İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Davacı vekili, davalı aleyhine Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile yürüttükleri icra takibine davalı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak itiraz etmiş ve takibin durmuş olduğunu, bunun üzerine dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine gidilmiş ve davalı ile anlaşılamamış olduğunu, müvekkili şirketin mutfak, banyo yapı işi ile ilgili işlerle iştigal etmekte olup, davalıya yapmış olduğu satışlar nedeni ile davalıdan fatura irsaliye ve ticari defter ve belgelerine göre takip tutarı olan 10.280,01 TL alacaklı olduğunu, davalının hala borcunu ödememiş olduğunu, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun ticari defter ve belgelerle sabit olduğunu beyanla; davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı taraf ile müvekkili arasında geçerli bir borç alacak ilişkisi olmadığını, ayrıca kötü niyetli şekilde hiç bir yazılı ihtar dahi görmeden, müvekkilini zor durumda bırakmak için haksız yere icra takibi başlatmış olduğunu, davacının yapmış olduğu ... fırın boşluklarından çıkan parçaların eksik olduğunu, eksik kalan parçaları teslim edeceğini bildiren davacının teslim etmeyip edimini eksik yerine getirmiş olduğunu, müvekkiline ait sekiz daire için 8 adet fırın 600•600 mm ve 8 adet ... boşluğu bulunmakta olduğunu, müvekkili ve davacı arasında düzenlenen fiyat teklif formunda, Fırın, Lavabo vs boşluklardan çıkan firelerin müvekkiline teslim edileceğinin yazılı olduğunu, ancak davacının bu edimi yerine getirmemiş olduğunu, yine fiyat teklif formunda, ... ve ... genel garanti koşulları geçerli demesine rağmen bu taahüdünü de yerine getirmemiş olduğunu, davacının temsilciliğini yaptığı ... firmasının web sitesinde yazdığı gibi ... marka için geniş yüzeylere uygun tek parça 320*144 cm olduğunu, hem görsellik hem kalite için müvekkilinin diğer ürünlere göre yaklaşık iki katı ödeme yapmış olduğunu, ancak davacı tarafından yapılan uygulamanın tek parça levhadan değil parça parça 60 cm genişlikteki levhalardan yapılmış olduğunu, ... firması yetkilisininde yaptığı incelemede tek parçadan yapılması gerektiğini belirtmiş olduğunu, eğer ki Mukavemet açısından ek yapılacaksa da aynı levhanın parçaları olması gerektiği, ama davacının farklı levhalardan ve diğer işlerden ellerinde kalan levhalardan uygulama yapmış olduğunu, bu hatalı ve ayıplı uygulamaya müvekkilinin sürekli itiraz etmesine rağmen davacının uygulamaya devam etmiş olduğunu, iş teslim tutanağı olmadığını, irsaliyelerin kim tarafından imzalı olduğunun belli olmadığını, bu sebeple geçerli bir borç alacak ilişkisi doğmamış olduğunu, davacı tarafın dava konusu ürün ve uygulamasını müvekkiline 25 yıl garantili olarak satmış olduğunu, ancak davacının kötü niyetli şekilde mesnetsiz beyanlarla ürünle ilgili garantiyi başlatmadığını, davacı tarafın hatalı uygulamalarından müvekkilini sorumlu tutmak istemekte olduğunu, davacının, hatalı ayıplı ürün ve uygulamasına rağmen müvekkilinin davacının alacağının büyük kısmını ödemiş olduğunu, buna rağmen davacının hatalı ve ayıplı ürününü düzeltmek yerine müvekkilinden hala kalan bedeli talep etmekte olduğunu, müvekkilinin yaptığı ödemelerin banka hesapları, cari hesap hareketleri ve ticari defterler ile sabit olduğunu, davacının hatalı ve ayıplı ürününün halen dahi müvekkiline ait işyerinde bekletilmekte olduğunu, kullanıma müsait olmadığını, davacı tarafın kötüniyetli olarak hareket ettiğini, alacağın muaccel olmadan icra takibi başlatıldığını, davacı tarafından müvekkiline gönderilen geçerli bir ihtarname bulunmadığından dolayı, borcun muaccel hale gelmemiş olduğunu, bu sebeple faiz işletilemeyeceğini savunarak; davanın reddine, davacının kötüniyetli olması sebebiyle % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, taraf beyanları, dosya kapsamındaki deliller, usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlar ile hükme esas alınan bilirkişi kök ve 13.09.2021 tarihli ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; davacının sözleşme kapsamındaki edimini gereği gibi yerine getirerek işi ayıpsız şekilde teslim ettiği, işlerde açık veya gizli ayıp bulunmadığı ve davalı tarafça süresi içerisinde usulüne uygun bir ayıp ihbarında da bulunulmadığı, davalının file üzerine saten alçı çekilmediğine ilişkin itirazının teknik olarak yerinde olmadığı ve uygulamanın kullanım amacına uygun bulunduğu, ayrıca davalı tarafça ileri sürülen fire malzemenin teslim edilmediği yönündeki savunmanın da söz konusu malzemenin niteliği gereği ekonomik değeri bulunmayan ve başka bir yerde kullanılması mümkün olmayan fire niteliğinde olduğunun bilirkişi raporlarıyla sabit olması karşısında yerinde olmadığı, davalının usulüne uygun tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınması nedeniyle davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine kesin delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın ödeme yaptığına veya ayıplı iş bulunduğuna ilişkin iddialarını ispat edemediği, bu itibarla icra takibine konu 10.280,01 TL asıl alacağın davacı tarafından ispatlandığı anlaşıldığından, davanın kabulü ile Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 10.280,01 TL asıl alacak üzerinden devamına ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında, tarafların tacir olup sözleşme özgürlüğü kapsamında tezgâh imalatından artan parçaların müvekkiline iade edileceği hususunda açıkça anlaştıklarını, bu parçaların işe yaramaz olduğu yönündeki bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmayıp sözleşme hükümlerini bertaraf eder nitelikte bulunduğunu, bu nedenle bilirkişi tarafından belirlenen 3.168,00 TL bedelin icra takibinden mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, ayrıca sözleşmeye konu işin tamamlanmadığını, eksik ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, özellikle tezgâh altı eyvelerin sıvasız ve estetikten uzak şekilde bırakılmasının hem satış kabiliyetini düşürdüğünü hem de sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişinin bu husustaki teknik değerlendirmesinin hayatın olağan akışına ve ticari gerçeklere uygun olmadığını, davacının alternatif teknik çözümler üretmeyerek işi eksik bıraktığını, ayrıca kataloglarda tek parça olarak vaat edilen tezgâh arkası panellerin uygulamada çok parçalı ve uyumsuz şekilde yapıldığını, bu durumun da sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu, müvekkilinin toplam 90.000 TL borcun 80.000 TL’sini ödediğini, kalan 10.000 TL’nin ise işin tamamlanması şartına bağlı olarak tutulduğunu, bu nedenle kötü niyetli olmadığını ve alacağın likit sayılamayacağını, dolayısıyla icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca ilk derece mahkemesi kararının icrasının telafisi güç zararlar doğuracağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya yaptığı mutfak ve banyo işlerinden kaynaklı olarak 10.280,01 TL alacaklı bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş; davalı ise taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığını, yapılan işlerin ayıplı ve eksik olduğunu, sözleşmeye aykırı imalat yapıldığını ve borcun muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Mahkemece, davacının sözleşme kapsamındaki edimini gereği gibi yerine getirdiği, işin ayıpsız teslim edildiği, davalı tarafça süresi içinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadığı, davacının ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde olduğu, davalının ödeme ve ayıp iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıda belirtilen hususlar dışında ilk derece mahkemesi kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, yapılan incelemede;
Taraflar arasında imzalanan teklif formunda lavabo, fırın ve benzeri imalatlardan çıkacak fire malzemelerin iş sahibine verileceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda da bu fire malzemelerin bedelinin hesaplandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, sözleşme hükmü gereği davacı tarafından iş sahibine bırakılması gereken söz konusu malzeme bedelinin, davacının alacağından mahsup edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, dava konusu alacağın ancak bilirkişi incelemesi sonucunda ve yargılama ile belirlenmiş olması karşısında, alacağın likit nitelikte bulunduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığı açıktır. Buna rağmen mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de isabetli olmamış ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacı alacağından söz konusu bedelin düşülmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
A)1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2021 tarih ve 2020/248 Esas, 2021/1178 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-a) Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takibinde davalı tarafından yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 7.112,01 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
b) Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 175,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,44 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yatırılan 175,56 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 846,90 TL tebligat, posta ve keşif giderleri, 1.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.746,90 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 1.899,76 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 7.112,01 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.167,99 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan 175,56 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 78,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 299,30 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.