İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Tazminat (Bayilik Sözleşmesi Cezai Şart ve Kar Kaybı)
Tazminat (Teminat İadesi, Maddi ve Manevi Tazminat)
Taraflar arasındaki cezai şart ve kar mahrumiyetine ilişkin asıl dava ile teminatın iadesi, maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş ile davalı şirket adasında düzenlenen 31.05.2018 tarihli kira sözleşmesi ve İstasyonlu Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi kapsamında davalı şirkete......... ilçesinde akaryakıt bayiliği verildiğini, ... A.Ş'nin 14.02.2019 tarihli genel kurul kararı ile davacı şirketle birleşerek infisah etmesi ile bayilik sözleşmesindeki hakların davacıya geçtiğini, davacının sözleşme ve protokol ile yüklendiği edimlerin temini için 100.000 TL tutarında teminat mektubu verildiğini, Protokolün 4. maddesi uyarınca, davalıya ariyet malzeme verildiğini, Protokol ile asgari ürün alım taahhüdünde bulunan davalının, sözleşmenin yürürlük süresi boyunca, davacı şirketten 1.437,59 m3 akaryakıt alarak tonaj taahhüdünün gerisinde kaldığını, davalının kira sözleşmesinden kaynaklanan borcunu zamanında ödemediğini, davalının 1240 sayılı EPDK kararına aykırı faaliyetlerinin tespit edildiğini, davalıya gönderilen ... .... Noterliğinin 23.05.2019 tarihli ihtarı ile otomasyon sistemine aykırı faaliyetlerde bulunduğu, veri kaybına sebebiyet verdiği, bazı satışları otomasyon sistemine yansıtmadığı, ......'ya iletilmesi gereken verilerin eksik ve sağlıksız bir şekilde raporlanmasına sebebiyet verdiği, bayilik ve sözleşmesi ile protokollere uygun davranmadığı gerekçeleri ile 3 aylık bildirim süresi sonunda geçerli olmak üzere bayilik ve kira sözleşmesinin feshedildiğini, fesih tarihi itibari ile tonaj taahhüdünün ihlalinden doğan cezai şartın ödenmesi ve kendisine ariyet olarak teslim edilen ekipmanların iadesinin ihtar edildiğini, davalı şirketin tanının süre dolmadan 14.06.2019 tarihinde ... Limited Şirketinin bayilik lisansını aldığını, davalının, başka bir dağıtıcı firmadan lisans almasının bayilik sözleşmesinin sürdürülmesine engel olduğunu ve bu durumun bayilik sözleşmesinin feshi için haklı neden oluşturduğunu, bunun üzerine keşide edilen ... ....... Noterliğinin 21.06.2019 tarihli ihtarı ile sözleşmenin feshedilerek asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart ile kar kaybının ödenmesinin istendiğini, davalının başka bir dağıtıcı firma ile anlaşması dolayısıyla sözleşmenin sona erdiğini, davacının Protokolün 4. maddesi uyarınca verilen ariyetlerin sökümüne izin vermediğini, EPDK'nın kaça akaryakıt satışının önlenmesi için kabul ettiği Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında 27.06.2007 tarihli ve 1240 sayılı Kurul Karanın 4/1-a maddesine göre, akaryakıt istasyonlarında akaryakıt hareketlerini elektronik ortamda izlenebilmesine yönelik istasyon otomasyon sistemi kurulacağı, bayi denetim sistemi ile bayilerindeki akaryakıt hareketlerini izlenerek raporlanacağını, kararın 5/1-a maddesine göre ise akaryakıt istasyonlarında tadilat dışında kalan her yerde (tank, geçici tank, pompa vs.) istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olması ve bayi denetim sistemi kapsamında veri kaybı oluşmamasının temini gerektiğini, buna göre dağıtıcıya satılan tüm ürünü kontrol yetkisi tanındığını, sözleşmenin 5.maddesinde de bayinin tüm faaliyetlerini mevzuata uygun yapacağı, aksi halde bayinin oluşacak zarardan sorumlu tutulduğunu, sözleşmenin 21.maddesinde, davacının tek taraflı fesih yetkisinin düzenlendiğini ve bayinin mevzuata aykırı harekette bulunmasının haklı nedenle fesih sebebi olarak gösterildiğini, bayinin sözleşmeye göre aldığı ürünleri satmakla yükümlü olduğunu, ancak davalının otomasyon sistemine izinsiz müdahalede bulunarak yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve bu durumun müvekkilince EPDK'ya rapor edildiğini, davalının bunun yanı sıra sözleşme süresince başka bir dağıtıcı ile bayilik sözleşmesi yapmasının da mevzuatına aykırı olduğunu, sözleşmede TBK'nun 179 ve devamı maddelerine uygun şekilde ceza koşulu belirlendiğini, Protokolün 6.maddesi uyarınca davalının 7.500 m3 beyaz ürün satın almayı taahhüt etmesine rağmen 1.437,59 m3 ürün aldığını, eksik ürün alınması halinde her yıl eksik alınan ürün için m3 başına 15 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ve müvekkilinin eksik ürün nedeniyle 90.936,09 USD cezai şart alacağı bulunduğunu, bunun yanı sıra sözleşmenin 22.maddesi uyarınca kar kaybı da bulunduğunu, bu zararın ayrıca karşılanacağının sözleşmede belirlendiğini, davalının kusurundan kaynaklanan nedenlerle fesih halinde kar kaybı talep edebileceğini, sözleşmenin davalının kusuru ile sone erdiğini, 31.05.2018 tarihinde 5 yıl süre ile imzalanan sözleşmesinin, davalının başka bir dağıtıcıdan lisans aldığı 14.06.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin .... A.Ş'nin maliki olduğu istasyonun kiracılık hakkını, bayilik sözleşmesi kapsamında davalıya verdiğini, ancak davalının kiracılık edimlerini zamanında ifa etmediğini, fesih tarihi itibariyle müvekkilinin 25.980,78 TL kira alacağı bulunduğunu ve banka teminat mektubunun haklı nedenle nakde çevrildiğini, Protokolün 3.maddesinde davalıya teminat verme zorunluluğu getirildiğini, satış taahhütlerinin gerçekleştirememesi halinde, teminat mektubunun nakde çevrilebileceğini, sözleşmenin 7. maddesinde, bayinin sözleşmeden kaynaklanan her hangi bir borcunu vadesinde ödememesi halinde, hiçbir ihtara gerek kalmaksızın yasal takibe başvurulabileceği ve teminat mektuplarını paraya çevrilebileceğinin kabul edildiğini, teminat mektubunun öncelikle kira borçlarından mahsup edilmek üzere nakde çevrildiğini, davacının açtığı benzer davalarda mahkemeler ve Yargıtayca aynı yönde kararlar verildiğini, bu kararlara göre alacağın banka teminat mektubundan tahsili önünde engel bulunmadığını, sözleşmenin 10. maddesine göre davacının defterlerinin kesin delil olduğunu ileri sürerek, şimdilik 2.000 USD cezai şart ile 1.000 TL kar mahrumiyetinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 11.05.2021 