Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında; karayoluyla şehirlerarası eşya taşımacılığı yapılması maksadıyla 08.02.2014 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiği, davalı şirket ile müvekkili arasında sözleşmenin 'Mali Konular ve Çalışma Şekli' başlık bölümü hakkında çıkan uyuşmazlık neticesinde taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 09.10.2020 tarihinde son bulduğu, sözleşme başlangıcından fesih tarihine kadar geçen sürede, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan tüm işlemlere dair tüm bilgi ve belgelerin davalı kurum tarafınca sisteme kaydedilmiş olup, tüm toplu taşıma irsaliyelerinin davalı şirket nezdinde bulunduğu, “Mali Koşullar ve Çalışma Şekli” başlıklı maddesinin içeriğine bakıldığında; müvekkili ile davalı şirketin yapmış oldukları sözleşmede, yapılacak olan taşımalar için, her iki şehir arasında farklı oranlar üzerinden mutabık kalmak suretiyle farklı farklı oranlar belirledikleri, bu oranların; İstanbul- Aliağa arasında gerçekleşen taşımalar için %40, İzmir-Aliağa arasında gerçekleşen taşımalar için %50, Aliağa-İzmir arasında gerçekleşen taşımalar için %25 olarak belirlendiği, davalı tarafın da ihtarnameye cevap niteliğinde göndermiş olduğu 15/10/2021 tarihli ihtarnamede, taşıma işleminin öncelikle İstanbul üzerinden İzmir Aktarma Merkezi'ne akabinde ise İzmir Aktarma Merkezi'nden Aliağa'ya şeklinde olduğunun ifade edildiği, yukarıda da bahsedildiği üzere, İstanbul-Aliağa sevkiyatlarının tüm sözleşme süresi boyunca İstanbul - İzmir / İzmir - Aliağa olarak aktarmalı bir şekilde gerçekleşmesi sebebiyle, müvekkilinin bu sevkiyatlardaki hakedişinin, %40 oranının %50'si olarak belirlendiği ancak sözleşmede belirlenen esaslar çerçevesinde, davalı şirket İzmir- Aliağa sevkiyatları için hesap görülür iken %40 taşıma ücretinin %50'si şeklinde bir oranı esas alması gerekirken, müvekkiline %50’den çok daha düşük oranlar üzerinden hesap görülerek hak ediş hesaplaması yaptığı tespit edildiği, bu husus davalı tarafa bildirilmesine rağmen bu durumun düzeltileceği ve eksik ödemelerin yapılacağının söylendiği ancak hiçbir zaman bu ödemelerin davalı şirket tarafından gerçekleştirilmediği, müvekkilin de ticari hayatının sekteye uğramaması adına üzerine düşen tüm sorumluluklarını eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye devam ettiği, yapılan eksik hak ediş tespitlerinin eksiksiz bir şekilde orijinal listeler üzerinden tekrar hesaplama yapılarak toplam bakiyenin taraflarınca ödenmesini talep ettikleri 29.09.2021 tarihli ihtarnamenin davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafın ihtarnameye cevap verdiği ancak gereken ödemeleri yapmadığı, bu hususun müvekkili açısından ciddi manada zarara sebebiyet verdiği, bu hususun davalı ile müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi ve ticari ilişkisi sebebiyle düzenlenen hesap dökümlerinin davalıdan celbi veyahut davalı iş yerinde bulunan bilgisayarlarda yapılacak incelemeler neticesinde anlaşılacağı ancak yıllardır süregelen acentelik sözleşmesi uyarınca yapılan işlemlerin, davalı şirketin bilgisayar sistemlerinde de kayıtlı olması ve yargılama safhasında bilirkişiler tarafından bu bilgisayar sistemi üzerinden hesaplama