İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin 25.09.2017 tarih, ... nolu fatura ile 148.000 Euro+KDV bedel karşılığında ... iş Makineleri Distiribitörü olarak ... A.Ş.’nin yetkili bayisi ........ A.Ş.’den 1 adet... ...... Makinesini satın almış olduğunu, bu iş makinesini 28.09.2017 tarihinde ... ....... A.Ş. .... Şube müdürlüğünce teslim almış olduğunu, aracın tesliminden sadece 1 gün sonra 30.09.2017 tarihinde başlayan şanzıman arızasının Nisan 2018 tarihine kadar 9 kez yetkili servise tamir için götürüldüğünü ancak bu arıza çözülemeyince Mersin ... Noterliği ... Nisan 2018 tarih ..... yevmiye ile iş makinesinin ayıplı olması sebebiyle öncelikle ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi aksi halde makinenin aldıkları bedel tutarının iadesi için ihtar çekilmiş olduğunu, ancak ne değişim ne de mal iadesi yapılmadığını ve arızaların devam ettiğini, iş makinesindeki giderilmesi mümkün olmayan şanzıman arızasının salt işten geri kalınması ile doğan zararlarının yanında, makinenin diğer aksamlarını da etkileyerek iş potansiyelinin düşmesine ve makine ömrünün kısalmasına sebep olduğunu, şanzımandaki bu arızanın aracın motor ve diğer aksamlarında tahribat yaratarak muadillerine göre araçta çok büyük değer kayıpları oluştuğunu, iş makinesinin ayıplı olduğundan maldan yararlanamamanın süreklilik arz ettiğini, en son davalı .... A.Ş. tarafından gönderilen 24.09.2018 tarihli yazı ile taraflarına “Şanzıman ile ilgili şikayetleriniz üzerine makamınıza yeni şanzıman, kablo demeti ve elektronik kontrol ünitesi takılmıştır. Sonrasında gerek İstanbul’dan gelen ekip tarafından gerekse da yetkili bayimiz ...... ekibinin servis ziyaretlerinde ilk şanzımandaki ayrıntı ile alakalı durumun giderildiği gözlemlenmiş ve raporlanmıştır. Sizlerden gelen talep üzerine müşteri memnuniyetiniz açısından iyiniyet kapsamında makinenizi sadece şanzımanı için garanti süresi 2 yıl/6000 saate uzattığımızı bildirmek isteriz. Buna göre makinenizin şanzıman için olan uzatılmış garanti süresi 28.09.2019 veya 6000 saati doldurduğunda sona erecektir.” denilmiş olduğunu, ancak bu yazı içeriğinin de doğru olmayıp, bu yazıda bahsi geçen şanzıman arızasının giderilmemiş olduğunu, bu hususta ... şirketine ihtar çekildiğini, müvekkili şirketin defalarca onarım hakkını kullandığı halde, iş makinesi ayıplı olduğundan maldan yararlanmamasının süreklilik arz ettiğini, TTK 23 ve TBK 227. maddesi gereğince sözleşmeden dönerek, bedelin iadesi için iş bu davayı açma gereği doğmuş olduğunu iddia ederek, 25.09.2017 tarihli fatura bedeli olan 148.000 Euro+KDV=174.640 Euro’nun fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Usul ve esasa ilişkin itirazlarını bildirerek, taraflar arasında akdedilen 08.09.2017 tarihli İş Makinası Satış Sonrası Hizmetler Sözleşmesi’nin 7. maddesine göre İstanbul Merkez Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olması kararlaştırılmış olduğunu ve bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Tarsus 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) davalılardan... AŞ yönünden dosyanın tefrikine ve 2019/144 Esas,2019/176 Karar ve 16.04.2019 tarihli karar ile; mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2019/1239 Esas, 2020/223 Karar ve 02.03.2020 tarihli kararı ile; istinaf başvurusunun reddine dair hüküm tesis edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı tarafça gönderilen ihtarname ile aracın teslim alındıktan 2 gün sonra arızalandığı, yetkili servise sürekli aynı arıza nedeniyle müracaat edildiğinin iddia olunduğu, aracın 28/09/2017 tarihinde alıcıya teslim edildiği, celp edilen servis kayıtlarına göre şanzıman arızası nedeniyle ilk müracaat tarihinin 30/09/2017 tarihi