İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İtirazın iptali (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; şehir içi servis işletmeciliği yapan müvekkilinin, davalı tarafından bir internet sitesi aracılığıyla 66.000 TL bedelle satışa sunulan ... plakalı ...marka 2012 model aracı satın aldığını, sözleşme öncesi görüşmelerde aracın iyi durumda olduğuna ilişkin olarak müvekkilinin ikna edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde de araçta önemli bir sorun bulunmadığının belirlendiğini, bu tarihte 195587 km'de bulunan aracın davalı tarafından vaat edilen özellikleri ile kilometrenin orijinal olduğuna ilişkin beyanlarına güvenilerek 64.000 TL bedelle Çorlu ...Noterliğinin ....03.2019 tarihli satım sözleşmesi ile alındığını, ancak aracın satın alındığı ilk gün baskı balata ile arka volant keçesinden arıza verdiğini ve aracın çekici ile tamire götürülerek 5.129,00 TL masraf yapıldığını, tamir sırasında motor sesindeki anormalliklerden aracın motorunda ciddi sorunlar bulunduğu ve aracın yazılı km'si itibariyle bu sorunların ortaya çıkmayacağının anlaşılması ile durumun telefonla satıcıya bildirildiğini, müvekkilince derhal Keşan 1.AHM'nin 2019/34 D.iş sayılı dosyasında 20.03.2019 tarihinde delil tespiti isteminde bulunduğunu, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, motordaki arızanın basit bir gözlemle anlaşılamayacak gizli ayıp bulunduğu ve aracın km'sinin gerçek olmadığına ilişkin şüpheler bulunduğunun belirlendiğini, mahkemece yeniden yapılan keşif üzerine düzenlenen 27.05.2019 tarihli ek raporda, aracın motorunda gizli ayıp niteliğinde arıza bulunduğu, belirlenen ayıpların giderilmesi için müvekkilince 38.578,62 TL masraf yapıldığını, ayıbın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığını, aracın tamirde kaldığı günler kadar kazanç kaybı oluştuğunu, müvekkilinin ekspertizle ortaya çıkmayan gizli ayıplar için satın alma bedelinin 2/3'ü kadar masraf yaptığını, davalının noter aracılığıyla gönderilen ihtara olumlu yanıt vermemesi üzerine..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının süresinda ayıp ihbarı yapmadığını, malın tesliminden sonra Tüketici Kanununa göre 30 gün, TTK'nın 23.maddesine göre 2 ila 8 günlük sürede ayıp ihbarı yapılması gerektiğini, araçtaki ileri sürülen ayıbın davalıdan kaynaklanmadığını ve davacının kullanım ihmali sonucu oluştuğunu, ekspertiz raporunda aracın herhangi bir gizli ayıbı olmadığının belirtildiğini, araç satış bedeli 64.000,00 TL olarak anlaşıldığını ancak davacının 45.000,00 TL ödediğini, 17.000,00 TL'nin ise ödenmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Her ne kadar davacı taraf, icra takibine konu alacak kalemlerinin içerisinde, dava açılmadan önce Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/34 d.iş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitine ilişkin masrafları da göstermiş ise de, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 323/1-ç Maddesine göre delil tespitine ilişkin yapılan masrafların yargılama gideri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bu yöndeki alacak kalemi yönünden talebin reddine karar verilmesi uygun görülmüştür. Faiz talebi yönünden ise; davacı taraf takip talebinde her bir alacak kalemi için avans faizi oranı üzerinden işlemiş faiz talep etmiş ve takibin devamı için de avans faizi yürütülmesini talep etmiş ise de; dosyada davalı gerçek kişinin tacir olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle takibin yasal faiz üzerinden devamı uygun görülmüştür. İcra inkar tazminatı talebi yönünden ise; gerçek zarar miktarı belirli (muayyen, likit) olmayıp, davalının sorumlu olacağı hasar bedelinin tespiti bilirkişi incelemesini ve dolayısıyla yargılama yapılmasını gerektirdiğinden, şartları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi uygun görülmüştür. Yukarıda yapılan bütün açıklamalar ile birlikte; tarafların iddia ve savunmalarına Çorlu .... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davacının 37.439,86 TL tamir ücreti, 5.000,00 TL araç değer kaybı, 2.437,50 TL araçtan mahrum kalma zararı olmak üzere toplam 44.877,36 TL asıl alacak için talebinde haklı olduğu, yine asıl alacağa yasal faiz oranı üzerinden yürütülerek belirlenen 3.762,32 TL işlemiş faiz yönünden talebinde haklı olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının Çorlu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 44.877,36 TL asıl alacak, 3.762,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 48.639,68 TL üzerinden iptaline, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına, alacak likit ve muayyen olmadığından, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ve davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Araçta gizli ayıp bulunduğu belirtilerek açılan davada mahkemece onarım bedeli, araçtan yoksun kalma bedeli ve değer kaybı bedelleri için müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, ancak bu hasarlardan müvekkilinin haberi olmadığını, bu hasarlar nedeniyle müvekkilinin zilyetliğinde gerçekleştirilen bir onarım bulunmadığını, gizli ayıbın davacı tarafından ispatlanamadığını, mahkemece itiraza uğrayan bilirkişi raporunun esas alındığını, itirazları karşılayan ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını, bilirkişinin değer kaybı, işçilik ücreti ve parça bedellerini yüksek hesapladığını, müvekkilinin iyi niyetle ekspertiz raporuna güvenerek aracı sattığını ve ayıp nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Delil tespitinde ayıbın mahiyeti ve zarar miktarının belirlendiğini, belirlenen zararın ihtara rağmen ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, araç tamir bedeli, değer kaybının kabul edildiğini, araç mahrumiyeti için takipte 12.000,00 TL talep edildiği hâlde, 2.437,50 TL üzerinden karar verildiğini, ayrıca delil tespit masraflarının yargılama gideri olarak istenebileceği belirtilmesine karşın, bu taleplerin yargılama gideri olarak da değerlendirilmediğini, işlemiş avans faizi ve icra inkar tazminatı talebinin de hatalı gerekçe ile reddedildiğini, satıcının ayıpları bilmese dahi sorumlu olduğunu, tespit edilen ayıpların aracın satın alınmasından sonraki 150 km içinde ortaya çıkan gizli ayıp olduğunu, aracın sorunsuz olduğunun belirtilmesine karşın hile ile ayıplı bir araç satıldığını, mahkemece tamirin 15 gün süreceği kabul edilerek karar verildiğini, oysa araç mahrumiyetinin 15.03.2019 ile 15.06.2019 tarihleri arasındaki üç aylık sürede devam ettiğini, rapora itiraz edilmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, aracın, delil tespit işlemleri, yedek parçaların siparişi ve temini ile motor onarımı bakımından, 3 ay boyunca kullanılamadığını, tamir için bu kadar süre gerektiği kabul edilse bile, delil tespiti dosyasındaki kesin rapora kadar aracın tamir edilemediğini, tamire başlanması için aracın arızasının kesin olarak belirlenmesi gerektiğini ve müvekkilinin bu alacak kalemi bakımından haklı olduğunu, günlük zararın 162,50 TL üzerinden yarım aylık kazancın 2.437,50 TL olacağını belirtilmesine rağmen, 3 aylık araç mahrumiyet zararının 14.625,00 TL olduğunu, takipte ise 12.000 TL istenmesi nedeniyle davanın kabulü gerektiğini,
Delil tespit masraflarına ilişkin ret kararının da doğru olmadığını, mahkemenin de gizli aybı kabul ederek esasında yapılan yargılama giderlerinin haklılığını kabul ettiğini, itirazın iptali davasına temel olan takipte, bu takip öncesi yapılan yargılama giderlerinin de istenebileceğini, HMK'nın 323/1-ç maddesinin ancak, tahsil veya alacak davaları bakımından bir anlam ifade edebileceğini, henüz itirazın iptali davası açılıp açılmayacağının belli olmadığı bir safahatta, delil tespit giderlerinin, yargılama gideri olarak talep edilebilmesinin söz konusu olamayacağından, bunların zaruri olarak, takipte, ayrı bir alacak kalemi