İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu icra dosyasına dayanak cari hesap ekstresinden kaynaklı davalıdan 34.168,36 TL alacağının bulunduğu, iş bu alacağın müvekkiline ödenmediği, davalı hakkında İzmir 2. ATM'nin 2019/528 Esas sayılı dosyasından geçici mühlet kararı verildiği, konkordato komiserleri tarafından yapılan incelemede müvekkilinin alacağının 34.168,36 TL olarak tespit edildiği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2021/13051 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, davacı taraf ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafından müvekkili şirkete cari hesabın kesildiğine dair herhangi bir bildirimin gönderilmediği, dava konusu alacağın neye dayandığı ve neye ilişkin olduğunun belirsiz olduğu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklı bakiye 34.168,36 TL alacağının bulunduğu, işbu alacağın ödenmediğinden bahisle İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2021/13051 Esas sayılı icra takip dosyasıyla asıl alacakla birlikte davalı ile ilgili İzmir 2. ATM'nin 2019/528 Esas sayılı dosyasıyla devam etmekte olan konkordato davası nedeniyle dosyaya başvuru tarihi olan 21.01.2020 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tahsili için davalı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaliyle %20'den az olmamak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle, iş bu davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığı, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davacı tarafça tanzim edilen cari hesap ekstresi dışında alacağın varlığını kanıtlayan bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacı tarafça öncelikle taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin tanımlanmasının gerektiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki ilişki sözleşmesel ilişki olduğundan iş bu dava TBK 146.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan davalının zamanaşımı def'inin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi için her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 18.08.2022 tarihli raporda; her iki tarafa ait 2018,2019,2020 ve 2021 yılı ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının davalıdan 34.168,36 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, her iki taraf ticari defterlerinde bu alacağın 31.12.2020 tarihine kadar devrettiği, icra takip tarihi itibariyle her iki taraf defterlerine göre davacının davalıdan 34.168,36 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre her iki tarafa ait ticari defterlerde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.168,36 TL bakiye alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğunun tespit edilmiş ve bu alacağın ödendiği yönünde bir belge davalı tarafça dosyaya sunulmadığı gibi bu yönde bir savunmanın da dile getirilmemiş olması karşısında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.168,36 TL bakiye alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça takip talepnamesinde asıl alacağın yanında 8.872,78 TL'lik işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de takipten önce davacı tarafça davalının temerrüde düşürüldüğüne dair davalı şirkete gönderilmiş bir ihtarnamenin dosya kapsamı belgeler arasında yer almadığı, davacı tarafça talep edildiği şekilde İzmir 2. ATM'nin 2019/528 Esas sayılı dosyasıyla davalı şirket ile ilgili olarak devam etmekte olan konkordato davasına davacının müdahale talebinin davalı açısından temerrüt tarihi olarak kabul edilemeyeceği, davalıya usulünce gönderilmiş temerrüt ihtarnamesinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davacı tarafın işlemiş faize ilişkin talebinin ise yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.
Yukarıda anlatılan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2021/13051 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 34.168,36 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 6.833,67 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur." gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 27.İcra Dairesi'nin 2021/13051 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 34.168,36 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,
Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 6.833,67 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davadaki haklılıklarının şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispat edildiğini, mahkemece bu doğrultuda asıl alacak yönünden kabulüne karar verildiğini, ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak konkordato sürecinde mahkemeye ve konkordato komiserine başvurularak alacağın ödenmesinin talep edildiği halde bu başvurunun hukuken herhangi bir anlam ifade etmediğinin ve ihtar gönderilmediğinin gerekçesiyle faiz yönünden taleplerinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarının tahsili için defalarca görüştüğünü ancak davalının borcunu ödemediği gibi konkordato başvurusunda bulunduğunu, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne kaydedilen dosyada takip yapılmasını engelleyecek şekilde kararlar verildiğini, bu mahkemece davacı şirket aleyhine hiçbir takip yapılmaması, mevcut ve ileride yapılacak tüm takiplerin durdurulması, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin müdahale talebinde bulunduğunu ve alacaklarının dosyaya kaydedildiğini ve ödenmesinin talep edildiğini, devam eden süreçte dosyaya sundukları kesin mühlet konkordato komiser heyeti toplantı-karar tutanağı N: 5 de belirtildiği şekilde dosyaya başvuru tarihi olan 20/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte alacaklarının ödenmesinin talep edildiğinin belirtildiğini ancak söz konusu karar tutanağında borçlu şirketin mühlet kararından önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, komiserler tarafından mühlet kararı öncesinde temerrüt olmadığı ancak mahkemeye başvuru tarihi itibariyle alacak talep edildiğinin kabul edildiğini, davalının konkordato talebinde bulunarak aleyhine takip yapılması engellendiğinden icra yoluna gidemeyen müvekkili yönünden en geç İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesine başvuru tarihinin temerrüt tarihi olduğunun izahtan vareste olduğunu, konkordato sürecine giren, talebi doğrultusunda takipler yasaklatılmasını isteyerek kendi lehine olacak şekilde menfaat temin ancak yıllarca süren dava sonunda davasından feragat eden davacının kendi eylemleri ile menfaat temin etmesi sonucu ortaya çıktığını, bu durumun hukuken kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece işlemiş faiz yönünden taleplerini temerrüt oluşmadığı nedeniyle reddedilmiş ise de, hakkında takip yapılması yasal olan bir hakkında ihtar gönderilmediği beyan edilerek karar verilmesinin hukuk mantığı içinde açıklanmasının mümkün olmadığını, kesin mühletin kalkmasıyla birlikte adi alacaklar için geçmişe yönelik faizin işlemesi mümkün hale geleceği noktasında herhangi bir tereddüt bulunmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davacı tarafça, cari hesap ekstresinden kaynaklı davalıdan 34.168,36 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın ödenmediği, davalı hakkında İzmir 2. ATM'nin 2019/528 Esas sayılı dosyasından geçici mühlet kararı verildiği, konkordato komiserleri tarafından yapılan incelemede müvekkilinin alacağının 34.168,36 TL olarak tespit edildiği iddiasıyla davalının İzmir 27.İcra Dairesinin 2021/13051 esas dosyasına yaptığı itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı tarafın icra takibinden önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2022 tarih, 2022/47 Esas ve 2022/738 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 152,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 580,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/04/2026