6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından işletilen ... Tünelinden davalıya ait 42 farklı plakalı araçla 14.03.2018-19.08.2019 tarihleri arasında 74 defa ihlalli geçiş yapması nedeniyle müvekkiline 8.870,00 TL borçlandığını, davalının ödeme yapmaması üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 14.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının icra dosyasında yetki itirazında bulunmasının haksız olduğunu,TBK'nun 89/1 maddesi uyarınca para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğini, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, davalının borcunun kanundan kaynaklandığını, kanun hükmüne bakıldığında ihlalli geçiş cezasının herhangi bir bildirim veya uyarı şartına bağlanmadığının görüleceğini, ... Tünelinde serbest geçiş sisteminin bulunmasının ihlalli geçiş esnasında müvekkilinin bildirimde bulunma zorunluluğunun bulunmadığını gösterdiğini, müvekkilinin kanuni zorunluluğu bulunmamasına rağmen davalının HGS/OGS'inde yeterli bakiye bulunup bulunmadığının kontrol ederek üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini, müvekkilinin araç sürücülerine ihlalli geçişte bulunduklarına dair bildirimde bulunmamış olması sebebiyle herhangi bir kusur yüklenemeyeceğini, davalının basiretli bir tacir olarak geçiş esnasında ödeme yapıp yapmadığını düzenli olarak kontrol ve takip ediyor olması gerektiğini, her iki taraf da tacir olduğundan alacağa ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından asıl alacağa işleyen faizden KDV talep edilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına ve takip konusu alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından iddia edilen geçişlerin 2016 tarihli olduğunu, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından TBK 72 ve 82 maddeleri gereğince talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının alacağını 6001 sayılı yasaya dayandırdığını, bu yasanın 30/3 sayılı fıkrasında, geçiş ücretlerinin ödenmemesi halinde bu ücretlerin 6183 sayılı kanuna göre tahsil edileceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle uyuşmazlığın idari yargı konusuna girmesi gerekçesi reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin adresinin Ankara olması nedeniyle Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinni yetkili olduğunu, davacı ile müvekkili arasında tacirler arasında bir ilişkiden bahsedilemeyeceğini, davacının iddiasının genel işlem niteliği taşıdığından, görülmekte olan davanın Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının iddia edilen ihlalli geçişlerini ispat eden hiç bir belge, fotoğraf, resmi tutanak vs şu ana kadar müvekkiline gönderilmediğini, müvekkilinin merkezi Ankara'da olmak üzere 1000'in üzerinde aracını operasyonel kiralama şeklinde işlettiğini, müvekkilinin iddia edilen ihlalli geçişleri bizzat yapmasının mümkün olmadığını, müvekkiline herhangi bir ihlalli bildirimi gönderilmeden ek delillerde aydınlatılmadan müvekkilinden cezalı alacak talebinde bulunulmasının müvekkilinin hak arama özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu, ihlalli geçişler davacı tarafından ispatlansa dahi aradan yıllar geçmiş olması nedeniyle kusuru bulunmayan müvekkilinin kiracılarını tespit ve rücu imkanının artık kalmamış olması nedeniyle müvekkilinin hak kaybının meydana geldiğini, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığından, davacının cezai şart talep hakkı bulunmadığını, davacının niteliği gereği kamusal ve devlete ait bir hak olan ceza tahsil etme tekelini, Anayasa ile devlete getirilen sınırlamalara tabi olmaksızın elinde bulundurmasının düşünülemeyeceğini, aksini düzenleyen kanun hükmünü anayasaya aykırılık teşkil edeceğinden hakim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini, davacının ihlalli geçişleri vakit kaybetmeden delilleri ile birlikte müvekkiline bildirmekle yükümlü olduğunu, aksinin hakkın kötüye kullanılması yasağına tabi olduğunu ve davacının kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve davacının % 20'den az olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; Davalı şirkete ait araçların, ... Tünelinden 74 kez ihlalli geçişi sonucu, geçiş ücreti asıl alacak olarak 8.869 TL ihlalli geçiş bedelinden sorumlu olmak üzere ... Tüneli geçiş borcunun oluştuğu, bu sebeple davalı şirketin davacı şirkete 8.869 TL borcu bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, ayrıca, taraflar tacir olduğundan, davacının ticari faiz talep etme hakkı bulunduğu, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre 8.869,00 TL (muayyen) likid kabul edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin toplam 8.869,00 TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına, faize ilişkin talebin reddine, hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının alacağını 6001 sayılı yasaya dayandırdığını, bu yasanın 30/3 sayılı fıkrasında, geçiş ücretlerinin ödenmemesi halinde bu ücretlerin 6183 sayılı kanuna göre tahsil edileceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle davacının alacak iddiasının idari yargı konusuna girmesi gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflara arasındaki uyuşmazlıkta Asliye Ticaret mahkemelerinin görevli olmadığını, müvekkili şirketin adresinin Ankara olması nedeniyle Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacı ile müvekkili arasında tacirler arasında bir ilişkiden bahsedilemeyeceğini, davacının iddiasının genel işlem niteliği taşıdığından, görülmekte olan davanın Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girdiğini, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle davacının cezai şart talep hakkı bulunmadığını, davacının niteliği gereği kamusal ve devlete ait bir hak olan ceza tahsil etme tekelini, Anayasa ile devlete getirilen sınırlamalara tabi olmaksızın elinde bulundurmasının düşünülemeyeceğini, aksini düzenleyen kanun hükmünü anayasaya aykırılık teşkil edeceğinden hakim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini, davacının ihlalli geçişleri vakit kaybetmeden delilleri ile birlikte müvekkiline bildirmekle yükümlü olduğunu, aksinin hakkın kötüye kullanılması yasağına tabi olduğunu, davacı tarafından müvekkiline geçiş ihlallerine ilişkin olarak hiç bir bildirimde bulunulmadığını, bu haliyle müvekkilinden kasten ve kötüniyetli olarak geçiş ücretinin 4 katı oranında ceza bedelinin ödemek zorunda bırakılması ve haksız kazanç elde edilmesi istendiğini, kesinleşmiş emsal kararlarda bildirimin yapılması gerektiğinin belirtildiğini Mahkemece bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi dikkate alınmayarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin davalının istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf gerekçelerinin usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, ihlalli geçiş bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.
Dosya kapsamından davacı şirketin 8.870,00 TL geçiş ücreti ile para cezası alacağının tahsili için davalı aleyhinde İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalının takibe süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğine dair herhangi bir belge bulunmadığından itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
12/01/2022 tarihli ayrıntılı raporunda; davalıya ait 42 adet muhtelif plaka numaralı araçların hangi tarih aralığında 74 adet ihlalli geçiş yaptıklarının tespit edildiği, davalıya ait 42 adet araçlardan 24 adedinin 14/03/2018-19/08/2019 tarihleri arasındaki süre içinde HGS ürünü bulunmadığı, bu tarihler arasında ihlalli geçişlerde bulunan 42 aracın plakaları, gişe geçiş tarihleri ve ihlalli geçiş tablosuna göre, davalının, davacıya dava konusu ihlalli geçişler için 8.869 TL asıl alacak geçiş ücreti olarak borçlu durumda olduğu, davacının talep ettiği yıllık ( % 19,5) oranındaki ticari faizin ödenip ödenmeyeceği ile ilgili kararın Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.

1-Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Somut davada her iki tarafın da özel hukuk tüzel kişisi olduğu ve ücret ödenmeden geçiş yapıldığının tespit edilmesi durumunda ise geçiş ücreti ile bağlantılı olarak yaptırım uygulama yetkisinin özel hukuk hükümlerine tabi işletici şirketlerde bulunduğu, ayrıca geçiş ücreti ve bununla bağlantılı cezanın toplamından oluşan alacağın 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işletici şirketçe tahsil edileceği, bu kapsamda çıkan uyuşmazlıkların ise genel hükümlere göre adli yargı yerlerince sonuçlandırılacağı (Anayasa Mahkemesi 18/01/2018 tarihli ve 2017/166 esas, 2018/8 karar sayılı kararı) anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yargı yolu itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2- Davalı vekili davacı ile müvekkili arasında herhangi bir yetki sözleşmesi veya ticari ilişki bulunmadığından 6100 sayılı HMK 6. Maddesi gereğince müvekkilinin adresi itibariyle Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
İİK'nun 50. maddesi uyarınca para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Bilindiği üzere tüm davalar için uygulanan yetki kuralı genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir (6100 sayılı HMK m. 6/1). Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki bu da özel yetki kuralıdır. Öte yandan davacının genel yetki ile özel yetki kuralı arasında seçimlik hakkı vardır. HMK'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için özel yetki kuralı öngörülmüş ve sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiştir.
Davacının işlettiği ... Tünelinin geçiş bedeli karşılığında kullanılması hususunda taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. TBK'nun 89. maddesi uyarınca aksine bir anlaşma yoksa para borcunun alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilmesi gerekir. Buna göre somut davada yerleşim yeri Barbaros Mah, ...Cd. No:.. Üsküdar/İstanbul olan davacının alacağın tahsili için İstanbul Anadolu İcra Dairesinde takip yapmasında ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemesinde dava açmasında usule aykırılık bulunmamaktadır.

