ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/1021 Esas - 2022/908
ADANA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davalı tarafça cevap dilekçesinde özetle ;eksik evrakla başvuru yapıldığını bu nedenle davanın usulden reddolması gerektiğini, bu nedenle de temerrüde düşmediklerini, uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimin yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluklarının bulunmadığını, kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmişlerdir.
YARGILAMA USULÜ:
15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da; 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilaf kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı ve oranı, tazminat gerekip gerekmediği, gerekiyorsa miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Davacı vekiline tensiben HMK 31 gereğince talebinin içeriğini ve her talep için istenilen miktarı açıklamak için süre verilmiş, davacı vekili cevaben taleplerinin 100,00 TL kalıcı iş göremezliğe ilişkin olduğunu belirtmiş ve tahkikat bu talebe göre yapılmıştır.
Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir.
17/09/2014 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın tek taraflı kazaya karıştığı, davacının yolcu olduğu araçta bu kaza nedeniyle yaralandığı, anlaşılmaktadır.
Sigortalı araç sürücüsü hakkında taksirle yaralama suçundan ötürü ... Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/... E. 2014/... K. numarasıyla şikayet yokluğundan KYOK kararı verilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi olarak tayin edilen ... 07.02.2019 tarihli kusur raporunda; luşan tek taraflı kazada %100 kusurun araç sürücüsünde olduğunu, davacı yolcunun emniyet kemeri takıp takmadığı belirlenemediğinden, yaralanma bölgesi dosyadaki evraklardan tespit edilemediğinden müterafik kusur değerlendirmesinin yapılamadığını rapor etmiştir.
Davalı vekili kusur raporuna itiraz etmiş ilgili rapor hükme ve denetime elverişli bulunduğundan itirazı reddedilmiştir.
Kusur raporunun alınmasından sonra dosya maluliyet incelemesi için ATK'ya gönderilmiştir. ... ATK 2. İhtisas Dairesinin 19.08.2019 tarihli raporuna göre; davacının özürlülük ölçütü maluliyetine göre maluliyetinin bulunmadığını, 3 hafta geçici iş göremezliğinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
Davacı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş ve kaza tarihine uygun olarak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu alınmasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin itirazları kabul görerek ATK'dan kaza tarihinde geçerli olan Maluliyet Tespiti İşlemleri yönetmeliğine göre rapor tanzim edilmesi istenmiştir. ... ATK 2. İhtisas Dairesinin 24.04.2020 tarihli raporuna göre; davacının ATK randevu tarihinde 3 kez anons edilmesine rağmen hazır bulunmadığı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği çerçevesine göre maluliyet tayini için çalışma gücünün %60'ının kaybedilip kaybedilmediğinin tespiti gerektiği, bu sebeple ilgili yönetmeliğe göre maluliyet tespiti belirlenemeyeceğini, 3 hafta geçici iş göremezliğinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili rapora itiraz etmişler. İlgili raporun hükme ve denetime elverişli görülmesi, itirazen gönderilen dosyada davacının ATK randevu tarihinde hazır olmaması sebebiyle itirazları reddedilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 06/10/2020 tarih 2018/... E.-2020/... K. sayılı hükümle davacının maluliyeti bulunmaması nedeniyle dava reddedilmiştir.
Hükme karşı davacı istinaf yoluna başvurmuştur. Adana BAM 3 Hukuk Dairesi 14/12/2021 tarih 2020/...-2021/... sayılı kararla hükmü davacı yararına kaldırmıştır. Kaldırma kararında; mahkemece öncelikle 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenmiş bir maluliyet bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğinden, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararına uyularak kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmıştır.
Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada davacının maluliyet oranı ve geçici iş görmezlik süresi konusunda Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan dosya kapsamındaki tedavi evrakı ve davacının yapılacak muayenesine göre "özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğine" göre davacının geçici ve kalıcı bir sakatlığının bulunup bulunmadığı ve oranı konusunda rapor tanzimi istenmiştir. ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27/05/2022 tarihli raporda; kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda hukuki problem, Kazadan zarar gören davacının bu zararını kimden talep edebileceği ve kazanın meydana gelmesindeki kusurun kimde olduğunun tespiti bu aşamadan sonra davacının vücut bütünlüğünde meydana gelen maluliyet oranının tespiti ve sonrasında davacının uğradığı zarar miktarının parasal karşılığının tespiti konusundadır.
Borçlar kanunun 49. Maddesi Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Kuralını içermektedir. Bu durumda davacının kazada bir zararı var ise, bunu zarar veren kişi karşılamak zorundadır. Karayolları trafik kanunun 85/1 maddesinde aynı doğrultuda bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten sayılan kişi (veya kişiler) bu zarardan sorumlu olacaktır. Davalı Sigorta şirketi kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ZMS Sigortasını yapan şirkettir. ZMSS yapan şirket, aracın kaza ile üçüncü kişilere verdikleri zararı kusur oranına göre ve poliçe miktarı ile sınırlı olmak üzere teminat altına almaktadır. Bu şartlarda davalı sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunun tespiti için ilk önce kazada kusur oranının belirlenmesi gerekmektedir. Eğer davalı şirket tarafından sigortalanan ... plaka sayılı araç şoförünün kusuru yoksa, davalı şirketin de sorumluluğu bulunmayacaktır. Davacı kazada zarar gören kişidir. Kaza ... plaka sayılı aracın tek taraflı olarak yaptığı bir kazadır. Kusur bilirkişisi ... 07.02.2019 tarihli raporunda sigortalı ... plaka sayı aracın şoförünün % 100 kusurlu olduğunu belirtmiştir. Bu rapor denetime elverişle ve gerekçe ihtiva eden rapordur. Bu durumda davalı şirket kusur oranında davacının zararını karşılamak zorundadır.
... ATK 2. İhtisas Dairesi 19.08.2019 tarihli raporunda davacının maluliyetinin bulunmadığını ve 3 hafta geçici iş görmez durumda olduğunu belirtmiştir. Yine Adli Tıp Kurumu 23.05.2022 günlü raporunda engellilik oranının olmadığını ve geçici işgörmezlik süresinin 3 hafta olduğunu belirtmiştir. Borçlar kanunun 54. Maddesi, Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.” Hükmüne yer vermiştir.
Tüm dosya kapsamından; dava sigorta şirketine karşı sadece sürekli iş gücü kaybı tazminatı olarak açılmıştır. Geçici iş görmezlik tazminatı talep edilmemiştir. Bu sebeple dosyada hesap bilirkişisi aracılığı ile inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu şartlarda davacının sürekli bir iş gücü kaybı olmadığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 35,90 TL'den mahsubu ile bakiye 44,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça hüküm kaldırma öncesi ve sonrası yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca hesap olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Adana Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.