Alacak

DAVA DEĞERİ: 6.386.903,00 USD (Dava tarihi olan 29/03/2002 tarihi itibariyle 1 USD'nin TL efektif satış kuru karşılığı 1,346.262 ETL (1,3462 TL) olmakla 8.598.048,81 TL)

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/... sayılı esasında açılan dava dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2005 tarihli 2004/8623 E. 2005/3703 K.sayılı ilamı ile bozularak aynı mahkemenin ... sayılı esasına kaydedilen dava dosyası 2011 yılında yapılan yasa değişikliği nedeniyle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrolunarak anılan mahkemenin ... sayılı esasına kaydedilen ve 2014 yılında yapılan yasa değişikliği nedeniyle mahkememize devrolunan ve mahkememizin ... sayılı esasını alan dava dosyasına yapılan yargılama sonunda verilen karar Yargıtay 11. HD'nin 07/11/2020 günlü 2019/4592 E. 2020/118 K.sayılı ilamı bozulmasına karar verilmiş, vaki bozma ilamı kapsamında yapılan karar düzeltme isteği üzerine Yargıtay 11. HD'nin 23/09/2021 tarihli 2020/1895 E. 2021/5681 K.sayılı ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilerek son olarak mahkememizin 2021/707 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasına yapılan yargılama sonunda;
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... A.Ş. ... Şubesi'nde 15.012.085 USD vadeli hesabı bulunduğunu, hesaptaki paranın davalı banka şubesinin müdür yardımcısı olan diğer davalının sahte evraklarla 6.387.303 USD.nin zimmete geçirildiğini, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 4.534.312 USD.nin 21.09.2001,1.852.591 USD.nin ise 12.10.2001 tarihinden itibaren hesap cüzdanlarındaki oranlar üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken/müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Şubesine hiçbir para yatırmasının olmadığını, banka kayıtlarına ve tanzim usulüne aykırı olan ve üzerinde tek imza görünen sahte hesap cüzdanlarına dayanılarak alacak isteminde bulunulamayacağının, hesap cüzdanının bankanın bilgisayar sisteminden üretilmediğini, tek imzanın da banka çalışanlarına ait olmadığını, ibraz edilen hesap cüzdanının üzerine basılı genel kurallarının 2. maddesi ile de banka kayıtlarının münhasır delil olduğunun belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği şikayet dilekçesinde Şubedeki döviz hesabına çeşitli tarihlerde para yatırdığını, bu paraları müvekkilinin davacının iş yerine giderek aldığını ve hesap cüzdanı verdiğini ileri sürdüğünü, bu beyanında gösterdiği gibi işlemleri şifahi talimatlar ile yaptırdığını, güvene dayalı bu işlemlerden sonra müvekkili hakkında zimmet suçlamasında bulunmanın iyiniyetten yoksun olduğunu, dava konusu edilen tutarların bankaya yatırıldığına ilişkin kanıt sunulmadığını, hesap cüzdanlarının da excel programında her zaman yazılabileceğini ve imzanın da banka yetkililerine ait olmadığını bütün olayların ceza davasında açık ve belli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dosyanın ... ATM'de açıldığı 2002/... Esasına kaydedildiği ve 2003/... sayılı karar ile verilen kabul kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 14/04/2005 tarihli 2004/8623 Esas, 2005/3703 sayılı Kararı ile bozulması üzerine aynı mahkemenin ... sayılı esasına kayıt edilmesinden sonra, İstanbul'daki mahkemelerin Çağlayan İstanbul Adalet Sarayına taşınması sonrasında mahkemelerin bölünmesi üzerine ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı esasını alan ve daha sonra Ticaret Mahkemelerinin yeniden heyet mahkemeleri olarak düzenlenmesi sonucu birleşmesi nedeniyle dosyanın mahkememiz İstanbul 16. ATM'nin ... sayılı esasını alan ve burada verilen açılmamış sayılmasına yönelik kararın yeniden yargıtayca bozulması üzerine mahkememizin 2021/707 sayılı esasta devam ettiği anlaşılmıştır.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkemece delillerin ibrazını mütakip celbi gerekli delillerde celp edilerek dosyamız arasına katılmıştır.
Mahkememizde açılmış bulunan işbu dava; davacı ..., davalı tasfiye halinde ... AŞ ve ... aleyhine 29/03/2002 tarihinde ... ATM'de 2002/... Esas sayılı dosya olarak açıldığı, davacı yanın ... ... Şubesinin ... nolu hesabına 21/09/2001 tarihinden itibaren 12/10/2001 tarihine kadar 4 adette toplam 15.012.085,00 USD para yatırdığını, banka çalışanı ...'in şubede banka müşterileri hesabından para çektiği iddiaları üzerine bankadan hesapta yatırılan paraların ödenmesini istemesi üzerine bankanın 21/11/2001 gün ve 2368 sayılı cevabi yazısında, banka hesabında 8.624.882 USD bakiyesinin bulunduğunun bildirilmesi üzerine, kalan bedelin banka kayıtlarına intikal ettirmediği, bunun üzerine ... CBS'nin 2001/59132 hazırlık sayılı dosyasında şikayetçi olduğunu, banka hesabında olduğunu iddia ettiği 15.012.085,00 USD - 8.624.882 USD = 6.387.203 USD olduğu halde, banka kayıtlarında gözükmeyen ve davalı ... ve ortakları ... ve ...'ın davalı ... ... şubesinde yapmış oldukları sahtecilikler neticesinde çektikleri paraları ... adına düzenlenmiş sahte kimlik ile ... Bankası AŞ ... şubesindeki Türk Lirası ve döviz hesaplarına yatırdıkları, ...-... vadeli ve vadesiz döviz hesapları ile ... Bankası AŞ'de bulunan ... emanet ve ... nolu menkul kıymetler hesabına yatırdıklarını, yine ... Bankası ... Şubesindeki vadesiz hesaptan 1.781.000.000.000 TL(eski para) para yatırmış olduklarını tespit ettiklerini belirterek davacının bankaya güvenerek yatırdığı parasının şube yetkilisi ... tarafından görevini kötüye kullanarak hileli yollarla zimmetine geçirdiği belirtilerek BK 55,99 ve 100 maddeleri gereğince davalılardan işbu bedelin yatırıldığı tarihler belirtilerek toplam 6.387.303 USD olarak hesap cüzdanındaki faiz oranları ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesine ilişkindir.
Mahkememize dosya intikal etmeden önce yargılama yapılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 16/07/2003 tarihli, 2002/... Esas, 2003/... sayılı Kararı ile;
"Davacının davasının kısmen kabulü ile, 4.534.712 USD nin 21.09.2001 tarihinden itibaren yıllık %10,1.852.491 USD nin 12.10.2001 tarihinden itibaren yıllık %13 oranındaki faiziyle birlikte davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" dair karar verilmiş ve verilen kararın davalılar vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2005 tarihli 2004/8623 Esas, 2005/3703 sayılı Kararı ile;
"Mahkemece verilen karar davalı ... vekiline 02/06/2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. 18/06/2004 tarihli dilekçe ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de, temyiz defterine kayıt yaptırılmadığı gibi temyiz harcı da yatırılmamıştır.
HUMK.nun 434 maddesine göre harca tabi davalarda harcın yatırıldığı tarihte, harca tabi olmayan davalarda ise temyiz defterine kayıt tarihinde temyiz yapılmış sayılır. Somut davada temyiz harca tabi olduğundan harç yatırılmamış olmakla davalı ... vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4 maddesi gereğince reddedilmesi gerekmiştir.
Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacının davalı bankada birden fazla döviz hesabı vardır. Bu hesaplarla ilgili olarak davalı bankanın bir itirazı olmadığı gibi, dava konusu da edilmemektedir. Davacı, elindeki hesap cüzdanına dayanarak iş bu davayı açmıştır. Davacı ise, hesap cüzdanına dayanarak iş bu davayı açmıştır. Davalı banka ise hesap cüzdanının banka kayıtları ile örtüşmediğini, imzanını bankayı bağlayıcı olmadığı gibi, dava konusu da edilmemektedir. Davacı elindeki hesap cüzdanına dayanarak iş bu davayı açmıştır. Davalı banka ise hesap cüzdanının banka kayıtları ile örtüşmediğini, imzanın bankayı bağlayıcı olmadığını, davacının davalı ... ile el ve işbirliği suretiyle bankadan para sızdırmaya çalıştığını, bu nedenle banka görevlisi ile birlikte diğer sanıklar aleyhine, banka aracı kılınarak nitelikli dolandırıcılık, sahte belge ve hüviyet cüzdanı düzenlemekten dava açıldığını ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiğini ileri sürmektedir. Ceza davasının konusunu oluşturan atılı suçlar, eldeki dava açısından sonucu etkileyecek niteliktedir. Keza davacı ceza davasına müdahil olarak katılmış, davalı/sanık ...'in dava dışı başka bir bankadaki hesapta olan parasının da kendisine ait olduğunu iddia etmiştir. O halde bu iddianın ceza yargılaması sonucunda yapılacak değerlendirmesi ile eldeki dava açısından davacının müterafik kusuru açısından önem arz edecektir. Mahkemece, ceza davası sonucu beklenerek karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulması,

