Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekilinin mahkememize verdiği 05.10.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 15.09.2015 tarihli bir Asansör Taşeron Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile taşeron davalının, toplam 920.000,00 TL + KDV bedelle, (dava dışı) asıl (üst) işverenin ... A.Ş. ... ... projesinde, 77 adet makine dairesiz asansörün mekanik elektrik montajı ve devreye alınması dahil anahtar teslimi montajını ve bu asansörlerin her türlü yatay ve dikey taşıması işini üstlendiğini, işin başlangıcında davalıya 150.000,00 TL nakit avans verildiğini, davalı, somut olaya tamamen aykırı ve kötüniyetli bir takım gerekçeler ileri sürdüğü, sözleşmeyi .... Noterliği'nin 13.01.2016 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile feshettiğini ve verilen avansı da iade etmediğini, davalı, sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmeyeceğini anlayınca, fesih ihtarnamesinde ileri sürdüğü hususları kötüniyetle ve gerçeğe aykırı olarak ortaya atarak sözleşmeyi haksız sebeple feshettiğini, taraflarınca, davalının fesih ihtarnamesine, .... Noterliği'nin 29.02.2016 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile cevap verildiği ve her türlü hakları saklı tutarak, feshin haksız ve kötü niyetli olduğunu bildirdiğini, tüm bu olanların müvekkili şirketi üst işveren karşısında çok zor durumda bıraktığını beyan etmiş dilekçesinde vs açıklamalarda bulunarak, haksız fesh edilen sözleşme nedeniyle fesih tarihine kadar yaptığı işler ve bedelleri ile davacı şirketin uğradığı zararlar ve bakiye avans alacağı bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağından şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile 10.000 TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin vermiş olduğu 30.11.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin Mersinde kurulu Asansör sektöründe belli bir çevresi ve saygınlığı olan bir şirket olduğunu, taraflar arasında yapılan 15.09.2015 tarihli sözleşmeye göre işin bitiş tarihi 01.07.2016 tarihi olduğunu, ancak iş bitim tarihi sözleşmede 01/07/2016 tarihi olmasına rağmen, hiçbir mantıklı ve geçerli bir sebep olmaksızın, kendisinin üst işvereninin taahhüt ettiği süre olan 18.03.2016 tarihine çektiğini, müvekkili şirketin şantiyeye çok geç sokulduğunu, şantiyede verilen depoların yetersiz ve elverişli olmadığının bildirildiğini, davacıdan iş programı istenilmesine rağmen herhangi bir program bildirilmediğini, müvekkilinin bitirmiş olduğu işlerin hak edişlerinin ödenmediğini, davacı şirketin iş yerinde olması gereken makine ve ekipmanların sözleşmeye uygun olmayıp yetersiz olduğunu beyan etmiş, dilekçesinde vs açıklamalarda bulunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı yanın davalı ile yaptığı taşıma sözleşme uyarınca 15.09.2015 tarihli 77 adet asansörün montajı işini 920.000 Tl artı KDV karşılığı imal sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle açılmış alacak davasıdır.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yanların tüm delilleri toplandıktan sonra dosya iddia, savunma ve yanların tüm delilleri ile ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak temerrüt tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacağı varsa saptanması için bilirkişiye verilmiştir.
Bilirkişi kurulunun düzenlediği 08.12.2017 tarihli 23 sayfadan ibaret raporunda özetle; "Mali Yönden yapılan incelemelerde: işin başlangıcında davacı yan tarafından davalıya 28.10.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 06.11.2015 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL avans verildiği, iş bu verilen avans ödemesi her iki tarafın ticari defterlerinde sabit olup bu yönde çekişmenin bulunmadığı, Teknik Yönden Yapılan incelemelerde: Taraflarca karşılıklı yapılan suçlama ve iddialara karşı somut belge ve verilerin bulunmamasından dolayı taraflarla ilgili değerlendirmelerin yapılabilmesi mümkün olmadığı, Yine ayrıca tanzim olunan 25/11/2015 tarihli tutanakta durma, bekleme vs. den doğacak taşeron zararının günlük 4.107,14 TL olduğu taraflarca karara bağlandığı, 17/12/2015 tarihli tutanakta bu güne kadar ... LTD.ŞTİ.'nin herhangi bir eksikliği ve hatasının bulunmadığının taraflarca ifade olunduğu, Hukuki Yönden yapılan incelemelerde: Davalı taşeron tarafından temerrüt ihtarı ve süre tayini olmaksızın yapılan doğrudan fesih beyanı, ortada olağanüstü feshi haklı kılacak bir sebep bulunmadığından geçerli sayılamaz ise de, davacının da sözleşme ile kendine terettüp eden bazı edimleri yerine getirmeyerek kusurlu bulunduğu, davalının ifa ettiği kısmın ne oranda olduğunu ortaya koyan bir resmi tespitin dosyada bulunmaması nedeniyle davacının avans olarak aldığı bedelden belli bir bölümünü davalının iade yükümünde bulunduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, keza davacının iddia ettiği zararlarının da dosyada mevcut delil durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu" kanaati ile raporlarını sunmuşlardır. Bu rapora yapılan itiraz üzerine itirazların değerlendirilmesi için ek rapor düzenlenmeke üzere dosya yeniden bilirkişi kuruluna verilmiştir.