tarihli ıslah dilekçesinde, cezai şart alacağının 17.226,40 USD artırarak toplam 19,226,40 USD, kar mahrumiyeti alacağının 397.012,11 TL artırarak toplam 398.012,11 TL kar mahrumiyeti talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; ... ile Yakıtsan arasında sözleşme akdedildiğini, ardından ...vekilince Türkiye'deki tüm bayilere dayatmada bulunup dağıtıcı lisansının iptal edileceğini bildirilerek ...ile anlaşma yapılmasının sağlandığım, bu sözleşmesinin davacının tek taraflı, süresinden önce, gerçek dışı beyanları ile feshedildiğini, verilen teminatın nakde çevrildiğini, feshin haksız olduğunu ve davacının mevzuata aykırı taleplerde bulunduğunu, davacı iddialarının aksine davalı hakkında EPDK tarafından verilmiş uyarı veya ceza olmadığını, anlık denetimde ibraz edilemeyen belgelerin daha sonra teslim edildiğini, Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 7164 Sayılı Kanun ile akaryakıt sektörüne ihtar müessesinin getirildiğini, bu değişiklik ile EPDK'nın kurul kararı alarak bayilere mevzuata aykırı işlemlerini belli sürelerde gidermeleri ve bir daha tekrarlanmaması şeklinde liste halinde eylemleri yayınladığını, davalının bayilik lisansını sona erdirecek bir eyleminin olmadığının, herhangi bir idari yaptırım uygulanmadığını, davacının fesih gerekçesinin dayanaksız olduğunu ve davacının sözleşmeyi süresinden önce haksız şekilde feshettiğini, davacının gönderdiği ... ....Noterliğinin 23.05.2019 tarihli ihtarı ile müvekkiline 3 ay süre verilerek cezai şart talep edildiğini, talep dilen bu miktarın üç ay içerisinde alınması ve bunun taahhüdünün talep edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının tek taraflı ve haksız fesih bildirimi üzerine, davalının lisansının sona ermemesi için başka dağıtım firmasıyla anlaşmak zorunda olduğunu, ariyetlerin sökümüne engel olunmadığını, fesihte sözü edilen 1240 sayılı Kurul kararına aykırılığın ispatlanması gerektiğini, cezai şart talep edebilmesi için öncelikle alınan taahhütnamenin geçerli olması gerektiğini, davalı bayinin bulunduğu mevki, satış şartları ve süregelen dönemde satış marjları düşünülerek ortalama bir mal alım taahhüdü alınması gerekirken, zenginleşme amacı güden, davalının ekonomik mahvına sebebiyet veren cezai şart talep edildiğini, davacının haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ya da tazminat talep hakkının olmadığını, cezai şart talebine ilişkin gönderilen faturanın iade edildiğini, davacı iddiasının aksine kaçak akaryakıt satılmadığın ve otomasyon sistemine izinsiz müdahale edilmediğini, davalının EPDK tarafından denetlendiğini, tüm belgelerin sunulmasına rağmen herhangi bir idari yaptınm kararı olmaksızın idari soruşturma sürecinin sona erdiğini, davacının feshi üzerine zorunlu olarak başka bir dağıtıcı ile bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacının kira alacağı için temlike dayanarak teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davacıya borç bulunmadığından mektubunun tazmini ile zarara uğradığını, sözleşmeden önce düzenlenen 2017 tarihli bir temlikname ile kira talebinde bulunulduğunu, davalının mahvına neden olacak şekilde alınan alım taahhüdünün geçersiz olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından feshedilmesi ile kira borcunun malike yönelik borç haline geldiğini, malik ile davalı arasında anlaşma sağlandığını, Rekabet Kurulu kararı gereği bayilik ilişkisi sona erdirilmesi ile taraflar arasıki tüm sözleşmelerin münfesih hale geldiğini, var olmayan sözleşmeden kira borcu doğmayacağını savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 31.05.2018 tarihli bayilik sözleşmesinin davalı tarafça hukuka aykırı şekilde süresinden önce ve tek taraflı feshedildiğinin 23.05.2019 tarihli ihtar ile bildirdiğini, 14.06.2019 tarihli ihtar ile de teminat olarak verilen teminatın iadesinin istendiğini, müvekkilinin eksik akaryakıt alımı, otomasyon sistemine aykırı faaliyetlerde bulunduğu, EPDK'ya sağlıksız rapor vermekle suçlanarak sözleşmenin feshedildiğini, ancak EPDK ve şirket kayıtlarında müvekkilinin feshe neden olacak bir faaliyeti veya sözleşmeye aykırı bir eyleminin bulunmadığını, feshin haksız olduğunu ve teminatın irad kaydını gerektir bir neden bulunmadığını, fesih sonrası gönderilen 23.07.2019 tarihli 74.019,22 TL bedelli cezai şart bedeli faturasının müvekkilince iade edildiğini, davacının açtığı cezai şart ve kar mahrumiyeti talepli davanın derdest olduğunu, müvekkilinin, davalının haksız ve süresinden önce feshi ile zarara uğradığını, müvekkilinin haksız fesih nedeniyle yasal zorunluluk karşısında başka bir dağıtıcı ile bayilik sözleşmesi yaptığını, 7164 sayılı Kanun ile akaryakıt sektörüne ihtar müessesinin getirildiğini, buna göre EPDK'nin, bayilere mevzuata aykırı işlemleri belli sürelerde gidermeleri ve bir daha tekrarlanmaması için eylemleri liste halinde yayınladığını, davacının bayilik lisansını sona erdirecek bir eyleminin olmadığını, herhangi bir idari yaptırım uygulanmadığını, haksız şekilde ve süresinden önce sözleşmenin feshi ile müvekkilinin zarara uğradığını, kanun değişikliği ve EPDK kararına göre herhangi bir ihtar gönderilmeden istasyonun tahliyesinin talep edilmesinin, mevzuata aykınlık gerekçesi ile feshin hukuka aykırı olduğunu, cezai şart ödenmesini gerektirecek bir durum bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 100 TL maddi tazminat 5.