olduğu, celp edilen garanti sözleşmesine göre teslim tarihinden itibaren 12 aylık garanti verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf, her ne kadar aracın üretimden kaynaklı imalat arızası olmadığını iddia etmiş ise de aracın birçok kez servise gitmesiyle ve mahkememizce yaptırılan teknik incelemede ortaya çıkan bu arızanın kullanıcıdan kaynaklı bir arıza olmayıp, iş makinesinin mekanik, elektrik-elektronik ve programlanan parçalar arasındaki uyumsuzluktan, imalat hatasından kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Satılan araçta olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu, teslim tarihinden iki gün sonra arıza nedeniyle yetkili servise yapılan başvuru ile ayıbın bildirildiğinin kabulü gerektiği, sözleşmeden dönme talebinin uygun ve yerinde olduğu anlaşılmakla sözleşmeden dönme nedeniyle aracın iadesi şartıyla ödenen bedelin tahsiline karar verilmiştir..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle... model ... seri nolu lastik tekerlekli yükleyici iş makinesinin iadesi şartıyla 174.640 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davadan önce ayıplı iş makinesinin tam dokuz kere yetkili servise götürüldüğünü, davalı tarafça ayıbın giderilemediğini, ihtarname gönderilerek süre vermenin faydasız kalacağının bariz olduğunu bu nedenle Mersin ..... Noterliğinin ....04.2018 tarihli ihtarnamesi ile iş makinesinin ayıplı olması nedeniyle ayıpsız misliyle değiştirilmesi aksi halde ödenen bedelin iadesine dair talepte bulunulduğunu, şirketin 16.04.2018 tarihinde temerrüte düşürüldüğünü, davalı şirketin bu talebi kötü niyetli şekilde reddettiğini, ihtarnamenin tebliğ edildiği tarih olan 12.04.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereğince faiz oranında temerrüt faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, dilekçelerde belirtildiği üzere davaya konu iş makinesinin ... marka dünya çapında bilinen ve tanınan biri sürü ülke tarafından da ithal edilerek kullanılan güvenilir bir makine olduğunu, bu tür bir makinenin ayıplı olduğu iddiasının araştırılması için söz konusu makine üzerinde gerekli testlerin uzun uzadıya yapılarak gerçekten bir imalat/üretim hatasının gizli veya açık ayıbın olup olmadığının tespiti için iş makinesinden anlayan uzmanlardan oluşan bir heyetin tüm ilgili testleri gerçekleştirmesi ve kapsamlı bir analiz yapması gerektiğini ve detaylı şekilde keşif icrasının gerektiğini, gerekirse iş makinesinin İstanbul ya da Ankara'ya yollanarak tüm gerekli testlerin icra edilmesi ve test edilmesinin sağlanması gerektiğini, aynı bilirkişi tarafından iki rapor düzenlendiğini, makineye bir kez bile bakılmadan rapor oluşturulduğunu, yapılan itiraz nedeniyle ikinci kez rapor alındığını bu kez makinenin yerinde görülerek üstün körü ve kısa sürede iş makinesinin gizli ayıbı olduğunun kanaatine varıldığını, bilirkişinin çalışma ve uzmanlık alanları içerisinde iş makineleri gibi başlı başına uzmanlık gerektiren bir alanın görülmediğini, klimalar çok iyi anlayan bir makine mühendisinin bilirkişi olarak atanması akabinde iş makinesi üzerinde tespit edilmesi ile neredeyse aynı sonuç alınacağını, iş makinesinin kullanımı ile de bir bilgisi olmamasının vuruntu olarak belirtilen problemin nasıl bir şey olduğunun tam olarak açıklanamamasının konuyu net bilmediğini gösterdiğini, bilirkişinin mutlaka iş makinesi bilirkişi olması gerektiğini ayrıca her bir farklı iş makinesi markasının çalışma sistem ve prensiplerinin farklı olduğunu, bilirkişi yerinde inceleme yaparak oluşturduğu 20.04.2022 tarihli raporda bahsi geçen iş makinesinin test etmiş olduğu 20.04.2022 tarihinde 8259 saat çalışma saatinde olduğu ve çalışır vaziyette bulunduğunun beyan edildiğini, dava