Bilirkişi kurulunun düzenlediği 10.10.2018 tarihli 10 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; "işin başlangıcında davacı yan tarafından davalıya 28.10.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 06,11.2015 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL avans verildiği, İş bu verilen avans ödemesi her iki tarafın ticari defterlerinde sabit olup bu yönde çekişmenin bulunmadığı, Teknik Yönden Yapılan İncelemelerde: Raporun 4.8 bölümünde, KÖK RAPORUN bazı maddelerine taraflarca yapılan itirazların gereği gibi değerlendirilip, cevaplandırılmış olup, kök raporda herhangibir değişikliğe gerek olmadığı, Hukuki Yönden yapılan İncelemelerde: Davalı taşeron tarafından temerrüt İhtarı ve süre tayini olmaksızın yapılan doğrudan fesih beyanı, ortada olağanüstü feshi haklı kılacak bir sebep bulunmadığından geçerli sayılamaz ise de, davacının da sözleşme ile kendine terettüp eden bazı edimleri yerine getirmeyerek kusurlu bulunduğu, davalının İfa ettiği kısmın ne oranda olduğunu ortaya koyan bir resmi tespitin dosyada bulunmaması nedeniyle davacının avans olarak aldığı bedelden belli bir bölümünü davalının iade yükümünde bulunduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, keza davacının iddia ettiği zararlarının da dosyada mevcut delil durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak kurulumuz, tarafların kök rapora vaki itirazlarının raporda herhangi bir değişiklik gerektirmediği, oradaki tespit ve görüşlerin aynen muhafazası icap ettiği kanaatine ulaşmaktadır." görüşü ile ek raporlarını sunmuşlardır.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, 26/09/2018 tarihinde ... karar sayılı kararında; "...Davacı taraf uğradığı zararların tazminini istemiş ise de, bu zararların tayinine yarayacak somut delilleri ibraz edememiştir. Kaldı ki sözleşmenin bu şekilde sona ermesinde davacının da kusuru olduğu kuşkusuzdur. Tarafların her ikisinin de kusurlu biçimde sözleşme ilişkisini yürütemedikleri anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılacak şey, ilişkinin tasfiye edilmesidir. Davalı taşeronun eksik de olsa kısmi ifada bulunduğu, davacının da davalıya 150.000 TL avans ödediği tartışmasızdır. Davacı tazminat istediğine göre, davalının yerine getirdiği edim kısmının, edimin tümü itibariyle, davalıya verdiği 150.000 TL’yi karşılamadığını kanıtlamak zorundadır. Oysa dosyada davalı taşeronun yaptığı işin, toplam işe oranını belirleyen bir resmi tespit bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının avans olarak ödediği meblağdan bir kısmını istirdat için gerekli ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilmektedir. Davacının uğradığını iddia ettiği diğer zarar kalemleri ve miktarı da keza ispata muhtaçtır, kaldı ki davacının da sözleşmenin yürümemesinde birlikte kusurunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. İşin başlangıcında davacı yan tarafından davalıya 28.10.2015 tarihinde 75.000,00 TL, 06.11.2015 tarihinde 75.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL avans verildiği, iş bu verilen avans ödemesi her iki tarafın ticari defterlerinde sabit olup bu yönde çekişmenin bulunmadığı, Taraflarca karşılıklı yapılan suçlama ve iddialara karşı somut belge ve verilerin bulunmamasından dolayı taraflarla ilgili değerlendirmelerin yapılabilmesi mümkün olmadığı, Yine ayrıca tanzim olunan 25.11.2015 tarihli tutanakta durma, bekleme vs. den doğacak taşeron zararının günlük 4.107,14 TL olduğu taraflarca karara bağlandığı, 17.12.2015 tarihli tutanakta bu güne kadar ... LTD. ŞTİ.'nin herhangi bir eksikliği ve hatasının