KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLLERİ:

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen 03/06/2021 tarih ve ... sayılı kararın, Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 27/10/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMASINA karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş olmakla, dava mahkememiz esas defterinin yukarıda belirtilen sırasına kaydedildi. Dosya incelendi;

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 06/02/2017 tarihinde davacı müvekkili ... ’un da içerisinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün seyir halinde bulunduğu esnada aynı istikamette ve önünde seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca, sürücüsü tespit edilemeyen ... plaka sayılı aracın çarpması neticesi sürücü ... ’nun araç hakimiyetini kaybederek arkasında ve aynı istikamette seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... sayılı araca çarpması ile dava konusu kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında belirtilen diğer araçların karıştığı zincirleme trafik kazası neticesinde müvekkili davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, bu sebeple bakıcı ihtiyacının da doğduğunu, kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğu üzere yargılama konusu kazanın oluşumunda yolcu konumunda bulunan müvekkili davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı otobüsün kaza tarihi itibariyle geçerli ... nolu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi uyarınca davalı sigorta şirketinin müvekkilinin uğradığı maddi zararları tazmin ile yükümlü olduğunu, yargılama konusu trafik kazasının sonucunda ağır şekilde yaralanan müvekkilin kalça kemiklerinde kırıklar, kaval kemiklerinde kırıklar, kollarında ve bacaklarında yaralanma başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde çok sayıda kırık, yaralanma, ezilme ve berelenmelerin meydana geldiğini, bahse konu kaza neticesinde müvekkilinin kalçasına platin takıldığını, kollarında ve bacaklarında sinir hasarının meydana geldiğini, dava konusu kaza sonrasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan müvekkiline yapılan ilk müdahalenin ardından, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini, burada yatarak tedavi gördüğünü ve cerrahi operasyonlar geçirdiğini, işbu kazada müvekkili ... ’un ağır şekilde yaralanması, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalması sebebiyle uğramış olduğu bakiye maddi zararların tazmini için gerekli bilgi, belge ve evraklarla birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’ye 03.08.2018 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi cevap dahi verilmediğini, tüm bu nedenlerle kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 1.500,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 2.000,00 TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 3.600,00 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkil, davacıya ödenmesine karar verilmesini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkil şirkete 23/10/2016-23/10/2017 tarihleri arasında geçerli ... numaralı KTK Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde azami 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, bu poliçeden dolayı müvekkili şirkete müracaat edilerek ihbarda bulunulduğunu ve şirket tarafından ... numaralı hasar dosyasının açıldığını, meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için de zarar görenlerin bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, bu çerçevede aktüer hesabı yapılmış ve 64.162,14 TL bedelin davacıya ödendiğini, davacı yana yapılan ödemeye rağmen davacı yanın, tekrar aynı trafik kazası nedenine dayanarak iş bu davayı açmakta iyi niyetli olmadığını ve bu nedenle davacının “maluliyet tazminatı”na ilişkin talebinin reddinin gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte meydana gelen kazada davacı yan müterafik kusurlu olmasından dolayı belirlenecek tazminatta indirim yapılması gerektiğini, davacı yan 11/03/2017 tarihinde Köprübaşı Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde ; ".... servis kalabalık olduğundan dolayı yer yoktu bu yüzden servisin ön kapı kısmı merdivenlerde oturuyordum..... çarpmanın etkisi ile kapıya doğru hareket ettim sağ kol sağ ayak ve kalça kısımlarım kapıya sıkışması sonucu yaralandım. ...." şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmasa da zararın artmasında yadsınamayacak derecede kusurunun bulunduğunu, meydana gelen kazanın davacının da beyanından anlaşılacağı üzere iş kazası olduğundan müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ZMSS genel şartlarına göre “geçici iş göremezlik zararı” ile “geçici bakıcı giderleri” poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacı yana SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için ilgili SGK İl Müdürlüğü’ne müzekkere yazılması gerektiğini, huzurdaki davada, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve eki olan TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, TOPLANAN DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının yolcu olarak bulunduğu davalı tarafından sigortalanan dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki otobüsün karıştığı zincirleme trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat ve davalının yaptığı ödemenini yeterli olup olmadığı hususunda olduğu görülmüştür.
