İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile taraflarınca yasal takip başlatıldığını, davalı yan tarafından takibe itirazda bulunulduğunu ve takibin durdurulduğunu, anılan nedenle itirazın iptalini ve takibin devamını isteme gereğinin doğduğunu, davalı ...Şti.'nin sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğinden, müvekkilince sözleşmeden dönüldüğünü, şimdiye kadar kendisine sebepsiz şekilde ödenmiş olan meblağları müvekkiline iade etmesinin gerektiğini, zira taraflar arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesine ilişkin başlatılan icra takibinde her ne kadar alacaklı olduğunu iddia eden tarafın ... Ltd. Şti olsa da, kendisinden danışmanlık hizmeti alınmadığını, danışmanlık konusu işlemin hiçbir zaman sonuçlandırılmadığını, dolayısıyla da alacaklı görünen tarafın sözleşmeye göre herhangi bir ücrete hak kazanmadığını, şimdiye kadar yapılan peşin ödemelerin de sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğinden müvekkili şirkete iadesinin gerektiğini, müvekkili şirkete her ayın kuru farklı olmak üzere Mayıs 2018, Haziran 2018 ve Temmuz 2018 ayları için yapılan 6.000'er USD'nin karşılığı TL'nin ve sözleşme damga vergi bedelinin yarısı olan 1.381,00 TL'nin toplamda 85.708,60 TL'nin ve iade edilerek ödenmesinin gerektiğini, bunun için karşı taraf aleyhine ayrıca ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı yan tarafından takibe itirazda bulunulduğunu e takibin durdurulduğunu, davalı yanca müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takip alacaklısı görünen şahsa herhangi bir ad altında hiçbir borcunun bulunmadığını, söz konusu sözleşmeden dolayı davalının iddia ettiği gibi bir borcun hiç var olmadığını, hesaplanan rakam ve belirtilen vadenin tümüyle hayal ürünü olduğunu, alacaklı görünen müvekkili şirket ... ve dava dışı diğer müvekkili şirket lehine hiçbir işlem yapmadığı gibi sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğinden, kendisinden danışmanlık hizmeti alınmadığını, danışmanlık konusu işlemin hiçbir zaman sonuçlandırılmadığını, aksine avans niteliğindeki ödemeleri nedeniyle de sebepsiz zenginleştiğini, aldığı avansı da iade etmediğini, çünkü alacaklı görünenin de sözleşmeye göre herhangi bir ücrete hak kazanmadığını, müvekkilinin haksız şekilde açılan takip nedeniyle haciz baskısı ve tehdidi altında söz konusu icra dosyasına ihtirazi kayıtla 314.475,41 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalıdan 339.565,02 TL alacaklı olduğunun tespiti ile işbu tutara işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava süresince davalının mevcut mal varlığı değerlerini kaçırmasının ve davanın konusuz bırakılarak alacağın tahsilinin bu yolla engellenmesini önleme amacıyla davalıya ait malvarlığı değerleri üzerinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin teminat karşılığı kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karış tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasının hukuki nedenini ve dayanağını somutlaştırmak zorunda olduğunu, davanın hukuki dayanağının çelişkili olduğunun açık olduğunu, bu açıdan açılan davanın usul ve yasaya uygun olmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesi içeriğinde 85.708,60 TL danışmanlık ücretinin iadesi talebinde bulunduğunu ve ayrıca ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ihtirazi kayıtla 314.475,41 TL ödendiğinin belirtildiğini, bu tutarın toplanması dahi 339.656,02 TL olmadığını, davacı yanın itirazın iptali davasını ve haksız ödediğini iddia ettiği bedelin istirdadı için ayrı iki dava açmasının gerektiğini, bu nedenle usuli itirazlarının bulunduğunu, arabuluculuk tutanağının dava şartını kapsayan nitelikte olmadığını, davacının davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle öncelikle davacının haksız ve mesnetsiz davasına karşı usuli itirazlarının kabulüne, davanın usulden reddine karar verilmesini, usuli itirazlarının kabul görmemesi halinde ise davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, alacak davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın,Davacı ... ile davalı ... arasında 01.05.2018 tarihinde akdedilen “... ve bağlı Şirketlerin bankalar nezdindeki kredi risklerinin yapılandırılması/revize edilmesi ve yeni kredi limitlerinin tesisi amacıyla” Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında yapması gereken hizmeti yerine getirmediği, bu nedenle her hangi bir ücreti hak etmediğini beyanla, ...'a ödenen ücretlerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkememizce celp edilen ... 30. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde takip alacaklısı işbu dosya davalısı ...A.Ş tarafından 12/10/2018 tarihinde davacı takip borçlusu ... A.Ş aleyhine 01/05/2018 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi dayanak gösterilerek 256.459,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, ... 10. İcra Mahkemesi'nin ... Esas sayılı kararı ile icra müdürlüğü'nün kararı kaldırılarak takibin işbu dosya davacısı takip borçlusu bakımından kesinleştiği, davacı tarafından takip borcuna konu 314.475,41 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
Taraflar arasında akdedilen Danışmanlık Sözleşmesi, taraflar arasındaki kredi teminine ilişkin yazışmalar, ... Bankası A.Ş tarafından mahkememizce celp edilen kredi borçlarının yapılandırılmasını dair kayıtlar, Taraf şirketlere ait ticari defter ve kayıtlar, İhtarnameler, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası, ... 18. ATM'nin ... Esas... Karar sayılı dosyası, ... Vergi Dairesi tarafından gönderilen BA BS formlarının dosya arasına alındığı görüldü
Davacı tarafından, davalı firmanın, davacı şirket ...A.Ş lehine hiçbir işlem yapmadığı, sözleşmesel edimlerini yerine getirmediği, danışmanlık hizmeti alınmadığını ve danışmanlık konusu işlemin sonuçlandırılmadığı aksine avans niteliğindeki ödemeler nedeni ile davalının sebepsiz zenginleştiği, davalının sözleşmeye göre herhangi bir ücrete hak kazanmadığını bu nedenle ... 30 İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası nedeni ile davalı takip alacaklısına ödenen bedelin iadesi talebinde bulunduğu, davalı tarafça da, ... Bankası ...de Temmuz 2018 tarihinde vadesi gelen ve ödenmesinin mümkün olmayacağının tespit edildiği kredi taksidinin yapılandırılması veya yeni bir kredi tesisi sureti ile görüşmeler yapıldığını, bu görüşmeler sonucunda ... Bankası A.Ş tarafından davacıya 27.000.000 TL yeni kredi kullandırılarak vadesi gelen taksidin sorunsuz bir şekilde ödenmesinin sağlandığı dolayısı ile sözlemede belirtilen ücrete hak kazandığını, sözleşmesel edimlerini yerine getirdiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizin 09/02/2022 tarihli ara kararı ile Dosyanın Yeminli Mali Müşavir ...'a verilerek rapor istenilmesine karar verilmiş, Bilirkişi tarafından bilirkişilik görevinden çekilme talebinde bulunulduğu görülmüş ve bilirkişi olarak ...'in belirlendiği görülmekle, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 02/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " 1- Fesih Yönünden: Sözleşme hükümlerine göre davacının sebepsiz bir şekilde sözleşmeden caymasının mümkün olduğu,2- Damga Vergisi Yönünden; Damga Vergisi; yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nda “kağıt” olarak ifade edilen belgeler üzerinden alınır. Hükmü gereği davacının davalıdan damga vergisinin yarısını talep edemeyeceği, Sözleşmenin esası yönünden: Sözleşme konusunun;davalı şirket tarafından davacı, grup şirketleri ve ana sermayedarın diğer şirketlerinin, kullanmış olduğu kredileri yeniden yapılandırılarak protokole bağlanması hususunda hizmet verilmesi yönünde olduğu, ancak davalı tarafından davacı şirkete keşide edilen ihtarnamede davacıya 27.000.000,00.-TL yeni bir kredi çıkarıldığının ve çıkarılan bu yeni kredi üzerinden %1,25 artı KDV hizmet bedelinin talep edildiği, tüm bu nedenlerde; davalının, davacıya sözleşme konusu hizmeti vermediği, Davacının davalıya ödediği 18.000,00.