KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARARIN MAHİYETİ: KISMEN KABUL, KISMEN RED
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/07/2019 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası neticesinde müvekkil davacı ...'un ağır şekilde yaralanması, sürekli iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle şimdilik 10.04 0,00 TL maddi tazminatın ve tedavi şimdilik 100,00-T1. bakıcı gideri tazminatının süresince bakım ihtiyacı doğduğu kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte dava Sigorta Şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak Üzere) tahsili ile mücekkil davacıya ödenmesine sair talebimizi içeren uyarınca belirsiz alacak davası açmışlardır.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; öncelikle açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesini mahkemeniz aksi kanaatte ise davacının davasının esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın NEÜ Meram Tıp Fakültesi hastanesi hekimlerinden oluşan heyete gönderilerek düzenlenen maluliyet raporundan özetle; Mevcut arızasının iyileşme süresinin 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında kişinin herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu süre zarfında kişinin %100 oranında malul olduğunun kabulünün gerekeceği, Kişide dosya kapsamında fatura edilmiş SGK tarafından karşılanmayan tedavi masraflarının olmadığını, ancak bu tür bir yaralanmada bir takım fatura edilemeyen (özel diyet, ulaşım, rehabilitasyon, parısurnan, özel hastane muayene farkı gibi vb.) masrafların olacağını, kaçınılmaz giderlerin yapılan masrafların niteliği, yapıldıkları tarih ve yerler dikkate alındığında ayrı ayrı kaleme alınmasının. mümkün olmadığı, yaralanmanın ağırlık ölçüsü da dikkate alındığında bu tür giderlerin 2.500,00 TL olarak değerlendirildiğini(bdu tutarın 1.000,00 TL si ulaşım gideri, 1.500,00 TL si refakatçi, özel beslenme vs. gideri olarak değerlendirildiği, bu değerlendirme yapılırken yaranın ağırlık ölçüsü, kişinin tedavi olduğu merkezle, yerleşim yeri gibi unsurların göz önüne alındığı), İyileşme süresinin 3(üç) aya kadar uzayabileceği, bu sürenin (bir) ayında bir başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyacağı, Aylık brüt asgari ücretler üzerinden davacının bakıcı giderinden doğan maddi zararı; 02.07.2019 - 02.08.2019 tarihleri arasında 2.558,40 TL olarak değerlendirildiği, Şahsın fatura edilemeyen tedavi giderlerinin 5.058,4 TL olarak belirlediği görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın İstanbul ATK'ya gönderilerek düzenlenen bilirkişi raporundan özetle; İbrahim oğlu 2004 doğumlu ...’un 02/07/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Kas-İskelet Sistemi, Üst Ekstremiteye ait sorunlar, el bileği eklemi hareket kısıtlılığı, özürlülük oranı %2(iki),olup Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %1 (yüzdebir) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, Sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 (iki) ay başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceği, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: E cetveline göre %3.3 (yüzdeüçnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, Sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 (iki) ay başka birisinin yardımına gereksinim duyabileceğini bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya gönderilerek düzenlenen rapordan özetle; İlgi yazınız ile gönderilen dava dosyası tarafımızca incelendiğinde; olayın yaralanmalı trafik kazası olduğu anlaşılmış, olayın oluş şeklini anlatır krokiye dosya içeriğinde rastlanılmamıştır. Sağlıklı biçimde rapor tanzim edilebilmesi bakımından kaza günü itibarı ile mahal şartları, yol ve kavşak durumu, çarpma noktasının yeri ve yol kenarına olan uzaklıkları, kaza öncesi araçların seyir yönü, araçlara hitap eden trafik levhaları, araçların darbe aldığı ilk kısımlar ve kazanın ne şekilde meydana geldiğini belirtir ölçekli krokiye, ek olarak varsa mahalli gösterir renkli fotoğraflar, tespitler…v.b. gibi tüm verilerin okunaklı biçimdeki hallerine ihtiyaç duyulduğunu bildirdikleri görülmüştür.
Mahkememizce 05/01/2024 tarihinde olay mahallinde keşif icra edildiği, Tepekent Mahallesi, giriş caddesi üzerinde olayın olduğu ifade edildiği, Keşif tarihinde gidiş geliş yönlü yol olduğu gözlemlenmiştir.