konusu olan şanzımanda vuruntu problemi gerçekte olmuş olsaydı bu makinenin bu kadar süre ve saat çalışmasının teknik olarak mümkün olmayacağını, makinenin sorunsuz şekilde çalışır durumda olmasının davacının verimli bir şekilde kullanması ve bahsedilen vuruntu probleminin olmadığınında göstergesi olduğunu, bilirkişinin uzmanlık alanına itirazları bakımından emsal Yargıtay kararları olduğunu, davacı tanığı ...'un müvekkili şirketin bayisi ve eski bir servis teknisyeni olduğunu, işine son verildiğini, bu sebepten ötürü çalıştığı davacı firmanın makine konusunda yanlış yönlendirme yapmasının muhtemel olduğunu, 12.09.2018 tarihinde iş makinesinin davacının elinde kullanım saati 1771 iken müvekkili şirketin teknik bir ekip ve servis ekibi ile makinede inceleme yapıldığını ve şanzımanda herhangi bir problem olmadığının tespit edildiğini, ne raporda ne de mahkemenin gerekçeli kararında 8259 saat kullanılan ve halen kullanılmakta olan iş makinesinin yıpranma ve kullanma paylarının doğru şekilde hesaba katılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kullanımdan dolayı makinenin kullanma ve yıpranma paylarının mahsup edilmesi, ödenecek tutardan düşülmesi gerektiğini, 25.09.2017 tarihinde müvekkili şirketten davacının 148.000,00 EURO + KDV = 174.640,00 EURO bedel karşılığında satın almış olduğu iş makinesinin bilirkişinin 20.04.2022 tarihli raporunda da belgelediği üzere 8.259 saat kullandıktan sonra iş makinesinin ilk satın alınmış olduğu bedel olan söz konusu bedele karşılık gelmesinin ve bedelin tekrar geri alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, arızalı ve ayıplı olduğu iddia edilen bir makinenin bu kadar saat nasıl kullanılabildiğini, dava konusu iş makinesinin ikinci el değerinin gerçekte yıpranma payı ve çalıştığı yıl gözetilerek tahmini 70.000,00 EURO civarında olduğunu, davanın kısmen kabul kararının kesinlikle yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun yerinde inceleme kısmında yetersizlikler ve yetersizlikler neticesinde hükme esas alınmasının yanlış olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını, mutlaka ... marka iş makinesinden anlayan ve kapsamlı tüm testleri yapabilecek ölçekte İTÜ ya da ODTÜ Üniversitelerinden makine mühendisliği fakültelerinden oluşan bir heyetten gerekirse masrafları taraflarınca karşılanacak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ve neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ticari satım konusu aracın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönülerek sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket tarafından dosyası tefrik edilen dava dışı ... AŞ'den dava konusu iş makinesinin satın alındığı, davalı şirketin ithalatçı olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu iş makinesinin ayıplı olup olmadığı, hükme esas alının bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, faiz başlangıç tarihinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından 25.09.2017 tarihli fatura ile KDV dâhil toplam 730.658,83 TL bedelli lastik tekerlikli bir adet yükleyici iş makinesinin satın alındığı, makinenin yeni ve kullanılmış olarak satın alınmış olduğu, davacı ve davalı şirket arasında 09.08.2017 tarihinde iş makinesi satış sonrası hizmetler sözleşmesinin imzalanmış olduğu, makinenin... tescil plaka no olarak iş makinesi tescil belgesine davacı şirket adına 04.10.2017 tarihinde tescil edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 24.09.2018 tarihli cevabı yazıda; teslimat tarihi 28.09.2017 olan makinenin standart garantisinin 28.09.2018 tarihinde sona ereceği, şanzımanla alakalı şikayetler üzerine makineye yeni şanzıman kablo demeti ve elektronik conta ünitesinin takıldığı sonrasında