İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinden mal ve hizmet satın alan davalının buna dair tanzim edilen fatura uyarınca 73.450,00 TL borçlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacıya bir borcunun olmadığını, 6-9 Şubat 2020 tarihinde yapılacak pediatri toplantısı için taraflarca sözleşme imzalandığını, ancak sözleşmeye dayalı bir mal ve hizmet verilmediğini, davalının, müvekkiline gönderdiği 02/12/2019 tarihli e-maili ile, tutulan oda ve salonların satışa çıkarıldığını belirterek sözleşmeden döndüğünü, müvekkilinin de 13/12/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile toplantının iptal edildiğini ve yapılan ödemelerin iadesinin istendiğini ihtar ettiğini, buna karşılık davacı tarafından düzenlenen faturanın müvekkili tarafından mal ve hizmetin alınmaması sebebiyle iade edildiğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; taraflar arasında konaklama hizmetini içeren sözleşme akdedildiği, davacının, davalıya ''tarafınıza tutulan oda ve salonlar satışa açılmıştır'' şeklinde beyan içeren 02/12/2019 tarihli e-mail gönderdiği, işbu gönderinin sözleşmenin feshi iradesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki toplantı tarihleri olan 6-9 Şubat 2020 tarihlerinde covid-19 hastalığının dünya çapında etkisini hissettirmeye başladığı ve davalının pediatri toplantısını pandemi nedeniyle yapmamasının TBK'nun 136. maddesi kapsamında mücbir sebep sayılabileceği, bu sebeplerle davalının no-show garantisinden de sorumlu olmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin, sözleşmenin gereklerini yerine getirerek sözleşmeyi sürdürmeye çalışmasına rağmen davalının ödeme yapacağı vaadi ile müvekkilini oyalayarak feshe zorladığını, müvekkilinin sözleşmeye feshetmemesi üzerine ise davalının kendilerine gönderilen e-postayı bahane ederek bilahare sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davalının basiretli tacir gibi davranmadığını, müvekkili tarafından davalıya TTK'nun 18/3 maddesi uyarınca herhangi bir fesih ihbarında bulunulmadığını, mahkemenin mücbir sebebin varlığına ilişkin kabulünün de hatalı olduğunu, zira cevap dilekçesi ile mücbir sebep savunması yapılmadığını, covid-19'un varlığı kabul edilse bile bunun ancak geçici ifa imkansızlığı oluşturduğunu ve Türkiye'de ilk olarak 11/03/2020 tarihinde görüldüğünü, öncelikli ifa yükümlülüğü altında olan davalının ifada bulunması gereken tarihte pandemi ve mücbir sebep olmadığını, bu nedenlerle mahkemenin, davalının no-show garantisinden sorumlu olmayacağı yönündeki kabulünün de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 73.450,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından sunulan 13/08/2021 tarihli raporda; davacı ve davalının incelenen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davalı tarafından 04.11.2019 tarihinde 2.500,00 TL avans ödemesi yapıldığı, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 2.500,00 TL tahsilat yaptığı ve 73.450,00 TL daha alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davacıdan 2.500,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece ayrıca sektör bilirkişisinden de rapor alındığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, davacının takibe konu faturadan kaynaklı bakiye alacağının bulunulup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında 05/08/2019 tarihinde akdedilen sözleşme ile, davacıya ait otelde 06-09 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirilecek pediatri toplantısı için konaklama ve toplantı paketi satın alınmıştır. Buna göre konaklama paketi 20.400,00 TL ve toplantı paketi ise 55.550,00 TL olmak üzere sözleşme bedeli toplam 75.950,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki ödeme takvimine göre davalı tarafından 15/10/2019 tarihinde 10.000,00 TL, 15/11/2019 tarihinde 10.000,00 TL, 15/12/2019 tarihinde 14.650,00 TL, 15/01/2020 tarihinde 20.650,00 TL ve 15/02/2020 tarihinde ise 20.650,00 TL ödenecektir. Davalı tarafından 04/11/2019 tarihinde 2.500,00 TL ödeme yapıldığı ve bunun dışında bir ödeme yapılmadığı sabittir.
Sözleşmenin 3.1 maddesinde; otelin (davacı), müşterinin (davalı) işbu sözleşme ile anlaşılmış olan depozito ve/veya ödeme yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmemesi durumunda herhangi bir bildirme gerek kalmaksızın rezerve edilen oda ve hizmetleri iptal etmek hakkını saklı tutacağı kararlaştırılmış olup davacı tarafından davalıya gönderilen 02/12/2019 tarihli e-mail ile, bahsi geçen bu hüküm gereğince tutulan oda ve salonların satışa açıldığı belirtilmiştir. Bunun üzerine davalı 13/12/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile, bu e-maile istinaden yönetim kurulunun aldığı karara göre sözleşmenin iptal edildiği bildirilerek ödenen tutarın geri ödenmesi ihtar edilmiştir.
Sözleşme ile kararlaştırılan tarihte organizasyonun gerçekleşmediği, bu anlamda davalının bir hizmet almadığı sabit ise de, davacı tarafından tüm sözleşme bedeline ilişkin düzenlenen 09/02/2020 tarihli, 75.950,00 TL bedelli faturadan davalı tarafından yapılan 2.500,00 TL mahsup edilerek bakiye tutar için dava konusu takip başlatılmıştır.
Somut olayda, davacı, sözleşmenin 3.1 maddesi uyarınca kendine tanınan iptal hakkını kullanarak tutulan oda ve salonları satışa çıkardığına göre sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Bu nedenle davalının sonradan noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi iptal ettiğine yönelik bildirimine bir sonuç bağlanamaz. Zira sözleşme zaten davacı tarafından feshedilmiştir. Bu halde sözleşmede, davacının tüm sözleşme bedelini talep edebileceğine cevaz veren bir hüküm bulunmamaktadır. Sözleşmenin 5. maddesinde, imza altına alınan kontratlar üzerinden herhangi bir iptal söz konusu olduğunda, imzalandığı tarih itibariyle %100 no-show garantili olduğu kararlaştırılmış ise de, belirtildiği üzere sözleşme davalıdan önce davacı tarafından iptal edildiğinden bu hüküm uyarınca da davalının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Öte yandan, davalı yargılama aşamasında sunduğu dilekçesi ile, sözleşme tarihi itibariyle mücbir sebep olarak pandeminin varlığını ileri sürmüş olup cevap dilekçesinde dayanılmayan bu hususun savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olduğu gözetilmeksizin mahkemece tartışılarak diğer hususlar ile birlikte karara gerekçe yapılması doğru değil ise de, tesis edilen karar neticesi itibariyle isabetli olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/156 Esas, 2022/63 Karar sayılı ve 31/01/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026