Yapılan keşif neticesinde Mahkememizce resen görevlendirilen kusur alanında uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile Keşif mahallinde yapılan incelemeler sonrası, keşifte hazır bulunan Davacı ...'un da beyanları dikkate alınarak dava konusu kazanın olduğu mahallin resimleri, söz konusu kazaya ilişkin kaza krokisi keşifte yapılan incelemeler sonrası hazırlanmış, google haritalardan alınan resimler ekte .pdf formatında eklendiği görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya gönderilerek düzenlenen rapordan özetle; Davalı taraf sürücüsü ... %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...'un kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın aktüerya alanında uzman bilirkişi Av. ... tevdii ile düzenlenen bilirkişi raporundan özetle: 02.07.2019 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 9 ayda iyileşen, bu sürenin ilk 2 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve malul kalan davacı ...'un; 02.07.2019 — 02.04.2020 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının; 17.305.28 TL, Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararı 03.04.2020 20.04.2078 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %1 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 113.072,28 TL, 03.04.2020 31.12.2068 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %3,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre; 310.483,85 TL, 02.07.2019 — 02.09.2019 Tarihleri Arası 2 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ; 5.116,80 TL, Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının: 2.500,00 TL olduğu, olduğu, temerrüt tarihinin, davalı sigortacıya 06.08.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 16.08.2019 tarihinde dolduğu dikkate alındığında faiz başlangıç, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki 9. gün olan 17.08.2019 tarihi olduğu, sigortalı aracın yük nakli-hususi kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile işletilecek faiz türünün yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiği, Sürekli iş göremezlik zararlarının ZMSS Sakatlanma ve Ölüm Klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibari ile kişi başı poliçe teminat limitinin 390.000,00 TL olduğu, geçici iş göremezlik zararı ile iyileşme süresinde uğranılan bakıcı gideri zararı ve kaçınılmaz tedavi zararlarının, ZMSS Sağlık Giderleri Klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibari ile kişi başı poliçe teminat limitinin 390.000,00 TL olduğunu bildirir rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporlara taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir.
Davacı vekilinin dava değer artırım dilekçesi sunduğu ve tamamlama harcının Mahkememiz veznesine yatırıldığı görülmüştür.
"Tazminat" davasıdır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacılar vekili davalı aleyhine Tazminat davası açmıştır.
Ayrıca konu ile ilgili olarak 6098 sayılı TBK.49.-56.maddeleri ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde düzenlendiği TBK.49/1. Maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, TBK.54.maddesinde; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde, TBK'nun 56/1.maddesinde;"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." şeklinde, (haksız fiil, doktrinde hukuka aykırı zarar verici eylem olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve uygun illiyet bağı olarak belirlenmektedir, bu durumda haksız fiilden söz edebilmek için "1) hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, 2)eylemden kaynaklı bir zararın olması, 3)zarar veren kişinin kusuru bulunması" ya da yasaca sorumlu olması" zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir) KTK.85. maddesinde;"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar...................İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde, KTK'nun 92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik öncesi);"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler." şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik öncesi);"Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde (6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik öncesi);" Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." şeklinde düzenlemeler yapıldığı görülmüştür.
Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın Ankara ATK'ya gönderilerek düzenlenen rapordan özetle; Davalı taraf sürücüsü ...'in %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ...'un kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
Mahkememiz dosyasına bilirkişi Av. ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; 02.07.2019 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanıp 9 ayda iyileşen, bu sürenin ilk 2 ayında bakıcıya ihtiyaç duyan ve malul kalan davacı ...'un; 02.07.2019 — 02.04.2020 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının; 17.305.28 TL, Sürekli İş Göremezliği Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararı 03.04.2020 20.04.2078 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %1 engel oranı ve TRH-2010 Erkek Mortalite Tablosuna göre; 113.072,28 TL, 03.04.2020 31.12.2068 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı %3,3 maluliyet oranı ve PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre; 310.483,85 TL, 02.07.2019 — 02.09.2019 Tarihleri Arası 2 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının ; 5.116,80 TL, Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının: 2.500,00 TL olduğu, olduğu, temerrüt tarihinin, davalı sigortacıya 06.08.