Alacak

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali ve mahkememiz dosyası ile birleşen tazminat davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,

ASIL DAVA: Davacı vekili, davalı gerçek kişi, müvekkili ve dava dışı üç gerçek kişinin bir araya gelerek diğer davalı ... kurduklarını, %20 pay sahibi olduklarını, 200.000 TL sermaye koyduklarını, ancak ileride yapılacak pay satışları nedeniyle %10'ar payı emaneten davalı ...'na bıraktıklarını, müvekkili ve müvekkili tarafından vekalet verilen ağabeyi Saim ... tarafından tüm ödemelerin, davalı şirketin, davalı ...'nın ve onun işlerini takip için vekalet verdiği yine dava dışı ... .... ... nın hesaplarına yapıldığını, yaşanan bazı ihtilaflar sebebiyle tüm paylarını davalı gerçek kişiye devrettiğini, %10'luk hisseye denk gelen 100.000,00 TL'nin karışlığının ödendiğini, ancak davalı ...'nın üzerinde emaneten duran pay bedelinin ise ödenmediğini, gerek müvekkili gerekse müvekkilinin ağabeyinin baskısı üzerine davalı ve dava dışı... .... .... tarafından bu tutarın şirket harcamaları için kullanıldığını bildirdiklerini, oysa şirketin genel giderleri için aylık 500,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL ödeme yapıldığını, ihtarnameye rağmen de pay bedelinin halen ödenmediğini, alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkili şirkete husumet düşmeyeceğini, diğer müvekkili hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, emaneten %10 pay iddiasının kayıtlarla bağdaşmadığını, tanık dinlenmesini ve delil başlangıcı olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davacının dayanak belgelerinin müvekkilinin ödemeleriyle bağdaşmadığını, anılan ödemelerin müvekkili ile dava dışı ... arasındaki farklı ilişkiye ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, davalının, 07/11/2019 tarihinden itibaren müvekkili şirketin 3 yıl süreyle tek başına temsil ve ilzama yetkili yöneticisi olduğunu, şirket adına 06 GZ 454 plakalı aracın satın alındığını, bu araç alımı için şirket hesabından 406.000,00 TL ödeme yapıldığını, anılan aracın 13/02/2020 tarihinde 205.000,00 TL bedelle üçüncü kişiye satılarak şirketin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini ileri sürerek, 201.000,00 TL'nin 13/02/2020 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın dayanağı olan genel kurul kararının usulüne uygun alınmadığını, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Arabuluculuk anlaşamama tutanağı sunulmuştur.
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden asıl davada davalı, birleşen davada davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celbedilmiştir.
Türk Ekonomi Bankası A.Ş'nden davacı ..., davalı ..., Erdem Mimarbaşı ve Partnus Bilişim Sistemleri A.Ş'ne ait hesap hareketleri getirtilip incelenmiştir.

