İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 15/11/2011 tarihli reklam hizmeti sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme ile davalının “sözleşmede belirtilen süre ve şartlarda müvekkili davacının reklam ve tanıtım hizmetlerinin karşılanması” işini yüklendiğini, sözleşmede ücretin 100.000,00 TL olacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin ödeme yükümlüğünü yerine getirdiğini, ancak davalının yüklendiği işin bazılarını hiç yerine getirmediğini, bazılarını ise gerektiği şekilde yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını ve müvekkilinin zarara uğramasını sebebiyet verdiğini, müvekkilinin e-mail yoluyla ve sözlü olarak davalıyı uyardığını, ancak taahhüdün yerine getirilmemesi ve düzeltilmemesi nedeniyle davalıya İzmir 20. Noterliği’nden 16/08/2012 tarihli ve 13652 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, davalının ihtarname gereğini de yerine getirmediğini, davalının, sözleşmenin 2,3,4,7,8,10,11,12,13 ve 14. maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, diğerlerini ise eksik yerine getirdiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin D.İş sayılı dosyasında görevlendirilen bilirkişi tarafından davalının hiç veya gereği gibi yapmayan işlerin bedelinin belirlendiğini, bu raporda “sözleşmede belirtilen hizmetin davalı tarafından tam olarak yerine getirilmediği” hususunun belirtildiğini, tespit raporunun davalıya 01/03/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, itiraz edilmediğini, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, davalının 100.000,00 TL iş bedelinden yaptığı işlerin bedeli düşüldükten sonra kalan miktar yönünden sebepsiz zenginleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile ve delil tespit dosyasındaki yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 23/12/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 70.000,00 TL’nin ihtarname sonrası sabit olan temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, delil tespit giderlerinin de yargılama giderleri ile birlikte davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının HMnın 107. maddesine aykırı olduğunu, eser sözleşmesine dayalı davanın sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK hükümlerine tabi olduğunu, davacının BKnın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı alacak davası açma hakkının bulunmadığını, 6762 sayılı TTKnın 25.maddesinde düzenlenen ayıp ihbarının bulunmadığını, işin teslim edildiği 10/07/2012 tarihinden itibaren yasal süre içerisinde yapılmış ayıp ihbarının bulunmadığını, işin süresinin 365 gün olduğunu, sözleşmenin 15/11/2012 tarihinde sona erdiğini, davanın ise 03/04/2013 tarihinde açıldığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm işleri eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, sözleşmenin “F” maddesinin 1,2,3,5,6,9 ve 10. maddelerinde tanımlanan ana, asli ve en önemli reklam ve tanıtım işlerinin yapıldığını; 7. ve 8. maddelerdeki işlerin davacının isteği uyarınca yerine getirilebilecek nitelikteki işler olduğunu; bedel öngörülmemiş işlerle ilgili olarak davacıdan istek gelmediğini, yine 4. maddedeki işle ilgili gerek duyulmaması nedeniyle iç düzenleme yapılamadığını; 10. ve 11. maddelerdeki işlerle ilgili herhangi bir istek gelmediğini; 13. maddedeki işin müvekkili tarafından önerilen Nenta Matbaası tarafından üretilerek davacıya teslim edildiğini; 14. maddedeki işle ilgili bir istek olmadığını, davacı şirkete tasarlanan logonun özel olarak tasarlandığını, davacının web sitesinin eksik ve ayıplı olmadığını, tespit raporunu kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
15/11/2011 tarihli sözleşme, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/60 D.İş sayılı dosyası, ihtarname, bilirkişi raporları.
Dava; eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 15/11/2011 tarihinde reklam hizmeti sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı, davacının “sözleşmede tanımlanan reklam ve tanıtım hizmetlerinin sözleşmede belirtilen süre ve şartlar çerçevesinde karşılanması” işini yüklenmiştir. Sözleşmede işin süresi “imza tarihinden itibaren 365 gün” olarak belirlenmiş ve iş bedeli de KDV dahil 100.000,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Davacı tarafça iş bedelinin % 50’lik kısmının sözleşmenin imza tarihinde davalı hesabına yatırılacağı, kalan kısmının 30’ar günlük ara ile keşide edilecek her biri 10.000,00 TL tutarında 5 adet çek olarak sözleşmenin imza tarihinde alınacağı düzenlenmiştir.
Bu sözleşmenin “F” bendinde davalı tarafından verilecek hizmet maddeler halinde belirlenmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ekinde ödemeye ilişkin dekont örneği ile davalıya verilen çek örneklerini sunmuştur.
Taraflar arasında; “15/11/2011 tarihli sözleşmenin imzalandığı ve davacının, davalıya sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödediği” konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davalının 15/11/2011 tarihli sözleşme ile yüklendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirip getirmediği, eksik iş bulunup bulunmadığı ve varsa bedelinin ne olduğu, davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği, davacı alacağının ne miktar olduğu” konularındadır.