bulunmadığının taraflarca ifade olunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Davalı taşeron tarafından temerrüt İhtarı ve süre tayini olmaksızın yapılan doğrudan fesih beyanı, ortada olağanüstü feshi haklı kılacak bir sebep bulunmadığından geçerli sayılamaz ise de, davacının da sözleşme ile kendine terettüp eden bazı edimleri yerine getirmeyerek kusurlu bulunduğu, davalının İfa ettiği kısmın ne oranda olduğunu ortaya koyan bir resmi tespitin dosyada bulunmaması nedeniyle davacının avans olarak aldığı bedelden belli bir bölümünü davalının iade yükümünde bulunduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanamadığı, keza davacının İddia ettiği zararlarının da dosyada mevcut delil durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu..." gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, verilen kararı davacı tarafın istinaf etmesi üzerine dosya istinaf incelemesi için İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 06/10/2021 tarih 2019/232 Esas 2021/1790 Karar sayılı ilamında; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise taşerondur.

Dava konusu 15/09/2015 tarihli Asansör Taşeron Sözleşmesi incelendiğinde, konusunun 77 adet makine dairesiz asansörün mekanik elektrik montajı ve devreye alınması dahil anahtar teslimi montajı ve bu asansörlerin her türlü yatay ve dikey taşınması işi olduğu, işin bedelinin götürü bedel 920.000 TL+KDV olarak belirlendiği, işin başlama tarihinin 01/10/2015- bitiş tarihinin 01/07/2016 olduğu, 4.maddesinde taşeronun yükümlülüklerinin düzenlendiği, 5.maddesi son cümlesi uyarınca, taşeronun hakediş ödemelerinin gecikmesinden, inşaat firması veya işverenden kaynaklı 1 ayı geçen iş verememezlik durumlarında bu sözleşmeyi tek taraflı olarak haklı sebeple feshebileceği, 11.m. uyarınca inşaat firması veya işverenden kaynaklanan olası bekleme durumlarında oluşabilecek zararların işveren tarafından karşılanacağı, bu sürelerin 1 ayı geçmesi halinde sözleşmenin kendliğinden fesholacağı hususlarının düzenlendiği görülmüştür.
Davalı ....Noterliği’nin 13/01/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya, davacıdan ve üst işverenden kaynaklı nedenlerle sözleşmenin feshedildiğini bildirmiştir.
Dosya kapsamında mevcut 04/12/2015 tarihli toplantı tutanağında, depo problemleri, davacının malzemeleri ile ilgili problemleri ve asansör kuyuları ile ilgili problemlerin sıralandığı, bu eksikliklerin giderilmesine karar verildiği, bunlar nedeniyle taşeronun zarar ettiğinin belirtildiği görülmüştür.
17/12/2015 tarihli tutanakta ise, kayıp zaman tespiti yapıldığı, yapılan işlerin belirtildiği, bu zamana kadar taşeronunun eksikliğinin veya hatasının olmadığının belirtildiği, iş bitim tarihinin 18/03/2016 tarihine çekildiği, davalının kayıp zamanın nasıl tahsil edileceğini ve yeni ekiplerle hangi koşullarda çalışma yapılacağının bildirilmesini istediği, bundan dolayı itiraz hakkını saklı tuttuğu görülmüştür.
Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda, karşılıklı iddia ve savunmaya ilişkin somut belge ve veri olmadığı, hangi tarafın haklı olduğu hususunda kanaate varılamadığı, fesih öncesi önel verilmediği, olağanüstü fesih koşullarının da mevcut olmadığı, dolayısıyla haklı fesih olarak nitelendirilemeyeceği, davacının 150.000 TL avansın iadesini talep edebilmesi için davalının yerine getirdiği edimin 150.000 TL’yi karşılamadığını ispat etmesi gerektiği, ispat edemediği, davacının diğer zarar iddiasına ilişkin de somut delil sunamadığı, kaldı ki sözleşmenin yürütülmesinde tarafların her ikisinin de kusurlu olduğu hususları tespit edilmiştir.
Görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafça gönderilen 13/01/2016 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Bu durumda TBK'nun 125/3 m. uyarınca tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduklarının ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceklerinin, buna göre tasfiye prosedürünün işletilmesi gerektiğinin kabulü gerekir, taraflar sözleşmede aksi öngörülmediği sürece sözleşmeye dayalı talepte bulunamazlar. Yine bu durumda borçlu temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemezse alacaklı sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilecektir.
Mahkemece tarafların her ikisinin de kusurlu oldukları tespit edilmiş, ancak davalı tarafça hükmün gerekçesi bu yönüyle istinaf edilmemiş olduğundan davalının kusurlu olduğu hususu kesinleşmiştir. Yine dosya kapsamından özellikle 04/12/2015 ve 17/12/2015 tarihli tutanak içeriklerinden davacının da kusurlu olduğu açık bir şekilde anlaşılmakta olup, bu durumda davacının menfi zarar (malzemelere gelen zarar, işçilik ve forklift kira bedeli sebebiyle zarar) talebinde haklı olmadığının kabulü gerekmiştir.
O halde mahkemece, davacının bakiye avans alacağı talebinde haklı olduğu, ancak davalı tarafça fesih tarihine kadar yapılan iş bedelinin mahsubu talebi de olduğundan yapılmış olan işin yapım maliyet bedelinin tespiti gerektiği, bunun için de mahallinde keşif yapılarak düzenlenecek bilirkişi raporunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosyada bu yönde resmi bir tespitin bulunmadığından bahisle, söz konusu talep de haksız bulunarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir..." gerekçesi ile Mahkememizin ... esas ... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş,kesin olarak verilen kaldırma ilamı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilerek Mahkememizin 2021/657 esas sırasına kaydedilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 06/10/2021 tarih 2019/232 Esas 2021/1790 Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi 09/05/2022 tarihli raporunda özetle; Davalı firmanın kaç metre ray montajı yaptığı, kaç adet kapı montajı yaptığı ve
ne kadar vb. işler yaptığı hususu belli olmadığı için sözleşmeden sonra işe
başlama (01/10/2015) ve işin feshi (13.01.2016) tarihleri arasında yaptığı işlerin
bedelinin tespit edilemediği bildirilmiştir.
Bilirkişi 22/11/2022 tarihli ek raporunda özetle; kök raporda belirtildiği üzere Davalı firmanın kaç metre ray montajı yaptığı, kaç adet kapı
montajı yaptığı ve ne kadar vb. işler yaptığı hususu belli olmadığı için sözleşmeden sonra işe
başlama ve işin tarihleri arasında yaptığı işlerin bedeli tespit edilemediği bildirilmiştir.
Bilirkişi 03/11/2023 tarihli ek raporunda özetle; kök rapor ve ek raporda da belirtildiği üzere, sadece malzeme ve çalışılan gün sayısı ile asansör yapım işinin ne kadar tamamlandığı tam olarak belirlenemeyeceği, asansör yapım işinde sadece gelen malzeme ve çalışılan gün sayısı ile ne kadar iş yapıldığı tahmin edilebileceği ancak bu tahminler nesnel ve denetime elverişli olmayacak, bu tahmini değerlendirmenin de her bilirkişiye göre değişiklik göstereceği, bildirilmiştir.

Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişi heyeti 28/02/2025 tarihli raporunda özetle; Dosya incelemesi yapıldığında taraflar arasında 15/09/2015 tarihli bir
Asansör Taşeron Sözleşmesi akdedildiğini, iş bedelinin 920.000,00 TL+KDV
olduğunu, işin başında davalı tarafa davacı tarafın 150.000,00 TL avans
ödemesi yapıldığı, davalının ....Noterliği’nin 13/01/2016 tarih ve
... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesh ettiği, Davalı beyanında,Fesh sebebi olarak davalının fesih sebeplerinin,
hakedişlerin ödenmemesi, çalışmaya başlanabilmesi için işgüvenliği ve fiziki
şartların oluşturulmaması, işin zamanında bitirilemeyeceği bahane edilerek
sahaya başka şirket çalışanlarının sokulması, olduğu, Tarafların 17/12/2015 tarihinde bir araya gelerek protokol düzenelediklerini,
tutanak altına aldıklarını, gündemi kayıp zaman tespiti, yeni iş programı ve sözleşmenin feshi olarak belirlediklerini,
Şantiye ortamının çok geniş olması, saha içinde yapılan işlerin dağınık
olması sebebi, ile davalının fesih tarihine kadar proje kapsamında
personel istihdam ettiği, bitiş tarihi değişimi, sözleşme tarihleri değişimleri, SGK numarası alınmaması sebebi ile işe başlayamadığı hususları ve
masaüstü çalışmanın tam netleşmediği hususları değerlendirildiğinde ortalama 15 günlük yapılan hazırlık çalışmasının Mühendislik hazırlığı, personel hazırlığı, yapılan işlerin işin yapılacağı tarih itibarı ile günlük
ortalama 7.000,00 TL lık olarak hesaplandığında Mühendislik ve personel
istihdam ile proje kapsamında yapılan işlerin toplam 105.000,00 TL olabileceği hesaplandığı, Konu Sonu Sözleşme ve yapılan işlerin değerlendirmesi ile davalının talep
edebileceği, masrafın 105.000,00 TL olabileceği, peşin ödenen 150.000,00 TL hususu değerlendirildiğinde davacının talep edebileceği sözleşme tarihi
itibarı ile iade ödememin 45.000,00 TL olabileceği hususu bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetine nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi eklenmek sureti ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti 10/07/2025 tarihli ek raporunda özetle; Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Haricen atandığım dosyanın
tarafıma fiziken teslim edilmesi üzerine gecikmeksizin inceleme yapıldığında: Taraflar
arasında TBK m. 470 hükmü gereğince eser sözleşmesinin kurulduğu ve buna göre
davacının işsahibi, davalının da yüklenici sıfatını haiz olduğu; davacı işsahibi
tarafından davalı yükleniciye avans ödenmesine rağmen davalının sözleşmeyi haksız
sonlandırdığını ve fakat ödemeyi de iade etmediğini iddia ettiği; davalı yüklenici
tarafından .... Noterliği’nden 13.01.2016 tarihinde davacı işsahibine
gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin beyan
edildiği; dava dilekçesinde davacı işsahibi tarafından “davalının fesih tarihine kadar
yaptığı işler ve bedelleri ile davacının uğradığı zararlar ve bakiye alacağın tespiti ile
şimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline”

karar verilmesinin talep edildiği; Mahkemece belirlenen görevlendirme
kapsamında (uzmanlık alanı gereğince) aşağıda teknik yönden değerlendirmenin
yapıldığı; takdirin TMK m.4 ve HMK hükümlerince Mahkeme’ye ait olduğu, “BAM kaldırma ilamı doğrultusunda fesih tarihi olan 13/01/2016 itibariyle davalı
tarafından yapılan işin bedelinin, yapım maliyet bedelinin tespit edilip
edilmeyeceği, tespit edilebilirse tutarının belirlenmesi ve bu bedelin belirlenmesi

halinde davalı tarafından yapılan iş bedelinin mahsubu ile davacının davalıdan

talep edebileceği bakiye avans bedelinin bulunup bulunmadığı, varsa miktarı”
hususundaki teknik inceleme neticesinde: Davalının talep edebileceği masrafın
105.000 TL. olabileceği, peşin ödenen 150.000 TL. dikkate alındığında davacının talep
edebileceği sözleşme tarihi itibarı ile iade ödemenin 45.000 TL. Olabileceği hususları tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı vekili 29/12/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin tüm hakları ile sair hakları saklı kalmak kaydıyla davalı yüklenici şirket yaptığı işler hususunda ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği için, kendisine ödenen iş avansını (bedelini) iade ile yükümlü olduğundan 150.000,00 tl'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;
