Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdindeki 4548,15.USD alacağını, sundukları temlik ve ibra sözleşmesi ile davalının, 32 ayda ödemek üzere borcu devir aldığını, davalı sözleşme gereği 5 taksit ödediğini, bakiyesini ödemeyerek sözleşme gereğini yerine getirmediğini ve borcu ödemediğini, bunun üzerine kendilerinin .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile 4548 USD. asıl ve 1948,96 faiz olmak üzere icra takibi başlattıklarını, bunun üzerine davalı vekilinin borca itiraz ettiğini ve ''Müvekkili Şirketin Takip alacaklısına hiçbir borcu yoktur'' diyerek haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, sonuç olarak, davalının haksız itirazının İptali ile %20 inkar tazminatına ve mahkeme masrafı ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizde görülen ve konusu iş bu davayla bire bir aynı olan mahkememizin .... savılı dosyada Mahkemece " ... Dava dışı finans kurumu halen tasfiye halinde olup tasfiye sonuçlanıp kâr ve zarar durumu belirginleşmeden davacının alacak talep etmesi mümkün değildir. Tasfiye sonuçlanmamış ve dava tarihi itibariyle alacak muaccel hale gelmemiş bulunduğundan, davanın zamansız açıldığının kabul edilerek bu nedenle davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verildiğini dava dışı finans kurumu dosyamızda taraf değilse de, takibe dayanak yapılan belge alacağın temliki başlıklı (teorik olarak borcun nakline benzeyen) belge olduğunu belirterek, mahkememizin .... sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, yine mahkememizde görülen ve konusu iş bu davayla bire bir aynı olan.... sayılı dosyada mahkemece; zamansız açılan davanın reddine karar verdiğini, dava konusu icra takip dayanağı sözleşme tümüyle değerlendirildiğinde; her ne kadar sözleşme başlığında " Alacağın Temliki" dense de alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin (yüklenilmesinin) söz konusu olduğunun sabit olduğunu, alacağın devri (temliki) devredenle devralan arasında yapılan tasarruf işlemi niteliğinde bir sözleşme ile alacağın, devredenin mal varlığından devralanın mal varlığına geçirilmesi olduğunu, alacağın devri ile birlikte alacaklının değiştiğini ve alacağın devralana geçtiğini, alacağı devredenin borcun ifasını isteyemeyeceğini, bu hakkın yeni alacaklının olduğunu, borcun naklinde, borcun nakli sözleşmesinin yapılması ile bu sözleşmenin konusunu teşkil eden borcun, borcu devralana geçtiğini, borcun naklinde, borç varlığını sürdürmeye devam ederken, borcu devreden eski borçlunun borçlu olmaktan çıkıp yerine borcu devralan yeni borçlunun geçtiğini, dava konusu somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde, anılan sözleşmede sözleşmenin başlığı " alacağın temliki müvekkili ... Ltd. Şti. temlik alan, davacı taraf temlik eden olarak kabul edilmesine rağmen; alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle, alacağın temliki değil, borcun nakli (yüklenilmesi) işleminin söz konusu olduğunu, alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden (temlik eden) şahsa bir ödeme yaptığını kabul etme imkânın olmadığını, alacağın devrinin, borçlunun onayı olmaksızın gerçekleştirilebildiğini, ancak borcun naklinin yapılabilmesi için alacaklının kabul beyanı gerektiğini, borcu nakleden ... A.Ş. nin tasfiye sürecinin devam ettiğini, tasfiye süreci devam etmekteyken davacı katılım hesabı sahibinin tasfiye sonucunu beklemeden icra takibi başlatması, dava açması vs. yollarla talepte bulunmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, icra takibinin amerikan doları üzerinden açıldığını, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı halde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulandığını, davacı tarafın icra takibiyle talep ettiği % 8 faiz oranının yasal herhangi bir dayanağı ve karşılığının olmadığını, bu nedenle icra takibiyle talep edilen faiz oranını kabul etmediklerini, davacının sözleşmeye aykırı iş bu talebinin reddine karar verilmesini dava konusu icra takibinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye de aykırı olduğunu belirterek, sonuç olarak; haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın reddine, davacı aleyhine % 20 'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve ücret-i vekâletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizden verilen 28/12/2018 tarih ve ... sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 16/12/2021 tarih ve 2019/1605 Esas 2021/1888 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, mahkememiz dosyasının yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 05/10/2022 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 24/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yukarıdaki açıklamalar ışığında; konunun değerlendirilmesi ve nihai kararı Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;

