İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası kapsamında, davalının yasal yükümlülüğü olan iş güvenliği hizmetlerinin yürütülmesi için sözleşme düzenlendiğini, müvekkili şirketin edimini yerine getirerek 2014 yılı Ağustos ayından itibaren her ay fatura düzenleyip davalıya gönderdiğini, ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine Küçükçekmece 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe gerekçesiz ve kötü niyetli itiraz ettiğini, davalının aldığı hizmetin ... Katip programında OGSB'den sorulabileceğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davada görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan hizmet almadığını, davacının düzenlediği faturaların müvekkiline tebliğ edilip edilmediğini açıklamadığını, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, takipten önce temerrüde düşürülmediklerinden takipte istenen işlemiş faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ... katip kayıtlarının uzman bilirkişiler aracılığı ile incelendiği, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı her üç bilirkişinin de, davacı şirketin davalı şirkete iş sağlığı hizmeti sunduğunu, ...-Katip sözleşme ve kayıt onaylarının bulunduğunu belirttiği, bu nedenle davacının hizmet verdiğinin sabit olduğu, davacının takibe dayanak 7 adet fatura aslını dosyaya sunduğu, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının 22.066,00 TL asıl alacağının bulunduğu, davalının takip tarihinden önce temerrüte düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faize yönelik talebin reddi gerektiği, dava dilekçesinde dava değeri; takip masrafı, icra vekalet ücreti, tahsil harcı v.s dahil edilerek 31.771,14 TL gösterilmişse de, takip masrafı, icra vekalet ücreti ve tahsil harcının itirazın iptali davasına konu edilemeyeceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 22.066,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20’si oranında 4.413,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıdan hizmet almadığını, faturaların teslim edildiği araştırılmadığından alacağın ispat edilemediğini, faturalar incelendiğinde teslim alan kısmında isim ve imza bulunmadığını, faturalara ilişkin kargo belgeleri sunulmasının faturaların müvekkiline teslim edildiğini göstermeyeceğini, fatura içeriği hizmet verilmeksizin ticari kayıtlarda fatura düzenlenmesinin borç doğurmayacağını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf nedenleri olarak; TTK 1530/2 maddesinin; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer" şeklinde olduğunu, davalı aleyhine borç doğuran faturaların aynı tarihte davalıya kargo ile gönderilmesi nedeniyle sözleşmeye dayalı olarak davalının o tarihte temerrüte düştüğünü, ayrıca 22.066,00 TL asıl alacak ve 5.146,47 TL işlemiş faizi toplamı 27.212,47 TL tutmakta olup, takip giderleri, tahsil harcı ve vekalet ücretiyle birlikte bu rakam 31.771,14 TL'ye ulaştığından dava değerini 31.771,14 TL olarak gösterdiklerini, mahkemenin takip masrafı, icra vekalet ücreti ve tahsil harcı itirazın iptali davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle bu taleplerini reddederek reddedilen bu miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, davada reddedilen miktar bulunmadığından davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeyeceğini belirterek hükmün düzeltilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacının Küçükçekmece 1. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 7 adet faturaya dayanarak 22.066,00 TL asıl alacak ve 5.146,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.212,47 alacağın tahsili için davalı hakkında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının dava değerini 31.771,14 TL göstererek itirazın iptali ve takibin devamı için bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Mahkemece; davacının faturalara konu hizmeti verdiği, takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talep edilemeyeceği, icra takip harç ve masrafları ile icra vekalet ücretinin itirazın iptali davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle 22.066,00 TL asıl alacak yönünden takibe itirazın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davalı ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incemede;
