İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
MENFİ TESPİT
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça, davacı aleyhinde İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8818 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan takip için gönderilen ödeme emrinin davacıya usulüne uygun olarak gönderilmediği, yapılan tebligatların tamamen usulsüz olduğunu, takibin dayanağında belirtilen istasyon pompa satış alacağı şeklindeki bir takım resmi ve geçerli olmayan evraklar dahilinde takip dayanağının belirtildiği, bu belgelerde müvekkili şirkete satışlar yapıldığı ve nakil aracının ..... plakalı yakıt aracıyla teslim edildiğinin belirtildiği, takip dayanağında belirtilen tarihler esasa alındığında .... plakalı aracın o tarihlerde müvekkili şirkete ait olmadığı, müvekkil şirketin bu aracı Nazilli 2. Noterliği'nin 03/09/2019 ve 9092 yevmiye nolu araç satış sözleşmesiyle satın aldığını, bu tarihten önce aracın başka bir kişiye ait olduğunu, müvekkili şirkete ait taşıt kartı ile nakil yapabileceği aracın .... plakalı araç olduğunu, bunun dışındaki araçlar ile yapılan sevkiyatların müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, davalı şirketin 15/01/2020 tarihi itibariyle .... tarafından .... isimli kişiye devredildiği, sonrasında ise bu şirket tarafından şu an davalı olan şirket ortaklarına devredildiğinden bahisle davacının dava konusu icra takibinden dolayı dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyetli davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davalı şirketten almış olduğu yakıt ücretini ödememesi üzerine İstanbul 28. İcra Dairesi'nin 2020/8818 Esas sayılı dosya kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine söz konusu ilamsız icra takibinin kesinleştiğini, davacı tarafın, borçlu olmadığının tespit edilmesi için işbu menfi tespit davasını açtığını, davacının dava dilekçesinde borcu reddetmediğini, İstanbul 28. İcra Dairesinin 2020/8818 Esas sayılı icra takibindeki miktara itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davacı şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığını, usulsüz tebligat iddiasında bulunan davacının icra mahkemelerinde şikayet yoluna gitmeyerek işbu davayı açmasının hukuki yararının bulunmadığını, menfi tespit davalarında hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının maddi gerçekle örtüşmediğini, davacı tarafın bu davayı açmada haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince ".... Dava Menfi Tespit Davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık .... plakalı tır ve .... plakalı römorkun davalıdan 05.02.2018-31.12.2019 tarihleri arasında satın almış olduğu yakıt bedelinden davacının sorumlu olup olmadığı üzerinde toplanmıştır.
Davaya konu yakıtın alınmış olduğu ..... ve .... plakalı araçların trafik sicil kayıtları istenmiş; her iki aracın da 03.09.2019 tarihinde davacı adına tescil edilmiş olduğu, daha öncesinde dava dışı üçüncü kişiler adına kayıtlı oldukları anlaşılmıştır.
Tarafların defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; her iki tarafın defterlerinin de usulüne uygun tutulmuş olduğu ve lehlerine delil olarak kabul edilebileceği anlaşılmıştır.
.... ve .... plakalı araçların davacı defterlerine 03.09.2019 yani satın alındığı tarihte tescil edilmiş olduğu tespit edilmiştir.
