İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilmiş bulunan 04.09.2018 ve 18.01.2019 tarihli sözleşmeler kapsamında kurulan güneş enerji sisteminin kullanılamaz durumda olması nedeniyle sözleşmenin haklı feshinin tespiti ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL sözleşme bedeli ve 1.000 TL enerji tüketim bedelinin akdin tarafımızca haklı fesih tarihi olan 09.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazminine yönelik belirsiz alacak davası olduğunu, 11.000 TL fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açıklamalarında 1. taraflar arasında akdedilmiş bulunan ekte sunmuş oldukları 04.09.2018 tarihli "100 adet 170 lt. kendinden depolu Güneş Enerji sistemi (Su Isıtmalı) nin imalatı ve Teslimi Sözleşmesi" ve 18.01.2019 tarihli "Tesisin İhtiyacı Olan Kullanım Sıcak Suyunun Güneş Enerjisi sistemi ile elde edilmesi Sözleşmesi" ile davacı şirkete ait "Sığacık mah. Akkum Cad. No: 175 Seferihisar/İZMİR" adresinde bulunan tesisine kurulacak olan güneş enerjisi sisteminin imalatı, teslimi ve montajı konusunda anlaşıldığını, montajın yapıldığı tarih itibariyle kurulan Güneş Enerjisi Sisteminden beklenen tasarruf sağlanamadığını, kolektörlerde patlama ve delinme meydana geldiği, kolektörlerin işlevini yerine getirememesi sebebiyle güneş enerjisi sistemini kullanabilmenin mümkün olmadığını, Güneş Enerji Sisteminde yaşanan sorunlar sebebiyle uygunluğunun incelenmesi için tarafımızca Makina Mühendisleri Odası'na başvurulduğunu dosyaya sunulu 20.07.2020 tarih ve 30.0/1314 sayılı rapor ile sistemdeki eksik ve hatalı unsurlar tespit edilerek, güneş enerjisi sisteminin mevcut durumu ile kullanılmasının uygun olmayacağı yönünde rapor düzenlendiğini, anılan raporda özetle tesisin Maya otel kısmına 28 adet ürün montajı yapıldığı, sistemin plastik borularla bağlandığı ve büyük kısmında izolasyon eksiklerinin görüldüğü, borulamaların Tichelmann eş direnç yöntemine göre yapılmadığı ve geçiş bağlantıları sebebiyle sistem veriminin düşürüldüğü, hamam kısmında bulunan 10 sistemin kapalı olduğu ve 1 adet ürünün camının kırık olduğu, ana bina kısmında sistemde doğru otomasyon olmadığı ve bu sebeple tüketim artışı yaşandığı, ürünlerde patlakların mevcut olduğu ve aralıklı olarak su sızdırdığı ve ürün içi delinmelerin olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda Seferihisar Noterliği 07.08.2020 tarihli, 08163 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı tarafa sözleşme kapsamında belirlenen süreler içinde ayıpların giderilmesi ve sözleşmede belirtildiği üzere güneş kolektörlerinin TSE ve garanti belgelerinin tesliminin istendiği, ancak belirtilen süre içerisinde ayıpların giderilmemesi ve belgelerin teslim edilmemesi sebebiyle Karşıyaka 5. Noterliği'nin 26528 yevmiye numaralı, 09.09.2020 tarihli ihtarname ile sözleşme tarafımızca haklı olarak feshedildiğini, fesih sonrası 27.11.2020 tarihinde taraflar arası yapılmış bulunan sözleşmenin feshi sebebiyle sözleşme bedelinin ve uğranılan zararın faizi ile tazmini için dava şartı olarak arabulucuya başvuru yapıldığını, 2020/121883 arabuluculuk numaralı ve 11.12.2020 tarihli son tutanaktan da anlaşılacağı üzere anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafından, davalı taraf ile yapılan sözleşmedeki edimin ifasının gereği gibi yerine getirilmemesi ve güneş enerjisi panel sisteminin ayıplı olduğunun tespiti amacıyla Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2021/1 Değişik İş sayılı dosyasında tespit davası açılmış olup; anılan dosyada tanzim edilen 04.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle “sistem içerisinde birçok kolektörün tamirat nedeniyle sökülmüş ve davalı firmaya götürülmüş olduğu görülmüş olup, sistemin kurulmasına yönelik projenin bulunmaması, kullanılan malzemelerin standartlara uygunluğuna ilişkin bir etiketin veya bir dokümanın yer almamış olması, mental malzemelerin kısa zamanda korozyona uğramış olması veya arızalanması, yapılan imalatlardaki malzeme kalitesi nedeniyle kullanım ömrünün düşük olması ve sistemin tariflenen verimle kullanılamaması, sözleşme maddelerinin teknik olarak tam yerine getirilmemiş olması gibi diğer olumsuzluklar da değerlendirildiğinde kurulmuş olan güneş kolektör su arıtma sisteminin otel gereksinimini karşılamadığı” sonucuna varıldığını, davacı şirket ile davalı taraf arasında bahsedilen ve davacının haklı olarak tek taraflı feshedilen sözleşme bedeli her ne kadar tutar olarak belli olsa da süreç içerisinde delil tespiti dosyasından da anlaşılacağı üzere halihazırda davalı tarafın sistemin bir kısmını söküp götürmüş olması, teslim almadığı kısmın değeri açısından tarafımızca tespit yapılabilme imkanı bulunmaması ve bu konu yargılama ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden iş bu dava belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, enerji tasarrufu için yapılmış bulunan söz konusu güneş enerjisi panel sisteminin hatalı ve ayıplı olması sebebiyle, beklenen tasarruf sağlanamadığı gibi sistemin düzgün çalışmaması sebebiyle yakılan enerji giderinin arttığını, bu kapsamda sistemin gereği gibi ifa edilmemesi sebebiyle davacı şirketin ödemek zorunda kaldığı 2018,2019 ve 2020 yıllarındaki enerji bedeli ve uğranılan zarar hesaplama gerektirdiğinden söz konusu alacak kaleminin belirsiz olarak açıldığını, açıklanan nedenlerle davalı tarafın sözleşmesel ilişkide üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti ile uğranılan zarar kapsamında sözleşme bedelinin ve taahhüdün yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan enerji tüketim bedeli zararının tazminini talep ederek sonuço olarak; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti ile şimdilik 10.000 TL sözleşme bedelinin 09.