SİGORTA (Mal Sigortası Kaynaklı)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacıların adi ortaklık olarak yapımını üstlendiği ... Projesi için davalı ... şirketi aracılığıyla davalı sigorta şirketleri tarafından 28.06.2011 başlangıç, 07.10.2014 bitiş tarihli inşaat ... poliçesi düzenlendiğini, poliçe ile bakım evresinin 07.10.2014 - 07.10.2016 tarihleri olarak kararlaştırıldığını, bakım evresinde, 18.03.2016 tarihinde, K2 Blok 26. katta yangın borusunun bağlantı noktalarından ayrılması sonucu blokta su baskını meydana geldiğini, yine 10.06.2016 tarihinde K1 Blokta kelepçeler sıkılırken bağlantı noktasından kopması nedeniyle blokta su baskını meydana geldiğini, ekspertiz raporlarında, K2 bloktaki hasar miktarının 648.617,47 TL, K1 Bloktaki hasar miktarının ise 53.890,48 TL olarak tespit edildiğini, ayrıca raporlarda; olayın kesin nedeninin belirlenemediği ve hasarın tesisattaki su basıncı vb nedenle olmasının muhtemel olduğuna değinilerek, rizikonun bakım teminatı kapsamında olmadığının belirtildiğini, sigorta şirketlerinin K2 bloktaki hasar için 98.053,00 TL hatır ödemesi yaparak 550.564,47 TL sigorta tazminatını ödemediğini, K1 bloktaki hasar için ise 11.331,86 TL hatır ödemesi yapılıp 42.558,62 sigorta tazminatının ödenmediğini, rizikonun teminat dışında kaldığının ispat yükümlülüğünün davalı sigorta şirketlerine ait olduğunu, ekspertiz raporlarında hasarın bakım evresi teminatı dışında kaldığının ispatlanmadığını ve kesin olmayan şekilde hasar sebebinin belirtildiğini, bakım evresi teminatı nedeniyle, bakım evresinde ortaya çıkan hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğunu; ayrıca hasarların poliçe kapsamı dışında olduğu ihtimalinde dahi müvekkili şirketin uğradığı zararların giderilmesi gerektiğini, zira davalı sigorta şirketleri ve brokerların teminat kapsamına alınan ve teminat dışında kalan rizikolar hakkında müvekkillerini bilgilendirmediğini, inşa edilen projenin büyüklüğü dikkate alındığında bilgilendirme yükümlülüğü ifa edilseydi, müvekkili şirketin gereken kapsamda poliçe yaptıracağını, poliçede bakım evresi teminatının kısaltılarak düzenlendiğini ve bunun sonucunda meydana gelen hasarların teminat dışı kalmasının sağlanmaya çalışıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 593.123,09 TL'nin rizikonun gerçekleşme tarihi olan 18.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevabında; sigorta tazminatını talep hakkı, poliçede sigortalı olarak belirtilen dava dışı ...'na ait olduğundan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ortak yerlerdeki hasarın tazminini bağımsız bölüm malikleri isteyebileceğinden, davacının K2 blokta maliki bulunduğu 30 adet bağımsız bölüm dışında kalan bağımsız bölümler yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, K1 bloktaki hasarın olduğu adresi ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğunu, inşaatın geçici kabulün onaylanmasına kadar geçen süresinin inşaat süresi, geçici kabulün onaylanmasından kesin kabule kadar geçen sürenin ise bakım devresi olarak adlandırıldığını, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, bakım devresindeki hasarın teminata dahil olabilmesi için hasarın yüklenicinin sorumluluğunda olan bir sebepten kaynaklanması gerektiğini, oysa su baskının meydana geldiği tarihte hiçbir mekanik çalışma yapılmadığını, inşaatın 30.12.2015 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını ve tesisatın en az üç aylık bir süre sorunsuz kullanıldığını, davalı sigorta brokerlığı şirketinin davacıyı teminat içi ve dışı hallerden haberdar ederek bilgilendirdiğini, kaldı ki bilgilendirme açıklamamasının verilmemesi halinde TTK'nın 1423/2 fıkrası gereği sözleşmenin yapılmasına 14 günlük süre içinde itiraz edilmemişse sözleşmenin poliçedeki yazılı şartlarla geçerli olacağını, davacı tarafın teminat dışı halleri bilmediğine dair beyanlarının tacir olmanın hükümlerine aykırı olduğunu, hasar