ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/979 Esas - 2023/20
ADANA
KARAR NO: 2023/20
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: ... - ...
VEKİLİ: ... - ...
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/10/2018 tarihinde sürücü ... T.C-... ' ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç Adana ili Şakirpaşa Cd.No:... karşısında park halinden hareketle karşı yönden gelen sürücüleri dikkate almaksızın U dönüşü yaparak el caddesi yönüne dönüş yaptığı sırada Şakirpaşa caddesini takiben Metal sanayi sitesine istikametine seyri sırasında ... Plakalı araç sürücüsü müvekkilleri ... ile çarpıştığını, müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, kazadaki kusurun karşı tarafta olduğunu, 1.500,00 TL geçici, 2.500,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faiziyle karşı araç sigortacısı ... Sigorta A.Ş'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili 18/01/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketine eksik evrakla başvuru yapıldığını bu nedenle başvuru şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, kusur raporunun Ankara Adli Tıp veya karayolları fen ekibinden alınmasını talep ettiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmadıklarını, müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davacının kaza sonrası uzlaştırma büroya sevk edildiğini, eğer savcılıkta uzlaşma sağlandı ise davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, şirkete yasal başvuru şartları oluşmayıp temerrüde düşürülmediğinden davaya sebebiyet vermedikleri için aleyhlerine faiz ve yargılama gideri yüklenemeyeceğini, araç ticari olmadığından ticari faiz istenemeyeceğinden bahisle davanın reddini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP:
Davacı vekili 08/02/2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun başvuru yaptıklarını, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu,bu hususa ilişkin emsal yargıtay kararlarının mevcut olduğunu,kusuer iddialarını kabul etmediklerini, faiz taleplerinin uygun olduğunu beyanla davalarının kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili 2. cevap dilekçesinde; davacının kaza sonrası uzlaşmtırma büroya sevk edildiğini, tarafların dosyada uzlaşıp uzlaşmadığının tespit edilmesi gerektiğini, önceki beyanlarını tekrarla davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
YARGILAMA USULÜ:
15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da; 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilafın, kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı, oranı ve zarar miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir.
Olaya ilişkin kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Kusur bilirkişisi ... 21.05.2019 tarihli raporunda; ... plakalı araç sürücüsünün kontrolsüz biçimde U dönüşü almaya çalışması sebebiyle davacı motorsiklet sürücüsünün sürüş dengesini bozduğunu bu nedenle motorsikletin park yerinde duran ... plakalı başka bir araca çarptığını kazada ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, davacı motorsiklet sürücüsünün kusurunun bulunmadığını rapor etmiştir.
Kusur raporunun alınmasından sonra dosya maluliyet incelemesi için ATK'ya gönderilmiştir. İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 04/06/2021 tarihli raporuna göre; davacının özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğine göre %0 kalıcı iş göremezliğinin bulunduğunu, 9 aya kadar ise geçici iş göremezliğinin bulunduğu rapor etmiştir.
Davacı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş ve Adana Seyhan Devlet Hastanesinin 05/03/2021 tarihli maluliyet raporu ile ATK 2. İhtisas Kurulunun 04/06/2021 tarihli rapor arasındaki çelişkinin giderilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin talebi kabul edilmiş; her iki maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK'dan yeniden rapor alınmıştır. Adli Tıp Üst Kurulu 08/09/2022 tarihli raporunda özetle; davacı yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğunu, 9 ay geçici iş göremezliğinin bulunduğunu rapor etmiştir.
Davacı vekili ile davalı vekili ATK Üst Kurulu maluliyet raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş; mevcut rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden itirazların reddine karar verilmiştir.
Dosya aktüer hesabı için hesap bilirkişisine tevdii edilmiştir.Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... 15/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 25/10/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı ...'ın, işletinin %100 kusur oranı nispetine, maluliyeti bulunmadığı için sürekli iş göremezlik tazminatının bulunmadığını, bakiye geçici iş göremezlik tazminat tutarının 10.463,80 TL olduğunu, KTK 98/1, 99/1 maddeleri Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2 maddesi uyarınca trafik sigortacısı talep edilen tazminat ve giderleri hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu ve gerekli belgeleri sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 gün içerisinde sigortacının tazminat ödemekle sorumlu tutulmasından dolayı 9. İş gününde temerrüdünden bahsedilmesi imkanı bulunduğunu, hasar dosya içeriğinde ilk başvuru tarihinin 07/11/2018 olduğunun bildirildiğini, sonrasındaki 9. İş gününün 20/11/2018 olduğunu, sigortalı ... plakalı kullanım amacının hususi olduğunu rapor etmiştir.
Davacı vekili talep arttırım dilekçesi sunmuş ve geçici iş göremezlik zararı taleplerini 10.463,80 TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5.fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91.maddesinin 1.fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden kusuru ve maluliyeti oranında olduğu anlaşılmakta olup; aşağıda belirtildiği üzere değerlendirme yapılmıştır.
Taraflar arasındaki mahkememiz önüne getirilen kaza nedeni ile geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarından sonra düzenlenen poliçeler kapsamında sigortalı araç tarafından trafik kazaları neticesi 3.kişilerin uğradığı geçici iş göremezlik tazminatından sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 2918 sayılı KTK'nın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92. Maddesinin "... Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. ..." hükmünü yine 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının Kapsama Giren Teminat Türleri başlıklı A.5 maddesinin "... Bu genel şart kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. A) (Değişik: RG-2/8/2016- 29789) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır. b) Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. ..." hükmünü içermektedir.
Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; izah edilen kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümlerine göre uygulama yapılması gerekecek olup; davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın sürücüsünün asli kusuru ile sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna göre maluliyet bulunmadığından kalıcı iş göremezlik zararı yönünden davanın reddi gerektiği ancak geçici iş göremezlik zararından davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK' nun 85 ve 91. Maddeleri ve Borçlar Kanunu genel hükümleri gereğince sorumlu olduğu dikkate alınarak hesaplanan tazminat bedeli üzerinden sigorta temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın kalıcı iş göremezlik tazminat talebi yönünden REDDİNE,
2-Davanın geçici iş göremezlik tazminat talebi yönünden KABULÜ ile; 10.463,80 TL tazminatın 20/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 714,78 TL karar ve ilam harcından, 35,90 TL peşin harç ve 81,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 116,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 597,88 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç ve 81,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 152,80 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı lehine kalıcı iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT'nin uyarınca hesaplanan 2.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 21 tebligat gideri 238,40 TL, 6 müzekkere gideri 32,50 TL, ATK masrafı 3.208,75 TL ( 4 kez ATK'ya dosya gönderme gideri 82,75 TL, 2 adet ATK fatura bedeli toplam 3.126,00 TL), iki bilirkişi ücreti 1.450,00 TL olmak üzere toplam 4.929,65 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 3.978,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar yönünden KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.