ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Alım Satım)
Davacı şirket yetkikileri tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, müvekkilleri hakkında 50.000,00 TL'lik kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, takip konusu çekin bir alışverişe ilişkin olduğunu ve bu çek ile alakalı yapılan alışverişe istinaden alınan malların çoğunun kullanılamaz durumda ve ayıplı olarak müvekkilinin eline ulaştığından dolayı iadeli faturalı olarak müvekkili tarafından davalı tarafa iade edildiğini, davalı tarafın, satış sözleşmesinde kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediğinden müvekkili davacıların borcunun muaccel olmadığını belirterek, Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Duruşmanın 24/10/2019 günlü celsesinde davacı vekiline, 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesine göre, Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğundan, davacı tarafa, 7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile eklenen 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca, davacı ve davalı taraflar arasındaki arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize sunması için bir haftalık kesin süre verildiği, belirtilen tutanağın verilen kesin süre içinde sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtar edildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin tarihsiz dilekçesiyle açılan davanın arabulucu başvuru şartına tabi olduğunu, taraflarına bu usuli eksikliğin giderilmesi için 1 haftalık kesin süre verildiğini, ancak eksiklik bu sürede taraflarınca tamamlanmadığını, bu usuli eksikliğin giderilmesi için taraflarına 2 haftadan az olmamak üzere süre verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Dava, menfi tespit davasıdır.
Dava şartları, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114.maddesinin 1.fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2.fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.
Yasal düzenlemeden dava şartlarının, bir davada bulunması gereken olumlu dava şartları ile bulunmaması gereken olumsuz dava şartları olarak ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen 2019/... E-2019/... K.ve 14.11.2019 günlü kararla davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 114/2.ve 115/2.maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine BAM 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/... E-2021/... K ve 25.06.2021 günlü ilamıyla;
''Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyecektir.
Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir. HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11.H.D.'nin 01.04.2021 tarih 2020/4396-2021/3198 EK sayılı kararı, Yargıtay 19.H.D.'nin 13.02.2020 tarih 2020/85-454 EK, 04.06.2020 tarih 2020/237-805 EK sayılı kararları) Yukarıda verilen kararların incelenmesinden anlaşılacağı üzere ticari davalara ilişkin menfi tespit davalarının arabulucuya tabi olmadığı belirtilmiş olup, Dairemizce de her ne kadar daha önceden ticari davalara ilişkin menfi tespit davalarının arabulucuya tabi olduğu belirtilmiş ise de, uygulamada içtihat birliğinin sağlanması amacıyla görüş değişikliğine gidilerek ve Yargıtay 11. HD'.nin 01/04/2021 tarih 2020/4396 Esas, 2021/3198 Karar sayılı kararına uyularak, karar gerekçesinde yazıldığı üzere ticari davalara ilişkin menfi tespit davasının konusunun bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olmadığı gibi, menfi tespit davasının kabulü üzerine verilen kararların icra kabiliyetinin olmadığı anlaşılarak bu tür davaların zorunlu arabulucuya tabi olmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı nedeniyle davanın reddi kararının doğru olmadığı anlaşılarak ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak dosyanın yeniden yargılama için mahkemesine gönderilmesine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür." hükmüyle kaldırma ilamı sevk edilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamı üzerine dosyanın mahkememizin 2021/601 Esas sırasına yeniden kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamının davacı vekilinin dava dilekçesi ile yukarıda anılan yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı tarafından verilen dava dilekçesiyle davalıya aralarındaki alışveriş sebebiyle çek verildiği, ancak söz konusu çekin verilmesine neden olan alışverişte davalıdan alınan malların çoğunun kullanılamaz durumda ve ayıplı olarak davacıya ulaştığından iade faturası düzenlendiği ve bu sebeple davalı tarafından davacı aleyhine Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine konu alacağı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi talep edilmiş ise de, mahkememizce yapılan yargılamada taraflara ticari defterlerini ve dayanak belgelerini sunmaları konusunda usulüne uygun olarak kesin süre verildiği, davalı taraf dayandığı ticari defterlerini ve dayanak belgelerini CD ortamında mahkememize sunulmuş olduğu, davacı tarafça verilen kesin süre içinde ve sonrasında herhangi bir ticari defter ya da belge ibraz edilmediği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi konusunda bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınmasının gerektiği, duruşmanın 16/12/2021 günlü celsesinde mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilerek bilirkişi avansını yatırması konusunda davacı tarafa usulüne uygun olarak kesin süre verildiği ve kesin süre ihtaratını içerir duruşma zaptı davacı vekiline tebliğ edildiği halde bilirkişi avansının yatırılmadığı, bu itibarla dava konusunun niteliği bakımından bilirkişi incelemesine başvurulması gerekli olduğu halde verilen kesin süreye rağmen bu konuda gerekli bilirkişi avansını mahkememiz veznesine yatırmadığı, mevcut haliyle davacı tarafın davasını ispat edemediği kabul edilerek davanın reddine, davacının davasının reddine karar verilmiş ise de davalının başlattığı icra takibinde takibine devam ederek alacağına kavuşma imkanı bulunduğundan davalının İİK'nın 72/4.maddesinde belirtilen yasal koşulları bulunmayan inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının yasal koşulları bulunmayan inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Peşin alınan 853,88 harçtan alınması gerekli 80,70 TL maktu karar ve ilam harcının mahsubundan sonra bakiye 773,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
4-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin ilgili maddesi gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF KANUN YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29.11.2022