tarihleri farklı olduğundan hangi hasar için hangi tarihten faiz istendiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevabında; blokta yer alan dairelerin satışının gerçekleştiğini ve 25.11.2015 tarihinde teslim işlemlerinin tamamlandığını, inşaatta bakım evresi tamamlandığından Yargıtay kararları gereği dava açma hakkının kat maliklerine ait olduğunu, davacının sadece K2 Blokta maliki olduğu 30 adet bağımsız bölüme karşılık gelen tutarı isteyebileceğini, davayı kabul etmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluk oranının % 29 olarak belirlendiğini, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa K2 ve K1 Bloktaki yangın tesisatlarının sırasıyla hasardan 6 ve 8 ay önce tamamlanıp testleri de yapılarak kullanılmaya başlandığını, bakım devresi döneminde yüklenicinin herhangi bir çalışması olmadığını, bu nedenle söz konusu hasarların teminat kapsamında olmadığını, davalı sigorta brokerlığı şirketinin davacıyı teminat içi ve dışı hallerden haberdar ederek bilgilendirdiğini, davacı tarafın teminat dışı halleri bilmediğine dair beyanlarının tacir olmanın hükümlerine aykırı olduğunu, hasar tarihleri farklı olduğundan hangi hasar için hangi tarihten faiz istendiğinin belli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevabında; davacının malik olmadığı bağımsız bölümlere ilişkin talepte bulunma hakkı bulunmadığını, poliçede müvekkili şirketin sorumluluk oranının % 16,7 olarak belirlendiğini, inşaatın geçici kabulünün 30.12.2015 tarihinde yapıldığını, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa K2 ve K1 Bloktaki yangın tesisatlarının sırasıyla hasardan 6 ve 8 ay önce tamamlanıp testleri de yapılarak kullanılmaya başlandığını, bakım devresi döneminde yüklenicinin herhangi bir çalışması olmadığını, bu nedenle söz konusu hasarların teminat kapsamında olmadığını, davalı sigorta brokerlığı şirketinin davacıyı teminat içi ve dışı hallerden haberdar ederek bilgilendirdiğini, davayı kabul etmemekle birlikte talep edilen hasar tutarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ (eski ünvan ...) vekili cevabında; blokta yer alan dairelerin satışının gerçekleştiğini, 25.11.2015 tarihinde teslim işlemlerinin tamamlandığını, bina ve tesisatının teslimden itibaren 4 aydır kullanıldığını ve zarar oluşan yerlerin sigortalı olmaktan çıktığını, bu nedenle davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, hasarın bakım devresi sigorta teminatıyla ilgisi olmadığını, tüm riskleri içerir poliçe yapılmasının istenmesi ve bunun aynen kabul edilmesinin sigortacılık faaliyetine aykırı olduğunu, bazı risklerin sigortalı üzerinde bırakılabileceğini, davalı sigorta brokerlığı şirketinin davacıyı teminat içi ve dışı hallerden haberdar ederek bilgilendirdiğini, davacı tarafın teminat dışı halleri bilmediğine dair beyanlarının tacir olmanın hükümlerine aykırı olduğunu, istenen hasar tutarının fahiş olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin 18.03.2016 tarihinde temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevabında; poliçede müvekkili şirketin sorumluluk oranının % 7,5 olarak belirlendiğini, davacının bağımsız bölümlerin satışını gerçekleştirerek 25.11.2015 tarihinde teslim işlemlerini tamamladığını, bina ve tesisatının hasardan önce 4 aydır kullanıldığını, bakım devresi tamamlandığından sigortanın konusunun kalmadığını, inşaatın geçici kabulünün 30.12.2015 tarihinde yapıldığını, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa K2 ve K1 Bloktaki yangın tesisatlarının sırasıyla hasardan 6 ve 8 ay önce tamamlanıp testleri de yapılarak kullanılmaya başlandığını, bakım devresi döneminde yüklenicinin herhangi bir çalışması olmadığını, bu nedenle ekspertiz raporuna göre tesisattaki su basıncından meydana gelen söz konusu hasarların teminat kapsamında olmadığını, davalı sigorta brokerlığı şirketinin davacıyı teminat içi ve dışı hallerden haberdar ederek