İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre
yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu şirket ------ aleyhine ----- Esas sayılı dosyası ile başlanan takip işlemlerine, borçlu şirketin itiraz etmesi üzerineİ işbu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali talebiri ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı şirket; borca, takibe, ödeme emrine, faize itiraz ettiğini, yapılan bu itiraz haksız ve mesnetsiz olup iptali gerektiğini, faturaların ve ticari defterlerin yanında davacı ve davalı tarafından ----- onaylanmış olup aralarındaki satış sözleşmesini ve sözleşme sonucu malların teslim için gönderildiğini, davalı şirket tarafından da işbu malların alındığını gözler önüne serdiğini, davacı şirket ile davalı şirket aralarındaki sözleşme gereği; faturalarda bahsi geçen mallar her ne kadar davalı şirkete gönderilmiş olsa, davalı şirket davacı şirkete olan para borcunu ifa etmediğini, işbu sebeple davacı şirket tarafından icra takibine gidildiğini, davalı şirket de haksız olarak itirazda bulunduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında gerçekleştirilmiş olan satış sözleşmesi gereği davalı şirket, davacı şirkete borcunu ifa etmediğini, işbu borç E- faturalara bakınca da anlaşılmakta olup ayrıca tarafların ticari defterlerinin ibrazı sonucu ve ------- formları incelendikten sonra da görüleceğini, davacının alacağı yapılan açıklamalar doğrultusunda herhangi bir tartışmaya mahal olmaskızın açıkça ortada olup; gerekli şartlar oluştuğundan davalının malvarlığı üzerine alacak bedeli oranından ihtiyadi haciz konulmasını aksi ihtimalde kötüniyetli itirazın bir mal kaçırma ihtimaline binaen yapıldığından davacının zarar uğrama tehlikesi mevcut olduğunu, davalının malvarlığı üzerine gerekirse teminat karşılığından ihtiyadi tedbir konulmasını arz ve izah olunan ve mahkemece re'sen göz önünde tutacağı sebeplerle; itirazın iptaline ve ------- Esas sayılı takibin devamına, borçlunun malvarlığı üzerine gerekirse teminat karşılığında ihtiyadi tedbir konulmasına, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı ile davacı firma arasındaki ticari ilişki kapsamında var olan sözleşme kapsamında; davacı yan tarafından davalıya teslim edilmesi gereken mallar hiç bir suretle teslim edilmediğini, teslimata ilişkin dosya kapsamında da herhangi bir teslim makbuzu ve/veya sevk irsaliyesi bulunmadığını, borcunu ifa etmeyen davacının teslim etmediği mallara ilişkin fatura bedelini talep etmesi haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı yan dava dilekçesinde her ne kadar 8 günlük süre içerisinde faturalara itiraz edilmediğini belirtmiş ise de; fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmaması sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamına gelmediğini, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun, eğer fatura konusu mal ise de teslim edilmiş olduğunun kanıtlanması gerektiğini, işbu dava ve davaya dayanak icra takipleri başlatılmadan evvel; 25.12.2019 tarihinde tebliğ olunan; davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen iki adet mutabakat talep formu bulunmadığını, formlardan birinde davacı şirketin cari hesabında 320.000,00 TL, diğer formda ise 377.600,00 TL borç bakiye gösterildiği bildirildiğini, söz konusu mutabakat talep formlarına istinaden davalı şirket tarafından 27.12.2019 tarihli mutabakatın reddi cevabı davacı şirkete ---- aracılığıyla iletildiğini,-----------Sayılı icra takibi haksız ve kötüniyetle başlatıldığı için davacı aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle davanın reddini talep etme zarureti hasıl olduğunu, izah edilen ve Mahkemenin re'sen dikkate alacağı sebeplerle; davacının itirazın iptali talebinin, ihtiyati tedbir talebinin ve icra-inkar tazminatı talebinin reddine, davacının icra takinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----esas sayılı dosyası, Taraf Şirketlerin ---- Kayıtları, ---- Kayıtları, Taraf Şirketlerin --- Kayıtları ve ---Formları, Fatura,----- Kayıtları ve Çek Fotokopileri,---- Kayıtları ve Çek Fotokopileri, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, Yemin, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, eser sözlemesi (mimari proje) gereği düzenlenen fataruya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine karşı süresinde yapılan itiraz üzerine; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. -------6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlanmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi dava şartı zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Davaya esas ----esas sayılı dosyası ----- sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konulmak suretiyle, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu, buna göre davanın görülmesine herhangi bir hukuki engel bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde;----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. -----Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ---- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.------ Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Öte yandan eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. (6098 sayılı yasanın 470.maddesi) Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) "eser" terimi, yüklenicinin, iş sahibinin talebi doğrultusunda meydana getirdiği sonuçları ifade etmektedir. Bu sonuçlar, bir emek sürecinin ürünü olarak somut bir varlık ortaya koymayı veya mevcut bir eşya üzerinde değişiklik yapmayı içerebilir. İnsan emeğiyle ortaya çıkan, bütünlük taşıyan ve ekonomik bir değeri olan her tür hukuki varlık, fiziksel bir niteliğe sahip olup olmamasına bakılmaksızın eser olarak kabul edilir. Yüklenicinin üstlendiği edimin sonucunun mutlaka somut bir varlık şeklinde olması gerekmez. ----- Örneğin mimari bir projenin çizilmesi --------- projelerin etüd ve çizimi ile yetkili mercilerden onay alınması -----gibi işler de eser sözleşmesinin konusunu oluşturur. 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olan tarafların tüzel kişi tacir sıfatları bulunduğu açıktır. Buna göre takibin ve davanın dayanağının da eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı alacak iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür. Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya --------- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.-------Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı/ vekili tarafından-------- esas sayılı dosyası üzerinden davalı-borçlu hakkında eser sözleşmesi (mimari proje) kapsamında düzenlenen 177.000,00 TL bedelli faturadan kayanaklanan alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında satış sözleşmesi ve yukarıda açıklanan yasal sürece ilişkin olarak bir itilaf bulunmadığından temelde eser sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş; taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ----- formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir. Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiş; ara karar gerekleri davalı vekiline ve şirkete de tebliğ edilmiştir. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ----- resen seçilen SMMM---- tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen ----tarihli raporda özetle; 1- Davacı ... ----tasdikinin usulüne uygun yapılmadığı, kapanış onayının yapılmadığı ve yevmiye defterlerinin yevmiye maddesi olmadan kayıtların olduğu, sahibi lehine delil oluşturabilecek şekilde kayıtların tutulmadığı, ----- defterlerinin yasal süresi içerisinde tasdikinin yapılmış olduğu, kapanış kaydının ve kapanış tasdikinin yapılmadığı, 2- İki firma arasında sözleşmenin olmadığı fakat ------- fatura olmak üzere 2 adet faturanın her iki firmanın defter kayıtlarında yer aldığı ve ----------bildirimini her iki firmanın da 2 faturayı bildirmiş olduğu, ------ Dosyada mevcut bulunan, Davacı ---- tarafından---- tarihli iki adet mutabakat formunun olduğu birinde cari hesabın 320.000,00 TL olduğu, yine aynı tarihli ikinci mutabakat formunda ise cari bakiyenin 377.600,00 TL olduğu görülmektedir. İki form Sayfa 10 /12 üzerinde, Davacı ----- olmasına rağmen form üzerindeki imzaların farklı olarak göründüğü tespit edilmiştir. Davacı tarafın defter kayıtlarında herhangi bir tahsil kaydının olmamasına rağmen sadece -------- faturanın bedelinin icra konusu yapıldığı görülmektedir. 4- Davalı ---- yevmiye defteri ve envanter defterlerinin onaylarını süresinde yapmış oldukları, ---- büyük defter onaylarını yaptırmadığı------- büyük defterlerin mevcut olmadığı, yevmiye defter kayıtlarının sahibi lehine delil olacak şekilde tutulmuş olduğu, 5- Davalı ve davacı ----- Yılına ait ticari defterlerinde borç- alacak bakiyesinin 377.600,00 TL olduğu ve uyumlu olduğu, ----- Yılında Davalı -------adet başka bir firmadan alınan çek ile ödeme yapılmış, ----- olan çekin numarası -----çek ile toplam 20.000,00 TL ödeme yapılmış, çek numaralarının------ alınan ait çek olduğu,---- adet çekin ----- düzenlenmiş çekler olduğunun tespit edildiği, Davacı--- ciro edildiği, çekin fiilen teslim kimin tarafından alındığına dair bilginin olmadığı, Çeki tahsil eden ----fotokopilerde görüldüğü,------- Davalı tarafından toplam 374.005,90 TL ödendiği, kalan borç bakiyesinin 3.594,10 TL defter kayıtlarından görüldüğü, yevmiye kayıtlarının Tablo: 6‟daki gibi olduğu, Verilen bu çeklerin Davacı ... kayıtlarında neden olmadığının izaha muhtaç olduğu görülmektedir. çeklerin kimin tarafından tahsil edildiğinin ilgili bankalar nezdinde yapılan sorgulama ile tespit edilebileceği, 6- Davalı şirketin borcunun ticari defter kayıtlarında 3.594,10 TL olmasına rağmen yukarıda bahsi geçen çeklerin fiilen Davacı ----- kime teslim edildiğinin dair bir bilginin olmadığı, çekin ciro edilmesine rağmen tahsil eden kişi bilgisinin ----olması ve bu kişinin Şirket ortağı --- soyadı bilgilerinin aynı olması, nedeni ile çek cirolarındaki imzanın kime ait olduğuna dair tespitin yapılması gerektiği, 7- Davacı ---- defter