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.000 TL enerji tüketim bedelinin 09.09.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın açmış olduğu haksız ve kötü niyetli davayı kabul etmediklerini, davacı yanın dava dilekçesi ekinde ve listesinde sunmuş olduğu delilleri, raporları kabul etmediklerini tümünü reddettiklerini, taraflar arasındaki ilişkinin, davacı firma yetkilisinin 04.08.2018 tarihinde malzeme siparişi ile başladığını, yani, davacı tarafla yaptıkları ilk sözleşme konusu malzeme teslimine ilişkin olduğunu, davalı firmanın talep edilen malzemeyi davacı firmaya tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, ayrıca daha sonra davacı firma bu malzemenin montajını davalı firmadan talep ettiklerini, bizzat davacı firma tarafından düzenlenen sözleşmenin davalı firmaya e-mail yolu ile gönderildiğini, uygunluğunun sorulduğunu ve bu sözleşmenin 31.08.2018 tarihinde davalı firma tarafından imzalandığını, daha sonra sistem montajı ve kurulumu davalı firmaca yapıldığını ve davacı firma teknik ekibine sistemle ilgili gerekli teknik bilgileri, sistemin çalışma düzeni, soğuk ve sıcak su borularının giriş-çıkış vanaları üzerlerine etiketler yazılarak ayrıntılı bir şekilde sistemin tüm çalışma prensiplerini ve oluşabilecek arızaların neler olabileceği ve giderilme yöntemleri ayrıntılı ve detaylı bir biçimde anlatıldığını ve gösterildiğini, 18.06.2019 tarihinde güneş enerji panellerinin sıcak su üretmediği ile ilgili davalı firmanın aranması üzerine teknik personel ile birlikte davacı firma tesisine gidildiğini, ve yapılan kontrollerde güneş enerji panellerinden gelen sıcak suyun boyler ve tesise giriş vanalarının kapalı olduğunun tespit edildiğini, tekrar davacı firmanın teknik ekibine bu sistemin sağlıklı olarak çalışabilmesi için vanaların açık olması gerektiğinin anlaşıldığını, 2019 Ekim, 2020 Ocak ve 2020 Mayıs aylarında benzer şikayetler üzerine defalarca davacı firma tesisine gidildiğini ve bu kontrollerde ısrarla vanaların yanlış kullanımının devam ettiğini davacı firma teknik ekibince tespit edildiğini ve bu defa Genel Müdür ile görüşülüp durumun kendisine izah edildiğini ve tekrardan teknik müdür ve teknik personelle sistemin çalışması ile ilgili bilgiler verildiğini ve vanaların üzerine daha önceden yazılan kullanma talimatlarına dikkat edilmesi gerektiği hususunun vurgulandığını, ayrıca sistemdeki problem ve arızaların kullanım hatasından kaynaklandığını davacı firmaya bildirildiğini ve bunun üzerine davacı firma tarafından kullanım hatası yapan işçinin iş akdinin sona erdirilebilmesi için, kullanım hatasına dair bir tutanak örneğinin davacı firma yetkilisine gönderildiğini ve bu gönderinin word belge şeklinde kendilerince hazırlandığını gerekirse üzerinde değişiklik yapabileceği davalı firmaya davacı firmaca mail yoluyla iletildiğini, bu hususun bile tek başına kullanım hatasının taraflarca tespit edilip bu hatanın davacı firmaca bilindiğini gösterdiğini, yine davalı firmaya bildirilen ürünlerdeki çürüme ve delinmenin sebebinin yanlış kullanım ve kullanılan su kaynaklı olduğunu davacı firmaya bildirildiğini, davacı firmaca yapılan bu şikayetler üzerine davalı firmanın iyi niyetli bir şekilde 09.09.2020 tarihinde Ege Üniversitesine Bornova 3. Noterliği 01.09.2020 tarih 25486 yevmiye no aracılığı ile su analizi, kullanılan alüminyum malzeme ile ilgili 18.08.2020 tarihinde de malzemenin alındığı firmaca testler yaptırıldığını, bu analiz ve testlerin sonucunda kullanılan alüminyum malzemenin uygun olduğu ve fakat sistemde kullanılan suyun aşırı tuzlu ve asitli (deniz suyu) olduğunun tespit edildiğini, davalı firmanın sürekli olarak tüm iyi niyetiyle sorunların çözümüne yönelik çalışmalar, tespitler, analizler ve testler yaptırdığını, davalı şirket yetkilisi ...bizzat davacı firma işletmesine 18.08.2020 tarihinde gittiğini, sistemin çalışmakta olduğunun taraflarca görüldüğünü ve bu yapılan son görüşmenin taraflarca bir tutanak hazırladığını ve bu tutanağın gereği davalı firma ve kullanılan malzemenin kusuru olmaksızın, kullanım hatası ve sistemde kullanılan su (aşırı tuz ve asit içermesi) nedeniyle çürüyen ve delinen kollektörlerin değişimi için davalı firma tarafından hammadde siparişi verildiğini, covid-19 sürecine rağmen davalı firmanın tüm iyi niyetli çabaları neticesinde 45 gün olan teslim süresinin minumuma indirilerek 31.08.2020 tarihinde kollektörlerin üretimi tamamladığını, fakat davacı firmanın yetkililerinin izin vermemesi nedeniyle bu kollektörlerin montajının yapılmadığını, By-pass hatları verilen süre içerisinde tamamlanmış eksik kalan kısımlar için 01.09.2020 tarihinde davalının, davacı firma teknik ekibinin davacı firmaya geldiğini ve fakat davacı firma yetkilisi tarafından içeri alınmadığını, belirtilen sistemin tam randımanlı çalışmaması ve kollektörlerin delinme ve çürümesi tamamen kullanım hatası ve sistemde kullanılan suyun aşırı tuz ve asit içermesinden kaynaklanmasına rağmen davalı firmanın tüm iyi niyetiyle hareket ettiğini ve aksaklıkları gidermeye çalıştığını, tüm bu hususlar nedeniyle bu haksız ve kötü niyetli davanın reddini talep etmişlerdir.