yapılmasının daha kolay olacağı şüphesiz olduğundan, Mahkemece bilirkişi incelenmesi yapılmasına karar verildiği taktirde incelemenin öncelikle davalı şirkette bulunan bilgisayar sistemleri üzerinden yapılmasının talep edildiği, taraflarınca mevcut toplu taşıma irsaliyelerinde görüleceği üzere müvekkilinden ‘sigorta bedeli’ olarak düzenli olarak ödeme tahsil edildiği, işbu ödemelerin tahsil edilmesine rağmen müvekkili tarafından yapılan sorgulamalarda poliçelere ulaşılamadığı, ayrıca taşınan mallarda herhangi bir hasar meydana geldiği takdirde bu hasar sebebiyle müvekkiline hasar faturaları kesildiği ve zararların müvekkili tarafından karşılandığı, davalıya gönderilen ihtarname ile öncelikle müvekkilinden tahsil edilen sigorta bedellerine istinaden düzenlenen sigorta poliçelerinin birer nüshasının taraflarına iletilmesi, ilgili sigorta poliçelerin mevcut olmaması halinde müvekkili tarafından ödenen sigorta bedellerinin toplam miktarının tespitinin yapılarak taraflarına iade edilmesinin talep edildiği ancak sigorta poliçelerinin davalı tarafından sunulmadığı, müvekkilinden hem sigorta bedeli tahsil edilmesi ve aynı zamanda meydana gelen hasarların da müvekkilinden tahsil edilmesinin sigortanın mantığı ile bağdaşır tarafı olmadığı, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde rücu işlemi yapmasını kabul etmedikleri, işbu sebeplerle ve davalı taraftan yapılan sigorta poliçelerinin bir nüshasının taraflarına verilmesi ihtarname ile istenmesine rağmen verilmemesi sebeplerinden dolayı, sigorta poliçelerinin hiç yaptırılmamış olduğu kanaatine ulaştıkları belirtilerek açıklanan nedenler ve resen belirlenecek hususlara binaen; HMK 107. Md. gereği fazlaya ilişkin tüm dava ve alacak talep hakları saklı kalmak kaydıyla, Arz ve izah edilen nedenler ve Mahkemece resen nazara alınacak hususlarla: şimdilik 8.900,00 TL olmak üzere, yargılama sırasında bilirkişi tarafından hesaplanacak olan müvekkiline eksik ödenen tutarların temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, şimdilik 100,00 TL olmak üzere, sigorta poliçe bedellerinin bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak müvekkili lehine olan tutarlarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, her türlü yargılama giderinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.

Cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasını ve davada ileri sürdüğü asılsız iddiaları kesinlikle kabul etmedikleri, davacının, T.C Bornova .....Noterliği’nin 10.02.2014 tarih, ... yevmiye no.lu Acentelik Sözleşmesi ile müvekkilinin Aliağa acentesi olarak faaliyete başladığı ancak Aliağa Acenteliğini yapmakta iken, cari borcunu sürekli ödememesi nedeniyle defalarca ihtarname gönderildiği sonuç alınamayınca, müvekkilinin kayıtlarına göre, davacının cari hesabında bulunan borcu üzerinden, T.C. Aliağa İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyası ile icra takibi açıldığı, davacının borcunu kabul ettiği ve takibin kesinleştiği, davacının, aleyhinde başlatılan icra takibini kabul ettiği halde ödeme yapmaması nedeniyle T.C. Bornova .... Noterliği’ nin 09.10.2020 tarih, ... yevmiye no.lu fesih ihbarnamesiyle Acentelik Sözleşmesinin tek taraflı olarak fesih edildiği, davacının, T.C. Aliağa