3-Davalı vekili taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret mahkemesinin görevli olmadığını Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.
Somut davada, davacı tarafın işlettiği otoyolun geçiş bedeli karşılığında kullanılması hususunda, taraflar arasında, hizmet sözleşmesi bulunmakta olup her iki taraf da tacirdir. Bu nedenle, her iki tarafında da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklanması nedeniyle davanın Ticaret mahkemesinde görülerek sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

4-Davalının esasa yönelik diğer istinaf nedenlerinin değerlendirilmesinde;
Davanın dayanağını oluşturan 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30/5. maddesinde “...(5) 4046,3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin on katı tutarında ceza genel hükümlere göre tahsil edilir. ...” hükmü düzenlenmişken 25/05/2018 tarih ve 30431 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 16/5/2018 tarih ve 7144 sayılı Kanunun 18. maddesi ile birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “on” ibareleri “dört” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanunun 19. maddesi ile 6001 sayılı Kanuna geçici 3. madde ilave edilmiştir.
6001 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3. madde de ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden yapılmış olan geçişlerde araç sahiplerine bu Kanunun 30. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tahakkuk ettirilen ancak bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsilatı yapılmamış olan para cezaları hakkında bu Kanunun 30. maddesinde yer alan oranlar uygulanır.” düzenlemesi yapılmıştır.
Kanunun 30. maddesinin, 27.03.2015 tarihli ve 6639 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişiklik yapılan (7) numaralı fıkrasında, geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere bu maddenin (1) numaralı ve (5) numaralı fıkralarında belirtilen cezaların uygulanmayacağı öngörülmektedir.
Yukarıda yer verilen 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30 maddesinin 5. Fıkrasında cezanın genel hükümlere göre tahsil edileceğinin açıkça düzenlendiği bu haliyle yasanın açık ifadesinden idari para cezası olmadığı ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle kanundan doğan ve genel hükümlere göre tahsil edilme olanağı olan ceza niteliğinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
6001 sayılı Kanunun 30/7 maddesinin Anayasa aykırılığı iddiası ile açılan davada, Anayasa Mahkemesi 18.01.2018 tarih, 2017/166 E. 2018/8 Karar sayılı kararında "... İşletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücreti ödenmeden geçiş yapılması hâlinde yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren eylem ücret ödemeden geçiş yapılması anında tamamlanmış olacaktır. Bu durumda, kuralda belirtilen ödemesiz geçiş tarihinden itibaren on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi hâlinde cezanın uygulanmayacağına ilişkin düzenleme oluşan neticeyi ortadan kaldırılmakta olup ihlalli geçiş eylemini gerçekleştirenler lehine getirilmiş bir düzenlemedir...... kuralda, cezasızlık hâlinin kapsamı, eylemin sonucu olarak öngörülen yaptırımın hangi hâlde uygulanmayacağı, ödemenin hangi süre içinde yapılması gerektiği açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak belirlenmiştir. Geçiş ücretinin ödenmesi şekil ve yöntemlerinin tümünün önceden öngörülmesi ve kanun koyucu tarafından tek tek belirlenerek kanun metninde ifade edilmesi oldukça güçtür. Geçiş ücretinin tahsili yöntemlerinin zaman içinde değişip gelişebileceği ve otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerinin tahsili yöntemlerinin benzerlik arz ettiği hususları dikkate alındığında kuralda belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır..." yönünde karar vermiştir. Bu durumda, davaya konu ihlalli geçiş tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan yasal mevzuat uyarınca, ihlal sebebiyle davacının, davalıya ayrıca bir bildirim yapmasına gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalıya ait araçların davacı şirketin işlettiği ... Tünelinden ihlalli geçiş gerçekleştirdiği, davacının davaya konu ihlalli geçiş tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal mevzuat uyarınca, ihlal sebebi ile davalıya ayrıca bir bildirim yapmasına gerek bulunmadığı, HGS hesabı bulunan araçlar yönünden geçiş anında ve geçişi takip eden 15 gün içinde geçiş için yeterli bakiyenin bulunmadığı, geçiş esnasında ödeme olmadığında ve OGS/HGS kartlarından para çekilmemesi halinde davalının geçiş ücretini ödemek zorunda olduğu, ayrıca ihlali izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin usulüne uygun olarak ödenmemesi halinde ceza tutarının da ödenmesi gerektiği, buna göre hükme elverişli bilirkişi raporundan 74 adet geçiş nedeniyle toplam 8.869,00 TL ihlalli geçiş ücreti ve ceza tutarının ödenmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/671 Esas, 2022/203 Karar sayılı ve 31/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 151,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 580,54 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026