Bilirkişiler Makine Mühendisi ..., Y. Makine Mühendisi... Mali Müşavir ... 20/12/2022 tarihli raporlarında özetle; Taraflar arasında imzalanan 04.09.2018 ve 18.01.2019 tarihli sözleşmeler ile sırasıyla sözleşme kapsamındaki malzemelerin tesliminin yapıldığı ve sonrasında da yerinde uygulamasının yapıldığı, yapılan uygulamaya esas herhangi bir projelendirmenin yapılmadığı ve/veya herhangi bir fayda/kazanç hesabının yapılmadığı, malzemelere ait teknik özellikleri içeren katalog, data sheet vb. gibi teknik dökümanların davacı tarafa montaj esnasında veya sonrasında verilmediği, iş teslim belgesinin oluşturulup taraflar arasında imzalanmadığı, sözleşme şartlarında belirtilen " her bir kollektörün giriş-çıkışına 3/4 çapındaki küresel vanalar konulacaktır" ibaresi bulunmasına rağmen yerinde yapılan keşifte bu vanaların konulmadığı, sözleşme şartlarında belirtilen "kolektörlerin kendi aralarındaki bağlantı boruları demir çelik boru olacaktır." ibaresi bulunmasına rağmen yerinde yapılan keşifte demir çelik boru kullanılmadığı ve bunun yerine PPRC boru kullanılmış olduğu, sözleşme şartlarında belirtilen "sistemin tüm sıcak su boruları boru çap ve ebatlarına uygun alüminyum folyo kaplı polietilen prefabrik boru ile izole edilip ek yerleri alüminyum folyo kaplı bant ile kapanacaktır" ibaresi olmasına rağmen yerinde yapılan keşifte izolasyonların büyük bir oranda eksik olduğunun belirlendiği, saha içerisinde üst üste istiflenmiş halde bulunan Alüminyum boruların yerinde yapılan keşif esnasında gözle yapılan yüzeysel incelemede ürünlerin üzerinde herhangi bir kırık veya ürün bütünlüğünün kaybolmasını sağlayacak nitelikte bir deformasyon görülmediği, bazı alüminyum borular üzerinde kireçlerin bulunduğu ve bunlarında daha önceden montajlı halde iken kapalı sistemde bulunan ısınmış haldeki suyun temas etmesi sebebiyle meydana gelmiş olabileceği, kollektörlerin montajı esnasında yapılan borulamanın eş direnç prendibi olarak adlandırılan ve Tichelmann prensibi olarak adlandırılan şekilde yapılmadığı ve bu yüzden de bu montajlama işleminin verim kaybı yaratcağı, tüm kollektörlerden aynı debide su geçmeyeceği için istenilen verimin alınamayacağı ve bu sebeple yapılan montaj işleminin teknik şartlara, fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı, kurulumun ve sistemin verimliliğinin sözleşme şartlarına uygun olmadığı, kullanılan malzemelerin, sözleşmede belirtilen malzemelere uygun olup olmadığı ve o kalitede ve nitelikte olup olmadığının anlaşılabilmesi için gerekli olan katalog, data sheet, teknik doküman ve/veya o tarihleri kapsayan kalite belgelerinin bulunmaması karar verilemediği, güneş enerjisi sisteminin kullanılmaya başlandığı tarihin 2019 yılının mart ayı olduğu düşünüldüğünde, 2019 yılında tüketilen enerji toplamı ve otelde konaklayan kişi başına düşen enerji miktarı bir önceki yıl olan 2018 yılına göre artış göstermiş olduğu ve otelde konaklayan kişi başına düşen enerji miktarının da bir önceki yıl ile neredeyse aynı kaldığı ve hiç bir azalmaya sebep olmamadığı ve bunun sonucu olarak da enerji tüketim bedelinden kaynaklı uğranılan zararın bulunduğu" tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti Makine Mühendisi ..., Y.Makine Nühendisi..., Elektrik Elektronik Mühendisi ..., Mali Müşavir ... 07/07/2023 tarihli raporlarında özetle; 18.01.2019 tarihli sözleşme bir uygulama ve montaj sözleşmesidir ve her ne kadar sözleşme içerisinde mümkün mertebe kurulum ve montaj detayları açıklanmış olsa da veya açıklanmamış olsa bile davalı firma uygulamayı yapan taraf olarak montajı yapılması planlanan malzemelerin montajlarını fen ve sanat kuralları gereği projelendirmesini yapıp gerekli olan ısı kayıp- kazanç ve verim değerlerinin hesaplamasını yaparak uygulama yapacağı sistemi doğru ve düzgün bir şekilde planlamalı ve uygulamalıdır. Kullanılması gereken bütün yardımcı ve fittings malzemeleri tedarik etmeli ve kullanıcıyı hem muhtemel tehlikelere karşı hem de sistemin uzun süre verimli ve düzgün çalışması adına dikkat edilmesi gereken husularda uyarılarda bulunması gerektiği, Dava dosyası içerisinde dava konusu ürünlere ait teknik döküman, data sheet, katalog vb. gibi belgelerin bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından direkt olarak ürünün tanımı yapılıp malzeme alımı yapılmak istense de imalatı ve teslimi yapılan ürünlere ait belgelerin olması ve karşı tarafa teslim edilmesi gerekmektedir. Dava dosyası içerisinde kalite belgelerinin bulunduğu ve onlarında tarih ve nicelik olarak incelendiğinde kabul edilemeyeceği, 18.01.2019 tarihinde imzalanan ikinci sözleşmenin kurulum ve montaj sözleşmesi olması sebebiyle İş teslim belgesinin anlamı daha da önem taşımakta ve sözleşme şartlarına uygun şekilde montajlarının yapılıp tamamlandığını gösteren bir belge niteliği taşıdığından dolayı kurulumu yapılan güneş enerjisi sisteminin fen ve sanat kuralları gereğince doğru ve eksiksiz bir şekilde kurulumunun yapılıp çalışır vaziyette teslim edildiğine dair bir belgenin düzenlenmediği, Hem Makina mühendisleri Odasının 20.07.2020 tarihli