İcra md. ... E. dosyası çerçevesinde haczedilen araçları hakkında yakalama kararı çıktıktan sonra, müvekkiline ihtarname gönderdiği, sonrasında ihtarnamede iddia ettiği hususlardan vazgeçip, borcunu kabul edip ödeme yaparak icra dosyasını kapattığı, müvekkilinin kendi kayıtlarında bulunan davacının cari hesabına dayanarak yaptığı icra takibine itiraz etmeyen, orada yazan borcu kabul edip ödeyen davacının, yine fikir değiştirerek iş bu haksız davayı açtığı, davacının, “… oranların doğru hesaplanmadığı ve şirketlerinden alacaklı olduğu” yönündeki iddialarını kesinlikle kabul etmedikleri, tüm oranların doğru şekilde hesaplandığı, yapılan bu hesaplamalar üzerinden, her ay, davacı tarafından şirketlerine fatura kesildiği, her ne kadar sözleşmede İstanbul’dan direkt Aliağa’ya gelecek malzemeden bahsedilmişse de gerek fiziki gerekse lojistik şartları bulunmadığından hiçbir zaman İstanbul’dan direkt Aliağa’ya sevkiyat olmadığı, tüm malzemelerin İstanbul’dan, İzmir Aktarma Merkezlerine geldiği, oradan dağıtım / aktarma yapılarak Aliağa’ya ulaştırıldığı, dolayısıyla direkt Aliağa’ya gitmeyen, İzmir Aktarma Merkezinde emek, mesai ve masraf harcanarak araçlarıyla Aliağa’ya gönderilen malzemeler için tabii ki %40 oranı uygulanmadığı, aktarma hak ediş oranı uygulandığı, bu oranlar üzerinden hesaplanan hak edişler için, davacı tarafından her ay şirketlerine fatura kesildiği, bu durumun davacı tarafından gayet iyi bilindiği ve kabul edilerek şirketlerine fatura kesildiği halde, sözleşmeyi sonlandırdıktan 1 yıl sonra yanlış hesaplamadan bahsederek alacak talebinde bulunmasının, kötü niyetli olarak sebepsiz zenginleşme çabasında olduğu izlenimi uyandırdığı, Vergi mevzuatı uyarınca ticari ilişkiden kaynaklı faiz faturası kesme ve bu fatura uyarınca vergi ödeme yükümlülüklerinin bulunduğu, yine sözleşme kapsamında, sigorta bedeli alınan poliçeler kesilerek, davacının cari hesabına işlendiği, davacının kusurundan kaynaklı veya sigorta tarafından karşılanmayan hasarların tabii olarak davacıya yükletildiği ve fatura edildiği, davacıdan alınan sigorta ücretlerine ilişkin tüm poliçelerin kesildiği, aksi yöndeki iddiaların asılsız olduğu, davacının, bu hususları bildiği ve geç de olsa borcunu ödediği halde müvekkilini isnat eden beyanlarda bulunmasının, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, davacının, müvekkili firmadan haksız kazanç elde etme ya da sebepsiz zenginleşme amacı taşındığı yönünde ciddi şüphelerinin bulunduğu belirtilerek açıklanan nedenlerle cevaplarının ve delillerinin kabulüne, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, vekalet ücreti ve mahkeme masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.

İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ile Aliağa Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevapları, Bornova.... Noterliğinin 09/10/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname örneği, taraf kayıtlarının tetkiki ve yapılan taşıma yönünden teknik bilirkişiden oluşan heyetçe hazırlanan 12/03/2023 tarihli rapor, 03/06/2023 tarihli ek rapor, davalı yan kayıtlarının keşif neticesi incelenmesine dair sunulan 07/10/2024 tarihli rapor, talimat yoluyla alınan 16/01/2025 tarihli rapor dosyamız arasındadır.