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline, 100.000 TL teminatın iadesine, feshin haksız olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; kira sözleşmesi ve bayilik sözleşmesi kapsamında .... ilçesinde davacıya bayilik verildiğini, bayinin sözleşme ve protokoldeki edimleri için 100.000 TL tutarında teminat mektubu verdiğini, bayinin asgari alım taahhüdüne uymadığını, kira borcunu zamanında ödemediğini, bayinin 1240 sayılı Kurul Karana aykırı faaliyetlerinin tespiti üzerine gönderilen .. .... Noterliğinin 23.05.2019 tarihli ihtarı ile otomasyon sistemine aykırı faaliyetlerde bulunması, veri kaybına sebebiyet vermesi, bazı satışlan otomasyon sistemine yansıtmaması, EPDK'ya iletilmesi gereken verileri eksik ve sağlıksız bir şekilde raporlanması, bayilik sözleşmesi, protokol ve kira sözleşmesine uygun davranılmaması nedeniyle 3 aylık bildirim süresi sonunda geçerli olmak üzere bayilik ve kira sözleşmesinin feshedildiğini, ayrıca tonaj taahhüdünün ihlalinden doğan cezai şartın ödenmesi ve ariyet olarak teslim edilen ekipmanların iadesinin ihtar edildiğini, 3 aylık süre dolmadan 14.06.2019 tarihinde davacının başka bir dağıtıcı ile bayilik sözleşmesi yaptığını, bu durumun ayrıca fesih için haklı neden olduğunu, bu kez keşide edilen ... .... Noterliğinin 21.06.2019 tarihli ihtarı ile sözleşmenin feshedilerek asgari ürün alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart borcunun ödenmesinin istendiğini ve bayinin temerrüde düşürüldüğünü, bayinin verdiği teminat mektubunun nakde çevrilerek kira ve diğer borçlarından mahsup edildiğini, bakiye kar kaybı ve cezai şart alacakları için dava açıldığını, davalının sözleşme ve protokoller kapsamında taahhüt ettiği akaryakıtı almaması nedeniyle cezai şart talep edildiğini, teminat mektubunun haklı nedenle nakde çevrilip çevrilmediğinin müvekkilinin açtığı davada değerlendirilebileceğini, EPDK tarafından bir ceza verilmese dahi müvekkilinin dağıtıcı firma olması nedeniyle gözetim yükümlülüğü ve doğacak zararlardan sorumluluğu bulunduğunu, dağıtım şirketinin herhangi bir sorumluluğu doğmadan ihlale son vermesini isteyebileceğini, bayi hakkındaki iddiaların müvekkilini EPDK'ya karşı zor durumda bırakacağını, bu ihlallerin müvekkilince de ilgili kuruma bildirilmesi gerektiğini, bayinin otomasyon sistemine aykırı faaliyetlerde bulunduğunu, veri kaybına sebebiyet verdiğini, bazı satışları otomasyon sistemine yansıtmadığını, EPDK'ya iletilmesi gereken verilerin eksik ve sağlıksız bir şekilde raporlanmasına sebebiyet verdiğini, tüm bunların müvekkilinin sisteminden tespit edilerek EPDK'ya bildirildiğini, bu eylemlerin lisans iptaline neden olabileceğini, mevzuat ihlalinin dahi müvekkiline fesih hakkı verdiğini savunarak, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklı davalı tarafın mevzuata aykırı şekilde kayıt dışı akaryakıt satışı gerçekleştirdiğini, bu nedenle sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle sözleşmenin 3 ay sonra feshedileceğinin ihtarına rağmen davalı bayinin bu süre içerisinde farklı bir dağıtıcı firma ile anlaşarak akaryakıt satışı yaptığını bu şekilde davalı bayinin taraflar arasındaki akaryakıt bayiliği sözleşmesine aykırı hareketlerinden dolayı sözleşmenin haklı şekilde feshedilmesinden dolayı sözleşmede belirlenen eksik ürün alım nedeniyle cezai şartın ve sözleşmenin erken feshinden dolayı kar mahrumiyeti alacağının tahsiline yönelik dava açılmış, davalı bayi tarafından ise sözleşmenin davacı dağıtıcı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla verilen teminatın iadesi ve uğranılan zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat talepli birleşen dava açılmış olup, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği taraflara karşılıklı edim ve yükümlülükler yüklendiği, sözleşmede belirlenen eksik ürün alım halinde ödenecek cezai şart ve kar mahrumiyeti hususunun belirlendiği açık olup, dosya kapsamındaki Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kayıtları ile düzenlenen istasyon denetim tutanakları kapsamında davalı bayi tarafından mevzuata aykırı şekilde otomasyon sistemlerine yansıtılmadan kayıt dışı akaryakıt satışı yapıldığının tespit edildiği bu haliyle davalı bayinin mevzuata aykırı davrandığı ve taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinde belirlenen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği anlaşılmakla, bu kapsamda davacı dağıtıcı tarafından davalı şirkete hitaben gönderilen ...... ... Noterliği'nin 23/05/2019 tarih ve ....... yevmiye sayılı fesih ihtarnamesi ile tarafların arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği sabit olup, bu ihtarname kapsamında verilen 3 aylık fesih süresi dolmadan davalı bayinin farklı dağıtıcı ile anlaşma yaparak ürün satmaya başladığı, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin davacı dağıtıcı tarafından haklı feshedilmesi nedeniyle, davalı tarafın eksik ürün alımından dolayı sözleşmede belirlenen cezai şart bedelini ve sözleşmenin erken feshi nedeniyle kar mahrumiyeti alacağını davacıya ödemesi gerektiği anlaşılmakla, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporu doğrultusunda davalının eksik ürün alımından dolayı ödemesi gereken cezai şart tutarının Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği belirtildiğinden davacı dağıtıcı tarafından itirazi kayıt konulan döneme ilişkin 19.226,40-$(USD) cezai şart alacağının ödenmesi gerektiğinden ve bu miktarın davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olacak düzeyde olmaması nedeniyle asıl dosyada davacı tarafın taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklı 19.226,40-$(USD) cezai şart alacağının davalının temerrüt tarihi olan 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek USD döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, davacı tarafın kar mahrumiyeti alacağı yönünden Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2018 tarih 2018/2392 Esas 2019/5916 Karar sayılı ilamında belirttiği "davacının, davalının akaryakıt satış istasyonunun bulunduğu yere çok yakın başka bir bayisi olup olmadığı ve yoksa yeni bir bayilik tesisi için ne kadar süre gerektiği konusunda bilirkişiye inceleme ve tespit yaptırılıp davacının başka bir bayisi varsa davalıca satılmayan ürünlerin o bayice satılacağı kabul edilerek kar mahrumiyeti talebinin reddi, eğer böyle bir bayi yoksa davacının o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli süre kadar davalının hizmetinden mahrum kalacağı değerlendirilip sadece bu miktar için kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerekir" gerekçesinde belirtildiği şekilde dava konusu ihtilaf yönünden bilirkişi ek raporunda davalı bayinin bulunduğu....ilçesinde ... isimli bayi ile 03/04/2020 tarihinde bayilik anlaşması