Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilleri, merkezi ... Şişli/Istanbul olan ... A.Ş.nin ortakları olduğunu, müvekkil ..., müvekkil ...’un eşi, müvekkil ... ise oğulları olduğunu, davalılar ... ve ... ise kardeş ve aynı zamanda, müvekkil ...’un kız kardeşinin çocukları olup, ... AŞ.nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, ... AŞ’nin 04.11.2011 tarihli Genel Kurul Toplantısında, müvekkili ..., davalı ... ve ... ile birlikte görev yapmak üzere 3 yıllığına Yönetim Kurulu üyesi olarak seçildiğini, davalıların piyasa değeri 30.000.000 USD civarında olan şirket arazisinin yarıdan fazla hissesini babalarına 4.230.000 TL bedelle devrederek şirketi dolandırdıklarını, davalıların şirketin gider kalemlerini gerçeğe aykırı faturalar ile yüksek göstererek şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların şirketin tek ticari faaliyet alanı olan hastane işletmesini kapatarak şirketin ticari faaliyetlerine son verdiklerini, bu nedenlerle gerek davacı müvekkillerin gerekse ... A.Ş.nin telafisi mümkün olmayan zararlara duçar olmasının engellenmesi amacıyla, huzurda görülmekte olan dava sonuçlanıncaya kadar, şirkete tedbiren kayyum atanmasını, şirketin gayrimenkullerin satışının engellenmesi amacıyla şirketin, İstanbul ili, ... Mahallesi,... mevkii, 177 pafta, 2370 ada, 137 parselde kayıtlı gayrimenkulü ile İstanbul ili, Şişli ilçesi, 2.bölge bucağı,... Mahallesi, 308 pafta, 1959 ada ve 14 parselde kayıtlı 645 m2 yüzölçümlü gayrimenkulleri üzerine tedbir konulmasına, davalı yönetim kurulu üyelerinin özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ederek şirketi zarara uğratmış olmaları sebebiyle, yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, yönetim kurulu üyeliğinden azledilmelerine karar verilmesini, Davalı yönetim kurulu üyelerinin şirketi ve müvekkillerini uğratmış oldukları zararların tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şirketin uğramış olduğu zararın şimdilik 10.000 TL'lik kısmının şirkete ödenmesine, müvekkillerinin doğrudan uğramış oldukları zarara karşılık şimdilik 5.000 TL lik kısmının her bir davacıya ayrı ayrı ödenmesine, müvekkillerinin uğramış oldukları manevi zararlar için her birine 25000 TL manevi tazminat ödenmesine, tüm tazminat kalemleri için dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkillerin Yönetim Kurulu üyelerinin şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla yönetim kurulundan azli, şirketin uğramış olduğu zararın tespiti ile ödenmesi, maddi ve manevi zararlarının tespiti ile kendilerine ödenmesi talepli iş bu haksız ve mesnetsiz davayı açtıklarını, davacıların iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, gerçeğe aykırı ve aynı zamanda hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ...A.Ş.' nin ... ve D... A. Ş.’ ye olan borçların dayanaksız ve davacıların yönetimde oldukları dönemdeki sorumsuz davranış ve yönetimleri nedeniyle meydana gelen borç vasfında olduğunu, bu borçların oluşumunda müvekkillerin hiçbir kusuru ve dahli olmadığını, müvekkillerinin gayrimenkulü borca mahsuben satmakla şirketin borcunu ödediklerini, gayrimenkulün 3. bir kişiye satılıp elde edilen paranın müvekkilleri tarafından şahsi menfaatleri gereğince harcanmadığını, davacıların şirketin hesabından ...’ nin hesabına ve ... şirketine para transfer edildiğini beyan ederek şirketin zarara uğratıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğu gibi bu beyanların gerçeklerin çarpıtılması olduğunu, bu nedenlerle davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, davacıların şartları oluşmayan tüm maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız - gerçeğe hukuka aykırı olduğundan reddine, yönetim kurulunun azlini TTK’ nın ilgili hükümleri açıkça düzenlemiş olduğundan şartları oluşmayan azil taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, ", ...Davacı tarafından zarar iddialar arasında bulunan hastane binasının atıl bırakılmasına yönelik zarar iddiası açısından ise; esasen anılı husus nitelik itibarıyla Yönetim Kurulu Kararının yerindelik denetimine tabi tutulması anlamında olup ticari karar niteliğindeki hastane binasının kiraya verilmemesi kararının yerindelik denetimi mahkememizce yapılamaz. Aksi düşünülse dahi, yani şirketin tek işletmesi olmakla atıl bırakılamayacağı ve bu amaçla meydana gelen zarar şirket zararı sayılacağı ileri sürülebilirse de; bu zarar kalemi yönünden bilirkişiler hastaneye ruhsatının devredilebilmesi için hastanenin faal olmasının gerektiğini, hastanenin faal olmadığını, hastane ruhsatının askıda olduğunu, mevcut haliyle çalışması durumunda ise cari giderlerini karşılayamayabileceğini mütalaa ettiklerinden bu zarar kalemi kanıtlanamamıştır. Bu durumda dolaylı zarar kapsamındaki şirket zararı açısından ise; kamulaştırma bedellerinden kaynaklı zarar irdelenmelidir. Ek raporlarda ve özellikle 3. ek raporda belediyelerce ödenen kamulaştırma bedeli yönünden şirket ve davacı şahısların zararı açısından hesaplama yapıldığı görülmüştür. Her bir davacı ve kamulaştırma bedellerinden davalılara aktarılan rakamlar nazara alınarak her bir davalı yönünden bilirkişiler karmaşık hesaplama yapmışlar. Türk Ticaret Kanunu'nun 553.ve 555 maddesi gereğince mevcut zarar gayrimenkul şirkete ait olduğundan şirket zararı ve davacılar şirket ödenmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek davalıların kendilerine ödenen bedeller gerekse davalıların babalarına aktardığı bedeller yönünden kamulaştırma bedeline ilişkin davanın şirket açısından kabulü gerekmiştir. Mahkememizce icra edilen yargılama ve tekmil dosya mündericatından edinilen vicdani kanaat gereğince; davacının yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin maddi tazminat davasının hastanenin kiraya verilmesinden kaynaklı zarar istemi haricindeki bedeller yönünden kısmen kabulü ile her ne kadar davacı zararı 3.774.400,55 TL olarak belirlenmiş ise de talep aşılamayacağından şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın (davalılar arasındaki rücu sorunu saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile TTK 557 maddesi gereğince şirkete ödenmesine, davalıların doğrudan zarar talepleri ile ilgili dava kanıtlanamadığından bu yöndeki maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata ilişkin dava kanıtlanamadığından reddine, yöneticilerinin azline ilişkin dava kanıtlanamadığından reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin maddi tazminatın kısmen kabulüne dair kararının tamamen karıştırmaya dayalı olarak hüküm altına alındığını, yerel mahkemece delillerin toplamadığını, eksik incelemeyle oluşturulan ve hukuki mesnetten uzak bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, delilerin toplanması ve sonrasında bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davalı taraflarca hesap uzmanından rapor alındığını, tamamen hesaplamaya dayalı bu raporun neden kabul edilmediği ve ekindeki dayanak belgelerin neden dikkate alınmadığının yerel mahkemece karar gerekçesinde tartışılmadığını, yoruma dayalı olmayan bu raporun değerlendirilmemesi ve ekindeki dayanak belgelerin dikkate alınmaması nedeniyle de kısmen kabul kararının