bilgilendirdiğini, davayı kabul etmemekle birlikte talep edilen hasar tutarının fahiş olduğunu, davacının sadece maliki olduğu bağımsız bölümlere karşılık gelen tutarı isteyebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili cevabında; alınan ekspertiz raporlarına göre hasarın bakım evresi teminatı kapsamında olmadığını, buna rağmen sigortalıya hatır ödemesi yapıldığını, davayı kabul etmemekle birlikte müvekkili şirketin poliçede sorumluluğunun % 6,80 olarak belirlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevabında; sigorta brokeri şirketlerinin sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığından müvekkili şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bilgilendirme yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiklerini, hasarın bakım devresi teminatı kapsamında olmadığını, davacının bazı sigorta şirketlerinden hatır ödemesi alarak ibraname verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; davalı ... ... A.Ş şirketi poliçe riskini üstlenmeyip sadece poliçe düzenlenmesine aracılık ettiğinden bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği; Batı Şehir Projesinin İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesiyle sigorta ettireni davacı adi ortaklık, sigortalısı ... A.Ş olarak davalı sigorta şirketleri tarafından koasürans esası üzerinden sigortalandığı, zeyilname ile davacı adi ortaklığın ek sigortalı olarak gösterildiği, ayrıca sigortalı ... A.Ş'nin sigorta alacağının davacılara ödenmesine muvaffakat ettiği, bu nedenle davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunduğu; davalıların poliçedeki adres ile riziko adresinin farklı olduğu itirazlarının yerinde olmadığı; poliçede verilen bakım devresi teminatı uyarınca bakım devresinde meydana gelen ziyan ve hasarların teminata dahil sayılabilmesi için hasarın müteahhit ve taşeronların sorumluluğunu doğuran bir olaydan kaynaklanması gerektiği, inşaatın 30/12/2015 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı, K2 bloktaki su baskınının 18/03/2016 tarihinde, K1 bloktaki su baskınının 10/06/2016 tarihinde meydana geldiği, her iki su baskını olayının da bakım devresi içerisinde gerçekleştiği, meydana gelen su borusu patlamasının oluştuğu tarihin iş verenin binayı kullanımı esasında bakım devresi sırasında bağlantı contası malzemesinden ve montaj hatasından kaynaklandığı, su borularının montaj hatası olan bölgesinden su sızdığı, su sızıntısını gidermek için bağlantı kelepçelerinin sıkılması esnasında bağlantıların patladığı, her iki blok da da gerçekleşen hasara sebep olan boru patlamasının tesisat bakım devresinde iken, müteahhitin veya taşeronların sorumluluğunda imalatı yapılan tesisattaki malzeme ve montaj hatasından kaynaklı olduğu, bu nedenle hasarın teminat kapsamında kaldığı; alınan rapora göre K2 blok için 595.928,56 TL K1 Blok için 53.890,98 TL hasar miktarının kadrimaruf olduğu, davalıların poliçede kararlaştırılan oranda hasardan sorumlu oldukları, hatır ödemesi yapan bir kısım davalıların yaptıkları ödemelerin sigorta tazminatından düşülmesi gerektiği; davacı tarafın davadan önce sigorta tazminatının ödenmesi için ihtarname çıkarttığı, davalılar ...ve...dışındaki davalılara ihtarnamelerin 12/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 3 günlük süre sonunda davalılar ... (Eski Ünvanı ...), ..., ..., ...'nın (Eski ünvanı ...) 