Mahkememizin 04/04/2019 tarihli duruşmasında dosyanın ATK'ya gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 30/05/2019 tarihli ATK raporunda özetle; Sürücü ... ’ın %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu olduğuna, Davacı yolcu ... ’un kendi yaralaaması olayında %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğuna oy birliğiyle karar verildiği kanaatini bildirir müşterek rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 28/01/2020 tarihli duruşmasında dosyanın hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 03/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hesaplamanın %90 kusur esasına göre yapıldığı, davacının 06/02/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik zararının 22.859,42 TL, daimi iş göremezlik zararının 441.688,36 TL ve bakıcı gideri zararının 21.753,59 TL olmak üzere toplam nihai zararının 486.301,37 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan maddi zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin ödeme düşüldükten sonra kalan teminat limitinin 265.837,86 TL olduğu, hükmedilecek maddi tazminata davalı sigorta şirketi için 14/11/2017 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 03/11/2020 tarihli duruşmasında dosyanın NEÜ ATK'ya gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 11/12/2020 tarihli NEÜ ATK raporunda özetle; davacının 11/10/2008 tarih 27021 sayılı resmi gazetede yayınlanan Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı tespit işlemlerine göre sürekli iş göremezlik oranının %39.2 olduğu, mevcut arızasının 18 ayı bulacağı, SGK ödeme kapsamı dışında olan kaçınılmaz giderlerin 9.000,00 TL olarak değerlendirildiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 16/03/2021 tarihli duruşmasında dosyanın hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hesaplamanın %90 kusur esasına göre yapıldığı, davacıya atfedilen %10 oranındaki kusur hesaplanan tazminattan indirildiğini, davacının 06/02/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik zararının 22.853,04 TL, sürekli iş göremezlik zararının 634.312,53 TL ve bakıcı gideri zararının 10.665,00 TLolarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin ödeme düşüldükten sonra kalan teminat limitinin 265.837,86 TL olduğu, hükmedilecek maddi tazminata davalı sigorta şirketi için 14/11/2017 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 03/06/2021 tarihli duruşmasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş kararı taraf vekillerinin istinaf etmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin ... Esas ... sayılı kararıyla kaldırılarak dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememizin 13/01/2022 tarihli duruşmasında dosyanın ATK'ya tevdine karar verilmiştir.
ATK tarafından belirtilen eksiklikler giderildikten sonra mahkememize sunulan 09/06/2023 tarihli raporda özetle; davacının vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunu bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Dosyanın yeniden ATK'ya tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 17/10/2024 tarihli raporda özetle; davacının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde, kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre %1.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boşunca başka birisinin yardımına muhtaç duyabileceğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 10/07/2025 tarihli duruşmasında dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 05/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; PMF 1931 bakiye yaşam tablosu uyarınca hesaplanan maddi zararın, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 27.04.2018 tarihinde yapmış olduğu 64.162,14 TL tutarındaki ödemenin karşıladığı, TRH 2010 bakiye yaşam tablosu uyarınca hesaplanan maddi zararın ise davalı sigorta şirketince 27.04.2028 tarihinde yapılan ödeme ile karşılanmadığı ve 05.09.2025 hesap/rapor tarihi ile TRH 2010 bakiye yaşam tablosu uyarınca yeniden yapılan hesaplamaya göre davacının; 37.564,03 TL geçici iş göremezlik ve 3.199,50 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 40.763,53 TL tedavi gideri zararının olduğu ve bu miktar tedavi zararının kaza tarihinde geçerli tedavi klozu teminat limitinde kaldığı, yine toplam 449.291,36 TL sürekli iş göremezlik/sakatlık zararının olduğu ve bu miktar sakatlık zararının ise sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş hâlinin mahsubundan (449.291,36-118.844,10)=330.447,26 TL bakiye zararın kaldığı ve bu miktardan ise (330.000,00-118.844,10)=211.155,90 TL'sinin kaza tarihinde geçerli sakatlık klozu teminat limitinde kaldığını bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.