-USD karşılığı 82.857,24.-TL bedeli ihtarname tebliğ tarihinde verilen | günlük atıfetle bin te 27.09.2018 tari len itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte talep davalıdan edebileceği, Davacının ... 30. İcra Müdürlüğünün ...Esas Sayılı Dosyasına ihtirazi kayıtla ödediği 314.475,41.-TL sını ödeme tarihi olan 14.01.2019 Tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği, Sözleşme nedeniyle tahakkuk eden ve Vergi Dairesine ödenmesi gereken Damga Vergisinin yarısının talep edilemeyeceği, sonucuna ulaşılmıştır. " şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 21/11/2023 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile 1 bankacı 1 mali müşavir 1 borlar hukuku kürsüsünden sözleşmeler konusunda uzman akademisyen bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesi sureti ile davacının takip dosyasından alacaklı olup olmadığı hususunda rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ... ve ...'a tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen 12/09/2024 tarihli raporda özetle; " Taraflar arasında 01.05.2018 tarihinde akdedilen Danışmanlık Sözleşmesinin konusu; “İŞVEREN'nin kendisinin ve/veya iştiraklerinin, bağlı ortaklıklarının, ana sermayedarın diğer Şirketlerinin, kredi borçlusu olduğu banka ve diğer finansal kuruluşlara olan kredi borçlarının yeniden yapılandırarak, protokole bağlanmaları konusunda ... tarafından verilecek danışmanlık hizmetine ilişkin hususların düzenlenmesi” şeklinde olup, Buna göre; her ne kadar, dava dışı ... Bankası ...Şubesi tarafından Sayın Mahkemeye gönderilen Yazı ve ekstrelerde; ... ve iştiraklerine ait; 30.Haziran 2018 ve 31.Temmuz.2018 tarihleri itibariyle Kredi limit ve kredi risk dökümleri açık ve net olarak belirtilmediği görülmekle birlikte, 20.07.2018 tarihinde ... A.Ş. firmasına 20.000.000,00 TL kredi kullandırıldığı, ve 23.07.2018 tarihinde 13.802.363,63 TL tutarında “kredi anapara taksit tutarının” tahsil edildiği, dikkate alındığında; taraflar arasında akdedilen danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V. Maddeleri kapsamında davalı tarafın “sonuç ücreti'ni haketmiş olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir. 20.07.2018 tarihinde ...A.Ş. firmasına 20.000.000,00 TL kredi kullandırıldığı, ve 23.07.2018 tarihinde 13.802.363,63 TL tutarında “kredi anapara taksit tutarının” tahsil edildiği, bu bakımdan taraflar arasında akdedilen danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V. Maddeleri kapsamında davalı tarafın “sonuç ücreti'ni haketmiş olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 22/10/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile Taraf vekillerinin itirazlarının tek tek değerlendirilmesi için dosyamızın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/02/2025 tarihli raporda özetle; " Bilirkişi Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davalı Danışman Firmasının girişimleri sonucu, dava dışı...Şubesi tarafından Davacı Firma lehine krediler kullandırılarak, 23.07.2018 vade tarihli Orta Vadeli Kredi anapara taksit tutarı ve Faizlerin ödenmiş olduğu görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir. Bilirkişi Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacı tarafın Kök rapordaki tespit ve kanaatimizi değiştirecek bulguların dosyaya sunulmadığı, Taraflar arasında akdedilen danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V. Maddeleri kapsamında davalı tarafın “sonuç ücretini” hak etmiş olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizin 18/02/2025 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile son kez ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişilere yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 31/07/2025 tarihli ek raporda özetle; "Dava dışı ... Banka A.Ş. tarafından Sayın Mahkemeye gönderilen 15.05.2025 tarihli yazı ekinde; ... kimlik no.lu ... A.Ş.nin Teminat (ipotek,rehin) tablosunun gönderildiği, ancak; Tarafımızca talep edilen 31.03.2018 (Mart) dönem sonu itibariyle (Danışmanlık Sözleşmesi öncesi) ...A.