İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının elektrik tesisatların yönelik elektrik panoları üretmekte olup, davalı yana ... projesi için kat panoları hazırlayarak murise teslim ettiğini, 4 adet faturanın bedellerinin halen ödenmediğini, bunun üzerine davacı tarafından Şişli 3.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, anılan takibe borçlu muris ... mirasçılarından ..., ... ve ..., muris ...'nın terekesinin tespiti işlemlerinin Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1 tereke dosyasından devam ettiğini beyan ederek takibe itiraz ettiğini, bunun üzerine Şişli 3.İcra Müdürlüğünün takip dosyasına konu alacak için 08/10/2009 tarihinde Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1 tereke dosyasına belirtilen 4 adet faturadan bakiye alacak olan 36.666,68 TL alacağın tereke dosyasına kaydedilmesine ve taraflarına ödenmesine karar verilmesinin talep olunduğunu, devam eden süreçte borçlu ...'nın terekesi İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/55 tereke dosyası nezdinde tespit edildiğini, davacının faturaya bağlı alacağının halen ödenmediğini beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 36.666,68 TL bakiye alacağın 30/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı muris ... terekesinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerini kabul etmediğini, fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetlerin müteveffaya teslim edilip edilmedikleri, teslim edilmişse dahi eksiksiz ve çalışır durumda teslim edilip edilmedikleri konusunda bir bilgileri bulunmadığını, fatura ve sevk irsaliyelerinin içeriğini, faturalarda belirtilen imalatların murise teslim edilip edilmediğini bilemediğinden dolayı, davacı delillerin tebliğinden sonra beyan ve imza itirazında bulunma haklarını saklı tuttuğunu, faturaların içeriklerini ve ürünlerin murise teslim edildiğini kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla, ortada bir alacak varsa dahi zaman aşımına uğradığını, iş sahibi tarafından talep edilen özelliklere göre yüklenici tarafından elektrik panosu üretilmesi işinin bir eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğundan, davanın 5 yıllık zaman aşımına uğradığını beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı tarafın iddiaları, davalının savunması, icra takip dosyası, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının elektrik tesisatların yönelik elektrik panoları üretmekte olup, davalı yana ... projesi için kat panoları hazırlayarak murise teslim ettiğini ve buna ilişkin düzenlenen 4 adet faturanın bedellerinin davalı muris tarafından ödenmediği belirtilerek İstanbul 27.İcra Müdürlüğü (Eski Şişli 3.İcra Müdürlüğü) ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıkları, anılan takibe davalı muris borçlu muris ... Varisleri aleyhine itiraz ettikleri, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 4 adet faturaya dayalı cari hesap alacağına ilişkin olduğu, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, mahalinde yapılan incelemelerde ... projesi kapsamında her 2 kulede her kat dahilinde yer alan elektrik pano odalarında panoların Jenaratör-... ve ... olarak ayrılmış oldukları, fatura detaylarında yer alan ...-... terimlerinin ... panosu oldukları, şebeke panolarının ayrıca konumlandırılmış oldukları, pano iç donanımlarında eksik bulunmadığının tespit edildiği, faturalarda yer alan pano isim ve numaralarının tamamının mahalinde bizzat tek tek tespit edildiği, pano üzerinde davacı şirkete ait etiketlerin yer aldığını, panoların tamamının enerjili, iç donanımlarının tamamlandığı, topraklama bağlantılarının yapılı olduğu, panoların sorunsuz şekilde ... yönetimi tarafından kullanılmakta olduğu, pano ebatları ve kalınlıkları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede faturalara yansıtılan birim fiyatların fatura tarihleri itibariyle piyasa rayiçlerine uygun oldukları, Takibe konu faturaların tamamının ... kalemlerinden olduğu, faturalardaki kat panosu terimleri ile faturalardaki birim fiyatlar dikkate alındığında toplam birim bedellere pano iç donanımlarının da dahil olduğunu, faturalarda montaj ve iççilik olarak değerlendirilebilecek sorti, linye, hat bedelleri