Davacı, davalıya İzmir 20.Noterliği’nden gönderdiği 15/08/2012 tarihli, 13652 yevmiye numaralı ihtarname ile “tebliğden itibaren 30 gün içerisinde sözleşme ile yüklendiği edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesini, ayıplı hizmet ve imalatlardaki hataları gidermesini” istemiş, “aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini, 100.000,00 TL + KDV tutarındaki iş bedelinin ticari faizi ile birlikte tahsil edileceğini ve uğranılan müspet ve menfi zararların da tazmin edileceğini” ihtar etmiştir. İhtarname davalıya 27/08/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce eser başında keşif yolu ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi ... reklamcılık-halkla ilişkiler uzmanı bilirkişi ... oluşan bilirkişi heyeti hazırlayıp sundukları 24/03/2014 tarihli raporlarında özetle; davalının, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlüklerini yerine getirdiğini, yerine getirilmeyen edimler konusunda davalının temerrüte düşürülmediğini, davalı tarafından davacı için yeni bir slogan ve logo tasarımının yapıldığını, sözleşmenin 2,10,11,12,13 ve 14. maddelerinde yer alan hususların realize edilmesinin davacının isteğine bağlı olduğunu, gerek yerinde yapılan tespitlerde gerekse dosya içeriğinde çalışmaları başlatmaya yönelik bir bütçenin davalıya bildirildiğine ilişkin bir evraka rastlanmadığını bildirmişlerdir.
Davacı vekili 18/04/2014 havale tarihli dilekçesi ile rapora yönelik itirazlarını bildirmiş ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasını istemiştir.
Talimat yoluyla rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişi ..., bilgisayar mühendisi bilirkişi ...ve hukukçu bilirkişi... oluşan bilirkişi heyeti 21/10/2014 tarihli raporlarında özetle; davalının, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin bir kısmını yerine getirdiğini ancak bir kısmını yerine getirmediğini, bu durumda davalının yerine getirmediği işlere tekabül eden bedeli iade etmesi gerektiğini, aksi takdirde sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olacağını, davalının iade etmesi gereken tutarın ise yerinde yapılacak bir inceleme sonucunda davalının yaptığı işlerin tek tek somut olarak belirlenmesi ve bunlara tekabül eden ücretin takdiri ile belirlenebileceğini bildirmişlerdir.
Mahkememizce yeni bir bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Halkla ilişkiler-reklamcılık konusunda uzman bilirkişi..., mali müşavir bilirkişi ... ve hukukçu bilirkişi ...dan oluşan bilirkişi heyeti 15/11/2016 tarihli raporlarında özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin karma bir sözleşme olduğunu, davalının sözleşmedeki bir kısım edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmeye konu işlerin tamamlanmadığını, eserin tamamlanmadan iş sahibine teslim edilmesinin ifa anlamına gelmeyeceğini, uyuşmazlığa konu olayda ayıplı değil, eksik iş olduğunu; davacının sözleşmede belirtilen süre dolmadan ihtarda bulunduğunu, davacının bu ihtarname ile davalıya süre verdiğini, davacının isteği incelendiğinde sözleşmeden dönme değil, ifaya olan menfaatini istediğinin anlaşıldığını, davacının, yerine getirilmeyen edimlerin tazminini isteme hakkının bulunduğunu, bunun için eserin tamamlanma oranının ve tamamlanmayan işin değerinin belirlenmesi gerektiğini, eserin tamamlanma oranının belirlenmesinin teknik inceleme ve değerlendirmeyi gerektirdiğini, özellikle davacının defalarca belirtmesine karşın kuruluş organizasyonu ile ilgili hiçbir işin yapılmadığını, bu nedenle defalarca tarihin değişmesinin davacıyı mağdur ettiğini, davalının sözleşmeye uygun olarak yaptığı işlerin “zarf, antetli kağıt, cd, kartvizit, takvim, telesekreter mesajı” olduğunu, ancak web sitesi için vaat edilen tarihte bir hizmet sağlanamadığını, ayrıca yılbaşı eşantiyonları, kokteyl vb. konularda da hizmet verilmediğini, e posta, telefon, toplantı vs gibi görüşmelerde çok geç bilgi verildiğini, teknik değerlendirme sonucunda sözleşme kapsamında 100.000,00 TL yıllık olarak imzalanan ve davacı tarafından ödemesi gerçekleştirilen sözleşme kapsamında yaklaşık olarak belirlenen işlerin 30.000,00 TL’lik bölümünün davalı tarafından gerçekleştirildiği kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/60 D.İş sayılı dosyasında rapor hazırlayıp sunan bilirkişi, 20/02/2013 tarihli raporunda; yapılan işlerin madde madde fiyatlandırılmasının mümkün olmadığını, zira; sözleşmede hizmet ve imalatların her birinin ayrı ayrı fiyatlandırılmadığını, sözleşme karşılığı alınan hizmetlerin web tasarımı, imalatı ve kurumsal evrakların tasarımı ile sınırlı kaldığını bildirmiştir.
Mahkememizce; “davacı vekilinin delil olarak dayandığı tespit dosyasında davalının eksik bıraktığı işlerin belirlendiği, rapor hazırlayıp sunan farklı bilirkişi heyetlerinin de hizmetin eksik verildiğini ortaya koydukları, gerek tespit dosyasında gerekse mahkememize hazırlanarak sunulan son raporda yapılan işlerin tüm sözleşme kapsamında oranının % 30 olarak belirlendiği, bu raporlarda davalı tarafın kurumsal işlerin bir kısmı, web sitesinin bir kısmı ile fotoğraf çekimi hizmetlerini yerine getirdiğinin, bunlar dışında kalan hizmetleri gerçekleştirmediğinin belirlenmiş olduğu, raporların birbiriyle uyumlu bulunduğu, yapılan işler haricinde davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak yapılmayıp eksik bırakılan işler bedelinin benimsenen raporda 70.000,00 TL olarak belirlenmiş olması karşısında davacının eksik bırakılan işler yönünden davalıya fazladan yaptığı ödemenin iadesi gerektiği, davacının, davalıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshetmediği, fesih dava ile birlikte gerçekleştiğinden, temerrüdün ihtarname ile değil dava ile birlikte oluştuğu” gerekçeleriyle; “Davanın KABULÜ ile;70.000,00 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Bu miktarın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 23/12/2016 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine” ilişkin 13/06/2017 tarihli, ... Esas ve ...Karar sayılı karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna gidilmiştir.