Mahkememizce 09/06/2022 tarihli duruşmada verilen ara karar kapsamında taraflarca bildirilen adreste mali müşavir bilirkişi tarafından ve taşıma hukuku yönünden ise taşıma hukuku bilirkişisine dosyanın tevdisi üzerine teknik bilirkişi ... tarafından sunulan 29/08/2022 tarihli ön raporda mali kayıtlarından incelenmesinden sonra değerlendirme yapılacağının belirtilmesi üzerine mali müşavir bilirkişi...'e tevdisi neticesi sunulan 13/08/2022 tarihli raporda taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, her iki taraf kayıtlarının lehe delil teşkil ettiği, davacı kayıtlarına göre davalıdan 28.497,54 TL alacaklı olunduğu, davalı kayıtlarına göre ise davalının davacıdan 32.119,53 TL alacaklı olduğu, aradaki cari hesap bakiye farkının 1613 adet kayıt fark adetinden kaynaklandığı hatta bunların sayısının artma olasılığının bulunduğu, net cari hesap bakiye tablosunun Aliağa İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının kazandırılmasından sonra yapılabileceğinin belirtilmesi üzerine tarafların adreslerinde inceleme yapılmasına dair dosya yeniden tevdi edilmekle sunulan 12/03/2023 tarihli raporda ise bahse konu 1613 adet kayıt fark adedine dair bir takım incelemelerin yapıldığı belirtildiği, tarafların mali kayıtları arasında yine az önce belirtilen tutarlar yönünden farklılık olduğu, 2018 döneminde Aliağa varışlı İzmir aktarmalı sevkıyatların incelendiği ve bu sevkıyatların neticesi 2018 yılında davacının davalıdan 146.821,53 TL tutarda net hak ediş geliri elde edebileceği, bu yıla ilişkin davacının davalı aleyhine kestiği fatura tutarının toplam 383.646,55 TL olduğu, davacının fazladan 236.825,02 TL tutarda fatura kestiği, hasarlanan yada zayi olan gönderilerin sigorta yönü ile değerlendirilmesinin uzmanlık alanında kalmadığına yönelik kanaat belirtildiği anlaşılmakla birlikte bahse konu raporlara yönelik beyan ve itirazlarda bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce bu sefer ayrıca kurulan 04/06/2023 tarihli ara karar ile gerek mali müşavir bilirkişi tarafından gerekse nakliye- taşımacılık uzmanı bilirkişi tarafından incelenmesi gereken hususlar belirtilerek ara kararı karşılar mahiyette dosyanın tevdisi üzerine sunulan 03/06/2023 tarihli mali müşavir ek rapor ile davacının davalı aleyhine kestiği komisyon faturası ile komisyon karşılığının davalıya ödediği paranın işlendiği, her iki tarafın muhasebecisinin aynı olduğu, bu muhasebeciden alınan beyan ile davacının ay sonlarında şirket merkezlerine gelerek hesap mutabakatı yapıp komisyon faturası kestiği, aylık komisyon faturalarının davacı yanca düzenlendiği, davalıya kesilen faturalarda hesap yanlışlarına dair dosya kapsamında bir hususun görülmediği, sözleşmenin sona ermesinden 352 gün sonra davacının davalının eksik hak ediş hesaplamasını talep ettiği, daha evvelden sunulan 13/08/2022 tarihli rapor kapsamında davalı yanın ve davacı yanın cari hesap muavin dökümünün rapor ekinde sunulduğu ancak hesap dökümlerinde açıklamanın yetersiz olması sebebiyle taşıma irsaliyeleri ile davacıdan prim tahsili yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tahsil tutarında poliçe tanzim edilip edilmediği ve hasara uğrayan ürünler yönünden davacıdan tahsilat yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı ancak muavin deftere işlenen kayıtlar yönünden davalı tarafından davacı lehine 8.560,00 TL tutarda sigorta poliçesinden kaynaklandığı düşünülen alacak kalemi girişi yapıldığı ve fakat tahsil edilen sigorta primi tespit edilemediği, poliçenin görülemediği gibi hasar tahsilatının da görülemediği buna dair ilgili tüm belgelerin sunulmasından sonra değerlendirme yapılacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, diğer bilirkişi tarafından ise incelemelerin devam ettiği bildirilmekle birlikte daha sonradan aynı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/12/2023 tarihli raporda ise mali müşavir tarafından 03/06/2023 tarihlerindeki hususları değiştirecek bir husus olmadığı, taşıma bilirkişisi tarafından sunulan 10/01/2024 tarihli raporda ise davacının 2018-2020 yılları arasında toplam 36940 adet taşıma işi yaptığı, davalı kayıtları üzerindeki incelemede İstanbul- Aliağa direk taşıma işi yapılmadığı, taşımaların İstanbul'dan İzmir aktarma merkezine oradan da indirme- aktarma yapılarak Aliağa bölgesine sevk edildiği, davalı yanın kayıtlarında taşımaya dair yapılan gelir paylaşımının sözleşme esaslarına uygun olduğu, poliçe kesintisi yönünden uzmanlık alanı dışında olduğundan değerlendirme yapılamadığı belirtilmekle teknik bilirkişinin raporuna taraflarca itiraz edildiği görülmüştür.