ile anahtar, priz armatür montaj işleri bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafça sadece pano satışı yapıldığı, dava konusu olan 19/08/2008 tarih ve ... numaralı, 19/08/2008 tarih ve ... numaralı, 19/08/2008 tarih ve ... numaralı, 19/08/2008 tarih ve ... numaralı sevk irsaliyelerinde teslim eden ve teslim alan tarafından imzalandığı, davalıya kesilen işbu 4 adet fatura toplamı 36.830,01 TLnin davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olup, davacı tarafından kesilen ve davalı tarafa gönderilen faturalara kanuni itiraz süresi içinde itiraz olunmadığı, faturalara itiraz olmamasının bu hizmetin yapıldığını gösterir nitelikte olduğu, davalı tarafından bu faturalara karşılık herhangi bir ödemenin yapıldığını gösteren bilgi ve belgenin sunulmadığı, bu bağlamda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 09/07/2009 takip tarihi itibari ile 36.668,68 TL alacaklı olduğu, davalıların daha önce temmerüde düşürülmemiş olması nedeniyle dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği, sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğinin de bulunması nedeni ile satış sözleşmesine ilişkin zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, alacağa ilişkin takibin 09/07/2009 tarihinde başlatıldığı, zamanaşımının bu tarih itibarı ile kesildiği, hem zamanaşımının kesildiği tarih hem teslim tarihi olan 19/08/2008 tarihi dikkate alındığında davanın 30/07/2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı (BK 125. maddesi) süresi içinde açıldığı kanaatine varılmakla, davanın kısmen kabulü ile, 36.668,68 TLnin dava tarihinden itibaren işlenen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alacağa ilişkin hesaplama içeren 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda temerrüt tarihi olarak tespit edilen 09.07.2009 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken avans faizinin dava tarihinden itibaren işletilmesi ile hatalı bir şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi nedeniyle müvekkili şirketin 9 yıllık bir faiz alacağından mahrum kalması şeklinde hakkaniyetsiz ve hukuka aykırı bir sonuç ortaya çıktığını, gerek karardan gerekse dosyadaki diğer belgelerden ve beyanlarından da anlaşılabileceği üzere dava; davalı yana ait ... isimli iş kulelerine müvekkili şirket tarafından satılan elektrik panolarına ait fatura bedellerinin ödenmemesinden kaynaklandığını, taraflar arasındaki ilişkinin ticari işletmelerini ilgilendirdiği son derece açık olup, mülga ve yeni Ticaret Kanun’un 3. maddesi uyarınca ortada bir ticari iş olduğunun tartışmasız olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin alacağının ticari işten kaynaklandığı ve esas alınması gereken faiz oranının ticari işlere uygulanacak ticari temerrüt faizi oranı olduğunun açık olduğunu, nitekim mahkemenin bu yönde karar verdiğini, ne var ki, mahkeme tarafından faizin başlatılacağı tarihin yanlış tespit edildiğini, bir an için, fatura üzerindeki ödeme vadesinden faiz işletilemeyeceği düşünülse dahi, bu durumda da zaten 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530.maddesi uygulama alanı bulacağını, anılan 1530. maddede mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarının düzenlendiğini, davaya konu faturaların 20.08.2008 tarihli olup, ödeme vadesi fatura üzerinde 30.08.2008 olarak açıkça belirtildiğini, faturalar üzerinde ödeme vadesi 30.08.2008 olarak açıkça belirtilmiş iken, faizin dava tarihinden başlatılmasının son derece hatalı olduğunu,açıklanan nedenlerle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.05.2022 tarih ve 2018/684 E., 2022/330 K. sayılı kararındaki faizin işletileceği tarih ile ilgili kısmının düzeltilerek, davanın tamamen kabulüne ilişkin yeniden esas hakkında karar verilmesini veya hükmün kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini; aksi kanaat hasıl olur ise de, hükmün açıklanan sebeple kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından müteveffa ... terekesine ait ... olarak bilinen binaların elektrik tesisatına yönelik olarak kat panoları hazırlanarak sağlığında murise teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinden bakiye 36.666,68 TL’nın ödenmediğini beyanla alacağın