T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ KARAR
KARAR NO: .../....
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: .../...
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ: ..-...
B.A.M. KARAR TARİHİ: ..
yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili kurum ile davalı arasında imzalanan su aboneliği sözleşmesi gereği davalıya tahakkuk ettirilen su borçlarının davalı tarafından süresinde ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine ... .... İcra Müdürlüğü'nün ../... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, icra takibine itirazın vekil aracılığıyla yapıldığını bu nedenle tebligatın asile yapılmaması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu abonelik ve borçlarla ilgisinin bulunmadığını, davaya konu hizmetten müvekkili şirket yararlanmayıp, o dönemde taşınmazda yer alan bağımsız bölümlerde oturan üçüncü kişilerin faydalandığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini beyanla davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı şirketin .... tarih ve ....müracaat .... abone numarası davacı kurum abonesi olup, inşaat yapımında kullanılmak üzere su kulanıldığı, davacı kurum tarafından 16 dönem 15 aylık süreçte yazılı Yönetmelik Kural ve Kaideleri gereğince üzerine düşeni yerine getirmediği, ...ve .... dönem su bedelinin 1.314,00.-TL, faiz miktarının ise 563,21.- TL olduğunun anlaşıldığı, bu miktarlar yönünden takibin devamı gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde Yargıtay kararına göre tarifeler yönetmeliği hükümleri ve müşterilere yapılan abone sözleşmeleri hükümlerine göre abone sözleşmesini feshetmeden ayrılan abonenin sayacın en son kaydettiği miktara kadar tahakkuk edecek sarfiyat bedellerini ödemek zorunda olduğunu, Tarifeler Yönetmeliği 31.2 maddesinin imza etmiş oldukları abone senedine ait ilişkilerini kesmeden gayrimenkulu terk eden aboneler başkaları tarafından kullanılacak suyun bedelinden mesul olduğu hükmüne yer verildiğini, abone sahibinin sözleşmesini feshetmediği sürece suyu kullanmasa dahi borçtan sorumlu olacağını, davalı firmaya 3 kere su kapama yaptırım ve bir kere de kaçaktan dolayı işlem yapıldığını bilirkişinin bu durumu nazara almadan hesaplama yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, icra takibine konu edilen borca dayanak teşkil eden hizmetten müvekkili şirketin değil o dönemde hizmetin verildiği taşınmazı kullanan dava dışı üçüncü kişilerin faydalandığını, bu borçtan da üçüncü kişilerin sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu borca dayanak teşkil eden hizmetten yararlanmadığını, sorumlu tutulamayacağını, icra takibi konusu alacağın likit olmadığını bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini nisbi tarifeye göre vekalet ücreti hesaplanması gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, su kullanım bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Davacı kurum, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun ek 5. ve geçici 10. maddeleri uyarınca kurulmuş olup, çalışmaları özel hukuk hükümlerine bağlı bulunmakta ve tacir sıfatını taşımaktadır. Bu nedenle, belediyelerin bünyelerinde bulunan, tüzel kişiliğe sahip, su ve kanalizasyon işlerini yürüten idareler, 2560 sayılı İSKİ Kanununun 21/a maddesine göre, sadece " görevleri için kullandığı taşınmaz malları, tesisleri, işlemleri ve faaliyetleri " yönünden harçtan muaftırlar. Dava konusu uyuşmazlığın özel hukuk hükümleri dahilinde kaldığı gözetildiğinde, istinaf eden davalı kurumun, gerek 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, gerekse de 2560 sayılı İSKİ Kanununun 21/a. maddesine göre, dava harçlarından muaf olmadığı ortadadır. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. 30. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. Mahkemece öncelikle harç eksiği usulüne uygun şekilde giderilmelidir.
Davacı kurum tarafından gönderilen abonelik dosyasındaki belgelere göre davalı şirketle davacı arasında 09/09/2013 tarihinde abonelik sözleşmesi imzalandığı ve davalı tarafça abonelik sözleşmesinin fesh edilmediği anlaşılmıştır.
Davalı aboneliği iptal ettirmedikçe, abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak su bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte davacı kuruma karşı müteselsil sorumludur. Davacının Yönetmelik gereği suyu kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de, bu kusur, tüketilen su bedelinin aslından davalının beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammından indirim sebebi olabilir. Aksine düşünce, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açar (Y. 3. HD’nin 2014/13973 -2015/6492 sy. K.).
Davacı tarafça 2014 yılının 3. ayından başlayıp 2015 yılının 6. ayı da dahil dönemleri içeren su borcuna ilişkin tahakkuk ettirilen faturalar için icra takibi başlatılmıştır.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu uyarınca 2014 yılı 3, dönem okunmuş olan sayacın sarfiyat bedelinin ödenmemiş olduğundan 2014 yılı 4. dönem sayacı okumaya gelen Buski görevlisinin suyun kapatılması hususunda rapor düzenlemesi gerekirken bu hususlara riayet etmediğinden yalnızca 2014 yılı 4. ve 5. dönem su bedelinden sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı abonenin normal tüketim bedelinden normal tüketim bedelin sorumlu olacağı gözetilmeden ve davacı tarafça davalı şirkete üç kere kapama yaptırım ve bir kere de kaçaktan dolayı işlem yapıldığı iddia edilmiş olup, buna ilişkin belgeler dosya arasına alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece öncelikle harçla ilgili eksikliğini giderilmesi için gerekli işlemleri yapması ve harç eksikliği giderildikten sonra yapılandırmaya ilişkin kanunlar uyarınca davalı tarafça davacı kuruma yapılan başvuru bulunup bulunmadığı, başvuru bulunuyor ise su borcunun yapılandırılıp yapılandırılmadığına ilişkin belgelerin davacı tarafça ileri sürülen suyun kesilmesine ve kaçak kullanımına ilişkin tutanakların davacı kurumdan istenilerek davacı kurumu müterafik kusuru hususunda yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilme yapılması gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmüştür.
HMK'nın "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiştir. 01/01/2017 tarihinden itibaren verilen kararlarda miktar ve değeri 3.110,00.-TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir (HMK'nun 341/2.m.). Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda 3.110,00.-TL'lik kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir (HMK'nun 341/3.m.). Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü 3.110,00.-TL'yi geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz (HMK'nun 341/4.m.).
Davalı tarafından istinafa getirilen miktar 1.877,21.-TL olup mahkeme karar tarihi itibariyle söz konusu miktar kesinlik sınırları içindedir.
HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu durumda, HMK'nın 341/2. maddesinde açıklanan 3.110,00.- TL'nın altında kalan miktar yönünden davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin davalı yönünden verdiği kararın kesin olması, davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davacı vekilinin istinaf nedenleri ise yerinde görüldüğünden başvurunun kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davalı vekilinin ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih .../...-.../... sayılı kararına karşı istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinin HMK 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ..../...-.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yatırılan harçların ilgilisine iadesine,
3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
6İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 27/04/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.