Tazminat

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... ... Kooperatifi’nin eski vekili diğer davalılar ..., ..., ...'ün ise dava konusu zararın doğduğu dönemde kooperatif yönetim kurulu üyeleri olduğunu, dava konusu zararın eski kooperatif ortağı ...’ya İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. ve 2013/3 K. sayılı kararı gereğince 77.044,00 TL’nin temyiz aşaması tamamlanmadan rızaen ödenmesinden kaynaklandığını, davalı eski kooperatif vekili ... 2005 yılından beri kooperatifin hukuki danışmanlığını yaptığını, kooperatife ait bütün bloklar hakkında kesinleşmiş yıkım kararı olduğunu bilmesi, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin hatalı hukuki değerlendirme sonucu vermiş olduğu kooperatif aleyhine tazminat ödeme kararının temyiz aşamasında Yargıtay ilgili dairesi tarafından bozulacağını bilmesi ve işbu karara ilişkin ...’ya yapılacak olan parasal ödemenin tehir-i icra kararı ile temyiz aşaması sonuna kadar durdurulabileceğini bilmesine rağmen ...’ya ödeme yapılmasına engel olmadığını, ... hakkında icra dosyasından uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamalarda adına herhangi bir gayrimenkul ya da araç kaydına rastlanmadığını, ...’nun evinde yapılan haciz işleminde ise hacze kabil bir mal bulunamadığını, herhangi bir mal varlığı ve geliri bulunmayan ...’ya haksız yere ödenen 77.044,00 TL’nin tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, davalı kooperatif eski yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ihmal ederek kooperatifi zarara uğrattıklarını, işbu haksız ödemenin davalıların görevlerinde gerekli özeni göstermemeleri, gözetim ve denetim görevlerini yapmamalarından kaynaklanması nedeniyle bizzat sorumluluklarının bulunduğunu, kooperatifin 03.06.2018 tarihli 2017 olağan genel kurulunun 7. ve 9. maddelerinde kooperatifi zarara uğratan eski yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılması için denetçilere yetki verildiğini belirterek 77.044,00 TL’nin ...'ya ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davadaki talebin zamanaşımına uğradığını, ... hakkında kesin aciz vesikası alınmadan açılan davanın esasa geçilmeden usulden reddi gerektiğini, müvekkillerinden ...'nun ...’ya ödeme yapıldığı tarihte yönetim kurulu üyesi olmadığından yapılan ödemeden sorumlu tutulamayacağını, ...’ya ödeme yapılmasının kooperatif genel kurulunda tartışıldığını ve ödeme yapılmasına karar verilmesi üzerine ödeme yapıldığını, o dönemde kooperatifin yeterli teminatı sağlayıp icra dosyasına yatıramaması sebebiyle icranın ertelenmesi kararı aldırılamadığını, Kadıköy 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından kooperatifin taşınmazlarına haciz koydurulduğunu, haciz işlemlerinin durdurulabilmesi veya en azından kooperatife zaman kazandırılabilmesi adına diğer davalı Av. ...'ün öncelikle faiz hesabının hatalı yapılması nedeni ile Kadıköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nde 2008/1378 E. sayılı şikâyette bulunmuş ardından taşkın haciz nedeniyle Kadıköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/566 E. sayılı davasını açtığını, ...’nun kooperatif ortağı olduğu kabul edildiğine göre bahsi geçen davası reddedilmiş olsa bile kooperatife yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep edebileceğini, genel kuruldan alınan karar ile kooperatif ortağına ödeme yapılarak kooperatifin yeni bir dava ile karşılaşmasının da önüne geçildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı kooperatifin eski yöneticisi olan davalıların, davacı kooperatife zarar verici eylemlerinin bulunduğundan bahisle, bu zararın tazmini istemine yönelik müdür sorumluluk davasında, dava dilekçesinde sorumluluk isnadına gerekçe olarak, davacı kooperatifin eski üyesi ...’ya İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/101 esas sayılı kararı gereğince 77.044,00 TL’nin temyiz aşaması tamamlanmadan, rızaen ödenmesi ile kooperatif zararının oluştuğu, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararının kesinleşmesi üzerine haksız yere ödenen 77.044,00 TL’nin iadesi için icra işlemi başlatıldığı, ancak haksız ödenen paranın iadesinin/tahsilinin mümkün olmadığı iddialarına dayandırıldığı, Mahkememizce İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/101 esas sayılı dosyası dosya