16/04/2017 tarihinde temerrüde düştüğü, davalılar ...ve ... Sigortaya ihtarname tebliğ edilemediğinden ...ve ... sigortanın dava tarihi itibariyle temerrüde düştükleri gerekçesiyle davalı ... ...A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne, 59.963,81 TL'nin ...'dan, 188.447,52 TL'nin ...'dan, 93.020,78 TL'nin ...'dan, 48.736,43 TL'nin ... ( ...)'dan 16/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; 129.963,81 TL'nin ... Sigorta'dan, 20.302,60 TL'nin ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı sigorta şirketleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı...AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; binanın ortak yerlerindeki eksiklik ve hatalardan kaynaklanan zararların tazmini için her bir bağımsız bölüm malikinin dava açması gerektiğini, riziko tarihlerinde davacının projedeki hiçbir bağımsız bölümde mülkiyet hakkı bulunmadığını, yani davacının sigortalanabilir bir menfaatinin olmadığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, su baskını meydana gelen K1 bloğun adresi ile poliçedeki adresin farklı olduğunu, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların “Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı” uyarınca sigortaya dahil olabilmesi için, yüklenicinin (müteahhidin) bakım faaliyetleri sırasında kayıp ve zarara sebebiyet vermiş olması gerektiğini, yangın tesisatının Kasım 2015’te tamamlandığını, 30.12.2015’te geçici kabulün yapıldığını ve tesisatın olay tarihi itibariyle en az 3 aylık bir süre sorunsuz kullanıldığını, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; ortak alanlarda meydana gelen hasarın tazminini bağımsız bölüm maliklerinin isteyebileceğini, K1 bloğun adresi ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğunu, yüklenicinin bakım faaliyeti sırasında meydana gelmiş bir hasar bulunmadığından, rizikonunun bakım devresi teminatı kapsamında olmadığını, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; bağımsız bölüm maliki olmayan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, K1 bloğun adresi ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğunu, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların genişletilmiş bakım devresi teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa tesisatın tüm testlerinin yapıldığını, malzeme ve montajın ayıplı olduğuna dair bir iddia ve tespitin mevcut olmadığını, bakım devresi döneminde gerek tesisat üzerinde gerekse de hasarın olduğu kat ve çevresinde bir çalışma yapılmadığını, meydana gelen hasarda yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, “tesisattaki su basıncından” meydana gelen zararların bakım devresi teminatına girmediğini, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; ortak alanlarda gerçekleşen zararların tazminini bağımsız bölüm malikinin isteyebileceğini, ayrıca sigorta tazminatını sigortalının talep edebileceğini, bağımsız bölüm maliki olmayan ve poliçede sigorta ettiren sıfatında olan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, bakım devresi içinde meydana gelen hasarların poliçe teminat kapsamında olması için, hasarın bakım faaliyetleri esnasında ya da bakım devresi içinde gerçekleşmesine rağmen sebebi inşaat süresinde inşaat sahasında ve hasar gören birimin kesin kabulünün gerçekleşmesinden önce meydana gelmesi gerektiğini, somut olayda borulardaki su sızıntısının yapılan işin teslim edilmesinden sonra meydana gelmiş olduğu ispat edildiğinden, iddia konusu hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; bağımsız bölüm maliki olmayan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, K1 bloğun adresi ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğunu, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların genişletilmiş bakım devresi teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa tesisatın tüm testlerinin yapıldığını, malzeme ve montajın ayıplı olduğuna dair bir iddia ve tespitin mevcut olmadığını, bakım devresi döneminde gerek tesisat üzerinde gerekse de hasarın olduğu kat ve çevresinde bir çalışma yapılmadığını, meydana gelen hasarda yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, “tesisattaki su basıncından” meydana gelen zararların bakım devresi teminatına girmediğini, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; ortak alanlarda gerçekleşen zararların tazminini bağımsız bölüm malikinin isteyebileceğini, ayrıca sigorta tazminatını sigortalının talep edebileceğini, bağımsız bölüm maliki