T.C.İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Davacı vekili; müvekkili ile davalı İstanbul ... arasında 25/12/2018 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme bedeli 33.000 USD'lik kısmının ödendiğini ancak, anılan davalının sözleşme konusu tenteyi süresinde ve gereği gibi tamamlayamayacağının anlaşılması üzerine bu kez davalı ... ... ile sözleşme konusu bu tentenin tamamlanması için anlaşma sağlandığını, bu kapsamda 11/02/2019 tarihli tutanak ile müvekkili tarafından 67.500 USD ödeme yapıldığını, davalıların süresinde edimlerini yerine getiremediklerini, müvekkiline süresinde tentenin teslim edilemediğini, bu nedenle seçimlik hak gereği sözleşmeden dönülerek tentenin dava dışı üçüncü kişiden temin edildiğini; müvekkili tarafından yapılan 68.500 USD ödemenin ihtara rağmen iade edilmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Davalı ... 06/02/2020 tarihli duruşmadaki beyanıyla, davacının sipariş ettiği tente için davacıdan 33.000 USD aldığını, sözleşme bedelinin 67.000 USD olduğunu, aynı işin diğer davalı tarafından tamamlanılması yönünde anlaşma sağlandığını, işin tamamlandığını ancak, davacı tarafça teslim alınmadığını savunmuştur.
Diğer davalı ... aynı tarihli duruşmadaki beyanıyla, davacı ile davalı ... arasında yapılmış sözleşme gereği işin tamamlanmasının üstenildiğini, davacı tarafça bu iş için tarafına 34.000 USD ödeme yapıldığını, bakiye 5.000 USD'nin ödenmediğini, ayrıca imal edilen tentenin davacı tarafça teslim alınmadığını savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı iş sahibi ile davalı yüklenici İstanbul ... ... Sistemleri- ... arasında 25/12/2018 tarihli sözleşme ile ... imalatı ve teslimi konusunda anlaşma yapıldığı ve bu kapsamda 33.000 USD peşin ödeme yapıldığı, işin süresinde tamamlanamayacağının anlaşılması üzerine aynı işin 19/03/2019 tarihli sözleşme ile diğer davalı ...’a devredildiği ve bu davalıya da 34.000 USD ödendiği, ancak her iki davalı tarafından da sözleşme konusu eserin kararlaştırılan sürede teslim edilmediği, teslimin gerçekleşmemesinin davacıya atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklandığının davalılarca ispat edilemediği, bu nedenle davacının TBK’nın 125. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ödediği bedelleri sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri isteyebileceği, bu kapsamda davalılar yönünden toplam 67.000 USD alacak bulunduğunun sabit olduğu, davalıların bu miktara yönelik icra takibine yaptıkları itirazın haksız olduğu, ancak ihtarnamenin tebliğine ilişkin belgenin dosyaya sunulmaması nedeniyle temerrüdün takip tarihinde gerçekleştiği ve işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın 67.000 USD asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve alacağın likit olması nedeniyle davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunda özetle; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/448 Esas, 2021/1078 Karar sayılı ilamı ile müvekkil tarafından talep edilen 68.500 USD alacağın yalnızca 67.000 USD’lik kısmının kabul edilerek 1.500 USD’lik kısmının reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, dosya kapsamı ve sunulan delillerle müvekkilin davalılara toplam 68.500 USD ödeme yaptığının sabit olduğu, ancak bilirkişinin incelemesini yalnızca 19.03.2019 tarihli tutanakla sınırlı tutarak eksik değerlendirme yaptığı, bu nedenle hükmedilen miktarın hatalı belirlendiği ve alacağın tamamı yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği, reddedilen 1.500 USD’lik kısım nedeniyle müvekkil aleyhine hükmedilen 40.232,15 TL vekâlet ücretinin, reddedilen miktarla kıyaslandığında fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğu, güncel kur üzerinden bu tutarın çok daha düşük bir değere karşılık geldiği, yerel mahkemece davalılar hakkında ayrı ayrı sorumluluk tesis edilmesinin de hatalı olduğu, oysa dava dilekçesinde açıkça birlikte hareket eden davalılardan sözleşmeden dönme kapsamında yapılan ödemenin iadesinin müteselsilen talep edildiği, icra takibine konu borçluların da aynı kişiler olduğu dikkate alındığında hükmün müteselsil sorumluluk esasına göre kurulması gerektiği, bu yönleriyle ilk derece mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirmeye dayandığı ileri sürülerek kaldırılması talep edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalılar yüklenicidir.