Bozma neden ve şekline göre davalı banka vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile bozularak ve anılan mahkemenin ... sayılı esasına kaydedilen ve mahkemelerin kapanması sonucu mahkememiz ile birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzii olan davanın ... Esasına kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce ... ATM'nin kapanarak mahkememiz İstanbul 16 ATM ile birleştirilmesi sonrası dosya ... Esasına kaydedilmiş ve mahkemece 10/09/2018 tarihli ... Esas, ... sayılı Kararı ile HMK'nın 150. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına şeklinde karar verildiği, sonrası davacı vekilinin eski hale getirme talebinde bulunduğu mahkememizin 15/06/2019 tarihli ek kararı ile talebin reddine karar verildiği davacı vekilinin temyiz talebi üzerine dosya Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4592 Esas, 2020/118 Karar sayılı ilamı ile;
"Davanın işlemden kaldırılması ve buna bağlı olarak açılmamış sayılması kararı verilmesi, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK’nın 150/1 hükmüne göre, usulüne uygun şekilde davet edilen tarafların duruşmaya gelmemesi halinde uygulanabilecek bir usul hükmüdür. Somut olayda, mahkemece, davacı vekilinin vefat ettiği bilgisine 12.09.2017 tarihli celsede erişildiği, bilginin dosyadaki nüfus kaydı ile teyit edildiği, davacı asile bir sonraki celse olan 21.12.2017 tarihini de içerir çağrı çıkarılmasına karar verildiği, anılan tarihli celsede ise davacının bulunmaması üzerine davalı banka bakımından dosyanın 21.12.2017 tarihli celsede, diğer davalı bakımından ise müteakip 19.4.2018 tarihli işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, anılan taahhütlü çağrı kağıdının, PTT gönderi takip sisteminde yapılan sorgusu ile de teyit edildiği üzere ilgiliye gönderildiğine ilişkin olarak dosyada bilgi bulunmamaktadır. Bu suretle, davacı asil için 21.12.2017 tarihli celseye ilişkin tebliğ evrakının postaya verilmediği, keza 19.04.2018 tarihli celseye ilişkin olarak da davacı asile herhangi bir tebligat yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının usulen tebliğ yapılmaksızın duruşmada hazır bulunmadığından söz edilemeyeceğinden, dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik verilen her iki celse ara kararları yerinde olmayıp anılan kararlara dayalı olarak davalılar bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin eski hale getirme talebi ile ilgili mahkemece verilen ek kararın temyiz incelemesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile bozularak dosya mahkememize tevzii olmuş 2021/707 Esasına kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce 24/02/2022 tarihli celsede Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/4592 Esas, 2020/118 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizde bozmadan önce alınan bilirkişi raporlarında;
a-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/... Esas sayılı dosyasından banka murakıbı bilirkişi .., bankacı bilirkişi Kılıç Başaran ve avukat ... marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılması istenilmiş ve konuya ilişkin 13/05/2003 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişi anılı raporunda özetle;
"Davacı ...'ın davalı bankaya ibraz ettiği cüzdanlara göre 15.012.085 ABD doları mevduatı bulunduğu, oysa davalı banka kayıtlarına göre hesap bakiyesinin 8.624.882 ABD doları olduğu, ancak ibraz edilen cüzdanların davalılardan ... çalışanın ... tarafından davacıya verildiği, hesap cüzdanlarının ... ... Şubesinde kullanılan cüzdanlarla aynı olduğunun ve cüzdanlardaki bilgilerin sadece ... tarafından kullanılan ... tarafından adı geçenin kullanımına tahsis edilmiş bilgisayarda doldurulduğunun bilirkişi rapora ile saptandığı, davalılardan ...'in ... ... Şubesinde çalıştığı, dolayısı ile diğer davalı ... ve külli halefi ...ın ...'in eyleminden tahsilinde tekerrür olmamak koşulu ile BK 55,99,100 maddeleri içeriğinde müteselsilen sorumlu oldukları, sorumluluklarının kusur sorumluluğu olmayıp olağan sebep sorumluluğu olduğu, zira bankaların bir güven müessesesi oldukları, müşterinin bankada çalışan personele değil, bankanın bizatihi kendisine güvendiği, nitekim, bu nedenle bankalarda mevcut mevduatın Devlet tarafından da güven ve ... kapsamına alındığı, bu bağlamda banka kayıtları ile davacı tarafından ibraz edilen cüzdanlarda belirtilen miktar arasında toplam 6.387.203 ABD doları davacı lehine fark olduğu, eldeki veriler kapsamında, vade sonları itibariyle davacının tahsilinde tekerrür olmamak koşulu ile davalılardan 6.441.313,66 ABD doları alacaklı olduğu ve davalıların bu tutardan müteselsilen sorumlu oldukları, TL olarak ödenmesi söz konusu olduğunda, ödeme tarihindeki ABD doları na TCMB'nin döviz alış kurunun uygulanması gerektiği" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
b-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bilirkişilerden ek rapor istenilmiş ve konuya ilişkin 27/02/2007 tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı raporlarında özetle;
"Dava tarihi itibariyle davacının davalılardan faiz ayrık olmak üzere 6.387.203 USD tutarında, vadeli döviz mevduatından kaynaklanan alacağının bulunduğu, davalıların davacının bu alacağından ve ferilerinden dolayı sorumluluğunun müşterek ve müteselsilen olduğu, dava konusu işlemlerde davacının müterafik kusurunun ise tespit edilemediği, davacının söz konusu alacağının;
1.928.935 USD'si için 21.09.2001 tarihinden 28.09.2001 tarihine kadar % 10 faiz oranı;
Kalanı 4.458.268 USD için 12.10.2001 tarihinden 12.01.2002 tarihine kadar % 13 faiz oranı,
Uygulamasının gerektiği, söz konusu mevduatların vade bitim tarihinden itibaren ise (1.928.935 USD için 28.09.2001 tarihinden: 4.458.268 USD için 12.01.2002 tarihinden itibaren), 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesine istinaden Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden, faiziyle birlikte tahsilinin gerektiği" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
c-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bilirkişilerden ek rapor istenilmiş ve konuya ilişkin 11/09/2007 tarihli 2. Ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı 2. Ek raporlarında özetle;
"Bilirkişi kurulumuzca davalı bankanın 27/02/2007 tarihli bilirkişi Kurulu İnceleme Raporuna vaki itiraz ve beyanlarının tek tek incelenmesi sonucunda söz konusu raporun sonucuna yönelik değerlendirmelerimizde herhangi bir değişikliğin bulunmadığı" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında;