kaldırılması gerektiğini, davalıların şirket borçlarını ceplerinden ödediğini ve alacaklarını tahsil ettikleri işlemlerle şirketi zarara uğratmalarından bahsedilemeyeceğini, alacağını tahsil eden bir kişinin kusurundan bahsedilemeyeceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Dava; anonim şirket yöneticisinin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf isteminde bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; şirket yöneticilerinin şirketi kusuruyla zarara uğratıp uğratmadığı ve hüküm altına alınan kısım yönünden açılmış bir dava bulunup bulunmadığı noktasındadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nın 555 maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken,tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar.Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, genel kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur. Bunun yanı sıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacıların ve davalıların dava dışı ... A.Ş.'nin ortakları oldukları, davalıların ve davacı...'un 04/11/2011 tarihli genel kurul kararı ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildikleri, 16.07.2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısı ile ...’un temsil yetkisinin kaldırıldığı ve davalıların şirket yönetiminde görev yaptıkları anlaşılmaktadır.Dava dilekçesindeki vakıalara göre davacıların iddiası; davalıların şirkete ait ... Mah. ... Mevki 170 Pafta 2370 Ada 137 Parsel de kayıtlı bulunan değeri 30.00.000 USD olan taşınmazın 11/20 payını davalıların babaları olan dava dışı ...'ya muvazaalı olarak düşük bedelle devrettikleri, ayrıca davalı ve babalarının sahibi olduğu ... A. Ş.’ ye olan borçların dayanaksız olup yapılan ödemelerin fiktif olduğu, şirkete ait hastane binasının kiraya verilmemesi nediyle kira kaybından dolayı şirkete zarar verildiği ve şirketin gider kalemlerinin gerçeğe aykırı faturalar ile yüksek göstererek şirketi zarara uğrattıkları gerekçesiyle, kısmi dava olarak şirketin uğradığı 10.000 TL, davacıların uğradığı doğrudan zarar olarak 5.000 TL ve davacıların manevi zararları için 2.500 TL manevi tazminat ile şirket yönetim kurulunun temsil yetkilerinin kaldırılarak yönetim kurulu üyeliğinden azli talep edilmiştir.Davalılar şirketin borcu nedeniyle taşınmaz devrinin yapıldığını, iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen kararın gerekçe kısmında: Anonim Şirket yönetim kurulu üyesinin azli talebinin yerinde görülmediği, manevi tazminat talebinin yerinde görülmediği, davacıların doğrudan zararlarının yerinde görülmediği, şirketin en değerli gayrimenkulü olan İstanbul İli Kartal İlçesi 137 Parsel sayılı taşınmazın İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/155 Esas sayılı dosyası ile açılıp görevsizlik kararı sonucu İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/352 Esas sayılı dosyası ile görülüp karara bağlanan tapu iptali davası sonucu konusu kalmadığı, dava dışı baba lehine oluşturulan ve fiktif olduğu belirtilen borç için gayrimenkulün şirkete dönmesi sonrası nakdi ödeme yapılmadığından doğmuş zarardan bahsedilemeyeceği, diğer dava sebeplerinden ... şirketi lehine yapıldığı iddia edilen borçlandırmanın fiktif olduğu hususunun ispatlanmadığı, hastane binasının atıl bırakılmasına yönelik zarar iddiasının kanıtlanamadığı belirtilmiştir.Bu belirlemeden sonra dolaylı zarar kapsamında kamulaştırma bedelinden kaynaklı zarardan bahsedilerek 3. Ek rapordaki belirlemeler esas alınarak şirketin 3.774.400,55 TL zararının oluştuğu kabul edilmiştir. Söz konusu zarara ilişkin hesaplamanın nasıl yapıldığı gerekçeli karardan anlaşılamamakla birlikte bahsi geçen 3. Ek raporun incelenmesinde:
1- ... kamulaştırma bedeli olarak 20.08.2014 tarihinde yapılan 2.618.929,40 TL ve 21.08.2014 tarihinde yapılan 128.271,20 olmak üzere toplam 2.747.200,60 TL ödemeden davalıların babasına 21.08.2014 tarihinde 700.000 TL ve 26.08.2014 tarihinde 482.628,00 TL olmak üzere 1.182.628,00 TL ödemeden davacı babasının şirketten olan 893.232,57 TL alacağının mahsubu ile 289.395,43 TL, 2- ... kamulaştırma bedeline ilişkin 09/05/2017 tarihli yapılan 5.497.690,43 TL ödemeden davalıların babasına 10.05.2017 tarihinde yapılan 2.556.529,04 TL ve davalı ...'ya aynı tarihte yapılan 293.839,08 TL,3-Kartal Belediyesi tarafından İstanbul 9. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına 05/05/2016 tarihinde yapılan 634.637,37 TL lik ödemenin ...'ya 06/05/2016 tarihinde yapılan 610.000,00 TL ve aynı tarihte ... ve ...'ya ödenen 24.637,00 TL toplamından oluştuğu anlaşılmaktadır.Mahkemece hüküm fıkrası:

1-Davacının yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin maddi tazminat davasının hastanenin kiraya verilmesinden kaynaklı zarar istemi haricindeki bedeller yönünden kısmen kabulü ile her ne kadar davacı zararı 3.774.400,55 TL olarak belirlenmiş ise de talep aşılamayacağından şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın (davalılar arasındaki rücu sorunu saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile TTK 557 maddesi gereğince şirkete ödenmesine, davalıların doğrudan zarar talepleri ile ilgili dava kanıtlanamadığından bu yöndeki maddi tazminat isteminin REDDİNE, 2-Manevi tazminata ilişkin dava kanıtlanamadığından REDDİNE, 3-Yöneticilerinin azline ilişkin dava kanıtlanamadığından REDDİNE," şeklinde kurulmuştur.Öncelikle ilk derece mahkemesinin kararının gerekçe kısmında; davacının gayrimenkulün davalıların babalarına devredildiği bilahare mahkeme kararı ile geri döndüğü bu haliyle herhangi bir zararın oluşmadığı kabul edildikten sonra bilirkişi raporu ile belirlenen kamulaştırma bedelinin dolaylı zarar oluştuğu kabul edilerek kısmi talebin kabulüne karar verildiği, davacının diğer tüm taleplerinin reddi yönünde hüküm kurulduğu, karara karşı sadece davalıların kabul edilen kısım yönünden istinaf isteminde bulundukları, kararın kabul edilen kamulaştırma bedeline ilişkin kısım dışındaki yönlerinin inceleme konusu yapılmadığının belirtilmesi gerekmektedir.Dosyanın aydınlatılması açısından gelişmelerin kronolojik olarak sıralanması gerekmektedir.Kamulaştırma bedeline konu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları dairemizce istenmiş dosya arasına alınmıştır.Buna göre İstanbul İli Kartal İlçesi 177 Pafta 137 Parsel de kayıtlı 11.079 m2 alana sahip taşınmazın ... A.Ş. adına 20/06/1975 tarihide tescil edildiği anlaşılmaktadır. Taşınmazın bir kısmının ... ve Kartal belediyesi sorunluluğunda bulunan yol ve alan olarak işgal altında bulunduğu gerekçesiyle tapu maliki ... A.Ş. Tarafından 17/03/2010 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/162 E. Dosyası ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve işgal edilen kısmın tapudan terkininin talepli dava açıldığı, mahkemece 05/06/2012 tarih 2012/313 K sayılı ilamı ile davanın kabulü ile bilirkişi raporunda a, b ve c harfi ile işaretli yerlerin yol olarak terkinine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. HD. 23/09/203 tarih ve 2013/11062 E. 2013/15264 K sayılı ilamı ile kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği, tarafların karar düzeltme talepleri üzerine aynı dairenin 2014/1530 E. 2014/8012 K. Sayılı 24/03/2014 tarihli kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği ve kararın bu tarih itibarıyla kesinleştiği görülmektedir.Tapu kayıtlarına göre kararın kesinleşmesi ile 24/07/2014 tarihinde ifraz işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.Tapu kayıtlarında o tarih itibarıyla 9/20 payın ... A.