Davalı vekili, hizmet almadıklarını ve borçları bulunmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir. İş Güvenliği Uzmanı ve Mali müşavir bilirkişiler 21/01/2019 tarihli raporunda; ... katip kayıtları incelendiğinde davalının dava dışı ... firması üzerinden iş sağlığı ve güvenliği hizmeti aldığının görüldüğü, davacı vekilinin davacı firma ile dava dışı ... firması sahiplerinin aynı kişiler olduğunu belirttiği, dosyaya sunulan e-postalara göre, davacının da davalıya hizmet verdiği, ancak resmiyette dava dışı ... firmasından hizmet alındığı, davacının 2014-2015 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacının defter ve kayıtlarına göre 31/12/2015 tarihi itibariyle 29.411,50 TL alacaklı olduğu, ancak takipte fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak asıl alacak tutarının 22.066,00 TL olarak talep edildiği, davalının yerinde inceleme yapılmasını talep etmesine rağmen defterlerini ibraz etmediği belirtilmiştir.Ayrı İş Güvenliği Uzmanı ve Mali müşavir bilirkişilerden alınan 13/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacının davalı şirkete 2014 Nisan ayından itibaren 10.10.2016 tarihine kadar iş sağlığı güvenliği hizmeti verdiği, davacının 30.04.2014 ile 28.09.2016 tarihler arsında toplam 34 adet, açık şekilde iş sağlığı güvenliği hizmetleri olarak davalı borçlu adına faturalar düzenlendiği, takip ve dava konusu alacağın 30.08.2014 tarih ve ... İle 28.02.2015 Tarih... numaralı 22.066,00 TL tutarında faturalar olduğu belirtilmiştir.
Ayrı İş Güvenliği Uzmanı ve Mali müşavir bilirkişilerden alınan 13/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalının... üzerinden dava dışı ... Şirketinden 05.05.2014 - 10.10,2016 tarihleri arasında İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetini aldığı, hizmet Sözleşmelerinin davalı ...şirket yetkilisi tarafından e-devlet şifresi ile onaylandığı, dosya üzerinde yapılan mali incelemeler neticesindeki açıklamalara göre davalı şirketin icra takip dosyasında belirtilen tutar kadar borçlu olmayacağı, davalı şirketin ... firmasından da aynı tarihlerde hizmet aldığı ve ... firmasından davalı adına faturalar düzenlendiği göz önüne alındığında, aynı hizmetin mükerrerliğe yol açtığı, aynı hizmetin ortakları aynı kişilerden oluşan iki ayrı tüzel kişilikten hizmet almanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Y. 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamı)
Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak, davacının ticari defter kayıtlarının dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile faturalara konu hizmetin verildiği ispatlanmıştır. Bu nedenle davalının faturalara konu hizmeti almadıkları yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
2.a-Davacı vekili icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretini de dava değerine ekleyerek takibe itirazın iptalini talep etmiş, mahkemece icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden dava reddedilerek davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.
İtirazın iptali davasında davaya konu icra takibinde istenen asıl alacak ve işlemiş faiz dava değerini oluşturur. Takibin devamına karar verilirse icra dairesi zaten icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretini davalı borçludan tahsil edeceğinden anılan kalemlerin dava edilmesinde davacı alacaklının hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemenin davacının dava değerine dahil ederek dava konusu ettiği icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti yönünden davayı reddederek, reddedilen bu tutar yönünden davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmetmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2.b-Ayrıca davacı TTK'nın 1530/2 fıkrası gereği takipten önce işlemiş faiz taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.
Yargıtay 6. HD'nin 2024/124 Esas, 2025/524 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere TTK’nın 1530/2 maddesi; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." hükmünü içermekte olup, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak saikiyle münhasıran mal tedarik sözleşmeleri kapsamındaki uyuşmazlıklar için getirilmiş bir hükümdür. Oysa somut davada taraflar arasındaki uyuşmazlık hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından münhasıran mal tedarik sözleşmelerinde uygulanması gereken TTK’nın 1530. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Ancak takipten önce böyle bir ihtar yapılmadığı gibi taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Bu nedenle mahkemenin işlemiş faiz talebini reddetmesi de yerindedir.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bedi uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/430 Esas, 2020/645 Karar sayılı ve 02/10/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 376,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 355,17 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.02/04/2026