T.C. .... .. (...). HUKUK DAİRESİ

İtirazın İptali

Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....tarih, ... Esas, .... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkili firmanın ithalat ve ihracat ile iştigal eden uluslararası sektörün önde gelen firmaları arasında yer aldığını, davalı donatanın maliki olduğu .... numaralı ”....” isimli geminin müvekkile ait yüklerin Temrük’ten İskenderun’a taşınması amacı ile kiralandığını, taraflar arasındaki taşımaya ilişkin şartların “recap” (bağlantı notu) tahtında belirlendiğini, buna göre “....” gemisinin ... ve ... tarihleri arasında yükleme limanı olan Temruk’ta hazır olması hususunda tarafların anlaştığını, bunun üzerine müvekkilinin yükleme limanında ilgili tarihlerde yükün hazır edilmesi için masraflara katlandığını, ancak geminin anlaşılan tarihte yükleme limanına gitmediğini, yükün varış limanındaki alıcısı .... ile yükün yükleme limanındaki ilk satıcısı olan ... nezdindeki sorumluluklarından ötürü Müvekkil 35.005 Amerikan Doları ödeme yapmak zorunda kaldığını, yapılan bu ödemenin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı yabancı bir tüzel kişilik olup Dubai-Birleşik Arap Emirlikleri’nde yerleşik olduğunu, Dubai-Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasında yabancılık teminatından muafiyete ilişkin ikili veya çok taraflı bir antlaşma bulunmadığından davacının yabancılık teminatından muaf olmadığını, taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığını, kaldı ki davacı tarafın davasını dayandırdığı recap (bağlantı özeti) belgesinde uyuşmazlıkların Londra’da Tahkim yoluyla çözüleceği hususunda yetki şartının bulunduğunu, tahkim şartı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olup ispata muhtaç olduğunu belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacı tarafın davasını dayandırdığı recap (bağlantı özeti) formundaki belgede uyuşmazlıkların Londra'da Tahkim yoluyla çözüleceği şartı bulunduğu, dolayısıyla kendi dayandığı belgede tahkim şartı varsa artık davacının tahkime gidebileceği, taraflar arasında bir navlun sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, eğer taraflar arasında navlun sözleşmesi varsa / ifa edilmediyse davacının tazminat hakkı olup olmadığı, miktarı vb. tüm hususların tahkimin konusu olduğu gerekçesiyle tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan fıxture recap (bağlantı özeti) broker ve temsilciler aracılığıyla yapıldığından tahkim sözleşmesinin geçerliliği bulunmadığını, zira tahkim anlaşmasının özel yetkisi bulunmayan temsilci tarafından yapıldığını, tahkim sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilse dahi işbu davaya konu uyuşmazlık ihtiyati haciz istemi ile davaya konu edildiğinden tahkim itirazının dikkate alınmaması gerektiğini, kaldı ki icra takibine itirazda tahkime ilişkin itirazın ileri sürülmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.

Dava, deniz taşıyıcısı aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında taşımaya ilişkin şartların belirlendiği “recap” (bağlantı notu) tahtında davacıya ait emtianın Temrük’ten İskenderun’a davalının donatanı olduğu “...” isimli gemi ile taşınmasının kararlaştırıldığını, yükleme limanında yükün hazır edildiği halde geminin anlaşılan tarihte yükleme limanına gelmediğini, bu nedenle zarara uğradığını iddia ederek eldeki davayı açmış, davalı ise tahkim itirazında bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, tahkim itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Türk hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/1. maddesine göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir.
MÖHUK'un 48/2. maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Somut olayda, davacı şirket yabancı menşeili olup Birleşik Arap Emirlikleri uyrukludur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davacının tabiiyetinde bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına göre çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir muafiyet olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından davalının tahkim ve diğer itiraz nedenleri üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
1-.... .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... tarih, ... Esas, .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-HMK 353/1-a-4-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,

4-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına,

5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.26/01/2023