olmayan ve poliçede sigorta ettiren sıfatında olan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, K1 bloğun adresi ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğunu, bakım devresi içinde meydana gelen rizikoların genişletilmiş bakım devresi teminatı uyarınca sigorta kapsamına alınabilmesi için, yüklenicinin bakım devresi faaliyetleri sırasında kayıp ve hasara sebep olması gerektiğini, oysa tesisatın tüm testlerinin yapıldığını, malzeme ve montajın ayıplı olduğuna dair bir iddia ve tespitin mevcut olmadığını, bakım devresi döneminde gerek tesisat üzerinde gerekse de hasarın olduğu kat ve çevresinde bir çalışma yapılmadığını, meydana gelen hasarda yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, “tesisattaki su basıncından” meydana gelen zararların bakım devresi teminatına girmediğini, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ...AŞ vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek müvekkile lehine verilen vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Dava, ...Poliçesine dayalı olarak açılan hasar bedelinin tazmini istemine istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davalı sigorta şirketlerinin koarüsans esaslı olarak 28.06.2011 başlangıç, 07.10.2014 bitiş tarihli ...Poliçesi düzenlendiği, poliçede 31.12.2015 ve 31.12.2017 tarihleri arasındaki dönemin bakım devresi teminatı olarak kararlaştırıldığı, zeyilname ile bakım evresinin 31.03.2017 tarihine kadar uzatıldığı, 30.12.2015 tarihinde inşaatın geçici kabulünün yapıldığı, 18.03.2016 tarihinde K2 Blok 26 katta, 10.06.2016 tarihinde K1 Blokta yangın borusundan serbest kalan suların hasara neden olduğu, davalı sigorta şirketlerinin hasarın teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle ödeme yapmadığı, bununla birlikte davalılar ..., ... Sigorta ve ...'nın hatır ödemeleri yaptığı, davacı adi ortaklığın kalan zararın poliçe kapsamında karşılanması gerektiği iddiasıyla bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Mahkemece; davacıların aktif husumet ehliyeti bulunduğu, hasarın bakım devresi teminatı kapsamında olduğu, bu nedenle davalı sigorta şirketlerinin poliçede kararlaştırılan sorumluluk oranında hasardan sorumlu oldukları, sigorta tazminatı davalı aracılık şirketinden talep edilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... ...A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalı sigorta şirketleri yönünden sorumluluk oranı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar hükmü istinaf etmiştir.

1- Sigorta tazminatını talep hakkının sigortalıya ait olduğu, poliçede sigorta ettiren sıfatı ile yer alan davacıların sigorta tazminatını talep hakkı bulunmadığı, ayrıca davacıların bağımsız bölüm maliki olmadığı, bu nedenlerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle hüküm istinaf edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir.
Somut olayda 28.06.2011 tarihli zeyilname ile davacı adi ortaklar ek sigortalı sayıldığına göre, davacıların sigorta tazminatını talep etme hakları bulunmaktadır.
Ayrıca davacıların yapımını üstelendiği inşaatın geçici kabulünün yapılmasından sonra, kesin kabulünden önce bakım devresi içinde meydana gelen hasarları talep etmesi için malik olmasına gerek de bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davacıların sigorta tazminatını talep hakkının bulunduğunu kabul etmesi yerindedir.

2-Bir kısım davalılar K1 blokta hasarın olduğu adres ile poliçedeki riziko adresinin farklı olduğu belirtilerek hüküm istinaf etmişse de, K2 blokta 18.03.2016 tarihinde gerçekleşen su baskınından sonra, 10.06.2016 tarihinde K1 blokta su baskını meydana geldiği, her iki bloğun aynı adreste olduğu, ikinci hasar sırasında adres adının değiştiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusu reddedilmelidir.

3-Davalı sigorta şirketleri, hasarın bakım devresi teminatı kapsamında olmadığını belirterek hükmü istinaf etmişlerdir.