a-Mahkememizce dosya kapsamında daha önce rapor tanzim eden bilirkişiler ... ile ...'ın 2022 yılı bilirkişi listesinde yer almadıkları ve şehir dışına taşındıkları anlaşılmakla bilirkişiler ... ve ...'ın bu dosyada bilirkişilikten azli ile ... Müfettişi/Müdürü SMMM bilirkişisi ... ..., ... ... ve ... oluşan heyete dosyanın tevdi ile; .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği nazara alınarak, bozmadan önce Mahkememizce ... Esas üzerinden yapılan 11 nolu celsede verilen ara karar gereği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ve ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ile dosya kapsamı yeniden incelenmek suretiyle ceza dosyası raporlarında tespit edilen 127 adet işlemin hangilerinin ya da hangisinin davacıya ait olduğu, davacının hesabından çekilen para miktarı ile tarihleri belirlenerek Mahkememizce verilen ilk karar ve bozma ilamı da değerlendirilmek suretiyle var ise davacının talep edebileceği zarar miktarının belirlenmesi için rapor tanzim edilmesi istenilmiş ve konuya ilişkin 23/06/2022 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı raporlarında özetle;
"Davacı Vekili, davacının, davalı ... A.Ş. ... Şubesinde 15.012.085 USD vadeli hesabı bulunduğunu, davalı banka şubesinin müdür yardımcısı olan diğer davalının, sahte evraklarla hesaptaki paradan 6.387.303 USD'yi zimmetine geçirdiğini, davalı bankanın istihdam eden sıfatıyla zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 4.534.312 USD'nin 21.09.2001,1.852.591 USD'nin ise 12.10.2001 tarihinden itibaren hesap cüzdanlarındaki oranlar üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı vekillerinin ise ayrı ayrı davanın reddini talep ettikleri, Mahkemece yapılan yargılama sonrasında davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından bozulduğu, ....Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında (önceki ... e. sayılı dosya olup, ... e. sayılı dosya, huzurdaki dosya kapsamında bulunmamaktadır. Ancak, Mahkemenin verdiği görev ve dosya içerisindeki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, ... e.sayılı dosya için hazırlanan bilirkişi raporunun ... e. sayılı dosya hükmüne de esas alındığı anlaşılmaktadır) davalı ... hakkında dava konusu işlemlere yönelik olarak mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, Ceza Mahkemesinin dosyasına sunulan bilirkişi raporunda TABLOda yer alan 127 adet işlemin davacıyla doğrudan bir ilgisinin saptanmadığı, ancak, yine bilirkişi raporundaki beyan ve tespitlere göre, davacının vekaleti bulunduğu belirtilen hesaplarla ilgili zimmet toplamının 1.024.144,83 USD olduğunun görüldüğü, hal böyle olmakla birlikte, dosya kapsamında, tabloda kayıtlı söz konusu hesaplarla ilgili olarak davacının bu hesapları tasarruf edeceğine dair, hesap sahipleri tarafından davacıya verilmiş vekalet ya da yetki belgesinin mevcudiyetine rastlanmadığı, öte yandan, bilirkişi raporunda; Tablo İll'e konu edilen paraların kaynağının ... ...-...'a ait olduğu ihtimalinin oldukça fazla bulunduğu, ancak, tabloda çok sayıdaki kişi adına açılmış mevduat hesaplarının asıl kaynağının dosya kapsamından net olarak belgelenmediğinin görüldüğü, ayrı ayrı hesap numarası verilen tabloda, adı soyadı yazılı mudilerin ancak kimlik tespitine müteakiben kendilerine veya vekillerine/varislerine ödeme yapılacağı ve ... ... Bankası A.Ş. ... şubesinden ... isimli kişiye ödenen paranın (USD) geri alınmasının söz konusu olacağı kanaatine varıldığının belirtildiği, Görüleceği üzere, bilirkişi raporunda, Tablo Ili'de yer alan hesapların kaynağının ... ...-...'a ait olduğu ihtimalinden bahsedildiği, ayrıca, ... ... Bankası A.Ş. ... Şubesinden ... isimli kişiye ödenen paranın (USD) geri alınmasının söz konusu olacağı kanaatinde olunduğuna da yer verildiği, öte yandan, zimmet işleminden sonra hesap bakiyeleri konusunda raporda herhangi bir açıklamanın da bulunmadığı, bu durumda, söz konusu hesapların; gerçek hak sahipleri ile, yatırılan paraların mahiyeti konusunda şüphelerin bulunduğunun anlaşıldığı, yine tabloya bakıldığında, aynı günde yapılan işlemlerin ortalama 25-30 saniyede bir gerçekleştirildiğinin görüldüğü, nitekim, 05.07.2001 tarihinde 24 adet usulsüz olarak iddia edilen işlem yapıldığı, bu işlemlerin 17: 34: 22 saatinde başladığı ve 17: 45.17'de sona erdiği, dolayısıyla teknik imkanların yetersiz olduğu o dönemde bile işlem başına 28,96 saniye düştüğü, bunun ise banka işlemleri için olağanüstü hızlı ve de anlamlı olmadığının değerlendirildiği, diğer yandan, davacı yanın, dava dilekçesindeki iddiaları, davalıların savunmaları ve gelişen olayların 27.02.2007 ve 11.09.2007 tarihli Kök ve Ek bilirkişi raporlarında (Kök Bilirkişi raporu aynen yukarıya da alınmıştır) ayrıntılarıyla incelendiği, davacının kendisine ait fon kaybını, hesap cüzdanlarıyla kanıtlamaya çalıştığı, Kök Raporda da bu yönde yapılan incelemelerde; dava tarihi itibariyle davacının, davalılardan faiz ayrık olmak üzere 6.387.203 USD tutarında, vadeli döviz mevduatından kaynaklanan alacağının bulunduğu, davalıların, davacının bu alacağından ve ferilerinden dolayı sorumluluğunun müşterek ve müteselsilen olduğu, dava konusu işlemlerde davacının mütarafik kusurunun ise tespit edilemediği, davacının söz konusu alacağının;
1.928.935 USD'si için 21.09.2001 tarihinden 28.09.2001 tarihine kadar 910 faiz oranı; Kalanı 4.458.268 USD için 12.10.2001 tarihinden 12.01.2002 tarihine kadar 9013 faiz oranı, uygulanmasının gerektiği, söz konusu mevduatların vade bitim tarihinden itibaren ise (1.928.935 USD için 28.09.2001 tarihinden; 4.458.268 USD için 12.01.2002 tarihinden itibaren), 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesine istinaden Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden, faiziyle birlikte tahsilinin gerektiği hususlarına yer verildiği" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.

b-Mahkememizce 31/01/2023 tarihli ara karar doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 26/06/2023 tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı ek raporlarında özetle;
"Dava konusu somut olayla ilgili Davalı Banka yerinde yapılan inceleme, dosya incelemeleri, Bilirkişi Raporlarının ve Dava dosyalarının değerlendirilmesi sonucunda heyetimizce yapılan değerlendirmeler sonucunda;

