Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında “Yazılım, Lisans, Proje Uygulama ve Bakım / Destek Hizmetleri Sözleşmesi" akdedildiğini, sözleşme konusunun profesyonel .... kullanımına geçilmesi amacıyla, ... Yazılım Lisanslarının verilmesi, programın kullanıma alınması için danışmanlık projesinin uygulanması ve bakım / destek hizmeti sunulması olduğunu, sözleşme içeriğindeki ayrıntı ve tablolarda açıklandığı üzere alt modüller ve hizmetlerin davalı tarafça belirli bir süre içerisinde eksiksiz olarak oluşturularak davacının kullanımına sunulmasının taahhüt edildiğini, sözleşme gereği belirlenen paketlerden, "..." olarak adlandırılan iş ve hizmetin seçimi yapıldığını, buna göre 41.000,00 TL yazılım lisans bedeli 190.000,00 TL proje uyarlama bedeli (azami olarak bu bedeli aşmamak üzere, adam/gün sayısınca belirlenmek şartıyla) tespit edildiğini, davalıya parça parça yapılmış ödemeler toplamı 98.115,80 TL olduğunu, davalı şirketin; üzerine aldığı işin işin kat'i ve son teslim süresinin sözleşme imzalandıktan sonra taraflarca belirleneceğin sözleşmenin ek: 2 sayfasında belirlendiğini, sözleşme imzasından sonra davalı tarafından "..." başlığı altında, yapılacak iş ve işlemlerin takviminin oluşturulduğu yol haritası, davalı tarafından imzalandığını ve bu takvimin taahhüt edildiğini, gerek sözleşme gerekse de ek taahhütname ile işin kat'i ve son teslim süresinin tayin edilmiş olmasına rağmen davalının aldığı işi sözleşmeye ve süreye uygun şekilde ifa etmediğini, bu sebeple önce İzmir .... Noterliğinin 21/02/2020 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, işin yerine getirilmediği, sağlanması gereken hizmetin gereği gibi çalışmadığını, sözleşme ile tayin edilen sürelere riayet edilmesi hususunun ihtar edildiğini, daha sonra yine davalının edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi ve akde aykırı davranışlarından ötürü KEP yoluyla ayrı bir ihtarname daha keşide dildiğini, davalı tarafından imzalı "..." başlığı altında, yapılacak iş ve işlemlerin takviminin oluşturulduğu yol haritası, davalı tarafından imzalanmış ve bu takvim"...." - (Yol Haritası)'ndaki takvime uygun olarak hareket edilip gününde ve zamanında iş teslimlerinin gerçekleştirilmesinin ihtar edildiğini, davalı şirketin bu iki ihtara rağmen halen edimlerini yerine getirmediği ve sözleşme ve eki olan "..." takviminde tespit edilen kat'i sürelere de riayet etmediği için yine KEP yoluyla akdi feshettiğini ve bu sebeple haksız yere uhdesinde tuttuğu paraları işleyecek faizi ile birlikte iade etmesi hususu ihtar edildiğini beyan ederek; şimdilik 10.000 TL alacağın, fesih tarihi olan 05.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının programın kurulum ve kullanımının sağlanamamasının tüm sorumluluğunu müvekkiline yüklemeye çalıştığını, müvekkilinin söz konusu programın teslimi ve davacının sistemine yükledikten sonra kurulum ve kullanımının sağlanması için üzerine düşen danışmanlık hizmeti yükümlülüğünü de yerine getirdiğini ancak davacı şirketin sözleşmenin uygulanabilmesi için gerekli alt yapıyı kurma personel görevlendirme bilgi verme ve sözleşmeye göre ödeme yapma taahhüdünü yerine getirmeme ek hizmet ve modüller isteyip bunların bedelini ödemekten kaçınması sebebiyle verilen hizmetin askıya alınması nedeniyle aralarında mevcut uyuşmazlığın doğduğunu, sözleşme konusu yazılım lisansı teslim edildikten sonra teslim edilen lisanslı programın davacı taleplerine göre uyarlanmasının bir anda tamamlanması mümkün olan bir işlem olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bu sürecin (lisans tesliminden sonraki süreç) danışmanlık hizmeti verilen dönem olarak tasarlandığını ve kabul edildiğini, danışmanlık hizmeti döneminin sözleşmede adam/gün hesabıyla ücretlendirilerek detaylı bir şekilde belirtilen süreçlerin takibi suretiyle kişiye -davacı şirkete- özel uyarlama yapılacak şekilde planlandığını, müvekkilinin yazılım lisansı teslim işlemini gerçekleştirdiğini ve 41.000,00 TL lisans bedelinin davacı tarafından (faturası 17.07.2019 tarihinde düzenlenmiş olmasına rağmen 06.09.2019 tarihinde) ödendiğini, lisans tesliminden sonra bir