İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafları ile borçlu ... A.Ş. arasında Aydın ve Kuşadası İstasyonları için ... Bayilik Anlaşmaları ile ... Bayilik anlaşmaları akdedildiğini, davalının bu ticari ilişkiden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; muaccel halde 1.064.834,62 TL borcu bulunduğunu, ancak davalının muaccel haldeki borçlarına ilişkin bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, taraflarınca borçlunun mallarının ihtiyaten haczine kararı verilmesinin talep edildiğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1427 D. İş sayılı ilamıyla ihtiyati haciz taleplerinin 873.451,73 TL'lik kısmının kabulü ile; borçlunun alacağa yeter miktarda mallarının hak ve 3. kişilerdeki alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla borçlu aleyhine İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasından icra takibine başlanarak; 873.451,73 TL Asıl Alacak (Cari Alacak), 24.731,75 TL İşlemiş Avans Faizi, 191.382,89 TL Asıl Alacak (Cari Alacak), 4.089,83 TL İşlemiş Avans Faizi, 729,90 TL İhtiyati Haciz Tutarı olmak üzere toplam 1.094,386,20 TL tutarında toplam alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; 1.064.834,62 TL’lik asıl alacak için takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %19,50 avans faizi (3095 sayılı Kanun) ve değişen oranlardaki faizi ve 729,90 TL'lik alacak için takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %9 Yasal Faizinin icra giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanunu'nun 100. Maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsilinin talep edildiğini,davalının, ikametgahının "... Efeler-Aydın" olmasına istinaden yetkili icra müdürlüğünün Aydın İcra Müdürlüğü olduğu gerekçesiyle icra müdürlüğünün yetkisine; müvekkil şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı iddiasıyla borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, itiraz üzerine icra müdürlüğünün ödeme emri tebligat parçasının dönüşü ertesinde itirazın yasal süresinde ise takibin durdurulmasına karar verdiğini, davalının borca ve yetkiye itirazlarından kaynaklı uyuşmazlığın çözümü için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamadığından davalının itirazının iptalini istemek zorunluluğunun doğduğunu, davalının borca itirazı yerinde olmadığını, elektronik faturaların borçlu şirkete tebliğ edildiğini ancak davalı şirketin kendisine tebliğ edilen e-faturalara itiraz etmediğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. Maddesinin “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, davacı tarafın defterlerine işlediği ve bedellerini herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin ödediği faturaları ve bu faturalara konu bedeli kabul etmiş sayılması gerektiğini, söz konusu faturalara itiraz edilmemesi üzerine faturalardan kaynaklı alacakları kesinleşmiş olduğundan davalı borçlunun taraflarına borçlu olduğunun tartışmasız olduğunu, Yargıtay'ın da bu konuda örnek kararları bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen her iki Akaryakıt Bayilik Anlaşması'nın 12. Maddesi'nde; "Akaryakıt satış yeri ve müştemilatının işletilmesine mukabil Bayi, işbu Anlaşmalar'ın imzalanmasına müteakip; Kuşadası İstasyonu için "Aylık 4.500 USD+KDV" aylık işleticilik ücretinin; Aydın İstasyonu için ise "Aylık 10.000 USD+KDV" aylık işleticilik ücretinin taraflarına ödeneceği" hususunun kararlaştırıldığını ve bu hususun borçlu tarafından da açıkça kabul edildiğini, davalı borçlunun anlaşmalarla kararlaştırılan işleticilik bedeli ve ürün bedeline ilişkin faturaların kendisine tebliğ edilmesi ve bu faturalara itiraz etmemesine rağmen fatura alacaklarının bir kısmını ödemediğini, davalının kendisine tebliğ edilen itiraz etmediği faturalardan kaynaklı taraflarına borcunun bulunduğunu, davalının yetki itirazının kabulünün mümkün olmadığını, davalı borçlunun; şirket merkezinin icra müdürlüğünce tebligat gönderilen "... Efeler/Aydın" adresi olduğu, icra takibin ilamsız icra takibi olduğu ve HMK.m.9'a göre genel yetki kuralları gereğince borçlunun ikametgah adresi olan Aydın İcra Müdürlüğü'nde takip başlatılması gerekirken İstanbul İcra Müdürlüğü'nde takip başlatıldığı gerekçesiyle yetkiye itiraz ettiğini, davalı borçlunun yetki itirazının hukuken geçerliliği bulunmadığını, çünkü tarafları ile davalı arasında akdedilen Bayilik Anlaşması kapsamında 'İhtilafların hallinde İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunun' kararlaştırıldığını belirterek davalının İstanbul 26. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyasına ilişkin yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz sebebi ile davalının takip tutarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, H.M.K nun 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır.