Dava konusu Banka şubesinde meydana gelen usulsüz işlemlerin ... A.Ş. .../... şubesi yetkililerinin emniyet birimlerine bir sahtecilik olayının ihbarı ve bu ihbar sonucu 30.10.2001 tarihinde emniyet birimlerince yapılan operasyon sonucunda ortaya çıkan sahte kimlikler ile aynı seri numaralı sahte kimlikli şahısların ... A.Ş. Ve ... ... Bankası A.Ş. ...-İstanbul Şubesinde yapılan işlemler ve araştırmalar sonucunda Sahte kimlikli kişileri ... Bankası A.Ş.'ne yönlendiren kişinin ... A.Ş. ... şubesi çalışanı ... olduğunun saptandığı,
...'in görev yaptığı ... ... Şubesinde Şube müşterisi davacı ...'a ait hesaplardan paralar çektiği, kimlik bilgileri olmadan hesap açıldığı, dekontların kısmen yapıldığı, paraların elden alındığı, banka virmanların sözlü talimatlarla yapıldığı, hesap cüzdanının bankanın bilgisayar sisteminden üretilmediği, kendisine verilen paralardan bir kısmını toplam 127 adet kişi adına açılmış hesaplara yatırdığı,
....Ağır Ceza Mahkemesi ... E.Sayılı Dosyada 10.07.2018 tarih, ... K.Sayılı Kararında, ... Bankası ... Şubesinde bulunan ve sanık ...'un sanıklar ... ve ... aracılığı ile yatırdığı paranın aidiyeti konusunda ... in yakalandığında ilk ifadesinde hiç değinmediği makbuzların, yaklaşık 20 gün sonraki ifadesinde belirttiği ... imzalı toplamı 5.574.000 USD ye ulaşan farklı tarihlerde ... tarafından ... verilmiş gözüken paralara ait makbuzlar olduğu, Bunun dışında esas itibariyle paranın ... aidiyeti konusunda somut bir delil bulunmadığı; Mahkemenin Vicdani kanaat olarak ...'in ilk beyanında bahsetmeyip 20 gün sonraki ifadesinde belirttiği ve unutulması hayatın olağan akışına uygun gözükmediği belirtilerek para aidiyeti konusundaki ... imzalı makbuzlara itibar edilmediği, bunların durum ortaya çıktıktan sonra suçunu gizlemek isteyen sanık ...'un ... durumu açarak parayı kendisinin sahiplenmesini istemesi, bu durumdan ancak bu suretle kurtulabileceği düşüncesi ile oluşturulmuş makbuzlar olduğu, ...'in en başından beri tüm ayrıntıları bilmemesinin mümkün gözükmediği, bu netice ve kabul karşısında sanık ...'un ... ve ... ...'dan aldığı vc 127 adet mudi hesabına yatırılan paraları yine mudilerin bilgisi dışında 05.07.2001 ve 18.07.2001 tarihlerinde çekerek zimmetine geçirdiği, bu paraları sanık ... adına ... sahte kimliği ile ... Bankası ... Şubesinde açtıkları hesaba yine sanıklar ... ve ... yardımı ile yatırıp değerlendirdiklerinin; belirtildiği,
Banka Müşterisi Davacı ...'ın ....Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı Alacak davası ile ilgili bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğu bulunduğu, davacının müterafık kusurlu kabul edilemeyeceği, 4.534.312 USD nin 21.09.2010 tarihinden itibaren % 10,1.852.491 USD'nin 12.10.2001 tarihinden itibaren % 13 yıllık faiz ile davalılardan tahsili ile ilgili Mahkeme Kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.04.2005 tarih, 2005/3703 K. Sayılı Kararı ile " Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının davalı bankada birden fazla döviz hesabı olduğu ancak bu hesaplarla ilgili itiraz olmadığı ve bunların dava konusu olmadığı, Davacının elindeki hesap cüzdanına dayanarak iş bu davayı açtığı, davalı bankanın ise hesap cüzdanının banka kayıtları ile örtüşmediği ve imzanın bankayı bağlayıcı olmadığı ve davacının davalı ... ile İşbirliği suretiyle bankadan para sızdırmaya çalıştığını, bu nedenle banka görevlisi ile birlikte diğer sanıklar aleyhine, banka aracı kılınarak nitelikli dolandırılıcılık, sahte belge ve hüviyet cüzdanı düzenlenmekten dava açıldığını ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiği; Ceza davasının konusunu oluşturan atılı suçlar, eldeki dava açısından sonucu etkileyecek nitelikte olduğu ve davacının ceza davasına müdahil olarak katıldığı ve davalı/sanık ...'in dava dışı başka bir bankadaki hesapta olan parasının da kendisine ait olduğunu iddia ettiği; bu nedenle bu iddianın ceza yargılaması sonucunda yapılacak değerlendirmesi ile eldeki dava açısından davacının müterafik kusuru açısından önem arz edeceği, Mahkemece, ceza davası sonucu beklenerek karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirdiği " belirtilerek Mahkeme kararının bozulduğu,
05.07.2004 günlü Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile ... Bankasındaki Paranın ...'a Ödenmesi kararı verilerek para ödenmekle birlikte, ....Ağır Ceza Mahkemesi ... E.Sayılı Dosyada 10.07.2018 tarih, ... Sayılı Kararında, ... Bankası ... Şubesinde bulunan paralar ile ilgili ...'ın yakalandığında ilk ifadesinde hiç değinmediği makbuzların, yaklaşık 20 gün sonraki ifadesinde belirttiği ... imzalı toplamı 5.574.000 USD ye ulaşan farklı tarihlerde ... tarafından ...'a verilmiş gözüken paralara ait makbuzlar olduğu, Bunun dışında esas itibariyle paranın ...'a aidiyeti konusunda somut bir delil bulunmadığı; Mahkemenin Vicdani kanaat olarak ...'in ilk beyanında bahsetmeyip 20 gün sonraki ifadesinde belirttiği ve unutulması hayatın olağan akışına uygun gözükmediği belirtilerek para aidiyeti konusundaki ... imzalı makbuzlara itibar edilmediği, bunların durum ortaya çıktıktan sonra suçunu gizlemek isteyen sanık ...'un ... durumu açarak parayı kendisinin sahiplenmesini istemesi, bu durumdan ancak bu suretle kurtulabileceği düşüncesi ile oluşturulmuş makbuzlar olduğu'nun belirtildiği,
Davalı Banka Çalışanı ...'in Banka müşterisi davacı ... ile ... arasında Banka çalışan müşteri ilişkisi dışında bir ilişki olduğu, Ağır Ceza davası kararında belirtilen hususların Alacak davasında da nazara alınması gerektiği, Mahkeme Karar hükmüne göre ...'in ...'a parayı kendisinin sahiplenmesini istemesi ve bu durumdan ancak bu suretle kurtulabileceği düşüncesi ile oluşturulmuş makbuzlar düzenlendiği ve Bunun dışında paranın ...'a aidiyeti konusunda somut bir delil bulunmadığı ancak paraların ...'a ödendiği Ancak, huzurdaki davayla ilgili olarak, davacı ... ile ... arasında organik bir bağın mevcudiyetinin teknik bilgi ve belgeler çerçevesinde tespit edilemediği, ayrıca, huzurdaki dava konusu bankada davacıya ait hesaplarla, dava dışı ... Bankası nezdinde bulunan ve Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla ...'a ödenen paralar arasında somut bir illiyetin de kurulamadığı ancak davacı ... ile ... arasında organik bir bağ tespit edilmesi halinde bu hususların Sayın Mahkemeniz tarafından değerlendirilebileceği, öte yandan, 17.06.2022 tarihli Kök Raporda da ayrıntılarıyla yer verildiği üzere, dava tarihi itibariyle davacının, davalılardan faiz ayrık olmak üzere 6.387.203 USD tutarında, vadeli döviz mevduatından kaynaklanan alacağının bulunduğu, davalıların, davacının bu alacağından ve ferilerinden dolayı sorumluluğunun müşterek ve müteselsilen olduğu, heyetimizce yapılan değerlendirmede Dava konusu işlemlerde davacının mütarafık kusurunun ise tespit edilememekle birlikte, bu konuda Sayın Mahkeme tarafından uygun görülmesi halinde alanında uzman tahkim bilirkişi tarafından da inceleme ve değerlendirme yapılmasının uygun olabileceği,
Davacının söz konusu alacağının;
1.928.935 USD’si için 21.09.2001 tarihinden 28.09.2001 tarihine kadar %10 faiz oranı;
Kalanı 4.458.268 USD için 12.10.2001 tarihinden 12.01.2002 tarihine kadar %13 faiz oranı, uygulanmasının gerektiği, söz konusu mevduatların vade bitim tarihinden itibaren ise (1.928.935 USD için 28.09.2001 tarihinden; 4.458.268 USD için 12.01.2002 tarihinden itibaren), 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesine istinaden Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden, faiziyle birlikte tahsilinin gerektiği (kamu bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına uyuşmazlık döneminde ödediği faiz oranlarının ilgili kamu bankalarından sorulması ve buna göre faiz hesabı yapılması gerekmektedir)" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.

c-Mahkememize davalı banka vekili tarafından Prof. Dr. ... ve ... tarafından hazırlanan 24/02/2023 tarihli Uzman Görüşü-Hukuki/Mali Mütalaa sunulduğu görüldü.
Anılı mütaalada özetle;
" Hukuk mahkemesinin ceza mahkemesinin mahkümiyet ilamında teşbit olunan maddi vakıalarla bağlı olduğu, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, hukuk mahkemesindeki dava tarafları yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, ....Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararında davalı banka eski çalışanı ...'in zimmet suçundan mahkümiyetine hükmolunduğu, bu suçun nasıl işlendiğine ilişkin maddi tespitlerin hukuk mahkemesi için bağlayıcı bulunduğu,
Davalı bankaya karşı alacak hakkı dermeyan eden davacının yazılı delil olan dayandığı yegâne yazılı delil olan 4 adet banka hesap cüzdanının sahte olduğu ve banka dışında hazırlandığının kesinleşmiş ağır ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunduğu, esasen çift imza taşıması gerekirken tek imzalı olan ve bu imzanın da banka çalışanlarından sadır olmadığı, hesap cüzdanları ile banka kayıtlarının uyuşmaması halinde banka kayıtlarına üstünlük tanınacağı hakkındaki münhasır delil anlaşma gereğince de hesap cüzdanlarına itibar edilemeyeceği, banka kayıtlarına göre davacının bankaya yatırmış olduğu paranın davacıya ödendiği konusunda zaten bir ihtilaf bulunmadığı,
Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararına göre davacının, eldeki alacak davasında diğer davalı ...'e banka dışında ve kendi işyerinde para verdiği, banka usul ve teamülleri gereğince bu paranın "bankaya yatırılmış" bir para sayılamayacağı, paranın ...'e verilmesinin amacının paranın birden fazla hesaba bölünerek mevduat güvencesinden yararlanmak olduğu, bu amaçla ...'in parayı 127 adet kişi adına açılmış hesaplara yatırdığı, davacının bu hesaplar üzerinde tasarrufa yetkili olduğuna dair vekaletnameler bulunduğu, dava dışı bu kişilerin hesaplarındaki paralar ile bir ilgilerinin bulunmadığı, daha sonra ...'in davacının ve mudilerin bilgisi dışında bu hesaplardan 5.055.810,32 Amerikan Dolarını 05.07.2001 ve 18.07.2001 tarihlerinde çekerek zimmetine geçirdiği,
Davalı bankanın ...'in istihdam eden sıfatıyla davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan illiyel bağının olayda bulunmadığı, ...'in zimmet fiilini banka dışında ve davacı ile el ve işbirliği içinde gerçekleştirdiği, görünürdeki amacın davacıya paranın tümü için mevduat güvencesi sağlamak ve bankanın öngördüğü cari faiz ötesinde bir menfaat temin etmek olduğu, zarar verici zimmet eylemiyle istihdam eden bankanın görülen işi arasında fonksiyonel bağlılık bulunmadığı,
Hazine tarafından öngörülen mevduat güvencesi tutarını aşabilmek için davacı ve davalı ... arasında yapılan gizli anlaşmanın ve işbirliğinin, kanuna karşı hile ve mevzuatın dolanılması olduğu ve neticede Hazineyi zarara uğratma amacını taşıdığı, davacının davalı ... ile el ve işbirliği içinde hareket etmesinin ve sonuçta ...'in parayı zimmetine geçirmesi ile uğradığı zararın tazmini talebini haksız kılacak şekilde, ağır müterafık (ortak) kusurunu oluşturduğu,