tahsili talebiyle huzurdaki davayı açtığını, davaya konu olan sözleşmenin bir “eser” sözleşmesi olduğunu, iş sahibi tarafından talep edilen özelliklere göre yüklenici tarafından elektrik panolarının üretildiğini, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 30/05/2020 tarihli ek raporda çok açık bir şekilde “panoların her bir kat için gereksinim duyulan elektrik ihtiyacına göre, aynı şekilde asansör panolarının kabin ve motor kapasitesine göre, hidrofor ve kazan panolarının kat yükekliklerine göre değişiklik göstereceği, panoların eser niteliği bulunduğu, binaya özgü olarak üretildikleri, standart ürün saylmayacağı” şeklinde görüş bildirildiğini,Bilirkişi 27/11/2021 tarihli 2.ek raporunda da benzer şekilde; sözleşmenin “satış sözleşmesi” olarak değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, Mahkemece bilirkişi tarafından hazırlanan 2. ek raporun sonuç kısmında yer alan sözleşmenin “satış sözleşmesi” olarak değerlendirilebileceği görüşüne itibar edilmesi ve davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle Mahkemenin 17/05/2022 tarihli 2018/684 E - 2022/330 K sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda davacı, davalının ... projesi için kat panoları hazırlayarak davalıya teslim ettiğini, 20.08.2008 tarihli 11.564,00 TL, 9.794,00 TL, 9.086,00 TL ve 6.386,01 TL tutarlarındaki 4 adet fatura bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine Şişli 3.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalı murisin mirasçıları hakkında icra takibi başlattığını, davalı murisin mirasçılarından ..., ... ve ...'nın, murisin terekesinin tespiti işlemlerinin Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1 tereke dosyasından devam ettiğini beyan ederek takibe itiraz ettiklerini beyan ederek eldeki davayı açmış; tereke hakimliğince davalı murisin terekesine atanan tereke yöneticileri tarafından, faturalarda belirtilen imalatların murise teslim edilip edilmediğinin bilinmediği, iş sahibi tarafından talep edilen özelliklere göre yüklenici tarafından elektrik panosu üretilmesi işinin bir eser sözleşmesi olduğu, eser sözleşmesinden doğan alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğundan davanın 5 yıllık zaman aşımına uğradığı savunulmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için taraf ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davacı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dava konusu 4 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan 36.666,68 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından bu faturalara karşılık ödeme yapıldığını gösteren bir belge bulunmadığı tespit edilmiştir.Mahallinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, ... projesi kapsamında her kat dahilinde yer alan elektrik pano odalarında bulunan panolar üzerinde davacı şirkete ait etiketlerin yer aldığı, faturalarda yer alan pano isim ve numaralarının tamamının mahalinde bizzat tespit edildiği, panoların sorunsuz şekilde ... yönetimi tarafından kullanılmakta olduğu belirtilmiştir.Somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ihtilafsızdır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan birinci ek raporda, panoların eser niteliği bulunduğu, binaya özgü olarak üretildikleri, standart ürün sayılmayacağı belirtilmiş iken ikinci ek raporda, panolarda yer alan parçaların sökülmesi halinde başka panolarda, tali dağıtım kutularında kullanılabileceği, faturalarda pano montajlarının davacı tarafça yapılacağına ilişkin iş kalemi bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin “satış sözleşmesi” olarak değerlendirilebileceği belirtilerek çelişki yaratılmış ise de bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir.Bir sözleşmenin eser sözleşmesi veya satış sözleşmesi olarak nitelendirilmesi, o sözleşmeye uygulanacak hükümlerin tespiti açısından önem taşımaktadır.Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği bir iş görme sözleşmesidir (Türk Borçlar Kanunu m. 470). Satış sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 207/1.maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Hem eser hem de satış sözleşmelerinde bir bedel karşılığında bir malın zilyetlik ve mülkiyetinin geçirilmesi söz konusudur. Bu sözleşmeler arasındaki temel fark, eser sözleşmesinde teslim edilecek şeyi yüklenici meydana getirirken, satış sözleşmesinin konusunu kural olarak mevcut bir malın oluşturmasıdır.Eserin seri üretim kapsamında meydana getirilmesi ve iş sahibi dışındaki kişilerin ihtiyaçlarına da hizmet etmesi, eserde yüklenicinin kisisel niteliklerinin arka planda olması veya eserdeki malzeme unsurunun emek unsuruna üstün olması durumlarında eser sözleşmesi değil, nitelikli satış sözleşmesi söz konusudur. Buna karşılık eserin özel üretim olması, iş sahibinin üretim sürecine talimatları ile müdahale edebilmesi eserde yüklenicinin kişisel niteliklerinin ön planda olması veya eserdeki emek unsurunun malzeme unsuruna üstün olması durumlarında eser sözleşmesi mevcuttur.Somut olayda davaya konu edilen fatura içeriği yalnızca kat panolarından oluşmakta olup, faturalarda pano montajlarının davacı tarafça yapılacağına ilişkin iş kalemi bulunmadığı gibi elektrik panoları davalının ... projesine ilişkin olarak bu binalara özgü şekilde üretilmiş olsa da malzeme unsurunun emek unsuruna üstün olduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi değil, nitelikli satış niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda zamanaşımı süresi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 146. Maddesi (Borçlar Kanunu'nun 125.maddesi) uyarınca 10 yıl olup, 09.07.2009 tarihinde başlatılan icra takibi ile TBK 154/2.maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiştir. TBK'nın 156/1.maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlayacağından 30.07.2018 tarihinde açılan eldeki davanın, zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Dava konusu olan faturalara dayanak 19.08.2008 tarih ve ...-...-...- ... numaralı sevk irsaliyelerinde teslim eden ve teslim alan kısımlarında imza bulunduğu, mahallinde yapılan inceleme ile faturalara konu elektrik panolarının kullanılmakta olduğunun tespit edildiği gözetildiğinde davalı tarafça fatura bedellerinin ödendiği yönünde bir savunmada bulunulmadığına göre davacı, fatura bedelleri olan 36.666,68 TL tutarında davalı terekesinden alacaklı durumdadır. Buna göre mahkemece 36.668,68 TL'nin davalı terekesinden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.TBK.’nun 117.maddesi uyarınca taraflarca müttefikan bir ödeme günü kararlaştırılmadıkça muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur.Davaya konu faturalarda ödeme vadesi 30.08.2008 olarak belirtilmiş ise de bu husus TBK.’nun 117. maddesi anlamında ödeme gününün kesin olarak belirlendiği sonucunu doğurmaz. Türk Ticaret Kanunu'nun 1530.maddesi ise yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanacak olup, anılan düzenleme satım sözleşmelerine uygulanmadığından somut olayda bu hükmün uygulanması da mümkün değildir.Davacı tarafça 09.07.2009 tarihinde davaya konu alacak hakkında takip başlatılmış olup, takipten önce temerrüt ihtarında bulunulduğuna dair bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Bu durumda temerrüdün takip tarihinde gerçekleştiğinin kabulü ile hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçelerle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve faiz başlangıcı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;Mahkemece eldeki davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1- Davanın KABULÜ ile, 36.668,68 TL'nin takip tarihi olan 09.07.2009 tarihinden itibaren işlenen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 2.504,70 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 626,18 TLnin mahsubu ile bakiye 1.878,52 TLnin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 5.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.817,70 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5- Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 626,18 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine,
7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 31,00 TL olmak üzere toplam 251,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 626,18 TL harcın, alınması gerekli olan 2.504,70 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.878,52 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026