olarak talep edildiğini, buna rağmen mahkemenin bu alacak kalemini yargılama gideri olarak da hükmetmediğini, İcra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin gerekçesinin de hatalı olduğunu, alacağın tam ve kesin bir şekilde belirlenebileceğini, davalının ayıp nedeniyle sorumlu olduğu halde zaman kazanmak için takibe itiraz ettiğini, araç satımının, davalı bakımından ticari iş niteliğinde olduğunu, davalı tacir sıfatını haiz olmadığını ileri sürse dahi, satıma konu aracın ticari nitelikte olduğunu, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini ve davaya ticaret mahkemesince bakıldığını, TTK'nın 3,4,8 ve devamı maddeleri gereğince de, ticari işlerde, avans faizi talepte edilebileceğini, aracın ticari amaçla kullanılmak üzere üretildiğini, satım işleminin taraflar bakımından ticari iş niteliğinde olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
Dava, satıma konusu araçtaki ayıpların giderilmesi için yapılan masraflar, aracın kullanılmasından mahrumiyet bedeli ve değer kaybı ile ayıpların tespiti için yapılan giderlerin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince ayrı ayrı, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı arasında düzenlenen Çorlu ... Noterliğinin 15.03.2019 tarihli araç satış sözleşmesi ile mülkiyeti davalıya ait olan 2012 model ...marka ticari minibüs 45.000 TL bedelle davacıya satılmıştır. Davacı, satım sözleşmesi öncesinde araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırmış ve incelemede aracın motor gücünün normal şartlarda %85 olması gerekirken 64 olduğu belirlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 05.07.2021 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunun 3.sayfasında, ekspertiz raporu değerlendirilmiş ve aracın yaşı ile kilometresine göre motor performans oranının düşük olduğunu, bu durumun da motorda riskin artmasına ve motorda ciddi bir hasar bulunduğuna işaret ettiği tespit edilmiştir. Başka bir anlatımla ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacının satın aldığı araçtaki mevcut durumu bilerek aracı satın ayıp almadığı aldığı hususu mahkemece değerlendirilmemiştir. Zira aracın mevcut şekliyle kabul edilmesi halinde TTK'nın 23/1-c maddesi yollamasıyla 223. maddesinin uygulanması gerekecektir. Mahkemece buna ilişkin bir gerekçe oluşturulmadığı gibi makine mühendisi bilirkişinin hükme esas alınan 05.07.2021 tarihli raporuna yönelik itirazlarda değerlendirilmemiştir. Bu nedenle mahkemece, oluşturulacak makine mühendisi bilirkişi kurulundan rapor alınarak, davacının satım sözleşmesi öncesi aldığı ekspertiz raporu da değerlendirilerek, aracın motorunda bulunduğu belirtilen kusurun ekspertiz raporu ile belirlenip belirlenmediği ve davacının satın aldığı aracın yaşı ve kilometresi ile ekspertiz raporuna göre bu aracı bilerek satın alıp almadığı hususunun Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarih ve 2015/15816-2016/5607 sayılı emsal kararında belirtilen şekilde incelenerek, karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve yukarıda belirtilen değerlendirmeyi içermeyen gerekçe ile karar verilmesi eksik görülmüştür. Kabulü göre de tespit için yapılan giderlerin HMK'nın 323/1-ç maddesine göre yargılama giderleri arasında sayılan delil tespiti için yapılan giderlere ilişkin miktarın davanın müddeabihi olarak değerlendirilemeyeceği ve bu giderlerin yargılama giderleri olarak değerlendirileceğini belirtilmesine rağmen, yapılan giderlerin yargılama giderleri arasında değerlendirilmemesi hatalıdır.
Ayrıca ticari bir aracın satışına ilişkin davaya ticaret mahkemesi olarak bakılmasına rağmen hükmedilen alacağın ticari işlere uygulanması gereken avans faizi yerine yasal faiz şeklinde uygulanması da hatalı görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıranlara iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı vekili yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026