yaralanmalı trafik kazası nedeniyle açılmış tedavi ve iyileşme sürecinde uğranılan bakıcı gideri zararı, geçici ve sürekli iş göremezlikten doğan maddi zararların tazmini davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının yolcu olarak bulunduğu davalı tarafından sigortalanan dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki otobüsün karıştığı zincirleme trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talebi ve davalının yaptığı ödemenin yeterli olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, kazaya karışan araçlara ait trafik kayıtları, kaza tespit tutanağı, davacıya ait hasta takip dosyası ve belgeler, sigorta şirketine ait poliçe ve hasar dosyaları tüm belgeler, tarafların sosyal ekonomik durumları, Konya .Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası, SGK kayıtları ve tüm belgeler celbedilmiştir.

Yapılan yargılama üzerine dosya kusur durumunun belirlenmesi için Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek rapor alınmıştır. Sunulan raporda; Dava dışı davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü ... %90 oranında, davacı yolcu ... 'un ise %10 oranında kusurlu olduğu, zira ön kapı merdiven kısmında yolculuk ederek kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmekle kendisinin yaralanması olayında alt düzeyde tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.
ATK raporunda; davacının ön kapı merdiven boşluğunda seyahat ederek yolculuk yapması nedeniyle %10 kusurlu, davalının da % 90 kusurlu olduğu.''şeklinde belirtilerek alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte ve ATK ca her ne kadar müteveffaya güvensiz yolculuk yapması nedeniyle % 10 kusur isnat edilmiş ise de bu durumun müteveffanın kusuru olarak değil ancak müterafik kusuru kapsamında indirim sebebi olabileceğinden bu halde (TBK. md. 52) uyarınca kusur olarak değil müterafik kusur olarak değerlendirilerek hesaplama yapılması, buna göre hesaplanan maddi tazminattan %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir.
Bu halde kazada dava dışı sürücünün tam kusuru (%100 kusurlu) olduğunun kabulü ile değerlendirme yapılması ve davacının güvensiz yolculuk yapması nedeniyle tazminatlardan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekir.
Davalı vekilinin Olayda müterafik kusur bulunduğu,müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle indirim yapılması gerektiği yönünden;
6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.
Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (... . Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582)
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde BK.nun 44. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Davacının emniyet kemeri takmadığı,merdiven boşluğunda seyahat ettiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında alınan ATK raporunda ; davacının ön kapı merdiven boşluğunda seyahat ederek yolculuk yapması nedeniyle %10 kusurlu, davalının da % 90 kusurlu olduğu.''şeklinde belirtilerek alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında % 20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte ve ATK ca her ne kadar müteveffaya güvensiz yolculuk yapması nedeniyle % 10 kusur isnat edilmiş ise de bu durumun müteveffanın kusuru olarak değil ancak müterafik kusuru kapsamında indirim sebebi olabileceğinden bu halde (TBK. md. 52) uyarınca kusur olarak değil müterafik kusur olarak değerlendirilerek hesaplama yapılması, buna göre hesaplanan maddi tazminattan %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir.
Bu halde kazada dava dışı sürücünün tam kusuru (%100 kusurlu) olduğunun kabulü ile değerlendirme yapılması ve davacının güvensiz yolculuk yapması nedeniyle tazminatlardan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekir.
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanmak Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet yönünden rapor alınmak üzere dosya NEÜ Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş olup sunulan raporda; Kalıcı maluliyet %39.2, kaçınılmaz tedavi gideri 9.000,00 TL ve geçici iş göremezlik süresi 18 ay, bu sürenin 6 ayında başkasının bakım ve yardımına ihtiyaç duyulacağı belirlenmiştir.
Davalı tarafça ise dosyaya sunulan uzman raporunda ise davacının çalışma gücü kaybı yönetmeliğine göre %12,1 oranında malul kaldığı belirtilmiş ve söz konusu raporun eksik yönleri bu raporda tartışılmıştır. Davalı taraf rapora yönelik somut itirazlar sunmuştur.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı içen kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK'nın 27., Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkını ihlal etmiş olabilecektir.
Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir. Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla maluliyet durumunun tespit edilmesi için İstanbul ATK ya gönderilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre rapor alınması gerekmiştir.
Bu minvalde mahkememizin 13/01/2022 tarihli duruşmasında dosyanın ATK'ya tevdine karar verilmiştir.
ATK tarafından belirtilen eksiklikler giderildikten sonra mahkememize sunulan 09/06/2023 tarihli raporda özetle; davacının vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunu bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Dosyanın yeniden ATK'ya tevdine karar verilmiştir.
Mahkememize sunulan 17/10/2024 tarihli ATK 2.Üst Kurulu raporunda özetle; davacının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde, kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı resmi gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre %1.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boşunca başka birisinin yardımına muhtaç duyabileceğini bildirir rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmeler hükme esas alınmış ve PMF 'ye göre yaptırılan hesaplama uyarınca davalı şirket tarafından davacıya 27/04/2018 tarihinde yapılan ödemenin davacının zararını karşıladığı belirlenmiştir. Her ne kadar raporda davalının %90 kusur durumuna göre hesaplama yapılmış ise de davalının %100 kusurlu olduğu ancak %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanacağından yine ödemenin davacının zararını karşıladığı değerlendirilmekle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın REDDİNE,

2-Peşin harç ve tamamlama harcı ile alınan 938,75 TL harçtan alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 323,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından 5,20 TL vekalet harcı gideri ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 167,30 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk/Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin, davacı asilin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 11/12/2025