gerek İstanbul'dan gelen ekip tarafından gerekse yetkili bayi servis ziyaretinde ilk şanzımandaki vuruntu ile alakanın giderildiğinin raporlandığı, talep üzerine müşteri memnuniyeti ve iyi niyet kapsamında makinenin sadece şanzımanı için garanti süresinin iki yıl 6000 saat (hangisi önce dolarsa) uzatıldığını bildirdikleri, uzatılan garantinin 28.09.2019 tarihinde veya 6000 saat dolduğunda sona ereceğinin bildirildiği, iş makinesine dair servis formlarının dosya içerisinde mevcut olduğu, davacı tarafça davalı şirkete Mersin ...... Noterliğinde düzenlenen cevabı ihtarnamenin gönderildiği, söz konusu ihtarnamede; kendilerine gönderilen 24.09.2018 tarihli yazı ile şanzıman ile ilgili şikayetler üzerine yeni şanzıman kablo demeti, elektronik kontrol ünitesinin takıldığı, garanti süresinin 28.09.2019 veya 6000 saat dolduğunda sona ereceğinin bildirildiği, bu yazı içeriğinin doğru olmadığı, şanzıman arızasının giderilmediği ve yazının içeriğinin kabul edilmediğini belirtildiği, cevabı ihtarname tarihinin 28.09.2018 tarihli olduğu, davacı tarafça davalılara gönderilen 10.04.2018 tarihli ihtarname ile aracın tesliminden sadece iki gün sonra başlayan şanzıman arızasının 9 kez yetkili serviste tamirinin yapıldığı, kalibre edildiğinin her seferinde belirtilmesine rağmen giderilemediğini, iş makinesinde giderilmesi mümkün olmayan şanzıman arızasının sadece işten geri kalınması için doğan zararların yanında diğer aksamları etkileyecek iş potansiyelinin düşmesine ve makine ömrünün kısalmasına sebep olduğunu, yaklaşık 1000 saat giderilmeyen arıza şanzıman ve motorda makinenin vuruntu ile çalışmasına sebep olduğunu, ayıp ile ilgili defalarca işlem yapılmasına rağmen tamirinin mümkün olmaması sebepleri ile TTK'nın 23 ve TBK'nın 227. maddeleri kapsamında makinenin kullanılmamış bir benzeri ile değiştirilmesi, değişimin yapılmaması hâlinde fatura bedelinin tahsilini talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında tanıklar dinlenilerek bilirkişi raporları alınmıştır. 27.01.2021 tarihli talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda; dava konusu iş makinesinin otomatik şanzımanına satın alındığı tarihten 14.08.20108 tarihine kadar 12 kez vuruntu yapıyor şikayeti ile yetkili servis tarafından onarım amaçlı müdahale edilerek parça değişimi ve kalibrasyon işlemleri ile giderilmeye çalışıldığı ancak bu arızanın giderilemediği, şanzımanda ortaya çıkan bu arızanın kulanıcıdan kaynaklı bir arıza olmayıp, iş makinesinin mekanik, elektrik-elektronik ve programlanan parçalar arsındaki uyumsuzluktan, imalat hatasından kaynaklı bir ayıp olduğu, bu ayıbın aracın satın alınması esnasında gözden geçirme ile tespit edilebilecek nitelikte bir ayıp olmayıp gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosya içerisindeki servis kayıtlarına göre aracın şanzımanında ortaya çıkan arızanın onarımı için 12 kez işlem yapılmasına rağmen arızanın giderilememiş olması nedeniyle alıcının (Davacının) TBK 223/4. maddedeki "Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının uygun olacağı, tanıkların mahkemedeki beyanları ile davacının davalı tarafa göndermiş olduğu ihtarname tarihi dikkate alındığında, araçtaki arızanın, ayıbın aracın satın alındığı günden bir gün sonra ortaya çıktığı ve yetkili servisine bildirildiği, davacının ayıp ihbar süresi içerisinde arızayı, ayıbı bildirdiği, sözleşmeden dönme talebinin uygun ve yerinde olduğu, dava konusu aracın 25.09.2017 tarih ve ... nolu fatura ile 148000 Euro + kdv = 174640 Euro bedel ile (Merkez bankası kuruna göre 316.024,00 TL) satın alındığı, dava tarihi olan 28.03.2019 tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin 150.000 Euro olduğu (Merkez bankası kuruna göre 935.025,00 