Davacının bir taraftan elindeki sahte hesap cüzdanları ile önal bankadan alacak talep ederken, öbür taraftan ...'e teslim ettiği ve ... tarafından zimmete geçirilen ve (dava dışı) diğer sanıkların da katılımı ile başka bir bankadaki hesaplara aktarılan paranın da kendisine ait olduğunu ceza mahkemelerinde açılan davalarda dermeyan etmesinin çelişkili davranış olduğu, çelişkili davranış yasağının (venire contra factum proprium) TMK'nun 2.maddesindeki dürüstlük kuralından ve hakkın kötüye kullanılması yasağından kaynaklandığı,

Huzurdaki alacak davasında davacının davalı bankadan talep edebileceği bir alacak hakkı bulunmadığı, davacının sadece diğer davalı (zimmet suçlusu) ...'i sorumlu tutabileceği ve ondan talepte bulunabileceği, zimmet suçuna yardım eden sıfatıyla katıldıkları Ceza Mahkemesi kararı ile sabit olan ... ve ...'ın davacının uğradığı zarardan ... ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulabileceği, davacının bu sanıkları dâhili dava etmek suretiyle onlardan talepte bullamnak hususunda muhtar bulunduğu,
Eldeki davaya bakan İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.03.2022 tarihli bilirkişi görevlendirme ara kararında, Ceza Mahkemesinin kesinleşen kararı gereğince inceleme yapılması istenilmesine rağmen 8.Ağır Ceza Mahkemesinin (... E. Sayılı dosyasının, bilirkişi incelemesi yapılan dosya kapsamında bulunmadığı ve UYAP sisteminden de ulaşılamadığı gerekçesi ile Ceza Mahkemesi kararı incelenmeden hazirlanan 17.06.2022 tarihli Bilirkişi İnceleme Raporu'na katılma olanağı bulunmadığı" şeklinde uzman görüşü mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememize davalı yan tarafından sunulan uzman mütalaasındaki görüş ve tespitler ile alınan bilirkişi raporlarıdaki görüşler arasındaki farklılık ve özellikle raporlarda Yargıtay tarafından esasa yönelik Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2005 tarihli 2004/8623 Esas, 2005/3703 sayılı bozma kararında, özellikle .... ACM'nin dava konusu uyuşmazlığı ilişkin (... ACM'nin ... Esas sayılı dosyasında müştekiler ... ve ... ... ve ...'ın şikayetleri üzerine İstanbul CBS'nin 2002/... hazırlık soruşturması sonucunda banka aracı kılınarak nitelikli dolandırıcılık sahte belge tanzimi ve sahte hüviyet cüzdanı kullanmak suçlarından ..., ... ve ... aleyhine açılan kamu davasının; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı ile "Davalı banka ise hesap cüzdanının banka kayıtları ile örtüşmediğini, imzanın bankayı bağlayıcı olmadığını, davacının davalı ... ile el ve işbirliği suretiyle bankadan para sızdırmaya çalıştığını, bu nedenle banka görevlisi ile birlikte diğer sanıklar aleyhine, banka aracı kılınarak nitelikli dolandırıcılık, sahte belge ve hüviyet cüzdanı düzenlemekten dava açıldığını ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiğini ileri sürmektedir. Ceza davasının konusunu oluşturan atılı suçlar, eldeki dava açısından sonucu etkileyecek niteliktedir. Keza davacı ceza davasına müdahil olarak katılmış, davalı/sanık ...'in dava dışı başka bir bankadaki hesapta olan parasının da kendisine ait olduğunu iddia etmiştir. O halde bu iddianın ceza yargılaması sonucunda yapılacak değerlendirmesi ile eldeki dava açısından davacının müterafik kusuru açısından önem arz edecektir. Mahkemece, ceza davası sonucu beklenerek karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme sonucu yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir" bozulması nedeniyle işbu ceza dosyası kapsamının incelenmesi gerektiği, alınan raporlar ile hukuki mütalaanın arasında çelişki bulunduğu, özellikle davalı itirazlarının değerlendirilerek paranın kaynağı ve talep edilen paranın gerçekte davacının davalı ...'ye intikal eden ... ... Şubesi hesaplarına ne miktar olarak kim tarafından yatırıldığı, yatırılan paranın davacı veyahutta hak sahiplerine ödenip ödenmediği, davalı ...'nin işbu dava konusu edilen paradan sorumlu olup olmadığının sorumlu ise miktarının tespiti için Mahkememizce 26/10/2023 günlü celse ara kararı oluşturularak yeni heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir.

D-Mahkememizce bozmadan sonra 26/10/2023 tarihli celse ara kararı gereğince dosya mali müşavir ..., hukukçu bilirkişiler Doç. Dr. ... ve Dr. Öğrt. Üyesi ...'e gönderilerek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 22/10/2024 tarihli rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı raporlarında özetle;
"Huzurdaki davaya konu olayın -davacı iddiası esas alınarak iki parçadan oluştuğu, iddianın ilk kısmının davacı ...'ın ... ... Şubesinde banka kayıtlarında bulunan mevduat hesapları hakkında, diğerinin ise ... ... Şubesinde davacı ... adına kayıtlı olmamakla birlikte dava dosyasında ve taraf ifadelerinde ...'a ait olduğu iddia edilen diğer mevduat hesaplarından oluştuğu,
İlk iddianın içeriğini oluşturan davacı ...'ın ... ... Şubesinde banka kayıtlarında bulunan mevduat hesaplarının incelendiği Davaya konu mevduat hesap cüzdanları için ... ... Şubesi kayıtları üzerinde yapılan incelemelerimizde; hesap cüzdanlarının şube kayıtları ile uyumlu olmadığı,
Şube kayıtlarında davacı ... adına açılmış bulunan hesaplar üzerinde, talep tarihi itibariyle 8.624.882,00 USD olduğu, bu tutarın bilahare ilave olunan faiz gelirleri ile 8.663.066,95 USD'nın kendisinin hukuki ve fiili tasarrufuna intikal ettirildiği tespit edilmekle ihtilafsız hale geldiği,
İkinci iddianın içeriğinin ise ... ... Şubesinde davacı ... adına kayıtlı olmamakla birlikte dava dosyasında ve taraf ifadelerinde ...'a ait olduğu iddia edilen diğer mevduat hesaplarını içerdiği, ... adına şubede bir kayıt bulunmadan önceki bir zaman diliminde, birçok gerçek kişi (raporumuzda 141 kişi olarak tek tek tespit edilmiştir) adına hesap açıldığı, davacının beyanları doğrultusunda, hesapların bu şekilde açılmasının sebebinin mevduat güvencesinden yararlanmak olduğu, mevduat güvencesinden yararlanarak bankacılık sisteminin genel güvence uygulamasının lehe değişmesi amaçlı işlem yapılmasına muvafakat ederken şube çalışanları ile iş ve eylem birliği yapılmaksızın ulaşılabilecek bir sonuç olmadığı, tesis edilen işlem sonucu bankada açılan mevduat hesaplarının hukuki sahipleri, adına mevduat hesabı açılan gerçek kişiler olduğu, bu hesaplar üzerinde hak iddia etme yetkisinin ilgili gerçek kişilere ait olduğu, banka kayıtlarına göre; ilgili hesaplar için blok işlem yapılmış olmasının da bu durumu değiştirmeyeceği, banka kayıtlarına göre; söz konusu hesapların mudiye atfen atılı sahte imzalar ile tasarruf edilerek kapatıldıklarının tespit edildiği, hak sahibi mudiler talepte bulunması gerekmekte iken olayların tespiti zamanında, üzerinden 20 yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen bugüne kadar ilgili gerçek kişilerden bir talep veya müracaat da tespit edilemediği huzurdaki davanın davacısı ilgili hesaplar üzerinde hak sahipliği ileri sürdüğü, bir kısmı için de vekâletname (hesapların kapanışı tarihinden sonraki tarihlerde tanzimli) ibraz ettiği, açıkça görüldüğü üzere söz konusu hesapların açılışı davacı yan bilgisi ve muvafakati altında banka çalışanı ile el ve iş birliği yapılarak sistemin yanıltılması amaçlı olarak yapılan bir işlem olarak değerlendirildiği, işlemin tesisindeki amaç ve eylemi ile davacı yanın kusursuz olduğunu söylemenin mümkün görülmediği,