Ş. ve ... iştiraklerine ait toplam KREDİ limitleri-ve RİSK (kullandırılan kredi) Tablosunun gönderilmediği anlaşılmakta olup, Davalı ...girişimleri sonucu, dava dışı...Şubesi tarafından Davacı Firma lehine krediler kullandırılarak, 23.07.2018 vade tarihli Orta Vadeli Kredi Anapara taksit tutarı ve Faizlerin ödenmiş olduğu görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir. Bilirkişi Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacı tarafın Kök ve Ek rapordaki tespit ve kanaatimizi değiştirecek bulguların dosyaya sunulmadığı, Taraflar arasında akdedilen danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V. Maddeleri kapsamında davalı tarafın “sonuç ücretini” hak etmiş olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 20/01/2026 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 13/03/2026 tarihli ek raporda özetle; "...; ... Bankası nezdinde 150 milyon TL ipotek teminatına karşılık, 150,6 milyon TL Nakdi kredi in bulunduğu, 150,6 milyon TL nakdi limitin 138 milyon TL'lık kısmının ise (ki, söz konusu kredinin 2 yıl ödemesiz, 7-8 yıl vadeli Orta ve Uzun Vadeli Yatırım Kredisi olduğu, kredi vade sonunun 2023 olduğu) 6 ayda bir anapara ve faiz ödemeli Orta ve Uzun vadeli kredi kullanılmış olduğu, ve ilk (1.taksit) anapara + Faiz ödeme tarihinin 23.07.2018 olduğu, 13.8 milyon TL anapara ve 12,2 milyon TL faiz olmak üzere toplam 26,60 milyon TL'nin de 23.07.2018 tarihinde ödenmesi gerektiği, Dosya detayı, danışman firma, Banka ve ... arasında yapılan görüşme notlarına göre, ... mevcut teminatları (150 milyon TL ipotek) bağlamında ilave kredi kullanma imkanının bulunmadığı, Bu nedenle, dava dışı banka tarafından mevcut ipotek rehni olan Gayrimenkullerin, “SPK onaylı Gayrimenkul Değerleme Firması”'na yeniden Ekspertiz Değerlemesi yaptırıldığı, Yeni değerlendirme sonucu, mevcut rehinli gayrimenkullerin değerinin 167,8 milyon TL olarak belirlendiği, ilave teminat tesisi ile ilave bir limit oluşturularak 23.07.2018 tarihinde ödenmesi gereken 26,6 milyon TL ödenmiş olmasıdır. Davacı ... “... tarafından önceden müvekkil şirkete 48.5 Milyon Dolar veya 41 Milyon EURO kredi açmış olduğu” beyanında bulunmaktadır. Ancak, Dava dışı Banka tarafından ... tahsis edilen 48,5 milyon USD kredi limiti, 2016-2017 yılında kullanılan/kullandırılan 138 milyon TL yatırım kredisinin karşılığı ve 150 milyon TL gayrimenkul rehni karşılığında tesis edilen kredi limitidir. Yani Dava dışı Bankanın bildirimine göre; mevcut 48.5 milyon USD kredi limiti, Yatırım Kredisi olarak tesis edilmiş ve kullandırılmıştır. Dava dışı Bankanın/Şubenin, mevcut limit dahilinde, firmaya kullandırabileceği boş bir limit bulunmadığı, yeni ilave ipotek tesis edilerek, yeni ilave kredi limiti oluşturularak 23.07.20218 tarihinde ödenmesi gereken, 26,6 milyon TL anapara ve faizin ödenmesi için bir imkan sağlandığı anlaşılmaktadır. (ki, bu ilk anapara ve faiz taksit tutarının ödenememiş olması, firma açısından ve Dava dışı Banka Şubesi açısından da bir olumsuzluktur). Bilirkişi Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacı tarafın Kök ve Ek (1.2.ve 3.) rapordaki tespit ve kanaatimizi değiştirecek bulguların dosyaya sunulmadığı, Taraflar arasında akdedilen danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V. Maddeleri kapsamında davalı tarafın “sonuç ücretini” hak etmiş olacağı görüş ve kanaatine varılmış olup, takdir Yüce Mahkemenindir." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu hususların Davacı ... ile davalı ... arasında 01.05.2018 tarihinde akdedilen “.... ve bağlı Şirketlerin bankalar nezdindeki kredi risklerinin yapılandırılması/revize edilmesi ve yeni kredi limitlerinin tesisi amacıyla” Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında yapması gereken hizmeti yerine getirmediği, bu nedenle her hangi bir ücreti hak etmediğini beyanla, Tek Finans'a ödenen ücretlerin iadesi istemine ilişkin olduğu görülmektedir.