arasına alındığı, yapılan incelemede, 27/12/2005 tarihinde davacısı ... tarafından davalısı ... Kooperatifi aleyhine dava açıldığı, o tarihte Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/826 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, 21/11/2006 tarihli karar ile, davanın kabulü ile 43.419,30 TL’nin davacısı ...’ya ödenmesine dair karar verildiği belirlendiği, Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/826 esas sayılı ilamına dayalı olarak alacaklı ... tarafından Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, toplamda 62.577,99 TL’nin tahsili talepli, ilamlı icra takibi başlatıldığı, anılan takip kapsamında haciz işlemi uygulandığı, takip kapsamında borçlusu kooperatif tarafından 29/06/2009 tarihinde icra dosyasına 74.044,00 TL’nin yatırıldığı, aynı gün kooperatif taşınmazlarına konulan hacizlerin kaldırılmasına dair karar verildiği, dosyamız arasına alınan icra dosyasının tetkikinden anlaşıldığı, davalı yöneticilere atfedilen sorumluluk, 29/06/2009 tarihinde yapılan bu ödemeye ilişkin olduğu, Nitekim sonrasında Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/826 esas sayılı kararının bozulması üzerine yargılamaya İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/101 esas sayılı dosyasında devam edilmiş, davacısı ...’nun davasının reddine dair karar verilmiş, kararın kesinleştiği, davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ile Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının yeni esası olan İstanbul Anadolu 2, İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyası kapsamında icranın iadesi işlemlerine başlanıldığı, haciz işlemi yapıldığı, takibin devam ettiği belirlendiği, davalılardan ... ve ... vekilince süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile zaman aşımı defi ileri sürüldüğü, davalı yöneticilere atfedilen sorumluluk 09/06/2009 tarihinde yapılan ödemeye dayanmakla ve Kooperatifler Kanunun 98. maddesindeki “Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.” düzenlemesi nedeniyle, ödeme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 340. maddesi atfı ile 309. maddesi, işbu davada uygulanacak hükümlerden olduğu, dava 18/10/2018 tarihinde açılmış olup, 6762 sayılı TTK’nun 309/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zaman aşımı süresi 09/06/2014 tarihinde dolmuş bulunmakla, davalılardan ... ve ... yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair karar vermek gerektiği, davalı ... yönünden yapılan incelemede ise; davacı Kooperatifin 2009 faaliyet yılına ilişkin genel kurul toplantısının 06/06/2010 tarihinde yapıldığı, 2009 dönemi yönetim kurulu faaliyet raporunda D)Ortaklık İşlemler üst başlığı altında, 6. maddede “ortaklığı sona eren kişilere yapılan ödemeler” başlığında diğer ortaklar ve ödemeler yanı sıra “... 77.044,00 TL” ibarelerine yer verildiği, anılan 06/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında, yönetim kurulu yıllık çalışma raporunun oy çokluğu ile onandığı, aynı genel kurul toplantısında 4. maddede davalı yönetim kurulu üyelerinin de ibrasına karar verildiği, davaya konu sorumluluğun dayandırıldığı 77.044,00 TL ödemeye, yönetim kurulu çalışma raporunda açıkça yer verilmiş olmakla ve davalı yönetim kurulunun ibrasına dair karar verilmiş olmakla davalı ...’ün de sorumluluğu koşullarının oluşmadığı, bundan başka yapılan ödemenin Mahkeme ilamına dayalı olarak, haciz uygulanması üzerine yapıldığı, ödemeye dayanak kararın bozulması üzere, tahsil edilen tutarın iadesine yönelik icra işlemlerinin de devam ettiği, davalı ... yönünden de 6762 sayılı TTK’nun 336 vd. maddelerinde düzenlenen yöneticinin sorumluluğuna ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle Davalılardan ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddine, Davalı ... yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... bakımından 04.12.2020 tarihinde verilen tefrik kararı ve sonrasında verilen usulden ret kararının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı yönünden Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinin yollamasıyla somut olay bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 560. Maddesi uyarınca fiilin cezayı gerektirdiği durumlarda TCK'ya göre daha uzun zamanaşımı bulunuyorsa haksız fiil bakımında da bu zamanaşımının uygulanması