1-Sayın Mahkemenin kararı doğrultusunda hesaplama yapılmış ve 8.617,89 TL anapara, 4.876,05 TL faiz olmak üzere toplam 13.493,94 TL olarak bakiye alacak tespit edildiği,

2-Davacı tarafın Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdinde bulunan ... no. ’lu hesabındaki 5.398 USD bakiyesinin/alacağının temliki/borcun nakli hususunda 24.11.2010 Tarihinde davalı şirketle sözleşme imzalandığı, ancak davacı tarafından 04.12.2012 tarihli Virman Talimatı ile anılan sözleşmeye konu edilen ve takibi yapılan (Ödenen 949,85 USD ’nin mahsubundan sonra bakiye) 4.448,15 USD ’nin Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki ... no. ’lu hesabına geri virman edilmesini talep ettiği, bu virmanla birlikte davalı şirketi ibra ettiği, teyidinin yapılması halinde değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirinde olmak üzere borçlunun değiştiği ve bu konuda verilmiş olan farklı mahkemelerden kararların dosyada mevcut bulunduğu,

3-Davacı tarafın incelemesi istenen defterlerinin incelenmesine gerek bulunmadığı, işlemin ticari mahiyette bir iş veya işlem olmadığı, sözkonusu alacak ve borç işleminin herhangi bir mal veya hizmet tesliminden kaynaklanmadığı, davacı ile Dava dışı ... A.Ş.'nin katılım hesaplarına geri ödeme vaadiyle toplanan paraların ödenmemesi nedeniyle bu borç alacak ilişkisinin oluştuğu,..." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 05/02/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 17/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Yukarıdaki açıklamalar ışığında; konunun değerlendirilmesi ve nihai kararı Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;

1-Sayın Mahkemenin kararı doğrultusunda KÖK raporda hesaplaması yapılan alacak miktarı ve faiz hesaplamasının İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ kararı doğrultusunda yapıldığı ve sonucu değiştirmediği,

2- Finans Kuruluşu, (...) Ticaret Bakanlığı'nın denetimine tabi olduğu, Tasfiyesinin devam ettiği, Davacı tarafından 04.12.2012 tarihli virman talimatının şirket tarafından 13.12.2012 tarihinde işleme alındığı, işlem sonrasında kar zarar katılım hesabının oluşturulduğu, şirketin tasfiyesi hala devam ettiğinden davacının muaccel alacağının henüz oluşmadığı,

3- Bu aşamada kâr- zarar durumu sonuçlanmadığından davacının kâr- zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının takdir hakkının sayın mahkemede olduğunu belirtmek isterim." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 18/06/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 13/10/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Yukarıdaki açıklamalar ışığında; konunun değerlendirilmesi ve nihai kararı Sayın Mahkemenize ait olmak üzere;

1-Sayın Mahkemenin kararı doğrultusunda KÖK raporda hesaplaması yapılan alacak miktarı ve faiz hesaplamasının İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ kararı doğrultusunda yapıldığı ve TL hesaplamasının aynı kaldığı, sonucu değiştirmediği,

2- Finans Kuruluşu, (...) Ticaret Bakanlığı'nın denetimine tabi olduğu, Tasfiyesinin devam ettiği, Davacı tarafından 04.12.2012 tarihli virman talimatının şirket tarafından 13.12.2012 tarihinde işleme alındığı, işlem sonrasında kar zarar katılım hesabının oluşturulduğu, şirketin tasfiyesi hala devam ettiğinden davacının muaccel alacağının henüz oluşmadığı, ancak farklı mahkemelerden sözkonusu durumlar hakkında farklı kararların mevcut olduğu,

3- Bu aşamada kâr- zarar durumu sonuçlanmadığından davacının kâr- zarar hesabına yatırdığı para hakkında talepte bulunmasının takdir hakkının sayın mahkemede olduğunu,
4 USD cinsinden yapılan faiz hesaplamasında kalan anapara miktarının 4.448,15 USD olup hesaplanan faiz miktarı ise 428,36 USD dir. Toplam alacak miktarı ise 4.876,51 USD olduğu, TL olarak ise ana para miktarı 8.617,89 TL, 4.876,05 TL faiz olmak üzere toplam 13.493,94 TL olarak bakiye alacak tespit edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.

Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının dava dışı ...'tan olan alacağının davalıya bedelli olarak temlikine dair 24.11.2010 tarihli sözleşme düzenlendiği, sözleşme gereğince davacının 5.398 USD alacağının aynı bedelle davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin 28.07.2011 tarihinden itibaren aylık taksitler halinde toplam 32 ayda davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından ilk beş taksit ödemesinin yapıldığı sabittir.
Mahkememizce verilen 28/12/2018 Tarihli kararın istinaf mahkemesince kaldırılmasına karar verilmiş, istinaf ilamının gerekleri yerine getirilmeye çalışılmış, bilirkişi raporu aldırılmış, yargılamada eksiklik olmaması için mahkememiz kararının kaldırılmasına ilişkin kararda belirtilen şekilde hesaplama yapılmasının temini için ek rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 24/04/2023 tarihli kök raporda raporda " ..Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının dava dışı ...'tan olan alacağının davalıya bedelli olarak temlikine dair 24.11.2010 tarihli sözleşme düzenlendiği, sözleşme gereğince davacının 5.398 USD alacağının aynı bedelle davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin 28.07.2011 tarihinden itibaren aylık taksitler halinde toplam 32 ayda davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından ilk beş taksit ödemesinin yapıldığı belirlenmiştir.
Ayrıca anılan sözleşmenin 4.3 maddesinde, "her bir taksitin ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödeneceği" hüküm altına alınmıştır. Dava dosyasında bulunan icra dosyasından takip talebinin 6.496,96 USD olduğu yukarıda izah edilmiş olup, aynı dosyada davacı tarafın hem virman talimatının hem de davalı tarafı ibra ettiğine ilişkin talebinin olduğu görülmüştür.
Buna ilişkin olarak, Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdinde bulunan ... no. ’lu hesabındaki 5.398 USD bakiyesinin/alacağının temliki/borcun nakli hususunda 24.11.2010 Tarihinde davalı şirketle sözleşme imzalayan davacı taraf, 04.12.2012 tarihli Virman Talimatı ile anılan sözleşmeye konu edilen ve takibi yapılan (Ödenen 949,85 USD ’nin mahsubundan sonra bakiye) 4.448,15 USD ’nin Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki ... no. ’lu hesabına geri virman edilmesini talep etmiş ve virmanla birlikte davalı şirketi ibra ettiği görülmüş olup, teyidinin yapılması halinde değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirinde olmak üzere borçlunun değiştiği hususunu söylemek isterim.
Takip talebinde de virman emrinin aşağıdaki gibi olduğu görülmüştür.
“ 4.448,15 USD ’nin … Tasfiye Halinde ... A.Ş. ’ndeki ... Nolu hesabıma geri virman edilmesini, virman işleminin gerçekleşmesi halinde Şirketinin kayıtsız ve şartsız olarak ibra etmiş sayılacağımı beyan, kabul ve talep ederim."
Davacı tarafın takip dayanağı sözleşmeden döndüğü, dava konusu alacağının virman yapılan 04.12.2012 tarihi itibariyle dava dışı Tas Hal. ... A.Ş. Nezdinde olabileceği, bu durumun dava dışı Tas Hal. ... A.Ş.'ye sorulması gerektiği düşünülmekte olup, takdir hakkı sayın Mahkeme'nindir." şeklinde değerlendirme yapılmış akabinde alacak hesaplaması da yapılmıştır.
Davalı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ; davacı tarafın sözleşmeden döndüğünü, Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdinde bulunan ... no. ’lu hesabındaki 5.398 USD bakiyesinin/alacağının temliki/borcun nakli hususunda 24.11.2010 tarihinde davalı şirketle sözleşme imzalayan davacı tarafın 04.12.2012 tarihinde sözleşmeden döndüğünü ve 04.12.2012 tarihli Virman Talimatı ile sözleşmeye konu edilen (Ödenen 949,85 USD ’nin mahsubundan sonra bakiye) 4.448,15 USD ’nin Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki ... no. ’lu hesabına geri virman edilmesini talep ettiğini ve virmanla birlikte davalı şirketi ibra ettiğini, söz konusu Virman Talimatı ve İbranamenin icra takibi safhasında bizzat davacı tarafından takip dayanağı olarak icra dosyasına sunulduğunu beyan etmiştir.