Mahkememiz kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 28/06/2021 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır.
Gerekçesinde;
“Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesi, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi; "Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." hükmünü; aynı kanunun 479/1. maddesi ise; "İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü düzenlemiştir.
6098 sayılı TBK'nın 97. maddesi de; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesini içermektedir.
TMK'nın 6. maddesi; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içermekte olup, taraflar iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür.
TBK'nun 480. maddesinde; "Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.";
TBK'nun 481. maddesinde; "Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir." hükümleri düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanmış olan Reklam Hizmeti Sözleşmesi başlıklı belgenin incelenmesinde; sözleşmenin F başlığı altında yüklenici tarafından verilecek reklam hizmetlerine ilişkin yapılacak işlerin 14 madde halinde kalem kalem sayıldığı, sözleşmenin konusunun; sözleşmede tanımlanan reklam ve tanıtım hizmetlerinin yüklenici tarafından yine sözleşmede belirtilen süre ve şartlar çerçevesinde karşılanacağının olduğu, işin süresinin 365 gün ve kesintisiz olarak geçerli olacağının belirlendiği ve sözleşmenin D bendinde de gerçekleştirilecek reklam ve tanıtım hizmetlerinin karşılığında KDV dahil 100.000,00 TL ücret ödeneceği ve bu ücretin % 50 tutarındaki kısmının sözleşmenin imza tarihinde, bakiye % 50 kısmının ise sözleşmenin imza tarihinden itibaren 30'ar günlük ara ile keşide edilecek, her biri 10.000,00 TL tutarındaki 5 adet çek şeklinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı iş sahibi olup, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında götürü bedel üzerinden işverene ait şirketin reklamının yapılması yönünde reklam hizmetine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacı işveren tarafından sözleşmede belirtilen götürü bedel miktarı olan KDV dahil 100.000,00 TL'nin yükleniciye ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı işveren, davalı yüklenicinin sözleşmede belirlenen reklam faaliyetine ilişkin kalemlerden bir kısmının yüklenici tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle davalı yüklenici tarafından yerine getirilmeyen edimler nedeniyle fazla ödemiş olduğu bedelin iadesini talep etmekte olup, davalı yüklenici ise sözleşme kapsamında tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin F bendinde belirtilen 14 kalem reklam faaliyetinden bir kısmının davacı işverenin talebi ile yapılabilecek nitelikte olduğunu ve belirlenen süre sonunda da sözleşmenin sona erdiğini savunmaktadır.
Davacı işverenin şirketine ilişkin reklam faaliyetlerinin nelerden ibaret olduğu sözleşmenin F bendinde belirlenmiştir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmede kararlaştırılan işin yapılıp iş sahibine teslim edildiğini ve bunun karşılığında bedele hak kazanıldığını ispatlamak yükleniciye, bedelin ödendiğini ispatlamak külfeti de iş sahibine aittir.
O halde; mahkemece yapılacak iş, taraflarca imzalanmış olan reklam sözleşmesinin F bendinde 14 madde halinde belirtilen hükümler kapsamında davalı yüklenici tarafından yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin neler olduğu ve yine iş sahibi davacı tarafından yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin neler olduğu belirlenerek, sözleşmenin F bendinin 14. maddesinde belirtilen işlerin nitelikleri, sözleşme kapsamındaki ağırlıkları ve değerleri ayrı ayrı tespit edilerek her bir iş için ayrı ayrı oranlama yapılmak suretiyle yapılan ve yapılmayan işler belirlenerek, eksik iş bedelinin ne kadar olduğunun tespiti yönünde dosyaya rapor sunan son bilirkişi heyetinden denetime elverişli ek rapor alınması ve taraf delilleri incelendikten sonra sonucuna göre bir hüküm kurulmasından ibarettir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.” denmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 28/06/2021 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı kararı doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor aldırılmıştır.