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ve 8 iş gününün 16.08.2019 tarihinde dolduğu dikkate alındığında faiz başlangıç, başvuru tarihine 8 iş günü ilavesinden sonraki 9. gün olan 17.08.2019 tarihi olduğu, sigortalı aracın yük nakli-hususi kullanım amaçlı kamyonet olması nedeni ile işletilecek faiz türünün yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiği, Sürekli iş göremezlik zararlarının ZMSS Sakatlanma ve Ölüm Klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibari ile kişi başı poliçe teminat limitinin 390.000,00 TL olduğu, geçici iş göremezlik zararı ile iyileşme süresinde uğranılan bakıcı gideri zararı ve kaçınılmaz tedavi zararlarının, ZMSS Sağlık Giderleri Klozu teminatı kapsamında bulunduğu ve kaza tarihi itibari ile kişi başı poliçe teminat limitinin 390.000,00 TL olduğunu bildirir rapor da dikkate alındığında,
Davacılar vekilinin, davalı sigorta şirketine açtığı tazminat yönünden ise Mahkememizdeki dosya kapsamına göre değerlendirme yapıldığında; dosyadaki tüm bilgi, belge, deliller ve bilirkişi raporlarına göre ayrıca Yargıtay . HD'nin 24/02/2021 tarihli ... Esas, ... Sayılı ilamı, Yargıtay . HD'nin ... Esas, ... Karar ile 22/06/2021 tarihli ve Yargıtay . HD'nin ... Esas, ... K sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu, ayrıca Yargıtay . HD nin 10/01/2022 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamı "... TRH 2010 adı verilen Ulusal Moralite Tablosu hazırlanmıştır, gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel veriler içerdiği göz önüne alındığında dairemizce de tazminat hesaplarında TRH 2010 tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir..." şeklinde karar verildiği ve Yargıtay . HD'nin 11/01/2024 Tarihli ... Esas ... Karar sayılı ilamı (...: "...Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği yapılan hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerekirken PMF 1931 tablosunun uygulanması uygun olmamıştır."... Olay tarihindeki yönetmeliğe göre maluliyet raporunun alınmasına ilişkin olduğu) ve Yargıtay HGK'nın 02/12/2021 tarih ..., ... Karar sayılı ilamında da TRH 2010 tablosunun uygulanacağı yönünde oy birliği ile karar verilmiş olup) ayrıca Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 ila 01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 ila 20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılmasına; Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İStanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE" şeklinde verilen emsal kararları da dikkate alındığında,
6100 Sayılı HMK'nın 26. Maddesinde; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlemeler yapıldığı,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlendiği üzere temlik işlemi iradi nitelikte olup ilgili kanun maddelerine aşağıda yer verilmiştir.
MADDE 183- Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.
MADDE 184- Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.
MADDE 186– Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.
Alacağın temliki şartları aşağıdaki gibi olup;
Alacağın devri, sözleşme olduğundan tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarına ihtiyaç bulunmaktadır.
Alacaklı mevcut ve hukuken geçerli bir borç ilişkisinden doğan alacaklarını bir başkasına devredebilecek olup alacağın muaccel olması devir için zorunlu değildir. Bu nedenle henüz vadesi gelmemiş veya şarta bağlı bir alacağa ilişkin olarak da alacağın devri yapılabilir.
Alacağın temliki için gereken bir diğer şart; kanun, sözleşme veya işin niteliği gereği bir engel bulunmamasıdır.
Alacağın temlikinin geçerli olabilmesi için taraflar arasında yazılı bir devir sözleşmesi yapılmış olmalıdır. Alacağın devri sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılması, yazılı şekil şartı için yeterlidir.
YARGITAY .HUKUK DAİRESİ ... ESAS ... KARAR
"Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3. kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde “”tasarruf etme”” yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından (kalmadığından) bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan 3. kişi geçer. Alacakla ilgili her türlü (dava açma, takip yapma, temlik etme... gibi) hukuki işlemler bu 3. kişi tarafından yapılır. Takipten önce alacağını temlik eden kimsenin bu alacağını takip konusu yapmasındaki haksızlık kamu düzeni ile ilgili olduğundan, bununla ilgili şikayet süreye bağlı değildir. Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı kamulaştırma bedelinin artırılmasına ilişkin ilamda yazılı alacağın ilam alacaklısı tarafından 28.4.2004 tarihinde takip konusu yapıldığı, oysa ki bu alacağın tüm ferileri ile birlikte takipten önce alacaklılar tarafından Noterden düzenlenen 20.8.2003 ve 30.10.2003 tarihli iki ayrı temlikname ile 3. şahıs O.U.’a temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere, takipten önce alacağını temlik eden kimsenin alacak üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmayacağından, bu alacağını takip konusu yapamaz. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan şikayet süreye tabi değildir. Mahkemece şikayetin kabulü ile açılan takipte alacaklının (alacaklı) sıfatı bulunmadığından aktif husumet sebebi ile re’sen “”takibin iptaline”” karar vermek gerekirken, “"başvurunun süreye tabi olduğundan şikayetin reddine”” karar verilmesi isabetsizdir."