Taraflar arasında 15.09.2015 tarihli Asansör Taşeron sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı taraf iddiasında sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden bahisle, davalının fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği hizmet bedelinin mahsubu neticesinde davalıya ödenen avans bedeli ile uğradığı zararlara ilişkin bakiye alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise savunmasında, feshin haklı nedenle yapıldığını, işin bitiş tarihinin haksız olarak öne çekildiğini ve davacının kusurlu ve davranışlarda bulunarak yükümlülüklerine aykırı davrandığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, davacı ve davalının her ikisinin de kusurlu bir şekilde sözleşme ilişkisini yürütemedikleri kanaatine varılmış ve İstanbul BAM 15. HD 2019/232 esas 2021/1790 karar sayılı ilamında da kararın bu yönden davalı tarafça istinaf edilmediğine değinilerek davalının kusurlu olduğunun kesinleştiğine, 04/12/2015 ve 17/12/2015 tarihli tutanak içeriklerinden de davacının kusurlu olduğunun açık şekilde anlaşıldığına işaret edilmiştir. Ayrıca davacı tarafından davalıya 150.000,0 TL tutarında avans ödemesi yapıldığı husus da taraflar arasında çekişmesiz olduğundan, bu durumda BAM kaldırma ilamında işaret edildiği üzere davalı tarafça fesih tarihine kadar yapılan iş bedelinin mahsubu talebi bulunduğundan yapılan işin yapım maliyet bedelinin tespiti için karar ilamı doğrultusunda mahallinde keşif yapılması hususunda ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... talimat sayılı dosyasında 25/04/2022 tarihinde keşif icra edilmiş ve yapılan keşif neticesinde düzenlenen raporda, güncel olarak mevcut tüm asansörlerin faal durumda ve insan/ yük taşımada güvenli olduğuna dair etiketleri haiz olduğu, ancak mevcut durumda davalının kaç metre ray montajı yaptığı, kaç adet kapı montajı yaptığı, ne kadar iş yaptığı hususu belli olmadığından sözleşmeden sonra işe başlama tarihinden fesih tarihine kadar yaptığı işlerinin bedelinin tespit edilemediği bildirilmiş ve ek raporda da kanaati değişmemiş ancak davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde belirttiği ve daha evvel dosyaya sunulan ve yapılan işler ile taşınan malzemelere ilişkin 14/01/2016 tarihli tutanak da incelenerek şeniden değerlendirme yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve 30/10/2023 tarihli ikinci ek raporda da kök ve ek raporda belirtilen kanaatlerde değişiklik bulunmadığı görülmüş, devamında hesaplama için Mahkememizin 03/07/2024 tarihli celse ara kararı ile dosya Makine mühendisi ve mali bilirkişiden oluşan peye tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 28/02/2025 tarihli raporda, davalının fesih tarihine kadar personel istihdam ettiği, bitiş ve sözleşme tarihlerinin değişimi, SGK numarasının alınmaması nedeniyle işe başlayamama ve masaüstü çalışmanın netleşmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, ortalama 15 günlük hazırlık çalışmasının mühendislik ve personel hazırlığı, günlük personel istihdamı karşılığı 7.000,00 TL'den davalının proje kapsamında yaptığı masrafının 105.000,00 TL olabileceği hesaplanmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 06/10/2021 tarih 2019/232 Esas 2021/1790 Karar sayılı ilamı kapsamında Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde, davacının davalıya yaptığı 150.000,00 TL tutarındaki avans ödemesinden, davalının yaptığı 105.000,00 TL tutarındaki iş bedeli/ masrafları düşüldükten sonra davacının bakiye 45.000,00 TL tutarında alacağını davalıdan talep etme hakkına sahip olduğu değerlendirilmiş, yine yapılan incelemede dava dilekçesinde harca esas değer olarak 10.000,00 TL gösterilmiş, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça belirtilmiş olup, Mahkememizin ... esas sayılı dosyada ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve anılan dosyada dava değeri artırımı yapılmamıştır. Daha sonra kaldırma ilamı üzerine Mahkememizin 2021/657 esas sayılı dosyasında davacı vekilince 29/12/2022 tarihinde dava değeri artırım dilekçesi ile 140.000,00 TL artırarak dava değerini 150.000,00 TL'ye çıkarmış, gerek dava dilekçesinde gerek dava değeri artırım dilekçesinde alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talep edilmiştir. Bilirkişi raporlarından davacının davalıdan talep edebileceği bakiye alacağının 45.000,00 TL olduğu belirlendiğinden ve dava değeri 150.000,00 TL olduğundan davanın kısmen kabulüne, 45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren her iki davalının da tacir olması nedeniyle avans faizi talebi yerinde olduğundan işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair 105.000,00 TL talebin ise reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

1-Davanın Kısmen Kabulüne,
45.000,00 TL'nin dava tarihi olan 05/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya dair talebin reddine,

2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.073,95 TL harçtan 170,78 TL peşin harç ve 2.480,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 423,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan 2.806,40 TL posta gideri, 26.200 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 29.006,40 TL'nin haklılık durumuna göre 8.701,92 TL tutarındaki kısmı ile 29,20 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, 2.480,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 11.386,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2025