Dava dosyası içerisinde olup tarafımızdan da değerlendirilen Bilirkişi Raporunda konu edilen hesaplar (127 adet tespitli) için sadece hesaplardan para çekilmesi üzerinden hareketle davacının kusursuz olduğu sonucuna ulaşıldığı, bu tespite katılabilmek için öncelikle davacının ilgili hesapların sahibi olduğuna karar verilmesinin gerektiği,
17.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda yer alan çalışan tarafından usulsüz olarak çekildiği belirtilen tutarların davacıya aidiyeti hakkındaki tespitlere, kesinlik arz etmemesi ve ihtimal üzerinden değerlendirme yapılmış olması nedeniyle katılmanın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı söz konusu hesaplar için hak sahipliği iddia etmiş ise de iddianın doğru olup olmadığının tarafımızdan tespit edilmesi imkânı bulunmadığı, yapılan incelemelerde, ilgili mevduat hesapları ile ... ... Şubesikayıtları arasında doğrudan bir ilişki de tespit edilemediği, hak sahipliğinin davacıya ait olup olmadığının yukarıda yer verdiğimiz gerekçelerle kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle Sayın Mahkemenin takdirine bağlı olarak şu ikili sonuca yer verme zorunluluğu doğduğu,
Sayın Mahkemenin 141 adet hesap üzerindeki hak sahipliği konusunda kesin bir sonuca varılması mümkün olmadığından hesaplarda yer alan paranın davacıya ait olmadığı sonucuna varması halinde, davacının zararı doğmadığı için müterafık kusura ilişkin bir değerlendirme yapılmasının gerekmediği, zira bu durumda, davacının talep edebileceği zararının bulunmadığı, buna karşılık Sayın Mahkemenin söz konusu hesaplardaki paranın davacıya ait olduğu ve çalışan tarafından usulsüz olarak çekildiği sonucuna varması halinde ise söz konusu hesapların açılışının davacı yan bilgisi ve muvafakati altında banka çalışanı ile el ve iş birliği yapılarak sistemin yanıltılması amaçlı olarak gerçekleştirilen bir işlem olduğu ve işlem tesisindeki amaç ve eylemi ile davacı yanın kusursuz olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, zararın doğmasında bizatihi kendi müterafık kusurunun da bulunduğu sonucuna varıldığı,
İş bu kısımda, mali incelemede, cle alman 127 (incelemede 141 adet olduğu tespiti ile) adet hesaptan çekilen paranın tazmin edilmesi için davacı tarafından dayanak olarak gösterilen vekâletnamede yer alan yetkinin kapsamı ve Sayın Mahkemenizin 07.03.2024 tarihli ara kararı uyarınca Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak; müterafık kusur konusunda nasıl değerlendirme yapılabileceği üzerinde durulduğu,
Dosya kapsamında bulunan vekaletname örneği doğrultusunda, davacı ...'a ... AŞ'nin İstanbul İli sınırları içindeki merkezi ve şubelerinde bulunan hesapları açma, dilerse yeniden hesap açma ve diğer bankacılık işlemlerini yapma, ahzu kabz, sulh ve ibra yetkileri verildiği, bunun dışında söz konusu hesaplardaki bedellere ilişkin ihtilaflara temsilci sıfatı ile taraf olma veya tazminat talebini ileri sürme yetkisinin bulunmadığı,
Yargıtay kararında ifadesini bulan müterafık kusur ifadesiyle esasen zarar görenin kusuru kastedildiği, azrar görenin kusurunun, orta zekalı, makül bir kişinin zarar görmemesi ve kendi menfaati için kaçınması gereken bir davranıştan kaçınmaması ya da yapması gereken bir davranışı yapmaması şeklindeki davranış tarzını anlattığı, zarar görenin kusurunun, ağırlığına göre tazminattan indirim ya da sorumluluğu kaldırma sonucunu doğurabileceği, zararın meydana gelmesini ya da artmasını istememekle beraber, bu durumu engellemek için dürüst bir kimseden beklenen özeni göstermemişse zarar görenin kusurunun ihmal seviyesinde olacağı kaçınılabilir zararı önlemek için, benzer şartlar altında bulunan her makul kişinin göstereceği özenin gösterilmemesinin ise ağır ihmale işaret ettiği, somut olayda davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin üçüncü kişiler adına açılmış 127 (incelememizde 141) adet hesapta yer alan mevduatın kendisine ait olduğunun tespit edilmesi halinde anlam ifade edeceği, zira ancak söz konusu mevduatın davacıya ait olduğunun kesin olarak tespit edilmesi halinde davacının zarar gören sıfatını haiz olacağı, aksi halde zarar gören sıfatı bulunmadığı için tazminat talebinin şartları oluşmayacağından kusurunun varlığının değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmadığı, mali incelemede anılan hesaplarda yer alan mevduatın kesin olarak davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılamadığı, ve “igili mevduat hesapları ile ... ... Şubesi kayıtları arasında doğrudan bir ilişki de tespit edilemediği, hak sahipliğinin davacıya ait olup olmadığının kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle Sayın Mahkemenin takdirine bağlı olarak ikili sonuca yer verme zorunluluğu doğduğundan bahisle, Sayın Mahkemenin 141 adet fesap üzerindeki hak sahipliği konusunda kesin bir sonuca varılması mümkün olmadığından hesaplarda yer alan paranın davacıya ait olmadığı sonucuna varması halinde, davacının zararı doğmadığı için müterafık kusura ilişkin bir değerlendirme yapılmasının gerekmediği, bu durumda davacının talep edebileceği zararının bulunmayacağı, buna karşılık Sayın Mahkemenin söz konusu hesaplardaki paranın davacıya ait olduğu ve çalışan tarafından usulsüz olarak çekildiği sonucuna varması halinde ise söz konusu hesapların açılışının dacacı yan bilgisi ve muvafakati altında banka çalışanı ile el ve iş birliği yapılarak sistemin yanıltılması anaçlı olarak gerçekleştirilen bir işlem olduğu ve işlem tesisindeki amaç ve eylemi ile dacacı yanın kusursuz olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, zararın doğmasında bizatili kendi kusurunun da bulunduğu sonucuna varılmadığı" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce taraf beyan ve itirazlarının değerlendirilerek karşılanması, özellikle davacı itirazlarında bahsi geçen raporlar arasındaki çelişki olduğu iddiasının mahkememiz ve yasa yolu denetimine uygun olarak karşılanması bakımından bilirkişi kurulundan ek rapor hazırlanması istenilmiş ve konuya ilişkin 22/08/2025 tarihli ek rapor teminle dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler anılı ek raporlarında özetle;
"Tarafların kök rapora itirazlarının inceleme konusu yapıldığı iş bu raporumuzun yukarıdaki bölümlerinde izah edilen;