Taraflar arasında; 01.05.2018 Tarihinde, 1 yıl süreli, davacı grup şirketleri ve ana sermayedarın diğer şirketlerinin, kullanmış olduğu kredileri yeniden yapılandırılarak protokole bağlanması hususunda bir sözleşme akdedildiği,
Danışmanlık ücretinin belirlendiği IV. maddede ise; yeniden yapılandırılan kredi toplam borç tutarının KDV hariç %1,25 olacağı, bu ücret mahsuben davacının davalıya ayda 6.000,00 USD ödeyeceği, aylık USD ödemelerinin ödeme gününde Merkez Bankası USD satış kuru üzerinden değerleneceği, yapılandırmanın yapıldığı tarihte ödemenin yarısının KDV dahil bir şekilde davacı tarafından davalıya ödeneceği geri kalanın 3 ay içerisinde kısmi ödemelerle tamamlanacağı,
Sözleşmenin Süresi ve Sona Ermesi başlıklı V. maddede ise; Sözleşmenin 1 yıl sonra sona ereceği, sözleşme sona ermeden Davacı tarafından 10 gün önce haber verilmesi suretiyle sebepsiz olarak feshedilebileceği, Davalının kusuru bulunmadan sözleşmenin feshi halinde fesih tarihinden itibaren bir yıl içerisinde davalının çalışma yaptığı kredi kurumundan yapılandırma yapıldığı takdirde davalının sonuç ücretine hak kazanacağının belirlendiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu'nun 77. Maddesi uyarınca: "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. " Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu'nun 78. maddesinde: "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir" denilmek suretiyle hüküm altına alınmıştır.
Aynı şekilde, Yargıtay'da yerleşik kararlarında haksız olarak zenginleşen kişinin bu zenginleşmeyi iade etmekle yükümlü olduğuna hükmetmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2016 tarih ve ... E. ... K.
"..TBK'nun 77-82.(BK'nun 61-66.) maddeleri gereğince, Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Davada, davalıya haklı bir sebep olmaksızın ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talep edilmektedir. TBK'nun 78.(BK'nun 62.) maddesinde; Borçlanmadığı edimi kendi isteği ile yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Dosyada bulunan bilirkişi raporuna göre davacının davalıya fazla ödediği bedelin 11.946.60 TL olduğu açıklanmıştır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun amacı, haksız değer kaymalarının önlenmesi olup, tam bir eski hale getirme özelliği taşımaktadır."