raporunda hem de 04.02.2021 tarihinde Seferihisar Sulh Hukuk Hakimliği'ne hazırlanan tespit raporuna göre de (davalı tarafın yaptığı imalatlar davacı firma tarafından sökülmeden önce yapılan keşif ve raporlara göre de) her bir kollektörün giriş-çıkış kısmında bulunması gerekli olan 3/4 çapındaki küresel vanaların yerinde bulunmadığı, sözleşme şartlarında belirtilen her bir kollektörün giriş - çıkışına 3/4 çapındaki küresel vanaların temin edilip montajlarının yapılması hususu teknik bir gereklilik olduğu, fen ve sanat kuralları gereğince davalı firmanın herhangi bir kişiden veya kurumdan onay almadan ve karşı tarafın uyarısına mahal bırakmadan 3/4” çapındaki küresel vanaların montajlarını yapması gerektiği, kollektörlerin kendi aralarındaki bağlantı boruları demir çelik borulardan temin edilip montajlarının yapılması hususu yine teknik bir gereklilik olup, fen ve sanat kuralları gereğince davalı firmanın herhangi bir kişiden veya kurumdan onay almadan ve karşı tarafın uyarısına mahal bırakmadan montajını yapması gerektiği, kaldı ki davacı tarafın teknik personelinin montajlar esnasında PPRC malzemeden imal edilmiş boruların kullanılmasını istemesine ilişkin düzenlenen herhangi bir tutanak dava dosyası içerisinde bulunmadığı, tichelmann bağlantısının yapılmadığının, tichelmann bağlantısı; tam karşılığı eş direnç bağlantısı demektir ve birbirine benzer ve aynı kapasitedeki yanyana duran birden çok miktardaki üründen aynı miktarda veya eşit miktarda verim alınabilmesi amacıyla uygulandığı ve Tichelmann bağlantısının yapılması hususu yine teknik bir gereklilik olup, fen ve sanat kuralları gereğince davalı firmanın herhangi bir kişiden veya kurumdan onay almadan ve karşı tarafın uyarısına mahal bırakmadan montajını yapması gerektiği" tespit edilmiştir.
Bilirkişi Borçlar ve Ticaret Hukuku Nitelikli hesaplamalar uzmanı Av. Vedat Savtak 16.07.2023 tarihli raporunda özetle; Taraflar arasında tanzim edilen sözleşmelerden 04.09.2018 tarihli sözleşmenin satış sözleşmesi, 18.01.2019 tarihli sözleşmenin ise önceki sözleşmeyle satılan ürünlerin de içinde bulunduğu sistemin, davacının otellerine montajı ve satın alma amacına uygun olarak montajı hakkında olduğu, davacının sözleşmeleri fesih isteğinin haklı olabileceği, teknik raporlara göre davalının yaptığı işlerin sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı ve teslimin gerçekleşmediği bildirilen işlerin feshinin, geriye etkili sonuçlar doğurabileceği, sözleşmelerin geriye etkili feshedilmemesi halinde, davalının yaptığı ayıplı işlerin ve varsa kusurlu işlerin mahallinde yapılacak keşif ile nelerden ibaret olduğunun tek tek belirlenerek, bunların düzeltilmesi, yenilerinin yapılması, işin tamamlanması için gereken miktarların bilirkişilerce belirlenmesi, davacı tarafın fesihten sonra yaptırdığı işler var ise bunların da tespiti ve bu şekilde imalatlarla ilgili davacının tüm zararının tespitinin mümkün olabileceği " tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyeti Makine Mühendisi..., Y.Makine Nühendisi ..., Elektrik Elektronik Mühendisi ..., Mali Müşavir...05.11.2024 tarihli raporlarında özetle; Davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle fazladan enerji kullanıp kullanılmadığı konusunda net bir hesaplama dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgelerle yapılamayacağı ancak kök raporumuzda ve ek raporumuzda da bahsettiğimiz üzere tüketilen lng ve pelet yakıtlarının miktarları ile konaklayan kişiler arasındaki ilişkiye bakarak davacı tarafın güneş enerjisi sisteminden kaynaklı olarak ne kadar kazanç sağladığı ve/veya sağlayamadığı konusunda bilgi alınabildiği ve bu hesaplama sonucunda 2017,2018,2019 ve 2020 yıllarındaki kişi başı enerji miktarlarına bakıldığında dilir bir şekilde düşme olmadığı düşünüldüğünde davacı tarafın fazladan enerji kullanmadığı, dava konusu işletmede kurulumu yapılan güneş enerji sistemi'nin elektrik enerjisi üretimine yönelik sistem olmayıp güneş enerjisinden yararlanılarak sıcak su elde etmek amacıyla kurulan bir sistem olduğu, sistemin kurulu olduğu kazanların sistemin çalışmadığı/çalıştırılamadığı zamanlarda pelet ve lng yakıtları kullanılarak içindeki suyun ısıtılarak kullanıldığı, kazanlarda ısıtma işlemi için elektrik kullanımı yapılmadığı, ibraz edilen elektrik faturalarının aylık bazda dönemsel olarak karşılaştırmasının yapılabilmesi için dönemsel bazda (aylık dönmelerde) işletmede konaklayan kişi sayısı ve bu dönemlerde kaç m3 su kullanıldığı bilgisine ihtiyaç duyulacağı ancak bu bilgilerin dosya muhteviyatında bulunmadığı, dosyaya ibraz edilen 2018-2020 tarihleri arası elektrik tüketimini gösterir faturaların işletmede kullanılan tüm elektrik enerjisi miktarını gösterdiği,yine güneş enerjisi sisteminin kurulmuş olduğu kısımlar için ayrı bir sayaç bulunmadığından bu bölgelerde kullanılan elektrik enerjisinin kıyaslamasının da yapılamayacağından dolayı;güneş enerjisi sisteminin kurulması sonucu işletmede elektrik enerjisi tüketimi yönünden herhangi bir tasarruf ve/veya fazla kullanım hesabı yapılamayacağı" tespit edilmiştir.