Bilirkişiler 22/12/2021 tarihli ek raporlarında özetle; gerçekleşen işlerin; kurumsal işlerin bir kısmı (zarf, antetli kağıt, cd, kartvizit (gerçekleştiğini ancak gecikmeli teslim edildiğini); takvim, telesekreter mesajı, sunum dosyası dış kapağı; Web sitesinin bir kısmı (% 80’i); fotoğraf çekimi işleri olduğunu; gerçekleşmeyen işlerin ise; yazılı basın reklamları, kurumsal pazarlama ve müşteri iletişimi desteği; Web sitesinin bazı uygulama araçlarında aktif gerçekleşmiş) olmaması vb. konuların (% 20); personelin müşteri iletişimi konusunda eğitimi; outdoor reklamları tasarımı, uygulaması ve imalat baskı kalitesi takibi; internet ortamı reklamları için banner tasarımları ve uygulanması; yıllık medya planlama yönetimi ve yayın denetimi; katalog; yılbaşı eşantiyonları ve kokteyl işleri olduğunu; Reklam Hizmet Sözleşmesinde yer alan “C: İşin süresi: İş bu sözleşme imza tarihinden itibaren 365 gün kesintisiz olarak geçerli olacaktır.” maddesinin kesintiye uğradığını; toplam 13 ana konuda reklam işi istendiğini, toplam 3 temel işin % 100 oranında gerçekleşip davacı şirkete sunulduğunu, 1 işin (web sitesi) eksik sunulduğunu, gerçekleşmeyen işler kolonunda da saptanacağı üzere 9 parça işin ise davacı şirkete davalı reklam ajansından gerçekleştirilmediğinin saptandığını, bu bağlamda işlerin oransal olarak % 30'unun gerçekleştirilip % 70’inin gerçekleşmediğinin saptandığını bildirmişlerdir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin F maddesinde davalı tarafından verilecek hizmetler 14 başlık halinde sayılmıştır. Bunlar; “1-Firma için yeni reklam konsepti ve slogan tasarımı, 2-Tasarlanan yeni reklam konsepti doğrultusunda “etki reklamları” tasarımı, 3-Gerek duyulması halinde mekan iç görsel düzenlemeleri, 4-Gerek duyulması halinde şubelerin iç düzenlemeleri, 5-Mekan, ürün fotoğraflarının çekimi ve çekim sonrası bilgisayar ortamında işlenerek kullanıma hazır hale getirilmesi, 6-Kurumsal web sitesi görsel tasarımı, içerik tasarımı, imalatı ve bir yıl süre ile korunması, güncellenmesi, 7-Personelin müşteri iletişimi konusunda eğitimi, 8-Kurumsal pazarlama ve müşteri iletişimi desteği, 9-Basılı kurumsal materyallerin (her türlü basılı reklam materyali, şirket resmi evrakları vs) baskı ve imalat kalitesinin takibi, 10-Yazılı basın reklamları tasarımı, uygulaması ve yayın, baskı kalitesi takibi, 11-İnternet ortamı reklamları için banner tasarımları ve uygulaması, 12-...reklamları tasarımı, uygulaması, ve imalat, baskı kalitesi takibi, 13-İhtiyaç halinde muhtelif promosyon materyallerinin tasarımı, imalat, 14-Yıllık medya planlama yönetimi ve yayın denetimi” işleridir.
Bilirkişiler 27/04/2022 tarihli ikinci ek raporlarında özetle; dosyadaki belgelerin incelendiğini, reklam hizmet sözleşmesinde yer alan maddelerden her birinin belgesinin dava dosyası içinde yer almadığını, bu nedenle yazışmalar ile davalı ve davacı tarafın belirttiği hususlar göz önüne alınarak değerlendirme yapıldığını; reklam sürecinin tasarım ve yaratıcılık sürecini de kapsayan fikir ve uygulama süreci olduğunu, bu bağlamda markaya rekabet üstünlüğü sağlaması hedefiyle marka adının değiştirilmesi için isim önerisi ve bu konuda çalışmalar yapılmasının davalı şirket açısından işlerinin ilk adımını gerçekleştirdikleri anlamına geldiğini ancak devamında müşterisi olan davacı şirkete sözleşme kapsamında verileceği belirtilen hizmetlerin zamanında teslim etmemelerinin, rekabetçi pazarda davacı şirketi zora soktuğunu, sözleşme içinde her bir madde için ayrı ayrı fiyatın belirtilmemesi, dosya içinde işin kapsamını ve detaylarını içeren belgelerin yeterli olmaması nedeniyle bu durumun genel görüş belirtilmesine sebep olduğunu, reklam hizmet sözleşmesi kapsamında verilecek hizmetlerde toplam 14 maddelik reklam çalışmalarının yer aldığını ancak bu maddelerden 3 maddesinin (yeni reklam konsepti ve slogan tasarımı, mekan ürün çekimi, basılı kurumsal materyaller-zarf, antetli kağıt, cd, kartvizit tasarımı ve basımı) tamamlandığını, web sitesinin teknik aksaklıklarla teslim edildiğini, toplam 10 maddede davacı şirketin davalıdan hizmet almadığının saptandığını, bu bağlamda iş teslim yoğunluğu, yapılan ve yapılmayan işler incelendiğinde reklam hizmet sözleşmesinde yer alan işlerin oransal olarak % 30'unun gerçekleştirilip % 70'inin gerçekleşmediğinin saptandığını, bu oran hesaplanırken hizmet sözleşmesindeki maddelerin tabloda belirtildiği gibi gerçekleşip gerçekleşmediğinin dikkate alındığını bildirmişlerdir.