Asıl dava, davalılar yedinde bulunduğu ileri sürülen anonim şirket pay bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali, birleşen dava ise, anonim şirket yöneticisinin uneden olduğu bildirilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı-birleşen davanın davalısı, asıl davada davalı gerçek kişi ve dava dışı üç ayrı gerçek kişinin bir araya gelerek davalı-birleşen davada davacı ... bilişim alanında faaliyette bulunmak üzere kurdukları, anılan şirketin 04/11/2019 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, şirket ana sözleşmesine göre, davalı gerçek kişinin %60, davacı-birleşen davada davalı ile dava dışı diğer üç gerçek kişi ortağın ayrı ayrı %10 payının bulunduğu, davacı-birleşen davada davalının ise şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkanı olarak atandığı, 10/08/2020 tarihinde davacı-birleşen davada davalının %10 payını asıl davada davalı gerçek kişiye devir ettiği, devir bedelinin 100.000,00 TL olarak tayin edildiği, devrin kayıtlara işlendiği, asıl davada davacının, aslında şirketteki payının %20 oranında olduğunu, ileride sorun yaşanmaması için dava dışı diğer ortaklarla birlikte kayıtlarda %10 pay sahibi göründüklerini, itimada binaen bu payların asıl davada davalı ... uhtesinde bulunduğunu, resmiyetteki payını devir ettiğini, bedelini aldığını, anılan davalı nezdindeki %10 payının ise bedelinin ödenmediğini, ihtara rağmen yine ödeme yapılmadığını, pay bedelinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, asıl davada davalıların bu tutardan sorumlu olduklarını ileri sürdüğü, asıl davada davalı şirketin husumet itirazında bulunduğu, diğer davalının iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunduğu, birleşen davada ise, davacı şirketin, davalının yöneticilik yaptığı dönemde şirket adına alınan aracı rayicinin çok altında satışını yaparak şirketi zarara uğrattığını iddia ettiği, birleşen davanın davalısının davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Öte yandan, tarafların birbirlerine iddiaları yönünde ihtarname keşide ettikleri, gerek davacı-birleşen davada davalı ile asıl davada davalı gerçek kişinin işlerini takiben vekaletnameler verdikleri, kendileri ve vekilleri arasında yazışmaların olduğu, araç alış ve satışının bulunduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, birleşen dava, anonim şirket yöneticisi hakkında açılmış sorumluluk davasıdır. Davacı ... şirket, davalının yöneticilik görevi sırasında araç satışı nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasında bulunmuştur. Dava, yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, anılan Kanunun 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması zorunludur. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmayacaktır. Davacıya uygun bir süre verilerek bu dava özel şartının sonradan tamamlanması mümkündür. Somut olayda birleşen davada davacı taraf bu yönde bir genel kurul kararı sunmuştur. Ancak, anılan genel kurul kararı TTK'nın 422. maddesini uygun görülmemiş, yeniden karar sunması için süre verilmiş, birleşen davacı vekili ayrıca ve açıkça genel kurul kararı alınmadığını ve sunmayacaklarını duruşmada bildirmiştir. O halde, birleşen davada davacının davasının, özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

Asıl dava bakımından değerlendirmeye gelince; davacı, davalı şirkette %20 pay sahibi olduğunu, bir takım nedenlerle ve güvene dayalı olarak bu payın %10 kısmının diğer davalı ... üzerinde bırakıldığını, ana sözleşmede mevcut payı devir ettiğini, güvene dayalı olarak anılan kişi üzerindeki payın değerinin ödenmediğini ileri sürmüştür. Asıl davada davacı, inançlı işleme dayalı olarak kuruluşta %10 payının davalı gerçek kişi üzerinde bırakıldığını bildirmiştir. Davalı şirkete yönelik bir iddiası bulunmamaktadır. Esasen, TTK'nın 388. maddesi uyarınca anonim şirketler kendi paylarını taahhüt edemezler. Anonim şirketin hangi koşullarda kendi paylarını iktisap edeceği anılan Kanunun 379-389 maddeleri arasında hükme bağlanmıştır. Davacının, asıl davada inançlı işlemle davalı ... üzerinde bırakıldığı ileri sürülen payla ilgili olarak davalı şirkete husumet düşmeyecektir. Bu durum karşısında, asıl davada davacının, davalı şirket hakkındaki davasının pasif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, asıl davada davacı, diğer davalıya yönelik olarak da inançlı işlem iddiasına dair yazılı bir kanıt sunmamıştır. Her ne kadar tanık deliline başvurmuş ise de somut olayda senetle ispat kuralının istisnalarının olmadığı, davalı gerçek kişiden sadır ve delil başlangıcı niteliğinde bir kanıtın sunulmadığı ve tanık dinlenmesine açık muvafakat bulunmadığı anlaşıldığından tanık dinlenilmemiştir. İspat yükü kendisinde olan asıl davacı açıkça hatırlatılmasına rağmen yemin deliline de başvurmamıştır. O halde, davacının, davasını, davalı ... bakımından da ispatlayamadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

1-Asıl davada davacının davasının davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı bakımından esastan reddine,
a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.314,74 TL' den mahsubu ile arta kalan 699,34‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

b-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.360,00 TL giderin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

c-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına red sebepleri farklı olduğundan davalı şirket yönünden 30.000,00 TL ve davalı gerçek kişi yönünden 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan ayrı ayrı alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara verilmesine,

2.Birleşen ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/782 Esas sayılı davasının özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.432,58 TL'den mahsubu ile arta kalan 2.817,18‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

b-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.560,00 TL giderin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

c-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,

3-Asıl ve birleşen davalarda, davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...