İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
KARAR TARİHİ 3/07/2021
İtirazın İptali
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yurtdışından getirmiş olduğu gübre vb. ithal eşyaların 4458 Sayılı Gümrük Kanunun verdiği yetkiye dayanarak dolaylı temsil işlerinin yerine getirilmesi adına Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile müvekkiline temsil yetkisi verildiğini, iş bu vekaletname ile davalı borçlu şirketin gümrük işlemleri vb. işlemlerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, müvekkili tatafından davalı borçluya kesilen muaccel faturalar düzenli olarak tebliğ edildiğini, ilgili faturalara itiraz edilemediğini, mutabakat sağlandığını müvekkili defterlerine de eksiksiz olarak işlendiğini, davalının bakiye borcunun dayanağı olan 12.05.2015 tarıh ... nolu fatura ve ... nolu dekonta ilişin davalı tarafından bir kısım ödeme yerine getirilmiş ise de geriye kalan bakiye 6.931,05 TL'nin ödemesi gerçekleştirilmediğini, mutabakat sağlanan onaylı virman yazısında söz konusu borç hakkında açıkça bilgi verilmesine rağmen karşı tarafça öne sürülen iddiaların abesle iştigal olduğunu, başlatılan İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasına haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde; davalı şirketin takip alacaklısına herhangi bir borcunun bulunmadığını, şirket kayıtlarına göre tüm borçların ödendiğini, borçlu şirketle ortakları aynı olan .... Şti.' nin de alacaklı şirketle ticari alışverişi bulunduğunu, bu iki şirket tarafından alacaklı şirkete yapılan ödemelerden fazla olanlar diğer şirketin de borcuna mahsup olduğunu, bu nedenle alacaklı şirket kayıtlarında bir yanlışlık olma ihtimalinin olduğunu, bu durumu da taraf şirketlerin muhasebe sorumlularının karşılıklı hesap dökümlerini karşılaştırmalarıyla ortaya çıkarılabileceğini, bu aşamadan sonra borç ortaya çıkması durumunda bunu kabul edip ödeyeceklerini beyan ederek davanın aradaki uzun süren ticari ilişki de göz önünde tutularak bir arabulucuya sevkedilmesi veya bizim üzerinde uzlaşabileceğimiz bir arabulucuya başvurup bir anlaşmaya varılabilmesi için uygun bir süre verilmesine, esasa ilişkin itirazların da dikkate alınarak davanın reddine, davacı talep ettiği icra inkar tazminatının ise mutlak bir borcun ya da varsa da miktarının belirlenebilir, net ve sabit olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki hizmet ilişkisine dayalı faturadan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin davada, öncelikle davacı şirketin davalı şirket ile dava dışı şirket olan...şirketine gümrük müşavirliği hizmeti veren şirket olduğu, davacı ile davalı arasında anılan hususta ticari ilişki bulunduğu, nitekim bu hususun tarafların da kabulünde olduğu, davalı tarafça gümrük hizmeti alınmadığına ilişkin bir itirazın ileri sürülmediği, davacı taraf verdiği hizmete ilişkin kesmiş olduğu faturalardan bakiye kısmının ödenmediğini iddia etmekte davalı taraf ise davacıya bir borcunun bulunmadığını savunmakta olduğu, 19.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda gerek taraf şirket defterleri gerek dosyada bulunan belgeler ve gerekse dava dışı şirketin kayıtları incelenerek yapılan tespitler göz önüne alındığında davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların ve dekontların davalı şirket ve dava dışı şirketin ticari defterlerine işlediği, gümrük beyannamelerinden ... hizmetinin davalı ve dava dışı şirketin aldıklarının anlaşıldığı, davacı şirketin banka kayıtlarında gelen havalelerin muntazaman ticari defter kayıtlarına işlenmesi ancak davalı şirketin bu banka kayıtlarını ticari defterlerine yansıtmayıp toplu hesap