gerektiğini, davalılar bakımından görevi kötüye kullanma suçunun fiilini oluşturan haksız fiilleri nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığından davanın zamanaşımına uğramadığını, 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalıların kooperatifi zarara uğrattığı ve 77.044,00 TL ödeme nedeniyle ibra edilmedikleri tespitlerine rağmen yeni bir bilirkişi raporu almadan, eksik inceleme sonucu davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava, kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98.maddesinde; "Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." düzenlemesi uyarınca eldeki sorumluluk davasında anonim şirketlere ilişkin TTK'da yer alan hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 555/1. maddesi gereği işbu davanın davacı kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması yeterlidir. Eldeki davada ... Kooperatifi adına denetçi ... vekili tarafından açılmış, İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2019 tarihli celsesi 1 numaralı ara kararı ile kooperatife davaya muvafakatlerinin bulunup bulunmadığını bildirmeleri için 24.12.2019 tarihinde meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, 25.02.2020 tarihli dilekçe ekinde ... Kooperatifi'nin davaya muvafakatlarının bulunduğu ve denetçi vekilinin aynı zamanda kooperatif vekili olması nedeniyle davanın bu vekil vasıtasıyla takip edileceğinin bildirildiği, kooperatifin dava tarihinden önceki 03.06.2018 tarihli genel kurulunun 7 nolu gündem maddesi ile de koopertafin zarara uğramasına sebebiyet veren eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılması için yönetim kuruluna yetki verildiği anlaşılmıştır.Davacı davalıların yönetim kurulu üyesi olarak bulundukları dönemde dava dışı kooperatif ortağı ...’nın kooperatife karşı açtığı İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. ve 2013/3 K. sayılı kararı gereğince dosya kesinleşmeden yapılan 77.044,00 TL ödemenin kooperatifi zarara uğrattığı iddia etmiş, davalılar ... ve ... zamanaşımı defisinde bulunarak kooperatifin zarara uğramadığını savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddine, davalı ... yönünden davanın sübut bulmadığından reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İlk Derece Mahkemesince davalı ... hakkındaki davanın 04.12.2019 tarihli celsesi ara kararı ile dosyadan tefrik edilerek başka bir esasa kaydına dair karar verilmiştir. ... iş bu dosyada yer alan diğer üç davalıdan farklı olarak ... Kooperatifi'nin vekili olarak İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. ve 2013/3 K. sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasında vekil olarak görev yapmıştır. İş bu davada yer alan davalılar ise kooperatifin yönetim kurulu üyeleridir. ... hakkındaki davanın tefrik edilip edilmemesinde isabetsizlik bulunup bulunmadığı hususu tefrik edilen dosyada verilecek kararın kanun yolunda aşamasında incelenebilecek bir husu olması nedeniyle bu konudaki davacı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. ve 2013/3 K. sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının ... Kooperatifi olduğu, kooperatif üyeliğinden dolayı taşınmaz tahsisi ile kira bedelini ödenmesi mümkün olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkin 27.12.2005 tarihinde açılan dava neticesinde Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/826 E. 2006/727 K. sayılı dosyasında 21.11.2006 tarihinde davanın kısmen kabulüne, 43.419,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına dair verilen karara karşı davacı ve davalı taraflarca ayrı ayrı temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11. HD'nin 2009/4690 E. 2010/10999 K. sayılı ilamı ile hükmün davalı yararına bozulmasına dair karar verildiği, Yargıtay 11. HD'nin 2011/727 E. 2011/4597 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine dair karar verildiği, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. sırasına kaydedilen dava dosyasında 31.01.2013 tarihinde 2013/3 K. sayılı davanın reddine dair karara karşı davacı tarafça temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 23. HD'nin 2013/5132 E. 2013/5958 K. sayılı ilamı ile hükmün onanmasına dair karar verildiği, karar düzeltme yoluna başvurulmadığından hükmün 26.