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,", ...Davacının davalıya ... İstasyonları için kestiği 2019 yılına ait diğer ürünlere(cam suyu, gömlek, kaban vb) ilişki satış faturalarının toplamı 971,11 TL'dir. Davacı tarafça bu faturalara konu ürünlerin tamamının davalıya teslim edildiğine dair dosyaya imzalı irsaliyeli fatura, teslim makbuzu vb delil sunulamamıştır.Teslim olgusunu ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı bu gurp faturalara ilişkin defterlerindeki kayıtların dayanağı satış faturalarını sunmuş olmakla birlikte, kayıtların diğer dayanağını oluşturan ve teslim olgusunu ispat eder mahiyette belge sunmadığından, bu fatura grubuna dayalı alacak talebi yerinde görülmemiştir. Davacının takibe dayanak açık hesaba konu ve yukarıda izah edildiği şekilde alacağını ispat ettiği faturalardan ötürü (364.325,00 + 8.415,68 TL + 546.562,88 TL + 106.907,16 TL) = 1.026.210,72 TL alacaklıdır. İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1427 değişik iş numaralı ihtiyati haciz kararı ile davacı lehine 729,90 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davacının, icra takibi öncesinde davalıyı temerrüde düşürmediği, temerrüt tarihinin takip tarihi olduğu anlaşıldığından,takipten önceki dönem işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. İzah edilen gerekçelerle davanın KISMEN KABULÜNE, davalı tarafından İstanbul 26. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı takibine yapılan itirazın 1.026.940,62 TL yönünden iptaline, takibin hüküm altına alınan alacağın 1.026.210,27 TL' sine takip tarihinden itibaren ticari avans faizi, 729,90 TL' sine takip tarihinden işletilecek yasal faizi ile devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalının itirazında haksız bulunduğu anlaşıldığından, İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince davalı aleyhine takdiren tespit edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel Mahkemenin davacı şirketin davalı şirketten olan işleticilik ücret alacağını eksik belirlendiğini, mahkemece kabul edilmeyen "diğer ürünlere (cam suyu, gömlek kaban vb) ilişkin fatura bedeli düşülse dahi davacının davalıdan; İşleticilik ücreti ile ...ve benzin motorin ürünleri ve vade farkı faturalarından kaynaklı alacağının 1.058.639,19 TL+ 8.415,68 TL katılım bedeli tutarında alacaklı olduğunu, kabul edilmeyen diğer ürünlere ilişkin fatura bedelinin 971,11 TL olduğunu, hal böyleyken hükme esas alınan Ek rapordaki tespitlere aykırı olarak davanın kısmen reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından davalının icra takibi öncesinde temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle takip öncesi faiz talebinin reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacı şirketin davalıdan ticari ilişki kapsamındaki alacağının faturadan kaynaklandığını, TTK'nın 1530/4 hükmüne göre fatura alacağı için ihtara gerek olmaksızın temerrüt gerçekleştiğini, davacı şirket tarafından diğer ürünlere ilişkin davalı adına tanzim edilen faturaların irsaliyeli elektronik fatura olduğunu, elektronik faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini, itiraz edilmeyerek kesinleşen faturaya konu ürünlerin davalı tarafça teslim alındığının kabulü gerektiğini, bu nedenle 971,11 TL'lik fatura alacağı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Dava, taraflar arasındaki ... ve ...'de bulunan iki istasyona dair bayilik sözleşmesi kapsamında oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile; "bayilik anlaşmaları, cari hesap ekstreleri, elektronik faturalar" borcun sebebi gösterilerek 873.451,73 TL asıl alacak (cari alacak), 24.731,85 TL işlemiş faiz (avans faizi) 191.382,89 TL asıl alacak (cari alacak), 4.089,83 TL işlemiş faiz (avans faizi) ve 729,83 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve yargılama gider olmak üzere toplam 1.094.386,20 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yetki ve borca itirazı ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Dosya kapsamında toplanan deliller ile taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin uzun süredir devam ettiği, taraflar arasında 2 ayrı istasyona ilişkin bayilik sözleşmeleri ve eklerinin mevcut olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap olarak yürütüldüğü, davacının takibe dayanak yaptığı alacak tutarının; işleticilik ücreti, katılım bedeli, akaryakıt (lpg/benzin) bedeli, vade farkı alacağı, diğer ürünler cam suyu, gömlek, kaban vb) bedellerinden oluştuğu yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlenmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık; eldeki davada TTK 1530 hükmünce ihtarname keşide edilmeden temerrüdün oluşup oluşmadığı, diğer ürünler (cam suyu, gömlek, kaban vb) bedeli alacağının ispatlanıp ispatlanmadığı, işleticilik ücret alacağının doğru belirlenip belirlenmediği noktalarındadır. Davalı taraf davaya cevap vermemiş delil de bildirmemiş olmakla 6100 sayılı HMK 128 maddesi gereği davacının dayandığı vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Temel E-Fatura, faturanın göndericiden direkt olarak alıcıya ulaşmasını amaçlayan E-Fatura türüdür. Faturayı alacak olan kişi, faturada herhangi bir teknik problem olmadığı sürece faturayı kabul etmek zorundadır. Alıcılar, Temel E-Faturaları reddetme hakkına sahip değildir. Faturaya bir itiraz bulunması halinde genel yollardan(noter aracılığı ile, taahhütlü mektup ile vb) fatura iade ve itiraz etme imkanı bulunmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 2021/208 E., 2023/822 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Delil sözleşmesi” başlıklı 193 üncü maddesinde; “Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler.