YARGITAY . HUKUK DAİRESİ ... ESAS ... KARAR
"…Alacağın temliki, alacak hakkını devredenin mal varlığından çıkararak devralanın mal varlığına dahil eden, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir. Böylece temlik ile devreden borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatı ile devralan kişi geçer. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 189 maddesine göre (818 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 168 maddesi), alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana temlik olur. Temlik ile devralana geçen hakların kapsamına kefalet ve rehin gibi teminat hakları dahil olduğu gibi, kanuni ipotek hakkı, hapis hakkı, mülkiyeti saklı tutma hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı da dahildir. TBK’nın 189/2. maddesinde zikredildiği üzere, işlemiş faiz de asıl alaca bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçecektir. O halde, temlik sonrasında işleyen temerrüt faizinin de asıl alacağa bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçtiği kabul edilmelidir…"
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ... ESAS ... KARAR
"Ne var ki, geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü bir kişiye satılması, Yargıtayın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, 818 s. BK'nın 162, (6098 s. TBK, m.183) ve sonraki maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükümlerine tabi bir işlemdir. Eş söyleyişle, böyle durumlarda, yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşen bir bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmış değil; kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde o bağımsız bölüm yönünden arsa sahibine karşı sahip olduğu alacağını, daha açık bir ifadeyle o sözleşmeden doğan kişisel hakkını (o bağımsız bölümün mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteme hakkını) üçüncü kişiye temlik etmiş sayılır. Kısaca, böyle durumlarda yüklenici ile üçüncü kişi arasında bir "alacağın temliki" sözleşmesi bulunur. 818 s. BK'nın 163, (6098 s. TBK m.184) maddesinde alacağın temliki sözleşmesinin geçerliliği sadece yazılı şekle tabi tutulmuş olup, resmi şekle bağlanmamıştır. Dolayısıyla, yazılı şekilde düzenlenmiş olması şartıyla, yüklenici, arsa sahibinden olan alacağını üçüncü kişiye devredebilir; böyle bir sözleşme, alacağın temliki hükmünde olarak hukuken geçerlidir."
Somut olayda; davacı yan, ... için dava açmıştır. (Harçlandırma, tevzi formu). Temlik Alan olarak ... dava dilekçesinde yazılmıştır. Temlik alan için arabuluculuk süreci (10.000,00 TL üzerinden) tamamlanmıştır. (15/02/2021 tarihli tutanak)
Dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri için talepte bulunulmuştur. Taleple bağlılık ilkesine göre yargılama yapılmıştır. (HMK 26)
Kaza tarihi ve avans faizi talep edilmişse de, sigorta şirketi yönünden KTK 97 kapsamında temerrüt tarihi tespit edilmiştir. Kazaya neden olan araç hususi kullanım amaçlı olduğundan yasal faize karar verilmiştir.
Belirsiz alacak davası olduğundan zamanaşımı define itibar edilmemiştir.
... içinde usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından bu yöndeki 10.000,00 TL'lik talebin reddine karar verilmiştir.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacı ... yönünden; 145.711,76 TL Sürekli iş göremezlik, 5.116,80 TL Bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 150.828,56 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temlik alan ... yönünden; Usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından temlik alan ...'in 10.000,00 TL'lik talebinin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1-Davacı ... yönünden; 145.711,76 TL Sürekli iş göremezlik, 5.116,80 TL Bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 150.828,56 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 17/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Temlik alan ... yönünden; Usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından temlik alan ...'in 10.000,00 TL'lik talebinin REDDİNE,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 10.303,10 TL harçtan dava başında yatırılan 59,30 TL harç ile 615,40 TL tamamlama harcının toplamı olan 674,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.628,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
4-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta AŞ'den alınarak davacılara VERİLMESİNE,
5-Davalı ... Sigorta AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacılar tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan ilk yargılama harcı olan 127,10 TL ile 615,40 TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 742,50 TL harcın davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7-Davacılar tarafından yapılan sarfına mecbur kalınan 1.912,35 TL Keşif Harcı, 10.645,66 TL bilirkişi ücreti, tebligat, Posta ve diğer masraflar ve NEÜ Dön. Ser. Say. Dekont bedelleri olan 1.199,00 TL (10/08/2021 tarihli 299,00 TL'lik dekont, 500,00 TL'lik dekont, 200,00 TL'lik dekont ve 200,00 TL'lik dekont) olmak üzere toplam 13.757,01 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 12.901,32 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin ise davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
9-Davacı tarafından dava başında depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
10-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince 1.237,90 TL'lik kısmının davalıdan, geri kalan kısmının davacıdan alınarak hazine'ye gelir KAYDINA,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile A BENDİ YÖNÜNDEN Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere, B BENDİ YÖNÜNDEN KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/12/2025