T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ

... HUKUK DAİRESİ KARAR

KARAR NO: ..../...
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: .... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: ..../...

İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ: ....

B.A.M. KARAR TARİHİ: ...

Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu, taşeronluk sözleşmesi uyarınca tüm imalatların gerçekleştirildiğini ve yapının teslim edildiğini, son düzenlenen ve takibe konu edilen faturanın ödenmediğini, davalı aleyhine .... .... İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı dosyasında başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi bulunduğunu ancak teslimin geç yapıldığını, sözleşmeye göre davalının 648.000,00.-TL tutarında bir cezai şart alacağının gündeme geldiğini, yine faturanın ödenmesi aşamasında bir kısım işçilerin işçilik alacaklarıyla ilgili olarak davalıyı da hasım göstermek suretiyle arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuğun anlaşamamayla son bulduğunu, varsa bu işçilerin alacaklarının davacı alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu, ancak kaydedilmesinin bu hususların dikkat alınmasına engel olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davalı vekilince faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun kabul ve ikrar edildiği gerekçesiyle mahkemece vaki kabul beyanı nedeni ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, icra dosyasına yapılan itirazın takibi yavaşlatma amaçlı olmadığını, düzenlenen faturanın taşeronluk sözleşmesinin 6. maddesine aykırı olarak düzenlendiği ve fatura karşılığı hizmet bedeline hak kazanamadığı gerekçesi ile itiraz edildiğini, mahkemece ödenen SGK prim borcunun icra dosyasından mahsup edildiğini, işçi alacağı dava dosyalarının bekletici mesele yapılması gerekirken beklenilmediğini, verilen kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın 2004 sayılı İİK’nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında davalı tarafa ait taşınmazda kaba inşaatların yapımı hususunda eser sözleşmesi düzenlenmiş olup, davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir.
Davacı taraf işin eksiksiz olarak teslim edildiğini, ancak bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş davalı taraf ise davacı şirketin bünyesinde çalışan işçilerine ücretlerini ödemediğini ve iş sözleşmelerinin sonlandırılması sebebiyle taraflarına karşı da dava dışı işçiler tarafından işçilik alacaklarına ilişkin dava açıldığını, SGK prim borcunu da ödememesi nedeniyle hak ediş alabilmesinin şartlarının oluşmadığını savunmuştur.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan eser sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen faturaların davalı iş sahibine tebliği üzerine davalı iş sahibince 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde faturaya itiraz edilmemesi nedeniyle fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden (Y. 15 HD. 2017/140 -2017/1900 sy.k.), davalıya tebliğ edilen faturalara da süresinde itiraz edilmediğinden yapılan imalâtlar ile ilgili fatura içerikleri kesinleşmiştir.
Taraflar arasındaki düzenlenen sözleşmede hak edişlerin işçilik alacaklarının ve SGK prim borcunun ödenmesinden sonra ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmayıp bu hususun sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen teminatların iadesine ilişkin olması nedeniyle yerel mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 308. maddesi gereğince; kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.
Mahkemece faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun davalı tarafça kabul ve ikrar edilmesi nedeniyle davanın davalının vaki kabul beyanı doğrultusunda HMK'nun 308. maddesi uyarınca kabulüne karar verilmiş ise de, faturalara süresi içerisinde itiraz edilmemesi yapılan işin kabulü anlamında olup, somut olayda HMK'nın 308. maddesinde düzenlenen davanın kabulü söz konusu olmadığından mahkemece HMK'nun 308. maddesi uyarınca davalının kabulünün bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu hususun sonuca etkisi bulunmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-.... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarihli ..../...-.../... sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gerekli 15.190,82.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.797,70.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 11.393,92.TL harcın ilk derece mahkemesince bu davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,

4-Karar tebliğ işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.