İtirazın İptali

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı taraf arasında yapılan hizmet alımı sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmesel ve yasal hükümler çerçevesinde müvekkili tarafından tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalının gönderilen faturalardan bir kısmını ödemeyerek halihazırda cari hesap bakiyesi olarak toplamda 57.382,88 TL tutarında borcu bulunduğunu, müvekkilince başlatılan İstanbul 28. İcra Dairesi'nin .... sayılı takip dosyasına davalı tarafından haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine dayanak olarak gösterilen cari hesabın gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı müvekkilinin hizmet aldığı iş yerinde 3 güvenlik görevlisi çalıştırmakla yükümlü olmasına rağmen görevi 2 güvenlik görevlisiyle ifa ettiğinden davacının çalıştırdığı personel sayısına göre ödeme yapıldığını, davacının yanında çalıştırdığı kişinin kusuru ile müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanının aracına hasar verdiğini ve bu hasarın da gönderilen ihtarnamelere rağmen ödenmediğini, bu kapsamda açılan İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/147 E. sayılı davanın ikame edildiğini, davacının talep ettiği tutarlar fahiş olduğunu, taraflar arasındaki cari hesap, alacak-borç tutarlarının ihtilaflı olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine davacı şirketin, müvekkili şirkete ''adam çalıştıranın sorumluluğu'' kapsamında yönetim kurulu başkanının aracına vermiş olduğu zarar sebebiyle borcu bulunduğunu, işbu sebeple söz konusu davanın İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/147 E. sayılı dava dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafın derdest İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/147 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, dosya incelendiğinde; davacısının ... davalılarının ise ... ve dosyamız davacısı olduğu 30.000,00 TL tazminat (adam çalıştıranın sorumluluğundan kaynaklanan) bedelinin davalılardan tahsiline dair karar verildiği kararın henüz kesinleşmediği, anılan dosya davacısının ve davalı gerçek şahsın dosyamızda taraf olmaması ve konusunun da farklı olması nedeniyle her iki dava konusu alacak takas ve mahsup konusu yapılamayacağından ve her iki davanın konusu doğrudan bağlantılı olmadığından bekletici mesele yapılması talebi red edilerek yargılamaya devam edildiği, dosyamızdan talep edilen alacağın konusu davacının davalıya verdiğini iddia ettiği güvenlik hizmetinden kaynaklı alacak olduğu, bu nedenle tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiği, davacı taraf defter kayıtlarında davalı adına düzenlediği faturalardan bakiye ... alacağı olduğu, davalıdan 24.01.2019 takip tarihi itibariyle 57.382,88 TL alacaklı olduğu, davalı taraf defter kayıtlarında 48.220,80 TL borçlu olduğu, C/H farkı davacı kayıtlarında 57.382,88 TL alacaklı, davalı kayıtlarında 48,220,80 TL borçlu olduğu görüldüğü ve açılış kayıtlarında davacının 1.128,34 TL, davalının 3.084,04 TL fark 1.955.70 TL buradan ve davalı tarafından davacı adına düzenlenen 21.09.2018 tarih 11.117.78 TL lık e-arşiv fatura davacı kayıtlarında olmadığı, davalı şirket tarafından bağlı olduğu Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdiği Ba formunun istendiği ve gelen Ba formunda davacıdan 11 adet belge karşılığı 180.520,00 TL fatura alındığı beyan ettiğinin görüldüğü defter kayıtlarıyla uyumlu olduğu, davalı defeter kayıtlarının vergi dairelerinden celp edilen bilgi ve formlarla uyumlu olduğuna ilişkin bilirkişi değerlendirmesi ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı görülen 48.220,80 TL' yi aşacak davacı alacağına dair sübut delil mevcut olmadığından ve bu hususta ispat külfeti davacı da olduğundan, davalı defter kayıtları esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile takibin 48.220,82 TL üzerinden avans faizi ile birlikte devamına karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın kısmen kabulüne, davalı takip borçlusunun İstanbul 28. İcra Dairesinin ... sayılım dosyasında ki itirazının kısmen iptali ile takibin 48.220,82 