İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul İli, Soğanlık İlçesi, ... Mevkii ... ada, 17 parsel sayılı taşınmazın sahibi olduğunu, taşınmazın Orhan Tepe Mah. ... Sokak No:...numarada kain olduğunu, taşınmazla ilgili olarak davalı şirketin ortakları ile müvekkili arasında binanın yıkılıp yeniden yapılması için görüşmeler yapıldığını ve bununla ilgili 16/07/2014 tarihinde Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi adı altında matbu bir sözleşme ve eklerinin imzalandığını, şirketin müdürü ve temsilcisinin ... olup diğer ortağının da ... olduğunu, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve ekini ... isimli bir şahsın imzaladığını, sözleşme içeriğine göre arsa sahibi ... adına kayıtlı tapular baz alınarak % 50 oran karşılığı 150.000,00 TL ödendiğini, sözleşmenin noterde yapıldığı takdirde 150.000,00 TL karşılığı olan senedin iade edileceğini ve noter sözleşmesinden sonra senedin geçersiz olacağını, senet metnindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, sadece isim ve imzaların müvekkiline ait olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 150.000,00 TL tutarlı senedin sözleşme onaylanıp kesinleşmediğinden müvekkiline iade edildiğini, senedin aslının müvekkilinde olduğunu, icra takibine konu edilen 16/07/2014 tanzim tarihli ve 01/08/2014 vade tarihli 130.000,00 TL miktarlı senedin karşılıksız ve sebepsiz olduğunu, aynı gün ve tarihte 2 adet senet tanziminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, önceki 150.000,00 TL'lik tanzim edilirken muhtemelen müvekkiline kumpas kurularak ikinci bir senedin alındığını belirterek İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine konu 16/07/2014 tanzim, 01/08/2014 vade tarihli 130.000,00 TL tutarlı senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptalini ve davalının % 20 haksız icra tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında davacı adına kayıtlı İstanbul İli, Soğanlık Mahallesi, ... Mevkii, ... ada, 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat yapmak için 16/07/2014 tarihinde ön sözleşme imzalandığını, davacı ile dava konusu taşınmazlar üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi için imzalanan ön sözleşmeyle müvekkili şirkete dava konusu taşınmaz devir ve teslim etme hususunda anlaştığını, ön sözleşme ile müvekkili şirketin davacı/borçluya 150.000 TL ödediğini, ödemelerin 115.000 TL sinin bankadan ödendiğini, davacının taşınmazları icradan alması sebebiyle taşınmazları üzerine almak için ödemesi gereken bedeller için davacıya elden 35.000 TL ödendiğini, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin ön sözleşme gereğince müvekkili şirketten aldığı ödeme karşılığında 16/07/2014 tanzim 150.000,00 TL bedelli senedi müvekkili şirkete yapmaması ve dava konusu taşınmazları devir ve teslim etmemesi üzerine müvekkili şirketin ödemiş olduğu bedeli talep ettiğini, davacı müvekkili şirkete aralarında bir problem olmayacağını gerekirse almış olduğu paranın bir kısmını ödeyebileceğini belirterek senet borcuna mahsuben 20.000,00 TL ödeme yaparak, müvekkili şirkete vermiş olduğu 150.000 TL bedelli senedi alarak bu sefer 130.000 TL bedelli senedi verdiğini, davacı taraf müvekkili şirket arasındaki yapılan ön sözleşme kapsamında taşınmazı devredeceğini veya senet bedelini ödeyeceğini beyan ederek müvekkili şirketten süre talep ederek oyaladığını, müvekkili şirketin davacıya son olarak 02/10/2014 tarihine kadar taşınmazı devretmemesi veya senet bedelini ödememesi halinde takip başlatacağını beyan ettiğini, davacının ödeme yapmaması üzerine müvekkilinin davacı aleyhine İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasıyla icra takibi başladığını, takibin kesinleştiğini, davacı tarafın borçtan kurtulmak için kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, davacı borcunu ödemediğini beyan ederek, haksız davanın reddi ile %20 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davacı vekilinin kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu edilen bonodaki müvekkiline atfen atılı imzanın müvekkili eli ürünü ise de bononun müvekkili tarafından doldurulmadığı, dava konusu bononun; dava konusu olmayan ve taraflar arasında imzalanıp ifa edilemeyince iptal edilen gayrimenkul satış ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden davacı tarafından davalı lehine keşide edilen 16/07/2014 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli bononun altına sıkıştırılarak imzalatıldığı yada ne şekilde imzalatıldığını bilmediğini beyan ettiği, uyaptan sunulan 24.11.2015 tarihli beyanında ise ...'nda yapılan toplantıda sözleşmeye konu olmayan 150.000,00 TL bedelli bononun 150.000,00 TL nakit para karşılığında davalıya teslim edildiğini, aynı esnada bir adet davalının bir adet de davacının 130.000,00 TL bedelli bono tanzim ettiğini senetlerin davalıda kaldığını, hilenin bu aşamada gerçekleştiğini, davacının restoran çalışanlarının davacının 