yapıldığı belirtilmiş ise de söz konusu bayinin davalıya ait bayiye 5 km uzakta farklı bölgede olduğuna yönelik davacı tarafların itirazları yerinde görüldüğünden anılı Yargıtay içtihadında belirtildiği üzere davacının davalı bayiye yakın bayisi olmadığı göz önüne alınarak bilirkişiler tarafından o bölgede yeni bir bayi tesis etmesi için gerekli sürenin 3 ay olduğuna yönelik tespit ve bu sürenin mahkememizce de makul ve yeterli bir süre olarak kabulü nedeniyle asıl dosyada davacı tarafın taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklı 68.171,87 TL kar mahrumiyeti alacağının dava tarihi olan 03/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş ve davacının bu yöndeki fazlaya ilişkin istemi haksız olduğundan reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden ise yukarıda bahsedildiği üzere dosya kapsamındaki Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kayıtları ile düzenlenen istasyon denetim tutanakları kapsamında davalı bayi tarafından mevzuata aykırı şekilde otomasyon sistemlerine yansıtılmadan kayıt dışı akaryakıt satışı yapıldığının tespit edildiği bu haliyle davalı bayinin mevzuata aykırı davrandığı ve taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinde belirlenen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği anlaşılmakla, bu kapsamda davacı dağıtıcı tarafından davalı şirkete hitaben gönderilen.... Noterliği'nin 23/05/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı fesih ihtarnamesi ile tarafların arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği sabit olup, bu ihtarname kapsamında verilen 3 aylık fesih süresi dolmadan davalı bayinin farklı dağıtıcı ile anlaşma yaparak ürün satmaya başladığı hususu davalının da kabulünde olup, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin davacı dağıtıcı tarafından haklı feshedilmesi nedeniyle birleşen dosyada davalı bayi tarafından talep edilen teminatın iadesi talebinin haksız olması ve davalı tarafın iddia ettiği maddi ve manevi tazminata konu zarar olgusunun gerçekleşmemiş olması ve asıl dosyada davalı birleyen dosyada davacı tarafça birleşen davaya esas alacak ve tazminat talepleri yönünden ispat şartı yerine getirilmediği..." gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile bayilik sözleşmesinden kaynaklı 19.226,40 USD cezai şart alacağının davalının temerrüt tarihi olan 28.06.2019 tarihinden itibaren USD döviz cinsine uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl davada davacını bayilik sözleşmesinden kaynaklı 68.171,87 TL kâr mahrumiyeti alacağının dava tarihi olan 03.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine; birleşen İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/585 Esas sayılı davasının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı ve asıl davada davalı- birleşen davada davacı şirket vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl davada dacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talepleri ile dava açmasına rağmen, gerçekle uyuşmayan ve mevzuata aykırı haksız fesih bildirimi ile müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu zararlar için müvekkilince açılan davanın birleştirildiğini, sözleşmelerin öncelikle müvekkili ile ... Şirketi arasında yapıldığını, ... ...vekilinin, Türkiye'deki tüm bayilere dağıtıcı lisansının iptal edileceği bildirilerek yakıt vermemek baskısı ile ...Petrol ile anlaşma yapılmasının sağlandığını, ancak sözleşmenin yapılmasından sonra davacının gerçek dışı iddialarla sözleşmeyi feshederek müvekkilince verilen teminatı irat kaydettiğini, Sözleşmenin EPDK mevzuatına aykırılık iddiasıyla feshedildiğini, oysa EPDK tarafından müvekkiline verilmiş uyarı veya ceza bulunmadığını, anlık denetimde ibraz edilemeyen belgelerin daha sonra teslim edildiğini, 7164 sayılı Kanun ile akaryakıt sektörüne ihtar müessesi getirildiğini, bununla EPDK'nın kurul kararı alarak bayilere mevzuata aykırı işlemleri belli sürelerde gidermeleri ve bir daha tekrarlanmaması şeklinde liste halinde eylemleri yayınladığını, müvekkilinin bayilik lisansını sona erdirecek bir eylemi olmadığını, herhangi bir idari yaptırım uygulanmadığını, haksız fesih ile müvekkilinin zarara uğratıldığını, davacının keşide ettiği 23.05.2019 tarihli ihtarı ile müvekkiline 3 ay süre vererek 6.081,495 m3 için cezai şart talep ettiğini, talep edilen bu miktarın 3 ayda alınmasının mümkün olmadığını, davacının feshi nedeniyle müvekkilinin mevzuat gereği en geç 3 ay içerisinde lisansının sona ermemesi için başka firmasıyla anlaşmak zorunda olduğu için sözleşme yaptığını, ariyetlere ilişkin iddianın ve düzenlenen tutanağın doğru olmadığını, fesihte sözü edilen 1240 sayılı Kurul Kararına aykırı eylemlerin kanıtlanması gerektiğini, cezai şarta esas taahhütnamenin geçerli olmadığını, bayinin bulunduğu mevki, satış şartları ve süregelen dönemde satış marjları düşünülerek ortalama bir mal alım taahhüdü alınması gerekirken, zenginleşme amacı güden, davalının ekonomik mahvına sebebiyet veren cezai şart istenmesinin haksız olduğunu, davacının bu durumu dolanmak için bu kez kar mahrumiyeti istediğini, cezai şart talebine ilişkin faturanın 25.07.2019 tarihli ihtarı ile iade edildiğini, müvekkilinin otomasyon sistemine izinsiz müdahalede bulunmadığını, müvekkilinin EPDK tarafından denetlendiğini, tüm belgeleri sunduğunu, herhangi bir idari yaptırım kararı olmaksızın idari soruşturma sürecinin sona erdiğini, ancak bayilik verenin yine de sözlemeyi feshederek teminat mektubunu nakde çevirdiğini, müvekkilinin fesih üzerine zorunlu olarak başka bir şirketle bayilik sözleşmesi kurduğunu, EPDK tarafından ihtar edilmeden müvekkilinin kusurlu sayılmasının hatalı olduğunu, davacının alacağın temlikine dayanarak kira alacağı için mektubu nakde çevirdiğini, sözleşmenin 31.05.2018 tarihli olmasına rağmen 2017 tarihli bir temlikname ile hak iddia edilemeyeceğini, asgari alım taahhüdünün geçersiz olduğunu, zira bu miktarın davacının elde edeceği kardan fazla olduğunu ve bayinin ekonomik mahvına sebebiyet vereceğini, kira sözleşmesine ilişkin damga vergilerinin ödenmemesi