TL) olduğu, rapor tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin130.000 Euro (Merkez bankası kuruna göre 1.313.650,00 TL) gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosya içerisindeki servis kayıtlarına göre aracın şanzımanında ortaya çıkan arızanın onarımı için 12 kez işlem yapılmasına rağmen arızanın giderilememiş olması nedeniyle alıcının (Davacının) TBK 223/4. maddedeki "Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının uygun olacağı, tanıkların mahkemedeki beyanları ile davacının davalı tarafa göndermiş olduğu ihtarname tarihi dikkate alındığında, araçtaki arızanın, ayıbın aracın satın alındığı günden bir gün sonra ortaya çıktığı ve yetkili servisine bildirildiği, davacının ayıp ihbar süresi içerisinde arızayı, ayıbı bildirdiği, sözleşmeden dönme talebinin uygun ve yerinde olduğu, dava konusu aracın 25.09.2017 tarih ve ... nolu fatura ile 148000 Euro + KDV = 174640 Euro bedel ile (Merkez bankası kuruna göre 316.024,00 TL) satın alındığı, dava tarihi olan 28.03.2019 tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin 150.000 Euro olduğu (Merkez bankası kuruna göre 935.025,00 TL) olduğu, rapor tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin130.000 Euro (Merkez bankası kuruna göre 1.313.650,00 TL) olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek; şirket kaynaklı ayıp olup olmadığının anlaşılması için mutlaka yerinde keşif yapılmak suretiyle makinenin incelenmesi ve rapor yazılması gerektiğini, raporun dosya üzerinde belge ve bilgilere bakılarak oluşturulduğunu, makinenin 7552 saatte çalışır vaziyette ve şanzıman şikayetlerinin olmadığını, bilirkişinin yerinde inceleme taleplerine rağmen makineyi incelemediğini, formlara istinaden makinenin değiştirilmesine karar verildiğini, keşif marifeti ile dosyanın bilirkişi tarafından yerinde test edilerek gözlemlenerek ek bilirkişi raporunun oluşturulmasını talep etmiştir. 20.04.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; 22.04.2022 tarihinde davaya konu iş makinesinin davacıya ait maden yükleme sahasında kullanılmakta olduğu alanda incelendiğini, davaya konu iş makinesinin çalışır ve hizmet verebilir durumda olduğu, iş makinesinin inceleme tarihi olan 20.04.2022 tarihi itibariyle 8259 saat süre ile hizmet vermiş olduğunun görüldüğü, yükleme boşaltma işinde 20 dakika süre ile kullanım sürecinde aracın manevralar esnasında şanzıman aksamında vuruntu geldiğinin gözlemlendiği, dava konusu iş makinesinin otomatik şanzımanına satın alındığı tarihten 14.08.2018 tarihine kadar 12 kez vuruntu yapıyor şikayeti ile yetkili servis tarafından onarım amaçlı müdahale edilerek parça değişimi ve kalibrasyon işlemleri ile giderilmeye çalışıldığı ancak bu arızanın giderilemediği, 20.04.2022 tarihinde aracın çalışma süreci içerisinde yapılan incelemede de mevcut olduğu gözlemlenen araçta ortaya çıkan bu arıza kullanıcıdan kaynaklı bir arıza olmayıp, iş makinesinin mekanik, elektrik-elektronik ve programlanan parçalar arsındaki uyumsuzluktan, imalat hatasından kaynaklı bir ayıp olduğu, bu ayıbın aracın satın alınması esnasında gözden geçirme ile tespit edilebilecek nitelikte bir ayıp olmayıp gizli ayıp niteliğinde olduğu, dosya içerisindeki servis kayıtlarına göre aracın şanzımanında ortaya çıkan arızanın onarımı için 12 kez işlem yapılmasına rağmen arızanın giderilememiş olması nedeniyle alıcının (Davacının) TBK 223/4. maddedeki "Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması"nın uygun olacağı, tanıkların mahkemedeki beyanları ile davacının davalı tarafa göndermiş olduğu ihtarname tarihi dikkate alındığında, araçtaki arızanın, ayıbın aracın satın alındığı günden bir gün sonra ortaya çıktığı ve yetkili servisine