kayıtlarında 377.600,00 TL, Davalı ---- sonu itibari ile alacaklı göründüğü, Davalı ... kayıtlarında ise sadece 3.594,10 TL, Davacı ------ alacaklı olarak göründüğü yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek beyanlar değerlendirilmiştir. Ne var ki bilirkişi raporunun tarafların ticari defter ve belgelerinin adeta röntgenini çektiği ve apaçık ortaya koyduğu görülmüş ve raporda yer alan çekle yapılan ödemeler konusunda araştırmalara girişilmiştir. Bu kapsamda çeklerin ait olduğu bankalardan bilgiler ve belgeler istenmiş ve taraf şirketlerin temsilcilerinin isticvap edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda davalı şirket temsilcisi davete icabet etmiş ve ayrıntılı olarak beyanları alınmıştır. Davacı vekili tarafından çekle yapılan ödeme savunması ve buna ilişkin bilgi, belge, çek örnekleri ve bilirkişi raporuna göre çeklerin arkasındaki davacı şirkete atfedilen imzaya itiraz edildiğinden davacı şirket temsilcisinin olaya ilişkin beyanı ve imza örneklerinin alınmasını için isticvap edilmesine karar verilemesine rağmen davacı şirket temsilcisi davete icabet etmemiş; vaki beyan üzerine bu uğurda adresinin bulunduğu -------- istinabe istense de bir sonuç alınamamıştır. Mahkememizce iddia ve savunma hakkının ve hak arama hürriyetinin temini için yapılan onca işlemlere göre hukuki hakların kullanıldırılmasına karşın davacı şirket temsilcinin katılım sağlamamasına ve vekilin de kendisini hazır edememesine bir anlam verilememiştir. Mamafih, hakimlik bilgi ve tecrübesine göre davalı şirket temsilcisinin çekleri ---- isminde birine verdiğin beyan etmesine,--------- davalı şirket temsilcisi---- abisi ------ arasındaki ilişkiye bakılırsa davacı şirket temsilcisinin şirketin yalnızca resmi kayıtlarda temsilci sıfatı taşıdığı, şirketin işlerinin fiilen -----isimli kişi tarafından yürütüldüğü, çeklerin ciro imzalarının da temsil yetkisi olup olmadığı anlaşılamayan ------- tarafından atıldığının kuvvetle muhtemel olduğu yönünde bir izlenim doğduğunu kaydetmek gerekir. Buna rağmen ticari şirket olan davacının ticari hayatın akış ve gelenekleri, ticaret hukukunun başta basiretli davranma olmak üzere kendine has düzenlemeleri ve şirketler hukuku ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde çeklerdeki davacı şirket adına atılan imzalara ilişkin bir inceleme yapılamadığından kuşkusuz isticvap ara kararının hukuki sonuçları nazarında imzaların davacı şirkete ait olduğunun kabulü zorunlu hale gelmiştir. Yukarıda görüldüğü üzere bilirkişi raporunda davacının ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulmadığı, tarafların defter kayıtlarının sonuçları itibarıyla birbirini doğrulamadığı, iki adet faturanın birinin işleme konulduğu, farklı mutabakat formları ve rakamları bulunduğu, yapılan ödemelerin neye ve hangi faturaya ilişkin olduğunun anlaşılmadığından davalının defterlerinde görünen bakiye 3.594.10 TL borç kaydı rakamının toplam 377.600,00 TL alacak ve ticari ilişkide anlamlı bir karşılık oluşturmadığı, basiretli tacir kavramından hareketle davacının ticari defterlerini usulüne uygun olarak tutmayarak yukarıdan beri açıklanan hukuki çerçeve ve sebeplere göre 177.000,00 TL faturaya dayalı alacak iddiasını ispat edemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu tespitlerden hareketle delillerin inceleme sırası gözetildiğinde bilindiği üzere bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle (senet veya kesin deliller) ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif edebilir. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (6100 sayılı HMK m. 233) yemin eder ise yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Bu ilkeler gereğince mahkememizce dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davacı vekiline işbu kesin delil niteliğindeki ispat vasıtası da hatırlatılmıştır. Davacı vekili tarafından HMK'nin 74.maddesi kapsamında vekaletnamesindeki özel yetkiye binaen yemin teklif edilmesi ve bunun yine özel yetki gereği davalı şirket vekili tarafından kabul edilmesi üzerine mahkememizce yemine konu vakıalar açıklanarak davalı şirket temsilcisine meşruhatlı davetiye gönderilmiştir. Davalı şirket temsilcisi huzurda açıkça şirketinin davacı şirkete takip konusu edilen borcun olmadığı yönünde yemin etmiş ve yemininde sebat ettiğini beyan etmiştir. Binaenaleyh TMK'nin 6 ve HMK'nin 190,225 vd. maddeleri gereğince ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. -------------Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.----- uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalıların, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat taleplerinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.852,34 TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.236,94 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca--------- bütçesinden ödenen 1.3200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1,342,343,344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025