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 9.644,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının kötü niyeti tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece temlikname ve davacıdan alacaklı oldukları değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, 17.02.2021 tarihli temliknamede temmellük eden sıfatıyla bulunan ...'nun dava ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun dahi değerlendirilmediğini, mahkemece sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zararlara ilişkin iddialarının incelenmeden, eksik inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiğini, davalı müvekkili şirkete üç adet güvenlik görevlisi temin etme taahhüdünde bulunmasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak iki adet güvenlik görevlisi temin ettiğini, İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/147 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına ilişkin taleplerinin dikkate alınmadığını, dava konusu alacağın takas mahsuba konu edilebir bir alacak türü olduğunu, davacı tarafın dayandığı ticari defterler ile davalı müvekkili şirketin ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olmadığını, davacı tarafın ticari defterlerine dayanılarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava, güvenlik hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu İstanbul 28. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının .... Şti., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 57.382,88 TL cari hesap alacağı üzerinden 25.01.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde "57.382,88 TL cari hesap (Tarih: 25.01.2019)" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 29.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 04.02.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Bakırköy ... Noterliği'nin 17.02.2021 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesinde temlik eden olarak.... Şti. Temellik eden olarak ...'nun yer aldığı, temlik şartları kısmında"1. Temlik Eden, Muhataptan olan doğmuş alacakları için başlatmış olduğu İstanbul 28. İcra Müdürlüğü .... sayılı icra dosya ile birlikte takip dosyasına vaki itirazdan dolayı aynı alacaktan dolayı itirazın iptali davasının derdest olduğu İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/156 E sayılı Dosyalarındaki alacağımı 57.382,88 TL'lik asıl alacak ve ferileri ile birlikte Temellük Eden'e Borçlar Kanunu'nun 183. maddesi ve devamı hükümleri gereğince devir ve temlik etmiştir." şeklinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince de bu konudaki 22.02.2021 tarihli beyan dilekçesi ile ...'nun davacı olarak kaydının yapılarak yargılamaya devam edildiği, HMK'nın 125/2. maddesi dikkate alındığında yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki 21.07.2016 tarihli Hizmet Alımları Sözleşmesi başlıklı anlaşmanın ilgili maddeleri:"Madde 3 İşin Tanımı Sözleşme konusu iş 7 gün 24 saat süresince bir fiil 365 gün 3 (ÜÇ) güvenlik görevlisi ile 0l Ağustos 2016 - 31 Temmuz 2018 tarihleri arasında Özel Güvenlik Hizmeti ifası işi'dir.Güvenlik hizmetlerinin gerçekleştirileceği mahal iş bu sözleşmenin imzalanmasında önce yüklenici tarafından görülmüş ve belirtilen bu sınırlar içerisindeki alanın güvenlik hizmetlerinin konusunu teşkil edeceği yüklenici tarafından kabul, beyan ve taahhüt edilmiştir....Madde 5 Sözleşmenin Bedeli Sözleşme konusu iş 3 (Üç) güvenlik görevlisi le icra edilecektir. 1 Güvenlik Görevlisi 4.166,57 (DörtBinyüzaltmişaltı-ti-altmışyedi-kr) TL+KDV, Dir. Sözleşme Bedeli;3 Güv.Gör. x 4.166,67 = 12.500,00 (Onikibinbeşyüz-tl.) TL+KDV, Dir.(Sözleşme bedeli 01.Ağustos.2016 - 31. Temmuz.2018 tarihleri arası geçerli olup, sonraki süreler her iki tarafında ortak olarak belirleyeceği rakam ile devam eder)
Madde 6 Ödeme İle İlgili Konular
6.1. Ödemeler fatura kesim tarihini takip eden 1 ay (Bir) ay içinde yapılır.
6.2. Ödemeler arasındaki her türlü vergi ve giderler (KDV hariç) yükleniciye aittir.
6.3. Sözleşmeye ait damga vergisi idareye aittir.
6.4. - Asgari ücret, SGK pirim artışları, ve diğer vergi değişiklikleri ayrıca fatura edilip farkı tahsil edilecektir.
