6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işletmesi altında bulunan...Köprüsü ve...Otoyolu’nu kullanan davalının, kullanım ücretini ödemediğini, bedeli ödenmeyen geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait yasal cezaların tahsili amacıyla davalı aleyhinde İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görüleceği yerin genel yetki kuralı içerisinde davalının ikametgahı olan Esenyurt ilçesinin bağlı olduğu Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, ihlalli geçişe konu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plaka sayılı araçların geçiş dönemlerini kapsar şekilde ...Köprüsü ve ... Otoyolu yapımını üstlenmiş olan davacının taşeronlarına kiralandığını, alacaklı olduğunu iddia eden karşı tarafın taşeron araçlarına muafiyet sağlanmakta olduğunu, bu durum kiralayan taşeron şirketler tarafından müvekkil şirkete bildirildiğini ayrıca imzalanan kira sözleşmelerine göre trafik cezaları le OGS, HGS ve bütün mali sorumluluktan kiralayana ait olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, " ...Davalı tarafından araçların davacı firmanın şantiyesine ilişkin kiralanan araçlar olduğu, muafiyetlerinin bulunduğu, ayrıca araç kiralayan olarak sorumlu olmadıkları iddia edilmiştir. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30/5. düzenlemenin araç sahibine ilişkin olduğu, işleten sıfatına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu halde 2918 sayılı KTK'nun 3. maddesi uyarınca uzun süreli kiralamalarda kiracının sorumlu olacağı, araç kiralayanın işleten sıfatının bulunmadığı, husumet yöneltilemeyeceği hususunun eldeki dosya da uygulama alanını bulunmadığı, davalının kendisi ile dava dışı kiralayan arasındaki sözleşmeye dayandığı, ancak bu hususnun iç ilişki olduğu, davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, yine dava dışı kiralyananı davacı tarafından geçişlerden muafiyeti olduğuna dair açık bir sözleşme metninin de dosya da bulunmadığı nazara alındığından davalının ihlalli geçişler nedeniyle davacıya sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır.Mahkememizce alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda davalının tüm geçişleri ayrı ayrı incelenmiş, davalının maliki olduğu araçlarla ihlalli geçiş yaptığı tespit edilmiş, bilirkişi raporu hükme esas alınmakla birlikte rapor da maddi hata bulunduğu tespit edilmiş, mahkememizce yapılan inceleme de ... plakalı aracın toplam geçiş bedelinin 60,05 TL değil 60,50 TL olduğu ceza bedelinin 302,50 TL olduğu, ... plakalı aracın geçiş ihlal bedelinin rapordaki gibi 47,35 TL ceza bedelinin 189,40 TL olduğu, ... plakalı aracın ihlali geçiş ücretinin rapordaki gibi 4.781,15 TL olduğu, ancak 4 katı tutarındaki ceza bedelinin raporda yanlış hesaplandığı 4.781,15 * 4 = 19.124,60 TL olduğu, bu halde 4.911,80 TL olduğu toplam ceza bedelinin ise 19.647,20 TL olduğu tespit edilmiştir.Geçiş ücretinin 4 katı ceza alınacağının kanun düzenlemesi olduğu, tebligat şartı da aranmayacağı ve davalının asıl alacaktan sorumluluğunun bulunduğu, her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilmediği, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/1037Esas 2019/2322 Karar, 2017/3150 Esas 2019/647 Karar sayılı ilamlarının da bu doğrultuda olduğu, bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği kanaatiyle" davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 4.911,08 TL ihlalli geçiş ücreti 19.647,20 TL ihlalli geçiş ceza tutarı olmak üzere toplam 24.559,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine,alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkile ait yukarıda plakaları belirtilen araçlar davacının taşeronu olan ...Şti. ve ...Şti'ne kiralandığını, İş bu taşeron firmalar ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşmeler gereği müvekkile ait olan ancak taşeron firmalarca işletilen yukarıda plakaları belirtilmiş araçlar için muafiyet tanımlandığını, bu muafiyet sözleşmeleri dava dışı taşeron firmalarla davacı arasında imzalandığından sözleşme asılları müvekkilde bulunmadığını, davacıdan ve dava dışı taşeron firmalardan bu sözleşmeler ulaşılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, ... plakalı araç için karşı tarafın taşeronlarından .... Şti. arasında 19.09.2016 - 31.12.2016 tarihleri arasındaki dönemi kapsar şekilde ve yine karşı tarafın bir başka taşeronu olan Şirin ....Şti. arasında 01.01.2017-31.06.2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsar şekilde araç kiralama sözleşmeleri tanzim edildiğini, dosyaya ibraz ettiğimiz .... - ... firmaları arasındaki 01.02.2017 tarihli kiralama sözleşmesinde bahse konu araç olan ... plakalı aracın plakası sehven ... olarak yazıldığını ve bu nedenle elektronik ortamdaki sistemde muafiyet uygulanamadığını, bu nedenle müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmamakta olup araçlar bizatihi davacının şantiyesinde çalıştığını ileri sürmüştür.

Dava, işletmesi davacıya ait otoyol ve köprülerin kullanılmasından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine, ihlalli geçişe dayalı, 51.138,05 TL asıl alacak, 3.861,33 TL faiz, 695,05 TL KDV olmak üzere toplam 55.694,43 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirket vekili, yasal süre içerisinde, borca itiraz ettiği, davacının ise, İİK 67. madde gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Somut olayda; dava konusu yapılan araçların davalı adına kayıtlı olduğu, işletmesi davacıya ait otoyol ve köprülerden raporda belirtildiği şekilde ücret ödenmeden ihlalli geçiş yapıldığı konusunda ve mahkemece yapılan hesaplamaya ilişkin ihtilaf bulunmadığı görülmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde dava konusu ihlalli geçişlerin araçları kiralayan şahıslar/şirketlerce yapıldığını ve söz konusu araçlar için muafiyet verildiğini ileri sürmüştür.6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 30. maddesinde geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali hali düzenmiştir, 5. fıkrasında "4046,3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…) (Ek cümleler: 1/7/2022-7417/53 md.) Bununla birlikte, bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza, araç sahibine ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgiler doğrultusunda, en az on beş gün önceden kısa mesaj, e-posta, ihbarname, e-devlet bildirimi vb. yöntemlerinden en az biriyle bilgi verilir. Bu tutar genel hükümlere göre tahsil edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İlgili yasada ifade edildiği üzere geçiş ücretleri ile cezalardan araç malikleri sorumludur. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2022 tarih 2021/24754 E. 2022/39 K. Sayılı ilamında da davaya konu ihlalli geçişten kaynaklı alacak yönünden husumetin araç sahibi/kiralayan davalıya yöneltilebileceği ifade edilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi davalının dava dışı kiralayanlar ile yapmış olduğu kira sözleşmesi davacıya karşı ileri sürülemeyecek olup bu husus iç ilişkiyi ilgilendirmektedir. Diğer yandan ihlalli geçiş yapan söz konusu araçlar için muafiyet verildiği iddiası dosya kapsamı ile ispata elverişli yasal delillerle kanıtlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli 732,00 TL istinaf harcından, yatırılan 416,48 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 315,52 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına

3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.08/04/2026

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik: 5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.