Mahkememizce taraflardan yapılan itirazların karşılanması bakımından bilirkişi isimlerinin istenilmesi üzerine mali müşavir olarak ortak belirtilen SMMM bilirkişisi ... eşliğinde davalı kayıtlarının sistemsel olarak tutulduğu belirtilen adreste bizzat keşif yapılmakla bilirkişi tarafından sunulan 07/10/2024 tarihli raporda ise davacı adına tahakkuk ettirilen hak ediş tutarının davalı kayıtları üzerinde yapılan incelemesi neticesinde aktarma hak ediş oranının uygulandığı, İzmir- Aliağa taşımada %50, Aliağa- İzmir yönündeki taşımada %25 olarak belirlendiği, merkez ve acente tarafından tahsil edilen taşıma ücretlerinin aylık hesaplanarak karşılıklı mutabakat sağlandıktan sonra toplamı üzerinden navlun, sigorta giderleri ve taşıma ücretindeki iskontolar düşüldükten sonra ödeme yapıldığı, taşıma ücreti üzerinden yapılan indirim konusu kesintisinin sözleşmeye uygun olduğu, 2014-2020 dönemine ait hak ediş tutarlarının hesaplamasının yapıldığı, yine davalı kayıtlarına göre davacıdan 32.119,53 TL alacaklı olunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmekle birlikte taşıma hukuku konusunda bildirilen bilirkişilere dosya tevdi edilememekle birlikte usul ekonomisi gereği taşıma yönden bilirkişi itirazının karşılanmasına yönelik İstanbul ... ATM'nin ... talimat sayılı dosyası üzerinden... tarafından hazırlanan 16/01/2025 tarihli raporda ise kayıp ve hasarlar yönünden sigorta yaptırılmasının sektörde yaygın bir uygulama olduğu, bu tür işlerde yapılacak işlerin niteliğinin belirtildiği, davalı taraf faaliyet için kendi adına bir sigorta yaptırmış ise de davacı tarafça sigorta bedelinin kesildiği iddia edildiğine göre sigorta sözleşmesi ve prim makbuzlarının dosyaya ibraz edilmesinin iddia eden tarafından yerine getirilmesinin gerektiği, çünkü sigorta sözleşmesinin var olduğunun iddia edilmesi için priminin ödenmesi gerektiği, ihtilaf konusu olayda sigortanın hangi tür sigorta olduğunun anlaşılamadığı, poliçe ve prim ödeme makbuzlarının dosyada yer almadığı, Mahkemece mali kayıtlar yönünden yapılan incelemede prim ödemelerine ilişkin bir bilgiye de rastlanılmadığı, bu yönden aksi durumun davalı yanca poliçeler sunularak ispatlanması gerektiği, dosya delil durumuna göre sigorta sözleşmesinin var olduğunun söylenemeyeceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmekle birlikte yine bahse konu rapora itirazlarda bulunulduğu görülmüştür.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında 08/02/2014 tarihinde acentelik sözleşmesinin akdedildiği, söz konusu sözleşmeye göre davacının davalı acentesi olarak kara yolu ile İzmir İlinde Aliağa İlçesinde eşya taşımacılığı konusunda faaliyete başladığı, yine acentenin faaliyet alanı içerisinde olmak kaydıyla davalıya ait yüklerin yükleme/boşaltma işleri, müşterilere ait kargoların adresten alım ve adrese teslim hizmetleri, faturaların tahsili, tahsilatın davacıya teslimi/havale edilmesi, pazarlama faaliyetleri ile diğer aracılık hizmetlerinin sözleşmede belirtilen şekilde yapılacağının da kararlaştırıldığı, sözleşmenin mali konularının ve çalışma şeklinin de belirlendiği, davalı tarafından davacıya Bornova .... Noterliğinin 09/10/2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taraflar arası sözleşmenin davalı tarafça fesih edildiği konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir.