nedeniyle kira alacağından söz edilemeyeceğini, sözleşmenin feshi nedeniyle kira borcunun, malike yönelik borç haline geldiğini, malik ile müvekkil arasında anlaşma sağlandığını, feshedilen sözleşme nedeniyle kira borcu doğmayacağını, 7164 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler kapsamında getirilen ve EPDK'nın karar alarak bayilere mevzuata aykırı işlemleri belli sürelerde gidermeleri ve bir daha tekarrlanmaması şeklinde liste halinde eylemlerin yayınlandığını, oysa müvekkilinin bayilik ilişkisini sona erdirecek bir eyleminin yayınlanmadığını, kurul kararı dikkate alınmadan ve müvekkiline bir uyarı gönderilmeden sözlemenin feshinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kayıtlarında bayilik verenin 614.388,93 TL borcu bulunduğunu, bilirkişi raporlarında sözleşmesinin ...tarafından haklı nedenle feshedildiği ve bu nedenle müvekkilinin verdiği 100.000 TL teminatın iadesi şartlarının oluşmadığına ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, bayilik verenin haksız eylemi ile sözleşmeyi feshederek müvekkilinin zararına neden olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İlk derece mahkemesince, asıl davada davalı vekiline, nispi istinaf peşin karar harcını yatırması konusunda HMK'nın 344. maddesi uyarınca muhtıra tebliğ edilmiş, kesin süre içinde nispi harç yatırılmadığından, ilk derece mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ek kararıyla, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Asıl davada davalı vekili, bu ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunmamıştır. Bu nedenle, asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusu incelenmemiş, sadece birlişen davaya yönelik istinaf başvurusu incelenmiştir.
Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin asıl davanın kabul edilen kısmı ile birleşen davanın reddine yerinde olduğunu, ancak asıl davadaki reddedilen kar mahrumiyetine ilişkin kısmın hatalı olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin mahkemece de belirlendiğini, dava dilekçesinde açıklandığı üzere, EPDK'nın, petrol piyasasında faaliyet gösteren dağıtıcı lisansı sahiplerinin tescilli markaları altında piyasaya sunulan akaryakıta ilişkin kalite kontrol izlemesinin etkin biçimde yapılması ve bayilerinde kaçak akaryakıt satışının önlenmesini teminen denetim sistemi kurması ve uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacını taşıyan Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında 27.06.2007 tarihli ve 1240 sayılı Kurul Kararını kabul ederek yürürlüğe koyduğunu, analın kararın 4/1.a maddesinde, akaryakıt istasyonlarında akaryakıt hareketlerini elektronik ortamda izlenebilmesine yönelik istasyon otomasyon sisteminin kurulması, bayi denetim sistemi ile bayilerindeki akaryakıt hareketlerini izler ve raporlanması; 5/1-a maddesinde ise akaryakıt istasyonlarında tadilat dışında kalan her yerde (tank, geçici tank, pompa vs.) istasyon otomasyon sisteminin çevrim içi olmasını ve bayi denetim sistemi kapsamında veri kaybı oluşmamasını sağlar tespiti ile dağıtıcı lisansı sahiplerine, bayileri tarafından ikmal edilen ve nihai tüketiciye satışı gerçekleştirilen her bir litre akaryakıtın takibini yapma yükümlülüğü getirildiğini, sözleşmenin 5. maddesinde de bayinin mevzuata uygun çalışması gerektiğinin kabul edildiğini, sözleşmenin 21. maddesinde tek taraflı fesih nedenlerinin belirlendiğini ve bayinin Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı harekette bulunmasının, sözleşmenin haklı nedenle feshi olarak sayıldığını, bu nedenle bayinin aldığı akaryakıtı petrol piyasası mevzuat ve teamüllere uygun bir şekilde satışa arz etme yükümlülüğü bulunduğunu, davalının mevzuat ve sözleşmeye aykırı eylemleri ile feshe neden olduğunu, mahkemenin cezai şarta ilişkin tespiti ile de müvekkilinin haklılığının tespit edildiğini, Protokolün 6.maddesi uyarınca davalının 7.500 m3 beyaz ürün alması gerektiğini, oysa yürürlük süresince 1.437,59 m3 ürün alındığını, 6.062,40 m3 eksik alım nedeniyle m3 başına 15 USD cezai şart ödenmesi gerektiğini, bu yönü iyle mahkemenin cezai şarta ilişkin gerekçesinin yerinde olduğunu, Mahkemenin kâr mahrumiyetine ilişkin kısmi ret kararının hatalı olduğunu, sözleşmenin 22. maddesine göre davalının bakiye süreye ilişkin tüm kar mahrumiyetinden sorumlu olduğunu, EPDK'nın davalı şirketin otomasyon sistemine müdahalesine ilişkin aykırılığı sebebiyle müvekkiline 6.250.000 TL idari para cezası kestiğini, idari para cezasına ilişkin kurum kararının dosyada bulunduğunu, bayinin hukuka aykırı eylemleri ile müvekkilinin zararına neden olduğunu ve bu eylemlerden sorumlu tutulması gerekirken mahkemece bu hususlara kararda yer verilmediğini, davacının bir çok sözleşme maddesinin yanı sıra 22. maddeye de aykırı davrandığını, mahkemenin 3 aylık süreyi objektif kriterlere göre belirlemediğini, makul süre hesabının mevcut piyasa koşullarında değerlendirilmesi gerektiğini, salgın dönemi ve ekonomik duruma göre yeni bir yatırımcı bulmanın güç olduğunu, 3 ayda yeni bir bayi ile anlaşılması, sözleşme konusunda mutabık kalınması, her türlü hukuki işlemlerin tamamlanması ve bayinin lisansını alarak fiili bir şekilde faaliyete geçebilmesin mümkün olmadığını, müvekkilinin dağıtıcı olarak faaliyet ağını genişletme hedefi olduğunu, bu nedenle davalının yeniden düzenlediği sözleşme ile müvekkilinin akdedeceği sözleşme arasında bir bağlantı bulunmadığını, mahkemenin kabul ettiği mantık ile müvekkilinin sadece sözleşmesini fesheden bayilerin yerine bayilik kurabileceğini, yeni bir bayilik kurarak genişleyemeyeceğini, Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere kar mahrumiyeti ve cezai şartın farklı kavramlar olduğunu, tarafların serbest iradeleri ile aralarındaki sözleşmelerde bu kavramlara ilişkin düzenleme yapabileceklerini,
Birleşen davanın reddine karar verilmesine rağmen, hüküm fıkrasının 13. maddesinde davası reddedilen davacı yararına vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddi ile birleşen davadaki vekalet ücretinin düzeltilmesine, karar verilmesini istemiştir.
Asıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine; birleşen dava ise sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini ile irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin tahsili/ iadesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ....... (eski ünvan ... A.Ş.) ile davalı şirket arasında 04.03.2016 tarihinde Bayilik Protokolü imzalanmıştır. Anılan protokolün 2. maddesinde, bayi adayının işleticiliğinde bulunan Gebze'de ki taşınmazda tarafların bayilik sözleşmesi imzalanana kadar üstlendikleri ve yerine getirecek oldukları yükümlülükler ile bayilik sözleşmesine esas teşkil edecek haklarının belirlenmesi uçun protokol yapıldığı, bayilik sözleşmenin henüz akdedilmediği, bu protokolün konusunun, ...'ın bayilik sözleşmesi yapacağı taşınmaz üzerinde yer alan akaryakıt istasyonunun, bayilik sözleşmesi süresince bayi adayı tarafından şirket markası altında işletmesine ilişkin tarafların üzerinde anlaştığı hususların belirlendiği görülmüştür. Dağıtıcı şirketin .başka bir şirketten kiraladığı istasyonu, alt kiracılık yoluyla davalı/bayiye devir edildiği ve kira borçlarından bayinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin feshine rağmen, bu süreçte oluşan kira borcundan davacı sorumludur. Sözleşmede damga pulu bulunmaması, davalı bayin kira sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmekten kurtarmaz. Protokolün 3. maddesinde, bu protokol gereğince ... ve bayi adayı arasında ... tarafından talep edilecek belgeler ve aşağıda dökümü yapılan teminatların verilmesini müteakip istasyon üzerine bayilik sözleşmesi akdedileceği, bu sözleşmenin istasyon hakkında EPDK'dan alınan lisans varsa akit tarihinden itibaren, yoksa alınacak lisans tarihinden itibaren geçerli olup, başka herhangi bir nedenle feshedilmediği takdirde 5 yıl süreli olacağı, bayi adayının, 100.000 TL bedelli teminat mektubu vereceği, ayrıca kira ve bayilik teminatı olarak 100.000 TL teminat çeki vereceği, sözleşme sonucunda bayinin borcunun bulunmaması halinde çekin ve mektubun iade edileceği, istasyona... kurulması halinde bayinin dilediği... dağıtım firması ile çalışabileceği kabul edilmiştir. Maddenin devam eden kısmında ise, bayinin sözleşmeye konu istasyonda alt kiracı olarak faaliyet göstereceği, ana kira sözleşmesindeki ... A.Ş ile imzalanan kira sözleşmesindeki tüm şartlardan bayinin sorumlu olduğu istasyona ilişkin tüm masrafların bayi tarafından karşılanacağı ve herhangi bir hak talep edemeyeceği, kira sözleşmesinde belirtilen şartların yerine getirilmemesi halinde teminatların irat kaydedilebileceği, vadeli alımlarda vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmış olup maddenin devamında satılacakürünlerin fiyat esasları belirlenmiştir. Protokolün 4. maddesi ile sözleşmenin imzalanmasına müteakip bayiye verilecek ariyetler belirlenmiştir. Sözleşmenin 6. maddesiyle bayi adayı işleticiliğinde bulunan istasyonda ...'ın belirleyeceği vade ve iskonto oranları ile her sene en az 1500 m3 beyaz akaryakıt türü ürünü satın alacağını kabul edilmiş ve bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde m3 başına 15 Usd cezai şart ödeyeceği kabul edilmiştir.
Sözleşmenin 10. maddesine göre, bu protokolden itibaren 60 gün içerisinde bayi adayının yükümlülüklerini yerine getirerek tarafların sözleşme imzalayacağı, bayilik sözleşmesi ile alt kira sözleşmesi bayi adayının banka teminat mektubunu ...'a teslim etmesinden sonra yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin 11.maddesinde ise anlaşma süresinin bu istasyon için 5 yıl olduğu, sözleşme süresinin bitiminde bayinin başka bir şirketle sözleşme yapabileceği düzenlenmiştir. Bu sözleşmeden sonra taraflar arasında düzenlenen 31.05.2018 tarihli bayilik sözleşmesi ile davalının ... Mah. ..... Cad. .. Parsel ...../....'de bulunan akaryakıt istasyonunun ...markası altında işletilmesi, akaryakıt alınması hususlarının düzenlediği görülmüştür. Sözleşmenin süresi 4. maddede 5 yıl olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 3.maddesine göre TP'nin, bayinin geçerli lisanslarına istinaden akaryakıt ve dağıtıcı tarafından tedariki yapılacak diğer ürünlerin 5015 sayılı kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde satılmasının bu sözleşmenin konusu olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5.maddesinde, bayinin yükümlülükleri düzenlenmiş olup, genel olarak bayinin TP'nin ihmal noktaları dışında başka dağıtıcı veya bayiden ürün almayacağı, faaliyetlerini 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na, ...marka logo ve kurumsal kimliklerini kullanacağı, ...tarafından yayınlanacak her türlü teminata uygun hareket edeceğini, ...tarafından yapılacak kontrollerde numune alınmasına rıza göstereceği hususları kabul edilmiştir. Sözleşmenin 6.maddesinde, bayinin stok bulundurma zorunluluğu düzenlenmiş olup, satış, teminat, sipariş ve teslim şekilleri devam eden maddelerde belirlenmiştir. Sözleşmenin 10. maddesinde, TP'nin defter ve belgelerinin kesin delil niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Sözleşmenin 21.maddesinde fesih düzenleniştir. Anılan hükme göre resmi makamların emir, karar ve müdahaleleri, mahkeme kararları ve/veya mücbir sebeplerle, akaryakıt ikmal ve satışının 1 aydan fazla süreler kısmen veya tamamen yapılmaması veya bu gibi ticaretin devamına mani herhangi bir durum ortaya çıkması halinde TP'nin sözleşmeyi feshedebileceği kabul edilmiştir. Maddenin devamında bayinin Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketle bulunması, gerekli lisans ve belgelerin geçersiz hale gelmesi, istasyon ve araçlardaki yakıt numunelerinin yapılacak tahlil sonucu teknik şartlara aykırı olduğunun belirlenmesi, mücbir sebep dışında stok bulundurma veya satışa ilişkin talimatlara uyulmaması, TP'ye olan borçların zamanında ödenmemesi, istasyonunun