Heyetimizin görev ve yetki alanının Sayın Mahkeme ara kararı ile belirlenmesi ve TBK m. 74 gereğince .... Ağır Ceza Mahkemesince tespit edilen maddi vakıaların inceleme ve değerlendirmelerimizde dikkate alınmasının zorunlu olması sebebiyle tüm inceleme ve değerlendirmelerimizin bu çerçevede hukuki sonuca bağlandığı,
Dosyada mevcut daha önceki tarihli raporlar ile kök raporumuz tespitleri arasında çelişki bulunmadığı, kök raporumuzda banka kayıtlarının yanlışlığı hakkında bir tespit yapılmadığı,
Davaya konu gerçek banka kayıtlarında gerçek kişi mevduatı üzerinde vekâletname tahtında tesis edilen bir işlem tespit edilmediği, iş bu ek rapor için tarafların yeni bir belge sunmadıkları yapılan incelemelerimizde de kök raporumuzda varılan neticede bir değişiklik olmadığı" şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür.
Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya münderecatından edinilen vicdani kanaat gereğince yapılan inceleme ve değerlendirmede; Mahkememizde açılmış bulunan davacı ...'ın davalı ...'ye intikal eden ... ... Şubesindeki hesapta 15.012.085,00 USD para yatırdığını, banka çalışanı ...'in şubede banka müşterileri hesabından para çektiği iddiaları üzerine bankadan hesapta yatırılan paraların ödenmesini istemesi üzerine bankanın 21/11/2001 gün ve 2368 sayılı cevabi yazısında, banka hesabında 8.624.882 USD bakiyesinin bulunduğunun bildirilmesi üzerine, kalan bedelin banka kayıtlarına intikal ettirmediği iddiası ile hesaplarda bulunmayan 6.387.303 USD alacağın ...'ye intikal eden ... külli halefi sıfatı ile işbu kurumdan ve banka müdür yardımcısı ... Şen'den tahsili talep edilmektedir.
... AŞ'nin mevduatı kabul etme yetkisi BDDK - ...'nin 19/12/2001 gün ve 377 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu nedenle külli halef sıfatı ile davada ...'nin taraf olarak yer aldığı tartışmasızdır.
Mahkememiz tarafından esasa ilişkin bozma kararında belirtilen ... ACM'nin 2002/... Esas - 2004/... sayılı kararı ile Sanıklar ... ve ...'in sahte kimlik kullanmak suçlarından mahkumiyetine diğer sanıkların beraatine ilişkin karar Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 25/10/2005 tarih ve 2005/5281 - 10468 sayılı ilamı ile 5200 sayılı yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle başka hususlara değinmeksizin bozulduğu ve ... ACM'nin ... Esasına kaydedilerek 2006/320 sayılı ilamı ile bozma sonrasında; yapılan yargılama sonucu ..., ... ... üzerine atılı tüm suçlardan suçları işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle ... ve ...'in dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan beraatlerine, sanık ... ve ...'in ...'a ait fotoğrafın bulunduğu kimlik belgesi ile hesap açmak suretiyle sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine 06/12/2006 tarihinde karar verildiği, mahkeme kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2007/332 Esas 2008/13739 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme ve 08/02/2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 5728 sayılı yasanın 562.maddesi ile değişik CMK 231.maddesi yönünden sanıklar ... ve ... hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması noktasında değerlendirme yapmak üzere Mahkeme kararının bozulduğu, bu defa .... ACM'nin 2009/...-... kararı ile sanıklar hakkında açılan tüm davalar nedeniyle, "zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle tüm sanıklar hakkındaki açılan davanın ortadan kaldırılmasına" karar verildiği, kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2011/20277 Esas 2012/6850 Karar sayılı ilamı ile;
"Eylemin 4389 sayılı yasa kapsamında zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışmasız bırakıldığı" gerekçesi ile bozma kararı verildiği, bunun üzerine ... ACM 2012/... Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı vererek dosyanın .... ACM'nin ... Esas sayılı dosyası haline geldiği ve 2016/11 sayılı karar ile;
"Davalı ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan düşme kararı, banka zimmeti suçundan mahkumiyet kararı verildiği, diğer sanıklar yönünden beraat ve düşme kararları verildiği" anlaşılmış ve kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2016/17178 - 2017/596 sayılı ve 19/01/2017 tarihli kararı ile, "Katılan banka vekilinin resmi belgede sahtecilik ve sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz incelenmesinde, açılan kamu davasının niteliği ve suç tarihine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan bankanın temyiz inceleme isteminin reddine, sanık ... ve ... hakkında katılan banka zimmet suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden; tediye fişleri kullanılarak banka parası zimmetine geçirilmesine ilişkin fiilin basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından tediye fişleri bulunamamış ya da tediye fişlerinde mudi imzası yok ise eylem basit zimmet,
Mudi yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş tediye fişi kullanılmak suretiyle mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekmek ve talimat olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet,
Tediye fişine mudi yerine sahte imzalar atmak suretiyle gerçekleştirilen işlemleri ile ilgili olarak fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta basit ve basit bir incelemeyle sahteliğin anlaşılması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özellikliğinin bulunması halinde eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, kartonet imzalarının tüm mudiler yönünden dosya içerisine celp edilerek ...'in gerçekleştirdiği iddia edilen her bir işlem yönünden belirtilen kriterlere uygun olarak basit ya da nitelikli zimmet suçunun oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi, imzaların aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tartışılarak bankacılık hizmetleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne de başvurup her işlem bakımından eylemin basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığı tespit edilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi, Sanık ... yönünden suç tarihinin 18/07/2001 iddianame düzenleme tarihinin 08/05/2002 olduğu dikkate alınarak ... ACM'nin 2005/...-2005/... k.sayılı dosyasına ilişkin yeni iddianame düzenlenmesinin hukuki kesinti olmadığı dikkate alınarak TCK m.43'ün uygulanması gerekirken sanığın kastinin yenilendiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm verilmesi bozmayı gerektirmiştir." şeklinde bozulduğu ve .... ACM'nin ... Esasına kayıt yapılarak yargılama yapıldığı, Mahkemece "Sanık ... ..., ... yönünden dolandırıcılık suçundan açılan kamu davalarının ve nitelikli zimmet suçlarından ötürü açılan davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine,
... yönünden dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmışsa da sanığın eylemin nitelikli zimmet suçu oluşturduğu, 05/07/2001-18/07/2001 arasında sanık ...'in çalıştığı bankadaki 120 adet ayrı hesaptan toplamda 5.055.810,32 USD (suç tarihi itibariyle efektif kur karşılığı 6.407.716,56 TL) banka parasını zincirleme şekilde nitelikli zimmet eylemi ile zimmetine geçirdiği belirtilerek işbu şahsa hapis ve para cezası verildiği," kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2018/18839-2019/447 Karar sayılı ilamı ile masraf yönünden düzeltilerek onandığı, yapılan inceleme ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmış, ceza dosyası Mahkememiz kararına eklenmiştir.
Mahkememizde davacı ...'ın, davalılar aleyhine açtıkları tazminat davasında; davalı ... halif olan ... aleyhine açılan dava yönünden; davacı ...'ın dava dilekçesinde belirtilen 15.012.085 USD'lik alacağın, davalı ...'ye külli halef sıfatıyla intikal eden ... A.Ş. ... Şubesindeki hesap kayıtlarından 8.624.887,65 USD'lik davacı alacağının banka kayıtları ve alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiği ve bu miktarın davacı ve davacının oğlu ... ...'a ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının iddiası; ... ... Şubesine yatırılan hesaplarında 15.012.085 USD yatırmış iken, kabul edilen 8.624.887,65 USD'nin dışında kalan 6.387.303 USD'nin ... ... Şubesi çalışına müdür yardımcısı diğer davalı ... tarafından zimmetine geçirildiği ve işbu bedel ile davalı banka külli halefi ... ile müdür ...'in sorumlu olduğu iddiası ile açılan bahsi geçen bedelin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.

Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı başlangıçta 4 adet vadeli mevduat cüzdanına dayanmış banka kayıtları ve alınan raporları ile ceza dosyası kapsamına göre mahkememizce bozmadan sonra ceza dosyası kapsamını inceleyen bilirkişiler Doc. Dr. ..., Öğrt. Üyesi ..., Emekli Banka Genel Müdürü müfettiş/bağımsız denetçi ... tarafından tanzim edilen 22/10/2024 günlü ve22/08/2025 günlü raporlarda çelişki bulunmadığı, esasen raporların birbirini tamamladığı, TBK 74. Maddesine göre (818 sayılı BK'nun 53) ceza mahkemesinin maddi olayın kesin tespitine ilişkin belirlemelerinin maddi vaka ile sınırlı olarak hukuk mahkemelerini bağladığı, kusur ve sorumluluklarla ilgili ceza mahkemesi tespitleri ile hukuk mahkemelerinin bağlı olmadığını isabetle belirlediği görülmektedir.
Yukarıda etraflıca incelenen ... ACM'nin kararına ilişkin açıklamalar işbu bilirkişi heyetinin 27. Sayfasında etraflıca değerlendirilmiş ve değerlendirmelerin mahkememiz dosyasındaki deliller ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyada tanzim edilen raporlarda başlangıçta sadece mevduat hesap cüzdanlarının fiziki varlığı üzerinden hareketle davalı bankanın sorumlu olduğu sonucuna varılmış (13/05/2003 tarihli ve 12/07/2007 tarihli) iken daha sonra tanzim edilen (17/06/2022 - 26/06/2023) ilk raporlarda değerlendirme konusu yapılmayan 127 adet gerçek kişi mevduat hesabı değerlendirilerek sadece sonuç kapanış şeklindeki banka işlemlerinin hatalı olduğu belirtilmek suretiyle bankanın sorumluluğuna gidilmesi gerektiği belirlenmiş olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememiz tarafından alınan 22/08/2025 günlü raporda bahsi geçen her iki yaklaşımın hesap cüzdanlarının nitelikleri ve hak sahipleri değerlendirilmeksizin hesapların kapanış şekline dayanılarak düzenlendiği belirtildikten sonra davacının başlangıçta ... şubesinde açılan 4 hesap cüzdanına dayanırken sonrasında 127 gerçek kişi adına düzenlenen ve usulsüz olarak çekildiği ... adına düzenlenen sahte kimlikle ... Bankası ... Şubesi ve ... Yatırım A.Ş.'ye Açılan hesaplara yatırıldığı iddiasının çelişkili davranış şekli olduğu ve davacının ... Bankası ... Şubesindeki paralarda ilgisini bulunmadığı, ceza dosyasında tespit edilerek ilgili mahkeme tarafından ...'a ödendiği anlaşılmakla, davacının ... bankasına aktarılan para ile ilgisinin tespit edilemediği özellikle gerçek kişiler adına açılan hesapların açılış şekline işaret edilerek banka kayıtlarının doğru tutulmadığı sonucu çıkarılıyor ise bu durumun davacı yönünden açık bir çelişki oluşturduğu, davacı yanın pek çok ceza mahkemesindeki iddiasında mevduat garantisinden yararlanmak amacıyla birden çok gerçek şahıs adına hesap açıldığı iddia edilmiş ise de, işbu hesapların açılışının vekaleten yapılmadığı, davacı yanın ceza dosyasında hazırlık ve duruşmadaki beyanları ile, bankaya yatırılan 127 adet hesap cüzdanındaki (bilirkişilerce tespit edilen 141 adet) paraların banka dışında davacı yanın ofisinde teslim edildiği iddiası, davacı tarafından ispat edilmesi gereken bir husus olduğu gibi, davalı bankanın hiç bir halde böyle bir iddianın varlığını kabul etmediği ve yatırılan paranın bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi davacı ve oğlu ...'a hesap mudileri olarak ödenerek alacaklarının sona ermiş olduğunu savunduğu görülmüştür.
Davacı yan, huzurdaki davanın açılışına konu gösterdiği 4 adet mevduat hesap cüzdanı için hesap açılış tarihleri 21/09/2001 ile 12/10/20014 tarihleri arasındaki kayıtlara bakıldığında, döviz tevdiat hesabı açılışı ile ilgili banka kayıtlarında herhangi bir kayda rastlanmadığı, çok raporda izah edildiği gibi bankanın ... merkezinde bulunan kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda; banka kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, gerek incelemeye konu mevduat hesabı açılışı ve gerekse kapanışının herhangi bir eksik kayıt içermediği ve özellikle banka kayıtlarının birbirini teyit ettiği ve inceleme ile denetime uygun olduğu bilirkişi kurulunca tespit edildiği mahkememizce belirlenmiştir.