Mahkememizce davalı tarafın rapora itiraz dilekçesinde sunduğu ve bilirkişi raporu içeriğinde tespit edilen bu hususun aydınlatılması için davalı tarafın beyan ve rapora itiraz dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgeler de eklenerek dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş. Ye müzekkere yazılarak; davalı vekili tarafından beyan dilekçesi ekinde sunulan 04/12/2012 tarihli virman talimatının işleme alınıp alınmadığı, davacının bu talimat nedeni ile dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş den alacağının bulunup bulunmadığının var ise tutarının sorulmasına karar verilmiş ve 15/01/2025 tarihli müzekkere cevabı dosyaya kazandırılmıştır.
İlgili cevapta " Kurumumuzun tasfiyesi 2001 yılından bu yana T.C. TİCARET BAKANLIĞI denetiminde devam etmektedir. Tasfiye tamamlanmamıştır.
İlgi sayılı yazınız ile belirtmiş olduğunuz 04.12.2012 tarihli virman talimatı şirketimiz tarafından 13.12.2012 tarihinde işleme alınmıştır.İlgili işlem sonrasında davacı tarafın kar ve zarara katılım hesabı oluşturulmuş olup, şirketimizin tasfiyesi devam ettiğinden davacının muaccel bir alacağı mevcut değildir." şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2019/101 E., 2020/1037 K. Sayılı kararında " Mahkeme gerekçeli kararında da yer verildiği üzere; davacı ve davalı .... Ltd. Şti arasında 13.12.2010 tarihinde "Alacağın temliki, sulh-ibra ve feragat sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, davacı tarafça; bu sözleşme kapsamında ödenmeyen miktarların tahsilinin talep edildiği, ilgili sözleşmenin 4.5. maddesi gereğince; "ardışık 6 taksidin gününde ödenmemesi halinde takip eden 6 aylık ödeme muacceliyet kespedecektir." hükmünün yer aldığı, davalılardan ..... Tic. Ltd. Şti' nin Ocak 2012 tarihinden itibaren ödeme yapmadığı ve bu tarihten itibaren ardışık altı taksidin de ödenmemesi nedeniyle Temmuz 2012 dönem itibariyle tüm borçlarının muaccel olduğu; ancak 23.10.2012 tarihinde davacı ... tarafından diğer davalı ... Ltd. Şti' ne virman talimatı verildiği, anılan talimatta hesabında daha önceden virman edilmiş olandan kalan 12.341,64 USD' nin Tasfiye Halindeki ... A.Ş. hesabına geri virman edilmesini talep ettiği, virman işleminin gerçekleşmesi halinde davalı... Ltd. Şti' yi kayıtsız ve şartsız olarak ibra etmiş sayılacağını beyan kabul ve talep ettiği, davalılardan ... A.Ş. Tarafından verilen müzekere cevabı ve eklerine göre diğer davalı .... Ltd. Şti' nin 01.11.2012 tarihli virman talimatının muhasebe kaydı ile gerçekleştirildiği ve 12.341,64 USD bakiyenin davacı yan hesabına tekrar virman edildiği, bu bağlamda, borcun davacının kendi virman talimatı neticesinde tekrar diğer davalı Tasfiye Halindeki ... A.Ş. sorumluluğuna geçtiği anlaşıldığından davalı .... Ltd. Şti aleyhine açılan davanın reddi kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce istinaf kaldırma ilamı sonrasında dosya arasına gelen dava dışı kurumun verdiği müzekkere cevabı da dikkate alınarak dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmede; davacı ve davalı arasında 24/11/2010 tarihinde "Alacağın temliki, sulh-ibra ve feragat sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, davacı tarafça; bu sözleşme kapsamında ödenmeyen miktarların tahsilinin talep edildiği, sözleşme gereğince davacının 5.398 USD alacağının aynı bedelle davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin 28.07.2011 tarihinden itibaren aylık taksitler halinde toplam 32 ayda davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından ilk beş taksit ödemesinin yapıldığı sabittir.