6.5. Resmi ve Dini bayramlarda çalışılan süre faturaya ek olarak ilave edilecektir.Madde 7 Diğer Şartlar...7.3. Davranışına ve temizliğine özen göstermeyen elemanlar firma tarafından değiştirilecektir. Davranışları dolayısı ile idareye zarar veren elemanlarını verdikleri zararlar yüklenici tarafından giderilecektir....7.5. Firma sözleşmede belirtilen işci sayısını temin etmek zorundadır. İşçinin eksik olması halinde eksik günlere düşen miktar firmanın alacağından düşülür. Yüklenicinin eksik işçi bulundurmasından dolayı uğranılan zararlar yüklenici tarafından giderilecektir. ...7.14. Sözleşme 01 Ağustos 2016 - 31 Temmuz 2018 tarihteri arasında geçerlidir." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 10.11.2020 tarihli raporda:" Davacıya ait 2018 yılına ait ticari defterleri incelenmiş Ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64. Md. ve 213 sayılı VUK 221. Md. göre açılış ve yevmiye defteri kapanış tasdikleri usulüne uygun olduğu görülmüştür. Davalıya ait 2018 yılma ait ticari defterleri incelenmiş Ticari defterlerinin 6102 savdı TTK 64. Md. ve 213 savılı VUK 221. Md. göre açılış tasdikleri ve e-defter heratları suresinde usulüne uygun alınmış olduğu görülmüştür. Davacı davalı ile olan işlemleri ... A.Ş..C/Hesabında takip ettiği, davalıya düzenlediği faturaları hesabın borcuna, davalının yaptığı ödemeleri hesahın alacağına kayıt ve takip ettiği görülmüştür.Davacının davalıdan 24.01.2019 takip tarihi itibariyle 57.382,88 TL alacaklı olduğu görülmüş ve C/H ekstresi dosyaya ekyapılmıştır.Davalı defterlerinde yapılan tespitler Davalı davacı ile olan işlemleri 320.10.01. .... Şti. C/Hesabında takip ettiği, davacının düzenlediği faturaları hesabın alacağına, davacıya yaptığı ödemeleri hesabın borcuna kayıt ve takip ettiği görülmüştür.Davalının davacıya 24.01.2019 takip tarihi itibariyle 48.220,80 TL borçlu olduğu görülmüş ve C/H ekstresi dosyaya ek yapılmıştır.Davalı defterlerinde ... adına tescilli araca davacı çalışanı güvenlik görevlisi ... tarafından yapılan kaza sonucu onarım faturası olarak .... şti. tarafından 03.02.2020 tarihli 46.532,86 TL fatura düzenlendiği görülmüştür.C/H Farkı Davacı kayıtlarında 57.382,88 TL alacaklı, davalı kayıtlarında 48.220,80 TL borçlu olduğu görülmüş ve açılış kayıtlarında davacının 1.128,34 TL, davalının 3.084,04 TL fark 1.955.70 TL buradan ve davalı tarafından davacı adına düzenlenen 21.09.2018 tarihli 11.117.78 TL hk e-arşiv fatura davacı kayıtlarında olmadığı görülmüştür.Davalı tarafından düzenlenen e-arşiv faturanın davacıya gönderildiği ekran çıktısı dosyaya ek yapılmıştır, Davacı tarafından fatura iade edilmemiş ve 8 gün içinde itiraz da edilmediği bu nedenle davalının kayıtlarının esas alınması gerektiği görülmüştür..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/147 E. sayılı dosyası incelendiğinde: davacısının ... davalılarının.... Şti. ve ... olduğu, 08.03.2018 tarihinde davacıya ait araç ile davalı şirket nezdinde çalışan diğer davalı gerçek kişinin trafik kazasına karıştığı iddiasıyla açılan 30.000,00 TL üzerinden açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde 22.06.2021 tarihinde davanın kabulüne dair karar verildiği, dosyanın kesinleştiğine dair uyap sistemi üzerinde kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Davacı güvenlik hizmet alım sözleşmesi nedeniyle cari hesap ekstresine konu fatura alacakları bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise borcunun bulunmadığını ve İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/147 E. sayılı dosyasındaki alacaklarının takas/mahsup konusu edilmesi gerektiğini savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın ticari defterlerine göre 11 ayrı faturadan dolayı 57.382,88 TL, davalı tarafın ticari defterlerine göre ise 10 faturadan dolayı 48.220,80 TL miktarında davacı alacak kaydının bulunduğu, HMK'nın 222. maddesi uyarınca davalı defterindeki takip konusu cari hesap ekstresine konu edilen faturaların kayıtlı olmasının da davalının aleyhine delil teşkil ettiği, davalının eksik/ayıplı ifaya ilişkin defterine kayıt ettiği faturalar yönünden 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca 8 günlük itiraz süresinde itiraz etmediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince itibar edilebilir denetime elverişli rapor uyarınca davalı defterine kayıtlı miktar üzerinde davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm tesis edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/147 E. sayılı dosyasındaki davacının iş bu davalı şirket olmadığı, iş bu davada yer almayan farklı tarafın açtığı davanın bekletici mesele yapılmayarak mahsuba konu edilmemesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazine'ye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 926,29 TL'nin mahsubu ile artan 194,29 TL'nin talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalı tarafa iadesine,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026