Ekspertiz raporlarında; taşeron ... montaj kusurunun olmadığı, tesisatın gerekli testler yapılarak teslim edildiği ve ilk hasardan önce 3 ay, ikinci hasardan önce 8 ay çalıştığı, sigorta ettirenin de olayın malzeme hatası ve montaj kusurundan gerçekleştiğine dair bir tespit ve/veya beyanı bulunmadığı, olayın kesin sebebi belirlenememekle birlikte tesisattaki su basıncı vb gibi nedenle olmasının muhtemel olduğu, uzun süredir faal olan bina yangın hattının patlamasından kaynaklı hasarın bakım devresi teminatı kapsamında olmadığı belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesinde alınan 17.07.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; 18.03.2016 tarihinde K2 blok 26. katta bulunan yangın hattı su borusuna ait kaplin contanın sıyrılması nedeniyle kelepçenin açılarak yangın borusunun bağlantı noktalarından birbirlerinden ayrılması nedeniyle su baskını meydana geldiği, yine 10.06.2016 tarihinde K1 blokta yangın hattında kelepçelerdeki sorunların giderilmesi için kelepçeler sıkılırken civata bağlantı noktasından kırılması sebebiyle su baskınının meydana geldiği, K2 ve K1 bloktaki hasarların bakım devresi içinde meydana geldiği, belirlenen su baskını sonucu oluşan hasar miktarının 595.928,56 TL olduğu belirtilmiş, ayrıca raporda sigortacının bilgilendirme yükümlülüğüne dair mevzuat hükümlerine yer verilmiştir.

Bilirkişi heyeti 1. ek raporunda; zeyilnname ile davacının sigortalı sıfatında olduğunun belirtildiği, her iki olayın aynı adreste farklı tarihlerde gerçekleştiği su baskını hasarının bakım devresi içinde meydana geldiği, K2 blok için 595.928,56 TL hasar tutarının, K1 blok için muafiyet sonrası belirlenen 53.890,48 hasar tutarının uygun olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi heyeti 2. ek raporlarında; dava konusu su baskını nedeniyle olan hasarın bakım devresi içinde meydana geldiği, tesisatın basınç testlerinde, normal çalışma basınçlarından çok daha yüksek basınçlarda testlerinin yapıldığı, bu nedenle tesisattaki su basıncının patlamaya sebep olduğu görüşünde olmadıkları, yangın boru bağlantılarındaki patlamanın sebebinin, bağlantı conta malzemesinin ayıplı ve montajının hatalı yapılmasından kaynaklandığı, hasara sebep olan boru patlamasının (su baskının), tesisatın bakım devresinde
iken müteahhittin / taşeronların sorumluluğunda imalatı yapılan tesisattaki malzeme/montaj hatasından kaynaklandığı, dava dosyasında mevcut bulunan poliçe zeyilnameleri ve ekspertiz raporlarına binaen davacının, sigorta himayesinde “sigortalı sıfatında” bulunduğu görülmekte ise de, davacının davada aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının mahkemenin takdirinde olduğu, davalıların sorumluluk miktarlarının ... için 59.963,81 TL, ... için 129.963,81 TL, ... için 188.447,52 TL, ...için 93.020,78 TL, ... için 48.736,43 TL, ...için 20.302,69 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
İnşaat sigortalarında inşaat faaliyetlerinin başladığı tarihten geçici kabulün onaylanmasına kadar devam eden süre inşaat süresini oluşturur bu aşamadan sonra kesin kabule kadar geçecek süre ise teminat süresi veya bakım devresi olarak adlandırılır. İnşaat sigortasında maddi sigorta süresi sigorta sözleşmesinde gösterilen esas inşaat süresi ile sınırlıdır. Bununla beraber müteahhidin faaliyetleri ve sorumluluğu geçici kabulden sonra da devam eder. İnşaat sigortası sadece esas inşaat süresi için koruma sağladığından bu süreden sonra da sorumluluğu devam eden müteahhidin bakım devresi için de sigortacı ile anlaşması ve ek prim ödemesi gerekir. İnşaat sigortalarındaki bakım devresinde sigortacı açısından risk azalmaktadır. Bu devrede poliçe all risks özelliğinden çıktığından, sadece eksikliklerin tamamlanması sırasında ve genellikle bu faaliyetlerle sınırlı olarak müteahhit tarafından gerçekleştirilen zarar ve hasarlar güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle bakım devresinde meydana gelen ziya ve hasarların teminata dahil sayılabilmesi için müteahhidin sorumluluğunda olan bir sebepten kaynaklanması gerekir. Doğal afetler, yangın, hırsızlık gibi nedenlerden kaynaklanan ziya ve hasarların sorumluluğu da müteahhide ait olmakla beraber eksikliklerin giderilmesi faaliyetleri ile ilgili olmadığından bakım devresi teminatı dışında kalır. (MR 003 ve 004) Bu nedenle bu tür riskler için müteahhidin işletme sigortası yaptırması gerekir. (Yrd. Doç.Dr Ali Ayli İnşaat Bütün Riskler Sigortasında Riziko Ankara 2012 s 149-150)