Dava; Eser sözleşmesinden sözleşmeden dönme, sözleşme bedelinin iadesi ve bu nedenle meydana gelen zararın tazminine ilişkindir.
6098 Sayılı TBK.'nın 470. maddesi, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi, "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır." hükmünü; aynı kanunun 479/1. maddesi ise; "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur." hükmünü düzenlemiştir.
6098 sayılı TBK.'nın 97. maddesi de, "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." düzenlemesini içermektedir.
Eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik), rızai, şekle bağlı olmayan, ani ve sürekli edim karmaşığı borç içeren, bir sözleşmedir. Eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, her iki taraf da birbirilerine karşı asli edim yükümlülüğü altına girerler. Borçlanılan edimler, bir karşılıklılık ilişkisi içindedirler. Sözleşme, esas olarak bu edimlerin karşılıklı değişimini konu edinir. Taraflar aksini kararlaştırmadığı veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadığı takdirde, yüklenici işin tesliminde ücrete hak kazanacaktır. Eser sözleşmenin kurulması ile birlikte yüklenici, eseri imal etme, iş sahibi de ücret ödeme borcu altına girmektedir.Tarafların elde ettikleri alacak hakları, karşılıklı olarak birbirlerinin sebebini (causa) oluştururlar. Bu sebeple, bu sözleşme karşılıklı (sinallagmatik) sözleşmeler olarak da anılır.Eser sözleşmesi, rızai bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları yeterlidir. Sözleşmenin kurulması için ilave bir unsura, örneğin, bir malın karşı tarafa teslimi ya da mülkiyetin devrine ihtiyaç duyulmamaktadır. Eser sözleşmesinin kurulması kanun tarafından kural olarak bir şekle bağlanmamıştır. TBK. m. 12 hükmüne göre, sözleşmelerin geçerliği, kanunda açıkça belirtilmediği sürece bir sıhhat şekline tabi değildir. Bu sebeple tarafların bu sözleşmeyi hiçbir şekle bağlı olmadan kurmaları mümkündür. Yüklenici ile iş sahibi arasında yapılacak sözlü anlaşma ile dahi bir inşaat sözleşmesinin geçerli bir şekilde kurulması, hatta bu sözleşmenin zımni irade açıklamaları ile de kurulması mümkündür. Eser sözleşmesinin kapsamının çok hacimli ve önemli olması durumunda, içeriğini ve ilkelerini yazılı olarak tespit etmek, ispat yönünde yararlı olacağını söylemek mümkündür.Tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olarak eser sözleşmesinde tarafların bir takım borçlarının Borçlar Kanunu hükümleri ile açıkça öngörülmesine ilave olarak, dürüstlük kuralından ve işin niteliğinden kaynaklanan bir takım yan borçların var olduğunu söylemek de mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’nun 471 ila 475. maddeleri arasında (BK. m. 346-363) müteahhidin borçları ifade edilmiştir. Bu bağlamda, müteahhidin borçları, ‘‘genel olarak’’, ‘‘malzeme bakımından’’, ‘‘işe başlama ve yürütme’’, ‘‘ayıp sebebiyle sorumluluk’’ konuları etrafında düzenlenmiş olup, düzenleme tarzı bakımından 818 sayılı eBK’nun sistematiğinin takip edildiğini söylemek mümkündür. Yüklenicinin borçlarından bazıları, eserin sözleşmeye uygun olarak hazırlanması ile ilgili olup, işi sadakat ve özenle yapma, işi bizzat yapma (istisnası mümkündür), araç ve gereçlerle malzemeye ilişkin borçlar, işe zamanında başlama ve devam etme, genel ihbar yükümlülüğü olarak; bazıları ise, meydana getirilen eserin teslimi ile ilgili olup, bunlar eseri teslim borcu, ayıba karşı tekeffül borcu ve eserin hasarına katlanma borcu olarak sayılabilecektir.Teslim mükellefiyeti, yüklenicinin borçları arasında açıkça zikredilen ayıba karşı tekeffül borcunun da bir ön şartını oluşturmaktadır. Buna ilave olarak, yüklenici eserin tesliminde gecikirse iş sahibi borçlunun temerrüdü hükümlerine başvurabilir. Yüklenicinin eseri ayıplı olarak teslim etmesi durumunda ise ayıba karşı tekeffül hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Eser sözleşmelerinde eserin teslimi ile işin kabulü kavramları birbirinden farklı kavramlar olup, yüklendikleri anlam ve sonuçlar da birbirinden farklıdır. Genel olarak taşınırlarda teslim, taşınmazlarda kabul kavramı kullanılmaktadır.Eser sözleşmesinde eserin teslim anı, yarar ve hasarın iş sahibine geçmesi, ayıba karşı tekeffülde muayene ve ihbar sürelerinin işlemeye başlaması, ayıba karşı tekeffülden doğan davalarda zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması ve müteahhidin ücret alacağının muaccel olması bakımından önem taşımaktadır.Yüklenicinin eseri teslim borcunu zamanında yerine getirememesi durumunda, borçlu temerrüdü şartlarından biri oluşmuş demektir. Gecikmenin tek başına temerrüde yol açıp açmadığı, somut olayın özelliklerine göre incelenmelidir. Eserin tesliminde gecikmede müteahhidin temerrüdü özel hükümlerle düzenlenmemiştir. Bu durumda, borçlunun temerrüdünü düzenleyen TBK. m. 117-122 ile tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde temerrüdün düzenlendiği TBK. m. 123-126 uygulama imkanı bulmaktadır. Yüklenicinin işe zamanında