Görevlendirilen ve işletmeci, reklamcı ve hukukçu bilirkişilerden oluşan yeni bilirkişi heyeti 06/02/2023 tarihli raporlarında özetle; dava konusu sözleşme ve daha öncesinde alınan bilirkişi raporları incelendiğinde; dava konusu sözleşmenin F maddesinin 6 alt başlığında bulunan “Kurumsal web sitesi görsel tasarımı, içerik tasarımı, imalatı ve bir yıl süre ile korunması, güncellenmesi” maddesinin daha önceki bilirkişi raporlarında da ifade edildiği gibi % 100 oranda tamamlandığını, sözleşmede bir süre belirlenmemiş olması nedeniyle geç tamamlandığının kabul edilemeyeceğini; sözleşme uyarınca davalının F maddesi ve alt maddelerinden sorumlu olduğunu, iş sahibi olan davacının ise bu alt maddeler içerisindeki mekan ve tanıtıcı faaliyet çekimleri için davalıya altyapı ve giriş-çıkış için izin vermekle sorumlu olduğunu; taraflar arasındaki sözleşmede bulunan “gerekli olması durumunda” ifadesi “davacının gerek duyması” olarak algılansa da G maddesi gereğince davacının tasarım ve karar süreçlerinde etkin olamayacağı anlaşıldığından, gerekli olması durumuna davalının karar vermesi gerektiğinin belirlendiğini; sözleşmenin F bendindeki 14 alt maddenin karşılaştırılabilir olmaması, işlerin niteliği gereğince yapılan incelemede Tablo-2'de görüleceği üzere maddelerin gerçekleştirme sırasına sahip olabileceğini, bir örnek reklam sözleşmesi kapsamında incelenen sözleşme içerisinde gerçekleştirilmesi istenen edimlerin tablo 2 içerisinde belirtilen şekilde olması gerektiğinin belirlendiğini; sonuç olarak; taraflar arasında imzalanan 15/11/2011 tarihli reklam sözleşmesinin F bendinin 14 maddesinde belirtilen dava konusu web sitesinin % 100 tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği ve maddelerin ağırlıklarının Tablo-3 içerisindeki gibi olması gerektiğini bildirmişlerdir.
Aynı bilirkişi heyeti 27/10/2023 tarihli ek raporlarında; kök raporda “Tablo-3” bulunmadığını ancak bu durumun heyet olarak çalışılan rapor içeriğinde “Tablo-3” olan tablonun başka tablo silinmesi sonucunda “Tablo-2” olarak ifade edilmesi ancak referanslarının değiştirilmemiş olması nedeniyle oluştuğunun belirlendiğini; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin F maddesi alt maddelerinin “Tablo-2” içerisinde ağırlıklandırıldığını, BAM kararına uygun olarak bu maddelerin davalının sorumluluğunda olduğunu ve her bir iş için ayrı ağırlıklandırma gerçekleştirildiğini, bu maddelerin ne kadarının tamamlandığı tek tek incelendiğinde; dava dosyası kapsamında madde 6: Kurumsal web sitesi, görsel tasarımı, içerik tasarımı ve imalatı ve 1 yıl süre ile korunması, güncellenmesi işinin % 100 tamamlandığını; firma için yeni reklam konsepti ve slogan tasarımının % 20, tasarlanan yeni reklam konsepti doğrultusunda etki reklamları tasarımının % 20, gerek duyulması halinde mekan iç görsel düzenlemelerinin % 4; gerek duyulması halinde şubelerin iç düzenlemelerinin % 4; mekan, ürün fotoğraflarının çekimi ve çekim sonrası bilgisayar ortamında işlenerek kullanıma hazır hale getirilmesi işinin % 2; kurumsal web sitesi görsel tasarımı, içerik tasarımı, imalatı ve bir yıl süre ile korunması, güncellenmesi işinin % 100; personelin müşteri iletişimi konusunda eğitimi işinin % 10; kurumsal pazarlama ve müşteri iletişimi desteği işinin % 10; basılı kurumsal materyallerin (Her türlü basılı reklam materyali, şirket resmi evrakları vs...) tasarımı, baskı ve imalat kalitesinin takibi işinin % 4; yazılı basın reklamlarının tasarımı, uygulaması ve yayın, baskı kalitesi takibi işinin % 4; internet ortamı reklamları için banner tasarımı ve uygulanması işinin % 2; outdoor reklamları tasarımı, uygulaması ve imalat, baskı kalitesi takibi işinin % 4; ihtiyaç halinde muhtelif promosyon materyallerinin tasarımı, imalat kalitesinin denetimi işinin % 2; yıllık medya planlama yönetimi ve yayın denetimi işinin % 4 tamamlandığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan, yeni görevlendirilen ve reklamcı (web, tasarım, reklam ve tanıtım hizmeti konusunda uzman) bilirkişi ile bir bilgisayar mühendisi ve bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişiler 27/01/2025 tarihli kök raporlarında özetle; sözleşmede davacının ödeme dışında başka bir yükümlülüğünün olmadığını, sözleşmenin bazı maddelerinde bulunan “gerek duyulması halinde/ihtiyaç halinde” davacının/işverenin isteği doğrultusunda yapılacak işler olduğunu, bu kapsamda davacı işverenin talimatı doğrultusunda yapılacak olan işlerin “gerek duyulması halinde mekan iç görsel düzenlemeleri, gerek duyulması halinde şubelerin iç düzenlemeleri ve ihtiyaç halinde muhtelif promosyon materyallerin tasarımı, imalat kalitesinin denetimi” olduğu hususunun anlaşıldığını, öncelikle dava dosyasına davalının tamamlamış olduğu iş kalemleri ile ilgili herhangi bir dijital ya da basılı belge