bildirildiği, davacının ayıp ihbar süresi içerisinde arızayı, ayıbı bildirdiği, sözleşmeden dönme talebinin uygun ve yerinde olduğu, dava konusu araç 25.09.2017 tarih ve ... nolu fatura ile 148000 Euro + KDV = 174640 Euro bedel ile (Merkez Bankası kuruna göre 316.024,00 TL) satın alındığı, dava tarihi olan 28.03.2019 tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin 150.000 Euro olduğu (Merkez Bankası kuruna göre 935.025,00 TL) olduğu, rapor tarihi itibariyle makinanın çalışma saati ve yıpranma seviyesi dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmasına göre emsal hasarsız iş makinesinin değerinin 110.000 Euro (Merkez bankası kuruna göre: 15,8919 x 110.000 = 1.748.109,00 TL) olduğu değerlendirildiği belirtilmiştir. Davalı vekili ek rapora karşı itiraz dilekçesinde; makinenin son bakımının bölge bayisi tarafından yapıldığını, hali hazırda 2017 model 8259 saatte faal çalışır vaziyette olduğunu, şanzıman şikayetlerinin olmadığını, tanığın beyanına göre şanzımanda problem olsa idi bu saate kadar çalışmasının mümkün olmayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, oy çokluğu ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Faiz dava tarihinden itibaren işletilmiştir. Tacir olan taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TTK'nın 23. maddesi ile TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. TBK'nın 219. maddesine göre, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." Buna göre maldaki ayıp, satıcının beyan ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak, satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle üretici, ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. TBK’nın 227. maddesinde, satılanın ayıbı hâlinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri TBK'nın satıma dair hükümleri uyarınca satım sözleşmesinin tarafları arasında sonuç doğurur. Ancak sorumluluğun kaynağı sadece satım sözleşmesi değildir. TTK'da ithalatçının/üreticinin sorumluluğuna dair bir düzenleme mevcut değilse de davalı şirket ithalatçı/imalatçı şirket olup, garanti veren konumunda ise garanti sözleşmesi kapsamında sorumluluğunun iddia edilmesi ve bu sıfatla kendisine husumet yöneltilmesi mümkün olduğu gibi garanti sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda ise haksız fiile dayalı sorumluluğu ileri sürülebilir. Somut davada, 25.09.2017 tarihli fatura ile satın alınan yeni ve kullanılmamış iş makinesi davacı alıcıya 28.09.2017 tarihinde teslim edilmiştir. İş makinası teslimden bir gün şanzımanında vuruntu olması nedeniyle arıza yapmış ve yetkili servise götürülmüştür. Arıza makinenin satın alındığı tarihten 14.08.2018 tarihine kadar 12 kez gerçekleşmiştir. Şanzıman vuruntu yaptığı gerekçesiyle yetkili servise başvurulmuştur. Makinaya onarım amaçlı müdahale edilmiş, parça değişimi ve kalibrasyon işlemleri ile arıza giderilmeye çalışılmıştır. Birden azla kez şanzıman değiştirilmiştir. Arıza giderilememiştir. Makine mühendisliği bilim alanı otomotiv mühendisliği bölümü öğretim üyesi tarafından düzenlenen, bilirkişi rapor ve yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ek rapora göre, aracın kullanıcı hatasından kaynaklı herhangi bir arızasının olmadığı, arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Şamzıman arızasının, mekanik, elektrik, elektronik ve programlanan parçalar arasındaki uyumsuzluktan imalat hatasından kaynaklı, gözden geçirmekle tespit edilemeyecek gizli ayıp niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Yeni bir aracın teslim tarihinden bir gün sonra arızalanmış olması ve 12 kez arızanın giderilmesine çalışılmasına rağmen giderilmemiş olması dikkate alındığında, bilirkişinin teknik açıklamaları ile birlikte arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı dava tarihinden önce davacı tarafa göndermiş olduğu 24.09.2018 tarihli yazı cevabında da şanzımandaki vuruntudan bahsedilmiştir. Yerinde inceleme tarihi olan 20.04.2022 tarihinde dava konusu iş makinesinin davacıya ait maden yükleme sahasında kullanıldığı, kullanım sırasında yükleme ve boşaltma işinde 20 dakika süre ile kullanım sürecinde aracı manevralar esnasında şanzıman aksamında vuruntu geldiğinin gözlemlendiği belirtilmiştir. Dosya kapsamından ve özellikle servis fişleri ile yazışmalarda ve yerinde yapılan incelemelerden, arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun kabulü ile makinenin iadesi ve bedelinin tahsiline dair verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Mahkeme tarafından kabul edilen fatura bedeline dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Davacı vekili tarafından davacıya gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi itibari ile davalının temerrüte düşmüş olduğu iddia edilerek faiz başlangıcı yönünden karar istinaf edilmiştir. Ek inceleme aşamasında dava konusu iş makinesinin 20.04.2022 tarihinde davacıya ait maden yükleme sahasında kullanıldığı çekişmesizdir. Mahkemece, dava konusu alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Ayıplı mal nedeniyle sözleşmeden dönülmesi hâlinde ödenen bedelin iadesinde faiz başlangıcı, malın satıcıya fiilen teslim edildiği tarihtir. Davacı tarafça, dava konusu iş makinesi davacı tarafça kullanılmakta olup iade edilmeden, ödenen satış bedeli için faiz talebinde bulunulamayacaktır. İş makinesi davalı satıcıya iade edilmedikçe davalının temerrütü oluşmayacaktır. Aksinin kabulü sebepsiz zenginleşmeye neden olacaktır. Bu durumda mahkemece, aracın davalıya iade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir iken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. Diğer taraftan, davalı yanca her ne kadar davacının aracı kullandığı ve araçta değer kaybı olduğu, yıpranma payının gözetilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de davacı tarafça ödenen araç bedeli, ticari satım tarihinden itibaren davalı satıcı tarafından işletilmektedir. Bu nedenle aracın kullanımından dolayı, kullanım bedeli ve/veya değer kaybına ilişkin talebin iş bu uyuşmazlıkta hakkaniyete ve taraflar arasındaki hak ile menfaatler dengesin uygun düşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Yeniden hüküm kurulurken, dava dilekçesindeki harçlandırılan dava değeri esas alınarak harç ve yargılama giderleri tayin edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince faizin başlangıç tarihi bakımından düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca faizin başlangıç tarihi bakımından düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kısmen kabulüyle... model ... seri nolu lastik tekerlekli yükleyici iş makinesinin davalıya iadesi kaydıyla, 174.640 Euro'nun, aracın davalıya iade edileceği tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 S.K.nun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlandırılan dava değeri üzerinden hesaplanan 21.587,59 TL ilam harcından, peşin alınan 2.527,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.060,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 2.527,47 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 2.563,37 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre hesaplanan 50.563,84 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından harç dışında yapılan 5.244,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece hükmü kaldırılıp yeniden karar verildiğinden, davacının yatırdığı istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
d-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.