başlamaması ya da işin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması durumlarında, iş sahibine sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanıyan TBK. m. 473 hükmü doktrinde, ‘‘vadeden önce temerrüt’’ olarak nitelendirilmektedir. Bu hüküm, belirli durumlarda, sadece iş sahibine sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanımaktadır. TBK. m. 83’e göre, borçlu kural olarak borcunu bizzat kendisi ifa etmek zorunda değildir. Ancak, borcun bizzat kendisi tarafından ifa edilmesinde alacaklının menfaatinin bulunması durumunda, borçlu borcunu bizzat ifa etmek ya da yönetimi altında ifasını sağlamak zorundadır. Borcun müteahhit tarafından bizzat ifa edilmesinde alacaklının menfaatinin bulunmadığı durumlarda ise müteahhit eseri imal ve teslim borcunu üçüncü kişiler aracılığı ile gerçekleştirebilirler. Ancak yapılacak eser, sanat eserlerinde olduğu gibi, yüklenicinin maddi ve fikri bireysel yeteneklerinden, başkası onun kişisel yönetimi altında olsa bile, aynı eseri ortaya çıkaramayacak derecede etkileniyorsa, işin müteahhit tarafından bizzat yapılması zorunludur; bu gibi hallerde eser özgün yapısını ve değerini onu yapanın kişiliğinden alır ve yerine başkası konulamaz. Tarafların TBK. m. 471’de ifade edilen işi yüklenicinin bizzat yapması kuralını sözleşme ile değiştirmeleri mümkündür. Örneğin; başkaları da tamamen aynı nitelikte eser meydana getirebilecek durumda olsalar bile sözleşmede yüklenicinin işi bizzat yapma borcu şart kılınabilir; yahut işin imalinde yüklenicinin nitelikleri önem arzetmese bile, işin yine de bizzat yüklenici tarafından imal ve teslimi sözleşme ile kararlaştırılabilir. İşin imali için yüklenicinin şahsi niteliklerinin önemli olması ihtimalinde de, sözleşme ile işin bir üçüncü kişiye yaptırılması kararlaştırılabilir.Yüklenici, borcuna aykırı olarak eseri teslim vadesi geldiğinde teslim etmezse, ihtar gereken bir durum varsa iş sahibinin ihtarı üzerine, ihtar gerekmeyen hallerde ise vadenin geçmesi ile birlikte eseri teslim borcunda temerrüde düşer. Bu durum,aynen ifa yükümlülüğü üzerinde herhangi bir etki yaratmaz. Borçlu temerrüdünün gerçekleşmesi için yüklenicinin temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekmez. Temerrüdün bazı sonuçları da kusurdan bağımsızdır.Örneğin, iş sahibinin yükleniciden aynen ifayı talep etmesi veya aynen ifadan vazgeçerek eser sözleşmesinden dönmesi, yüklenicinin kusurlu olması şartına bağlı değildir. Buna karşılık, borçlu temerrüdünün bazı sonuçları yüklenici ancak eseri teslim borcunda kusuru ile temerrüde düşmüşse, uygulama alanı bulur. Örneğin, İş sahibinin temerrüde bağlı olarak yükleniciden tazminat talep edebilmesi için yüklenicinin temerrüde düşmekte kusurlu olması gerekir. Kusur koşulu, temerrüde bağlı tüm tazminat talepleri bakımından aranır. Örneğin, aynen ifa talebine bağlı olan gecikme tazminatı (TBK m. 118); ifa yerine talep edilen müsbet zarar tazminatı (TBK m.125 f.2) ve sözleşmeden dönmeye bağlı menfi zarar tazminatı (TBK m. f.3) talepleri için yüklenicinin kusuru şarttır.Aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça, yüklenici sadece kusuruyla temerrüde düştüğü takdirde, eserin teslimindeki gecikme sebebiyle cezai şart ödemek zorundadır.Kusurlu yüklenici, temerrüt süresince eserin meydana getirilmesinin ve tesliminin kazaen imkansız hale gelmesinden de sorumludur (TBK m. 119 f. 1).Yüklenicinin eseri tesliminde temerrüde düşmekte kusurlu olmasından anlaşılması gereken, onun kasten veya ihmalle, eserin zamanında teslimi için gerekli olan tedbirleri almamış veya eksik tedbir almış olmasıdır. Yüklenicinin temerrüde düşmekteki kusuru sözleşmenin kurulmasından önceki döneme dayanabileceği gibi sözleşme kurulduktan sonra da ortaya çıkmış olabilir. Örneğin, yüklenicinin eseri meydana getirebileceği süreyi azımsayıp gerekenden daha kısa bir sürede eseri teslim etmeyi üstlenmiş olması veya olanaklarının eseri meydana getirmeye yeteceği kuşkulu olduğu halde kayıtsız şartsız bir eserin yapımını üstlenmesi durumlarında yüklenicinin kusuru daha sözleşme kurulurken mevcuttur. Buna karşlılık, eserin teslimi, yüklenicinin işi kötü organize etmesi, yeterli sayıda veya vasıfta işçi istihdam etmemesi, TBK m. 472 f. 3’e aykırı olarak eserin zamanında teslimini tehlikeye sokan durumları iş sahibine derhal bildirme yükümlülüğünü ihlal etmesi gibi sebeplerle gecikmişse, yüklenicinin temerrüde düşmekteki kusuru sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkmıştır. Yüklenici eseri vadede teslim etmediğinde, onu bu borca aykırı davranışında kusurlu olduğu, yani kusuruyla temerrüde düştüğü varsayılır (TBK. m. 112). Bu sebeple, temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat yükü yükleniciye aittir. Yüklenici, eserin vadede teslim edilmemesine bir beklenmeyen halin sebep olduğunu ortaya koyarsa temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu ispatlamış olur. Örneğin, yüklenicinin inşa ettiği binaya yıldırım düştüğü için binanın çatısı yıkılmış ve çatının tekrar yapılması sebebiyle teslim gecikmişse, yüklenicinin eserin teslimindeki gecikmede kusurlu olduğu söylenemez.TBK'473. maddesinin 1. fıkrasında, yüklenicinin eserin yapılması borcunda, üç tür temerrüt durumu düzenlenmiştir. Eserin yapımına zamanında başlamaması, eseri sözleşme hükümlerine aykırı olarak geciktirmesi, yüklenicinin üstlendiği eseri kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceğinin açıkca anlaşılması durumunda iş sahibinin sözleşmeden dönme hakkının mevcut olduğu öngörülmüştür.