sunmadığını, sadece bir adet davacı firmaya ait sunum dosyasının sunulduğunu, dava dosyasında (fiziki ve uyap ortamında) ise İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2013/60 D. İş dosyasında aldırılan bilirkişi raporunun bulunmadığının görüldüğünü ve bu sebeple incelemelerin dava dosyasına sunulan e-posta yazışmaları üstünden yapıldığını, e-postalar üstünden yapılan incelemelerde; internet sitesinin gecikmeli olarak bir kısmının teslim edildiği, internet sitesinin % 100 tamamlanmamış olduğu, fotoğraf çekimlerinin (personel) yapılmış olduğu, kurumsal işlerin bir bölümünün “Zarf, antetli kağıt, CD, kartvizit (bu işler gecikmeli teslim edilmiştir), slogan, logo, takvim, telesekreter mesajı, sunum dosyası” işlerinin tamamlanmış olduğunun anlaşıldığını, iş kalemlerinin bedelleri yönünden ise; öncelikle görsel iletişim, grafik tasarım ve reklam hizmetlerinde belirlenmiş sabit fiyatların bulunmadığını, firmaların serbest piyasa koşullarına göre fiyatlandırma yaptıklarını, müşterilerine fiyat verirken de yapılacak işin yükü, kullanılacak malzeme ve cihazlar, işin süresi, iş verenin bütçesi, kendi tecrübe ve uzmanlık durumlarına göre fiyat belirlediklerini, sözleşmede hizmet bedellerinin toplamı olarak 100.000,00 TL’nin (KDV dahil) belirlendiğini, sözleşmede hangi iş kaleminin ne kadar olduğunun belirtilmediğini, fiyatlandırmaların serbest piyasa koşullarına göre belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda sözleşme konusu işlerin bedellerinin de belirtmemiş olduğu anlaşıldığından iş kalemlerinin bedellerinin tek tek belirlenemediğini, yapılan işler bakımından ise; davalının işin % 30'unu tamamladığını; bunun önem yüzdesi ve tamamlanma yüzdesi bakımından “%15” olarak internet sitesine karşılık geldiğini, internet sitesinin ise yayına alındığına dair ya da tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğine dair bir belgenin bulunmadığını, slogan tasarımının yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 5’e karşılık geldiğini, fotoğraf çekiminin yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 3’e karşılık geldiğini, basılı kurumsal materyallerin yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 7’ye karşılık geldiğini; Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi taraflar arasında götürü bedel üzerinden eser sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmeyle yüklenicinin sözleşmede tanımlanan reklam ve tanıtım hizmetleri işini sözleşmede belirtilen süre ve şartlar çerçevesinde göreceğini, bu reklam hizmetlerinin sözleşmenin “F” başlığı altında tek tek sayıldığını, bu iş görme edimi karşılığında iş sahibi tarafından yükleniciye KDV dahil 100.000,00 TL ücret ödeneceğini, bu ücretin % 50 tutarındaki kısmının sözleşmenin imza tarihinde, bakiye % 50 kısmının ise sözleşmenin imza tarihinden itibaren 30'ar günlük ara ile keşide edilecek her biri 10.000,00 TL tutarındaki 5 adet çek şeklinde ödeneceğini; davacı iş sahibinin “davalı yüklenicinin sözleşmede belirlenen reklam faaliyetine ilişkin kalemlerden bir kısmını yerine getirmediğini, yerine getirilmeyen edimler nedeniyle davalı yükleniciye fazladan ödemiş oldukları bedelin iadesini istediğini”, buna karşın davalı yüklenicinin ise “sözleşme kapsamında tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin F bendinde belirtilen 14 kalem reklam faaliyetinden bir kısmının davacı işverenin talebi ile yapılabilecek nitelikte olduğunu ve belirlenen süre sonunda da sözleşmenin sona erdiğini” ileri sürdüğünü, kararda da belirtildiği üzere sözleşme konusu işlerin tamamlanarak iş sahibine teslim edildiğini ispat etmenin yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'na göre yüklenicinin önce ifa yükümü altında olmasına rağmen, dava konusu uyuşmazlıkta tarafların bu hususun aksine bir anlaşma yaptıklarını ve iş sahibinin ödeme yükümlülüğünün teslime bağlı olmadığı hususunda anlaştıklarını, sözleşmede hizmet bedellerinin toplamı olarak 100.000,00 TL’nin (KDV dahil) belirlendiğini ancak hangi iş kaleminin ne kadar bedel karşılığı yapılacağının belirtilmediğini, buna göre sözleşmede yapılması planlanan tüm işlerin toplam karşılığının 100.000,00 TL olması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, nitekim “D” başlıklı maddede bu hususun “işbu sözleşme süre ve kapsamında gerçekleştirileceği reklam ve tanıtım hizmetleri karşılığında” şeklinde ifade edildiğini, teknik inceleme kısmında belirtildiği üzere somut olayda; davalı yüklenicinin sözleşmeye göre yapması gereken işlerin % 30'luk kısmını tamamladığını ancak sözleşmede yapılması gereken işlerin bazılarının yanında “gerekli görülmesi halinde” ibaresinin yazılı olduğunu, bu ibareden, iş sahibi tarafından bir talep gelmesi halinde yüklenicinin bu işleri de yapacağı anlamının çıktığını, dava dosyasında davacı iş sahibinin