Dava devam ederken davacı ...'un ... ... Şubesinde bulunan paranın hazine garantisinden faydalanması için iddiasına göre 127, bilirkişi kurulunca tespite göre 141 adet hesap açılmak suretiyle bu hesaplardaki yatan paranın kendisine ait olduğunu iddia etmiş ise de, bu hesapların vekaleten açılmadığı, tanzim edilen vekaletnamelerin 04/01/2002 tarihli olduğu ve dosyaya 3 adet vekalet ile 4 kişiye ait hesaplar hakkında sadece işlem yapma yetkisinin bulunduğu iddia edilmiş ise de, hesabın 2000 yılında açıldığı, vekaletnamelerin düzenleme tarihinin 2002 olması nedeniyle vekaletname yetkisine dayalı bir hesabın açıldığı tespit edilemediği gibi, bu hesapların davacıya ait olduğuna ilişkin iddiayı destekler ve bu gerçek şahıslar adına açılan hesaplarda davacının hukuki hak ve yetkisini tespit eden bir delil dosya kapsamında mevcut değildir, kaldı ki iş bu hesap cüzdanlarında sadece davalı ...'in imzasının yer alması ve paranın davacı yan tarafından banka dışında teslim edildiği, davacı yanın ofisinde teslim edildiği iddiasının, davacının iddia edilen para miktarına sahip biri olarak tacir sıfatını taşıdığı ve tacirlerin ihtiyatlı davranarak ancak bankacılık mevzuatına uygun bankada veznede sayımı yapılan, dökümü gerçekleşen ve muhasebe kayıtları ile uyumlu muhasebe müdürünün de imzasını içeren hesap cüzdanı ve neticeten sonrasında müdürün imzasının yer alması gerektiği halde bahsi geçen miktarda parayı bankacılık mevzuatına uymayan şekilde teslim edildiği iddiasının davacı yan tarafından ispatlanması gerektiği açıktır, herkes iddiasını HMK 201 ve devamı maddeleri ile Medeni Kanunun 6. Maddesi gereğince ispatla mükellef olup, davacının banka tüzel kişiliğine parasını usulüne uygun olarak teslim ettiğini ispat edememesi sebebiyle, mahkememizce verilen süre içinde de iddia edilen miktarda paranın sahibi ve zilyedi olduğunu belgelendirememiş olması karşısında mahkememizce davalı bankadan davacının ödenen alacak dışında dava konusu edilen miktar için alacaklı olduğunu ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Ceza mahkemesi kararı ve taraf iddia ve beyanlarına göre davacının güveni arkadaş ve dostluğu olduğunu iddia ettiği ... ile onunla birlikte hareket eden kişilere yönelik olduğunun kabulü gerekeceği, keza iddia edilen paranın tesliminin banka dışında gerçekleşmesi durumunda bankanın güven müessesi olduğunu söyleyerek paranın teslim edildiği ispat edilse bile bu banka dışında gerçekleşen teslimden bankanın sorumlu olmayacağı mahkememizce benimsenmiştir. Ancak var ise bu alacağını haksız fiili işlediği iddia edilen ... ve diğer ortaklarına karşı açacağı davada ispat ederek talep edebileceği anlaşılmaktadır.
Mahkememiz dosyasına sunulan, Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen uzman görüşü ve mütalaanın da bu doğrultu da olduğu ve mahkememizde alınan raporların birbirini desteklediği, dava konusu ... ve ...'ın 127 adet mudi hesabındaki ve ... Bankası ... şubesindeki para ile ilgili alacaklarının varlığını ispat edemedikleri, özellikle ceza doyasında dinlenen banka yöneticileri ve ...'nın duruşmadaki beyanları ile 19/07/2001 tarihi itibariyle ... ve ...'ın bankada paralarının bulunmadığı, daha sonra yatırılan paraların da banka hesaplarının kapatılması suretiyle yaklaşık 8.500.000.000 dolar paranın ... Bankası ... Şubesine havale edildiğini, banka ile hesap sahibinin yaklaşık davacı parasının 8.625.000 USD civarında olduğu konusunda mutabık kaldıklarını ancak daha sonra ...'ın gelerek bir miktar para talep ettiğine ilişkin beyanları ile özellikle davacının dava konusu ceza dosyasındaki hazırlık beyanları ve duruşmadaki beyanlarından dava konusu paranın banka dışında teslim edildiğini beyan, kabul ve ikrar ettiği, bu beyanlar karşısında bankanın dava konusu, banka hesaplarına davacı tarafından yatırıldığı usulüne uygun olarak bankacılık kurallarına tanzim ve düzenlenen belgeler ile yatırıldığı ispat edilemeyen bedelin tahsiline ilişkin davanın banka (...) yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Dava konusu olayda davacının bankadan talep edebileceği alacak usulüne uygun olarak ispat edilemediğinden, burada davacının oluşan zararının bankadan talep edilmesi koşulları oluşmadığı mahkememizce benimsenmekle, müterafik kusur değerlendirilmesi bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi yapılmamış ve mahkememizce alınan 3. Heyet tarafından tanzim edilen 22/10/2024 günlü ve 22/08/2025 raporlara itibar edilerek ... aleyhine açılan tazminat davasının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca davacının ... aleyhine açılan davanın, Mahkememize dosyanın intikal ettiği .... ATM'nin 2002/...-2003/... sayılı ve 16/07/2003 günlü kararının işbu davalı yönünde süresinde temyiz edilmemesi sebebiyle Yargıtayca temyiz isteminin reddedildiği ve işbu davalı yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmakla yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Mahkememizde davacı ...'ın davalılar aleyhine açtıkları tazminat davasında;
a)Davacının ... aleyhine açtığı davanın sübuta ermemesi sebebiyle REDDİNE,
b)Davacının ... aleyhine açılan davanın, Mahkememize dosyanın intikal ettiği .... ATM'nin 2002/...-2003/... sayılı ve 16/07/2003 günlü kararının işbu davalı yönünde süresinde temyiz edilmemesi sebebiyle Yargıtayca temyiz isteminin reddedildiği ve işbu davalı yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmakla yeniden HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA,

2-Davacı tarafından yatırılan 11.598,30 TL peşin harçtan alınması gerekli 615,40 TL'nin mahsubu ile arda kalan 10.982,9‬0 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre hesaplanan 661.941,46 TL'nin ücret-i vekaletinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı ... tarafından yapılan 90.100,00 TL'nin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,

6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,

7-Davacının ... aleyhine açılan davanın, Mahkememize dosyanın intikal ettiği .... ATM'nin 2002/...-2003/... sayılı ve 16/07/2003 günlü kararının işbu davalı yönünde süresinde temyiz edilmemesi sebebiyle Yargıtayca temyiz isteminin reddedildiği ve işbu davalı yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmakla bu davalı yönünden lehine yada aleyhine yeniden vekalet ücreti karar tesisine yer olmadığına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025