Ancak dosya arasındaki belgelerden 04/12/2012 tarihinde davacı tarafından davalıya virman talimatı verildiği, anılan talimatta hesabında daha önceden virman edilmiş olandan kalan 4.448,15 USD' nin Tasfiye Halindeki ... A.Ş. hesabına geri virman edilmesini talep ettiği, virman işleminin gerçekleşmesi halinde davalıyı kayıtsız ve şartsız olarak ibra etmiş sayılacağını beyan kabul ve talep ettiği, istinaf kaldırma ilamı sonrasında dosyaya gönderilen dava dışı ... A.Ş. Tarafından verilen müzekere cevabı ve eklerine göre 04.12.2012 tarihli virman talimatının dava dışı şirket tarafından 13.12.2012 tarihinde işleme alındığının ve davacının talebi doğrultusunda kar ve zarara katılım hesabına 4.448,15 USD olarak eklendiğinin belirtiliği, bu hali ile, borcun davacının kendi virman talimatı neticesinde tekrar dava dışı Tasfiye Halindeki ... A.Ş. sorumluluğuna geçtiği anlaşıldığından takibe konu edilen tutarın 4.448,15 USD asıl alacak miktarı ve bu miktarın ferileri için mevcut durumda davalının sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından aşamalardaki beyanlarında her ne kadar geri virman talimatına ilişkin belgenin kabul edilmediği, davacının geri virman talimatı vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu beyan edilmiş ise de; geri virman talimatına ilişkin belge altındaki imzaya davacı tarafça itiraz edilmediği nitekim bu belgenin bizzat davacı tarafça icra dosyasına sunulduğu, istinaf kaldırma ilamı sonrasında dosya arasına gönderilen dava dışı kurum yazı cevabı ile de 04.12.2012 tarihli virman talimatının dava dışı şirket tarafından 13.12.2012 tarihinde işleme alındığının ve davacının talebi doğrultusunda kar ve zarara katılım hesabına 4.448,15 USD olarak eklendiğinin belirtildiği hususları dikkate alındığında davacının aksi yöndeki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce takibe konu edilen tutar ve geri virman talimatı verildiği görülen tutar karşılaştırılmış, davacının davaya konu icra takibinde 4.548,00 USD asıl alacak ve 1.948,96 USD işlemiş faiz üzerinden talepte bulunulduğu, davalı tarafça aşamalarda sunulan beyan dilekçeleri ile davacının geri virman talebinde bulunarak kendisini ibra ettiğini beyan ettiği ve 04/12/2012 tarihli evrakı dayanak olarak gösterdiği ancak bu evrak içeriğinde 4.448,15 USD olarak kalan tutarın belirtildiği görülmekle ve davacının dava dilekçesinde de ilk beş taksitin ödendiğinin bildirildiği görülmekle; ilk beş taksit tutarının toplam alacak olan 5.398,00 USD'den çıkarılması sonucu bulunan tutarın da 4.548,00 USD olduğu görüldüğünden aradaki fark olan 99,85 USD lik kısmın davacıya ödendiğine dair beyan ve belgelerin sunulması için davalıya süre verilmiş, mahkememiz son celsesinde aradaki fark olarak görünen bu tutarın ödendiği davacı tarafça kabul edildiğinden bu miktara ilişkin olarak da davacının davalıdan alacağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan tüm nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, davacının kötüniyetli takip başlattığına ilişkin somut delil bulunmadığından kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığı değerlendirilmiş, ayrıca usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2023/1692 Esas, 2025/860 Karar sayılı kararı da dosyamız ile benzer mahiyettedir.)

1-Davanın REDDİNE,

2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,

3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 399,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 332,17 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.

4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 31.211,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendisine iadesine,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2026