sözleşme süresi boyunca bu işlerin yapılmasını yükleniciden istediğine ilişkin bir belgeye rastlanmamış olması sebebiyle yüklenicinin bu işleri yapmamasının borca aykırılık oluşturmayacağını, zira; basiretli tacir olan davacı iş sahibinin, böyle bir sözleşme imzalarken bu işlerin yapılması için yükleniciden ayrıca talepte bulunması gerekeceğini, aksi takdirde yüklenicinin bunları yapmaması sebebiyle ödediği bedelden iade isteyemeyeceğini bilmesi gerektiğini, teknik inceleme kısmında yapılan işlerin yapılması gereken işlere oranı hesaplanırken bu durumun göz önünde bulundurulduğunu, teknik incelemeye göre listede yanında “gerekli görülmesi halinde” yazılı işlerin davacı tarafından bu işlerin yapılmasını istediğine dair dosyaya bir belge sunulmamış olması sebebiyle hesaplama dışı bırakıldığını, sonuç olarak; incelenen sözleşmede davacının ödeme dışında başka bir yükümlülüğünün olmadığını, sözleşmenin bazı maddelerinde bulunan “gerek duyulması halinde/ihtiyaç halinde” davacının/işverenin isteği doğrultusunda yapılacak işler olduğunu ancak davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığını, firmaların fiyatlandırmalarını serbest piyasa koşullarına göre yaptığını, sözleşmede hizmet bedellerinin toplamı olarak 100.000 TL’nin (KDV dahil) belirlendiğini, sözleşmede hangi iş kaleminin ne kadar olduğunun belirtilmediğini, fiyatlandırmaların serbest piyasa koşullarına göre belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda sözleşme konusu işlerin bedellerinin de belirtilmemiş olduğu anlaşıldığından iş kalemlerinin bedellerinin tek tek belirlenemediğini, yapılan işler bakımından ise davalının işin % 30'unu tamamladığını, bunun önem yüzdesi ve tamamlanma yüzdesi bakımından; internet sitesinin % 15’e karşılık geldiğini, internet sitesinin ise yayına alındığına dair ya da tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğine dair bir belgenin bulunmadığını, slogan tasarımının yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 5’e karşılık geldiğini, fotoğraf çekiminin yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 3’e karşılık geldiğini, basılı kurumsal materyallerin yapıldığı tamamlanma yüzdesi bakımından % 7’ye karşılık geldiği hususunun belirlendiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ikinci ek raporlarında özetle; kök raporda “İş kalemlerinin bedellerinin yönünden öncelikle görsel iletişim, grafik tasarım ve reklam hizmetlerinde belirlenmiş sabit fiyatlar bulunmamaktadır. Firmalar serbest piyasa koşullarına göre fiyatlandırma yaparlar. Müşterilerine fiyat verirken de yapılacak işin yükü, kullanılacak malzeme ve cihazlar, işin süresi, iş verenin bütçesi, kendi tecrübe ve uzmanlık durumlarına göre fiyat belirlerler.” denildiğini, bu sebeple sözleşmede iş kalemlerinin bedellerinin tek tek belirtilmediğini, sözleşme tarihindeki piyasa rayiçlerine göre hesaplama yapılamadığını, davalının sözleşme konusu işleri özellikle internet sitesini tamamlamış olduğunu belirtmiş olmasına rağmen dosyaya gerek internet sitesi gerekse de diğer iş kalemleri ile ilgili olarak elde tutulur inceleme yaparak üstünden değerlendirme yapabilecekleri herhangi bir veriyi sunmadığını, tutanak ve önceki bilirkişi raporlarına bakıldığında söz konusu işlere ait herhangi bir ekran görüntüsü bulunmadığı gibi detaylı değerlendirmelerin de yer almadığının görüldüğünü, ekran görüntüsü ya da detaylı değerlendirmelerin bulunmadığı belgeler üstünden değerlendirme yapılamadığını, ek olarak, tasarım ajanslarının sektörde yapmış oldukları işleri yedeklediklerini, bunun amacı yapılan işlerin arşivinin tutulmasının yanı sıra, müşterinin internet sitesinin çökmesi/kapanması durumunda müşteri teslim edilen tasarımları kaybederse, müşteriye yardımcı olmak ve arşivdeki işlerden yararlanmak olduğunu, davalının, davacı için yapmış olduğu çalışmaları detaylı olarak sunmadığını bildirmişlerdir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesinde; "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." düzenlemesine; 471. maddesinde; "(1) Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. (2)Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. (3) Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. (4) Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." düzenlemesine; 479/1. maddesinde; "İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." düzenlemesine; 97. maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesine; 480. maddesinde; "(1) Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. (2) Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. (3) Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür." düzenlemesine; 481. maddesinde de; "Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
TMK'nın 6. maddesinde ise; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.
Toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında 15/11/2011 tarihinde reklam hizmeti sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı, davacının “sözleşmede tanımlanan reklam ve tanıtım hizmetlerinin sözleşmede belirtilen süre ve şartlar çerçevesinde karşılanması” işini yüklenmiştir. İşin bedeli KDV dahil 100.000,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin "F" başlığı altında davacı yüklenici tarafından verilecek reklam hizmetlerine ilişkin yapılacak işler 14 madde halinde kalem kalem sayılmıştır. Yasadaki tanımlara göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu kapsamda da taraflar arasında imzalanan sözleşme, niteliği itibariyle bir eser sözleşmesidir. Davacı işveren tarafından sözleşmede belirtilen götürü bedel miktarı olan KDV dahil 100.000,00 TL'nin yükleniciye ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Davacı işveren, davalı yüklenicinin sözleşmede belirlenen reklam faaliyetine ilişkin kalemlerden bir kısmının yüklenici tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle davalı yüklenici tarafından yerine getirilmeyen edimler nedeniyle fazla ödemiş olduğu bedelin iadesini istemiş, davalı yüklenici ise "sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin F bendinde belirtilen 14 kalem reklam faaliyetinden bir kısmının davacı işverenin isteği ile yapılabilecek nitelikte olduğunu ve belirlenen süre sonunda da sözleşmenin sona erdiğini" savunmuştur. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmede kararlaştırılan işin yapılıp iş sahibine teslim edildiğini ve bunun karşılığında bedele hak kazanıldığını ispat yükü yükleniciye, bedelin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibine aittir. Davalı vekili her ne kadar cevap dilekçesinde “bir kısım işlerin sözleşmenin F bendinde belirtilen 14 kalem reklam faaliyetinden bir kısmının davacı işverenin isteği ile yapılabilecek nitelikte olduğunu” ileri sürmüş ise de; sözleşmede davalı yüklenici tarafından yapılacak işler belirtilmiştir. Davacı iş sahibi yönünden yapılması gereken işler konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Davacı vekili de davalı tarafın bu savunmasına karşılık “sözleşmeye konulan her edimin müvekkilinin vermiş olduğu ücret karşılığında davalıdan yapmasını beklediği hizmetler olduğunu” savunmuştur. Sözleşmede davacının ödeme dışında başka bir yükümlülüğünün olmadığı hususu bilirkişi raporu ile de belirlenmiştir. Her ne kadar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin kararında "sözleşmenin F bendinin 14. maddesinde belirtilen işlerin nitelikleri, sözleşme kapsamındaki ağırlıkları ve değerleri ayrı ayrı tespit edilerek her bir iş için ayrı ayrı oranlama yapılmak suretiyle yapılan ve yapılmayan işler belirlenerek, eksik iş bedelinin ne kadar olduğunun tespiti edilmesi gerektiğine" işaret edilmiş ise de; bilirkişiler; "görsel iletişim, grafik tasarım ve reklam hizmetlerinde belirlenmiş sabit fiyatların bulunmadığını, firmaların serbest piyasa koşullarına göre fiyatlandırma yaptıklarını, müşterilerine fiyat verirken de yapılacak işin yükü, kullanılacak malzeme ve cihazlar, işin süresi, iş verenin bütçesi, kendi tecrübe ve uzmanlık durumlarına göre fiyat belirlediklerini, sözleşmede hizmet bedellerinin toplamı olarak KDV dahil 100.000,00 TL’nin belirtildiğini, sözleşmede hangi iş kaleminin, ne kadar olduğunun belirtilmediğini, fiyatlandırmaların serbest piyasa koşullarına göre belirlendiği göz önünde bulundurulduğunda sözleşme konusu işlerin bedellerinin de belirtmemiş olduğu anlaşıldığından iş kalemlerinin bedellerinin tek tek belirlenemediğini" bildirmişlerdir. Sözleşmede belirtilen iş birim fiyatlı iş olmayıp, ayrı ayrı her bir kalem işin bedelinin belirtilmemiş olması, bilirkişiler tarafından teknik olarak ayrı ayrı iş kalemlerinin bedellerinin belirlenememiş bulunması, bunun yanı sıra toplam bedelim serbest piyasa fiyatlarına göre belirlenmiş olması karşısında mahkememizce toplam iş bedeli üzerinden değerlendirme yapılarak sonuca varılmıştır. Bu çerçevede de; aldırılan son kök ve ek rapor ile tespit raporunsa göre davalı yüklenicinin iş eksik bıraktığı, yapılan işlerin tüm sözleşme kapsamında oranının % 30 olduğu, yapılan işler haricinde davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak, yapılmayıp eksik bırakılan işlerin bedelinin 70.000,00 TL olduğu, davacının eksik bırakılan işler yönünden davalıya fazladan yaptığı ödemenin iadesini istemekte haklı olduğu, davacının, davalıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshetmediği, feshin dava ile birlikte gerçekleştiği, temerrüdün ihtarname ile değil, dava ile birlikte oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
70.000,00 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Bu miktarın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, kalan kısmına ise ıslah tarihi olan 23/12/2016 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 4.781,70 TL nispi ilam harcından, 170,80 TL peşin harcın ve 1.024,65 TL ıslah harcının düşülmesi ile 3.586,25 TL harç kalmış ise de; kaldırma kararı öncesi verilen karardan sonra 11/10/2017 tarihli 2017/311 harç numaralı yazı ile 4.610,90 TL harcın tahsili istendiğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 1.024,65 TL harcın ödeme belgesi davalı tarafından sunulduğu takdirde davalı tarafa iadesine,
3-Davacının yatırmış olduğu 24,30 TL başvurma harcı, 170,80 TL peşin harç ve 1.024,65 TL toplamı olan 1.219,75 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu 1.785,80 TL'si tebligat-posta gideri, 17.650,00 TL'si bilirkişi ücreti, 100,00 TL'si keşif araç ücreti ve 177,50 TL'si keşif harcı olmak üzere toplam 19.713,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2025