Davacı şirketin kuruluş tarihinin 24.07.2019 tarihinde kurulmuş olduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Yakıt alım başlangıcı olan 05.02.2018 tarihinde davacı şirket var olmayıp davalı taraf da 2018 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını kesin süre içerisinde dosyaya ibraz etmemiş olduğundan davacı şirketin kuruluşundan önceki döneme ait alacağından davacının sorumlu olduğunu gösterir herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Davacının kuruluş tarihinden sonraki yakıt alımlarının incelenmesinde ise; araçların 03.09.2019 tarihinde davacının adına tescil edilmiş olduğu, pompalardan çıkan gün sonunda alınan Z raporlarının davalının yasal defterlerinde açık hesaplar şeklinde kayıtlı olduğu, açık hesapların kimlere ait olduğunun tespitinin yapılamayacağı ve davalı tarafa açık hesapların kimlere ati olduğunu gösterir herhangi bir belge de sunulmamış olduğundan .... ve .... plakalı araçların almış olduğu yakıt bedellerinin peşin ödenmiş olduğu bu itibarla da davacının davalaya herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının kötüniyet tazminatı talebinin ise; davalının yapmış olduğu takipte yalnızca davacıyı zararlandırmak amacını taşıdığına dair herhangi bir kanaat oluşmadığından reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın KABULÜ İLE; Davacının davalıya İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2020/8818 esas sayılı dosyasından kaynaklı borcunun olmadığının TESPİTİNE, Kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından bu yöndeki talebin REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hukuki yararının bulunmaması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken yerel mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan dava dilekçesinde ilk olarak usulsüz tebligat iddiasında bulunulmuş olup anılan iddiaya karşı taraflarınca sunulan 20.10.2021 tarihli cevap dilekçesinin 4 numaralı paragrafında davacı tarafın davayı açmakta hukuki yararının olmadığının ifade edildiğini, ancak yerel mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını ve bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, menfi tespit davasının hukuki niteliği itibariyle davayı ikame eden tarafın açıkça hukuki yararının bulunmasının gerektiğini, anılan dava konusu İstanbul 28. İcra Dairesi'nin 2020/8818 Esas sayılı icra takibine karşı davacı tarafça itiraz edilmeyerek takibin kesinleştirildiğini, her ne kadar davacı tarafça "...müvekkil şirkete ait araçlara yakalamalı haciz konulması ve satışı istenilmesiyle bu durum farkedilmiş, artık borçlu olmadığımızın tespiti zorunlu hale gelmiştir..." gerekçesiyle huzurdaki dava ikame edilmiş ise de, davacı tarafın basiretli tacir gibi hareket etmediğini, TTK'nın 18/2 maddesinde; " her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü gereğince davacı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerekmekteyken davacı tarafın bu yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle takibin kesinleşmesine neden olduğunu, her ne kadar davacı tarafça usulsüz tebligat iddiasında bulunulmuş ise de, tebligatların hepsi işyeri daimi çalışanlarına tebliğ edilmiş olup, ödeme emri, 103 davetiyesi, kıymet takdiri raporlarının hepsinin davacı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, bu nedenle davacı tarafın tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin iddialarının hukuki temelden yoksun ve kötü niyetli olduğunu, dosyada mübrez tebliğ mazbatalarının incelenmesinde de, bu hususun açıkça görüleceğini, bu bağlamda davacı tarafın yükümlülüklerine aykırı davrandığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için usulsüz tebligat iddiasının yerinde olduğu varsayılsa bile bu takdirde de davacı tarafça İcra Hukuk Mahkemelerinde şikayet yoluna müracaat edilmesi gerekmekteyken menfi tespit davasının açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafça huzurdaki menfi tespit davasının ikame edilmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı tarafça hiçbir şekilde şikayet yoluna gidilmeden doğrudan menfi tespit yoluna başvurulmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, TMK'nun 2. Maddesi hükmü çerçevesinde; herkesin hukuki ilişkilerinde dürüstlük kuralına uygun hareket etmek durumunda olduğunu, "bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünün bulunduğunu, ancak davacı tarafça menfi tespit kurumunun açıkça dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullanıldığını, davacı tarafça menfi tespit kurumu amacına uygun şekilde kullanılmadığını, davacı tarafça iddia edildiği şekliyle usulsüz bir tebligatın var olması halinde başvurulacak kurumun İcra Hukuk Mahkemeleri olduğunun izahtan vareste olduğunu, davacı tarafça hiçbir şekilde şikayet yoluna gidilmeden doğrudan menfi tespit kurumuna başvurulduğunu, davacı tarafın kanuni yükümlülüklerine aykırı hareket ederek aleyhine başlatılan takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleşmesinin ardından kötü niyetli olarak müvekkilin alacağına kavuşmasını geciktirmek için menfi tespit yoluna başvurduğunu, bu bağlamda davacının iyi niyetle hareket etmediği ortadayken yerel mahkemece bu hususun tamamen göz ardı edilerek hüküm kurulmasının açıkça usule ve yasaya aykırı olup bozma sebebi olduğunu, bilirkişilerce hazırlanan raporların eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, hükme esas alınmaması gerekmekteyken yerel mahkemece bu hususun da göz ardı edildiğini, yerel mahkemece uyuşmazlığın çözümü için bilirkişiye başvurulmuş olup yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu borca ilişkin eksik ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, davacı tarafça yargılamanın her aşamasında dava konusu ..... ve .... plakalı araçların 03.09.2019 tarihinde satın alındığını, bu sebeple daha önceki tarihlerde doğan borçlardan sorumlu tutulamayacağının iddia edildiğini, ancak hem yerel mahkemece hem de bilirkişilerce göz ardı edilen bir hususun mevcut olduğunu, 20.07.2022 tarihli bilirkişi raporunun "dava konusu fatura ve ödeme kayıtlarının incelenmesi" başlıklı kısımda davacı tarafın yasal defter kayıtlarına göre aracın satın alındığı iddia edilen tarihten itibaren müvekkili şirketten satın alınan akaryakıt dökümlerinin paylaşıldığını, kayıtların incelenmesinde, kayıtların alınmaya başladığı tarihin davacı tarafça araçların satın alındığı iddia edilen tarihten daha önce olduğunu, yani davacı tarafın kendi iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu kendi kayıtlarıyla ispatladığını, bu bağlamda davacı tarafça bünyelerinde bulunmayan bir araç için akaryakıt satın alınamayacağı göz önünde bulundurulursa davacı tarafça sunulan satış sözleşmesinden önce de dava konusu .... ve .... plakalı araçlarla müvekkili şirketten akaryakıt satın alındığı izahtan vareste olduğunu, lakin bu hususun hem bilirkişilerce hem de yerel mahkemece göz ardı edildiğini, yerel mahkemece açıklanan gerekçeli kararda hukuki bir değerlendirme veya gerekçe yer almamakla birlikte bilirkişi raporundaki cümlelerin tekrar edilerek hüküm kurulduğunu, yerel mahkemece açıklanan 27.09.2022 tarihli, 2021/8 Esas ve 2022/545 Karar sayılı kararda görüleceği üzere bilirkişi raporundaki hususların doğruluğuna ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığını ve bilirkişi raporlarındaki cümleleri tekrarla gerekçeli kararın yazıldığını, açıkça gerekçelendirilmeyen ve kanuni dayanağı belirtilmeyen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; İİk 72. maddesi gereğince açılmış olan menfi tespit davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Davanın kabulü ile; davacının davalıya İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8818 Esas sayılı dosyasından kaynaklı borcunun olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından bu yöndeki talebin reddine " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8818 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davalı alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında 03.03.2020 tarihinde 155.510,46 TL asıl alacak ve 55.308,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 210.818,93 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı ve takibin kesinleştiği ve takibe dayanak olara "05.02.2018 vade tarihli istasyon pompa satış alacağı olarak " gösterildiği ve takip talebi ekinde İstasyon Pompa Satış Raporuna ilişkin döküm sunulduğu görülmüştür.
Davacı tarafça takip çıkış tutarı üzerinden harç yatırılmak suretiyle davaya konu icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti için eldeki davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, eldeki iş bu davada ıspat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunmasına, HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince takibe konu alacak iddiasının yazılı deliller ile kanıtlanmasının gerekmesine, davaya konu icra takip talepnamesi ekinde sunulan İstasyon Pompa Satış Raporuna göre icra takibinin, 05.02.2018-31.12.2019 tarihleri arasında .... plakalı araca yüklenen motorin satış bedeline dayandırılmış olmasına, davacı tarafça bu aracın 03.09.2019 tarihinde satın alındığının ve davacı şirketin 24.07.2019 tarihinde kurulmuş olduğu hususunun dosyadaki resmi kayıtlarla sabit olmasına ve satın alma tarihinden önce iş bu aracın davacı tarafça işletildiğine dair de yazılı bir belgenin ıspat yükü üzerinde olan davalı tarafça dosyaya sunulmamış olmasına, HMK 119/f maddesi gereğince davalı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmamış olmasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/09/2022 tarih ve 2021/8 Esas 2022/545 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 14.401,04 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 3.600,26 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 10.800,78 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Kararın resen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/04/2026