kısım entegrasyon işlemleri yapılması gerekse de bu hususun programdan kaynaklı eksiklikler olmadığını, davacının sözleşmeyi feshetmesinin tamamen haksız ve kötü niyetli bir işlem olduğunu, bu sebeple ödediklerini geri alma hakkı olmadığı gibi müvekkiline haksız fesihten dolayı borcunun bulunmakta olduğunu, ayrıca davacının tek taraflı olarak istediği zaman sözleşmeyi sonlandırma hakkı bulunmadığını, aksi halde sözleşmenin 6.4 maddesindeki cezai şartı ödemek zorunda kalacağını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü fazlasıyla yerine getirmiştir, davacının taleplerinin taraflar arasındaki sözleşme eki teklifin 2.6 maddesine aykırı olduğunu, davacının parça parça ödediğini iddia ettiği 98.115,80 TL'nin iadesini talep etmekte olduğunu ancak davacının davalıdan alacağının değil davalıya borcunun bulunduğunu, müvekkili şirketin söz konusu alacağını talep hakkının şimdilik saklı olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin ve diğer tüm haklarını saklı tutmakla davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

tarafların BA/BS formları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.

Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin ifa edilmediği iddiası ile davacının sözleşmeden dönme hakkı olup olmadığı., sözleşmeden dönme hakkı olması halinde ödenen paranın iadesine hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 23/01/2023 tarihli raporunda; Dosyadan anlaşılanın davalı ve davacı arasında imzalanan sözleşmeye ancak 10 ay devam edebildiği olduğunun, bu süreçte programların ... Şirketine adaptasyonu, ... tarafından kullanılabilmesi gibi işlemler olduğu fakat tam olarak bazı programların zamanında hazır olmadığı, sorunların çözülemediğinin anlaşılmakta olduğunu, ... firmasının ... Firmasına eksik ödeme yaptığı gerekçesi ile Online devam eden ve ...'a ait sunucuda bulunan yazılımın ... tarafından kesilmesi ve sonucunda ... Firmasının parasını ödediği (Lisans bedeli) yazılımına ulaşamaması olduğunu, çünkü uyuşmazlığa konu yazılımın; davalı ... şirketinin sunucularında ve ... Şirketinin online erişimi ile çalışmakta olup yönetimin ve erişim izninin tamamı yine ... şirketine ait olduğunun anlaşılmakta olduğunu, ... tarafından da bağlantının kesildiğini, davalı tarafın söylediği danışmanlık hizmeti ve eğitim hizmeti paranın tamamının ödenmediği olduğunu, ancak lisans bedeli tam olarak ödendiği halde bu programı kullanamama durumunun kendisine garip gelmekte olduğunu, ... Şirketinin ... programını 1 yıl bile kullanamadığının anlaşılmakta olduğunu, davacının avukatına "10 ay boyunca kullanılan programdan oluşan datalar ne oldu şimdi bu dataları nasıl üretiliyor" diye bir soru sordum. Cevabı ise şöyledir. "Bu entegrasyon hizmeti olduğu için, e –devlet / GİB üzerinden çekilen veriler mevcuttu. Şimdi başka bir entegrattör ile sistem yürütülüyor." Yani ... programı ile üretilen dataların şu anda başka bir program içine entegre edildiği anlaşılmakta olduğunu, mali açıdan, bilirkişi .... tarafından yazılan rapora katıldığını beyan ederek görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi heyetinin 14/01/2024 tarihli raporunda; Davacının sözleşme gereği ödemelerinin zamanında gözükmemekte olduğunu, sözleşmeye göre ödemelerin zamanında yapılmaması halinde davalı tarafın hizmeti durdurma hakkı düzenlenmiş olup, yine bu hakkın uygulanması halinde davacının zarar ziya isteyemeyip, fesih hakkını kullanamayacağı belirtilmiş olmakla, teknik olarak kurulan sistemin ayıplı olduğu ve bu sebeple kullanılamadığı ortaya konulmadıkça davacı tarafın sözleşmeden dönmesinin sözleşmeye yükümlülüklerine uygun olmayabileceği hususlarının mahkememiz taktirlerinde olabileceğini, teknik olarak kurulan sistemin, eksik, çalışması problemli, ayıplı olup olmadığının ise yazılım uzmanı tarafından yerinde inceleme/keşif ile tespit edilebileceğini belirterek görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin 27/08/2024 tarihli ek raporunda; Davalı tarafça yüklenilen “geliştirilmesi planlanan yazılım, yeni modüller ve mevcut sistemler ile entegrasyonlar" işinin sağlıklı çalışabilir ve kabul edilebilir gözükmemesi dolayısıyla davacının dönme hakkının bulunabileceğini, bu durumda davacının 98.115.80 TL. tutarın iadesinin mahkememiz taktirinde olabileceğinin görülmekte olduğunu beyan ederek görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Bilirkişi heyetinin 03/03/2025 tarihli raporunda; 22.01.2025 tarihinde ... Soğutma Sis. A.