Ş., 11/20 hissenin ... adına kayıtlı olduğu ve ifraz işlemlerinin tapu maliklerinin hisselerinden orantılı olarak yapıldığı, 08/08/2014 tarihide terk edilen kısmın kaydının kapatıldığı, kaldırım olan kısmın ise ayın tarihte ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.Taşınmazın 11/20 hissesi 14/01/2013 tarihide davalıların babası ...'ya satılarak tescil edilmiştir.Şirket ortağı ... tarafından şirkete ait taşınmazın davalıların babası ...'ya satışına ilişkin işlemin muvazaalı olduğu gerekçesi ile İstanbul Anadolu 29 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/155 E. Dosyası ile 25/04/2014 tarihide tapu iptali ile şirket adına tescili istemli dava açıldığı, verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/352 Esasına kaydedildiği, 30/11/2016 tarihli 2016/884 Karar sayılı ilamı ile; davanın kabulü ile ... Mahallesi meşeli ayazma mevkii 177 pafta 137 parselde kain taşınmazda davalı ... adına olan 11/20 hissenin iptali ile dava dışı ... A.Ş. Adına tesciline karar verildiği, kararın istinaf edilmemesi üzerine 08/02/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır Eldeki sorumluluk davasının 23/02/2015 tarihinde kısmi dava olarak açıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince hüküm altına alınan kamulaştırma bedellerinin ...20.08.2014 tarihinde 2.618.929,40 TL ve 21.08.2014 tarihinde 128.271,20 olmak üzere toplam 2.747.200,60 TL ödeme yapıldığı, davalıların babasına 21.08.2014 tarihinde 700.000 TL ve 26.08.2014 tarihinde 482.628,00 TL olmak üzere 1.182.628,00 TL ödemeden davalı babasının şirket kayıtlarındaki 893.232,57 TL alacağının mahsubu ile 289.395,43 TL zarar oluştuğu kabul edilmiştir.Gerek kamulaştırma bedelinin şirket hesaplarına aktarıldığı tarih gerek bedelin dava dışı ...'ya aktarıldığı tarih eldeki dava tarihinden öncedir. Yine kamulaştırmaya ilişkin kararın 24/03/2014 tarihinde kesinleştiği, tapu kayıtlarına göre de 24/07/2014 tarihinde ifraz işlemlerinin tamamlanıp terkin ve tescil işlemlerinin 08/08/2014 tarihinde gerçekleştiği sabittir.... kamulaştırma bedeli olarak 09/05/2017 tarihinde 5.497.690,43 TL ödeme yapıldığı, davalıların babasına 10.05.2017 tarihinde 2.556.529,04 TL ve davalı ...'ya aynı tarihte 293.839,08 TL ödeme yapıldığı, yine... tarafından İstanbul 9. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına 05/05/2016 tarihinde yapılan 634.637,37 TL lik ödemenin ...'ya 06/05/2016 tarihinde 610.000,00 TL ve aynı tarihte ... ve ...'ya 24.637,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.... ödenen kamulaştırma bedelleri eldeki dava tarihinden sonra olmakla birlikte kamulaştırmaya ilişkin kararın 24/03/2014 tarihinde kesinleştiği, tapu kayıtlarına göre ile 24/07/2014 tarihinde ifraz işlemlerinin tamamlanıp terkin ve tescil işlemlerinin 08/08/2014 tarihide gerçekleştiği sabittir.Eldeki davada davacının talebi davalıların babasına muvazaalı olarak devredilen taşınmazdan kaynaklı zarar istemine ilişkin olup, kamulaştırma bedellerinin de bu taşınmaza ait olması karşısında ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 170,77 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,23 TL istinaf karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026