T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ

.... HUKUK DAİRESİ KARAR

KARAR NO: .../...
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: .../...

İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ: ...

B.A.M. KARAR TARİHİ: ...

Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde, .... Bölge Müdürlüğüne bağlı ... numaralı işyerlerine 2017/2 dönemine ait su ihbarnamelerinde tarife değişikliğine gidilerek teminat bedeli olarak faturalara 762,50.-TL ücret yansıtıldığını, ihtirazi kayıt ile ödendiğini, resmi daire tarifesinden çıkarılarak işyeri tarifesi uygulamasına tabi tutulduğunu, sermayesinin devlete ait olduğunu, çalışanların kamu personeli rejimine tabi bulunduğunu, kamu kurumu olduğunu, resmi daire tarifesinde faturalandırılmasının gerektiğinin tespiti, işyeri tarife grubundan çıkarılarak resmi daire tarife grubuna geçirilmesi ve ihtirazi kayıtla yatırılan toplam 6.100,00.-TL’nin teminat bedelinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, BUSKİ Tarifeler Yönetmeliğinin “Abonelerin Gruplandırılması ve Tarife Uygulaması” başlıklı 6.maddesinde işyeri tarifesi uygulanacak abonelere “gelir sağlamak amacıyla kurula her türlü işyeri ve inşaat suyu abonelikleri” olarak ifade edildiğini, TTK göre, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin ticari iş ve tacirin borçlarının ticari olmasının asıl olduğunu, aynı yönetmelikte, gelir sağlamak amacıyla kurulan her türlü işyeri ve inşaat suyu abonelikleri için işyeri tarifesi uygulandığını, anonim ortaklık şeklinde kurulmuş ve tacir sıfatına haiz Kamu İktisadi Teşebbüsleri abonelikleri için resmi daire tarifini uygulanmış ise de, Sayıştay raporu ile işyeri tarifesine dönüştürüldüğünü davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının TTK ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, sorumluluğun sermayesi ile sınırlı bulunduğu, ticari kazanç elde ettiği, Sayıştay Denetime tabi olmaması vs. gibi nedenlerle tacir olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle bilirkişi raporuna uygun olarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacının Sayıştay denetimine tabi olduğunu, hizmetlerin memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle görüldüğünü, Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulandığını, Devlet Personel Daire Başkanlığınca düzenlenen kamu kurum ve kuruluşları listesinde açık bir şekilde kamu kurumu olarak belirtildiğini, sadece iktisadi alanda değil verimlilik ve karlılık esasına göre tekel mahiyetinde kamusal bir faaliyet yürüttüğü dikkate alınarak, teminat alınmasının ve resmi daire tarife grubundan çıkarılarak ticari tarifeye dahil edilmesinin mümkün olmadığını beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı idarenin su aboneliği ile ilgili tarife değişikliğinin iptal edilerek ihtirazi kayıtla yatırılan teminat bedelinin iadesine karar verilmesi istemidir.
Somut olayda, davacı adına kayıtlı sekiz abonelik nedeniyle gönderilen .... tarihli ihbarnamelerde, iş yeri aboneliğine geçiş yapıldığı gerekçesiyle 762,50'er TL teminat bedelinin yatırılması istenmiş, davacı tarafından teminat bedelleri ihtirazi kayıtla yatırılmıştır. Davacı iş yeri aboneliğin geçişin yerinde olmadığı hususunu istinafa getirmiştir. Faturalara esas Tarifeler Yönetmeliği’nin 6.maddesinde iş yeri uygulanacak aboneler: gelir sağlamak amacıyla sürekli veya geçici olarak her çeşit meslek, sanat faaliyeti ve zanaat icra edilen yerler ve tek sayaçtan su kullanan değişik abone grubuna dahil olan bağımsız birimler, resmi daire tarifesi uygulanacak aboneler: kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının hizmetlerinin, yerine getirilmesinde kullanılan yerler olarak tarif edilmiştir.
Taraflar arasında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davacının kullandığı suyun resmi daire tarifesine göre faturalandırılıp faturalandırılamayacağı ve teminat bedeli alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır. Kamu hukuku tüzel kişileri, kamu hukuku kurallarına göre kurulan ve bu kurallar çerçevesinde faaliyette bulunan tüzel kişilerdir. Kamu Hukuku tüzel kişilerinin temel özellikleri şunlardır: kanunla kurulurlar yine kanunla varlıklarına son verilirler, kamu gücü denilen üstün yetkilere sahip kılınmıştırlar, amacı ise kamu yararını gerçekleştirmektir. Kamu tüzel kişileri de kendi içinde “kişi topluluğu” ve “mal topluluğu” şeklinde ikiye ayrılmaktadır: Kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri, ortak faydanın gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak belli bir kişi topluluğuna, kamu hukuku hükümlerine göre kişilik verilmesiyle oluşan tüzel kişilerdir.. Hukukumuzda kamu idareleri denilen devlet ve mahalli idareler (il özel idaresi, belediye, köy) kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileridir. Yine hukukumuzda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları da, o mesleği icra edenlerin toplamına verilen bir tüzel kişilik olduğundan, kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişisidirler. Mal topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri, belli bir mal ve hizmet topluluğuna, kamu hukuku kurallarına göre kişilik verilmesiyle oluşan tüzel kişilerdir. Hukukumuzda Kamu İktisadi Teşekkülleri, Üniversiteler, TRT, TODAİE, TÜBA, TÜBİTAK bu tür kamu tüzel kişilerine örnektir. Kamu kurumlarının, kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu kabul edilmektedir (Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Ve Kıstasları Prof. Dr. Ramazan Çağlayan sy.377).