izinsiz olarak kısmen veya tamamen başkasına kiralanması, asgari alım taahhüdününe uyulmaması gibi hususlar da fesih nedeni olarak sayılmıştır. Sözleşmenin 22. maddesinde feshin sonuçları düzenlenmiş olup, buna göre sözleşmenin ...tarafından haklı nedenle veya bayi tarafından haksız feshi halinde bayinin bu sözleşme ile ilintili olarak yapılmış ve yapılacak sair sözleşmelerden ve taahütlerinden doğmuş ve doğacak hür türlü borçlarının muaccel hale geleceği, bu durumda bayinin .....'nin uğrayacağı kâr payı ve sair zararlarını da ayrıca ödeyeceği kabul edilmiştir. Asıl ve birleşen davada öncelikle çözülmesi gereken husus davacı dağıtıcının feshinin haklı olup olmadığıdır. Bu durum belirlendikten sonra tarafların asıl ve birleşen davadaki talepleri hakkında karar verilebilecektir. Davacı ...tarafından keşide edilen ... .... Noterliğinin 23.05.2019 tarihli ihtarı ile bayinin otomasyon sistemine aykırı faaliyetlerde bulunması nedeniyle veri kaybı oluştuğu, tutarlı ve doğru verilerin iletilmediği, özellikle halk otobüsleri ve servis minibüslerine yapılan satışların otomasyon sistemine yansımadığı EPDK'ya gönderilen verilerin sağlıksız şekilde raporlandığı bilgisi verildiği, bu eylemlerin devamı nedeniyle EPDK'nın 1240 sayılı Kararı ile yapılan uyarıların sonuçsuz kalması nedeniyle TP'nin sorumluluğu doğduğu, ayrıca sözleşme ve protokoldeki edimlerin yerine getirilmediği belirtilerek 3 ay sonra hüküm ifade etmek üzere bayilik sözleşmesinin feshedildiği bildirilerek, alınması gereken 7500 m3 akaryakıttan 1418,55 m3 satın alındığı, kalan 6.081,49 m3 eksik alım için 15 USD'den 91.217,93 USD'nin 3 aylık süre sonunda ödenmesi ve fesihten itibaren 7 gün içinde ariyetleri iadesi istenmiştir. Davalının fesih sonrası 11.06.2019 tarihinde dava dışı ... Şirketi ile bayilik sözleşmesi yapması üzerine, davacı tarafından keşide edilen 21.06.2019 tarihli ihtarla sözleşmenin derhal feshedildiği bildirilmiştir. Fesih sonrası düzenlenen tutanakta ariyetlerin sökümüne davalının izin vermediği belirlenmiştir. Davacı tarafından düzenlenen 74.019,22 TL bedelli 23.04.2019 tarihli cezai şart faturası davalıya gönderilmiş, ancak bu fatura davalı tarafından kabul edilmeyerek iade edilmiştir. Davacı, bayinin sözleşmeye aykırı davranarak EPDK'nın kararlarına aykırı davrandığını, usulüne uygun kayıt tutmadığını ve otomasyon sistemine aykırı hareket ettiğini ileri sürmektedir. Davalı/ bayi ise mevzuata ve sözleşmeye uygun çalıştığını, EPDK tarafından herhangi bir uyarı yapılmadığını, belirlenen aykırılıkların yasaya göre ilan edilmediğini, davacının 3 ay sonra hüküm ifade edecek feshi nedeniyle başka bir şirketle sözleşme yapmak zorunda kaldığını savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan EPDK Denetim Dairesi Başkanlığının,.......... İl Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği 23.01.2018 tarihli yazısıyla, ulusal marker kontrolü yapılması istenmiştir. Bu kapsamda davalı şirkette yapılan inceleme sonucu gerekli olan bilgi ve numuneler alınmıştır. EPDK denetçilerince yapılan 11.03.2019 tarihli istasyon denetiminde 09.03.2019 ila 10.03.2019 tarihleri arasında bir kısım satışların otomasyona aktarılmadığı, yazar kasadan yedek ruloya kayıt yapılmadan satış yapıldığı, yazar kasalara müdahale edildiği, bir kısım satışlara ilişkin kayıtların silindiği, akaryakıt istasyonuna ait olmayan POS cihazlarının kullanıldığı tespit edilmiştir. EPDK tarafından yazılan 19.11.2019 tarihli kararda davalı hakkında bir kısım denetimler yapılmasına rağmen henüz alınmış bir idari yaptırım kararı bulunmadığı bildirilmiştir. Dosyada bulunan 15.11.2019 tarihli EPDK yazısına göre davalı şirketin faaliyet gösterdiği istasyona 12 yıl süreyle lisans verildiği, davalının 05.06.2018 tarihinde, davacının bayisi olduğunu başvurusu üzerine 19.06.2018 tarihinde ise ... Şirketinin bayisi olduğu ve davalı şirket hakkında idari yaptırım kararı bulunmadığı belirlenmiştir. Mahkemece bilirkişi kurulundan alınan 18.01.2021 tarihli raporda kâr kaybı ve cezai şart alacakları bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmıştır. Davacı dağıtıcı olarak bayilerinin mevzuata ve sözleşmeye uygun şekilde akaryakıt sattıklarını denetlemeye ve bunları kayıtlarına doğru tutulması konusunda EPDK'ya karşı sorumludur. Bu kapsamda davacı EPDK'ya karşı olan yükümlülükleri yerine getirmek açısından 24.04.2019 tarihinde aykırılık beyanı düzenleyerek otomasyon sistemine izinsiz müdahale yapıldığı, saha denetiminde pompa satışlarında otomasyon sistemine yansıtılmadığına ilişkin bildirimde bulunduğu, 08.05.2019 tarihide ikinci kez yapılan saha denetiminde pompa satışlarının, yazar kasaların otomasyon dışına alınarak sisteme yansıtılmadığının tespit edildiğini, bu bildirimlerden 3 ay sonra 30.07.2019 tarihinde EPDK tarafından yapılan istasyon denetim tutanağında belirtilen aykırılıkların tespit edildiği görülmüştür. Bayilik sözleşmesi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerden olup, bayilik verenin isim, marka ve logosu altında satış yapılmasına imkan sağladığından, taraflar arasındaki güven ilişkisinin ön planda olduğu bir sözleşme türü olarak nitelendirilebilir. Diğer yandan enerji sektörünün ekonomi üzerindeki etkisi, sektörün vergisel yönü dikkate alınarak EPDK tarafından kaçakçılığın önlenmesi için bir çok tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda satışların otomasyon sistemi üzerinden yapılması ve bunun denetlenmesi için bayilik verene sorumluluklar yüklemiştir. Bayilik veren tarafından yapılan denetimler sonucu oluşan ihlaller EPDK'ya bildirilmiş olup EPDK tarafından 30.07.2019 tarihinde yapılan denetimlerde bir çok usulsüzlük tespit edilmiştir. Bu bakımdan davacının EPDK'ya 24.04.2019 tarihinde ve 08.05.2019 tarihinde yaptığı bildirimlerden sonra 23.05.2019 tarihli ihtarla 3 ay sonrasında hüküm ifade etmek üzere bayilik sözleşmesini fesh etmesi haklı nedene dayanmaktadır. Davalı bu kapsamda 20.02.