150.000,00 TL nakit parayı davalıya verdiği, davalının da karşılığında senedi davacıya teslim ettiği, davacının senedi yırtarak çöpe attığına şahit olduklarını beyan ederek restoran çalışanlarının dinlenmesini talep ettiği, dinlenen tanıkların para yada senet alışverişini görmediklerini, davacının daha sonra restorana gelerek çöpe atılan senet parçalarını aldığını beyan ettiği, davalının ise 150.000,00 TL bedelli senet karşılığında sözleşmenin imzalanması esnasında davacıya 115.000,00 TL'nin bankadan havale edildiğini, kalan 35.000,00 TL sini ise icradan alınan taşınmazın icra masraflarının karşılanması için nakit ödendiğini, sözleşmenin feshedilmesi üzerine davalıdan ödenen tutarın talep edildiği, ...'nda yapılan toplantıda davacının 150.000,00 TL senedi alarak karşılığında 20.000,00 TL nakit ödeme yaptığı, kalan 130.000,00 TL için de dava konusu senedi imzalayarak davalıya verdiği, senedin imza dışındaki kısımlarının toplantıya katılan davalı tanığının beyanına göre davacının isteği üzerine kendisi tarafından doldurulduğunu beyan ettiği, senedin eli ürünü olduğu, imza inkarı olmasa bile elinden rızası dışında çıktığını ileri sürdüğü, davacı vekili bononun sonradan doldurulup kullanıldığını ileri sürmüş ise de 6762 sayılı TTK'nın 592. (6102 sy. TTK'nın 680.) maddesi gereğince açık senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ileri süren borçlunun bu yöndeki iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği(Emsal: Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 20/03/2013 tarihli 2013/698 E., 2013/4868 K. sayılı kararı), yine bononun sebepten bağımsız bir kıymetli evrak niteliğinde olması nedeniyle davalı tarafın bonoyu hangi nedenle iktisap ettiğini açıklamak zorunda olmadığı, davacı vekilinin 24.11.2015 tarihli beyanında 150.000,00 TL bedelli bononun nakit para karşılığında davalıya teslim edildiği esnada bir adet davalının bir adet de davacının 130.000,00 TL bedelli bono tanzim ettiğini, senetlerin davalıda kaldığını beyan ettiği dolayısıyla senedin davacı eliyle davalıya verildiğini ikrar ettiği, senedin rızası dışında elinden çıktığı yada hileyle imzalatıldığı iddiasına yönelik herhangi bir delil de sunulmadığı, dolayısıyla davanın sübuta ermediği gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taraflar arasında yapılan ve taraflarcada kabul edilen 16.07.2014 tarihli sözleşmede de belirtilen 150.000,00 TL bedelli bir bono verildiği ortada iken davalı tarafça ne şekilde alındığı belli olmayan yine 16.07.2014 tarihli ikinci bir 130.000,00 TL bedelli bir bono daha alındığı, taraflar arasında herhangi ikinci bir borç ilişkisini doğuran sebep olmadığı için 16.07.2014 tarihli bononun aynı gün alınması hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının müvekkiline 280.000,00 TL ödemediğinin ve sözleşme gereği bononun 150.000,00 TL olduğunun ortada olduğu, müvekkil aleyhine 130.000,00 TL bedelli hukuki ilişkiden doğmayan, hukuki dayanağı olmayan bir icra takibi başlatıldığı, müvekkilinin 150.000,00 TL'lik senedi ödeyip aslını teslim aldığı, davalının icra takibine koyduğu 130.000,00 TL bedelli senedin hile ile alındığı, bunun en somut kanıtının bizzat taraflar arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğu, taraflar arasında akdedilen 16.07.2014 tarihli harici inşaat sözleşmesi ve ekinde bu sözleşme ile davacının davalıya 150.000,00 TL bedelli senet verdiğine dair beyanlar bulunmasına karşın iş bu sözleşmede davacı müvekkilinin 130.000,00 TL bedelli senet verdiğine ilişkin herhangi bir ibare olmadığı, bu durumun bile başlı başına davalı tarafından hile ile elde edildiğinin ispatı olduğu, 150.000,00 TL bedelli senet ile 130.000,00 TL bedelli senet birlikte incelendiğinde davacıya bu senedin hile ile çift senet imzalatıldığı kuvvetle muhtemel olduğu iddialarıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davacı tarafın, davalı ile olan adi sözleşmeye istinaden davalıya bono verdiğini ve bedelini ödeyerek aldığını, davalının elindeki diğer bononun kendisinden hile ile alındığını iddia ederek bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından imzalanarak davalıya verilen bono nedeniyle, davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti hususundadır. Bu durumda bononun bedelsiz olduğunu ispat yükü davacıdadır. Davalı tarafından davacı aleyhine icra takibine konu edilen bononun veriliş nedeni bono metninden anlaşılamadığına göre, davacı taraf bononun verilme nedenini ve bu bonodan dolayı borçlu olmadığını belgelendirmekle yükümlü olup, davacı tarafın, takip ve dava konusu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir iddiası bulunmamakla birlikte, bononun kendisinden hile ile alındığını da dosya kapsamıyla ispatlayamadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince ispatlamayan davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/09/2020 tarih ve 2018/515 Esas, 2020/358 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.