Davalı cevap dilekçesinde, gelir sağlamak amacıyla kurulan her türlü iş yeri ve inşaat suyu abonelikleri için iş yeri tarifesinin uygulandığını, davacının anonim ortaklık şekilde kurulmuş ve tacir sıfatına haiz olduğundan tarife değişikliğinin gerçekleştirildiğini savunmuştur. TEİAŞ Ana Statüsünün 1. maddesinde, kuruluşun 8.6.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve değişiklikleri ile 22.1.1990 tarih ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak çıkarılan, 2001/2026 sayılı Kararname'nin eki Bakanlar Kurulu kararı ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (İletim A.Ş.) adı altında teşkil olunan İktisadi Devlet Teşekkülü şeklinde kurulduğu, 3. maddesinde, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (Teşekkül) tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü olduğu düzenlemesi bulunmaktadır.
Kamu tüzel kişilerinin bazı işlemlerinin özel hukuka tabi olması mümkündür ve bu durum kamu tüzel kişiliği niteliğine halel getirmez. Özel hukuk hükümlerine tabi olma, kuruluşun türünü kendiliğinden değiştirip idarenin dışına çıkarmaz. Anayasa Mahkemesi’nin 1985 tarihli bir kararında bu husus açıkça ifade edilmektedir: “…Kamu tüzelkişilerinin, nitelik vs özellikleriyle bağdaştığı ve statülerinin elverdiği ölçüde, özel hukuk tüzelkişileri gibi genel hükümlere göre bazı yetkileri kullanmaları mümkün olmakla beraber, açık bir hüküm bulunmadıkça, bu hal; onların hukuk rejimi olan idare hukuku ve kamu kanunlarına bağlılık ilkesini ortadan kaldırmaz…” Mesela kamu tüzel kişisi olduğu tereddütsüz kabul edilen iktisadi kamu kurumlarının dışarıya yönelik faaliyetleri özel hukuka tabidir. Nitekim 233 sayılı KHK’nın 4. maddesinde “Teşebbüsler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidir” hükmü yer almaktadır. Kamu tüzel kişileri ticarî faaliyette bulunabilir: Kamu tüzel kişilerinin kamu hizmeti sunmaları ve kamu yararını gerçekleştirme amacında olmaları esas ise de, mutlak değildir. Kamu tüzel kişileri bazen özel hukuk tüzel kişileri gibi kâr amacıyla ticarî faaliyette bulunabilirler. Bu durum onların kamu tüzel kişiliğine halel getirmez. Yani ticarî faaliyette bulunmaları onları özel hukuk tüzel kişisi haline dönüştürmez. Mesela iktisadî kamu kurumları, kamu tüzel kişisi olmalarına rağmen ticarî faaliyette bulunmaktadırlar. Nitekim 233 sayılı KHK’nın 2. maddesinde, “İktisadi devlet teşekkülü “Teşekkül”; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür” denilmektedir. ( (Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı Ve Kıstasları Prof. Dr. Ramazan Çağlayan sy390,391). Kısaca davacının anonim şirket olarak kurulmuş olması, ticari faaliyette bulunması nedeniyle tacir sayılması tek başına kamu kurumu olma özelliğini ortadan kalktığı anlamına gelmeyecektir.
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, kabulün aksine davacının Sayıştay denetimine tabi bulunduğu, anonim şirket olarak yapılandırıldığı ve tacir sıfatına haiz olarak ticari faaliyette bulunması ve gelir sağlaması işyeri abonesi olarak faturalandırılmasını gerektirmediğinden davanın reddine dair mahkemenin ulaştığı sonuç usul ve yasaya uygun olmayıp davacının istinafı yerindedir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacının istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih .../...- .../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davanın KABULÜNE, davacı TEİAŞ 2. Bölge Müdürlüğüne bağlı ...numaralı aboneliklerine BUSKİ Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliğinin 6/3 maddesine uygun olarak "Resmi daire tarifesi " uygulanacağının TESPİTİNE, davacıdan teminat bedeli olarak alınan 6.100,00.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Alınması gerekli 416,70.-TL harçtan peşin alınan 104,18.-TL'nin mahsubu ile bakiye 312,52.-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
c)Davacı tarafından yapılan 1.663,35.-TL yargılama gideri, 31,40.-TL başvuru harcı ve 104,18.-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.798,93.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
e)Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hesaplanan 9.200,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca istek halinde ilgililerine iadesine,

3-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,

4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan toplam 16,50.-TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 16/03/2023 tarihinde karar verildi.