KARAR NO: 2023/382
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLLERİ: ... - ...

Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)

GEREKÇELİ KARARIN

Mahkememizde görülmekte olan banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ... 'nin davalı şirketin ... Adana ... şubesinde ... ... çek hesabı ( ... İban no) bulunduğunu, müvekkilinin araç alım satımı ile uğraştığını, bir araç satın almak için müvekkilinin abisi ... tarafından müvekkilinin hesabına 22.12.2020 tarihinde toplam 2 defa da 175.000 TL para gönderildiğini, 23.12.2020 tarihinde İstanbul ilinden arayan polis memurlarının müvekkiline ait hesabından para çekildiğini söylediklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından zaman kaybetmeden Adana Cumhuriyet başsavcılığının 2020/... Soruşturma sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkiline ait cep telefon numarasının davalı ... işletmesi şubesinden birisi tarafından güncellenerek dolandırıcılara ait cep telefonu tanımlandığını ve müvekkilinin hesabındaki paranın İnternet bankacılığı yolu ile başka hesaplara aktarıldığını, bu olayda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve müvekkilinin mağdur olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının kusurundan kaynaklanan eylem nedeni ile müvekkilinin hesabından haberi olmadan ödenen 175.000 TL nin ödeme tarihinden itibaren (23.12.2020) işleyecek en yüksek banka faiz ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini
" şeklinde talepte bulunulmuştur.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça dolandırıcılık kapsamında suç duyurusunda bulunduğu soruşturma neticelenmeden ve gerçek faillerinin ortaya çıkmasını beklemeden iş bu davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin davaya dahil edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkili yönünden davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafça 6098 sayılı Kanunun 50/1 maddesi gereğince maddi tazminat talebinde bulunan davacının zararını, müvekkilinin kusurunu ve illiyet bağını ispat yükümlülüğü bulunduğunu, 23/12/2020 tarihinde .../... ... Merkez Müdürlüğünde davacının ehliyeti ile davacıya ait ... nolu hesaba ilişkin telefon güncelleme işlemi yapıldığını ve davacıya ait ... nolu hesabından ... isimli şahsın banka hesabına toplam 150.000,00 TL EFT işlemi yapıldığını, ... isimli şahsın da posta çeki hesabına 19.900,00 TL aktarma işlemi yapıldığını, buna ilişkin kamera kayıtlarını dosyaya sunduklarını, ayrıca para gönderme işlemlerinde gerçek kimlik kartı ve ...kartı kullanılmış olmakla birlikle davacının ifade ettiği şekilde işlem yapılmış olsa dahi bu durumda da davacının ehliyet ve ... hesabı bilgilerini dolandırıcılar ile paylaştığı kaanatine vardıklarını, aksi halde dolandırıcıların, davacının ehliyetindeki tüm bilgilerle birebir aynı bilgileri içeren sahte bir ehliyet üretmesinin mümkün olmayacağını, tüm bu nedenlerle davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

KABUL VE GEREKÇE:

Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir.
Somut olayda; davacının davalı ... A.Ş. nezdinde ... nolu hesabı bulunduğu ve dava bireysel bankacılık hizmetleri sözleşmesine dayalı olarak açıldığından, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK'nın 3(1)-k-l, 4(3), 73(1), 83(2) ve geçici 1. maddeleri uyarınca uyuşmazlığı çözmeye tüketici mahkemeleri görevlidir. Gelen cevap yazılarına göre davacının tacir sıfatı bulunmadığı, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Adana Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna, karar kesinleştikten sonra İKİ HAFTA içerisinde taraflarca talep edilir ise, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,

2-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenmez ise, alınması gereken harç konusunda, HMK 20/1-son cümle gereğince; açılmamış sayılması kararı ile birlikte karar verilmesine, yargılama giderleri konusunda ise HMK 331/2 maddesi gereğince talep halinde dosya üzerinden karar alınmasına,

3-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenir ise, HMK 331/2 maddesi gereğince, harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemede karar verilmesine,
Dair, Davacı vekili, davacı asilin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2023