(2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümde düzenlenen delil sözleşmesi, ispat yükünün kimde olduğuna ilişkin değil, ispatın nasıl yapılacağı hakkındadır. Maddede belirtilen şekil koşuluna uyulmak suretiyle ispat konusunda tarafların anlaşması ile delil sözleşmesi kurulmuş olur. Delil sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olarak yapılması veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarla olması gerekmektedir.Delil sözleşmesi, belli bir vakıanın, belli bir delille veya diğer deliller yanında kararlaştırılan türdeki deliller ile de ispat edilebileceği konusunda taraflar arasında davadan önce veya yargılama sırasında yapılan usulî bir sözleşmedir.Delil sözleşmesi etkisini doğrudan yargılama hukukunda gösterir. Delil sözleşmesiyle birlikte taraflar yargılama sırasında belli delillere dayanıp dayanmama konusunda taahhütte bulunmaktadırlar. Bunun doğal sonucu olarak mahkeme delil sözleşmesinde yasaklanan bir delili inceleyemez (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, C. II, İstanbul 2017, s. 1741). Bir hususun ispatı için münhasır delil sözleşmesi, başka bir ifadeyle sadece belli delil veya delillerle ispatı mümkün kılan daraltıcı delil sözleşmesi yapılmış ise, delil sözleşmesinde kararlaştırılan delilden başka delille ispat mümkün değildir. Zira taraflar, delil sözleşmesi ile aynı zamanda delillerini hasretmiş olurlar ve kararlaştırdıkları deliller dışında başka delil gösteremezler. Delil sözleşmesinde, hangi hukuki ilişkinin hangi delil ile ispat edilebileceğinin kararlaştırıldığının açıkça gösterilmesi gerekli olup, taraflar genel bir delil sözleşmesi yapamazlar.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 193/2 nci maddesinde ise, delil sözleşmesinin yapılmasının sınırlarına yer verilmiş olup, buna göre taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olacağı belirtilmiştir.Delil sözleşmesini taraflar yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler.Taraflarca ileri sürülmese dahi, delil sözleşmesinin mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Delil sözleşmesi temyiz hâlinde Yargıtay tarafından da kendiliğinden göz önünde tutulur. Delil sözleşmesi kesin delil sayıldığından gerek tarafları ve gerekse mahkemeyi bağlayacağından, hâkimin görevinden ötürü resen bu hususu göz önünde bulundurması zorunludur (Muammer Öztürk, Zeki Gözütok, Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Ankara 2023, s. 1098).Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2020/(15)6-610 Esas, 2022/976 Karar sayılı kararında da değinilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen bayilik anlaşmasının 24/2 Maddesinde " İş bu anlaşmadan mütevellit ticari münasebet nedeniyle bayinin ... deki borç ve alacağının miktarı ... nin defter ve kayıtlarına göre taayün edecektir. Bu bakımdan ...'nin defter, bilgisayar, otomasyon kayıtlarının HMK 193. maddesi kapsamında kati delil teşkil ettiğini bayi şimdiden kabul etmiştir. Bayi TTK ve ilgili mevzuat gereğince usulüne uygun tutmuş olduğu ticari defterlerini kanıt olarak sunma hakkına sahiptir." düzenlemesini içermekle taraflar arasında delil sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince sadece davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile rapor hazırlanmış, davalı tarafın kendi ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinden bahisle yaptığı itiraz üzerine; 27/04/2021 tarihli duruşmanın 4 no'lu ara kararı ile " Taraflar arasındaki sözleşmelerin 24 ve XIII maddeleri ile uyuşmazlık halinde davacı defter ve kayıtlarının kesin delil olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmakla, davalı şirket defterlerinin incelenmesi talebinin reddine, " karar verilmiştir.Oysa davacının ticari defterlerinin delil olarak değerlendirilmesi HMK 222 maddesi kapsamında değerlendirilecek bir husustur. Maddede davacının ticari defterlerinin delil kudreti davalının ticari defterlerinin ibraz edip etmemesine, davalı ticari defterlerindeki kayıt durumuna göre ve delil sözleşmesi hükümlerine göre belirlenecek bir husustur. HMK 190/2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir” hükmü ve ayrıca taraflar arasındaki delil sözleşmesinde yer alan "Bayi TTK ve ilgili mevzuat gereğince usulüne uygun tutmuş olduğum ticari defterlerini kanıt olarak sunma hakkına sahiptir." düzenlemesine aykırı olarak davalının ticari defterlerinin incelenmesi talebinin reddine karar