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine göre, davalının yaptığı ihlallerin tespiti ile yayımlanmasının şart olduğunu savunmaktadır. Yasada bayilik lisans sahiplerine 10.maddedeki hükümleri ihlal halinde Kurumun yapacağı işlemler belirtilmiştir. Ancak davalının mevzuata ve sözleşmeye aykırı eylemleri EPDK tarafından yapılan saha denetim tutanağı ile tespit edilmiştir. Mevzuata aykırı bu işlemler sonucu davalıya henüz herhangi bir ceza verilmemiş olması halinde dahi davacı, davalı ile olan bayilik ilişkisini sürdürmeye zorlanamaz. Diğer yandan davalı sözleşme ile yüklendiği asgari alım tutarı ve kira borçlarını da ödemediğinden davacının feshi haklıdır. Davacı dağıtıcının feshi haklı olduğu kabul edildiğine göre birleşen davada davacı olan bayinin haksız fesih nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini ve teminat mektubu bedelinin iadesi davası haksızdır. Kaldı ki davalı bayinin sözleşmeden kaynaklanan kira borçlarını ödememesi üzerine, davacının sözleşme gereğince elinde bulundurduğu teminat mektubundan kira borcunu tahsil etmesi sözleşmeye uygundur. Bu nedenle mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesi yerinde olup, birleşen davada davacı bayinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu bu nedenle reddedilmiştir. Taraf vekillerinin asıl davadaki taleplerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Öncelikle, asıl davada davalı vekilince istinaf başvurusu yapılırken peşin nispi istinaf karar harcı yatırılmamış ve bunun üzerine ilk derece mahkemesince, HMK'nın 344. maddesi uyarınca, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiştir. Bu ek karara karşı istinaf yoluna başvurulmamıştır. Bu durumda, asıl dava bakımından sadece davacı vekilinin istinaf başvurusu incelenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi, sözleşme asıl davada davacı şirketçe haklı nedenle feshedilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen protokolün 4. maddesinde davalı asgari alım taahhüdünde bulunmuştur. Mahkemece yaptırılan incelemede davacının cezai şart alacağının miktarı belirlenmiştir. Davacı vekili 11.05.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle cezai şart alacağı talebini 19,226,40 USD'ye yükseltmiştir. Davacının cezai şart talebi 18.01.2021 tarihli kök raporda değerlendirilmiştir. Bu raporda davalının sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde 1.281,73 TL eksik alım yaptığı 23.08.2016 ila 24.06.2019 tarihleri arasında sözleşme dönemi bakımından çekince konulan dönem yönünden hesaplanan alacağın yerinde olduğu, davacı vekilinin esasen bu miktara yönelik bir itirazının bulunmadığı, mahkemece cezai şartın fahiş olup olmadığı ve davalının mahvına sebep olup olmayacağı hususunun değerlendirildiği görülmüştür. TBK'nın 126. maddesi kapsamında sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklı ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararların da giderilmesini isteyebilir. Buna göre sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle kâr kaybı tazminatı talep edilebileceği gibi TBK'nın 179 vd. maddelerine göre cezai şart talebi de mümkündür. Yukarıda açıklandığı üzere, asıl davada davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğinden, ilk derece mahkemesinin bu konudaki değerlendirmeleri geçerlidir. Davacı vekilinin asıl davadaki kâr mahrumiyetine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 22.maddesinde sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde kâr mahrumiyeti ve diğer zararların bayi tarafından tazmin edileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen TBK'nın 126. maddesi de bu şekildeki bir tazminata izin vermektedir. Mahkemece alınan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davacının fesih nedeniyle bu lokasyonda benzer nitelikteki bir istasyon kurması için üç aylık süre yeterlidir. Fesih haklı olmakla birlikte TBK'nın 114/son atfıyla sözleşmeler hakkında da uygulama imkanı bulunan 50 vd. maddelerine göre davacının yeni bir bayilik tesis ederek zararı azaltması gerekmektedir. Mahkemece alınan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, mahkeme takdirine yönelik somut bir itiraz nedeni bulunmaması karşısında, davacı vekilinin asıl davadaki kâr mahrumiyeti tazminatına yönelik istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya yönelik vekalet ücretine ilişkin başvurusunun incelenmesinde; birleşen davanın reddine karar verilmesine rağmen mahkemece maddi hata sonucu birleşen davada davacı yararına hükmün 13. maddesiyle vekalet ücreti takdir edilmiştir. Ancak davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bu maddi hata ilk derece mahkemesinin 11.04.2022 tarihli tashih kararı ile düzeltilmiş ve birleşen dava yönünden hükmün 13. maddesi "Birleşen dosyada davalı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen nisbi 13.934,50 TL vekalet ücretinin birleşen dosyada davacıdan alınarak birleşen dosyada davalı tarafa verilmesine," şeklinde düzeltilmiş olup, birleşen dava yönünden bu kararla doğru şekilde davalı yararına vekalet ücreti verildiğinden, birleşen davada davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvuru yerinde görülmediğinden, birleşen davada davalı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönelik istinaf başvurusunun ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine,
2-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl ve birleşen davalar için toplam bakiye 1.312,60 TL istinaf karar harcının asıl davada davacı- birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; birleşen dava için bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine
6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.