kapama yöntemi ile kayıt altına aldığı görüldüğü, her ne kadar davalı vekili tarafından ek rapor alınmasından sonraki süreçte imza itirazında bulunulmuş ise de davacıya davalı ve dava dışı şirket tarafından her iki şirketin iş ve eylemlerini kapsayacak şekilde vekalet verildiği, davalı ve dava dışı şirket yetkili kişisinin aynı kişi olduğu hususlarının tespiti karşısında ve yargılamanın geldiği aşama da nazara alınarak davalı vekilinin imza itirazının yargılamayı uzatmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, 19.04.2021 tarihli rapor uyuşmazlığı aydınlatmaya ve hüküm kurmaya elverişli olmakla, rapor doğrultusunda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 6.031,05 TL alacağının bulunduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından ... isimli kişinin hesabına davalı şirket tarafından gönderilen toplam 900,00 TL'nin mahsubunun yerinde olmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de anılan şahsın davacının da kabulünde olduğu üzere davacı şirket çalışanı olduğu ve yine aynı zamanda verilen vekaletnamede isminin de bulunduğu, yine ödemelerin yapıldığı hususunun tespit edilmiş olup aksi bir durumun davacı tarafından ileri sürülmediği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve ödemelerin gerçekleşme biçimi de göz önüne alındığında davacı kayıtlarına yansıtılmayan ve davalı tarafından ödenen 900,00 TL'nin davacı alacağından mahsubu yapıldığı, davacı vekilinin itirazları yerinde görülmediği, işlemiş faiz talebi yönünden ise emsal Yargıtay kararları da göz önüne alındığında davalıyı takip öncesi usulüne uygun temerrüte düşüren bilgi ve belge olmadığı anlaşıldığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, asıl alacak likit olup davalı itirazında haksız olmakla asıl alacağın taktiren % 20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın kısmen kabulü ile, Davalının İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali takibin 6.031,05 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden takip talebinde belirtilen faiz oran ve cinsi ile faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, Fazlaya ilişkin isteminin reddine Hükmedilen 6.031,05 TL asıl alacağın taktiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın icra takibinde borcun sebebi olarak "12/05/2015 tarihli ... sayılı fatura, 863 sayılı dekont, ... nolu cari hesaptan kaynaklı alacağı" göstermesine rağmen itirazın iptali davasında takipte dayandığı sebebinin genişlettiğini, davanın ve iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, 17.07.2019 tarihli bilirkişi raporundaki davacının davasının ispatlanamadığı şeklindeki tespite rağmen davanın kabulüne karar vermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının virman ilişkisi iddiasına dayanak olarak sunmuş olduğu belgeler ve bu belgelerdeki imzaların müvekkil tarafından kabul edilmediğini, müvekkili ile davacı arasında kesinlikle bir hesap mutabakatı bulunmadığını, hesap mutabakatına ilişkin sunulmuş olan belgelerdeki imzaların hiçbirisine müvekkile ait olmadığını, dosyaya sunulmuş olan e-mailler müvekkiline ulaşmamış olmakla birlikte bu maillerin içeriğinin kabul edildiğine dair hiçbir cevabi e-mailin bulunmadığını, mahkemece müvekkilinin isticvabı üzerine davacı tarafa belge asıllarını sunmak üzere kesin süre vermesine rağmen belge asılları ibraz edilmediğini, Mahkemenin hiçbir hukuki gerekçe ve dayanak olmadan dava dışı .... Şti.'nin defterlerini inceleme kararı oluşturmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, 15.12.2020 tarihli ara kararı uyarınca yapılmış olan bilirkişi incelemesi neticesine verilmiş olan rapor açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, davacı taraf takip talebinde hem fatura hem dekont hem de cari hesap ilişkisine dayanmış olup likit bir alacak iddiasına dayanmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava, gümrük hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ... Şirketi olduğu, 6.391,05 TL asıl alacak ve 1.073,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.004,32 TL üzerinden 15.02.2017 tarihinde başlatılan icra takibinde "12.05.2015 Tarihli ... Fatura No ... Nolu Cari Hesap" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 20.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 27.02.2017 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 17.07.2019 tarihli raporda:"Davacı ve davalı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı defterlerine göre davalının takip tarihi itibari ile 6.931,05 TL borçlu olduğu, davalı defterlerinde ise takip tarihi itibari ile davacının herhangi bir alacağının olmadığı gibi davacının 17.000,00 TL'lik borcunun olduğu, taraflar arasında ki hesap farkının en büyük nedeninin 31.12.2014 ve 31.12.2015 tarihlerinde davalı hesabına yapılan "..." borç kayıtlarından kaynaklandığı, bu virmanlar ile ilgili davalının kabulüne ilişkin herhangi bir vesaikin bulunmadığı, sunulan fotokopilerde sadece davacının kaşe ve imzasının olduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının davalı hesabına yaptığı borç kayıtları ile ilgili ispat külfetini yerine getiremediği, bu itibarla iş bu davanın dayanağı olan icra takibinde ki alacağının ispata muhtaç olduğu, davacının söz konusu virman işlemlerinin davalıyı bağladığını ispat etmesi halinde ise davacının 13.02.2017 takip tarihi itibari ile 6.931,05 TL asıl alacaklı olacağı, davalının takip öncesi temerrüdünün olmadığı nazara alındığında davacı asıl alacağına takip tarihinden sonra talep doğrultusunda %9 yasal faiz işletilebileceği..." bildirilmiş aynı bilirkişiden tarafların itirazlarını karşılamak amacıyla aldırılan 01.11.2019 tarihli ek raporda ise kök rapordaki kanaatlerin değişmediği açıklanmıştır.İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 19.04.2021 tarihli raporda:"Davacı ve davalı şirket tarafından ibraz edilen 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve 1 Sıra No’lu ... Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu, dava dışı şirketin 2016 yılına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2015 yılına ilişkin ticari defterlerinin e-açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olmadığı, Defteri Kebir ve Envanter Defterinin yazılı olmadığı, davacı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde davacı şirketin davalı şirket ile olan ticari münasebet kayıtlarını ....ŞTI isimli ... Alıcılar hesabında izlediği, ilgili hesabın takip tarihi itibarı ile 6.931,05 TL Alacak Bakiyesi verdiği, dava dışı ... Tarım ile olan ticari münasebet kayıtlarını ...- ....ŞTİ isimli ... Alıcılar Hesabında izlediği, ilgili hesabın 31.12.2015 tarihi itibarı ile borç alacak bakiyesi vermediği bakiyenin kapalı olduğu, davacının alacak bakiyesini davalı şirket ile virman yoluyla kapattığı; davalı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde davacı şirket ile olan ticari münasebet kayıtlarını 320.01.069 ... Müşavirliği ve 320.02.01 ... Müşavirliği isimli ... Satıcılar Hesabında izlediği, hesabın 31.12.2015 tarihi itibarıyla 17.000,00 TL Borç bakiyesi verdiği, davalı şirketin kaydı olarak kayıtlarında davacı şirketten 17.000,00 TL Alacaklı göründüğü, bu alacak bakiyesini 31.12.2015 tarihinde 159.01.11 ... İsimli ... Hesabına aktardığı, 2016 yılı içine başkaca bir hareket bulunmadığı, dava dışı şirketin 2014 ve 2015 yılı ticari defter kayıtları incelendiğinde; dava dışı şirket ile davacı şirketin arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı şirketten dava dışı şirketin Gümrük Müşavirliği hizmeti aldığı, davacı şirket ile olan ticari münasebet kayıtlarını 320.01.010 ....