verilerek sadece davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile elde edilen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Ancak bu husus istinaf edenin sıfatına göre kaldırma sebebi yapılmamıştır. İlk derece mahkemesince davacının açık hesap alacağı işleticilik ücreti, katılım bedeli, akaryakıt (lpg/benzin) bedeli, vade farkı alacağı, diğer ürünler (cam suyu, gömlek, kaban vb) bedellerinden oluştuğu belirlenmiştir. Gerekçeli kararda davacının alacak kalemlerinden olan işletme bedeli için 364.325,00 TL fatura toplamı olduğu yönünde belirleme yapılmış ise de bilirkişi kök ve ek raporlarındaki rakamların kontrolü üzerine davacının düzenlediği toplam fatura bedelinin bu rakamın çok üstünde olduğu, ancak eldeki davanın belli bir faturaya ilişkin olarak değil açık hesap bakiyesine ilişkin olduğu, takip tarihi itibarıyla bakiye açık hesabını oluşturan tüm alacak kalemleri toplamının 1.064.837,32 TL olduğu belirlenmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince işletme ücreti alacağının 364.325,00 TL olduğu kabulünden hareketle reddedilen kısım yönünden karar hatalıdır.İlk derece mahkemesince diğer ürünler (cam suyu, gömlek, kaban vb) konusu malların teslimi ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de; bu ürünlere ilişkin faturaların temel fatura senaryosunda hazırlandığı, bu faturalara itiraz edildiğine dair davalı tarafça bir iddia ve belge sunulmadığı, ve taraflar arasındaki delil sözleşmesi ile davacı kayıtlarının münhasır delil olması gibi dosya özelindeki veriler dikkate alındığında bahsi geçen ürünlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmekle bu kısım yönünden davanın reddine dair verilen kararda isabetli görülmemiştir. Taleple bağlı kalınarak davanın takibe konu asıl alacak miktarı olan toplam 1.064.834,62 TL yönünden kabulü gerekmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçe olduğunu ispatlayan bir delil sunulmuş değildir.Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlıdır. Buna göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtar gerekmeyen haller ise borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüt oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.Bu durumda, davacı davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ispatlanmadığından icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Bu durumda mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar verilmesinde ise bir isabetsizlik yoktur. Davacının 729,90 TL İhtiyati haciz vekalet ücreti ve yargılama giderinin HMK 3231-ç hükmünce yargılama giderleri arasında hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, müddeabihe dahil edilemeyeceğinden yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasında nazara alınmıştır. (Emsal Yargıtay 19 HD. 2010/8806 Esas, 2011/5745 K sayılı ilamı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece asıl alacağın bir kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalı tarafından İstanbul 26. İcra Müdürlüğü' nün ... sayılı takibine yapılan itirazın 1.064.834,62 TL asıl alacaklar yönünden iptaline, takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yönünden davanın Reddine,

2- Takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine,

3- Hüküm altına alınan alacağın % 20' si oranında hesaplanan 212.966,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Alınması gerekli olan 72.738,85 TL harçtan peşin alınan 13.217,46 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 59.521,39 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Davacı tarafından peşin yatırılan 13.217,46 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 211,00 TL, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, ihtiyati haciz vekalet ücreti ve yargılama gideri 729,90 TL olmak üzere toplam ‬ 2.495,30 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranına göre 2.435,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 165.725,19 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 28.821,68 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

9- Kanunu'nun 18/A-(11) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre 1.305,00 TL'nin davalıdan, 15,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,

10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,

11-Kanun yolu yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 77,00 TL, toplam 297,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/04/2026