Yukarıdaki tespit göz önüne alındığında davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen hak edişlerin davacı tarafın iddia ettiği gibi mi düzenlenmesi gerektiği yoksa davalı tarafın iddia ettiği gibi mi düzenlenmesi gerektiği ayrıca hak edişlerin eksik tanzim edilip edilmediği ve bu kapsamda davacıya eksik ödeme yapılıp yapılmadığı, ilişkinin ticari kayıtlara yansıyıp yansımadığı ve yansımış ise yansıma şeklinin tespiti ile düzenlenen toplu taşıma irsaliyeleri nedeniyle davacıdan sigorta primi tahsil edilip edilmediği ve yine bu kapsamda tahsil edilmiş ise de tahsil edilen tutarlarda poliçe tanzim edilip edilmediği ayrıca davacı tarafından yapılan taşıma sırasında hasarlanan ürünler ile alakalı olarak davacıdan hasar tahsili yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu şekildeki yapılan hasar tahsilinin aynı zamanda masrafı davacıdan karşılanmak suretiyle sigorta poliçesi ile teminat altına alınıp alınmadığı, alındığının anlaşılması halinde bu durumun davacıdan haksız tahsile sebebiyet verip vermediği ve dolayısı ile davalının bu anlamda sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği hususlarında yapılacak inceleme neticesi varılacak kanaate esas acentelik sözleşmesi nedeniyle davacıya hak edişlerden kaynaklı eksik ödenen bedelin davalıdan tahsili istemi ile taşımaya yönelik haklı olunmadığı halde davacıdan kesilen sigorta primlerinin davalıdan tahsili istemine yönelik maddi tazminat davası olduğu anlaşılmıştır.
Gerek evvelki mali müşavir tarafından gerekse de davalı kayıtlarının bulunduğu adreste inceleme neticesi oluşturulan mali müşavir raporu ile önceki ve sonraki taşıma bilirkişilerin raporlarında varılan kanaatlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılarak her ne kadar dosyaya kazandırılan mali kayıtların incelenmesi ve aynı zamanda sigorta bilirkişisi raporuna itirazlar ile ek rapor/ yenir bir rapor alınması talep edilmiş ise de yapılan itirazların bir kısmının resen değerlendirilecek itirazlardan olduğu bir kısmının aksi iddia edilmekte ise de Mahkememizce de kabul edildiği üzere hali hazırda raporda karşılandığı göz önüne alındığında raporların yeterli teknik incelemeyi içerdiği, yapılan itirazların bu aşamadan sonra taraf delil durumuna göre Mahkemece değerlendirilesinin gerektiği kabul edilerek yeniden bir rapor alınmasının yahut ek rapor alınmasının gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yapılan mali incelemeler neticesinde ve taraflar arasındaki sözleşme içeriği göz önüne alındığında taraflar arasında yukarıda belirtildiği şekilde 08/02/2014 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalanmakla başlanılan kara yolu ile şehirler arası eşya taşımacılığına yönelik ilişkinin 09/10/2020 tarihinde sonlanmakla birlikte davacı kayıtlarına göre davalıdan 28.497,54 TL, davalı kayıtlarına göre ise davacıdan 32.119,53 TL alacaklı olunduğu, bu nedenle taraf kayıtları arasında 60.617,07 TL tutarda alacak farkının bulunduğu, mali müşavir bilirkişiler vasıtasıyla taraf kayıtlarının mali anlamda oluşan farkı yönünden yapılan incelemesi neticesinde bunların fatura kesintileri, komisyon faturası olmak üzere kayıt farklarından kaynaklandığının anlaşıldığı, esasen talimat yoluyla alınan rapor ile de taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından bu taşımaya ilişkin sigorta poliçesinin düzenlenmesi gerektiği çünkü bu sözleşmenin acente ve şubeleri de kapsayacağı, davacı yanın yaptığı taşıma işi neticesinde güvencesininde bu poliçe kapsamında olduğu, bu anlamda dosyaya sunulan poliçeler yok ise de tarafların birden fazla kez incelenen mali kayıtları ile bu anlamda kurulan ara kararlar neticesi