Somut olayda K2 blok 26. katta bulunan yangın hattı su borusuna ait kaplin contanın sıyrılması nedeniyle kelepçenin açılarak yangın borusunun bağlantı noktalarından birbirlerinden ayrılması nedeniyle su baskını yaşandığı, yine 10.06.2016 tarihinde K1 blokta yangın hattında kelepçelerdeki sorunların giderilmesi için kelepçeler sıkılırken civata bağlantı noktasından kırılması sebebiyle su baskınının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Alınan raporlara göre hasara sebep olan boru patlaması (su baskını), tesisatın bakım devresinde
iken müteahhittin / taşeronların sorumluluğunda imalatı yapılan tesisattaki malzeme/montaj
hatasından kaynaklanmıştır. Buna göre bakım evresinde müteahhidin sorumluluğunda olan bir sebepten kaynaklanan hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki rizikonun teminat dışı kaldığını ispatlaması gereken sigortacılar, rizikonunun bakım devresi teminatı kapsamında olmadığını ya da ileri sürdükleri gibi, hasarın tesisattaki su basıncından kaynaklandığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin hasarın bakım devresi teminatı kapsamında olduğunu kabul etmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

4-Hernekadar ilk derece mahkemesi aydınlatma yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmediğine değinmişse de, mahkemece rizikonun teminat kapsamında kaldığı kaldığı, bu nedenle sigorta tazminatının ödenmesi gerektiği kabul edildiğine göre, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği sonucu etkili olmayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin aydınlatma yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmediğine dair gerekçesi sonuca etkili olmadığından, davalıların kararın bu yöndeki gerekçesine ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.

5-Davalılar ... Sigorta ve ...vekilleri alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.
TTK'nın 1427 maddesi uyarınca rizikonunun ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesinden 45 gün sonra sigorta alacağı muaccel olacak ve sigortacı ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşecektir.
Somut olayda ilk hasarın 2016 yılı Mart ayında, ikinci hasarın aynı yılın Haziran ayında sigortacılara ihbar edildiği gözetildiğinde, davalıların 2016 yılında temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Ancak ilk derece mahkemesi davadan önce davacı tarafından düzenlenen ihtarnamede tanınan üç günlük ödeme süresi geçtikten sonra, 16/04/2017 tarihinde davalılar ... Sigorta ve ...'nın temerrüde düştüğü kabul edildiğine göre, davalıların alacağa dava tarihinden yasal faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

6-Davalı aracılık şirketi lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü istinaf etmiştir.

Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2 fıkrası; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur" hükmünü içermektedir.
Somut davada mahkemece davalı ... ...A.Ş'ye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle dava reddedildiğine göne, Tarifenin 13/2 fıkrası gereği davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle ve özellikle gerekçeli kararda yer alan aydınlatma yükümlülüğü ile ilgili kısmın sonuca etkili olmamasına göre ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin
2017/677 Esas, 2021/694 Karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalılar...AŞ, ...AŞ, ...AŞ, ...AŞ, ... AŞ, ... Sigorta AŞ ve ...AŞ vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı ...A.Ş tarafından yatırılan 850,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 118,000 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı...A.Ş tarafından yatırılan 2.219,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.487,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı ...A.Ş tarafından yatırılan 1.467,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 735,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 9.229,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.497,67 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 9.310,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.578,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

7-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı ...A.Ş tarafından yatırılan 9.229,27 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.497,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,

8-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı ....A.Ş tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

9-Davalılar...AŞ, ...AŞ, ...AŞ, ...AŞ, ... AŞ, ... AŞ, ...AŞ tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026