nisbi harcı, 78.105,98 TL bilirkişi+tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 83.092,30 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 80.731,44 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından yapılan bilirkişi+tebligat+posta+diğer masraflar olmak üzere toplam 10.188,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 289,34 TL'sinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 238.816,80 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,
12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
13-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 37,50 TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 1.282,50 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
14-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/05/2026
Her ne kadar Mahkememiz 11/05/2026 tarihli celse de hüküm kısmının 4 numaralı bendinde "10.229,16 CHF’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," denilmiş ise de, dava dilekçesindeki talep miktarı, bilirkişi tarafından hesaplanan miktar ve mahkememiz gerekçeli kararında açıklandığı üzere davacının 10.299,16 CHF alacağının olduğu kabul edilip bu miktar üzerinden talep kabul edildiğinden kısa kararda yapılan açık yazım hatasının işbu tashih şerhi ile düzeltilmesi gerekmiştir.
Açıklanan sebeple Mahkememizin 11/05/2026 tarihli celsede açıklanan kısa kararın ve gerekçeli kararın hüküm kısmının 4 numaralı bendinin "10.299,16 CHF’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde TASHİHİNE
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 11/05/2026