Davacı vekili, davalıya tente imalatı işi verildiğini ve bu kapsamda 33.000 USD ödeme yapıldığını, işin süresinde tamamlanamayacağının anlaşılması üzerine diğer davalı ile anlaşarak ilave ödemelerde bulunulduğunu, ancak her iki davalının da edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi ve teslimin gerçekleşmemesi üzerine sözleşmeden dönülerek işin üçüncü kişiden temin edildiğini ileri sürerek yapılan ödemelerin iadesini talep etmiştir. Davalılar davaya cevap vermemekle birlikte duruşmada işin tamamlandığını ve davacı tarafından teslim alınmadığını savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafından yapılan ödemelere rağmen eserin süresinde teslim edilmediği, teslimin gerçekleşmemesinin davacıdan kaynaklandığının ispatlanamadığı, bu nedenle davacının 6098 sayılı TBK’nın 125. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği ve ödediği bedelleri sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşmeden dönme, sözleşmeyi geriye etkili olarak ortadan kaldıran bozucu yenilik doğuran bir hak olup, karşı tarafa yöneltilen irade beyanı ile hüküm ve sonuç doğurur. Dönme beyanının açıkça “fesih” veya “dönme” şeklinde ifade edilmesi zorunlu olmayıp, iş bedelinin iadesinin talep edilmesi gibi irade açıklamaları da dönme beyanı olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı tarafın yaptığı ödemelerin iadesini talep etmek suretiyle sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu, bu itibarla sözleşmenin geriye etkili olarak sona erdiği, tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca aldıklarını iade ile yükümlü oldukları anlaşılmaktadır. Nitekim davalılar da yapılan ödemeleri inkâr etmediklerinden, bu kapsamda mahkemece ödemelerin iadesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Davacının daha fazla ödeme yaptığı yönündeki iddiasının ise dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacının dosya kapsamındaki tüm beyanlarından anlaşıldığı üzere davalı İstanbul ... yönünden icra takibinin 33.000 USD alacağa ilişkin olduğu ve mahkemece bu davalı bakımından davanın tam kabulüne karar verildiği dikkate alındığında, davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı aleyhine vekâlet ücretine ilişkin 8 nolu bendinin kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin vekalet ücreti yönünden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,
2-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/12/2021 tarih ve 2019/448 Esas, 2021/1078 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasında davalı ...'ın 34.000 USD'ye ve davalı İstanbul ... ... ...'in 33.000 USD'ye olmak üzere toplam 67.000 USD'ye yönelik itirazlarının ayrı ayrı iptalleri ile takibin itirazın iptaline karar verilen asıl alacak kalemlerine (yıllık %19,50 oranını geçmemek kaydıyla) takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen miktarlar üzerinden %20 oranında hesaplanan 40.392 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan, 39.204 TL icra inkar tazminatının davalı ...'den tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
3-Davacının fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 59.591,32 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.881,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 54.709,57 TL harcın 26.695,92 TL'sinin davalı İstanbul ... ... ...'den, 27.743,65 TL'sinin davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yatırılan 4.881,75 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 219,80 TL tebligat ve posta gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.219,80 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 6.041,30 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 60.668,30 TL vekalet ücretinin 29.881,00 TL'sinin davalı İstanbul ... ... ...'den, 30.786,00 TL'sinin davalı ...'dan alınıp davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.