Davacı ...ile davalı ... arasında 01.05 2018 tarihinde “... ve bağlı Şirketlerin bankalar nezdindeki kredi risklerinin yapılandırılması/revize edilmesi ve yeni kredi limitlerinin tesisi amacıyla” Danışmanlık Sözleşmesi imzalanmış, çalışma koşulları, ücretlendirme gibi detaylar Sözleşme içerisinde mevcut olup, Sözleşmenin ana konusu; Davacı tarafın ... Bankasından kullanmış olduğu “orta ve uzun vadeli” kredinin ilk anapara ve faiz ödemesinin 23.07.2018 tarihinde ödenecek olan toplam 26.6 milyon TL'nin (13,8 milyon TL anapara, 12.2milyon TL faizi) Paranın/ Kredinin/ finansmanının bulunması/sağlanması/veya yapılandırılarak çözüme ulaşmak olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Davacı “İşveren” ile davalı ..." arasında bilgi alışverişinin başladığı, davacı tarafından firma bilgilerinin (Banka kredi limitleri, riskleri, teminat tablosu, kredilerin geri ödeme tabloları, fon akış tablolarının) danışmanlık firmasına verildiği, ilk etapta, firmanın ana bankası durumunda olan ... Bankası ...Şube Müdürü ...ile görüşmelerin yapıldığı, Bankaya daha önceden verilmiş olan teminatların değerlerinin yeniden değerlemesinin yapılarak, değer artışları oranında ipotek tesisi karşılığında yeni limit artışının sağlanmasına çalışıldığı, bu konuda görüşmelerin, çalışmaların olumlu sonuçlanması sonucu; ... Bankası .... Şube Müdürü ...'nin Şube personeli ... gönderdiği 17.06.2018 tarihli mesajda/iletide "... hanım, Mevcut teminat/risk durumumuz ve tebliğ (kredi) koşullarını birlikte değerlendirip. firmamızla ivedilikle kararımızı paylaşalım. Akabinde 23.07.2018 pazartesi günkü kullandırım için ipotek işlemlerini süratle tamamlayalım” denilmekte olup, bu Mesajın/ iletinin aynı zamanda ..., ...ve ...'ya “cc” olarak gönderildiği, ... Bank ... Şube Müdürünün, söz konusu mesajı ile firma gayrimenkullerinin yeniden değerlemesinin yapılması ve ilave ipotek tesisi ile 23.07.2018 tarihinde ödenmesi/ tahsil edilmesi gereken kredi anapara taksit ve faiz tutarının (26,6 milyon TL) yapılandırılması yerine, limit artışı yapılarak/ilave kredi kullandırılarak, “orta vadeli kredi” anapara ve faiz ödemesinin yapıldığı, bu suretle 23/07/2018 tarihli anapara ve faiz toplamı olan 26.6 Milyon TL'nin, 27 Milyon TL tutarında yeni bir kredi kullandırılarak tasfiye edildiği anlaşılmıştır.
... Bankası ... Şubesi tarafından mahkememize gönderilen 08/08/2024 tarihli müzekkere cevabında, ... A.Ş'ye 19.01.2018 tarihinde 151.826.000,00 TL, yine 20.07.2018 tarihinde 20.000.000,00 TL tutarında Kredi kullandırıldığı ve 23/07/2018 tarihinde 13.802.363,63 TL tutarında Anapara Taksit tutarının tahsil edildiği, taraflar arasında akdedilen Danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V maddeleri kapsamında davalı tarafın "sonuç ücretini" hak etmiş olacağı kanaatine varılmıştır.
Davacı ile davalı arasında 01/05/2018 tarihinde akdedilen Danışmanlık Sözleşmesinin 16/08/2018 tarihinde davacı tarafından, davalı şirkete ... 16. Noterliği'nin ... Tarih, ... Yevmiye Numaralı Fesih İhbarnamesi keşide edildiği, ihtarnamede sözleşmenin 15/08/2018 tarihinde Sözleşmenin Sona Ermesi başlıklı 3. Cümlesi hükmü gereğince sebepsiz fesih ihtarında bulunulduğu görülmüştür.
Sürekli borç ilişkilerinin sona erme biçimlerini kendiliğinden yahut bir hukuki işleme dayalı olarak sona ermesi şeklinde incelemek mümkündür. Nitekim sürekli borç ilişkileri, bazı sebeplerin gerçekleşmesi ile kendiliğinden sona erebileceği gibi, bazı durumlarda sona ermesi için bir hukuki işleme ihtiyaç duyarlar. Doğrudan (kendiliğinden) sona erme sebeplerinin ortaya çıkması, sözleşme taraflarının herhangi bir davranışına gerek olmaksızın sözleşme ilişkisini sona erdirirken; dolaylı sona erme sebeplerinin sözleşmeyi sona erdirebilmesi için, taraflardan birinin tek taraflı irade beyanına ihtiyaç vardır.
Bazı sebeplerin ortaya çıkması taraflardan biri açısından, tek taraflı irade beyanı (sözleşmenin feshi) ile sözleşmeyi sonlandırma imkânını doğurur. Bundan başka, sürekli borç ilişkisi niteliğinde bir sözleşmenin, her sözleşmede olduğu gibi tarafların yapacakları anlaşma ile sona ermesi de mümkündür.