TMK.'nın 6. maddesi, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü içermekte olup, taraflar iddialarını kanıtlamakla yükümlüdür.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler 6098 sayılı TBK.'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK.'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK.'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir. (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün,... E... K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Somut olayda; Davacı taraf taraflar arasında akdedilmiş bulunan 04.09.2018 ve 18.01.2019 tarihli sözleşmeler kapsamında kurulan güneş enerji sisteminin kullanılamaz durumda olması nedeniyle sözleşmenin haklı feshini, sözleşme bedelinin iadesini talep etmiş olup Davalı taraf sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiğini, güneş enerjisi sistemlerinde meydana gelen hasarın davacının kullanım hatasından kaynaklandığını savunmuştur.
Davacının; sözleşme hükümlerine aykırı olarak teslim edilen işin ayıplı olduğunu karşı tarafa bildirmesi, ayıpların niteliğine göre süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmuş olması; Davalının ise davaya konu işin sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılıp teslim edildiğini ispat etmesi gereklidir.
Davacı taraf 6098 Sayılı Kanunun 475. Maddesinde yer alan seçimlik haklarından eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme hakkını kullanmak için talepte bulunmuştur.
Mahkememizce keşif kararı verilerek güneş sisteminin kurulu olduğu alanda keşif yapılmış, keşif alanının 3 ana bölümden oluştuğu, birinci bölümde yapılan incelemede; sistemin kurulduğu tarihlerde mevcut olan kollektörlerin tamamının sökülerek yan tarafta biriktirildiği, sisteme plastik borular döşenerek yeniden çalışması için yeni bir sistem oluşturulduğu, kollektörlerden gelen suyun depolandığı depoların görüldüğü, 2. Alanda yapılan keşifte 10 adet kurulu ısıtma sistemi olduğu 11 adet de sökülmüş vaziyette kolektör olduğu, 3. alanda yapılan keşifte de sökülü bulunan kollektörlerin birinci bölüme taşındığı, depoda diğer alanlardan farklı olarak rezistans sisteminin kurulu olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmeye uygun iş yapıldığına ilişkin iddiaların incelenmesinde; Makina mühendisleri Odasının 20.07.2020 tarihli raporu ve 04.02.2021 tarihinde Seferihisar Sulh Hukuk Hakimliği'nce aldırılan tespit raporuna göre(davalı tarafın yaptığı imalatlar davalı firma tarafından sökülmeden önce yapılan keşif ve raporlara göre) kollektörlerin kendi aralarındaki bağlantıların demir çelik borulardan olmadığı ve ...malzemeden imal edilmiş borularla yapıldığı, sözleşme şartlarında belirtilen kollektörlerin kendi aralarındaki bağlantı borularının demir çelik borulardan temin edilip montajlarının yapılmasının teknik bir gereklilik olduğu, sözleşme şartlarında belirtilen "Her bir kollektörün giriş-çıkışına 3/4 çapındaki küresel vanalar konulacaktır" maddesi bulunmasına rağmen yerinde yapılan keşifte bu vanaların konulmadığının anlaşıldığı, sözleşme şartlarında belirtilen "sistemin tüm sıcak su boruları boru çap ve ebatlarına uygun alüminyum folyo kaplı polietilen prefabrik boru ile izole edilip ek yerleri alüminyum folyo kaplı bant ile kapanacaktır" ibaresi olmasına rağmen yerinde yapılan keşifte izolasyonların büyük bir oranda eksik olduğunun belirlendiği, sözleşmede belirtilen montaj şartlarının fen ve sanat kuralları gereğince davalı firmanın herhangi bir kişiden veya kurumdan onay almadan ve karşı tarafın uyarısına mahal bırakmadan yapması gerektiği, davacı tarafın teknik personelinin montajlar esnasında ...malzemeden imal edilmiş boruların kullanılmasına ilişkin talepte bulunduğuna yönelik herhangi bir tutanağın bulunmadığı anlaşılmakla taraflar arasında tanzim edilen montaj sözleşmesine aykırı malzeme kullandığı, sözleşmede bulunmasına rağmen vana kullanılmadığı, izolasyonların büyük bir oranda eksik olduğu, montaj işlemine ilişkin dosyaya teknik rapor ya da projenin yer almadığı, yapılan montaj işleminin teknik şartlara, fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı, kurulumun ve sistemin verimliliğinin sözleşme şartlarına uygun olmadığı tespit edildiğinden davalının sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiğine ilişkin savunmalarına itibar edilmemiş ve davacı tarafın sözleşmeden dönme isteği kabul edilmiştir.