Şti. İsimli ... Hesabında izlediği dava dışı şirketin 20.05.2015 tarihi itibarıyla davacı şirkete 50.366,09 TL borcu var iken 31.12.2015 tarihinde mesnetsiz bir kayıt ile kapattığı 2016 yılına borç alacak bakiyesi devretmediği, dava dışı şirketin ticari defter kayıtlarında davacı şirkete aldığı Gümrük Müşavirliği hizmeti karşılığında yapılmış olan bir tevsik edici belge ile ispatlı bir ödeme kaydının olmadığı; tarafların 2015 ve 2106 yılları ticari defter kayıtları, dava doyasına ibraz edilen Gümrük Beyannameleri ve dekontlar incelendiğinde davacı şirketin davalı şirkete ve dava dışı şirkete Gümrük Müşavirlik hizmeti verdiği, davacı şirketin taraflarına Müşavirlik hizmeti verebilmesi için Kartal .... Noterliği 24.12.2103 tarih ... Numaralı vekaletname ile davalı şirket ve dava dışı şirket tarafından vekaletname verildiği, vekaletnamede hem davacı şirketin hem de dava dışı şirketin birlikte vekalet verdikleri, her iki şirketi de temsile yetkili kişinin ... olduğu, davalı şirket ile dava dışı şirket davacı şirkete aynı vekaletnamede yetki verdikleri ve her iki şirketin de yetkilisi aynı kişiler olduğu, gümrük müşavirleri verdikleri hizmet gereği işlemlerini yaptıkları şirketlerin İhracat ve İthalat işlemleri sırasında Vekalet ile temsil ettikleri şirket adına resmi daireler de hareket ettikleri, görülmekte olan davada iki adet şirket adına davacı şirketin işlemler yaptığı, gümrük müşavirlerinin müşterilerine verdikleri hizmet gereği Fatura düzenledikleri ve bunun yanında İthalat ve İhracat işlemleri sırasından müşterileri adına yaptıkları ödemeleri ... ile müşterilerine ekte belgeleri olacak şekilde yansıttıkları, işlem yapmak için önceden aldıkları avansları böylece kapattıkları, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davalı şirketin ve dava dışı şirketin davacı şirket tarafından düzenlenen tüm fatura ve dekontları ticari defterlerine işledikleri muavin kayıtlarından da anlaşıldığı, yine davacı tarafından dava dosyasına ibraz edilen Gümrük Beyannameleri incelendiğinde ... hizmetleri davalı ve dava dışı şirketin aldıklarının anlaşıldığı, taraflar arasındaki ilişkide gümrük işlemleri için yapılan ödemelerin bir kısmının dava dışı şirketin adına olanların davalı şirket tarafından gümrük müşavirliği banka hesaplarına yollandığının da tespit edildiği, davacı şirketin banka kayıtlarında gelen havalelerin muntazaman ticari defter kayıtlarına işlendiği ancak davalı şirket bu banka kayıtlarını ticari defterlerine yansıtmayıp, toplu hesap kapama yöntemi ile kayıt altına aldığı, açıklanan bu sebeplerden ötürü taraflar arasında ki uyuşmazlığın çözümünde davacı şirketin ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği, yine dava dışı şirket tarafından ibraz edilen 2015 yılı ticari defterlerin sahibi lehine delil kabiliyetleri de mevcut olmadığı, taraflara ait BA/BS kayıtları incelendiğinde davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların BA beyan sınırı olan KDV hariç 5.000,00 TL'nin altında kalması sebebiyle karşılıklı olarak bildirilmediği, dekontların ise bildirim zorunluluğu kapsamında olmadığı bu sebepten ötürü BA/BS beyan kontrolünün yapılamayacağı, tarafların ticari defterlerinde ve taraf beyanlarında da davacı şirket tarafından verilen hizmetin alınmadığına ilişkin bir iddia da bulunmadığı, kaldı ki davacı şirket tarafından düzenlenen