kazandırılan bilgi ve belgelere göre poliçe bedellerinin davalı tarafından ödenerek davacı yana yansıtmasının yapıldığı, davacı tarafça ise yukarıdaki gerekçeler ile yapılan yansıtmaların yerinde olmadığı iddia edilmekte ve bu nedenle kendisine iadesi talep edilen sigorta bedel kesintilerinin geri ödenmesine ve buna bağlı olarak davalının yaptığı tahsilatın haksız olduğu yönünde beyanda bulunulmuş ise de davacı nezdinde yapılan kesintiye dair herhangi bilgi yada belge olmadığı gibi davalı nezdindeki kesintilerin ise sözleşme kapsamında belirtilen oranlar dahilinde yapıldığı anlaşılmakla aksi yöndeki davacı iddiasının bilgi ve belge ile kanıtlanması gerekmesine rağmen bu yönde bir bilgi ve belgenin sunulmadığı dolayısıyla davacının kendisinden haksız tahsil edildiği iddiasına ilişkin sigorta poliçesi yahut prim ödeme makbuzu sunulmadığından ortada yapılan kesintinin haksızlığına yönelik iddianın soyutluktan öteye geçemediği, bununla birlikte hasarlanan ürünler ile alakalı davacıdan yine haksız tahsilat yapıldığı belirtilmiş ise de bu yönden yapılan bir tahsilatın da davacı yanca ortaya konamadığı, açıklanan nedenlerle davalı yanca davacı yan yönünden düzenlenen hak edişlerin taraflar arası sözleşmeye uygun olduğu, davacıya yapılan herhangi bir eksik ödeme olmadığı, bunun aksinin yine davacı yanca ispatının yapılamadığı, davacıda haksız tahsil edilen sigorta prim tahsilatının olmadığı yine bunun aksinin davacı yanca ispatlanması gerekmesine rağmen bu yönde bir ispatında olmadığı anlaşılmakla somut ilişkide davalının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak bir durumunda bulunmadığı göz önüne alınarak ilişkinin sona ermesinden oldukça uzun bir süre geçtikten sonra davalı yanca yapılan iş ve işlemlerin taraflar arası sözleşmeye uygun olmadığı bu anlamda davacıdan haksız tahsilat yapıldığı yönündeki davacı istemlerini dosya kapsamına kazandırılan bilgi ve belgelere göre ispatlanamadığı kanaatine varılarak açılı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Dava belirsiz alacak davası şeklinde açıldığından hak kaybı yaratmamak açısından kararın neticesi de göz önüne alınarak istinaf yolu açık olmak üzere tesis edilmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1- Davanın REDDİNE,

2- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından evvelce alınan 153,70 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye irad kaydına, bakiye 461,70 TL karar ve ilam harcının DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAD KAYDINA, söz konusu tutar ile ilgili 492 sayılı harçlar kanunu 28. Madde uyarınca kararın tebliğinden itibaren 1 ay içerisinde tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,

3- Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, yukarıda mahsubuna karar verilen peşin harç ve gider avansından kullanılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVACI TARAFA İADESİNE,

4- Davalı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan 60,85 TL'nin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
- Kullanılmayan avansın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereğince DAVALI TARAFA İADESİNE,

5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 9.000,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,

6- Dava açmadan evvel dava şartı kapsamında başvurunun yapıldığı sabit olduğundan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin Hazine tarafından ilgili arabulucu Nilay Yördem'e ödenmesi halinde, bu ücretin 6183 sayılı Kanun kapsamında DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu hususta Hazineye müzekkere yazılmasına,

7- Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 07/05/2025