Olağanüstü fesih, taraflardan birinin belirli ve belirsiz süreli borç ilişkilerini, bazı sebeplerin ortaya çıkması halinde tek taraflı irade beyanıyla sona erdirebilmesi imkânını ifade eder. Bunun için, bir sürekli borç ilişkisinin ifası esnasında, önceden öngörülemeyen bazı sebeplerin ortaya çıkmış olması ve bu nedenle borç ilişkisinin temelinin çökmüş veya artık devamının taraflardan beklenemeyecek ölçüde değişikliğe uğramış olması gerekmektedir. Bu görevi itibarıyla olağanüstü fesih, olağan fesihten ayrılmaktadır. Bir başka ifadeyle olağanüstü fesih, sürekli borç ilişkisinin devamını engelleyen olağanüstü sebeplerin ortaya çıkması halinde, sözleşmeyi vaktinden önce ileriye etkili olarak sona erdirmeye yarayan bir imkân niteliğindedir.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin taraflardan birinin iradesi (davacının fesih beyanı) ile sona erdiği tartışmasızıdır. Sözleşmenin ihlal edildiğini veya haklı bir fesih nedeninin bulunduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. HMK md. 190 "İddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır" düzenlemesine havi olup, danışmanlık sözleşmesini fesheden davacının, fesih nedeni olan sözleşme kapsamında edimlerin davalı tarafça yerine getirilmediğ vakıasını ve bunun haklı bir neden olduğunu ispatla yükümlüdür. Davalı danışma firmasının yukarıda belirtilen ... Bankası ... Şubesi tarafından mahkememize gönderilen 08/08/2024 tarihli müzekkere cevabından da anlaşılacağı üzere dava dışı ... Bankası ... Şubesi tarafından davacı firma lehine krediler kullandırılarak 23/07/2018 vade tarihli Orta Vadeli Kredi Anapara taksit tutarı ve faizlerin ödenmiş olduğu taraflar arasında akdedilen Danışmanlık Sözleşmesinin IV ve V maddeleri kapsamında davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği, her ne kadar davacı tarafından, dava dışı ... Bankası tarafından daha önce davacı şirkete 48.5 Milyon Dolar ve 41 Milyon Euro kredi açmış olduğunu, bu nedenle davalı danışmanlık firmasının bahsettiği şekilde bir hizmet sunmadığı anılan nedenlerle davalının, danışmanlık ücretine hak kazanmadığı şeklinde itiraz da bulunmuş ise de, dava dışı ... Bankası ...Şubesi tarafından dosyaya sunulan 09/02/2026 tarihli müzekkere cevabında "... 31/03/2028 tarihi itibari ile ... A.Ş'nin 48.500.000,00 USD kredi limitinin bulunduğu ve aynı tarihte 44.570.271,00 USD kredi riskinin bulunduğunun" bildirildiği, Halk Bankası tarafından sunulan kayıt ve belgeler ile bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazlarının karşılanması için alınan 3. Ek raporda yapılan değerlendirmeye göre; dava dışı Banka tarafından ... tahsis edilen 48,5 milyon USD kredi limitinin 2016-2017 yılında kullandırılan 138 milyon TL yatırım kredisinin karşılığı ve 150 milyon TL gayrimenkul rehni karşılığında tesis edilen kredi limiti olduğu, yani dava dışı Bankanın bildirimine göre; mevcut 48.5 milyon USD kredi limitinin, Yatırım Kredisi olarak tesis edilmiş ve kullandırılmış olduğu, dava dışı Bankanın mevcut limit dahilinde, firmaya kullandırabileceği boş bir limit bulunmadığı, yeni ilave ipotek tesis edilerek, yeni ilave kredi limiti oluşturularak 23.07.20218 tarihinde ödenmesi gereken, 26,6 milyon TL anapara ve faizin ödenmesi için bir imkan sağlandığı anlaşılmakla davacının itirazları yerinde görülmeyerek Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 5.798,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.066,93 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-)Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına
6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/05/2026