tüm fatura ve dekontlar davalı ve dava dışı şirket ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, davacı şirket tarafına yapılan tüm ödemelerin davalı şirket banka hesapları üzerinden olması nedeniyle dönem dönem bakiyeyi diğer hizmet verdiği dava dışı şirketin borcundan mahsup ettiği bu durumun da davalı şirket yetkilisi tarafından dava dosyasına ibraz edilen 18.05.2017 tarihli cevap dilekçesinde kabul edildiği, yine taraflar arasındaki virman işlemleri kaşe ve imzalı olarak tarafların kabulünde olduğu, davalı tarafın imzanın kendisine ait olmadığı yönünde iddiası olması bunu kabul etmediği yönünde itiraz mevcut ise de her iki şirket iş ve eylemlerini kapsayacak şekilde davacı şirkete vekalet verdiği, davalı ve dava dışı şirket yetkili kişisinin aynı kişi olduğu hususlarının tespit edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket çalışanlarından ve vekaletnamede adı geçen ...’ e davalı şirket yetkilisi ... tarafından 05.07.2010 tarihinde 150,00 TL, 03.06.2013 tarihinde 200,00 TL, 30.01.2012 tarihinde 100,00 TL, 26.04.2011 tarihinde 200,00 TL, 22.03.2011 tarihinde 150,00 TL, 19.01.2011 tarihinde 100,00 TL toplam: 900,00 TL’nin davalı şirket borçlarından düşülmediği, tarafların ticari defter kayıtları, dava dosyasına ibraz edilen belgeler, daha önce hazırlanmış ve dava dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporları incelendiğinde davacı şirketin davalı şirketten KAYDİ olarak takip tarihi itibariyle 6.931,05 TL Alacaklı Göründüğü, bu bedel üzerinden davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket çalışanı olan ...’e yapılan 900,00 TL ödemenin mahsup edilmesi gerektiği, (6.931,05 TL-900,00 TL = 6.031,05 TL olduğu) bir başka ifade ile davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibarıyla talep edebileceği alacak tutarının 6.031,05 TL olduğu tespit edildiği, davalı ... temerrüte düşürdüğüne istinaden bir belgenin icra dosyasında ve dava dosyasında bulunmaması sebebiyle takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceği..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.Davacı ... hizmeti nedeniyle cari hesap alacağı bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise takip konusu borcu ödediğini savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde son mali müşavir bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasındaki istinaf konusu uyuşmazlık, takipteki borcun sebebinin davacı tarafın genişletilip genişletilmediği, davacının dava dışı .... Şti.'den olan alacağının virman yoluyla davalı taraf adına borç kaydedilerek davalıdan istenilip istenilemeyeceği ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Davacı tarafın icra takibinde "12.05.2015 Tarihli ... Fatura No ... Nolu Cari Hesap" borcun sebebine dayandığı bu durumda 12.05.2015 tarihli fatura alacağı ek olarak bildirilmediği, davacı tarafın cari hesap olarak belirttiği davalı adına oluşturduğu açık hesap ekstresine konu listede bulunan alacakları takip konusu yapıp itiraz üzerine açılan iş bu davada ekstre konusu listedeki faturalardan kaynaklı alacakları talep etmesinin takipteki borcun genişletilmesi anlamına gelmeyeceği kanaati ile bu konudaki davalı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından icra dosyasına sunulan 27.02.