Davalı tarafın kurulan güneş sistemlerinin tuzlu su kullanımından zarar gördüğüne ilişkin yapılan değerlendirme; Güneş enerjisi sisteminden alınan numune suyun değerleri incelendiğinde Ca değerinin ve...değerlerinin yüksek olduğu, sebebinin deniz suyundan kullanım suyuna girişim yapıldığı ve bu özellikteki suyun sistemde çok hızlı bir şekilde deformasyona sebep olacağı, mevcutta bulunan ve davacı tarafından sökülerek kenarda istiflenmiş halde bulunan güneş enerjisi sisteminin su depolarının bağlantı noktalarındaki kireç izlerinden de bu durumun anlaşıldığı ancak sistemin kurulumunu ve montajını gerçekleştiren davalı firma tarafından güneş enerjisi sisteminde bu özellikteki suyun kullanılmasının uygun olmadığını veyahut hangi şartlarda suyun kullanılması gerektiğini gösteren bir tutanak düzenlenmediği, bilgi-belge mahiyetinde bir bilgilendirme yapılmadığı anlaşıldığından davalı tarafın bu yöndeki itirazları kabul edilmemiştir.
Davacı tarafın sözleşmeden dönülmesine nedeniyle uğranılan zarara ilişkin isteminin değerlendirilmesi Davacı tarafın güneş panellerinden verim alınmaması nedeniyle fazladan harcanan enerji miktarının tespitine ilişkin yapılan araştırmada davacı tarafça sunulan belgeler ve getirtilmesini istediği belgeler incelenmiş olup kazanlarda ısıtma işlemi için elektrik kullanımı yapılmadığı, güneş enerjisi sisteminin kurulmuş olduğu kısımlar için ayrı bir sayaç bulunmadığı, elektrik kullanımı açısından dosyaya sunulan belgelerin işletmenin tamamına ait olduğu, su ısıtma açısından kullanıldığı iddia olunan pelet ve yakıta ilişkin davacı tarafça dosyaya belge sunulamadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiası ispat olunamadığından istemin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu ürünlerin hurda değerine ilişkin yapılan değerlendirmede; Davalı tarafından verilen ürünlerin davacının yeni kullandığı sistemde kullanılıp kullanılmadığı, sistemde kullanılan ve iadesi mümkün olmayan malzemelerin de miktar ve bedel olarak tespiti ile iadesi talep edilen miktardan mahsubu hususlarında ek rapor aldırılmış olup sökülen malzemelerin yeni sistemde kullanılmadığı, hurda değerinin 84.000,00 TL olduğu bilirkişilerce tespit edilmiştir.
Davacı uhdesinde bulunan ürünlere ilişkin yapılan değerlendirme; Sözleşmeden dönme nedeniyle davalının davacıya vermiş olduğu malzemelerin davalıya iadesi gerekeceğinden dava konusu sözleşme kapsamında davacının sisteminde kullanılmayan ancak davacı şirket uhdesinde bulunan ürünlerin teslimi konusunda davalı tarafa beyanda bulunmak süre verilmiş, verilen süre içerisinde beyanda bulunulmadığı takdirde davalıya ait güneş enerjisi sisteminden kalan parçaların davacı uhdesinde bırakılmasını kabul edeceği ihtarı yapıldığından hurda bedeli sözleşme bedelinden mahsup edilmiştir.
Temerrüt tarihine ilişkin yapılan değerlendirmede; TBK'nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit duruma düşer. İhtarnamenin bulunmaması halinde icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin bulunmaması halinde ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Davacı tarafça Karşıyaka 5. Noterliğinin 7/08/2020 tarih 26528 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa fesih bildiriminde bulunulmuş olup 9/09/2020 tarihinden itibaren davalının temerrüte düştüğü kabul edilerek sözleşme bedelinin iadesine karar verilmiştir.
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-DAVACININ SÖZLEŞMEDEN DÖNME İSTEMİNİN KABULÜ İLE;
178.575,00 TL'nin 9.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine,
2-Davacının sözleşmeden dönme nedeniyle uğradığı zarara ilişkin açtığı (1.000,00 TL) Davanın ispat olunamaması nedeniyle REDDİNE
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.198,46 TL nispi harçtan, peşin alınan 187,86 peşin harç ve 3.000,00 TL ıslah harcı toplamı 3.187,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.010,60 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL Başvuru Harcı, 187,86 TL Peşin Harcı, 3.000,00 TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 3.247,16 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 16.500,00 TL Bilirkişi ücreti, 571,00 TL Keşif Harcı, 2.069,50 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 19.140,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 19.033,91 TL'lik kısmının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.
9-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 16/07/2025