Ş. firmasına keşfe gidildiğini, yetkililerden dava konusu yazılımla ilgili teknik bilgiler, dokümanlar ve sözleşme örnekleri istendiğini, fakat yetkililerin bu konu hakkında firmada herhangi bir bilgi olmadığını beyan ettiklerini, kendilerinden taraflarına bu bilgileri yazılı olarak da iletmeleri istendiğini fakat bu bilgilerin taraflarına iletilmediğini, yazılım ve türevi bilgisayar programlarının, ihtiyaçların belirlenerek isteyenler tarafından kendilerine özel olarak veya kullanıcılara lisans ücreti karşılığında kullandırılması, kullanıcıların bu programlara para ödemeleri veya sözleşme gereği yasal haklarının taraflardan birine ait olduğu belirtilmişse bu tür programların eser olduğu kabul edildiğini, kullanımı açık olan ve bu tür yazılımlardan lisans, kullanım ücreti vb. alınmayan ve yazılım geliştiren platform veya grup tarafından açık kaynak kodu olarak getirtilen ve hak iddia etmenin mümkün olmadığı programlar bir kişi veya grubun eseri sayılmamakta olduğunu, ... tarafından geliştirilen ve ... firması tarafından kendi faaliyet alanına göre bu yazılımın entegre edilip edilmediği, yazılımın ... firmasının bir geliştirme yazılımı olup olmadığı, ... soğutma A.Ş. ye göre özel yazılımlar yazılarak entegrasyon süreçlerinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ... soğutma firmasının bünyesinde hiç konuya ait hiç bir teknik metaryal bulunmadığından hususiyet konusunda kesin kanıya varılamadığını,
Bu kapsamda taraflar arasındaki 12.07.2019 tarihli sözleşmenin başlığında Yazılım Lisans Sözleşmesi yazılmış olsa bile bu sözleşme ile FSEK kapsamında Mali Haklara ilişkin “asli iktisap” veya “devren iktisap” yapıldığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlık sebebiyle Fikri Mülkiyet uzmanı olarak; davaya konu edilen taraflar arasındaki sözleşmeye konu bilgisayar programı, FSEK 2/1 kapsamında “ilim ve edebiyet eserleri” altında sayılan fikri mahsul kabul edildiğinden kanuni unsurun oluştuğunu; tarafların beyanından sözleşmeye konu bilgisayar programının somutlaştığı (karşılıklı farklı iddialar mevcuttur), fikrin somutlaştığı şeyin, temellüke ve tasarrufa elverişli maddi bir varlık olduğu hususunun gerçekleştiği kabul edilebileceğinden objektif unsurun gerçekleştiği; dosyadaki delillerin uzman görüşü kapsamında 12.07.2019 tarihli yazılım lisans sözleşmesine konu olan davalı tarafından bilgisayar program olarak ifade edilen fikri ürünün fikri ürün sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığının tespitinin yapılamadığı birlikte değerlendirildiğinde davaya konu bilgisayar programının eser olarak kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki davanın FSEK kapsamında düzenleme bulan tecavüzün ref’i davası, tecavüzün men’i davası, tazminat davası, temin edilen karın devri, eser sahipliğinin tespiti davası olmadığını, bilgisayar programı eser olarak kabul edilmiş olsaydı bile, taraflar arasındaki 12.07.2019 tarihli 24 sayfalık yazılım lisans sözleşmesinin FSEK madde 52’de yer bulan emredici hüküm gereği yazılı olması ve sözleşmeye konu olacak İşleme hakkı (mad. 21), Çoğaltma hakkı (mad. 22), Yayma hakkı (mad. 23), Temsil hakkı (mad. 24) ve İletim hakkı (mad 25) olarak sayılan mali hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğunu, 12.07.2019 tarihli sözleşmede mali haklar ayrı ayrı yazılmadığından /gösterilmediğinden taraflar arasındaki sözleşmenin FSEK 48 ve devamı maddelerinde düzenlenen asli iktisap ve/veya devren iktisap hakkı sağlamadığı, yani davalının ifade ettiği bilgisayar programının FSEK hükümlerince tanımlanan lisans hakkının devrinin yapılmadığı anlaşıldığından, yazılım lisans sözleşmesinin FSEK madde 52’de yer bulan emredici hükümlerle düzenlenen geçerlilik şartını taşımadığının tespit edildiğini, davalının “yetkili ve görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar ve Hukuk Mahkemesi” olduğuna dair itirazının takdir ve değerlendirmesinin mahkememize ait olduğu,
Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin lisanslama, uyarlama, bakım, destek/danışmanlık edimlerini içeriği, lisanslama bedelinin ödendiğini, sözleşmede vadelerinde ödemelerin yapılmaması halinde hangi hizmetlerin durdurulacağının açıkça belirtilmediğini, bu halde birden fazla edimin olduğu sözleşmede lisans bedeli ödenmişken, sözleşmenin hizmet vasfında diğer edimleri de bulunduğu durumlarda, programın kullanımının da hizmet kapsamında durdurulması yerinde olmayabileceği gibi, önceki raporda belirtildiği sebeplerle aydınlatma, özen ve sadakat borcuna da uygun olmayabileceğini, taraflar arasındaki ilişkinin program lisansı satım ve hizmet sözleşmesi olarak değerlendirildiğinde de yine lisans bedeli ödenmesi sonrası diğer hizmetlere dair vadelerinde ödeme yapılmaması halinde, lisansı ödenmiş programın kullanıma kapatılması yine yerinde olmayabileceğini, işbu sebeplerle önceki rapordaki görüşlerinde bir değişiklik bulunmadığını beyan ederek görüş ve kanaatlerini bildirmiştir.
Davacı vekili 16/09/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava konusu talebinin ıslah sonucu net 98.115,80 TL'ye arttırıldığını beyan ederek; ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesini; davamızın ıslah ettiği tutar üzerinden sözleşmenin fesih tarihi olan 05.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup mahkememiz görevli olmakla davalının görev itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir.

Davacı iş sahibi davalı ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında işin yapılmaması nedenli sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle ödediği bedelin tahsilini talep etmiş, davalı ise sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini feshin haksız olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir.
Nakit bedel karşılığı düzenlenen eser sözleşmeleri taraflardan birinin karşı tarafa ulaşan ve kabulüne bağlı olmayan tek taraf irade beyanı ile feshedilebilir (veya dönülebilir). Bu durumda taraflar ifa yükümlülüğünden kurtuldukları gibi işin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdürler. Bunun için kusurlu olup olmadıklarının bir önemi yoktur. Ancak tarafların tazminat (zarar) taleplerinin bulunması halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin araştırılması gerekir.Taraflarca kusur incelenmesini gerektiren, herhangi bir maddi zarar, tazminat veya alacak talebi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı işin tamamlanarak teslim edilmediğinden bahisle sözleşmenin feshi sebebiyle ödediği bedelin iadesini istemiş, davalı ise, programın teslimi ve davacının sistemine yükledikten sonra kurulum ve kullanımının sağlanması için üzerine düşen danışmanlık hizmeti yükümlülüğünü de yerine getirdiğini, davacı şirketin sözleşmenin uygulanabilmesi için gerekli alt yapıyı kurma, personel görevlendirme, bilgi verme ve sözleşmeye göre ödeme yapma taahhüdünü yerine getirmeme, ek hizmet ve modüller isteyip bunların bedelini ödemekten kaçınması sebebiyle verilen hizmetin askıya alınması nedeniyle aralarında mevcut uyuşmazlığın doğduğunu iddia ederek, davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek, davalı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olması nedeniyle, davacı firma tarafından sözleşmede belirtilen ücretin ödenmesi gerektiği, davacının sözleşme gereği ödemelerinin zamanında gözükmemekte olduğu, sözleşmeye göre ödemelerin zamanında yapılmaması halinde davalı tarafın hizmeti durdurma hakkı düzenlendiği, davacı tarafından işin eksik yapıldığı iddiasına ilişkin somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın reddine,

2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harç ve 1.505.00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.675,78 TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.060,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan 5.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine

4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/12/2025