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlusunun ... Kooperatifi olduğu, 09.09.2008 tarihinde Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/826 E. 2006/727 K. sayılı dosyasında 21.11.2006 tarihli ilamı nedeniyle toplam 62.577,99 TL üzerinden başlatılan takipte haciz işlemlerinin yapılmasının ardından takip borçlusu tarafından 29.06.2009 tarihinde 77.044,00 TL'nin icra dosyasına yatırıldığı, takip borçlusu vekilinin 09.02.2015 tarihli dilekçe ile İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/101 E. ve 2013/3 K. sayılı 31.01.2013 tarihli kararı nedeniyle icranın iadesi ve alacaklı malları üzerine haciz talebinde bulunduğu, 14.05.2015 tarihinde mahallinde haciz işlemi yapıldığı anlaşılmıştır.6762 sayılı TTK'nın 309/1. maddesi "Şirketin 305,306,307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete verilir." 309/4. maddesi "Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince 09.06.2009 tarihinde yapılan ödemeye sorumluluk iddiasına dayalı 5 yıllık zamanaşımı süresinin 09.06.2014 tarihinde dolduğu davanın ise 18.10.2018 tarihinde açıldığından cevap dilekçesinde zamanaşımı defisini ileri süren ... ve ... yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince olayda görevi kötüye kullanma suçunun mevcut olduğundan uzamış ceza zamanaşımının uygulaması gerektiği yönünden istinaf sebebi ileri sürülmüştür. Davacı tarafın davalı yöneticilerin kooperatifi zarara uğratarak sorumluluğunu gerektiren husus olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğü olay Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/826 E. 2006/727 K. sayılı dosyasında 21.11.2006 tarihinde davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı tehiri icra kararı alınmadan temyize başvurulması nedeniyle ilgili dosya davacı tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasındaki ilamlı icra takibi nedeniyle haciz yapılması üzerine 29.06.2009 tarihinde 77.044,00 TL'nin icra dosyasına yatırılmasına yöneliktir. Yani davacı tehiri icra kararı alınmaması nedeniyle yapılan ödemenin suç teşkil ettiği iddiasında ise de hukuk davasında aleyhine hüküm tesis edilen tarafın kanun yoluna başvururken icranın ertelenmesi yoluna başvurmaması bir zorunluluk olmayıp, tehiri icra kararı için yatırılması gereken teminat da düşünüldüğünde ilgili taraf yönünden bu yola başvurulmaması da tarafın takdirinde olup bir tercih sebebidir. Ayrıca tehiri icra kararı alınmasa dahi ilerleyen aşamadaki kanun yoluna başvuru neticesinde lehine karar verildiği taktirde İİK'nın 40. maddesinde icranın iadesi yoluna da başvurulabilecektir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında hukuk davasında izlenen yola ilişkin bu olay nedeniyle suç teşkil edebilecek bir durumun bu aşamada mevcut olmadığı hali hazırda bu konuda yapılmış herhangi bir soruşturmada bulunmadığı tespit edilmekle ceza zamanaşımı süresinin olayda uygulanabilirliği bulunmadığından ödemenin gerçekleştiği 09.06.2009 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin 09.06.2014 tarihinde dolduğu davanın ise 18.10.2018 tarihinde açıldığından zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli olup aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Kooperatif yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle bir zararın doğması şart olup uğranılan zarardan, davalı kooperatif yöneticilerinin sorumlu tutulabilmesi ise 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile 6762 sayılı TTK'nın 309/1 maddesi ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62/3. maddeleri uyarınca kusurlarının ispat edilmesi halinde mümkündür. Somut uyuşmazlıkta İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi'nin .... sayılı dosyasında İİK'nın 40. maddesinde icranın iadesi yoluna kooperatif tarafından başvurulduğu bu aşamada yatırılan bedelin iadesi için haciz işlemlerine girişildiği, tahsilatın bu aşamada sağlanamamasının sürecin tamamlandığı anlamına gelmediği kooperatif zararın doğduğunun kesin olarak ispatlanamadığı ve ayrıca hukuk davasında tehiri icra kararı alınmamasının tek başına yöneticilerin kusurlu oldukları anlamına gelmeyeceği kanaati ile İlk Derece Mahkemesince davanın esastan reddi yönünde verilen kararının isabetli olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazine'ye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.8/04/2026