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesi:"...Takibe ve borcun tamamına ve ferilerine itiraz ediyoruz.Müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında süreklilik arz eden bir ticari alışveriş olmuştur/olmaktadır. Ancak kayıtlarımıza göre şirketimiz tüm borçlarını ödemiştir. Borçlarımızı alacaklı şirketin hesaplarına ödüyorduk. Ayrıca bizim şirketle ortakları aynı olan .... Şti. şirketinin de şirketinizle ticari alışverişi bulunmaktadır. Bu iki şirket tarafından alacaklı şirketle yapılan ödemelerden fazla olanlar diğer şirketin de borcuna mahsup oluyordu. Bu nedenle alacaklı şirket kayıtlarında bir yanlışlık olma ihtimali yüksektir. Biz şirketimizin tüm borçlarını alacaklı şirkete ödediğimizi biliyoruz. Bizim kayıtlarımıza göre şirketimizin alacaklı olduğunu iddia eden şirkete hali hazırda takibe konu bir borcu bulunmamaktadır..." şeklindedir.Davalı şirket yetkilisi tarafından dava dosyasına sunulan 23.05.2017 tarihli cevap verme süresinin uzatılmasına yönelik dilekçesinde:"...Ayrıca bizim şirketle ortakları aynı olan .... Şti. şirketinin de şirketinizle ticari alışverişi bulunmaktadır. Bu iki şirket tarafından alacaklı şirkete yapılan ödemelerden fazla olanlar diğer şirketin de borcuna mahsup oluyordu. Bu nedenle alacaklı şirket kayıtlarında bir yanlışlık olma ihtimali yüksektir. Biz şirketimizin tüm borçlarını alacaklı şirkete ödediğimizi biliyoruz..." şeklinde beyan bulunmaktadır.Davacı vekilinin dava dilekçesinin ekinde sunduğu 31.12.2015 tarihli davacı şirket antentli davalı şirkete hitaben düzenlenmiş altında davacı ve davalı şirketlere atfen atılı bulunan imzalar ve kaşelerin bulunduğu belgede:"Konu: Hesaplar Arası Virman 31.12.2015 tarihinde ... Şti. firmasının borcu olan 12.748,88 TL hesabınıza devredilmiştir. 31.12.2015 tarihinde hesabınız 6.931,05 TL borç bakiyesi göstermektedir." şeklinde ifade bulunmaktadır.Davalı şirket yetkilisi sunmuş olduğu cevap ve ikinci cevap dilekçesinde yukarıda yer verilen 31.12.2015 tarihli belge altındaki imza açıkça kabul veya red şeklinde beyanda bulunmamış ise de, yargılama sırasında davalı vekili bu belge altındaki imzanın davalı şirket yetkisine ait olmadığını ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince de bu imza itirazı nedeniyle belge üzerinde inceleme şeklinde ara kararlar oluşturulmuş ise de dava dışı .... Şti.'nin kayıtları da inelenmek suretiyle sonraki aldırılan bilirkişi raporundaki tespitleri uyarınca takip konusu asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki davacının davalı şirkete verdiği gümrük hizmeti ve karşılığında davalının ödeme yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup takip konusu cari hesap ilişkisi alacağın dava dışı .... Şti.'den olan davacı alacağının virman yoluyla davalı taraf adına borç kaydedilmesinden kaynaklandığı sabittir. Yukarıda yer verilen bizzat davalı şirket yetkilisi tarafından sunulan 27.02.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesi ve 23.05.2017 tarihli cevap verme süresinin uzatılmasına yönelik dilekçesinde davacı şirket ile davalı şirket arasında virman ilişkisini kabul etmiş olması ile 19.04.2021 tarihli raporda dava dışı .... Şti.'nin ticari defterlerinde davacı şirkete 50.366,09 TL'lik borcunun tevsik edici belge olmadan kapatılmış olması, davalının ödeme savunmasını ile üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirememiş olması karşısında HMK'nın 222. maddesi davanın takipteki asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi ve ayrıca 31.12.2015 tarihli belge altındaki imza konusunda ayrıca sahte olup olmadığında yönelik araştırma yapmamasında isabetsizlik bulunmamamktadır.İİK'nın 67/2. maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu süresinde itiraz edilmeyen taraf defterlerinde kayıtlı faturalara konu bedellerin biliniyor olması karşısında likit bir alacak olduğundan, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 100,00 TL 'nin mahsubu ile bakiye 632,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026